Mumsema islam Arsivi

Geri git   Mumsema islam Arsivi > Sohbet & Muhabbet Bölümü > Soru ve Sohbet Alt Başlıkları > Sohbet & Muhabbet

Forum Alev


Bizler El-Eminin (sav) Varisleriyiz ile ilgili Benzer Konular
646 Kez Görüntülendi

EfEnDiMiZ'dEn (S.A.V.) BiZLeR İçİn ReÇeTe
Ümmet Yanarken Bizler Nerede Duruyoruz?
İslami Değerlerimiz ve Bizler... 14 madde
Çare adına bizler nelerden uzaklaştık!
Bir hataya 30 yil gozyasi....ya bizler?
Cevapla
 
Konu Araçları
Alt 15-11-2007   #1
 
Standart BIZLER EL-EMIN’IN (sav) VARISLERIYIZ


BIZLER EL-EMIN’IN (sav) VARISLERIYIZ Mumsema İslam Arşivi BIZLER EL-EMIN’IN (sav) VARISLERIYIZ

Bizler El-Eminin (sav) Varisleriyiz
BİZLER EL-EMİN’İN (SAV) VARİSLERİYİZ

Davetçinin davet görevini yürütebilmesi için dürüstlük, vaade sadakat ve doğruluk gibi vasıflarla donanması gerekir Bu sıfatlardan yoksun olan bir şahsın davet görevini yürütebilmesi mümkün değildir Sözünde durmayan, vaadine sadakat göstermeyen bir şahsın çağrısına insanların icabet etmeyecekleri açıktır
Peygamberlikten önce bile Allah Resulü aleyhisselatu vesselamın en bariz vasfının ‘Emin’ olması ve bu yüzden de ‘Muhammed’ül-Emin’ diye isimlendirilmesi bizim için oldukça önemlidir Çünkü O aleyhisselatu vesselam, büyük sıkıntılara girse bile sözünden asla dönmezdi
Sahih bir kaynak olan Ebu Davud’ta geçtiğine göre Abdullah b Ebi’l Hamsa adındaki bir Mekkeli, bir gün Hz Peygamber aleyhisselatu vesselam ile şehrin bir caddesinde buluşmak üzere sözleşmiş, fakat sözünü unutmuş Ancak üç gün sonra bu sözünü hatırlayıp buluşma yerine gittiğinde Hz Peygamber aleyhisselatu vesselamı kendisini bekler bir halde bulmuştur (Ebu Davud, Sünen, 40/90, Kitabu’l-Edeb)

