Mumsema islam Arsivi
Anasayfa Forum Kuralları İletişim Bugünkü Mesajlar
Geri git   Mumsema islam Arsivi >
Sohbet & Muhabbet Bölümü
> Sohbet & Muhabbet
Google
 
Kullanıcı ismi
Şifreniz
Kayıt ol Yardım Üye Listesi Ajanda Arama Bugünkü Mesajlar Bütün Forumları okunmuş kabul et

Cevapla
 
Konu Araçları
Alt 03-29-2007   #1
Bilgiler
Devamlı Üye
 
Bilgiler
Üyelik tarihi: Mar 2007
Mesaj: 10,052
İtibar
Tecrübe Puanı: 104
Rep Puanı : 3504
Rep Derecesi :
İnşirah Çok ünlü.İnşirah Çok ünlü.İnşirah Çok ünlü.İnşirah Çok ünlü.İnşirah Çok ünlü.İnşirah Çok ünlü.İnşirah Çok ünlü.İnşirah Çok ünlü.İnşirah Çok ünlü.İnşirah Çok ünlü.İnşirah Çok ünlü.
İnşirah RSS Feed
Standart GÜnah Ne Kadar BÜyÜk Olsa Da...



Mekke’nin fethedildiği gün nice yüzler gülmüştü Yıllardır ayrı kaldıkları kutsal beldeye kavuşmanın yanı sıra, bir de Allah’ın Evi’nde buluşmanın verdiği haz vardı gönüllerde Bu haz, Beytullah’a girişte ashabın yüzlerinden okunuyordu
Önde Kainatın Biriciği Efendimiz AS, yanında başta Ebubekir RA olmak üzere tüm ashabıSilah yok, kavga yok, karşı koyma yok
Gönüllerde rahmanî bir huzur var Allah Tealâ’nın nazargâhı olan Beytullah’ı tavaf edişte bir edep var Bu edepte ise iman etmiş bir kalbin, engellenemez bir teslimiyeti var:


