Mumsema islam Arsivi

Geri git   Mumsema islam Arsivi > Kur'an-ı Kerim Bölümü > Kur'an-ı Kerim Bölümü > Tefsir

Forum Alev


Fil süresi tefsiri ile ilgili Benzer Konular
4599 Kez Görüntülendi

Leyl Süresi Tefsiri
Humeze süresi tefsiri
Kureyş süresi tefsiri
Fecr Süresi Tefsiri
Fatiha Süresi Tefsiri
Cevapla
 
Konu Araçları
Alt 10-12-2007   #1
 
Standart Fil süresi tefsiri


Fil süresi tefsiri Mumsema İslam Arşivi Fil süresi tefsiri
FİL SURESİ


Allah'ın ayetlerini okurken, dilimiz kelimelerle meşgul olurken, gön-lümüz kelimelerin manasıyla meşgul olursa; aklımız dışarılarda dolaş-maz, kalıbımız namazda iken, kalbimiz başka şeylerin peşinde olmaz İnsanın iki eli de aynı işle meşgul olursa, o işi tamamlamak daha kolay olur
Osmanlı'nın son dönemlerinden itibaren bu Fil suresinden, Nas suresine kadar olan on sureye "namaz sûreleri" denilmiştir Aslında Kur'ân-ı Kerim'in neresinden okursanız okuyun namazda "zammı sûre" okumuş olursunuz İşte bu surelerden ilki olan "Fil Sûresi" Mekke devrinde nazil olmuş, beş ayettir
Allah'a kulluk ve Allah'a ibadette bütün vücudumuz bir araya gel-mişken acaba ne diyoruz?[1]

