Mumsema islam Arsivi

Geri git   Mumsema islam Arsivi > Kur'an-ı Kerim Bölümü > Kur'an-ı Kerim Bölümü > Tefsir

Forum Alev


Tevbe suresi 111-112. ayet tefsiri ile ilgili Benzer Konular
345 Kez Görüntülendi

Bakara 65 Ayet Tefsiri
Tevbe suresi 128.Ayet
Süt hakkında ayet ve tefsiri
Ahzab suresi ilk üç ayet ve tefsiri
tevbe suresi ilk beş ayetinin tefsiri ve nuzul sebebi
Cevapla
 
Konu Araçları
Alt 22-12-2009   #1
 
Standart Tevbe suresi 111-112. ayet tefsiri


Tevbe suresi 111-112. ayet tefsiri Mumsema İslam Arşivi Tevbe suresi 111-112. ayet tefsiri
Tevbe/111
Allah, müminlerden, canlarını ve mallarını, kendilerine cennet vermek üzere satın almıştır: Allah yolunda çarpışacaklar da öldürecekler ve öldürülecekler Bu, Tevrat'ta da, İncil'de de Kur'ân'da da Allah'ın kendi üzerine yüklendiği bir ahittir Allah'dan ziyade ahdine riayet edecek kim vardır? O halde yaptığınız alışveriş ahdinden dolayı size müjdeler olsun! Ve işte o büyük kurtuluş budur

Tevbe/112
(Bunlar), O tevbekâr olanlar, o ibadet edenler, o hamd edenler, o oruçlular, o rükua varanlar, o secdeye kapananlar, iyiliği emredip, kötülükten vazgeçirenler, Allah'ın hududunu koruyanlar (emirleriyle yasaklarının ölçülerine riayet edenler)dır Müjde ver o müminlere, müjde!

TEFSİR
111- Muhakkak ki, Allah müminlerden canlarını ve mallarını satın aldı, şununla ki, cennet münhasıran onların ola

Rivayet olunduğuna göre; Resul-i Ekreme, Akabe Gecesi, Mekke'de Ensar'dan yetmiş kişi olarak biat ettikleri zaman, yani ikinci Akabe biatında, Abdullah b Revaha "Rabb'in ve kendin için bizden dilediğini şart koş" demişti Peygamber (sav) de: "Rabbım için O'na ibadet etmenizi ve hiç bir şeyi O'na şirk koşmamanızı, kendim için de beni, kendinizi ve mallarınızı nasıl koruyup savunuyorsanız öyle koruyup savunmanızı şart ederim" buyurdu Onlar da "Bunu yaptığımız takdirde bizim için ne var?" dediler Hz Peygamber "cennet" buyurdu Bun u n üzerine "Bu alış-veriş kârlıdır, bu sözleşmeyi ne bozarız, ne de bozulmasını kabul ederiz" dediler Sonra işte bu âyet nazil oldu Bir gün Hz Peygamber, bu âyeti okurkan bir a'râbi geldi "bu kimin sözü?" dedi, Resulullah, "Allah kelâmıdır" diye cevap verdi O a'râbi "Vallahi bu çok kârlı bir alış-veriş, biz bunu ne bozarız, ne de bozulmasını isteriz" dedi ve gazaya çıktı, nihayet şehid oldu

