Mumsema islam Arsivi
Anasayfa Forum Kuralları İletişim Bugünkü Mesajlar
Geri git   Mumsema islam Arsivi >
İslam Alimleri Bölümü
> İslam Alimleri Alt başlıklar > Türk İslam Alimleri
Google
 
Kullanıcı ismi
Şifreniz
Kayıt ol Yardım Üye Listesi Ajanda Arama Bugünkü Mesajlar Bütün Forumları okunmuş kabul et

Cevapla
 
Konu Araçları
Alt 06-30-2008   #1
Bilgiler
Özel Üye
 
Bilgiler
Üyelik tarihi: May 2007
Nerden: gölbaşı
Mesaj: 909
İtibar
Tecrübe Puanı: 10
Rep Puanı : 730
Rep Derecesi :
@hmet Farkına varılacak bir görkem@hmet Farkına varılacak bir görkem@hmet Farkına varılacak bir görkem@hmet Farkına varılacak bir görkem@hmet Farkına varılacak bir görkem@hmet Farkına varılacak bir görkem@hmet Farkına varılacak bir görkem
@hmet RSS Feed
Standart Cübbeli Ahmet Hocaefendi kimdir?



Cübbeli Ahmet Hocaefendi kimdir?




Baba Yusuf ÜNLÜ anlatıyor:

“Ahmet, 27 Şubat 1965 yılında Fatih Çarşamba’da dünyaya geldi Ahmet’in doğduğu ve çocukluğunun geçtiği ev, İsmailağa Camisi’ne çok yakındı O, henüz üç yaşlarında iken benimle birlikte İsmailağa Camisi’ne gidip gelmeye başladı O kadar küçüktü ki, bazi cami cemaati, Ahmet’i camiye getirmememi istiyordu “Bu yaşta çaocuk, camiye getirilir mi?” diyorlardı Ezan okunduğunda evden çıkmamla beraber peşime takılır, beraberce camiye giderdik

İsmailağa Camii o zamanlar bu derece yoğun ilgi odağı değildi Mahmut Hocaefendi’nin cemaati bugünkü gibi olmadığı için, namaz sonlarında onunla oturup mihrapta muhabbet eder, beraberce camiden çıkardık

Yine bir gün namazdan sonra camien, Mahmut Efendi ile brilikte çıkıyorduk Karlı bir hava vardı ve eski İsmailağa Camisi’nin merdivenleri buz tutmuştu Efendi Hazretleriyle beraber merdivenlerden iniyorduk Yaklaşık olarak dört yaşlarında olan Ahmet’te yanımızdaydı Ahmet bir anda elimden fırladı, o buzlu merdivenlerden kayarak yere düştü Ben o sırada Ahmet ‘i tuttum ve ona sitem ettim Sitem edince ,
Efendi Hazretleri dedi ki :
-Sen ona fazla kızma, onun terbiyesini bize bırak, zira biz ona gerekli terbiyeyi öğretiriz, dedi İsmailağa Camii Şerifi Ahmet’in ikinci evi olmuştu Efendi Hazretleri’nin de manevi himayesine girmişti Evde olmadığı zamanlarda başka yerde aramamıza gerek yoktu, biliyorduk ki Ahmet Camidedir


Cübbeli Lakabı

O zamanlar caminin karşısında terzi Fahri Efendi vardı Fahri Efendi, bizzat Efendi’nin hizmetinde bulunurdu Küçük Ahmet ilk ilim tahsilini Fahri Efendi’den aldı Fahri Efendi’nin de küçük Ahmet’in Yaşlarında bir oğlu vardı, bir de aynı mahallede bir doktor komuşuları vardı, onun da aynı yaşlarda bir oğlu vardı Bu üç çocuğa Fahri Efendi ders vermeye başlamıştı İşte küçük Ahmet ‘in ilk ilim tahsili bu şekilde başlamış oldu

Küçük Ahmet o dönemlerde cübbe ve sarığa çok meraklıydı, annesinin nazmazlığını alıp başına sarar, namaz kılardı Kibrit kutusundan cami yapar, çöplerinden de cemaat yapar ve onlara namaz kıldırırdı Fahri Efendi’den ders aldıkları sırada, doktorun oğlunun da adının Ahmet olması üzerine, Fahri Efendi bu iki çocuğa hitap etmede karışıklık olmasın diye, Bizim Ahmet’e “Cübbeli Ahmet” ismini koydu O gün bugündür, Ahmet Hoca “Cübbeli Ahmet “ diye anılır oldu

Küçük Ahmet çocukluk yaşlarından itibaren cübbe giymeye başladı, o zamanlar cübbe şalvar giyilmediğinden bu kadar küçük bir çocuğun cübbe giymesi çevrede dikkat uyandırıyordu