İşte Allah Resulü aleyhisselatu vesselam, bu doğruluğunun bir sonucu olarak ilk aleni tebliğinde rahatlıkla şöyle diyebilmiştir:
-Şayet ben size, şu tepenin arkasında, şehri istila etmek isteyen bir düşman ordusu gelip karargâh kurmuş desem bana inanır mısınız?
Doğruluğunun bir sonucu olarak aldığı cevap şöyle olmuştur:
-Sen asla yalan söylemedin Söyleyeceğin her şeye inanırız (M Hamidullah, İslam Peygamberi, c:1, sh: 90)
Sahip olunması gereken doğruluğun davetteki önemine binaen kendisine hizmeti esas almış fertler arasında olması gerektiği gibi dışarıdaki fertlere karşı da aynı hassasiyet gösterilmelidir Dışındakilere karşı böyle bir yükümlülüğü olmadığı düşüncesine girmemelidir
Kur’an-ı Kerim’de bu tavır Yahudilerin tavrı olarak geçiyor ve kınanıyor:
“Kitap Ehlinden öylesi vardır ki, bir kantar emanet bıraksan onu sana geri verir; öylesi de vardır ki, ona bir dinar emanet bıraksan, sen, onun tepesine dikilip durmadıkça onu sana ödemez Bu onların "ümmiler (zayıf ve bilgisizler veya Ehl-i Kitap olmayanlar) konusunda üzerinizde bir yol (sorumluluk) yoktur" demiş olmalarındandır Oysa kendileri (gerçeği) bildikleri halde Allah'a karşı yalan söylemektedirler
Hayır; kim ahdine vefa eder ve sakınırsa şüphesiz Allah da sakınanları sever (Al-i İmran: 75-76)
Denildiğine göre Yahudiler, Müslümanlarla alış-veriş yaptıklarında: “Bizim ümmiler hakkında aleyhimize bir yol yoktur (Yani onlara zulmetmemizde bir vebal olmaz) Çünkü onlar bize muhalefet ediyor” diyorlardı (İmam Kurtubi, el-Camiu li Ahkami’l-Kur’an)
3) Allah-u Teala’nın yerdiği bu düşünceden Müslümanların kaçınması elzemdir
Oysa Allah Resulü aleyhisselatu vesselamın tavrı ne kadar da farklıydı Mekke putperestleri İslam ile tam manasıyla ve her haliyle bir savaş halinde bulundukları halde birçok putperest ve düşmanın değerli malları emanet olarak onda bulunuyordu Nitekim hicret esnasında bu eşyaları Hz Ali’ye bırakıp gidişinden sonra bunları sahiplerine dağıtmasını söylemiştir Belki de ashab-ı kirama işkence eden birçok müşrikin malları da bunlar arasında bulunuyordu Ancak tüm bunlara rağmen Allah Resulü aleyhisselatu vesselam, bunları korumuş ve sonra da sahiplerine iade etmiştir (İbn-i Hişam)
Allah Resulü aleyhisselatu vesselamın savaş şartlarında gösterdiği şu tavır da konumuz açısından oldukça açıklayıcıdır
Hayber savaşında karşı taraftan Yasir ismindeki siyahî bir köle, çobanı olduğu keçi ve koyun sürüsüyle Hz Peygamber aleyhisselatu vesselama gelerek iman ediyor Bunun üzerine Allah Resulü aleyhisselatu vesselamın ona direktifi şu oluyor: “Sürüyü Yahudi efendine geri götür; çünkü İslam emanete ihanet etmeye izin vermez
Buna binaen çoban, sürüyü efendisinin kalesine yürütüp onları ürküterek, böylece alışkın olan hayvanların mal sahibine gitmelerini sağladıktan sonra Müslüman saflarına katılıyor (M Hamidullah, İslam Peygamberi, sh: 261, 1032)
Savaş gibi olağanüstü şartların yaşandığı ve kendine has bir hukukun cari olduğu böyle bir ortamda bile emanete gösterilen sadakat, üzerinde oldukça düşünülmesi gereken bir durumdur Diğer taraftan bu savaşta uzayan kuşatma üzerine Müslümanların evcil merkep etlerini kaynatacak kadar sıkıntıya girdikleri düşünüldüğünde bu durumun önemi daha da iyi anlaşılır
Allah Resulü aleyhisselatu vesselamın Yahudi ve putperestlerle ilişkilerinde dahi gösterdiği bu özeni, İslam davetçisinin Müslüman toplumunda fazlasıyla göstermesi gerekir Aksi takdirde sözünün de davetinin de bir itibarı kalmaz Yukarıdaki örneklerde “Şu şahıs İslam’ı tam yaşamıyor” veya “Bağlı olduğum hizmet cemaatini sevmiyor” gibi mazeretlerin geçersizliği görüldü Çünkü Allah Resulü aleyhisselatu vesselam, Müslümanlarla savaş halindekiler Yahudi ve putperest bile olsalar emanete ihanet edilmemesi gerektiğini açık olarak yaşayıp ifade etmiştir
Resulullah aleyhisselatu vesselamın yaptığı anlaşmalara riayetinde gösterdiği titizlikte de davetçiler için büyük bir örnek vardır:
Hudeybiye anlaşmasından sonra ortamın tüm duygusallığına rağmen Mekkeliler adına görüşmeleri yürüten Süheyl bin Amr’ın oğlunun iadesi yine Mekke’den kaçıp Medine’ye gelen Ebu Basir’in de aynı şekilde anlaşmaya uygun olarak Mekkelilere teslim edilmesi bize Allah Resulü aleyhisselatu vesselam’ın anlaşmalara ne kadar sadakat gösterdiğini açıkça gösteriyor Malum olduğu üzere bu anlaşmaya göre Mekke’den kaçıp Medine’ye sığınan Müslümanlar iade edilecekti
Bu misaller kadar önemli başka bir misal de yine Hudeybiye anlaşmasına bağlı olarak yapılan kaza umresidir Müslümanların bu ziyareti esnasında Mekkeliler şehri boşaltıp etraftaki dağlara çıkıp sığındılar Anlaşmaya göre Müslümanlar şehirde üç gün kalacaklardı Allah Resulü aleyhisselatu vesselam dileseydi önceden kararlaştırılan bu müddeti uzatıp kalabilirdi Çünkü o gayet kuvvetli bir ordu ile gelmişti Mekkeliler de bütün mal ve mülklerini evlerinde bırakmışlardı Bu sebeple de Mekkelilerin şehri dışarıdan almak için girişecekleri bir savaşın çok zor olacağı açıktı
Ancak tüm bunlara rağmen şehir üç günün sonunda güzellikle teslim edildi Kimse Mekkelilerin bomboş evlerine elini sürmedi Her ne çeşitten olursa olsun şehir ahalisinin hislerini yaralayabilecek herhangi bir tahrik ve kışkırtma vuku bulmadı Hatta Resulullah aleyhisselatu vesselam onlarla daha dostane ilişkiler kurmak için çareler aradı Çünkü O, yaptığı anlaşmayı ihlal ederek ulaşacağı bir zaferin peşinde değildi
Sonuç olarak diyebiliriz ki; Hendek harbinde olduğu gibi harb esnasında düşmana karşı hile, aldatma tatbik edilmesi müstesna, Allah Resulü aleyhisselatu vesselam’ın fark gözetmeksizin herkes karşısında tatbik ettiği umde adalet ve dürüstlük idi İma ve zımnen de olsa veya şifahen de olsa verilen sözün tutulması onun bütün hayatı boyunca tatbik ettiği bir sünnetiydi (Ahmed bin Hanbel 3, 425)
Bu konu ile ilişkili olarak birkaç hususu daha vurgulamak faydalı olacaktır
-Davetçinin özellikle de ticari hayatı onun değerlendirilmesinde oldukça önemlidir Davetçi ticareti vasıtasıyla birçok kişiyle ilişkiye girdiğinden; bu ticaretindeki doğruluk veya sahtekârlığına göre muhatabında bir imaj bırakacaktır Dolayısıyla bu ilişkilerde örnek İslam ahlakını yansıtmak çok önemlidir İslam öncesi devrede Resulullah aleyhisselatu vesselam ile ticari ilişkiler kuran Kays bin Saib ismindeki şahıs O’nun bizin için örnek olması gereken ticari ahlakını şöyle anlatıyor:
“Ondan daha mükemmel bir ortağa asla rastlamadım Şayet kendisine seyahate giderken bir mal tevdi etsem, dönüp geldiğinde, beni tamamen memnun edecek bir biçimde hesap görmeden kendi evine çekilip gitmezdi Aksine benim çıktığım bir ticari seyahatte o bana bir şey tevdi edecek olsa, döndüğümde bütün ilişkili arkadaşlar kendi işleri ile ilgili haberleri sorup dururlar fakat Muhammed (sav) bana sadece sağlığımı ve halimi, iyi olup olmadığımı sorardı” (M Hamidullah, İslam Peygamberi, c:1, sh: 252)

