Mumsema islam Arsivi
Anasayfa Forum Kuralları İletişim Bugünkü Mesajlar
Geri git   Mumsema islam Arsivi >
Sohbet & Muhabbet Bölümü
> Sohbet & Muhabbet
Google
 
Kullanıcı ismi
Şifreniz
Kayıt ol Yardım Üye Listesi Ajanda Arama Bugünkü Mesajlar Bütün Forumları okunmuş kabul et

Cevapla
 
Konu Araçları
Alt 09-25-2007   #1
Bilgiler
Administrator
 
Bilgiler
Üyelik tarihi: Jan 2007
Nerden: Türkiye
Mesaj: 13,058
İtibar
Tecrübe Puanı: 139
Rep Puanı : 8376
Rep Derecesi :
mumsema Çok ünlü.mumsema Çok ünlü.mumsema Çok ünlü.mumsema Çok ünlü.mumsema Çok ünlü.mumsema Çok ünlü.mumsema Çok ünlü.mumsema Çok ünlü.mumsema Çok ünlü.mumsema Çok ünlü.mumsema Çok ünlü.
mumsema RSS Feed
Standart Sevilmeye layik olan yalniz Allah'tir..





Sevilmeye layik olan yalniz Allah'tir
Günümüz insanının her sahada pek çok problemi mevcuttur Kendi iç aleminden kopuk bir vaziyette, kendinden fersah fersah uzaklarda çok farklı şeylerle meşgul olan insan, kendiyle ve Rabb’iyle barışık olmadığından huzuru bulamamaktadır Netice olarak evlat anne–babasıyla, kardeşler, akrabalar birbirleriyle ters düşmekte, huzursuzluk, anlaşmazlık, geçimsizlik, kavga ve gürültü cemiyetin her sahasında kendini göstermektedir

Böyle bir toplumda insan kendinden kaçmaktadır Aslında bu kaçış insanın Yaratıcısını arayışıdır Bugünün asıl meselesi de insanın aradığını bulamamasıdır İnsan bugün bunun yorgunluğunu çekiyor Halbuki insanoğlu bu arayışta sevgi ve muhabbet burağına binse Rabb’ini rahatlıkla bulur ruhen mutmain olur

O halde insanı Rabb’ineulaştıran binek konumunda olan sevgi ve muhabbetullah nedir?

Sevgi kuvveti insan fıtratına yerleştirilmiş köklü bir hassa’dır Sevmek insana Allah’ın ilahi bir lütfu olduğu gibi, asli bir ihtiyaçtır İnsandaki sevgi kuvveti incelendiğinde bu hissin sonsuza uzanma temayülü olduğu görülür

Sevginin sınırsızlığı sevilenin de ezeli ve ebedi olmasını gerektirir Ezeli ve ebedi olan ve sevgiyi bir mahluk olarak yaratan Cenab–ı Hak olduğuna göre sevilmeye layık olan da yalnız Allah’tır

Kulun Allah’ı sevmesi, Allah’ın da kulu sevmesini davet eder Ayet–i kerimede “Allah onları, onlar da Allah’ı severler” buyurulmaktadır (Maide: 54)

Bu hususta bir ayet–i kerime de şöyledir: “İman edenlerin Allah’a sevgisi ise sağlam” (Bakara: 165)

Burada önemli olan husus şudur: Kişinin muhabbetullaha giden yolda atacağı ilk adım haram ve helal sınırlarına riayet etmektir Allah’ı seven bir insan Allah’a kavuşmayı da sever Allah’ı çok zikreder, Allah’ın emirlerine riayet etmekte tereddüt göstermez, Allah’ın kelamı olan Kur’an’ı ve Allah’ın sevdiklerini sever Bunlar kişinin Allah sevgisinde samimi olduğunun işaretleridir Böyle bir insanın kalbinde şu hadis–i şerif tecelli etmiştir:

“Kimde üç haslet varsa o imanın tadını almıştır: Allah ve Resulünü her şeyden çok sevmek, sevdiklerini Allah için sevmek, ateşe düşmekten korkar gibi küfre düşmekten korkmak

Şu mübarek günlerde sevgi ve muhabbetullah bineğiyle Allah’a vasıl olmayı ve rızasını kazanmayı Cenab–ı Hak’tan niyaz edelim

 

mumsema isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 09-25-2007   #2
Bilgiler
Üye
 
Bilgiler
Üyelik tarihi: Jul 2007
Nerden: Almanya
Mesaj: 9,018
İtibar
Tecrübe Puanı: 95
Rep Puanı : 4411
Rep Derecesi :
rana Çok ünlü.rana Çok ünlü.rana Çok ünlü.rana Çok ünlü.rana Çok ünlü.rana Çok ünlü.rana Çok ünlü.rana Çok ünlü.rana Çok ünlü.rana Çok ünlü.rana Çok ünlü.
rana RSS Feed
Standart --->: Sevilmeye layik olan yalniz Allah'tir..



Rabbim kalbimizi askiyla doldursun imanimizi güclendirsin öyle güclendirsin ki daima Rabbime sevgisi sağlam olan kularindan olalim

paylasim icin Allah (cc) razi olsun hocam

 

rana isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 09-25-2007   #3
Bilgiler
Özel Üye
 
Bilgiler
Üyelik tarihi: Mar 2007
Mesaj: 405
İtibar
Tecrübe Puanı: 5
Rep Puanı : 184
Rep Derecesi :
hasret ... hakkında olaganüstü bir havası var.hasret ... hakkında olaganüstü bir havası var.
hasret RSS Feed
Standart --->: Sevilmeye layik olan yalniz Allah'tir..



“Kimde üç haslet varsa o imanın tadını almıştır: Allah ve Resulünü her şeyden çok sevmek, sevdiklerini Allah için sevmek, ateşe düşmekten korkar gibi küfre düşmekten korkmak

Allah razı olsun

 

hasret isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 09-25-2007   #4
Bilgiler
Üye
 
Bilgiler
Üyelik tarihi: Sep 2007
Nerden: istanbul
Mesaj: 41
İtibar
Tecrübe Puanı: 1
Rep Puanı : 15
Rep Derecesi :
kartal Seçkin bir yolda.
kartal RSS Feed
Standart --->: Sevilmeye layik olan yalniz Allah'tir..



ALLAH razı olsun çok güzel bi çalışmaydı inşallah herpimiz ALLAH ın sevgili kulu oluruz

 

kartal isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 09-25-2007   #5
Bilgiler
Devamlı Üye
 
Bilgiler
Üyelik tarihi: May 2007
Nerden: Bruksel
Mesaj: 100
İtibar
Tecrübe Puanı: 3
Rep Puanı : 1823
Rep Derecesi :
suara Mükemmel bir geleceğe sahip.suara Mükemmel bir geleceğe sahip.suara Mükemmel bir geleceğe sahip.suara Mükemmel bir geleceğe sahip.suara Mükemmel bir geleceğe sahip.suara Mükemmel bir geleceğe sahip.suara Mükemmel bir geleceğe sahip.suara Mükemmel bir geleceğe sahip.suara Mükemmel bir geleceğe sahip.suara Mükemmel bir geleceğe sahip.suara Mükemmel bir geleceğe sahip.
suara RSS Feed
Standart --->: Sevilmeye layik olan yalniz Allah'tir..