1- Görmedin mi? (ka'beyi yıkmaya gelen) Fil sahiplerine Rabbinin ne yaptığını?
2- Onların oyunlarını boşa çıkarmadı mı?
3- Onların üzerine sürülerle kuş gönderdi
4- Onlara katı taşlar atıyorlardı
5- Derken, onları yenilmiş ekin gibi yapıverdi
Peygamber Efendimiz (sav)'in doğumundan önce, Mekke'deki "Ka'be-i muazzama'yı" yıkmak üzere gelen, Ebrehe diye bir komutanın emrinde 60 bin kişilik bir asker ve o askerlerin arasında bu günkü tankların yerini tutan filler var
Bunlar Mekke'deki Ka'beyi yerle bir etmek üzere gelen ordu Allah (cc) de, Peygamberler tarafından yapılan, Ka'be-i Muazzama'yı, bey-tullah'mı korumak üzere o güne kadar Mekke'lilerin tanımadığı kuşları göndererek ve o askerler üzerine gökyüzünden taşlar attığını, ve o taşlarla askerleri vefilleri helak ettiğini anlatan bir sure
Bu sûreyi Kur'ân-ı Kerim'in mealinden, yani tercemesinden okuyan bir insan şöyle anlıyor; "Yahu biz namazda tarihi bir olayı, bir harb sahnesini tekrarlıyormuşuz" diyor, ama öyle değil
Eğer öyle olsaydı, Allah (cc) bu komutanın adını söylerdi Askerlerin sayısını söylerdi Komutanın adı surede yok Askerlerin sayısı surede yok Aynı zamanda karşı insanların da sayısı, isimleri ve aralarında geçen konuşmalar surede yok
Buradan da anlıyoruz ki, önemli olan olayın kahramanları değil, ola-yın biçimi Onun için Rabbim olayın keyfiyyetini bize anlatıyor Bizim kıyamete kadar karşı karşıya olduğumuz İslâm düşmanlarına karşı, Rabbimin bize yardım edeceği müjdesini vermiş oluyor bu surede
Bu sûre bu günlerde daha çok okunmalıdır Çünkü o gün için Kabe-i Muazzam'ayı yıkmak üzere gelen ve tarihçilerin bildirdiğine göre Habeşli bir hristiyan
Daha önce Hz İsa (as)'ya iman etmiş insanlar, bu güzel dini, bu İslâm dinini Allah'ın Hz İsa ile indirdiği ve İncil ile açıklamış olduğu bu Allah'ın dinini, insanlara yaymak üzere canları pahasına da olsa, bir ta-raftan yahudilerin hakim olduğu Yemen'e, öbür taraftan Bizans'ın ha-kim olduğu Roma'ya kadar İslâm'ı yaymak üzere gelmişler
Bu insanlar çok değerli insanlardır ve bizim din kardeşlerimizdir Onların bir çoğu, hakiki İncil'i insanlara tanıtmak üzere gelmiş ve ora-larda bir kısmı şehit, bir kısmı ise gazi olmuş veli insanlardır
İşte bu insanlardan bir kısmı da İslâmi anlatmak üzere Yemen'e gitmişler ve orada işkencelere maruz kalmışlar Burûc suresinde de ifade edildiği gibi; "ashab-ı Uhdud" için hendekler kazılmış, odunlar yakılmış, sonra Hz İsa'ya iman etmiş insanlar, gurublar halinde cayır cayır yanan ateşe atılmışlardır Bunu da yahudilerin ileri gelenleri zevkle seyretmişlerdir
Ama gün gelmiş, devran dönmüş, Habeşistanda hıristiyanlık güç-lenmiş ve büyük bir güç olduktan sonra, Ebrehe'nin ordusu Yemen'e geliyor ve orada yahudiliğin saltanatına son veriyor Orada bir müddet kalıyor
Sonra Arab aleminin Mekke'de toplanmasına ve Ka'be etrafında tavaf edip putlara tapınmalarına ve Ka'be ile arapların birliğinin sağlanmasına karşı Habeşistan ile Bizans krallığı tarafından, Arabistan yarım adasındaki insanların yüzünü Ka'be'den Yemen'e çevirmek için, Yemen'in San'a şehrinde "Kulleys" isimli bir kilise yapılıyor ve insanların burac'a toplanması isteniliyor Hatta kilisenin yapımında o günün şartlarında dünyanın en iyi mermerleri kullanılıyor
Aynı dönemlerde İstanbul'da da Ayasofya yapılıyor Birçoğumuzun bildiği gibi, O dönemde yapılan Ayasofya'da da en kaliteli mermerler kullanılıyor
Fakat insanlar, O Kulleys kilisesine iltifat etmemişler Özellikle araplar ona iltifat etmiyor ve Ka'be'nin etrafında toplanmaya ve orada ibadet etmeye devam ediyorlar
Buradan şu anlaşılıyor İnsanların gönüllerini para ile çekmek müm-kün değildir İnsanları saraya çağırabilirsiniz, saraylarda parayla her türlü imkanları verebilirsiniz ama gönüllerini kazanmak apayrı bir iştir
Ka'beyi yıkmak üzere gelen Ebrehe'nin orduları, Allah (cc)'ın gön-derdiği kuşların attığı taşlarla helak edilmiştir Bu bize bir müjde ve bir huzur vermektedir Kıyamete kadar bütün mü'minlere güven vermek-tedir
Nasıl bir güven vermektedir? O gün için en güçlü Ebrehe'nin ordularıdır Tanklara yani fillere sahipler 60 bin kişiler Mekke'liler ancak 12 bin kişiler Böylesine güçlü bir orduya karşı bir şey yapamazlarken, Allah (cc) Hz Adem'den, Hz İbrahim'den beri ibadet edilme yeri olan o mübarek topraklar içerisindeki o mübarek yerin korunmasını üzerine almıştır
Peygamberimizin dedesi bunu şöyle ifade etmiş; Ebrehe'nin orduları gelince talana da başlamışlar Çevredeki develeri ve koyunları alıp alıp götürüyorlar Peygamber Efendimizin dedesinin develerini de götür-müşler
" Peygamberimizin dedesi, Mekke'nin ileri gelenlerinden ve görkemli bir zat O da Ebrehe'nin yanına, hem kendi develerini hem de Mekke'deki develeri alman insanların develerini almak üzere gidiyor
Ebrehe, Abdu'l-Muttalib'i görünce, görüntüsüne, tavrına, konuşma-sına hayran kalır Konuşma esnasında ne istiyorsun? deyince "Develerimi istiyorum" der Ebrehe Abdu'l-Muttalibi küçümser Der ki; sen bu halkın saygın bir kişisi olarak kendi işinle meşgulsün Halbuki ben senden şunu beklerdim "Ne olur topraklarımızı, milletimizi namusumuzu, çocuklarımızı ve hiçbir şeyimizi kirletmeden ülkene geri dön, deyip kendi ülken için ricada bulunmanı bekliyordum Sen ise milli menfaatlerini değil, şahsi menfaatlerini bana arz ediyorsun"
Abdu'l-Muttalib'de der ki; "Develer benim malımdır Ben malımı ko- , ramakla görevliyim Ka'be Allah'ın evidir Allah (cc)de kendi evini ko-ruyacaktır Ben o konuda hiç tereddüt etmiyorum"
