ilk yaratılan şey nedir ? Yaratılmışların ilki

ilk yaratılan şey nedir ? Yaratılmışların ilki

Halk arasında yayılmış doğru olmayan, bozuk fikirlerden birisi de, yaratılmışların ilkinin Peygamber Efendimiz olduğu, ilk olarak onun nurunun veya ruhunun yaratıldığı iddiâsıdır. Uydurulmuş  olan ve Câbir

Hadîs’i olarak bilinen bu Hadîs’te Peygamber Efendimiz’e ﷺ‭ ‬ithâfen deniliyor ki:

”Allâh’ın ilk yarattığı şey senin peygamberinin nurudur Ey Câbir! Onu her şeyden önce kendi nurundan yarattı.” Bu tabii ki doğru olmayan, insanları yanlış ve kötü inanışa götüren uydurma bir hadîs’tir. Peygamber Efendimiz’in nurdan yaratılmadığı ve nûrânî bir varlık olmadığına dair Kur’ân-ı Kerîm’de şöyle buyrulmaktadır:

۞‭ ‬قُلْ‭ ‬اِنَّمَا‭ ‬اَنَا‭ ‬بَشَرٌ‭ ‬مِثْلُكُمْ‭  ‬۞

Manası: De ki (Ey Muhammed): ”Ben de sizin gibi beşerim.” (Fuššilet  Sûresi 6)

Suyun yaratılmışların ilki olduğuna delalet eden Âyet-i Kerîmeler ise şunlardır:

۞‭ ‬وَجَعَلْنَا‭ ‬مِنَ‭ ‬الْمَاءِ‭ ‬كُلَّ‭ ‬شَىْءٍ‭ ‬حَيٍّ‭ ‬۞

Manası: ”Allâh diri olan her canlıyı sudan yarattı.” (El-Enbiyâ’ Sûresi 30)

۞‭ ‬وَاللهُ‭ ‬خَلَقَ‭ ‬كُلَّ‭ ‬دَابَّةٍ‭ ‬مِنْ‭ ‬مَاءٍٍۚ‭ ‬۞

Manası: ”Allâh bütün canlıları sudan yarattı” (En-Nûr Sûresi 45)

Alimler bu Âyet-i Kerîmeler’i delil alarak buyurdular ki: ”Diri olan her şey sudan yaratıldıysa, diri olmayan şeylerin de hepsi sudan yaratılmıştır.” Yine Hadîs-i Şerîf’te İmam Buhârî’nin ”Sahîh”inde, İmam Beyhakî’nin ”El-Esmâ’ Ves-Sıfât” adlı kitabında rivayet ettiklerine göre Allâh rasûlü mealen şöyle buyurmuştur:  ”Ezelde Allâh vardı, O’ndan başka hiçbir şey yoktu. Sonra arş suyun üzerinde yaratıldı.

Onlardan sonra Kalem, Levhi’l Mahfûz, yedi gök, yedi yer, melekler, cinler, hayvanlar ve Âdem Peygamber yaratılmıştır.” İbn-i Hibbân’ın ”Sahîh” inde rivayet ettiğine göre Ebû Hurayra , Allâh’ın rasûlüne ﷺ‭ ‬der ki: ”Ey Allâh’ın rasûlü! Seni gördüğüm zaman nefsim hoşnut olup gözüm aydın oluyor, bana bu alemin yaratılışı hakkında bilgi verir misin?” Allâh rasûlü ﷺ‭ ‬ona mealen şöyle buyurmuştur: ”Her şey sudan yaratılmıştır.” 

Diğer Deliller

İmam ibn Hacer el-Askalânî’nin ”Fethu’l Bâri” kitabında değişik senetlerle rivayet ettiğine göre Peygamber Efendimiz mealen şöyle buyurmuştur: ”Muhakkak ki Allâh, hiçbir yaratılmışı sudan önce yaratmamıştır.” İmam Buharî’nin rivayet ettiği Hadîs-i Şerîf, suyun ve Arş’ın yaratılmışların ilkleri olduğuna dair delildir. İmam es-Suddî ve İbn-i Hibbân’ın rivayet ettikleri Hadîs-i Şerîfler ise suyun Arş’tan önce yaratıldığının delilidir. Alimlerden olan İmam Abdurrezzâk Hûd Sûresi’nin 7. Âyet-i Kerîmesi’nin tefsîrinde suyun ve Arş’ın göklerden ve yerlerden önce yaratıldığını beyan etmiştir.

Hûd Sûresi’nin 7. Âyet-i Kerîmesi’nin meâli ise şu şekildedir: ”Ve Arş, suyun üzerinde idi.” Müfessir İmam İbn-i Cerîr et-Taberî tefsîrinde bu Âyet-i Kerîme hakkında Mücâhid’in  şöyle dediğini nakletmiştir: ”Her şeyden önce su ve Arş yaratıldı.” 

Peygamber Efendimiz’in söylediği iddiâ edilen:

”Allâh’ın ilk yarattığı şey, senin peygamberinin nurudur ey Câbir, onu her şeyden önce kendi nurundan yarattı.” şu sözüne cevâben deriz ki: ”Bu, zikrettiğiniz sahîh olan üç Hadîs-i Şerîf’e muhalif olmaktadır.” Cabir’e isnat edilen, mevzû (uydurma) olan bu Hadîs’i Beyhakî’ye nispet etmek doğru değildir. Bu mevzû Hadîs aynı zamanda Abdurrazzâk’a nisbet edilmektedir. Ancak
Abdurrazzâk’ın kitabında öyle bir Hadîs yoktur.