“Kimde üç haslet varsa o imanın tadını almıştır: Allah ve Resulünü her şeyden çok sevmek, sevdiklerini Allah için sevmek, ateşe düşmekten korkar gibi küfre düşmekten korkmak

ne mutlu ki bu uc hasleti tasiyana ALLAHIM SENIN SEVGINISEVDIKLERININ SEVGISINI SU OLMUS KALPLERIMIZEDE HISSETTIR

 

suara isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 03-08-2008   #6
Bilgiler
Devamlı Üye
 
Bilgiler
Üyelik tarihi: Feb 2007
Nerden: İstanbul
Mesaj: 11,001
İtibar
Tecrübe Puanı: 114
Rep Puanı : 3961
Rep Derecesi :
LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.
LeoparGS RSS Feed
Ünlem Başkaları Sevilmeye Değmiyor



Başkaları Sevilmeye Değmiyor


Afitâb-ı hüsn-ü hûbân akıbet eyler ufûl,
Ben muhibb-i lâ yezâlim "lâ uhibbü-l âfilîn"
(Anonim)


"Âfitâb" kelimesi Farsça'da 'güneş' manasına geldiği gibi 'pek güzel ve çok güzel yüz' manalarına da gelir "Hüsn" bilindiği üzere 'güzellik' demektir Sûfîler bu kelimeyi kullandıklarında 'mutlak zikir kemâline masruftur' fehvâsınca her zaman ilâhî güzelliği kastederler Diğer bütün izafî güzellikler hep O Güzeller Güzeli'nin güzelliğinin yansımalarından, gölgelerinden ibarettir; dolayısıyla da noksan ve geçicidirler "Hûb" 'ha'nın noktasızıyla Arap dilinde 'günah' anlamı taşır Kur'an-ı Kerîm, Nisa suresinin ikinci ayetinde yetim malı yemeyi yasakladıktan sonra ''innehû kâne hûben kebîrâ'' yani ''yetim malı yemek büyük günahtır'' der 'Ha'nın noktalısıyla "hûb" Farsça'da hoş, güzel ve iyi karşılığında kullanılır –Bir noktanın 'göz'ü 'kör' ettiğini hep duyardık da, 'günah'ı 'güzelliğe' çevirdiğine bu kelimede şahit olduk- 'Ân' eki Fars dilinde sonuna geldiği kelimeyi çoğul yaptığı için "hûbân" da 'iyiler, güzeller' demek oluyor

Beyitte geçen "âkıbet" 'eninde sonunda ya da er-geç' demektir Bazıları 'önünde-sonunda' şeklinde de kullanırlar Hangisinin daha doğru olduğunu bilemiyoruz "Ufûl" kelimesi 'kaybolup gitme, fena bulma' manalarına gelir ''Muhib'' kelimesi ise tasavvuf ıstılahındaki değişik manaları mahfuz, 'seven' demektir ''Erenlere muhib iken ya münkir olduğun neden'' diye sorar Yunus İkinci mısrada geçen "Lâ yezâl" ifadesi 'hiç kaybolmayıp devam eden' anlamında kullanılıyor

"Âfil" 'ufûl eden, gurûb eden, batan, görünmez olan, kaybolan' gibi anlamlarla yüklüdür Kısaca 'fânî, fenaya mahkum' demektir "Âfilûn, âfilîn" cümle içinde kullanıldığı yere göre bu kelimenin cem'îleri olup 'fanî olanlar, gözden kaybolup gidenler' demektir –Bu ve benzeri kelimelerin manalarına bakma ihtiyacı hissettiğimizde zaman zaman değişik lugatlara baktığımız gibi Abdullah Yeğin abimizin lugatından da çok istifade ediyoruz Ne diyelim, Cenab-ı Allah Firdevs'iyle sevindirsin- Beyitte geçen 'lâ uhibbü-l âfilîn' ibaresi Kur'an-ı Kerim'de En'am sûre-i celîlesinin 76 ayetinde tevhid peygamberi Hazreti İbrahim'e (alâ nebiyyina ve aleyhisselam) ait bir ifade olarak zikredilir Şair aynı beytin içinde üç dile ait kelimeleri birden kullanmış, aynı zamanda bir âyet-i kerîmenin bir kısmını beytin içine ustalıkla yerleştirmesini bilmiştir