____________________________________
Dedesinin etkisi


Ahmet’in yetişmesine ve manevi iklimlerde dolaşmasına dedesi Cahit Beyin de çok büyük katkıları olmuştu Dede Cahit Bey torununa geçmiş ümmetlerin kıssalarını, Peygamberimiz Sallelahü Aleyhi ve Sellem’in hayatını ve geçmiş büyüklerin menkibelerini anlatırdı Ahmet, dedenin bu anlattıklarını büyük bir dikkatle dinler, ara sıra dedesine sorular sorardı Bazen dedesinin anlattıklarının etkisinde kalır, duyduklarını uygulamaya çalışırdı

Küçük Ahmet, akranlarından çok farklı hareketler içinde olup, araştıran ve çok soru soran bir karakter sergiliyordu Kendinden büyükleri muhatap alır, onlarla konuşur, sorular sorar cevaplarını almaya çalışırdı

Oyun oynadığı arkadaşları kendisinden büyük olmasına rağmen, her oyunda arkadaşlarına öncülük ederdi, o tarihlerdeki bu hareketleri onun ileride bir lider olacağının habercileri idi Bir gün ağlayarak eve gelir
Annesi:
- Oğlum niçin ağlıyorsun? diye sorar
- Arkadaşlarım bana sünnetsiz diyorlar, ben sünnet olacağım
Annesi durumu izah etmeye çalışmışsa da, küçük Ahmet ikna olmuşa benzemez

Evde kimsenin olmadığı bir gün; Ahmet, sünnetçi Sadettin Efendi’yi eve getirmiş ve sünnetini yaptırmış Annesi eve geldiğinde bir süprizle karşılaşır, Ahmet sünnet olmuş yatıyor, sünnetçi Saadettin Efendi’de baş ucunda bekliyor”


Okul Yılları

Okul çağına geldiğinde, bir taraftan Kur’an Kursuna devam ediyor, diğer taraftan da Yavuz Selim İlkokulu’nda öğrenimine devam ediyordu İki tarafı da başarı ile devam ettiriyordu Ahmet, ilkokul dördüncü sınıfta okuyordu Annesi küçük Ahmet'in okula gitmediğini, bazı günlerde okuldan kaçarak İsmailağa Camisi’ne gittiğini tespit eder Durum baba Yusuf Ünlü’ye bildirilir Baba oğlunu karşısına alır ve niçin okula gitmediğini sorar

Ahmet’in cevabı enteresandır
- Okula gidiyorum, bazen erken çıkıp camiye gidiyorum Okulda bana öğretilenleri biliyorum, öğrenmek istediklerimi camide öğreniyorum

Baba Yusuf Ünlü anlatıyor:

- "Bir gün Yavuz Selim İlkokulu’na gittim, Ahmet’in öğrenimi hakkında öğretmenlerinden bilgi alacaktım Okul müdürü Ahmet’in ders hocasını çağırdı ve bizi hoca hanım ile tanıştırdı Ben hoca hanıma Ahmet’in durumu hakkında bilgi almak için geldiğimi söyledim ve Hoca Hanıma:
- Edindiğim bilgiye göre Ahmet’in okula devamsızlığı varmış dedim
Hoca Hanım bana:
- Sizin yanlışınız var, o okula her gün geliyor, dedi Ben annesinin şikayetçi olduğunu, hatta bugün sıkı tembihte bulunduğumu söyleyince,
Hocası:
- Ahmet okula geliyor, isterseniz buyurun sınıfıma gidelim, çocuklarla konuşun, dedi Bunun üzerine biz de sınıfa gittik, hoca hanım beni çocuklara tanıttı:
- Mahmut’un babası gelmiş, dedi çocuklara Okulda ona Mahmut diyorlardı Çocuklar hep bir ağızdan:
- Hocamızın babası diye yüksek ses ile bağırdılar
O sırada beni hayli duygulandıran bir hadise oldu Bir çocuk gelerek, benim pardösümden tuttu ve bana:
- Amca! Mahmut var ya, bana Allah’ı, Peygamberi tanıttı dedi
Hoca Hanım diğer çocuklara, Mahmut’tan memnun olup olmadıklarını, okula devam edip etmediğini sorduğumu söyledi Gene çocuklar hep bir ağızdan:
- Memnunuz, o bizim hocamız diye bağırmaya başladılar
Hoca hanım bana :
- Mahmut’un devamsızlığı yok ama, çok konuşuyor Bütün çocuklara burada din dersi veriyor, oğlum sus diyorum, biraz susuyor sonra gene başlıyor anlatmaya dedi”
_______________________________________
Baba Yusuf Ünlü’yü dinlemeye devam edelim:


