|
| | #1 |
| | ![]() Dervişler, Allah Teâlâ’nın Kahhar isminin tecellilerine “Celâlî”, Rahîm isminin tecellilerine “Cemâlî” adını verir ve her ikisine aynı pencereden bakmaya gayret ederler Onlara göre cemâlî ve celâlî tecelliler birbirinden ayrı ve kopuk değil aksine içiçe ve beraberdir:Cemâlî zâhir olsa tîz celâlı yakalar anı Nerde bir gül açılsa yanında hâr olur peydi *** Kırup bin pâre iden şişe-i kalbi celâlindir Yine bir pâresinden görünen rûy-i cemâlindir ![]() Mısrî Meşakkat ve sıkıntı anl----- gelen mihnet ile imtihan, denemek, yormak manasına gelen belâ ile ibtila aynı kökten türemiştir Sûfîler ihtibar kelimesini de aynı anlamda kulanırlar Cemâlî ve celâlî tecellilere imtihan ve ibtilanın değişik soruları olarak bakan gönül adamları bu manzaraları aşk ile de irtibatlandırmışlardır![]() Belâ yağmur gibi gökten yağarsa Ana başını tutmaktır adı aşk Eşrefoğlu Rûmî Konu ile ilgili Cüneyd-i Bağdâdî’nin, dostu Ebubekir Kisâi’ye yazdığı bir mektuptan önce Tekvir suresini bir daha okumakta yarar vardır Yaşanan son Marmara depreminden sonra bu psikoloji ile Tekvir suresini okumak çok daha değişik bir ruhî derinliğe sebep olabilecektir![]() Güneş katlanıp dürüldüğünde Yıldızlar kararıp döküldüğünde Dağlar sallanıp yürüdüğünde Gebe develer salıverildiğinde Vahşi hayvanlar buluştuğunda Denizler kaynatıldığında Ruhlar birleştirildiğinde Diri diri toprağa gömülen kıza, hangi günahı sebebiyle öldürüldüğü sorulduğunda Defterler açıldığında, Gökyüzü sıyrılıp alındığında Cehennem tutuşturulduğunda Cennet yaklaştırıldığında Kişi neler getirdiğini öğrenmiş olacaktır ![]() Şimdi yaklaşık olarak 1250 sene önce yazılan Cüneyd-i Bağdâdî’nin, ikaz, irşad, ihtar, ihlâs dolu satırlarını okuyalım:1 “Cüneyd’in Ebu Bekir Kisâi’ye yazdığı mektûp: Kardeşim! Gebe develer salıverildiğinde yani kıyamet gününde, senin yerin neresi olacak? Evler çıkarılıp atıldığında senin yurdun nerede olacak? Konaklar dümdüz ova ve çöl haline geldiğinde senin konağın nerede olacak? Yerlerin yurtların eserleri bile kalmadığı zaman mekânın neresi olacak? Bütün haberlerin kaybolocağı zamandan haberin var mı? Bakışların kaybolduğu sırada neye bakacaksın? Görüş ve düşüncenin kalmadığı sırada sen ne düşüneceksin? Gece ve gündüzün geçişinde sükûnet bulabilecek misin? Kaderin felâketlerinin vukuu sırasında nasıl korunacaksın? Sabra yol kalmadığı sırada nasıl sabredeceksin? Ağlayabilirsen şimdi ağla! İnsanın acılı, sancılı ve şaşkın ağlaması, ancak değerli dostlarını kaybetmekle, kendisine halef olacak kişilerin yok olmasıyla, çevresindekilerin ortadan kaldırılmasıyla, şefkatli şeyhlerin Hakk’a yürümesiyle, güç kullanarak ortaya çıkan gasb eylemiyle, sarsıcı bir rüzgârın ortaya çıkmasıyla, yıkıcı patlama ve sarsıntıların peşpeşe gelmesiyle, her zamanı kapsayan kahrın ortaya çıkmasıyla ve i’tirafta bulunan çehrelerin parçalanmasıyla olur ![]() Böyle bir zamanda nereye sığınacaksın? Nereye gideceksin? Rü’yalar paramparça, kalpler dağınık, akıllar sökülüp alınmış, haberlerin her türlüsü kaybolmuş, sen ise alışılmamış karanlıklar içindesin Işıkları sönmüş yıldızlar