Temelde kelimelerin üzerinde bu kadar fazla durulmasına belki gerek yok Fakat beyit o kadar güzel, seçilen kelimeler o kadar anlam yüklü ki, her birisinin manasına bir-iki kelimeyle de olsa değinmeden edemedik Bütün bu lugat bilgisinden sonra beyite şöyle bir anlam vermek mümkün olabilir: "Bütün güzel şeylerin güzellikleri bir gün mutlaka kendileri gibi fena bulur Ben fanî güzelleri değil, batmayan ve sonu olmayan biricik güzeli severim''
Bilindiği üzere Hazreti İbrahim putlara tapan kavmine yıldızların, ayın ve güneşin tanrı olamayacığını anlattıktan sonra; 'bunların hepsi gelip geçici, fâni şeyler, ben bunlara hiç meyletmem; ben yüzümü bütün bunları yaratan Allah'a çevirmişim' demiştir Üstad Bediüzzaman bu manaya 17 Söz'de "vücûd-i hakîkî isteyen vicdan, İbrahimvârî 'lâ uhibbü'l-âfilîn' enîniyle mahbûbât-ı mecâziyeden ve mevcûdât-ı zâileden kat'-ı alâka edip, Mevcûd-u Hakîkî'ye ve Mahbûb-i Sermedî'ye bağlanıyor''; '' madem ufûl edenlerden ve zevâl bulanlardan ruh elini çekti Kalb dahî mecazî mahbublardan vazgeçti Vicdan dahî fanîlerden yüzünü çevirdi Sen dahî bîçare nefsim! İbrahimvârî 'lâ uhibbü'l-âfilîn' imdadını çek, kurtul!'' diyerek işaret eder

Hakîkî güzel Güzeller Güzeli Allah'tır

Evet, gerçek güzel O'dur (celle celâlühû) Şair O'nun eşsiz güzelliğini şu mısralarla dile getirir:
"Misli yok âlemde, bir güzel sevdim
Sevilen Sen, Sevdiren Sen, Seven Sen
Dünyâ ahiret iki cihân içinde
Görünen Sen, Gösteren Sen, Gören Sen" (İsmâil)

İşte bunun içindir ki, gerçek manada sevilmeye, kalbî alâkaya lâyık olan da O'dur; O'nun sevgisidir Hakîkî sevgi, gerçek aşk Bakî-i zü'l-Cemâl Rabbimize karşı duyulan sevgi ve muhabbettir Bundan dolayı da, Allah'ın insan donanımına yerleştirdiği, Mahbub (sevgili) arayan duygular, latîfeler sevilmesi gerekli olandan başkasının sevgisiyle tatmin olmuyorlar; olamıyorlar Ebedî sevmek diliyorlar ve ebedî sevebilecekleri, sona ermeyen, bitip tükenmeyen, şairimizin ifadesiyle ufûl edip gitmeyen sevgililer arıyorlar O his ve latîfelerin gerçek taleplerini çok defa farkedemeyen zavallı insanoğlu ise onları mecazî bir kısım 'sevgicik'lerle oyalıyor –kandırmaya çalışıyor da denilebilir- ki, bu da onların elemini artırmaktan fazla bir işe yaramıyor 17 Söz'de işte bu eleme şöyle işaret edilir: "Der-akab zevâl ile acılanan mülâkatlar, keder ve meraka değmez İştiyaka hiç layık değildir Bütün mecazî âşıkların dîvanları, yâni aşknâmeleri olan manzum kitapları, şu tasavvur-u zevâlden gelen elemden birer feryattır Her birinin bütün dîvân-ı eş'ârının ruhunu eğer sıksan, elemkârâne birer feryad damlar "
Bu tem'a, bu çağa, hatta kendisinden sonraki zamanlara 'es-sebebü ke'l-fâil/sebep olan yapan gibidir' sırrınca bir çok açıdan en büyük katkıyı yaptığını/yapacağını düşündüğümüz Üstad Bediüzzaman'ın, eserlerinde ısrarla üzerinde durduğu ve işlediği bir husustur
Hazreti Üstad 17 Söz'de batmakla kaybolan bir mahbubun gerçek manada güzel olamayacağını söylerken, ''çünkü zevâle mahkûm, hakîkî güzel olamaz'' der Hakîki güzel olamadığı için de ebedî bir aşk için yaratılan kalb ile sevilmez ve sevilmemelidir