- “Ben o yıllarda, şimdi rahmetli olmuş ismini vermek istemediğim bir hoca efendinin sohbetlerine katılır, ses kasetlerini eve getirir, ailece hoca efendinin sohbetlerini teyp kasetinden dinlerdik Yine bir gün evde hoca efendinin vaaz kasetini dinliyorduk, Ahmet’e:
- Gel evladım sende dinle, hoca efendi ne güzel vaaz ediyor dedim Biraz dinledikten sonra Ahmet’in bize verdiği cevap hepimizi şaşkına çevirdi:
- Bu hoca anlattığı ile amel etmiyor baba dedi Neden? diye sordum:
- Yok! Bu anlattığı ile amel etmez dedi ve koşarak evden çıktı
Aradan zaman geçti, okullar tatile girdi Ailece tatil yapmak için Yalova Termale gittik Tevafuk bu, orada bu hoca efendi ile karşılaştık Ben, Ahmet’e hocanın elini öpmesini söledim, bunun üzerine gelip hocanın elini öptü ve hocaya dedi ki :
- Hocam, çok güzel konuşuyorsunuz maşallah, babam bir kasetinizi dinletti, çok güzel konuşuyorsunuz ama, anlattıklarınız ile niçin amel yapmıyorsunuz? diye sordu Hoca bir anda böyle bir soru ile karşılaşacağını beklemediğinden çok şaşırdı ve :
- Evladım: neyi yapmıyorum ? dedi
- Sizin buraya gelmeniz hata, böyle bir ortamda bulunmamanız gerekir, çünkü siz İslam’ı temsil ediyorsunuz, dedi”

İlk Vaazı

Ahmet ilkokulun dördüncü sınıfındaydı Yaz tatilinde babası ile birlikte memleketlerine giderler Küçük Ahmet okul hayatının dışında sarık sarar, cübbe ve şalvar pantolon giyerdi Babası memleketlerine giderken yeni bir takım elbise alır ve oğluna zorla da olsa takım elbise giydirir İstemeyerek de olsa Küçük Ahmet babasının aldığı yeni elbiseleri giyerek ailece memleketlerinin yolunu tutarlar Annesi Ahmet’in ahlakını bildiği için her ihtimale karşı bir takım cübbe ve şalvar pantolonu da yanına alır

Uzun bir yolculuktan sonra memlekete varılır Küçük Ahmet rahatsızlanır, bir hafta evden dışarı çıkmaz Anne oğlunun rahatsızlığının teşhisini koyar Küçük Ahmet cübbe giymediği için hastadır ve bu yüzden evden dışarı çıkmamaktadır Durum babaya anlatılır, baba da durumu oğluna sorar, Ahmet ses çıkarmaz ama babasının babasının istediğini giyebileceğini söylemesi üzerine yüzünde tatlı bir tebessüm belirir Üzerinde ki elbiseleri çıkarır, cübbe ve şalvar pantolonu giyer, sarığı da başına sardıktan sonra hastalığından eser kalmaz

Babasına der ki:
- Baba benim kıyafetime karışma, ben cübbeyle ve şalvarla rahat ediyorum Takım elbiseyi giymektense, hasta olmak daha iyidir

Baba Yusuf Ünlü anlatıyor:

- “Beldemizin müftüsü ile iyi bir dostluğumuz vardı Bir gün müftü efendi ile sohbet ederken Ahmet’ten bahsettim Sohbetimiz esnasında söz döndü dolaştı vaazlara geldi Ahmet’in bu hafta camide vaaz edebileceğini söyledim Müftü efendi bu teklifimi kabul etti Akşam durumu Ahmet’e anlattığımda sadece tamam dedi Ertesi günü namazdan bir saat önce Ahmet’i alarak müftüyü makamında ziyaret ettik Müftü daha büyük birini beklediğinden küçük Ahmet’i görünce şaşırdı:

 

@hmet isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 06-30-2008   #2
Bilgiler
Özel Üye
 
Bilgiler
Üyelik tarihi: May 2007
Nerden: gölbaşı
Mesaj: 909
İtibar
Tecrübe Puanı: 10
Rep Puanı : 730
Rep Derecesi :
@hmet Farkına varılacak bir görkem@hmet Farkına varılacak bir görkem@hmet Farkına varılacak bir görkem@hmet Farkına varılacak bir görkem@hmet Farkına varılacak bir görkem@hmet Farkına varılacak bir görkem@hmet Farkına varılacak bir görkem
@hmet RSS Feed
Standart --->: Cübbeli Ahmet Hocaefendi kimdir?