Şüphe yok ki, Allah Teâlâ'nın yarattığı o canlar ve rızık olarak ihsan ettiği o mallar baştan sona Allah'ın mülküdür ve bundan dolayı Allah'ın onları satınalma yoluyla mülkiyetine geçirmesi tasavvur olunamıyacağından Fatiha Sûresi'nde "Ancak sana ibadet ederiz ve ancak senden yardım dileriz" (Fatiha, 1/5)'in tefsirinde de beyan olunduğu üzere burada Allah Teâlâ'nın büyük bir lütuf gösterisi ile kullarını cihada ve ibadete daveti ve teklifi vardır Bunun hakikatı şudur ki, Allah insanlara can ve mal vermiş ve onlarda muvakkat bir tasarruf ve faydalanmaya da izin vermiştir Böylece kullarkendi şahıslarında ve mallarında geçici bir hürriyet ve mülkiyet hakkı ile yine muvakkat bir tasarruf ve faydalanmaya maliktirler Fakat kullar bunları sırf kendileri ve kendi rıza ve ihtiyarları adına sarf edecek olurlarsa, Allah'ın ihsanı olan nimetleri, kendileri gibi fani olan maksatlar uğruna tüketmiş olacaklar ve ondan hiç bir kâr ve menfaat elde edemeyecekler Ecelleri geldiğinde her şeyden mahrum olarak büsbütün hüsran azabı ile karşı karşıya kalacaklardır Halbuki Allah'ın ihsanı olan can ve malı, kendileri için ve kendi mülkleri olarak değil de, hüriyetlerini ve tasarruf haklarını çok iyi kullanarak gönül rızasıyla Allah'a teslim ve Allah için ve Allah'ın emrine, Allah'ın yoluna sarfederlerse Allah onları heder etmeyecek ve kendilerini cennet ile sevaplandırarak ebedi nimetlere erdirecektir Yani fani olan lezzetlerin Allah için feda edilmesine karşılık ebedi olan hayır ve menfaatler elde edilecek Fani hayat yerine baki hayat kaim olacaktır Bir mümin Allah yolunda savaşa katılır, can verir ve o yolda malını infak ederse, bu yaptığı iş boşa gitmeyecek, ahirette ona karşılık Allah'dan cennet alacak ve başkalarının sıkıntısından uzak olarak sırf nimetlerle dolu olan ebedi mutluluk içinde yaşayacaktır İşte böyle düzenlenmiş olan bu dünya ile ahiret, bu fani ile o e bedi ve baki aynı anda bir yerde bir araya gelemiyeceğinden, bu fani hayatı o baki hayatla değiştirme işini Allah, kulunun ihtiyarına terk etmiştir Bu işlem, bu yer değiştirme kulun seçim ve rızası ile Allah'ın kabulüne bağlı bulunduğundan bu ilâhî muamele sanki bir değişme, bir alış-veriş imiş gibi temsilî bir üslup ile ifade buyurulmuştur Yoksa gerçekte kulun malı da, canı da, ona karşılık olarak verilen cennet de hepsi Allah'ın mülküdür Aslında Allah Teâlâ, kendi mülkünü, yine kendi mülkü ile değiştirecektir
Ancak bu değiştirme işlemi, cebri olmayıp yine de kulun rıza ve ihtiyarına bağlanmış olduğundan Allah Teâlâ bu sözleşmenin şerefini kullarına bağışlamıştır Sanki zengin bir velinin kendi velayeti altındaki fakir bir çocuğa sermaye vererek onu ticarete teşvik etmek için dükkan açtırması ve başka müşteri aramayıp satacağı malı yalnızca kendisine satmak üzere şart koşup, her aldığına da kat kat kâr vermesi gibi bir alış-veriş şeklinde temsilî ifade kullanılmıştır Benzersiz bir lütuf ve i h sanın hukuk diliyle ifade buyurulması demek olan bu temsilî anlatımla ayrıca hukukî muamele ve sözleşmelerin temel özelliklerini belirlemeye yönelik bir sözleşme örneği ortaya konmuştur Ayrıca hukukî muamelelerin din ve dünya işlerinde esas olduğu göster i lmiştir Yine burada gösterilmek istenmiştir ki; hukukî sözleşmelere dayanan alış-veriş akitleri ve bu yolla elde edilecek kâr ve kazançlar, teberru ve bağış yoluyla elde edilecek gelirlerden daha hayırlı ve daha şereflidir Beşerin hayatının ve mutluluğun
hukuki sözleşmelere riayet ve sözünde durmak gibi insanî ve ahlâkî özelliklere bağlı olduğuna da işaret vardır
Şu halde fiili, herşeyden önce bu sözleşmenin taraflarını belirliyerek işe başlıyor Bu sözleşmenin Allah katında bir icabı ve kulun imanı da bu icabın kabulü demektir Nitekim Hz Hasan demiştir ki, "İşitiniz, vallahi, Allah Teâlâ'nın her mümine sattığı öyle kârlı bir biat ve öyle ağır basan bir kefedir ki, yer yüzünde bu biate katılmayan hiçbir mümin yokturilh" Yani âyetin hükmü ve kapsamı, nüzul sebebi olarak bildirilen Akabe biatını haber vermekten ibaret değildir, bütün müminlere şamildir
Ca'feri Sadık Hzlerinden de "bedenlerinizin Cennet'ten başka fiyatı yoktur, onları ondan başkasına satmayınız" diye de nakledilmiştir
Türk Şairi Fuzûlî'nin

