Mumsema islam Arsivi

Geri git   Mumsema islam Arsivi > İslam Alimleri Bölümü > İslam Alimleri Alt başlıklar > Türk İslam Alimleri

Forum Alev


Mahmut Samİ RamazanoĞlu 'dan ile ilgili Benzer Konular
768 Kez Görüntülendi

“o Hazret-İ Samİ’dİr” Mahmut Samİ RamazanoĞlu Hazretlerİ
Tevazu abidesi: MAHMUD SAMİ EFENDİ (KS)
Mahmut Samİ RamazanoĞlu
SAMİ YUSUF_ anam kaliteli mütiş bir kılip mutlaka alın
Mahmut Efendi (K.S.)
Cevapla
 
Konu Araçları
Alt 21-03-2007   #1
 
Standart Mahmut Samİ RamazanoĞlu 'dan


Mahmut Samİ RamazanoĞlu 'dan Mumsema İslam Arşivi Mahmut Samİ RamazanoĞlu 'dan
Ümmet-i Muhammed ve Şefaatçileri
Yazar: M Sami Ramazanoğlu (ks)



Birgün, Rasûlullah (sav), Hz Ebûbekir, Hz Ömer, Hz Osman, Hz Ali, Hz Fâtımave Hz Âişe -rıdvânullahi tealâ aleyhim ecmaîn- ile oturmakta idilerHepsi de Rasûlullah (sav)’ın huzurunda bulunuyorlardı
Rasûlullah(sav) birden şiddetle ağlamağa başladı Öyle bir ağlayış ki dayanılmazBunu gören Hz Ebûbekir şöyle dedi:
- Anam-babam Sana feda olsun yâ Rasûlallah! Niçinağlıyorsunuz?
- Ümmetimin önünde uzun ve zor bir yol,omuzlarında ağır bir yük ve bir çok da ma’siyetleri bulunmaktadır Âhiretteazaba girerlerse Ben nasıl ağlamayayım!
HzEbûbekir duygulanarak:
- Yâ Rasûlallah! Sen gönlünü hoş tut! Allahbana izin verirse, kıyamet gününde ümmetinin âsileri hakkında durumvahimleşirse, günahlarının taşınmasını hafifleştirmek için onların günahlarınınyarısını yüklenirim
Rasûlullah(sav), Ebûbekir’i senâ, tahsîn ve taltîf buyurarak, ona duâ ettiSonra Peygamber Efendimiz (sav), Hz Ömer’e yönelerek şöyle buyurdu:
- Yâ Ömer! Ebûbekir’in sözlerini işittinGünahkâr ümmetim hakkında sen ne yapacaksın?
HzÖmer şöyle cevap verdi:
- Yâ Rasûlullah! Ebûbekir’in yapmayı vaadettiği kadarına benim gücüm yetmez Allah (cc) bana izin verirse, ben deümmetinin günahlarının üçte birini yüklenirim, dedi
Rasûlullah(sav), Hz Ömer’i senâ, tahsîn ve taltîf buyurarak, ona da dua ettiRasûlullah (sav) sonra Hz Osman’a dönerek şöyle buyurdu:
- Yâ Osman! Benim ümmetimin günahkarları hakkındasen ne yapabilirsin?
HzOsman şöyle cevap verdi:
- Yâ Rasûlullah! Ben Ömer’in yaptığıkadarını yapamam Allah (cc) bana izin verirse, ben ümmetinin günahlarınındörtte birini yüklenirim
Rasûlullah(sav), Hz Osman’ı da senâ, tahsîn ve taltîf buyurarak, ona dua ettiSonra Rasûlullah (sav), Hz Ali’ye dönerek şöyle buyurdu:
- Yâ Ali! Ümmetimin günahkarları hakkındasen ne yapacaksın?
HzAli şöyle cevap verdi:
- Allah (cc) izin verirse, ben elimden gelen bütüniyiliği yapacağım Yarın kıyamet gününde Sırat köprüsünün her ikitarafını tutup asi ümmetinin cehenneme girmesine mani olacağım Durum şiddetlenirse,onların her birinin yerine ben ateşe gireceğim, onları cehenneme sokmayacağım,cennete göndereceğim Rasûlullah (sav), Hz Ali’yi senâ, tahsîn vetaltîf buyurarak, ona dua etti Sonra Rasûlullah (sav), zevcesi Hz Âişe’yedönerek şöyle buyurdu:
- Yâ Âişe! Günahkar ümmetim hakkında yevm-ikıyâmette sen ne yapacaksın? Sen onların anasısın! Ananın evlâdınahimmeti, merhameti gerekir
HzÂişe (ranha):
- Hz Fâtıma’nın huzurunda benim bir şey söylememuygun düşmez, dedi Hz Fâtıma şöyle cevap verdi:
- “Sen anasın, evladın anası huzurunda öncekonuşması doğru olmaz” Hz Âişe şöyle söyledi:
- Hz Muhammed Mustafa (sav)’nın hakkında,“Fâtıma Benden bir parçadır”, buyurduğu kızının huzurunda ben nasılönce konuşurum
HzFâtıma (ranha) şöyle cevap verdi:
- “Rasûlullah (sav) hakkında, “ŞayetBeni göremezseniz dininizin yarısını veya üçte birini şu Humeyrâ Âişe’denalınız, öğreniniz” buyurduğu kimsenin huzurunda ben nasıl konuşurum?”Hz Âişe şöyle söyledi:
- “Allah’a yemin olsun ki senden önce konuşmayacağım!”Hz Fâtıma (ranha) Rasûlullah (sav)’a dönerek şöyle der:
- “Ey Babacığım! Ümmetinin hesap günü Mîzan’ınbaşında dururum” Peygamber-i Zîşan (sav):
- “Ey Babasının Rûhu! Ey gözünün bebeği!Söyle günahkar ümmetim hakkında ne yapacaksın?” Hz Fâtıma şöylecevap verir:
- Allah (cc) izin verirse ve ümmetlerinin günahları,sevaplarından ağır gelirse, evladımın manen önceden bildirilen dinyolundaki âkıbetlerine göre oğlum Hasan’ın zehir bulaşmış gömleğiniçıkarır, Mizan’da sevap kefesine koyarım Eğer yetmezse bu sefer oğlum Hüseyin’inkanlı gömleğini ilave ederim Yine de tamam olmazsa başımdan örtümü çıkarır,saçlarımın örgülerini çözerim; ümmetinin sevaplarının ağdırılmasıiçin baş örtümü kefeye koyarım! Ve ağır gelinceye kadar beklerim
Rasûlullah(sav), onu da senâ, tahsîn ve taltîf buyurarak dua etti:
Sonra,Rasûlullah (sav) zevcesi Hz Aişe’ye yönelerek şöyle buyurur:
- “Ey mü’minlerin annesi, ümmetimin âsileriiçin sen ne yapacaksın?”
- Yâ Rasûlallah! O günde bu kadar şefaatçivarken bana ihtiyaç olmaz
Rasûlullah(sav) şöyle buyurur:
- Yâ Humeyrâ! Sana ihtiyaçları olduğutakdirde sen ne yapacaksın? Hz Aişe:
- Sizlere söylenmesi uygun değildir HzPeygamber (sav):
- Söyle Yâ Humeyrâ! Bâri babacığın Ebûbekir'esöyle Hz Âişe:
- Söyleyemem deyince Rasûlullah (sav), üçdefa ayrı ayrı:
- Hz Ömer’e, Hz Osman’a, Hz Ali’ye söylebuyurdu Hz Aişe:
- Hayır söyleyemem, diye cevap verince Rasûlullah(sav):
- Yâ Humeyrâ! Peki kime söylersin? dedi, o da:
- Allah’a söylerim, deyip kalktı, yürüdübir odaya girdi, başından örtüsünü çıkardı Yüzüne ve saçlarınatoprak sürdü; ve Allah’a şöyle yalvardı:
- Allah’ım, yâ Rabbi! Beni mü’minlerinannesi kıldın, kalbime analık şefkat ve merhametini istedim; sen de lutfedipbunları bana ihsan ettin! Onların muhabbetini kalbime yerleştirdin Muhakkakher ana yavrusunun cehenneme girmesine razı olmaz Onları benimle berabercennete gönder Aksi halde ben de onlarla beraber cehennem ateşine gireyim,der ve mü’minlere olan şefkatinden dolayı ağlar
Oesnada Melekût aleminde şiddetli bir ses işitilir Cebrail (as) ulaşır veHz Peygamber (sav)’e şöyle der:
- Yâ Rasûlallah! Cenâb-ı Allah (cc) Sanaselam ediyor ve diyor ki:
Yâ Muhammed! Âişe’ye Benim sözümü söyle! “Sen Rasûlümüz’ünzevcesisin Biz Seni cehenneme nasıl göndeririz, Seni ateşe atmak caiz değildirEvlâd-ı anasından ayırmak da caiz olmaz Ya Aişe! Kalbin müsterih olsunYarın kıyamet gününde evladının hepsini sana ulaştıracağız Senionlarla beraber cennete göndereceğiz Onları melik koltuğuna oturtacağızMeliklik tacını başlarına giydireceğiz Ve: “Rableri onlara tertemiz içecekiçirir”(İnsan, 21) âyetinde bildirildiği gibi tertemiz içecekler içireceğiz[bkz Riyâdu’n-Nâsıhîn, sh 363]