-Durumu ne olursa olsun sıkıntıda bulunan insanlara yardım etme hususunda Asr-ı Saadette yaşanan şu olaya bir bakalım:
Fetihten önce Mekke, bir kıtlık ve hatta bir açlık tehlikesinin tehdidi altında bulunuyordu Necd bölgesindeki Yemame, Arabistan’ın buğday ambarıydı; ve işte tam bu sırada bölgenin önemli bir başkanı olan Sumame bin Usal, İslam’ı kabul etmiş ve Mekke’ye her çeşit tahıl ürünlerinin satılmasını yasaklamıştı Bu ise ciddi bir yiyecek sıkıntısını doğurmuştu Bu dönemde Mekke ile Medine arasında bir çeşit soğuk savaş yaşandığını da hatırlatalım İşte böyle bir ortamda bazı Mekkeliler, Resulullah aleyhisselatu vesselam’ın hem cömertliğini ve hem de onunla olan akrabalık bağlarını öne sürerek, bu yasakların kaldırılmasını rica etmek üzere Resulullah aleyhisselatu vesselam’a bir haberci gönderdiler Bu insancıl ricayı Hazreti Resulullah aleyhisselatu vesselam derhal yerine getirmiştir Bundan ayrı olarak Mekkeli fukara arasında dağıtılmak üzere altın para olarak 500 dinar gibi önemli bir meblağı da göndermişti Hatta bu durum karşısında Ebu Süfyan şöyle söylenmiştir:
“Muhammed bununla gençlerimizi aldatıp saptırmak istiyor” (Martin Lings Hz Muhammed’in Hayatı, sh: 175)