Bediüzzaman'ın konumuzla alâkalı bir kaç ifadesini daha burada zikretmek isteriz O, Notalar'da kendi nefsine hitab ederek şöyle seslenir: "Bil ki, şu âlemin fenâsından sonra sana refakat etmeyen ve dünyanın harabıyla senden mufârakat eden birşeye kalbini bağlamak sana lâyık değildir Hususan senin asrının inkırazıyla seni terk edip arka çeviren ve bâhusus berzah seferinde arkadaşlık etmeyen ve hususan seni kabir kapısına kadar teşyî etmeyen, hususan bir iki sene zarfında ebedî bir firakla senden ayrılıp günahını senin boynuna takan, hususan senin rağmına olarak husulü ânında seni terk eden fâni şeylerle kalbini bağlamak kâr-ı akıl değildir

Sen kendi mahiyetine bak ki: Senin lâtifelerin içinde öyle bir lâtife var ki, ebedden ve Ebedî Zattan başkasına razı olamaz Ondan başkasına teveccüh edemiyor Mâsivâsına tenezzül etmez Bütün dünyayı ona versen, o fıtrî ihtiyacı tatmin edemez"

Üstad yine 17 Söz'de bu sefer 'aşk kadehinden içip kendisinden geçen, ilahî aşka erip, kendisini kaybeden bir âşık' diye medh ü senâ ettiği Mevlânâ Camî'nin lisanıyla konuşur içli içli:

''Yekî hâh, yekî hân, yekî cûy, yekî bîn, yekî dân, yekî kûy Yalnız Bir'i iste; başkaları istenmeye değmiyor Bir'i çağır; başkaları imdada gelmiyor Bir'i taleb et; başkaları layık değiller Bir'i gör; başkalar her vakit görünmüyorlar; zevâl perdesinde saklanıyorlar Bir'i bil; marifetine yardım etmeyen başka bilmekler faydasızdır Bir'i söyle; O'na ait olmayan sözler, mâlâyani sayılabilir''

Bunları söyledikten sonra da Camî'yi tasdik ederek ''neam sadekta ey Camî; hüve'l-matlûb, hüve'l-mahbûb, hüve'l-maksûd, hüve'l-ma'bûd Evet câmî, pek doğru söyledin Hakîkî mahbûb, hakikî matlub, hakikî maksûd, hakikî mâbûd yalnız O'dur'' der

Bir kaç sayfa sonra da kalbiyle bağırarak der ki: ''Fâniyim, fâni olanı istemem âcizim, âciz olanı istemem ruhumu Rahman'a teslim eyledim, başkasını istemem isterim, fakat bir yâr-i bâkî isterim"
Üstad Mektûbat'ında yer alan bir ifadede ise adeta fasl-ı kelam yapar ve son noktayı koyar: "Cenab-ı Hakkı bulan neyi kaybeder O'nu kaybeden neyi kazanır O'nu bulan her şeyi bulur, O'nu bulmayan hiç bir şeyi bulamaz"

Bütün bu ifadelerde görüldüğü üzere insan ruhu, kalbi, vicdanı ufûl edenleri, zevâl bulanları, mecazî mahbubları, fânileri istemiyor; onlarla tatmin olmuyor İnsan için geriye sadece nefsini ikna edip ona da fanî şeylerin –bekâya bakan yüzlerinden değil de- fânî yüzlerinden el-etek çektirmek düşüyor İşte bizim şu fâni hayattaki en büyük vazifemiz; fanîler ve fanîlikler içinde bekâya ve Bakî'ye giden yolu bulmak