 

İnşirah isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 21-03-2007   #2
 
Standart --->: Mahmut Samİ RamazanoĞlu 'dan


Salihlerle Sohbet


Tezkiye-i nefiste en önemli düsturlardan biri de muhakkak ki sâlih ve sadıklarla beraber olmaktır Buna dair delil: Tevbe sûresinde Cenab-ı Hak: “Ey imânedenler, Allah’tan korkun ve sadıklarla beraber olunuz” (Tevbe Sûresi Âyet,119) diye emir buyuruyor
Buhususta ağyardan ictinaba dair nehiy de var: “Nefsine zulmedenlerle ihtilâtetme, alış veriş biter bitmez, kalk savuş” (En’am Sûresi Âyet, 68)diye emir buyuruluyor
Kişininmanevî terakkisinde beraber bulunduğu şahıslar çok önemlidir Kalb’ten kalbe hal inikâs eder Nitekim Hadis-i Şerif’te “Minel kalbi ilel kalbisebilâ” buyuruluyor Buna dair bir misal; gençliğinde Beylerbeyi’nde AdilBey adında ehl-i hal bir zat vardır Bana bir tavsiyede bulundu “Sadrınıfâsık, facirlerden muhafaza et, onlarla karşı karşıya getirme Çünküben bir gün Ayasofya’da mevlit dinlerken, letâiflerim durdu Üç gün çalıştıramadımMeğer mevlit esnasında kalbi hasta olan birisi ile diz dize oturmuşum”dedi Camide mevlit dinleyen bir kimsenin kalbinden bu kadar aksi tesir husulegelirse, alnını hiç secde-i Rahman’a koymamış birinin tesiri ne kadarolur, düşünelim
Bu inikâskabiliyeti hayvanlarda dahi mevcuttur Bukalemun adında diğer ismi Bahtabukan, kestiş cinsinden kertenkele biçiminde, kuyruğu ile dala sarılır bir hayvanvardır Hangi nesnenin üzerine konsa onun rengini alır Gençliğimizde kırmızıfes giyilirdi; yaşlı olanlarımız bilir Püsküllü kalıba konur fes Bufesi alır bukalemunun üzerine kapatır, bir müddet beklerdik Bukalemun bir müddetsonra fesin rengini alır, kızarırdı Daha sonra eski rengine dönerdi Kadınlarınsiyah renkli yağlığı olurdu Onu alırdık bukalemunun üzerine kapatırdık,bir müddet sonra yağlığı açınca bakardık ki hayvanın rengi siyaha dönmüşBir hayvanda bu inkılâp kabiliyeti olursa, ya insanın kalbine fasık vefacirlerden veyahut sâlihlerden hal aksi nasıl olur, düşünelim
İnsanlar sevdikleri ile beraber bulunurlar; bunun yarın mahşerde ve cennette de böyleolacağını bize hadisi şerif müjdeliyor “El mer’u ma’amen ehabbe”“Kişi sevdiği ile beraberdir” buyuruluyor Bu dünyada sâlih, sadıklarlabulunan kişi yarın mahşer günü bu sadık ve sâlih dostundan istifadeedecek
Salih dostların birbirine olan yardımlarının kıyâmet günü de devam edeceği, sâlihdostların birbirinden hasene alacakları tefsirde beyan ediliyor Kıyâmet günühesaba çekilen bir kulun seyyiatı hasenatına denk geliyor 1000 seyyiesivarsa 1000 de hasenesi var Cenab-ı Hak, o kula; “anana babana git, birhasene iste, bana getir, seni cennetime dahil edeyim” diye buyuruyor O kulAllah’ın lütfu ile anasını babasını bulup durumu ona anlatıyor Onlar;“evladım bugünkü günde biz kendimizi kurtaramadık ki sana bir faydamızolsun” diyorlar O kul eli boş olarak Hak’kın huzuruna varıyor ve;“anam, babam vermediler Ya Rabbi” diyor Bunun üzerine Cenab-ı Hak, okuluna; “senin, benim rızam için sevdiğin bir dostun yok muydu?” diyesoruyor Cenab-ı Hak o kulun, hatırına getiriyor; “Evet ya Rabbi, filankulunla biz dünya hayatında senin rızan için sevişirdik” diyor Gidip odostunu bulup durumu anlatıyor Kardeşi diyor ki: “hay hay ne kadar haseneistersen alabilirsin Ben kendimi kurtaramadım; bari sen kendini kurtar”diyor Hesap veren kul Cenab-ı Hakk’ın huzuruna sevinçle geliyor ve durumuarz ediyor Bunun üzerine Sübhân olan Rabbimiz: “Ya! öyle mi! O böylebir ızdıraplı gününde kardeşine acıyarak hasene veriyor, ben ise Erhamü’r-rahimînim,her ikinizi de affettim” Buyuruyor
Hadis-işerifte “dünya âhiretin ekeneğidir” buyuruluyor Kişi bu dünyada neekerse yarın onu biçecektir Allah’a asî olanlarla düşüp kalkan kişiyarın da onlarla haşrolacaktır Tefsirin beyanına zanan arkadaşına ihâneteden bir kimseden sadık bir köpek daha hayırlıdır diye buyuruluyor
Adamınbiri bir şahsı öldürüp kuyuya atıyor Öldürülen adamın köpeğikuyunun başından ayrılmıyor Kuyuya gelenlerden sadece birine havlıyor Oşahsa soruyorlar: “Bu kuyudaki adamı sen mi öldürdün?” İtiraf etmekmecburiyetinde kalıyor Böylece köpek, sahibin intikamını almış oluyorTefsirde İbn-i Abbas (ra) beyan ediyor, “Sahibine mutî olan köpek arkadaşınahıyanet eden kişiden daha iyidir
Cenab-ıHakk (cc);
“Banainâbe edenin yoluna tabi ol” (Lokman Sûresi Âyet, 15) buyuruyor
Ayrıca;
Bağdetenazaba düçâr olmadan inâbe ediniz, sonra yardım olunmazsınız” (Ez-ZümerSûresi Âyet, 54) buyuruyor
Ayrıca;
“Resûlallah’ın(yoluna ve yolundakilere) ölünceye kadar teslimiyet sözü verenler, biatedenler ancak Allah’a biat etmiş olurlar” (Fetih Sûresi Âyet, 10)buyuruyor
Cenab-ıHakk’ın yoluna tabî olan inâbe eden sulehaya ettiba’nın iki cihansaadetine nâil olacağı beyan ediliyor Sâlih kişilerden dünyada, kabirdeve mahşerde istifade edileceğine dair bir çok meâller vardır Nitekimsulehaya intisap edip teslimiyet göstererek nasıl teşekkür edildiği misaldebeyan buyrulur
AllâmeTaftazânî’nin talebelerinden biri şeyhe intisap etmiş ve kendisinden hocasınınhuzurunda hikmetli kelâmlar sadır olmuş Hocası “bunları ben sana öğretmedim,sen nerede öğrendin” diye soruyor “Ben bir şeyhe intisap ettim, zikiryapıyorum; böylece hikmet konuşuyorum” diyor Bunun üzerine Allâme Taftazânîde aynı şeyhe intisap ediyor Fakat ya “teslimiyet yok” veya “nasipyok” istifade edemiyor Aynı hal, kendisinde zuhur etmiyor
BiiznillahHak dostlarından istifade kabirde de devam ediyor Buna dair iki misal:
Adana’nınMisis nahiyesinin Abdoğlu köyünde bir Ermeni çocuk, değirmene buğdayınıhayvanı ile öğütmeye götürüyor Dönüşte un çuvalları eşeğin üzerindenkayıp yere düşüyor Gece olup kafileden de geri kaldığı ve çocuk da olduğuiçin çuvalları yükleyemiyor, çaresiz kalıyor Hatırına köydeki Kadiridervişlerinin “Darda kaldığında yetiş ya Abdulkadir Geylâni dersen müşkülâtınhallolur” sözü hatırına geliyor Derhal çocuk “yetiş ya AbdulkadirGeylâni” diye bağırıyor Bunun üzerine Bi-iznilllah ruhaniyet-i pirimdada yetişiyor ve çocuğun çuvallarını hayvana yüklüyor, çocuktakafileye yetişiyor
Çocukluğumdabenden yaşı küçük hemşirem ayağının üzerinde yürüyemezdi O zamanAdana’da bulunuyorduk “Kaplaca dede” adında bire ziyaretgâh var,oraya bu çocuğu götürürseniz biiznillah iyi olur dediler” Validemleberaber hemşiremi oraya götürdük Türbede gece yatarken hemşehrim çağırdıValidem “Ne oldu kızım neyin var” diye sordu Hemşirem; “anne butürbedeki dede kalktı benim kalçam çekti” dedi O günden sonra vefatınakadar hemşirem normal olarak yürüdü ve bir daha ayak ağrısı çekmedi
Cenab-ıHak bizleri ve sadık kulları ile yaşayıp onlarla haşrolmağa muvaffakbuyursun Cenab-ı Hak cümlemizi “TEVEFFENİ MÜSLİMEN VE ELHİKNİ BİSSALİHİN”(Yusuf Sûresi Âyet, 101) âyet-i celilesinin sırrına masadak etsin (âmin)

 