altında ve karışık yollardasın Dünyanın karanlığı, metod farklılığı sebebiyle sana yolunu şaşırttı Dünyanın arz ve semâsı birbirine kavuşmuştur Böylece sen denizin derinliklerine ulaşırsın, hem de o dalgalı azglın denizin derinliklerine O öyle bir denizdir ki ondan başka her deniz ve derinlik, ona nisbetle tükürük mesâbesindedir O seni dalgalarının içine atar, korku ve sarsıntı dehşetiyle seni tokatlar Seni böyle bir helâk yerinden kim kurtarabilir?Yâ Ebâ Bekir, bu benim sana mektubumdur Ben Allah’a çok hamdediyorum O’ndan dünya ve âhirette afv ve âfiyet diliyorum Mektubun geldi Anlattıklarını anladım Senin zihnine düşen her şey beni, sana cevap vermekten alıkoymadı Anlattığın üzüntün bana ağır geldi Bana göre senin hâlin kınanacak bir durum değildir Aksine takdir edilecek bir hâldir Benim senin belânın artmasına sebep olmam, sana belâ olarak yeter Ben sana acıyorum Ancak bu acıma duygusu beni mektup yazmaktan alıkoymuştur Benim sana yazdığım mektubun senin bilgin olmaksızın başkalarının eline geçmesinden korkmuştum Bu, benim bir süre önce Isfahan halkından bazı cemâatlara yazdığım bir mektuptur Mektup açılıp istinsâh edilmiş Oradaki bir cemâata, mektupta bulunan bazı ifadeler çok yabancı gelmiş, bana onların farklı düşünceleri geldi ve benim onlara bu konuda yardımcı olmam gerekti Halkın yumuşak davranılmaya ihtiyacı vardır Halkı bilmedikleri şeylerle yüzyüze getirmek, anlamadıkları sözler söylemek rıfk değildir Böyle birşey olmuşsa, kasıtsız olarak olmuştur Allah beni böyle birşeyden korusun Sana düşen diline sâhip olmak ve çağdaşlarını tanımaktır İnsanlara anlayabilecekleri şekilde hitâb et! Onları bilmedikleri şeylerden uzak tut! Bilmediği şeyin düşmanı olmayan insanlar azalmıştır Halk, içlerinde yük devesi bulunmayan, şaşkın develer gibidir Âlimler ve hikmet ehli kişiler, Allah’ın toplumlara kulları için sunduğu bir rahmettir Başkalarına rahmet olmak üzere çalış! Eğer Allah seni, nefsine karşı bir belâ (imtihân) yapıp halkın önüne çıkarır ve onlara durumlarına göre senin kalbinden hitâb ederse, onlar için de, senin için de iyi olur Ve’s-Selâmu aleykum ve rahmetullahi ve berekâtüh ”Ben bu kitaba, bu mektup ve hikâyeyi okuyanın ibret alması, içindeki işâret ve ibârelerden istifâde etmesi, sûfîlerin mektuplaşmadan maksadlarının ne olduğunun anlaşılması için koydum Çünkü halkın her tabakası, durumlarına uygun bir biçimde mektuplaşma ve yazışmaya devam etmektedir Başarı Allah’tandır ”
|
| |
| | #2 |
| Devamlı Üye ![]() | ![]() Allah razı olsun
|
| |
| | #3 |
| Cezalı | ![]() Allah (c c) razı olsun![]() ![]()
|
| |
![]() |
| Tags: diken, gul |
| Konu Araçları | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cvp | son Mesaj |
| Kötü huy diken gibidir... | Real_Love | Dini, Güzel Yazılar / Makaleler | 2 | 07-13-2008 15:39 PM |
| Kötü huy diken gibidir.. | elif07 | Kötü Ahlak Sıfatları | 3 | 07-13-2008 05:14 AM |
| Gül Kokar Diken Batar(İyi insan nasıldır?) | LeoparGS | Güzel Ahlak Sıfatları | 1 | 01-20-2008 00:02 AM |
| Sizin elinize diken batarmı | malik eşter | Konu Dışı Başlıklar | 1 | 12-02-2007 20:45 PM |