- Bu daha çocuk, nasıl vaaz edecek? Buralar ufak yerlerdir, dedikodu ve söylenti çok olur dedi Müftü efendi şaşkınlığını üzerinden atmadan, hangi konu hakkında vaaz edeceğini sordu
Küçük Ahmet:
- Allah ne söyletirse onu söyleyeceğim, hazırlığım yok, içimden geldiği gibi konuşacağım, dedi Bunun üzerine müftü:
- Peki hiçbir mevzu düşünmedin mi? diye sorunca, Ahmet:
- Babamın söylediğine göre , bu memlekette içki, kumar ve faiz çok ileri derecedeymiş Biraz bunlardan bahsedeceğim Bunun üzerine müftü efendi:
- Ben bunu kürsüye çıkarmayayım , mihraptan konuşsun, zira bir yanlış olursa ben hemen müdahale ederim, dedi

Hep beraber camiye gittik Ahmet mihraptan vaazına başladı, cemaat pür dikkat dinliyordu, herkeste bir şaşkınlık vardı, bu yaşta bir çocuğun bu şekilde vaaz edebileceğini düşünemiyorlardı Vaazı bitirdi, namazı kıldık, çıkarken başta müftü efendi olmak üzere, bir çokları tebriklerini beyan ettiler”

Kendini Tamamen İlme vermesi

İlkokul bittikten sonra, Fatih Koleji’nde orta öğrenime başladı Bütün ağırlığını, Kur’an kursunda Kur’an ilmini öğrenmeye ayırdığı için, kolejdeki derslerine hiç çalışmaz ve ilgilenmezdi, sadece iş olsun diye koleje gidiyordu Kolejle ilgilenmemesine rağmen yine de birinci sınıfı birincilikle bitirdi

Fatih Koleji’nde: Cuma günleri sınıftaki arkadaşlarını bir araya toplar, hep beraber Cuma namazına getirirdi

Küçük Ahmet artık büyümüştü Fatih Koleji’nin ikinci sınıfına başlamıştı ki, zaten istemeyerek gittiği okulunu bırakmaya karar verdi Konuyu önce annesine, arkasından da babasına açtı Her ikisinden de destek görmedi Fakat o bir defa kafasına koymuştu , okulu bırakacaktı ve düşündüğünü de yapmakta geçikmedi Okulunu bıraktı O Kur’an ilmini öğrenecekti, büyük bir İslam Alimi olacaktı Tek ideali buydu, bunun için gücünün yettiği kadar çalışacaktı Ailesine kararını bildirdi, ailesi Ahmet’in kararlılığı karşısında, aldığı karara evet demekten başka bir yol göremediler

Bundan sonra Ahmet bütün yoğunluğu ile İsmailağa Kur’an Kursu’ndan ders almaya başladı Ona gündüzler yetmiyor, gecelerde çok kısa geliyordu Uykuyu yok denecek kadar kısa uyuyordu Bu şekilde birkaç yıl geçti Bu arada İstanbul’daki ilk vaazını Yavuz Selim Camii’sinde verdi Cami hınca hınç dolu idi Cübbeli Ahmet Hoca ilk sohbetinde dinleyenleri mest etmiş, gelecekte büyük kalabalıklara hitap edeceğini , yüz binlerin gönlünde sempati alanı oluşturacağının sinyallerini veriyordu

Cübbeli Ahmet Hoca bir yandan ilim tahsilini sürdürüyor, bir yandan vaazlara devam ediyordu Sohbetler o derece etkili oluyordu ki her geçen gün Cübbeli Ahmet Hoca’nın ünü yayılıyor, değişik vilayetlerden davet alıyordu O, sohbetlerden çok tahsilini düşündüğü için, bu davetleri geri çeviriyor Bütün gücüyle ilim tahsiline devam ediyordu

Ders aldığı hocaları ile küçük problemleri oluyordu, Ahmet’in ders temposuna diğer talebe arkadaşları yetişemediğinden, o diğer arkadaşlarını beklemek zorunda kalıyordu O istiyordu ki, dersleri hiç aralıksız alayım ve bir an önce diğer derse geçeyim Cübbeli Ahmet Hoca’nın bu temposuna ne hocaları, ne de talebe arkadaşları ayak uyduramadığından bazen küçük anlaşmazlıklar çıkıyordu

Bir gün Rize’den İsmailağa’ya bir hoca geldi Bu hoca talebelerin birkaç dersine girdi Hocanın ders vermesi Ahmet’in çok hoşuna gitmişti Fakat bu hoca birkaç gün sonra tekrar memleketine geri dönecekti Hocanın ders verme metodu Ahmet’i çok memnun etmişti İşte bana ders verecek hoca diyordu Buradaki dersler Ahmet’e yetişmiyor, o hızlı ve seri ders almayı istiyordu

Bu münasebetle:
- Buradaki hocalar bana istediğim dersi vermiyorlar, beraber ders aldığım talebeler bir dersi üç günde alıyorlar, ben onlar için üç gün bekliyorum Halbuki ben bu dersi iki saatte alıyorum Ben bu hoca ile Rize’ye gideceğim, demişti