İnşirah isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 21-03-2007   #3
 
Standart --->: Mahmut Samİ RamazanoĞlu 'dan


Zikr-i Daimiyi Korumak



Nefsi tezkiye, kalbi tasfiye hususunda en önemli düsturlardan biri de Cenâb-ıHakk’ı daimî olarak zikretmektir Bu hususta Cenâb-ı Hakk müteaddit âyet-ikerîmelerde zikr-i kesîri emrediyor Bu sûrelerde; "Ey iman edenler, Allah’ı çok zikredin" (Azhâb sûresi, âyet 41;Bakara ve Cum’a sûrelerinde mükerreren) diye emir buyuruluyor Adet de yok, vakit de Alel ıtlak, zikr-i kesîr emr-i celîli, kişinin kemâline matufturKişinin kemâliyle zikri nasıl mümkünse murâd-ı Sübhânî ondadır Dünyahayatımızda hiçbir ânımızı Cenâb-ı Mevlâmız’ın zikrinden gâfilolarak geçirmemekliğimiz lâzımdır Çünkü yarın yevm-i kıyâmette ehl-icennet, dünyada Allah’ı (cc) zikretmeden geçirdiği bir an için bilehased edecek ve; "Ne olurdu o anı gafletle geçirmeseydim" diyecekOrada herkesin defteri kendisine verildiğinde bütün insanlar her an/lahzada dünyadane ile meşgul olduğunu görecek Burada kullar teyp imâl ediyor, insanın bütünkonuşmalarını olduğu gibi alıyor, hatta arada öksürdüğünü bilekaydediyorlar Hakiki kuvvet sahibi Cenâb-ı Hakk’ın tutturduğu deftermuhakkak ki daha mükemmel ve noksansızdır
KıyametteCenâb-ı Hakk’ın zikrinden dünyada neden gâfil olduğu sorulduğundakullar hallerine göre cevap verecekler
Bazısı,"Yarabbi, dünyada ben darlıkta idim, o yüzden gaflet ettim"deyince, Cenâb-ı Mevlâ; "Sen benim Yunus (as) kulumdan da mı dardaidin; o balığın karnında dahi beni zikretti" diyecek Cenâb-ı Hakkbalığa emrediyor: "Yunus kulumu iyi muhafaza et, sakın onu incitme Bizonu sana rızık olarak göndermedik" Yunus (as) balığın karnında,"Lâ ilâhe illâ ente sübhaneke inni kûntü minezzalimîn" virdinedevam etti Eğer Yunus (as) bir an gafil olsaydı kıyâmete kadar oradakalacaktı
Hastalığınımazeret olarak ileri sürene Allah-ü Azimü’ş-Şan Hazretleri; "Sen benim Eyyüb (as) kulumdan da mı dertli idin? Onun bütün vücudu
kurtlandıYere düşen kurdu alır yaranın üzerine koyar Rabbim onun rızkını buradavermiştir, deyip zikrullaha devam ederdi" diyecek
Sıkıntı ve elemlerinden bahsedene, Cenâb-ı Hakk ( cc ); "Benim Yusuf(as) kulum zindanda bile beni unutmadı, sana ne oluyor da sıkıntılarındanbahsediyorsun" diyecek
"Zenginliğimseni anmaya mâni oldu ya Rabbi", diyene de Hakk Teâlâ Hazretleri;"Nasıl oluyor da zenginliğinin mani olduğunu söylüyorsun Benim Süleymankulumdan daha mı zengindin" diye sual edecek O Süleyman (as) kipeygamber olmakla beraber arz üzerinde min haysü’l-kül melik idi Kuşların,hayvanatın lisânına aşinâ, cinniler emri altında, veziri, ism-i â’zâma(1) mazhardı
Birgün Süleyman (as) saltanatı ile semâda geçerken bir vâdide dizi halindegeçen karıncaların reisi karıncalara seslenip; "Ey karıncalar yuvalarınızaçekilin, Süleyman’ın askeri sizi bilmeyerek çiğnemesin!" diye bağırıyorSüleyman (as) tebessüm ediyor, karıncaların reisini çağırtıp soruyor:"Neden sürünü yuvalarına çağırdın? Ben semâdayım, sen yeryüzündesinBenim askerim sizi nasıl çiğner?" Cevaben karınca diyor ki: "Seninsaltanatla geçişin bir an bile olsa benim sürümün zikrullahtan gafil olmasınasebep olur diye korktum, onları yuvalarına çağırdım" diyor
Birgün Allah (cc) Hz Süleyman (as)’a Cebrâil (as) ile cennetten bir sugönderiyor Cebrail (as); "Eğer bu suyu içersen kıyâmete kadar yaşayacakve halkı hak yola davet edeceksin" diye haber veriyor Süleyman (as)vezirlerini, nâsı, cinni ve hayvanatın hepsini çağırıp istişâre ediyorHepsi de, "Bu suyu iç, böylece kıyâmete kadar insanlara doğru yoldarehber olursun" diyorlar
Süleyman(as) istişâre edilmedik kimse kaldı mı diye soruyor Köstebek kaldıdiyorlar Atı göndererek köstebeği çağırıyor, köstebek icabet etmiyorSonra şahini gönderiyor Köstebek gene gelmiyor Bu defa köpeği gönderinceköstebek Süleyman (as)’ın huzuruna geliyor Süleyman (as) köstebeğesoruyor: "Sana önce atı gönderdim gelmedin Şahini gönderdim gelmedin,neden köpekle gelmeyi tercih ettin?" diyor Köstebek ise; "At’davefa yoktur, bazen sahibini bile teper; şahin avını elinden kim alırsa onaverir; halbuki köpek öyle bir hayvandır ki onda sadakat vardır, bu yüzdenonunla gelmeyi tercih ettim" diye cevap veriyor Süleyman (as) köstebeğe;"Bu suyu içip kıyâmete kadar yaşayayım mı?" diye soruyor Köstebek;"Bu dünya mü’minin zindanıdır Esas hayat diğertaraftadır Eğer zindanda devamlı kalmak istemiyorsan bu suyu içme"diyor Bunun üzerine Süleyman (as) suyu denize döktürüyor