Allah'tan ötürü sevmek
Günümüzün insanı olarak Allah'ı sevme, O'nun Habîb'i olan Rasûlüllah Efendimizi sevme adına –şayet biz bize verilen istidatları yerli yerinde kullanıp lâyıkıyla olmasa da bize bahşedilen istidatlar ölçüsünde sevmeye muvaffak olabilmişsek- en fazla medyûn olduğumuz insanlardan birisi de Muhterem Hocamız M Fethullah Gülen'dir İhtiyatlı konuşmak için 'birisi de' dedim Yoksa 'en başta geleni' deseydim, yine mübalağa yapmış olmayacaktım Hocaefendi'nin sohbetlerine, vaazlarına, makalelerine alıcı gözüyle bakabilenler mutlaka onların herbirine Allah sevgisinin içirilmiş olduğunu göreceklerdir Biz Allah sevgisinin müstakillen ele alındığı 'Allah Sevgisi ' adlı makaleyle, K Z Tepeleri'nde 'Muhabbet' başlığı altında ele alınan yazı ışığında burada bir şeyler söylemek istiyoruz

Allah'ı sevmek demek Allah'tan başka varlıkları yani yaratılmışları sevmemek demek değil elbet Belki o yaratılmışları kasd-ı evvelle yani onların zâtlarını mülahazaya alarak değil, Yunus'un ifadesiyle 'Yaratan'dan ötürü' sevmek demektir Allah sevgisi sebebiyledir ki, Allah dostları her şeye sevgi ve hoşgörü ile bakmışlardır Zira onlara göre mevcudatta olan her şey Mahbûb-u Hakikî Allah'ın eseridir, tecellisidir Aynı zamanda yaratılanı sevmek Yaratan'ın sevgisine uzatılmış bir köprü gibidir Görüldüğü üzere Allah'tan başka hiçbir varlık bizzat mahbub değildir Onun için Zeynep Hatun bir şiirinde:

" Bu dünyayı seninle sevmiştim ben
Benim Sensiz bu dünya nemdir ey Dost!" derken işte bu duyguyu seslendirir

Hocaefendi'nin lugatında Allah sevgisi her şeyin başı ve bütün sevgilerin de en saf, en duru kaynağıdır "Hep O'ndan akar gelir, akıp gelecekse sinelerimize şefkat ve muhabbet O'nunla olan alâkamız sayesinde güçlenip pekişecektir her türlü insanî münasebet Allah sevgisi bizim dinimiz-imanımız, odur cesetlerde canımız Yaşadığımızda hep onunla yaşadık Günümüzde de eğer yaşamayı düşünüyorsak ancak onunla yaşayabiliriz Varlığın özü, esası O'nun sevgisidir; neticesi de Cennet şeklinde o ilâhî muhabbetin bir açılımı O sevgiye bağlı yaratmıştır yarattığı her şeyi ve sevilme zevk-i ruhanîsine rabtetmiştir varlık ve insanlarla münasebetini"

Hocaefendi aynı makalesinde Bakara sûresinin 165 ayetine telmihte bulunarak Allah'tan ötürü sevmekle, Allah'ı seviyor gibi sevmenin birbirinden çok farklı şeyler olduğunu vurgular Bunlardan birincisi inanan bir kula ait bir vasıf iken, ikincisi –hafizanallah- insanı şirke düşürebilecek bir yanılmışlıktır, hatadır Allah ü Teâlâ ayet-i kerîmede meâlen şöyle buyuruyor: "İnsanlardan bazıları Allah'tan başkasını Allah'a denk tanrılar edinir de onları Allah'ı sever gibi severler İman edenlerin Allah'a olan sevgileri ise her şeyden daha ileri ve daha kuvvetlidir"