________________________________
İlim Tahsili için Gurbet Yılları

Küçük tartışma ve itirazlar tatlıya bağlanır, bütün hazırlıklar yapılır ve Cübbeli Ahmet Hoca , geçmiş meşayıhtan miras olarak kalan ; okumak için gurbete çıkma geleneğini yerine getirmek için yola çıkar Bunun , geçmiş büyüklerin şiarı olduğunun bilincinde olup olmadığını bilmiyoruz Bildiğimiz bir şey varsa o da, daha iyi ilim tahsili yapacağına inandığı için, ailesinden, barkından ayrılmayı göze aldığıdır

Manevi babam dediği, gönülden bağlı olduğu, küçüklüğünden bu yana manevi Himayesinde olduğu Mahmut Hocası’ndan izin almadan ilim tahsiline gitmesi hiç mümkün mü? O da gönlünün sultanına sorar

Efendi Hazretleri:
-“Mesele ilim tahsili olduğu için bir şey diyemiyorum, bizimde rızamız gitmesi yönündedir” Cübbeli Ahmet Hoca hiç tanımadığı bir ortamda, kendisini gece gündüz ilim tahsiline verir

Buradaki hocası Ahmet’in bu azmi karşısında hayretten hayrete düşer Gece gündüz demeden çalışmalarını sürdürür, zaman olur takıldığı bir konu için gecenin ilerlemiş saatini düşünmeden hocasına müracaat eder, hocası uykuda ise kaldırır, takıldığı yerin cevabını alırdı

Cübbeli Ahmet Hoca iki yıla yakın bir süre, geceli gündüzlü çalışarak ilim tahsilini sürdürür Nihayet orda öğrenmesi gereken ilimleri öğrenir ve hocalık icazetini alarak İstanbul’a döner

Hocalık icazetinden sonra da, İstanbul da hafızlığa başlar Dört ay gibi bir zamanda da hafızlığını tamamlar Cübbeli Ahmet Hoca, artık hem hoca, hem de hafızdır

Dönüşünde Efendi Hazretleri’nin elini öper, artık şimdi kendisi de hocalık yapacak ve talebe okutacaktır Efendi Hazretleri onun için der ki:

-“ Bu çocuğun ilmi vehbidir Çok okumakla bu ilim elde edilmez Ahmet bu ilmin farkında değil”

Efendi Hazretleri Ahmet’e yakın ilgi gösterir, bu ilgi az da olsa bazı kıskançlıklara Sebep olur Ahmet’in mütevazılığı ve alçak gönüllülüğü bu küçük problemlerin kolayca çözülmesini sağlar Hocalık ve hafızlıktan sonra , kendisini ilmi araştırmalara verir Gündüzleri gecelere katarak araştırmalarını genişletir Sabah namazlarına kadar çalışır Araştırma ve okuma istediğinden dolayıdır ki, çok geniş bir kütüphaneye sahip olur Aynı yıl yani, 1983 yılında 17 yaşında hacca gider
________________________________
Ahmet hacca gidip geldikten sonra, İsmailağa’da bazı hocalardan dersler almaya devam etmekle kalmadı aynı zamanda, “Tillo’da yetişmiş bazı büyük alimlerden dersler aldı Ahmet Hoca hem kendisi alıyordu, bir taraftan da kendisi talebe yetiştiriyordu Ahmet Hoca bütün yaşamını ilim tahsiline ayırmıştır Babası Yusuf Ünlü’nün işleri çok iyi durumdadır Devrin en çok kazanan sanayicileri arasında bulunmaktadır Babasını ekonomik dururmunun bu derece iyi olması Ahmet Hoca’yı hiç ama hiç etkilememektedir Bu konuda zaman zaman eleştirilere uğrar:

“Babanın durumu son derece iyidir Sen ise kendini kurslara kapatmış ilim öğrenip, ilim öğretmekle meşgul olmaktasın” Cübbeli Ahmet Hoca bu eleştirilere çoğu kez kulak tıkar, çok ısrar edenlere de “Biz yolumuzu bulmuşuz: Bizim yolumuz Allah ve Resulünün yoludur, dünya işleriyle bir alakamız yoktur”

Cübbeli Ahmet Hoca’nın ilim tahsilini tamamlamasına rağmen araştırmaları devam etmektedir İslami ilimleri en detayına varıncaya kadar öğrenmek ve öğretmek amacındadır Bu noktada Mahmut Efendi Hazretleri’nin; “ Cübbeli gibi ibare okuyan bir hoca görülmedi” sözü onun üstün zeka ve ilim öğrenmedeki gayretini açıklamak için yeterlidir

Cübbeli Ahmet Hoca’nın bu insan üstü gayret ve başarısı, bazı küçük kıskançlıkla da sebebiyet vermektedir Bazen bu kıskançlıkların dozunun arttığı olmuştur Bu durumlarda Efendi Hazretleri olaya müdahale eder ve işi yatıştırırdı