Arzüzerinde min haysü’l-kül melik olan Süleyman (as)’ın idaresinin dışındasadece Yemen tarafında Belkıs isminde bir melik kadın kalmıştı Onu dacelp ederek bütün arzı emri altına almak ister(2) Etrafındaki etbaına;"Kim bana Belkıs’ı kürsüsü ile beraber getirebilir?" diyesoruyor İfrit adında bir cin, "Ben onu sana bu meclis dağılıncayakadar getiririm" diyor "Daha çabuk getirecek yok mu?" deyince,ism-i â’zam duasına mazhar olan veziri, "Ben onu sana tarfetü’l-ayn’dayani göz açıp kapayıncaya kadar getiririm" diyor
Belkıskürsüsü ile beraber meclise getirilince Süleyman (as), yanındakicinnilere kürsünün müzeyyenatını değiştirmeleri için emir veriyor veBelkıs’a; "Bu taht senin midir?" diye soruyor "Benimdir"diyemiyor, "ona benziyor" diye cevap veriyor Sonra da Süleyman(as)‘a teslim olup imân ediyor Arz üzerinde Süleyman (as)’a tâbiolmayan hiçbir canlı mahlûk kalmıyor
Yineonun devrinde bir kişi bin dirhem gümüş paraya ötüşü güzel bir kuş satınalıyor Kuşun kafesine bir gün dışardan bir başka bir kuş gelip konuyor,bir ötüş yapıyor, uçup gidiyor Kafesteki kuş bundan sonra bir daha ötmezoluyor Kuşun sahibi kuşu Süleyman (as)’a götürüyor ve şikâyetediyor Süleyman (as) kuşa soruyor: "Bu adam sana bin
dirhemgümüş para vermiş, neden ötmüyorsun?" Kuş cevap veriyor: "Ogelen kuş bana, ‘Senin hapsin ötüşündür, bir daha ötmez ol sahibin seniişe yaramaz diye salıverir’ dedi, ben de onun için bir daha ötmem”diyor Süleyman (as) kuş sahibine parasını vererek kuşu satın alıyor veserbest bırakıyor O kuş da Allah’a hamdederek uçup gidiyor
YineSüleyman (as) saltanatı ile semâda giderken yeryüzünde ibâdetle meşgulolan bir âbid semâya başını kaldırarak, "Ey Davud’un oğlu, Allahsana ne âzim mülk vermiş diyor" Bunu işiten Süleyman (as) cevaben,"Senin bir defa Allah demen benim bütün mülk ve saltanatımdan daha hayırlıdır;çünkü benim saltanatım geçici senin zikrin bâkidir" diyor
Saltanatıbu derece şümullü olan Süleyman (as)’ın bu sözüne dair tefsirde İbn-iAbbas (ra), Amr İbn-i Sabit (ra) ile ilgili kıssayı örnek olarakveriyor Uhud harbinin bozgunluğu sırasında Asram (keskin kılıç saldırıcı)lâkabı ile mülakkap Amr İbn-i Sabit, Peygamber Efendimiz (sav)’egelerek; “Ya Rasulallah! İman edip te mi harp edeyim, yoksa harp edip de öylemi iman edeyim?” diye soruyor Peygamber Efendimiz (sav), “Önceiman et, sonra harbet! Yoksa mahrum olursun” buyuruyor Amr ibn-i Sabit kuşlukvakti iman ediyor, harbe girip birçok müşriği kırdıktan sonra öğle ezanıokunmadan şehit oluyor Peygamber Efendimiz (sav):
“Azişledi, çok kazandı” buyuruyor Daha sonra Ebû Hureyre (ra) sahabilerebilmece şeklinde soruyor: “Bana öyle birini söyleyiniz ki hiç namaz kılmadan cennete girmiş olsun?” Sahabiler, “Cennete hiç namaz kılmadan giren olurmu?” dediklerinde; “İşte o Amr İbn-i Sabit’tir Kuşluk vakti iman etti, namaz vakti girmeden öğleden evvel şehit oldu, cennetegitti” diyor İşte bir defa Allah-ü Teâlâ’yızikretmenin, ona bir defa hamdetmenin fazileti
Cesedimizçamurdan yaratılmıştır Onun nasıl ki gıdaya ihtiyacıvarsa melek gibi nurdan yaratılmış ruhumuzun da manevî gıdası zikrullahtırZikrullahtan gafil olanların yarın fezâil-i ekber günü hiçbir geçerlimazeretleri olamayacağı tefsirde beyan buyuruluyor Ne zenginlik, ne gençlik,ne de hastalık mâni Mâni olan ne? Dünya alâkâsı basit bir şey mi?
“Dünyamuhabbeti büyük günahların en büyüğü, bütün hataların başıdır”buyuruluyor
Şah-ıBahaddin Nakşibend Hazretlerinin yetiştirdiği iki halifesinden çıkmışMuhammed Parsa Hazretleri, hac niyeti ile memleketinden yola çıkmış, bir şehirdesarraf dükkânına rastlamış Dükkân sahibi genç, müşteri çok, alış-verişbol imiş Üç cihetten dünyevî durumu gören Muhammed Parsa Hazretleri dükkânsahibinin kalbine teveccüh etmiş Keşfen kalbinin Hakk ile meşgul olduğunugörmüş Tahsin edip buyurmuş:
-El kârda, gönül yârda, demiş
SonraMekke’ye vardığında Beytullah’ı tavaf esnasında ak sakallı bir ihtiyarınKâbe’nin örtüsüne sarılarak ağladığını görmüş Gıbta ederek;“Keşke bu mübarek makamda ben de böyle iltica etsem, ağlasam” demişİhtiyarın kalbine teveccüh etmiş; keşfen onun dünyalık istemeye geldiğinimüşahede ederek müteessir olmuştur
İştene gençlik, ne müşteri ne de zenginlik insanları Allah’ı zikirden menedemez Burada en mühim husus dünya alâkasıdır Onu kalpten atmak kolaylıkla mümkün değildir Bunun için şartlarına riâyetle çalışmaklığımız lâzımdır
İlim tahsili için Mısır’a gitmek üzere yola çıkan bir talebe Nil nehri üzerindebir sazlığın arasına sığınmış bir âbidle karşılaşmış Hoşsohbetten sonra; “Ne ile geçindiğini” soran gence âbid cevaben: “Her günüç balık tutuyorum, birini Allah için infâk ediyorum, bir tanesini salıveriyorum,üçüncüsünü de kendim için alıkoyuyorum ve bu gördüğün yerde Cenâb-ıHakk’a ibâdet ve taatle günlerimi geçiriyorum