Bilakis Abdurrazzâk tefsîrinde, yaratılmışların ilkinin su olduğunu söylemiştir. İmam Suyûtî ”El-Hâvi Lil-Fetâvâ” kitabında bu Hadîs hakkında ”İtimat edilecek bir senedi yoktur” demiştir. İmam Tirmizî’ye âit olan es-Sunen’in şerhi olan”Kûtu’l Muğtezî”de bu Hadîs’in sâbit olmadığı zikredilmiştir. Mağrib (Fas) diyârının muhaddisi olan Şeyh Abdullâh el-Ğumârî ”Murşid El Hâir li Beyan Vadi
Hadîs-i Câbir”
 adlı kitabında demiştir ki: ”Mevzû (uydurma) olan bu Hadîs’i İmam Abdurrazzâk’a nisbet etmek hatâdır. Çünkü onun kitabında ve tefsîrinde böyle bir Hadîs yoktur.”

 

Aynı şekilde asrının muhaddisi olan Şeyh Ahmed Bin es-Sıddîk el-Ğumârî ”El-Muğir Ale’l Ehâdis’l Mevdûeh Fil Câmii’s Sağîr” adlı kitabının 4. sayfasında bu Hadîs’in mevzû olduğunu ve ibarelerinde çelişki olduğunu söylemiştir. Çünkü mevzû (uydurma) olan bu Hadîs’in başında ilk yaratılan şeyin peygamberimiz olduğu iddiâsı vardır. Devamında ise kendisinden önce bir nurun olduğu anlaşılmaktadır.

Çünkü iddiâ edilen uydurma olan Hadîs’te şu şekilde geçmektedir:

”Allâh’ın ilk yarattığı şey senin peygamberinin nurudur Ey Câbir, onu kendi nurundan, her şeyden önce yarattı.” Başta diyorlar ki: ”İlk yaratılan Muhammed’in nurudur”, devamında ise: ”Onu kendi nurundan yarattı” diyorlar. Demek ki iddiâlarına göre ondan önce bir nur vardı. Eğer bundan Allâh bir nur yarattı ve bu nurdan da Muhammed’i yarattı diye anlıyorlarsa, ilk yaratılanın Muhammed’in nuru olmadığı anlaşılmış olur. Hâşâ  ”kendisinden” sözü ile Allâh’ın bir nur olduğu ve
Muhammed’in ondan bir parça olduğu iddiâ ediliyorsa bu da küfürdür. Çünkü bunda Allâh’ın bir cisim olduğu iddiâsı vardır. Bu, kişiyi İslâm’dan çıkartır. 

İkinci bir husus da Hadîs diye zikredilen sözün lafızları çelişkilidir. Oysa Peygamber Efendimiz çelişkili bir söz veya ifade kullanmaz. En fasîh kelimeleri kullanan kişi Peygamber Efendimiz’dir . Allâh-u Teâlâ bütün peygamberleri, dil sürçmesinden, kekemelikten, pelteklikten, sayıklamaktan ve insanların anlayamayacağı şekilde konuşmaktan korumuştur. 

Bu sözü bazı şahıslar kitaplarında bir şekilde rivayet etmiş, diğerleri de  kitaplarında başka bir şekilde rivayet etmişlerdir. Örneğin, ez-Zerkânî’nin lafzına daha sonra da es-Sâvi’nin lafzına bakıldığında ortaya büyük bir fark çıkmış olur. İbn-i Hacer el-Heytemî, İmam En Nevevî’nin yazmış olduğu ”Kırk Hadis” kitabını açıklarken ”Kalem’in ilkliği nisbîdir ama en-Nuri’l Muhammediye’nin ilkliği mutlaktır”demesi ve böyle bir tevîlde bulunması doğru değildir. Çünkü sahîh olan
Hadîs’e zıttır ve aynı zamanda Hadîs usulünün kuralına aykırıdır. Çünkü Hadîs ilminin kuralına göre zayıf olan bir Hadîs sâbit olan bir Hadîs’e zıt geliyorsa tevîl yapılmasının (zahiri manasından çıkarmak)  gereği yoktur. Aksine sâbit olan Hadîs’le amel edilir ve buna zıt gelen zayıf Hadîs terk edilir. Bu kâide ”Mustalah el-Hadîs” ve ”Usul el-Hadis” kitaplarında bulunmaktadır. İbn-i Hacer el-Heytemî Hadîs hâfızı olmayıp, Hadîs konusunda ”Bu Hadîs sahîhtir veya bu Hadîs zayıftır” deme ehliyeti yoktur. Yani kendi zannıyla bir Hadîs için ”Bu zayıftır ve bu sahîhtir” diyemez. 

Peygamber Efendimiz  bir Hadîs-i Şerîf’inde mealen şöyle buyurmuştur: ”Her kim hakkımda uydurma olan bir Hadîs’i başkalarına aktarırsa o kimse yalancılardan biridir.” (Muslim)

Başka bir Hadîs’inde ise mealen şöyle buyurmuştur: ”Her kim benim adıma yalan söylerse o kimse Cehennem’deki yerine hazırlansın.” (Buhârî ve Muslim) Peygamber Efendimiz’in ﷺ‭ ‬fazileti, Kur’ân-ı Kerîm’de ve sahîh olan Hadîsler’de sâbittir. Bu yüzden Peygamber Efendimiz’in ﷺ‭ ‬faziletini bildirmek için abartarak yalan söylemenin gereği yoktur. Peygamber Efendimiz ﷺ‭ ‬bundan mustağnîdir, yani buna ihtiyacı yoktur. Allâh-u Teâlâ, Onu Kur’ân-ı Kerîm’de övmüştür.

ilk yaratılan şey nedir ? Yaratılmışların ilki

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön
Exit mobile version