Cübbeli Ahmet Hoca bu arada eş dost arasındaki küçük küçük vaazlar etmeye başlamış, bu vaazları dinleyenler arasında çok beğenilir olmuştu Bugün yaşı br hayli ilerlemiş olmasına rağmen kendisini ziyaret ettiğimiz Hüseyin Efendi’den(Hüseyin Hekimoğlu) Cübbeli Hoca’nın sohbetlerini ilk dinleyenlerden olduğu için bilgi aldık

“Bundan on beş veya yirmi yıl önceydi, vakit namazını kılmak için Fatih’te girdiğim bir Cami de namazdan sonra çocuk denecek yaşta bir hoca kürsüye çıkarak vaaz etmeye başladı Dikkatimi çekti, dinelemeye başladım… Bu sohbet sıradan bir sohbet değildi, bu çocukta enteresan bir durum vardı, sohbeti beni çok etkilemişti Sohbetin bitiminde kendisini tebrik ederek Rabbimin nazardan koruması için dua ettim Bir daha ne zaman sohbet edeceğini sordum… O gün bu gündür Hoca Efendi’nin sohbetlerini dinlerim… Allah ondan razı olsun, biz ondan çok şeyler öğrendik ve istifade ettik”

Cübbeli Ahmet hoca’nın ara sıra bazı muhitlerde sohbetlerde bulunması, onun şöhretinin artmasına sebep oldu Bir defa onu dinleyen bir daha dinlemek istiyordu Böylece her geçen gün çevresindeki sempati alanı gelişti Çevresindeki halka genişledikçe, hergeçen gün değişik semt ve illerden davet alamaya başladı Artık Cübbeli Ahmet Hoca hem ilim tahsili yapıyor, hem de talebelerine ders veriyor, hem de akşamları değişik bölgelerdeki davetlere icabet ederek sohbetler yapıyordu Cübbeli Ahmet Hoca’nın yaşının küçüklüğüne rağmen sohbetlerinde üzerinde durduğu;

“Allah ve Resulünün rızasını kazanmak, onların gittiği yoldan giderek, insanlığı ebedi saadete ulaştırmak Toplumun baş belası olan içki, kumar ve fuhşiyata karşı insanları uyarmak Vatan ve millet sevgisini insanlara aşılamak…Toplumun ahlak yapısını bozacak, insanları rahatsız edecek hareketlerden uzak durulması, inanların birbirinin kardeşi olduğu, beşeri ilişkilerde bu kardeşlik duyguları ile birbirlerine karşı hareket etmeleri gerektiği… Gibi konulardır Ömrünü insanların dünyevi ve uhrevi mutluluğuna adayan bir gönül dostu olmuştur
_________________________________

Yaşantısı bu yoğun tempoyla devam ede dursun, bir yandan askerlik çağı yaklaşmaktadır Her Türk genci gibi Vatan vazifesini sabırsızlıkla beklemekte, Bu kutsal vazifeyi bir an önce yapmak istemektedir Askerlik hazırlıkları yapılmaya başlandığı sıralarda, bir gün bir sohbette baş dönmesi yaşar Aynı günün gecesinde eve geldiğinde baygınlık geçirir Doktora gidilir : Doktor yorgunluktan olduğu yönünde teşhis koyar Fakat aradan geçen günlerde rahatsızlığı devam eder ve her geçen gün biraz daha artar Çok daha detaylı bir sağlık kontrolünden geçmesi gerekmektedir Tam teşekküllü bir sağlık merkezinde yapılan kontrollerde, sonuç hiç de iyi değildir Hoca Efendi’ye teşhis koyulur “ İleri seviye şeker” Ahmet Hoca şeker hastasıdır, şeker 450 ve üzerine çıkmaktadır Bu durum karşısında tedaviye ve tedbirlere baş vurulur Ahmet Hoca’nın bütün yaşantısı alt üst olmuştur Ahmet Hoca hastalığına rağmen programının aksatma taraftarı değildir Yakınlarının ısrarlarına rağmen yoğun temposuna devam eder

Bu arada askere de gitmek istemekte fakat doktorları bu şekilde askerlik yapamayacağını söylemektedirler Bu arada muayene için gittiği askerlik şubesi, onu askeri hastaneye gönderir Askeri hastanede yapılan muayenesinden sonra heyet şu sonuca varır: “Ahmet Mahmut Ünlü bu haliyle askerlik yapamaz” Bu sonuç Ahmet Hoca’yı son derece üzmüştür fakat, elden pek bir şey gelmez

Cübbeli Ahmet Hoca Efendi’nin sohbetleri tüm ülke sathına yayılmaya başlamıştır Her gün değişik bölgelerden davetler gelmekte, Hoca Efendi bu davetlere mümkün mertebe cevap vermeye çalışmakta, bir çoğuna da zaman darlığından yetişemeyerek geri çevirmektedir

