Mumsema islam Arsivi
Anasayfa Forum Kuralları İletişim Bugünkü Mesajlar
Geri git   Mumsema islam Arsivi >
Sohbet & Muhabbet Bölümü
> Sohbet & Muhabbet
Google
 
Kullanıcı ismi
Şifreniz
Kayıt ol Yardım Üye Listesi Ajanda Arama Bugünkü Mesajlar Bütün Forumları okunmuş kabul et

Cevapla
 
Konu Araçları
Alt 03-16-2007   #1
Bilgiler
Devamlı Üye
 
Bilgiler
Üyelik tarihi: Mar 2007
Mesaj: 10,052
İtibar
Tecrübe Puanı: 104
Rep Puanı : 3504
Rep Derecesi :
İnşirah Çok ünlü.İnşirah Çok ünlü.İnşirah Çok ünlü.İnşirah Çok ünlü.İnşirah Çok ünlü.İnşirah Çok ünlü.İnşirah Çok ünlü.İnşirah Çok ünlü.İnşirah Çok ünlü.İnşirah Çok ünlü.İnşirah Çok ünlü.
İnşirah RSS Feed
Standart Bayram namazında askerimizi örten bulutlar



İlahi yardım müslüman askerlerimizi hiçbir zaman yalnız bırakmamıştır Bedir’den, Huneyn’e Çanakkale’den Sakarya’ya, oradan Kore’ye kadar birçok sıradışı olay yaşanmıştır

Çanakkale savaşının en çok konuşulan ve Allah’ın (cc) bizlere yardımını açıkça ortaya koyan önemli bir olay da bulutların namaz kılan askerlerimizi örtmesidir Savaşın başlamasından bitimine kadar meydana gelen birçok olay nedeniyle yabancılar dahi bunu tasdik etmiştir 1915 yılının Temmuz ayı ile Ağustos ayları arası Ramazan’dır ve Mehmetçik oruçlarını aksatmadan tutmuş, mücadelesine devam etmiştir Bayram yaklaşırken akıllara şu soru gelir: “Acaba bayram namazı nasıl kılınacak? Toplu halde kılınan bir namaz savaş durumunda uygun olacak mı? Acaba kılamayacak mıyız?” Bütün bu endişeleri yaşayan bir gazimiz neticeyi şöyle anlatıyor:
“Gelibolu’da oturmakta idim Çanakkale’de 9 Tümen teşekkül edince gönüllü olarak kıtaya kaydoldum Savaş ilerledikçe din görevlilerinin yerleri de belirsiz olmuştu Bizim gibi gençler -o zaman 28 yaşındaydım- savaşın içinde görev yaparken, yaşlılar Sargıyeri ve hastanelerde görev ifa ediyorlardı Ben, Seddülbahir Cephesi’nden savaş bitinceye kadar hiç ayrılmadım Miladî 1915 yılında Ramazan, 13 Temmuz Salı günü başlamış 11 Ağustos Çarşamba günü bitiyordu Arife günü idi cephe kumandanı Vehip Paşa beni çağırdı
“Hafız, askerin bir talebi var Yarın Ramazan Bayramı, sabahleyin hep beraber bayram namazı kılmak istiyorlar Eratın toplu bir halde bulunmaları tehlikeli ve düşman için bulunmaz bir fırsattır Tekliflerini kabul etmedim Sen de, münasip bir lisan ile anlatırsın!” dedi
Paşanın yanından ayrılmıştım ki, zamanın ulularından gözü gönlü Hak adına bağlanmış arif, zarif bir zat çıktı karşıma Bilgide kimse onunla yarışamazdı Develer yükü okumuştu Sohbette onu dinleyenler yangın içinde olsalar sohbetini bırakıp ateşten kaçamazlardı Bu zat o gün orada idi
Bana dedi ki: “Sakın ola ki erata bir şey söyleme, gün ola, hayır ola! Allah ne derse o, olur!”
12 Ağustos 1915 Perşembe günü Ramazan Bayramı’nın sabahı erken kalktım Müslüman Türk askerleri, bayram namazını mutlaka eda edeceklerdi Aynı göle dökülen sular gibi; Allah sevgisinde birleşen yüzlerce asker de ayakta idi Hak katında birlikte secdeye varacaklardı Hep beraber başımızı göğe kaldırdık; hevenk hevenk beyaz bulutlar göründü Biraz sonra da bu bulutlar yere çöktü Herkes “Allahü Ekber!” deyip yüzlerini toprağa sürdü Hepimizin içinde ince bir huzur çiçeklenmiş ve Yüce Allah bizi bulutlar arasında görünmez hale getirmişti Bu ulu kişi askerin karşısında baş kesti; sonra o derin, o tatlı ve yanık sesiyle, Hazreti Kur’ân’dan “Fetih Sûresi’nin 1’den 9 ayetine kadar okudu Sonra iki rekat bayram namazı eda edildi Namaz bitiminde, yüzlerce asker hep birden, “La ilahe İllallah Muhammedün Resûlullah” sözlerini devamlı tekrarlıyorlardı Askerin betleri benizleri kül gibi olmuş, kimsenin yüreğinde dur durak kalmamıştı Bu duruma taş olsa dayanamazdı Görenler mi, söyleyenler mi dayanacak? “Allah! Allah!” diyen kendinden geçiyor, sanki birlikte göklerde uçmak istiyorlardı Allah ile bir bütün olmanın ilahi ahengi içinde varlıklarından, benliklerinden soyunmuşlar, kendilerinden geçmişlerdi
Zığındere’nin susuz yatağında, bir alçalıp bir yükselen ‘’La ilahe İllallah” sesleri, insanın kalbini kah varlığın sonsuz ufuklarında koşturuyor, kah yokluğun takat getirilmez güzelliğinde dinlendiriyordu Hak’tan başka Hak yoktu Tekrarlanan hep buydu Sonra, kısa bir sessizlik oldu ve arkasından düşman siperlerinden yükselen, “Allahü Ekber, Allahü Ekber!” sesleri bir uğultu şeklinde bize kadar perde perde geldi
Daha sonraki günlerde öğrendik ki, İngiliz sömürgesinin Müslüman askerleri; Müslüman Türk askeri karşısında savaştıklarını duyunca isyan etmişler ve derhal geriye alınıp, cepheden uzaklaştırılmışlardı 12 Ağustos 1915 tarihinden sonra, Seddülbahir cephesinde durum oldukça sakinleşirken, Anafartalar cephesinde ise; kan gövdeyi götürmekteydi Evladım, bu bulutları yere indirip sis halinde bize gösterilmesi ancak Hazreti Allah’ın emriyle, dört büyük melekten biri olan Mikail Aleyhisselâm tarafından yerine getirilmiştir Bu olay, Ulu Allah’ın (cc) büyük bir mucizesidir” (Mİhsan Gençcan, Ç S ve Menkıbeler, İst1998 s 75)