Oradan dönüşünde "Mekke'li insanları evlerinden ayrılmaya, dağa doğru çekilmeye teşvik eder Onlar da dışarıya çıkarlar, Ebrehe ve or-duları da Ka'beye saldırırlar ve derken bilinmeyen kuşlar geldiler ve ayaklarında ve gagalarında taşıdıkları taşlan yukarıdan atmak sure-tiyle, o insanların önce ciltlerinde hastalık meydana getirdi ve o hasta-lıklarından kan ve irinler akmaya başladı Sonunda hepsi de helak olup gitti" diye olayı bize nakleder tarih kitapları
Ayet-i kerime ise; "O atılan taşlar onları yenmiş ekin haline getiri-verdi" der "Asf" Arabın dilinde buğday donesinin kenarındaki kapcık'a yani saman olan bölümüne denir Yani daneler yenilir ve kapcuğu kalır ve o da hayvanların ayaklarının altında ezilir durur
Tefsircilerimiz; "işte Ebrehe'nin orduları da, hayvanların ayaklarının altında ezilmiş, ahırda gübreyle karışık hale gelmiş bir duruma dönüşüverdiler" derler Tarihçilerimiz de; "çiçek hastalığı gibi bir hastalık meydana geldi ve bunların ölümüne sebeb oldu" diyorlar
Günümüzde bazı müslümancıklanmızm, batıya olan imanları İslâm'a olan imanlarından % 51 fazla olduğundan dolayı her şeyi akılla izah etmeye gittiklerinden bu tür olayları aklîleştirilmeye çalışırlar
"O zamanki Ebrehe'nin ordularına çiçek hastalığı musallat olmuştur Böylece hastalık onların Kabe'yi yıkmalarını engelledi" diyorlar Peki o zaman Rabbîm "ve ersele ileyhim tayran"ı niye söylesin? Yani kuşlar niye gelsinler "Onlara taşı niye attığından bahsetsin?" Çiçek hastalı-ğının olması için kuşların gelmesine taşların atılmasına gerek yok
Bu Allah'ın (cc) bir rnucizesidir Allah'ın (cc), kuşlar göndermek ve taşlar attırmak suretiyle Ka'bey-i Muazzama'yı koruması bir mucize olarak tarihimize geçmiş ve kıyamete kadar gelecek olan mü'minlere de, bu tür olaylar karşısında, her an güven vermektedir Şahsen ben bu güven içerisindeyim
Yani günümüzde de hıristiyan olan batı dünyası; en güçlü ordulara sahip olduğunu söylüyor, dünyanın en sağlam ekonomisine sahip olduklarını söylüyorlar
Gökyüzüne kurmuş olduğu uydular vasıtasıyla yer yüzünde hangi insanın nerede hareket ettiğini, hangi tarlada neyin ekildiğini nerede neyin konuşulduğunu, gördüğünü ve duyduğunu söylüyor
Çocukken biz Allah (cc)'ı şöyle öğrenmiştik; "Allah vardır, birdir, şeriki ve naziri yoktur Yani ortağı ve benzeri yoktur Her yerde hazır ve nazırdır Her yerde her şeyi görmektedir" diye öğrenmiştik Allah'a inanmayan insanlar da şimdi aynısını Amerika için söylüyorlar
Amerika vardır, birdir, benzeri ve ortağı yoktur, her yerde hazır ve de nazırdır diye müslümanların morallerini bozmak için basın ve yayın organları tarafından yaymlar yapmaktadır
Biz herşeyi yaratan, yarattığı her şeyi gören ve her türlü gücün elinde bulunduğu Allah'a iman ediyoruz Ne mutlu bize
Ayetin başındaki "Keyfe" kelimesi, olayın keyfiyyetini bildiriyor ve normal bir olay olmadığını ve bîr mucize olduğunu anlatmaktadır Allah (cc) "Elem tera" derken bir de şunu ifade ediyor:
1- Bu Peygamberimize bir hitaptır
2- Mekke'de bu ayeti duyan herkese hitaptır
Bu sure nazil olduğunda, Mekke'de Ebrehe olayını bilen insanlar yaşıyordu Hatta çocukların doğumu bile ona göre ayarlanmıştı "Mesela fil yılından beş sene sonra dünyaya geldi" deniyordu Yani Mekke'deki müşrikler bu olayı gayet iyi bildiklerinden, sure nazil olunca hiç itiraz eden olmamıştır
"Ebabil" bölük bölük anl----- gelmektedir Yani guruplar halinde her taraftan gelen ve bilinmeyen kuşlar demektir Yani Mekke halkı bu kuşları daha önce hiç görmemiş ve tanımıyor Rabbim göndermiş onları
O kuşlar, onların üzerine tuğla gibi çamurdan yapılmış, taşlaşmış çamurlar atmaktadırlar Ve onları yenmiş ekin haline getiriveriyorlar
Günümüzde de biz, haçlı seferinin en büyüğü ile karşı karşıyayız Avrupa'nın ve Amerika'nın tamamı, hıristiyan ve yahudi dünyası müş-rik alemiyle yani Japon'u, Çin'i ile birlik halindeler
Bunu nereden anlıyoruz? Birleşmiş milletlerde bir araya geliyorlar Sudan'daki İslâmî gelişmelere karşı ambargo uygulama konusunda bir görüşme açıldığında, Amerika parmağını kaldırdımı, diğerleri de hemen arkasından sıraya geçiveriyorlar
Yine Avrupa'nın ortasında sırplar bir milyon müslümanm kanına giriyor, bu Birleşmiş Milletler buna seyirci kalıyor
Ölüden diriyi, diriden ölüyü çıkaran Allah'a iman ediyoruz biz Yani ölmüş gibi olduğumuz bir zamanda, ümitlerin kesildiği bir anda, Allah (cc) O toplumun içerisinden bir dirilik meydana getiriveriyor Onun için hayatta hiçbir zaman ümitsiz olmayacağız
Allah (cc); "bizim ordularımız mutlak, surette galip gelecektir" di-yor[2] Başka bir ayette Allah(cc); "Eğer siz Allah'ın dinine yardım ederseniz, Allah size yardım edecektir[3] Eğer Allah size yardım edecek olursa, size galip gelecek olan yoktur" buyuruyor[4]
Biz samimiyetle, kalbimizle kahbımızla, canımızla, tenimizle, malı-mızla, bütün varlığımızla Allah'ın emrinde olduğumuzu yüreğimize sin-direlim Sindirmek yeterli değil, bunu amel-i salih'e dönüştürelim
"AmeH salihe dönüştürmek" demek; imanın yaşanır hale gelmesi
demektir
Namaza inanıyorum demek yeterli değil, namazı kılmak gerekir
Orucu tutmak gerekir
Cihada inanıyorum demek yeterli değil, cihadı yapmak gerekir Müslümanların cihadı, insanları kültür yoluyla kafirleştirip toplu halde cehenneme atan, -ne yazıkki yine insandan olan- bu zebanilere karşı mücadele vermek demektir Bunu tek başınıza da olsa yapacaksınız İslam ile insan arasına giren engel giderilecektir
Karşı tarafın gücü ne olursa olsun -tabi bizim de güçlenmemiz gere-kiyor- biz Allah'a sığınıp mücadelemize devam edeceğiz Mücadelemize devam ederken de, bu Fil Suresini çok okuyacağız Çünkü bu sûre bize ümit vermektedir
Hersekli Arif Hikmet bey; "Olma isyana çeri' kuvvet ile fil gibi Düşmanı hakka hücum eyle Ebabil gibi"
diyor Yani fil gibi kuvvete güvenerek, Allaha isyana cesaret edip yürüme Sen Hak düşmanlarına karşı Ebabil gibi hücum eyle[5]