Lebbeyk Allahümme lebbeyk: Buyur Allahım! Buyur Allahım!
BİR HÜRRİYET ARAYIŞI
Ama Mekke fethedildiği gün yine nice yüzler gülememiş, bu güzelliğe gözleri bile dayanamamıştı, Bu yüzden yer ve gök dar gelmiş; ihtimal, ‘Muhammed artık bizden intikam almak için, hem ibret-i âlem olsun diye bizi Mekke’nin ortasında astırır’ düşüncesiyle pek çok Mekkeli müşrik şehri terk etmişti
Sevgiden mahrum insanlar o sıcak yüreğin, o gönülden süzülen bir tek tebessümün değerini nereden bilebilir? “Muhammed Allah’ın Rasulüdür” (Fetih/29) diyemeyenler, ezelden ebede kadar ilâhî nur taşıyan o rahmet peygamberini nasıl bulabilir?!
İşte o gün bu şehirden kaçmıştı Vahşi b Harb
Kaçmak onun için bir çareydi belki de Ne var ki Allah’ın rahmeti sonsuz İnsan tertemiz bir ruh halinde yaratılmışken, nefsi tarafından aldatılmış, kandırılmış ise eğer, insanın kendisine değil, taşıdığı kötü sıfata karşı konulur Bu yüzden olmalı; günah işleyen değil, günahında ısrar edip tevbe etmeyen ateşe çağrılır
Vahşi b Harb köleydi Bedir savaşını kaybeden Kureyşliler ona kölelikten nasıl kurtulabileceğini söylediler:
- Ya Hamza’yı veya Ali’yi yahut Muhammed’i öldür, hürriyetine kavuş!
Hürriyetin anlamını, köleliğin ne olduğu bilen anlar Vahşi b Harb aklına koymuştu bir kere Kurtulmalıydı bu kölelikten
ŞEHİTLERİN EN DEĞERLİSİ
Ve Uhud Harbi Her anı ibretlerle dolu muharebe Teslimiyetin fert fert gösterildiği ve hep birlikte ashabın tek vücut olabilme mücadelesini verdiği savaş
Hz Hamza RA Rahmet Peygamberi AS Efendimiz’in amcası Vahşi b Harb tarafından bu savaşta karnı yarıldı, ciğeri çıkarıldı, burnu ve kulakları lime lime edildi, bir intikam uğruna ve en vahşi şekilde
Savaş bittiğinde Peygamber AS Efendimiz, sadece imanından dolayı bu vahşetin uygulandığı mübarek naaşın başına geldi Arkadaşları bir hırka ile üzerini örtmeye çalışıyorlardı Ama başını örtseler ayağı açılıyor, ayağını kapatsalar başına yetmiyor “Ey Allah’ın Rasulü! Geniş bir kefen bulamadık ki onu kefenleyelim!” diyorlardı O gün ablası Safiyye hıçkıra hıçkıra nasıl ağlamıştı! Hele gül neslin anası Hz Fatıma Ve ardından Kainatın Biriciği Efendimiz AS tutamamıştı gözyaşlarını
O zaman Cebrail AS Mahzun Nebi’ye gelip şöyle demişti:
“Hamza, göktekiler yanında Allah ve Rasulü’nün aslanıdır, diye yazıldı
Vahşi, Uhud günü kölelikten kurtulmuştu Aradan yıllar geçmiş, ama hâlâ esir yaşıyordu Zira Mekke fethedildiği gün Taif’e, Kainatın Efendisi Taif’e gidince de önce Şam’a ardından Yemen’e kaçmıştı Adeta yeryüzü ona dar geliyordu
Ancak Vahşi b Harb’ın bu hali Alemlerin Rabbi’ne elbette gizli değildi İhtimal, Vahşi’nin gönlünde bir yöneliş vardı Nefsi kabul etmese de gözleriyle gördüklerine iman etmeli, gönlüne Son Peygamber’in sevgisini artık koymalıydı Ama ne yapmalı, nasıl bir yol bulmalıydı, gönüller sevgilisi Muhammed AS’a ulaşmak için
İlâhî irade sebepler yaratmaya başladı Bir dostu ona: “Bu kaçış niye? Muhammed kendisine iman edenleri asla öldürmüyor” dedi
BİR MEKTUP, BİR DAVET