 

İnşirah isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 21-03-2007   #4
 
Standart --->: Mahmut Samİ RamazanoĞlu 'dan


KALB-İ SELİM

“O gün, ne mal fayda verir ne de evlât AncakAllah'a kalb-i selîm (temiz bir kalp) ile gelenler (o günde fayda bulur)” (Şuarâ,26/88-89)
Kalb-i Selim: Kibir, hased, mal sevgisi, makam sevgisi gibi kötü ahlaktan temizlenmiş bir kalptir Bir kimsenin kalbinde zerre kadar kibir oldukça -cehennem narıyla yanıp temizlenmedikçe- cennetegiremeyeceğini Aleyhi’s-Selâtü ve’s-Selam Efendimiz: “Kalbinde zerre ağırlığıncakibir bulunan kimse cennete giremez” buyurarak haber veriyor Bu duruma göre kalb, kibirden temizlenmedikçe selim olamaz

İblis de nice yıllarca ibadet etmiş olduğu haldekibrinden dolayı Hakk’ın huzurundan kovuldu Keza kalbdeki mal sevgisi de mü’minleriCenâb-ı Hakk’a ibadetten alıkoymaktadır

“Ey iman edenler! Mallarınız ve çocuklarınız sizi Allah'ı anmaktan alıkoymasın Kim bunu yaparsa işte onlar ziyana uğrayanlardır”(Münâfikûn, 63/9)
İşt


e kalbin hastalıklarından biri de dünyasevgisidir Nitekim Hadis-i Şerif’te:


“Dünya muhabbeti ile kalbinizi işgal edip de Cenâb-ıHakk’ın ibadetinden zikir ve muhabbetinden ta’til etmeyiniz” (Münavi)buyurulmuştur Yine:
“Bir kimse uykudan uyanır uyanmaz, seherde, her şeyden evvel dünyayı düşünürse, Cenâb-ı Allah onun işini perişan edip rahatını selbeyler” buyurulmuştur

Sabah namazı zamanı, seher vakti, Cenâb-ıHakk’a; ibadet, dua ve niyaz zamanı olduğu halde mü’minin, bunları terkile dünya endişe ve muhabbetiyle kalbini meşgul etmesi bir nev’i Cenâb-ıHakk’tan kalben yüz çevirmesi demek olmuş oluyor

“Dünya muhabbeti her günahın başıdır Dünyaya muhabbet, büyük günahların en büyüğüdür” Nitekim dünyaya ziyâdemuhabbet sebebiyle, her türlü menhiyat irtikab edildiği görülmektedir

Ehl-i Hakîkat dünyayı şöyle tarif etmişlerdir:

“Dünya nedir? Dünya insanı Allah’tan gafiledip alıkoyandır Yoksa ne altın ve gümüş ve ne de evlâd ü iyal dünya değildir Meğer ki Cenâb-ı Hakk’ın ibadetinden alıkoysun Kalbi, Cenâb-ıHakk’ın muhabbetinden ve ibadetinden alıkoymadıkça bunlar dünya değildir

Nitekim Abdülkadir Geylâni (ks) öyle buyurmuştur:
“Mal, para, servet cepte, kasırda, evde ve mağazada caizdir Fakat kalpte caiz değildir Mü’minin kalbi nazargâh-ı İlâhidir
Cenâb-ı Hakk -azze ve celle- Hazretlerinin nazarıda daima mü’minlerin kalbinedir Nitekim Hadis-i Şerif’te buyurulmuştur:

“Cenâb-ı Hakk -azze ve celle- cisminize, zahirikalıbınıza ve sûretinize nazar etmez Belki kalbinize nazar eder

İşte bu Hadis-i Şerif’te amel ile kalb, birlikte buyurulmuştur ki amel de kalbin tercümanı, alamet ve nişanıdır Nitekim diğer Hadis-i Şerif’lerde:

“Her şeyin bir alameti vardır İmanın alametide namazdır” buyurulmuştur Pek çok ayet-i celîle’de de ekseriyetle: “İman edenler ve sâlih amel işleyenler” buyurulmuştur ki, iman ile ameldaima birbirine mukarin ve mülazimdir Zira amel, ibadet ve taate devam, imanıkuvvetlendirir
“Her ümmetin helâkini mûcib bir fitne vardırBenim ümmetimin helak sebebi ise, dünya malıdır

“Muhakkak ki bu altın ve gümüş sizden evvelgelen ümmeti helak etti Siz de; cimrilik, hırs, övünmeden kaçınmadığınıztakdirde sizin helâkinize de sebep olur“Bu ümmetin evvelkileri zühd ve yakîniman ile necat buldu Ümmetimin sonra geleni de cimrilik tûl-ı emel ile helakolur

 