[1] Mahmut Toptaş, Kur’an-ı Kerim Şifa Tefsiri, Cantaş Yayınları: 8/373

[2] Saffat 173

[3] Muhammed 7

[4] Ali îmran 160

[5] Mahmut Toptaş, Kur’an-ı Kerim Şifa Tefsiri, Cantaş Yayınları: 8/374-380

 

Kurtubi isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 16-07-2008   #2
 
Standart --->: Fil süresi tefsiri


Allah cc razı olsun Kurtubi

 

Amenna isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 19-05-2009   #3
 
Standart --->: Fil süresi tefsiri


Allah cc razı olsun Paylaşım için teşekkürler

 

ßaran isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Cevapla
Tags: fil, suresi, tefsiri

A'la suresi tefsiri | Humeze süresi tefsiri

Konu Araçları


Fil süresi tefsiri ile ilgili Benzer Konular
4599 Kez Görüntülendi

Leyl Süresi Tefsiri
Humeze süresi tefsiri
Kureyş süresi tefsiri
Fecr Süresi Tefsiri
Fatiha Süresi Tefsiri

Powered by vBulletin® Version 3.6.11 Copyright ©2000 - 2010, Jelsoft Enterprises Ltd.
Forumacil | Forumalev | Dantel | Rüyatadı | Mumine | Örgü | Netalemi | Google | Şiirler | validator.w3 |

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369