Üstad Bediüzzaman'ın Mesnevî'sinde "bir insan en evvel muhabbetini Allah'a verirse O'nun muhabbeti dolayısıyla Allah'ın sevdiği her şeyi sever Ve mahlukata taksim ettiği muhabbeti Allah'a olan muhabbetini tenkis değil tezyid eder'' diyerek dile getirdiği hususu yaklaşık bir mana ile Allah Sevgisi adlı makalesinde Hocaefendi şöyle seslendirir: " ve her an değişik ihsan ve iltifatlarıyla, teveccüh ve ikramlarıyla kendini bize tanıttıran gerçek cemal ve kemal sahibi, ululuk ve azamet tahtının biricik sultanı, Ganiyy-i Mutlak ve Muktedir-i ale'l-ıtlak Zat'a karşı gösterilmesi gereken sevgiyi ve alâkayı bir sürü aciz mahlukata dağıtarak muhabbet gibi bir cevheri bâd-i heva harcamanın yanında, çok defa karşılık göremeyeceği bir mâşukun alâkasızlığı, değmezliği, vefasızlığı, onu avucunun içine alması, ona baş eğdirmesi, kul köle haline getirmesiyle ölür ölür dirilir

Aslında O nazar-ı itibara alınmadan şuna-buna, şu nesneye-bu objeye duyulan alâka darmadağınık, gelecek vadetmeyen, kararsız, neticesiz bir sevgidir Mü'min herkesten ve her şeyden evvel O'nu sevmeli, diğer bütün sevimli şeylere de O'nun isim ve sıfatlarının değişik renk, değişik desen ve değişik edada birer tecellisi olarak alâka duymalı, takdirlerle alkışlamalı ve O'ndan ötürü öpüp öpüp yüzüne-gözüne sürmeli ve her temaşa ettiği şeyde "Bu da Senden" deyip adeta bir vuslat faslı yaşamalıdır"

Sevmenin tabiî lâzimesi: seven sevdiğine itaat eder
Mutlak cemâl ve kemâl sahibi, bütün güzelliklerin kaynağı Güzeller Güzeli Rabbimizi sevmenin tabiî neticesi O'nun uluhiyet ve rububiyetine karşı her zaman saygı ve haşyet duyguları içinde bulunmak ve hiç bir zaman O'nun istek, talep ve yasakları karşısında en küçük bir muhalefet durumuna düşmemektir; şu veya bu sebepten dolayı şayet düşülmüşse hemen doğrulmasını bilip O'nun Ulu Dergah'ının önünde diz çökerek recâ duygularıyla meşbû bir halde af talebinde bulunmak, bağışlanmayı dilenmektir
Hocaefendi 'Muhabbet' isimli makalesinde bu husus üzerinde özellikle durur Muhabbeti tarif ederken söylediği ''muhabbet, kalbin Mahbûb-u Hakîkî ile münasebeti O'na karşı duyulan, önüne geçilemez şiddetli iştiyak gizli-açık her meselede O'nunla mutabakat her mevzûda Sevgili'nin murad ve isteklerinin kollanması'' ifadeleri apaçık bu hususa delalet etmektedir
Zaten sevme ve sevgi manasındaki muhabbet, Cenab-ı Allah'a nisbet edildiğinde O'nun kullarına ihsan ve iyilikte bulunması, kullara izafe edildiğinde de, onların Rabbilerine baş eğip, bilâ kayd u şart inkıyâd etmeleri manasına gelir ki, Rabîatü'l-Adeviyye'nin bu manaya matuf o enfes dörtlüğünü de aynı makalede görmek mümkündür O büyük kadın şöyle seslenir: " Allah'a isyan edip durduğun halde O'nun muhabbetinden dem vuruyorsun kasem ederim bu anlaşılır gibi değil! Eğer muhabbetinde sadık olsaydın O'na itaat ederdin; çünkü seven sevdiğine itaat eder"