Cübbeli Ahmet Hoca’nın sempati alanının genişlemesi ve ilginin artması beraberinde bazı sorunları, talepleri de beraberinde getirir Bu geniş Kitlenin oluşturduğu ilgi alanına değişik ihtiyaç sahipleri de girmeye başlamıştır Bunlar fakir, geçim darlığı çekenlerden tutun, okumak için memleketini terk ederek İstanbul’a gelen öğrencilere yardıma kadar… Öğrencilere bursdan, hayır kurumlarının yardım talebine kadar bir çok istekle karşı karşıya kalmaktadır

Bu yoğun ilgi ve talep Ahmet Hoca’yı arayışa iter Nihayet yakın çevresiyle Yaptığı istişareler sonucunda merkezi Fatih İlçesinde olmak üzere bir vakıf kurulmasına Karar verilir Bu karardan kısa bir süre sonra ”Fatih Hak Ve Hizmet Vakfı” kurulur 1990 yılların başında kurulan ve faaliyete geçen vakıf kısa zamanda tüzüğüne uygun çok büyük hizmetler yapar Binlerce ihtiyaç sahibi vakfın imkanlarından faydalanır

Vakıf ilmi faaliyetlerde de bulunur, değişik ülkelerden gelen ilim adamlarını alırlar, onların ülkemizde bulunduğu sürelerdeki ihtiyaçlarını karşılar Ahmet Hoca vakfı tüm insanlığın hizmetine sunmak, her ne ihtiyacı olan olursa olsun, bu kapıya gelenin boş geri çevrilmemesi prensibi ile hareket eder Hatta vakfın imkanlarının kafi gelmediği zamanlarda, Babasının imkanlarının vakıf için seferber ettirdiği birçoklarınca bilinen bir gerçektir Ahmet Hoca vakfın idare heyetine derki;

“Bu kapıya gelen boş geri çevrilemeyecektir

Fikir Yapısı

Bütün vaaz’u nasihat ve sohbetlerinde; Ehli Sünnet çizgisinin dışına çıkmamış, Dindeki hurafe ve bidatlarla mücadele etmeyi kendine şiar etmiş bir İslam Alimidir Bu noktadaki tavrı yüzünden zaman zaman kimliği belirsiz illegal güç odaklar tarafından tehdit edildiği de olmuştur Bu konuda yakın çevresi Hoca’yı uyarır, biraz daha temkinli hareket etmesini ister O bu uyarılara ; “ Hasbunallahi veni’mel vekil” demektedir

Ülkemizin milli birlik ve bütünlüğünü ehemmiyetle gözeten, bu konuda görev yapan Müslüman vatan evlatlarına dualarını hiçbir zaman eksik etmediği gibi, bütün sevenleri de bu yönde yönlendirmektedir

Şiddetin her türlüsüne karşı olmuş, bu konuda çevresine uyarılarda bulunmuş, özellikle provokosyonlara karşı sempatizanlarını uyarmıştır Bunun en son örneği de tutuklanması esnasında yaşanmıştır Yakın çevresinde bulunanlara, altını çizerek söylediği:

“Hiçbir yanlış harekete müsaade etmeyin, sevenlerimizi kışkırtmak isteyenler olabilir, onlara söyleyin her hangi bir kışkırtma ve provakoya gelmesinler”

Başına gelen bu musibet ve iftiralar için de söylediği sözler onun ne derece yüksek makam sahibi olduğunu göstermektedir:

“Vela için bela, zehep için lehep gibidir, Kişi dinindeki sağlamlığına göre imtihan olunur Dinin de sıkı olana büyük bela, zayıf olana ise küçük musibetler gelir” İşte Alimin teslimiyeti böyle olur

Dünya İşleri Ve mal varlığı

Cübbeli Ahmet Hoca’nın ömrü boyunca dünya işleri ile hiç alakası olmamıştır Hayatı boyunca hiçbir dünyevi ticaretin içinde veya yanında olmamış 1997 yılına kadar babasının kazancı ile geçimini sağlayan Ahmet Hoca, 1997 yılın da babasının işlerinin bozulması ve iflas etmesi neticesinde bir ara çok sıkıntılı günler geçirdi 1997 den sonra bizzat kendisinin kaleme aldığı risalelerin geliri ile geçimini sağlamaktadır Basında yazıldığı üzere ; bir semtte lüks daireleri, bir başka yerde ticarethanesi, bir başka yerde vesaire tamamı uydurma ve yalandır

Sohbetlerinden dolayı birçok defa adli takibata uğrar, bu adli takibatlar neticesinde ya beraat eder veya takipsizlik kararı alır Bunca yıldır yaptığı sohbetler neticesinde defalarca adli takibata uğramasına rağmen hiçbirinden hüküm giymemiştir

Emniyet birimlerinin her davetine icabet etmiş, gerek emniyeti gerekse adli makamları aldatma, yanıltma veya oyalama yoluna hiçbir zaman teşebbüs etmemiştir

 

@hmet isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 06-30-2008   #3
Bilgiler
Moderatör
 