Belki de bu söz tevbe kapısını aralamıştı Gönüldeki iman ateşinin yanması gibi bir şeydi bu Şimdi o Rahmet Peygamberi’ne sevgi ile bakma zamanıydı
İstisnasız her yaratılmışa Allah vergisi rahmet nazarı ile bakan Sevgili Peygamberimiz, amcası Ebu Talib’in imana gelmesinde ne kadar hassas davrandı ise, ciğerparesi diğer amcası Hz Hamza’yı şehit eden Vahşi b Harb’in Allah’a ve Rasulü’ne iman etmesinde bir o kadar ısrarlı idi Yeter ki bir kul Allah Tealâ’nın huzurunda boynunu büksün
Ve Rasulullah AS Efendimiz, Hz Hamza RA’ı şehit eden Vahşi b Harb’in O’nu ağlatan vahşetine rağmen bir mektup yazdı İman ettiği takdirde, Allahu Tealâ’nın kendisini affedeceğini bildirdi Mektupta şu ayeti kerime yer alıyordu:
“Onlar ki, Allah ile beraber başka bir ilâha yalvarmazlar, Allah’ın haram kıldığı cana haksız yere kıymazlar ve zina etmezler Bunları yapan günahının cezasını bulur Kıyamet günü azabı kat kat olur Ve orada alçaltılmış olarak temelli kalır” (Furkan/68)
Vahşi b Harb mektubu alınca, şu ifadeleri içeren bir mektup yazdı:
“Sen beni müslüman olmaya davet ediyorsun Ama ben, bu ayette geçen bütün günahları işledim Küfür içinde yaşadım Zina ettim Bir de senin gözünün nuru amcanı öldürdüm Benim gibi birisi affedilir mi ki, ben de müslüman olayım?
Günahın ne kadar büyük olduğunu anlayabilmek, tevbenin ilk merhalesiydi Rasulullah AS Efendimiz gönderdiği ikinci mektupta, onun bu haline:
“Allah kendisine ortak koşulmasını asla bağışlamaz Bundan başkasını dilediği kimse için bağışlar Allah’a ortak koşan kimse, büyük bir günah ile iftira etmiş olur (Nisa/43) ayeti ile cevap verdi Bu yaklaşım, Gönüller Sultanı’na giden yolu iyice aralamıştı
'O'NUN RAHMETİNDEN ÜMİT KESMEYİN'
Vahşi b Harb, bu ayeti kerimede kendisinin affedileceğine dair kesin bir işaret bulunmadığını ifade ederek, “Allahu Tealâ dilerse affedecek deniliyor, ya dilemezse?”diye şüphesini dile getiren, dolayısıyla müslümanlığa güç yetiremeyeceğini söyleyen bir mektup yazdı
Bunun üzerine Rasulullah AS Efendimiz Vahşi b Harb’e üçüncü bir mektup gönderdi Bu mektupta ise şu ayeti kerime yazılı idi:
“De ki : Ey nefisleri aleyhine haddi aşan kullarım! Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin Çünkü Allah, bütün günahları bağışlar Şüphesiz ki O, çok bağışlayan, çok merhamet edendir” (Zümer/53)
Vahşi b Harb bu mektubu aldıktan sonra “şimdi tamam” dedi Ve Medine’ye Peygamberimiz’in huzuruna geldi Efendimiz AS sordular:
“Anlat, Hamza’yı nasıl öldürdün?”
Vahşi b, Harb, Uhud Harbi sırasında olanları bütünüyle anlattı Nihayet sözlerini bitirip Peygamberimiz’e biat etti Ancak Rahmet Peygamberi’nin kendisinden bir isteği vardı:
“Mümkünse bana fazla görünmemeye çalış! Çünkü seni her gördükçe Hamza’yı hatırlar ve sana gereken şefkati bir insan olarak gösteremeyebilirim Böylece sen talihsizliğe itilmiş, ben de vazifemi tam yapamamış olurum!
Vahşi zaten yeterince kırmıştı Kainatın Efendisi’ni Ama ondan uzakta kalmak da kolay değildi elbette Bir tebessüme hasret kalmanın ne demek olduğunu, o bütün varlığı ile yaşamış, gönülden bırakıvermişti ellerini nur-u muhammedîye Artık sahabi sıfatını aldıktan sonra, kalp bu sevgiliden asla ayrılamazdı, ayrılmadı da