"Cânı cânân dilemiş vermemek olmaz ey dil!"
" Ne nizâ eyleyelim ol ne senindir, ne benim"

demesi de bu âyetin muhtevasına işarettir
Müminler bu ilâhî satınalmaya karşı can ve mallarını Allah'a nasıl satacaklar, denilirse:
Allah yolunda savaş yaparlar, öldürürler de, öldürülürler de Gazi de olurlar, şehid de Söz konusu bedel Allah üzerine haktır ve bu Tevrat'da, İncil'de ve Kur'ân'da verilen bir vaaddir Yani bu alışverişin fiyatı olan bu dünyada peşin değil, ahirette ödenecek olan bir müeccel vaaddir Fakat şüpheli bir vaat değil, Allah üzerine sabit bir borçtur, her şüpheden uzaktır Hem Tevrat'ta, hem İncil'de, hem de Kur'ân'da sabit olmuş bir vaaddir Hakk'ın vaadidir Allah'dan daha ziy a de ahdini tutan, sözünü yerine getiren kim vardır? Sözünden dönmek şerefli bir insana bile yakışmazken Allah Teâlâ hakkında böyle bir düşünceye kapılmak mümkün müdür? Öyleyse ey müminler! Yapmış olduğunuz bu alış-verişinizle istibşar ediniz, birbirini z i müjdeleyip birlikte sevininiz, bayram ediniz İşte o, yani bu alış-verişinize fiyat olmak üzere size verilmesi, şahıslarınıza tahsis olunması kesin bir Hakk vaadi olan Cennet, büyük ve muhteşem kurtuluşun kendisidir İşte o büyük kurtuluş, ondan d aha büyüğü düşünülemeyen o ebedi felah ve necat işte budur

 