İnşirah isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 21-03-2007   #5
 
Standart --->: Mahmut Samİ RamazanoĞlu 'dan


Mükerrem (SAYGIDEĞER ) İnsanın Sıfatları


Allaha inanır, Kuran'a sarılır, emirleririni tutar, nehiylerinden kaçar; Hakkın rızassını kazanmaya çalışır
Peygambere tabi olur Hadislere bağlanır, icablarına uyar; Onun işlediğini işler, işlemediğini işlemez; sünnetini tutmaya, sevgisini kazanmak için güzelce çalışır
İslami bilgisini arttırır, hakkı batıldan ayırma melekisini kuvvetlendirir Zekası, irfanı daima doğruyu ve hayrı seçer Hak yolunda yürür, hataya düşmaz, kendi fıratını anlar, tabii konunların icablarına uyar, hakikatleri idrak eder Durumlara anlama kabiletiyle arif olur
Yaratıcısana ibadet ve itaati ön plana alır sadıkane devam ederMelekelerini ve diğer bütün kabiliyetlerini yerli yerince kullanır
Gözlerini hakikatı görmek için, kulaklarını doğruyu işitmek için, aklını doğruyu bulmak için kullanır
Hak yoluna bütün kalbiyle, kalıbıyla ruhuyla bağlanır Hak ehlidir O, artık hakkı bilir, doğruyu görür, Rabbine, halıkına canı gönülden teslim olur
Hakşinastır, vazifeşinastır, dürüstür Bütün güzel ahlak yani Kuran ahlakı onun huyu olmuştur
Bu halleriyle o, iyiyi kötüden, hayrı şerden, nuru karanlıktan, helali haramdan daha önemliyi önemliden ayırteder Olumlu yolda gider Kurtuluşa erer
O, ilmini, hizmetini, takvasını, arttırdıkça Allah'ın izniyle yükselecektir :
Allah zü'l-celali bütün esma ve sıfatlarıyla bilir Tecellilerinin manasını anlar hükmüne boyun eğer Hadiselerin neticesini sabırla gözetir İşin önünü, sonono düşünür Hayat yolculuğunun nereye varacağını bilir
Kainatın sırları hakkında objektif bilgiye sahiptir Tabiatın sırlarına ehliyeti nispetinde vakıfdır İlahi ilhamlara mazhardır
Her attığı adımı, her tuttuğu işi bilir, hayırlı neticesine erer
İlmi, eşyayı, imkanı hep hayra alet eder Şerre hizmet etmez!
Fenni sanatı, hizmeti daima iyiye, faydaya, düzgüne, safaya hasreder
Bitmez tüenmez, kudret ve imkan sahibi olan ''Allah'a dayanır, güvenir; O'nunla olurHadiselerin sebeplerini vesile saymada meşru yollardan teşebbüste bulunur; muvaffak olur Ve daima huzur içindedir :
Bu dünyanın bir geçit, bir tarla olduğunu bilir Burada ne ekerse ahirette o biçilir üşüncesiyle en iyiyi ekmeğe, yapmağa çalışır
Beşerriyete hizmet duygusu, onda en tabii bir haldir Kendisi için arzu ettiği hayrı herkes için arzu eder
İlahi tebliğler, sünnetler ve islami ahlak onun rehberidir
Allah bu iman ve imkanı ona verdiği için daima Halikına minnettar ve her vesille ile Hamd ve şükrünü artırmakda uyanıkır Her azasının Hakkını, şükrünü fiilleriyle yerine getirir
Marifetullah ve manevi ilimleri ilerletmekle beraber, mesleğin, ve tabiatına göre faydalı ilmlerin her şubesinde en yüksek rütbeyi kazanmaya çalışır :
Her faydalı bilgiyi öğrenmek ona farzdır Onu insanlışın uğruna kullanmayı şiar edinir
Geçmişin bütün iyilikve kötülüklerinden ibret alır, faydalanır Beşeriyyetin daima barış içinde düzelmesine dua ve hizmet eder Öylece insanların güzel idarede hakkı, hukuku gözeterek toplumda huzur ve refahı sağlar
Ahlak bakımından ''Mükerrem insan'' saima ihlas ve takva, samimiyet ve hakikat aşkı ile ''Allah'ın Has kulu'' olarak vazife görür ve onun emirlerine uyar, rızasını gözetir
Kendisine verilen bu mükerremiyet ve takva halinin, yücelik tarafından bir sübhani bir ikram olduğunu düşünerek bundan mahrum olan insanlara da dua ve telkinde bulunarak, onların bu oluşa ermelerini ister ve bunun için ''hikmetle , ikna edici büyük kelamlarla ve güzel kanular ve kıssalarla ve en güzel tarzda mücadelelerle Hakka davet eder
Fıkhi bilgisini arttırır, gereklerine daima uyar
Allah'u Teala'nın emirlerine uygun yaşamanın, mutlaka insanların menfaatine uygun olacağını idrak eder ve hayatına uygularVe diğer insanların da bu yola teşvike çalışır, yani cihad eder
Bütün hayatının hesabını bir gün Allah'a vereceğini hiç aklından çıkarmaz Ve büyük hesaba çekilmeden, kendi nefsini hesaba çeker
Mesuliyet hissi ve ümidle orku arasında olmak duygusunu daima fikrini sarar Bir an bile gaflete düşmemeğe nefse şeytana uymamağa gayret eder
Sıhhatinin kıymetini bilir; orta halli gıdasını alır, vücudunu korur Boş zamanlarını daima değerlendirir
Bu vaziyette yaşayan, artık ''Mükerremiyet'' ve ''Takva'' merhalelerinde durmadan tekamül etmekde ve beka sırlarına vakıf olarak Ehadiyet deryasında yüzmektedir
Onun ahlakında ki mükemmeliyet, hayatındaki intizam, diğer insanlara örnek olacaktır
Sahih akide, salih amel, hayırlı iş onun umumi vasfıdır
Müslümanları sevmek, gayri müslimlere acımak, bütün mahlukatın ve mevcudatın abes yaratılmadığını bilmek ve ona göre davranmak mükerrem insanın şiarıdır
İyilik ve ihsan ve yardım ve güzel faydalı şeyi duyurmakta yüksek himmet sahibidir Bu hususta fedakarlığı elden hiç bırakmaz
Ona kötü fikiler gelmez, Kimseye fenalığı dokunmaz O hırs ve sapıklık bilmez ve asla yalan söyleyemez, hiç bir fikri, şahsı ve eşyayı istismar etmez
İnsanlar arasında ırk, renk, bölge, cins, kabile, zümre, sınıf farkı gözetmez
İlim, fazilet, takva, say ehillerine klayık oldukları alakayı, hürmeti ve takdiri gösterir
Fakir, zengin, miskin ve yardıma muhtaç olanların hallerine göre gereken yardımı hizmeti yapar Daima insaniyet ehli olduğunu isbatlar