Mescidi Nebi’de, Gönüller Sultanı’nın çok defa sadece sesini duyabilmiş, nice günler kendi kendine, “bir gün Allah Rasulü artık görünebilirsin der mi acaba?” diye o muştulu haberi ne kadar da beklemişti
“O kimsenin gülüşü ne mübarektir ki, ağzını açınca can hokkasından inci görünür gibi kalbi gözükür Sen kaya da olsan, mermer de bulunsan, bir kâmil veliye kavuşunca cevher haline gelirsin O velinin muhabbetini kalbine yerleştir
Ariflerin sevgisinden başka şeye gönül verme Ümitsizlik tarafına ise hiç gitme Günaha yönelme Zira güneşler hâlâ parlıyor Gönül seni kalp ehlinin semtine doğru çeker Aklını başına al da, bir gönül erinin sohbetiyle kalbine gıda ver O kalbin sahibinden bir ikbal dile” diyen Hz Mevlâna’nın sözü, sanki esasını bu hadiseden almış gibiydi
Ve bir gün Vahşi b Harb, duyduğu acı haber karşısında iyice yıkıldı:
Kainatın Efendisi AS ahirete irtihal etmişti
Yıllar var ki, doyasıya koklayamamıştı o nurlu elleri Oysa bir tek rahmet nazarı kendisine yetecekti, inanmıştı buna Ama ilâhî irade
Anlaşılan o ki, bütün hadiselere yön veren Allah Tealâ kendisinden istikamet istiyordu Bu istikamet, sevgiliye verilen sözde gizlenmişti Günahına keffaret olmak üzere sahip olduğu her şeyini feda edecekti, buna canı da dahildi Hz Hamza’yı şehit eden mızrağını yeniden eline aldı Esasen onu belki de bu gün için saklamıştı
SAKLANAN MIZRAK
Hz Ebubekir RA’ın hilafet zamanıydı Müseylime adında bir sahtekâr peygamberlik iddiasında bulunuyordu Hz Ebubekir RA da Halid b Velid RA komutasında bir ordunun hazırlanmasını istedi Hz Vahşi RA’ın aradığı fırsat nihayet ortaya çıkmıştı Bu ordunun arasında bir nefer olarak ver aldı
Savaş günlerce devam etti Müseylime ve ordusu ölüm-kalım savaşı veriyordu Bir ara Müseylime kaleden çıkıp kaçmak isterken, nöbet bekleyen bir sahabi “işte Allah’ın düşmanı kaçıyor!” diye seslendi
Vahşi RA bu sözü işitince, elindeki mızrağı Müseylime’nin göğsüne indirdi Onu öldürdüğünü anlayınca da şükür secdesine kapandı İhtimal, Allah Rasulü AS’ın ruhaniyetine “ey Allah’ın Rasulü! Artık gelebilir miyim?” der gibiydi
Hz Mevlâna: “Her ne olursan ol, yine de gel! İster Mecusi, ister Putperest Tevbeni bin kere bozmuş olsan da yine gel! Burası ümitsizlik kapısı değil” derken, Şems-i Tebrizî Hazretleri’nde böylesi nice güzelliklere ulaşmıştı demek abartı olmasa gerek İşte bu gönül eri Mesnevi’de şöyle diyor:
“Bir kandil, mumdan alıp da yandı mı, onu gören mumu görmüş olur Bu parlaklık yüz kandile de nakledilse, sonuncusunun aydınlığını görmek, en evvelinin nurunu görmek gibidir
İstersen aradığın hidayet nurunu sonuncu kandilden, dilersen bizzat can ışığından al! Aralarında fark yoktur İstersen o hidayet nurunu sonraki kandillerde, yani hayatta olan mürşidlerde; istersen gelmiş-geçmiş velilerin ruhlarında gör Bir nefes gelir, seni görür gider Ve bu nefes her kimi dilerse ona da hayat verir
Neden olmasın?!
Bir bahar mevsiminde güller arasında dolaşanlar gibi Bahar kokulu çiçeklerden bir nefes alanlar gibi