Abdullatif isimli Üye şuanda  online konumundadır  
Alt 22-12-2009   #2
 
Standart --->: Tevbe suresi 111-112. ayet tefsiri


112-Bunlar, yani bu sözü edilen müminler o tevbekârlar ki, âbidler, Allah'a ihlas ile ibadete devam edenler hamidler, gerek sevinçli,
gerek sıkıntılı zamanlarında, hangi durumda olurlarsa olsunlar Allah'a sürekli hamd edenler seyyahlar, gezginler yani oruçlular Çünkü Peygamber (sav) Efendimiz "Ümmetimin seyahati oruçtur" buyurmuştur Abdullah b Mesud'dan, İbnü Abbas'dan, Hz Aişe'den, Ebu Hureyre ve daha başkalarından rivayet yoluyla gelen tefsir budur Orucun iki bakımdan seyahata benzerliği vardır: Birisi sûrenin başında da işaret olunduğu üzere, seyahat eden kimse, işin icabı olarak gerek yiyip içmek, gerek dinlenmek ve daha başka nefsinin istekleri hususunda tutumlu davranmak ve bazı sıkıntılara katlanmak zorunda kalır Oruç tutmak da insanı nefsani arzulardan uzak tutmak açısından çok önemli bir yolculuğa benzer Birisi de seyahat, innsanın görmediği, bilmediği bir takım şeylerle karşılaşmasına vesile olan bir dış dünya yolculuğudur Bunun gibi, oruç da insanın kendi iç dünyasında gizli kalmış bir takım özelliklerin tanınmasına, mülk ve melekût âleminin bir takım sırlarına vakıf olmasına vesile olur Seyahat bir bedenî riyazet olduğu gibi, oruç da bir ruhî riyazet ve sEyahattır Ayrıca Ata'dan yani seyahat edenlerin, mücahidler olduğuna dair bir rivayet nakledilmiştir Ebu Umame'den rivayet edilmiştir ki, bir adam Hz Peygamber'den seyahata çıkmak için izin istemişti Peygamber Efendimiz de ona "Benim ümmetimin se y ahatı Allah yolunda cihad etmektir" buyurmuştu Bununla beraber bu âyetteki maksadın genel olarak yeryüzünde seyahat edenler demek olduğunu söyleyenler de olmuştur Bunlardan bir kısmı, "Mekke'den Medine'ye hicret edenlerdir" demişlerdir Bir kısmı da " İlim tahsili için yolculuk yapanlardır" demişlerdir Başkaları da "Allah'ın yarattığı âyetleri ve yeryüzündeki gariplikleri görüp tanımak ve onlara ibretle bakmak için seyahat edenlerdir" demişlerdir ki, "De ki, yeryüzünde gezip, dolaşın ve olup bit e nlere dikkatle bakın!" (Ankebut, 29/20: Rum, 30/42) âyetlerindeki emir gereğince sırf Allah'ın kudretini eserlerinde görüp tanımak için seyahat edenler demek olur (Âl-i İmran Sûresi'nde âyet 137 nin tefsirine bakınız)
Rükû edenler, secde edenler Yani rükû'uyla secdesiyle namazı tamı tamına ve hakkıyle kılanlar, maruf ile emredenler, yani iyiliği belli olan, herkesçe iyilik olduğu bilinen konuları telkin ve tavsiye edenler, yani imanı ve Allah'a itaatı emredenler, münkerden (kötülükten, ş i rk, imansızlık ve günanlardan) nehyedenler Allah'ın hududunu koruyanlar yani Allah Teâlâ'nın beyan edip açıkladığı,sınırlarını kendisinin belirlediği gerçekleri ve şeriatın kurallarını ve bu kuralların inceliklerini bilerek bunlara riayet edenler Şeriatın inceliklerine titizlikle uyanlar ve insanları o yola yönlendirenler Velhasıl o müjdeye, o ilâhî vaade layık olan müminler, bütün bu güzel hasletlere, bu üstün özelliklere sahip olan, bunları kendi şahsında toplayanlardır Ve böyle olan müminlere m üjde ver, onları müjdele habibim ey Muhammed!
Abdullah b Abbas Hzleri demiştir ki, "Allah müminlerden canlarını ve mallarını, karşılığında cennet vermek suretiyle satın aldı" âyeti nazil olduğunda, ashaptan birisi, "Ya Resulallah! Şayet o kişi zina da etse, hırsızlık da yapsa, içki de içse bile mi?" demiş ve işte bu "Tevbe edenler" âyeti bunun üzerine nâzil olmuştur
______________________
EHY- Hak Dini Kur'an Dili

 

Abdullatif isimli Üye şuanda  online konumundadır  
Cevapla
Tags: 111112, ayet, suresi, tefsiri, tevbe

Amenerrasulü | Tevbe 118. ayet tefsir..

Konu Araçları


Tevbe suresi 111-112. ayet tefsiri ile ilgili Benzer Konular
345 Kez Görüntülendi

Bakara 65 Ayet Tefsiri
Tevbe suresi 128.Ayet
Süt hakkında ayet ve tefsiri
Ahzab suresi ilk üç ayet ve tefsiri
tevbe suresi ilk beş ayetinin tefsiri ve nuzul sebebi

Powered by vBulletin® Version 3.6.11 Copyright ©2000 - 2010, Jelsoft Enterprises Ltd.
Forumacil | Forumalev | Dantel | Rüyatadı | Mumine | Örgü | Netalemi | Google | Şiirler | validator.w3 |

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369