Allah sevgisi ve aşkı sayesinde kul Rabbini daha çok zikreder ve kalbini O'ndan başkasıyla meşgul etmez O'nun razı olacağı işlerin peşinden koşar ve istemediği, razı olmadığı işleri yapmaktan her zaman uzak durur Sûfilerden birisi bu manada şöyle demiştir:

"Kalbimi masivadan arınmış bulunca,
Onu Senin aşkınla doldurdum
Bütün benliğimle Sana aşık olunca
Masivaya bütün kapıları kapadım
Kalbim hep aşkınla yanıp tutuşurken,
Dilimi hep zikrinle meşgul ettim
Gözümü nereye atıp baksam,
Karşımda hep Seni gördüm
Kulağım Senin zikrinden başka,
Hiçbir söze iltifat etmedi, asla" *

Burada istidradî olarak zikredilebilecek ayrı bir husus da pek çok sûfînin tasavvufu 'muhabbetullah' diyerek zikrettikleri Allah sevgisiyle özdeşleştirmesidir Onlardan Bişr el-Hafî ''Sûfi, kalbini tamamen Allah'a veren kişidir'' der Cüneyd-i Bağdadî tasavvvufu ''başka şeylere alâka duymaksızın Allah'la beraber olmandır'' diye tarif eder Ebû Bekr eş-Şiblî de ''tasavvuf, kalbi Allah'tan başka şeylerden korumaktır'' der

"Seven için aşk u iştiyak en yüksek bir paye, sevgilinin arzu ve isteklerinde eriyip gitmek de en erişilmez bir mazhariyettir" diyerek son sözümüzü Muhterem Hocaefendi'nin ağzından söylüyor ve evvel-ahir niyazımızı da yine onun kırık mızrabının telleriyle seslendirmek istiyoruz:

"Duyur rûhuma sevgini,
Kalmasın Sen'siz kararım
Mest et ki bezminle beni,
Her yerde Seni ararım"
Tasavvuf; Ebu'l–Alâ Afifî, sh 271
Furkan S Yılmaz

 

LeoparGS isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 03-08-2008   #7
Bilgiler
Devamlı Üye
 
Bilgiler
Üyelik tarihi: Jan 2008
Mesaj: 338
İtibar
Tecrübe Puanı: 4
Rep Puanı : 186
Rep Derecesi :
kubra ... hakkında olaganüstü bir havası var.kubra ... hakkında olaganüstü bir havası var.
kubra RSS Feed
Standart --->: Sevilmeye layik olan yalniz Allah'tir..



Alıntı:
azra´isimli üyeden Alıntı
Rabbim kalbimizi askiyla doldursun imanimizi güclendirsin öyle güclendirsin ki daima Rabbime sevgisi sağlam olan kularindan olalim

paylasim icin Allah (cc) razi olsun hocam

AMİN ALLAHÜ TEALA razı olsun hocam

 

kubra isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Cevapla
Tags: , , , ,

Gönüller Bir.... | Birlikte Yaşamanın Getirdiği Görev Ve Sorumluluklar

Konu Araçları


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cvp son Mesaj
orucu bozup yalniz kazayi gerektiren haller suara Oruç ve Ramazan Ayının Fazileti 3 08-27-2008 23:16 PM
Yalniz Adam! mumsema Dini Hikayeler 6 06-29-2008 23:34 PM
Kendini sevilmeye bırak rana Sohbet & Muhabbet 2 05-13-2008 02:03 AM
Yalniz Soluk... rana Dini, Güzel Yazılar / Makaleler 2 12-13-2007 12:39 PM
Güvene Layik Olmak LeoparGS Yaşanmış Öyküler & Nükteler 0 07-25-2007 23:31 PM

Frmacil | Yudumla | Dantel | Klup | Orgu | Oya | Derya TOPlist Saat 14:14 PM.


Powered by vBulletin® Version 3.6.11
Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Forum Etiketleri

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308