Yaptıklarını hep Allah için yapar; karşılık gözetmez Ve her yaptığını Kuran'a hadise ve ehlullaha hadise ve ehlullah ağdetine göre ve meşru kanunlara uygun olarak tam yapar
Fikrin ve işin kötüsünü, batılını tefrika ve fitne doğuranını asla kabul etmez; icab eden uyarmada bulunur
Açık olarak, Hakka, Peygamber-i zişana, ve mükerrem insan karşı gelenleri usulünce uyarır
Günah, sapıklık ve karışıklık sahipleri ve zulüm ehillerini baskılarına, sataşmalarına, yaygaralarına meydan vermez Şayet kötülerin tazyiki şiddtlenir, artarsa; ''Allah''a ve Allah'ın yartılanlarla ilgili kanun ve emirlerine dayanarak karşılık verir, cihad eder, ölümü de göze alarak hakkı hukuku savunur
Onu, bu dünyada hiç kötü baskı ve tesir bu islam yolundan çeviremez Zira kıyamete kadar baki olan hak dinin emaneti ''mükerrem insan'' sırtındadır Baskı gördükçe tazalenir!
En şerefli ve en muhterem insandır
Dünyada hiç kimse ondan üstün olamaz Onu Allahü zü'l-celal Kuran'ında öğmüştür O Kadir-i Mutlaktan başkasına boyun eğmez, el açmaz, okendini varlığın hizmetine vermiştir, fena fi'r resül olmuştur
En kudretlidir, en nüfuzludur
Dünyada hiç kimse ondan daha kuvvetli nüfuzlu olamaz O Allah Zü'l-Celal2e dayanmıştır, güvenmiştir Allah ki sonsuz kudret ve kuvvetlerin mutlak sahibidir Mükerrem insan da O'nun yeryüzünde naibidir
Zühd, takva ve kanaat ehli olmasıyla da en refah içinde yaşayandır En zengindir
Dünyada hiç bir insan ondan daha refah içinde ve zengin olamaz çünkü o makul bir zühd ve takva içinde hizmet ve kanaat ehlidir Hakim-i Mutlak'ın kuludur,Yani''Abdü'l-Hakim''dir
Onun her hükmüne ve hikmetine uyma şuuruna sahiptir Ve her hadisede bir hikmet olduğunu bilir, hüzne ve üzüntüye düşmez Refah içindedir
En muhteremdir En sevilen kimsedir
Dünyada hiç kimse ondan daha merhamete layık olamaz Çünkü hep hayır ve hasenat içinde hayat sürmektedir Toplumda her ferde yardım ve hizmet için kendini vakfetmiştir Bu işi sırf Allah rızası için halisane yaptığından dolayı ve herkese faydası olmasına binaen, onu sevmemek, ona hürmet etmemek bir sapıklıktır veya gaflettir
En itimad edilen en hayırlı insandır
Dünyada ondan emin, ondan hayırlı bir insan olamaz Zira Alah'a imanı, ve Allah'ın emirlerine uyması itibariyle daima doğru ve sadikane hareket eder ve bundan elbete hayır doğar O her an Allaü zü'l- Celal'in hazır ve nazır olduğunun ve her niyyet ve fiilimize vakıf ve denetleyicisi olduğunun idraki içindedir Onun rızasını kazanmak yolunda tenhada ve kalabalıkta hep salih amelle meşguldür
Bu itibarla insan olarak yer yüzünün akıdıri Eşref-i mahluktur İslamın temsilcisidir Rahmete memurdur Her insanın, her şeyin iyiliğini düşünür O; kötülere ve kötülüğünden dolayı derde düşmüşlere de duacıdır Alemin hayrını isteyen bir huya sahiptir
Bu sıfatla, o, dünyada da huzurlu yaşama hakkına sahiptir Hiç bir insan ondan daha huzurlu yaşam hakkına sahip değildir
Gayr-i müslimlere geçici, hırslı ve nefsani yaşamlarının sonu hep hüsrandır Mükerrem insanın bekaya kanat açan huzurlu yaşamı diğerleri ile mukayese edilemez
Bu kadar müzeyyen ve güzel vasıfların sahibi olan bu durumlardan dolayı asla kibre ve ucbe düşmez Bu güzel hallerin sırf ilahi ihsan olduğunu idrak ederek tevazu ve hatta mahviyet ehli olarak hayat sürer
Gayr-i müslümlere, sapıklara, gafil ve cahillere karşı Allah'ı hamd için öğünme, durum icabı zaruri bir beyandır, islam şerefin gösterilmesidir Şahsi nefsi değildir Bu gerçek müslümanın sıfatıdır
Dünyevi her ne meslekde, meşrebde ve vazifede bulunursa bulunsun bu mübarek vasfa erdikden sonra da o vazifesini daha dürüst, daha zevkli, yapması mümkün olacaktır Erdiği maddi ve manevi hal, onu asla böbürlenmeğe, başkalarından kendini üstün görmeğe sevketmez!
O, ilmi eşyayı, alet ve fenni, imkanları hep hayra kullanan ve bu hayırda bütün insanlığı hatta varlığı düşünen bir karaktere ve ülkü'ye sahiptir
Cenab-ı Hakkın alemlere rahmet ularak gönderdiği Seyidü'l-Mürselin ve Hatemün- Nebiyyin olan Hazret-i Muhammed Mustafa Sallahu Teala Aleyhi Ve Sellem'in bu zamanda vekilidir
Bir şnsan mükeremiyet mertebesine erişdikden sonra dünyada hürmete şayan, şerefli bir hayat sürerek yüz akıyle Hakka kavuşmasınu, ahiret aleminde de rahmete mazhar olmasını biiznillah sağlıyacaktır
O beka aleminde, Halikin sonsuz nimetlerine dalmış olarak büyük nimet olan Cemallullah'ı görmeğe nail olavak ve ebedietlelere intikal edecek ve daima huzur, neşe ve sadet, felah içinde bulunacaktır
İşte fıtri din olan ''slam''ın insan oğluna gösterdiği yol, ereceği hakikat budur El-hamdülillah
Mevla cümlemize nasib buyura

 

İnşirah isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 07-09-2009   #6
 
Standart --->: Mahmut Samİ RamazanoĞlu 'dan


Allah (cc) razı olsun kardeş

 

imamhatipli42 isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Cevapla
Tags: dan, mahmut, ramazanoglu, sami

Mahmut Samİ RamazanoĞlu | AKŞEMSEDDiN

Konu Araçları


Mahmut Samİ RamazanoĞlu 'dan ile ilgili Benzer Konular
768 Kez Görüntülendi

“o Hazret-İ Samİ’dİr” Mahmut Samİ RamazanoĞlu Hazretlerİ
Tevazu abidesi: MAHMUD SAMİ EFENDİ (KS)
Mahmut Samİ RamazanoĞlu
SAMİ YUSUF_ anam kaliteli mütiş bir kılip mutlaka alın
Mahmut Efendi (K.S.)

Powered by vBulletin® Version 3.6.11 Copyright ©2000 - 2010, Jelsoft Enterprises Ltd.
Forumacil | Forumalev | Dantel | Rüyatadı | Mumine | Örgü | Netalemi | Google | Şiirler | validator.w3 |

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369