Mumsema islam Arsivi
Anasayfa Forum Kuralları İletişim Bugünkü Mesajlar
Geri git   Mumsema islam Arsivi >
Sohbet & Muhabbet Bölümü
> Sohbet & Muhabbet
Google
 
Kullanıcı ismi
Şifreniz
Kayıt ol Yardım Üye Listesi Ajanda Arama Bugünkü Mesajlar Bütün Forumları okunmuş kabul et

Cevapla
 
Konu Araçları
Alt 07-18-2008   #1
Bilgiler
Devamlı Üye
 
Bilgiler
Üyelik tarihi: Apr 2008
Mesaj: 428
İtibar
Tecrübe Puanı: 5
Rep Puanı : 406
Rep Derecesi :
hasene Gerçekten çok hoş.hasene Gerçekten çok hoş.hasene Gerçekten çok hoş.hasene Gerçekten çok hoş.hasene Gerçekten çok hoş.
hasene RSS Feed
Standart DuT Agaci





Bir yazıya konu olabilecek ne özelliği olabilir bir dut ağacının, şeklinde bir sorunun zihinlere takılması muhtemeldir Doğrusu, kendisinden bahsedeceğim dut ağacının öyle sıradışı bir hüneri de yoktur (gerçi o meyveleri bile, üzerlerinde tefekkür edildiği vakit yeterince mükemmeldir ya, yalnızca, alışan gözlerimize ve midemize sıradan gelmektedir) Bu yazının satırlarında mevzubahis edilmesinin en önemli sebebi, onun bahar boyunca verdiği meyveler ve onların hazin akibetidir

Evvela, tahayyülünü kolaylaştırmak maksadıyla, ağacı tasvir etmeye çalışmak isterim müsaadenizle Bu ağaç, şehr-i istanbul’un namı duyulmuş bir ilçesinin –gerçi her bir ilçesinin muhtelif yönlerden şöhreti mevcuttur- yine çeşitli yayın organlarından veya bizatihi orada bulunmakla aşina olunan mahallerinden birinde, nisbeten sakin bir sokağın kenarında, belirsiz geleceğinin mahzunluğuyla beklemektedir (hangi ağacın geleceği belirlidir ki!) Boyu ise, bir apartmanın – ki, o “bir apartman” nacizane bu satırların sahibinin ikamet ettiği apartmandır - üçüncü katına (ve yine o üçüncü kat da, yine aynı erkişinin oturduğu kattır) ve ağaç ile bu satırların sahibi bazı geceler iki sırdaş gibi yarenlik etmektedirler Her rüzgarda kulaklara ilkin o güzelim ve talihsiz dut ağacının yapraklarının hazin iniltileri dolar ve belki de bahtsızlığını terennüm etmektedir, kim bilir! Yazımızın mecraından çok sapmadan, tasviri burada noktalayarak, mevzunun mihrabına, dut ağacına ve dutlara dönuyorum

Bir dut ağacı, meyvelerinin ne tür bir duruma maruz kalması halinde bahtsız olabilir? Zannediyorum, birçoğumuzun aklına, çocukların istilasına uğraması gelecektir Bu, ihtimal dahilinde olsa da, o ağacın mevsimsel akibetini trajik olarak algılamama sebep olan şey, çocukların istilasına maruz kalması değil, -bu durum ağacın sahibini üzebilme ihtimali olan bir davranış olsa da, dalları kırılmadığı muddetçe, ağacın memnuniyetle mukabelede bulunacağı bir durum olur, çunku insanların istifadesi için takdir edilmiştir- onun bir mevsim verdiği o güzelim meyvelerinin rağbet görmemesidir Ve işlevini icra etmekten mahrum bırakılmış olur

Bir mevsim boyunca, kaç kilo dutun yere düştüğüne dair bir tahminim bulunmamakla birlikte, pek az kişinin o güzelim dutlardan istifade ettiğine ve toplanması için bir çabaya girmediğine tanığım bir elin parmaklarını geçmez (belki bazı geceler o ağacın dibinde, binanın dükkan katının onünde, yerden bir metre kadar yukseklikte olan basamağa oturup telefonla gorusmeler yapan genç istifade etmiştir) yere o kadar çok dut düşmüştür ki, maalesef, üzerlerine basılıp ezilmelerinden ötürü kaldırımda oluşan karalık hemen fark edilir Onları çiğneyip geçenlerin ne tür bir rahatlıkla bunu yaptıklarını merak etmiyor da değilim, o da başka bir mevzudur doğrusu Sahipsiz olmasının bunda etkisi var mıdır acaba?

Onu oraya kimin diktiğini bilmiyorum ve mahallenin ekseriyetinin de bunu bildiğini zannetmiyorum Fakat sahipsiz kaldığı apaçık ortada Bir Anadolu şehrinde, bahçenin içinde olsa, dallarından, çocukların o minik elleri eksik olmazdı hor görüldü kısacası o dutlar hor görülmekle kalmadı, üzerlerinden geçen ayaklar hiç ızdırap uymadılar kanaatimce

“insan oğlu nankördür” buyuruyor Rabbimiz kıymet bilmez, elinden gidince anlar bazı şeylerin kıymetini var iken, har vurur hor görür olmayınca veya nicelik olarak azalınca da, bol olduğu veya olacağı günlerin özlemiyle yanıp tutuşur içten içe tekrar elde edince (kendisinin dahli yoktur bunda, Kerem olan, sonsuz sehavetiyle ve merhametiyle ikram etmektedir), kısa bir süre sonra eski tas eski hamam biz buna kısaca, ülfet, yok yok bu ülfetle tabir edilecek kadar hafif olmamalı ama neyse o halde, kıymeti bilinmeyen, bilmeyenlerin elinden alınıp emanette ehil olanlara tevdi edilmez mi!? vesselam

 

hasene isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Cevapla
Tags: ,

icinden olu cikan ev | Selam yerine günaydın demek

Konu Araçları


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cvp son Mesaj
Zakkum agaci rana Vaaz ve Sohbet Konuları 4 10-26-2008 12:48 PM

Frmacil | Yudumla | Dantel | Klup | Orgu | Oya | Derya TOPlist Saat 14:52 PM.


Powered by vBulletin® Version 3.6.11
Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Forum Etiketleri

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308