Bilgiler
Üyelik tarihi: Nov 2007
Nerden: istanbul
Mesaj: 1,820
İtibar
Tecrübe Puanı: 20
Rep Puanı : 1578
Rep Derecesi :
dilek Mükemmel bir geleceğe sahip.dilek Mükemmel bir geleceğe sahip.dilek Mükemmel bir geleceğe sahip.dilek Mükemmel bir geleceğe sahip.dilek Mükemmel bir geleceğe sahip.dilek Mükemmel bir geleceğe sahip.dilek Mükemmel bir geleceğe sahip.dilek Mükemmel bir geleceğe sahip.dilek Mükemmel bir geleceğe sahip.dilek Mükemmel bir geleceğe sahip.dilek Mükemmel bir geleceğe sahip.
dilek RSS Feed
Standart --->: Cübbeli Ahmet Hocaefendi kimdir?



Allah cc razı olsun hocamızın hayatını daha öncede okumuştum

sohbetlerini radyodan sürekli takip ediyorum

 

dilek isimli Üye şuanda  online konumundadır  
Alt 06-30-2008   #4
Bilgiler
Üye
 
Bilgiler
Üyelik tarihi: Apr 2008
Mesaj: 58
İtibar
Tecrübe Puanı: 1
Rep Puanı : 110
Rep Derecesi :
zahid89 Yakında ünlü olacaktır.zahid89 Yakında ünlü olacaktır.
zahid89 RSS Feed
Standart --->: Cübbeli Ahmet Hocaefendi kimdir?



ALLAH hocadan razı olsun ondan çok şey öğrendik

 

zahid89 isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 07-25-2008   #5
Bilgiler
Moderatör
 
Bilgiler
Üyelik tarihi: Mar 2007
Nerden: çâн-ı уυѕυƒ
Mesaj: 4,721
İtibar
Tecrübe Puanı: 51
Rep Puanı : 3830
Rep Derecesi :
Yusuf Çok ünlü.Yusuf Çok ünlü.Yusuf Çok ünlü.Yusuf Çok ünlü.Yusuf Çok ünlü.Yusuf Çok ünlü.Yusuf Çok ünlü.Yusuf Çok ünlü.Yusuf Çok ünlü.Yusuf Çok ünlü.Yusuf Çok ünlü.
Yusuf RSS Feed
Standart --->: Cübbeli Ahmet Hocaefendi kimdir?



Allah razı olsun hocamızdan

daha ufakken sohbetlere başlamış

cematinin büyük olmasını efendi hazretlerinin duasına bağlıyo ama

şöyle dua; müşterin bol olsun !

 

Yusuf isimli Üye şuanda  online konumundadır  
Alt 11-26-2008   #6
Bilgiler
Özel Üye
 
Bilgiler
Üyelik tarihi: Apr 2008
Nerden: İsTaNbUl
Mesaj: 1,477
İtibar
Tecrübe Puanı: 15
Rep Puanı : 831
Rep Derecesi :
gülemuhtaç Farkına varılacak bir görkemgülemuhtaç Farkına varılacak bir görkemgülemuhtaç Farkına varılacak bir görkemgülemuhtaç Farkına varılacak bir görkemgülemuhtaç Farkına varılacak bir görkemgülemuhtaç Farkına varılacak bir görkemgülemuhtaç Farkına varılacak bir görkem
gülemuhtaç RSS Feed
Standart --->: Cübbeli Ahmet Hocaefendi kimdir?



Allah razı olsun hocamdan

suhbetleri çok etkiliyo


 

gülemuhtaç isimli Üye şuanda  online konumundadır  
Cevapla
Tags: , , ,

M. İslamoğlu'na C. Ahmet Hoca hakkında sorulan sual | Mahmut Efendi (K.S.)

Konu Araçları


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cvp son Mesaj
Mahmud Esad Coşan Hocaefendi (indir) @hmet Sesli ve Görüntülü Sohbet ve Vaazlar 6 bir Hafta önce 19:43 PM
cübbeli ahmet hoca (sohbetleri 2008)yeni usare Sesli ve Görüntülü Sohbet ve Vaazlar 12 2 Hafta önce 10:01 AM
Mü'min kimdir, Münafık kimdir? mumé itikat / İman soru ve cevapları 3 3 Hafta önce 23:48 PM
Bir Kur'an Sevdalısı: Şahin Yılmaz Hocaefendi... ihramlı Risale-i Nur 0 12-19-2007 19:40 PM
Cevat Akşit Hocaefendi ile söyleşi İnşirah Sohbet & Muhabbet 1 05-29-2007 13:19 PM

Frmacil | Yudumla | Dantel | Klup | Orgu | Oya | Derya TOPlist Saat 01:22 AM.


Powered by vBulletin® Version 3.6.11
Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Forum Etiketleri

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299