Hz Peygamber AS anlattı:
Sizden önce yaşamış olan bir adam vardı Doksandokuz kişiyi öldürmüştü Bir gün yeryüzünde en büyük alimin kim olduğunu araştırmaya karar verdi Ona bir rahibi gösterdiler Hemen onun yanına gitti ve sordu:
- Doksandokuz insanı öldürmüş bir kişinin tevbesi kabul olur mu?”


Rahip:
- Olmaz, diye cevap verince onu da öldürdü
Böylece öldürdüğü insan sayısı yüze tamamlandı
Aradan bir süre geçtikten sonra tekrar yeryüzünde en büyük alimin kim olduğunu araştırmaya koyuldu Bu sefer de kendisine alim bir adam gösterildi Katil hemen o alimin yanına gitti ve sordu:
- Yüz insanı öldürmüş olan bir kişinin tevbesi kabul olur mu?
Alim cevap verdi:
- Tabii ki kabul olur Onunla tevbe arasına kim girebilir?
Alim bu kadar insanı öldüren kişinin, karşısında duranın ta kendisi olduğunu anlamış olmalı ki sözüne şöyle devam etti:
- Ama şöyle şöyle bir yer var oraya git Orada Allah’a kulluk eden insanlar var, onlarla birlikte sen de Allah’a ibadet et Sakın önceki memleketine dönme, orası kötü bir yerdir
Katil alimin sözüne ikna oldu ve tavsiye ettiği yere gitmek için oradan ayrıldı Fakat yolu yarıladığında eceli yetti ve orada vefat etti
Rahmet ve azap melekleri, adamı kimin alıp götüreceği konusunda tartışmaya başladılar Rahmet melekleri:
- Bu adam tevbe ederek ve kalbini Allahu Tealâ’ya çevirerek geldi, dediler
Azap melekleri ise:
- Bu adam hayatı boyunca hiçbir hayır işlemedi, diyerek haklılıklarını ifade ettiler
Bu esnada insan suretinde bir melek çıkageldi Onu aralarında hakem tayin ettiler Hakem olan melek şöyle dedi:
- Geldiği yer ile varacağı yere olan uzaklığı ölçün, hangisine daha yakın ise adam o tarafa aittir
Melekler mesafeleri ölçtüler ve gitmek istediği yere daha yakın olduğunu tespit ettiler Bunun üzerine onu, rahmet melekleri alıp götürdü (Buharî, Müslim)
* * *
İçerisinde birçok hakikatin bulunduğu bu hadis-i şerifte, kanaatimize göre en çok dikkat edilmesi gereken taraf şurasıdır: Tevbeden sonra, günah işlediğimiz çevreyi değiştirmek
Tevbe etmek, tabii ki çok önemli Ama tevbeden sonra geri dönüş yapmamak ve istikrarlı bir hayat sürdürebilmek de bir o kadar önemli Bunun için kesinlikle bizi günaha sürüklemiş olan veya göz yuman eski çevremizi iyi düşünmemiz gerekir Bu, eski çevremizi hakir görmek veya küçümsemek anlamında değildir Sadece o çevrede işlenmekte olan günahlardan kurtulmak ve yeni bir çevre ile iyiliklere açılmak içindir