Allah Resulü aleyhisselatu vesselam’ın bu uygulaması üzerine diyebiliriz ki; karşıda Müslümanlara muhalif gayri Müslimler bile bulunsa insani talep ve isteklerini yerine getirmek hatta mümkünse başka açılardan da yardımcı olmak gerekmektedir Hele Müslüman toplumunda yaşayan davetçilerin her açıdan toplumdaki sorunlarla ilgilenmesi ve elinden geldiği kadar bunları giderip başka açılardan da yardım ve hizmet sunması görevidir
-Yapılan iyiliğe iyilikle muamele hususundaki şu olay da oldukça önemlidir:
Taif dönüşünde Allah Resulü aleyhisselatu vesselam kendisini himaye etmesi için Mutim bin Adiy’e haber göndermiş; Mutim de bu ricayı kabul edip Allah Resulü aleyhisselatu vesselam’ı himayesine almıştır Bunun için de yanına baştan aşağı silahlı olan oğullarını da alarak Allah Resulü aleyhisselatu vesselam’ı karşıladı ve O’na Kabe’yi tavaf edip evine gidinceye kadar eşlik etti Bu olaydan yıllar sonra Mutim’in oğlu Cubeyr, Bedir savaşında esir düşen kuzenini ve müttefiklerinden ikisini kurtarmak için Medine’ye geldiğinde, Resulullah aleyhisselatu vesselam onu çok iyi karşılamış ve ona, eğer Mutim hayatta olsa ve esirleri fidye ödeyip kurtarmak üzere gelseydi, onları fidye almadan Mutim’e teslim edeceğini söylemişti (9)
Allah Resulü aleyhisselatu vesselam’ın, Mutim’in yıllar önce yaptığı bu iyiliği unutmayıp iyiliğine karşılık tüm esirleri fidyesiz serbest bırakacağını söylemesi, kimden gelirse gelsin yapılan iyiliği karşılıksız bırakmayıp iyilikle mukabele edilmesi noktasında davetçiler için güzel bir örnektir Nitekim Allah Resulü aleyhisselatu vesselam’ın hayatında buna benzer örnekler çok fazladır
-Savaş halinde bulunduğumuz düşman bile olsa muhaliflerimizi tanıtırken hakka riayet etmeli onları doğru olmayan vasıf ve özelliklerle nitelememeliyiz Onlar Müslümanları karalamak için binbir hile ve yalanla propaganda yapsalar bile Müslümanlar onları anlatırken hakka riayet etmeli durumları ne ise bu durum olduğu gibi anlatılmalıdır Nitekim Mekke döneminde müşrikler Allah Resulü aleyhisselatu vesselam’ı karalamak için “kâhin, sihirbaz, şair” gibi nitelemelerde bulunurken Allah Resulü aleyhisselatu vesselam asla böyle bir yola başvurmamıştır
Tüm bunlardan sonra bize düşen el-Emin olan Efendimiz aleyhisselatu vesselam’a layık varisler olmaktır Dahası Müslümanlar olarak hususen de davetçiler olarak Rabbimizin (cc) es-Sadık, el-Mü’min ve el-Adl isimlerinin yeryüzündeki akisleri olmalıyız
Davamızın sonu Allah Teala’ya hamd etmektir
Veysi Kaya

 

mumsema isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 05-12-2008   #2
 
Standart --->: Bizler El-Eminin (sav) Varisleriyiz


Allah razı olsun

 

Fatımatüz`Zehra isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 26-03-2009   #3
 
Standart --->: Bizler El-Eminin (sav) Varisleriyiz




bize düşen el-Emin olan Efendimiz aleyhisselatu vesselam’a layık varisler olmaktır

evet bize düsen Ona layik olmak Ona layik olmussak eger bütün insanliga faydali olabilmissiz demektir
bu güzel paylasim icin Allah razı olsun

 

Zenan isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Cevapla
MeleĞİn İlhami, Şeytanin Vesvesesİ | beklemek

Konu Araçları


Bizler El-Eminin (sav) Varisleriyiz ile ilgili Benzer Konular
646 Kez Görüntülendi

EfEnDiMiZ'dEn (S.A.V.) BiZLeR İçİn ReÇeTe
Ümmet Yanarken Bizler Nerede Duruyoruz?
İslami Değerlerimiz ve Bizler... 14 madde
Çare adına bizler nelerden uzaklaştık!
Bir hataya 30 yil gozyasi....ya bizler?

Powered by vBulletin® Version 3.6.11 Copyright ©2000 - 2010, Jelsoft Enterprises Ltd.
Forumacil | Forumalev | Dantel | Rüyatadı | Mumine | Örgü | Netalemi | Google | Şiirler | Örgüler | Kalite | indir | validator.w3 |

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385