 

İnşirah isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 08-31-2008   #2
Bilgiler
mum
Administrator
 
Bilgiler
Üyelik tarihi: Feb 2007
Nerden: filistin
Mesaj: 11,391
İtibar
Tecrübe Puanı: 122
Rep Puanı : 8104
Rep Derecesi :
mum Çok ünlü.mum Çok ünlü.mum Çok ünlü.mum Çok ünlü.mum Çok ünlü.mum Çok ünlü.mum Çok ünlü.mum Çok ünlü.mum Çok ünlü.mum Çok ünlü.mum Çok ünlü.
mum RSS Feed
Standart --->: GÜnah Ne Kadar BÜyÜk Olsa Da...



Alıntı:
Hz Peygamber AS anlattı:
Sizden önce yaşamış olan bir adam vardı Doksandokuz kişiyi öldürmüştü Bir gün yeryüzünde en büyük alimin kim olduğunu araştırmaya karar verdi Ona bir rahibi gösterdiler Hemen onun yanına gitti ve sordu:
- Doksandokuz insanı öldürmüş bir kişinin tevbesi kabul olur mu?”


Rahip:
- Olmaz, diye cevap verince onu da öldürdü
Böylece öldürdüğü insan sayısı yüze tamamlandı
Aradan bir süre geçtikten sonra tekrar yeryüzünde en büyük alimin kim olduğunu araştırmaya koyuldu Bu sefer de kendisine alim bir adam gösterildi Katil hemen o alimin yanına gitti ve sordu:
- Yüz insanı öldürmüş olan bir kişinin tevbesi kabul olur mu?
Alim cevap verdi:
- Tabii ki kabul olur Onunla tevbe arasına kim girebilir?
Alim bu kadar insanı öldüren kişinin, karşısında duranın ta kendisi olduğunu anlamış olmalı ki sözüne şöyle devam etti:
- Ama şöyle şöyle bir yer var oraya git Orada Allah’a kulluk eden insanlar var, onlarla birlikte sen de Allah’a ibadet et Sakın önceki memleketine dönme, orası kötü bir yerdir
Katil alimin sözüne ikna oldu ve tavsiye ettiği yere gitmek için oradan ayrıldı Fakat yolu yarıladığında eceli yetti ve orada vefat etti
Rahmet ve azap melekleri, adamı kimin alıp götüreceği konusunda tartışmaya başladılar Rahmet melekleri:
- Bu adam tevbe ederek ve kalbini Allahu Tealâ’ya çevirerek geldi, dediler
Azap melekleri ise:
- Bu adam hayatı boyunca hiçbir hayır işlemedi, diyerek haklılıklarını ifade ettiler
Bu esnada insan suretinde bir melek çıkageldi Onu aralarında hakem tayin ettiler Hakem olan melek şöyle dedi:
- Geldiği yer ile varacağı yere olan uzaklığı ölçün, hangisine daha yakın ise adam o tarafa aittir
Melekler mesafeleri ölçtüler ve gitmek istediği yere daha yakın olduğunu tespit ettiler Bunun üzerine onu, rahmet melekleri alıp götürdü (Buharî, Müslim)
güzel ve ibretli bir kıssa Riyadüssalihin hadis kitabında okumuştum

 

mum isimli Üye şuanda  online konumundadır  
Alt 08-31-2008   #3
Bilgiler
Devamlı Üye
 
Bilgiler
Üyelik tarihi: Jan 2008
Mesaj: 398
İtibar
Tecrübe Puanı: 4
Rep Puanı : 46
Rep Derecesi :
yasin Seçkin bir yolda.
yasin RSS Feed
Standart --->: GÜnah Ne Kadar BÜyÜk Olsa Da...



Allah razı olsun ibret verici çok güzeldi Rabbim tövbemizde samimi olanlardan eylesin inşallah

 

yasin isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt bir Hafta önce   #4
Bilgiler
Devamlı Üye
 
Bilgiler
Üyelik tarihi: Dec 2008
Mesaj: 105
İtibar
Tecrübe Puanı: 2
Rep Puanı : 37
Rep Derecesi :
biyce Seçkin bir yolda.
biyce RSS Feed
Standart --->: GÜnah Ne Kadar BÜyÜk Olsa Da...



İnşallah
Allah razı olsun

 

biyce isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Cevapla
Tags: , , ,

Çocuklara isim verirken nelere dikkat edilmeli? | Siz Nereye Gittiniz???

Konu Araçları


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cvp son Mesaj
Büyük günah ve nikâh (Büyük günah işleyen birisi dînden çıkmış olur mu, evli ise nik) mum Fetvalar; bir konu hakkında verilen fetva sorusu ve cevabı 1 3 Hafta önce 03:26 AM
yedi büyük günah yolcu Kötü Ahlak Sıfatları 6 10-12-2008 23:15 PM
“Benim şefaatim ümmetimin günah-ı kebair (büyük günah) işleyen kısmınadır” hadis-i şe LeoparGS Siyer / Peygamberlerin Hayatı soru ve cevapları 6 08-29-2008 21:32 PM
Kâ'beyi yıkmaktan daha büyük günah infak Dini, Güzel Yazılar / Makaleler 0 12-07-2007 13:40 PM
Büyük Günah Kavrami mumsema G-H 1 05-17-2007 18:35 PM

Frmacil | Yudumla | Dantel | Klup | Orgu | Oya | Derya TOPlist Saat 14:18 PM.


Powered by vBulletin® Version 3.6.11
Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Forum Etiketleri

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308