Kore’de de bulutlar askerlerimizi örtmüştü

Kore Savaşı’nın efsane isimlerinden Albay Celal Dora, 1951’de yaşanan bayram namazı hadisesini şöyle anlatıyor:
“6 Temmuz 1951 günü Ramazan Bayramı’nın birinci günü idi Bayram namazını ihtiyat bölgesinin ortasında ve etrafı yüksek kavak ağaçları ile çevrili zümrüt gibi yemyeşil büyük çayırlıkta bütün tugayca toplu olarak kılmamızı kararlaştırdıktan sonra içimde bir ürperti hissetmiştim
Beş bin kişi namazda iken maazallah düşmanın bir uçak filosunun, taarruzuna uğradığımız takdirde ne büyük bir felâkete uğrayacağımızı gözümün önüne getiriyor ve bir türlü gönlüm razı olmuyordu General Tahsin Yazıcı’ya taburların kendi bölgelerinde ve ayrı ayrı namazlarını kılmalarını teklif ettimse de imam adedinin azlığı yüzünden imkân görülmemişti
O sabah, hava çok açık ve berraktı En küçük bir parça bulut dahi yoktu Birlikler çayırlık bölgeye gelirken onlarla birlikte bir sis tabakası da çayırlık üzerine çökmeye başlamıştı Cemaat çoğaldıkça bu sis tabakası da kesafet peyda etmiş ve 10 metre ilerisi görünmez bir hâl almıştı
Bir hikmeti ilâhi bu sis tabakası yalnız kavaklık bölgenin dışında inhisar etmiş ve bu bölgenin dışında kalan sahada sisten hiçbir emâre görülmemişti Cenâbı Hakk’ın Türk birliğini koruduğunun en büyük nişanesi olan bu sis tabakası içinde namazımızı kıldıktan, duâsını yaptıktan ve bunu müteakip birbirimizle sarmaş dolaş bayramlaştıktan sonra birlikler kendi bölgelerine giderlerken sis de birdenbire ortadan kaybolmuştu
(Bkz: Celal Dora, Kore Savaşı’nda Türkler, 1950-1951, İstanbul, 1963)
Düşmanın meşhur Golyat adlı zırhlısının batırılması olayında da ortalığı bir anda kaplayan sis Osmanlı askerlerinin çok işine yaramıştı Haince saldırılar planlayan Golyat, bu şekilde teslim alınabilmişti Golyat’in batırılması karşısında da General Hamilton hüsranla şu satırları yazmıştı: “Dün geceki kesif sis sırasında, bir Türk torpidobotu, Çanakkale Boğaz’ından sızıp Golyat zırhlısını torpidoladı Düşman madalyayı hak etti Kahrolsunlar!” Sadece bulut olayları değildi meydana gelenler İngilizler yön bulmak için kullandıkları pusulalarında bile zaman zaman akıl almaz oynamalar görüyor ve ne yapacaklarını şaşırıyorlardı Örneğin John Hargrave adlı İngiliz subayının verdiği raporda, elindeki pusulanın sık sık yön değiştirdiği ve aynı anda birçok yeri kuzey olarak gösterdiği yazılıdır Üç Anzak istihkam askerinin yemin ederek ve Anzak Sahra Birliği’ndeki diğer 19 arkadaşlarını da şahit göstererek anlattıkları “Düşman yutan bulut” hadisesi şu şekildedir: 267 kişilik Norfolk Kraliyet Taburu, Alçıtepe’den bir önceki tepe olan 60 tepeye doğru rahat bir şekilde ilerler Havada soluk renkli bulutlar vardır Bu bulutlar saatte 6 veya 8 km hızla esen rüzgâra rağmen sabit bir şekilde durmaktadırlar Bunlardan yaklaşık 250 m uzunluğunda 60’ar metre eninde ve 60 m yüksekliğinde olan bir bulut tepeyi kaplamıştır Norfork Kraliyet alayının subayları ve askerleri bulutun içine girmeye başlarlar Son asker de girince bulut yükünü almış bir uçak gibi havalanmaya başlar Havadaki diğer soluk renkli bulutlarla birleşerek kuzeye yani Trakya tarafıa doğru gider Savaş sonrasında bu 267 kişilik alayın bir tek ferdine bile -ne ölüler arasında ne de esirler arasında- rastlanamamıştır

 

İnşirah isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 09-20-2007   #2
Bilgiler
Devamlı Üye
 
Bilgiler
Üyelik tarihi: Feb 2007
Nerden: İstanbul
Mesaj: 11,001
İtibar
Tecrübe Puanı: 114
Rep Puanı : 3961
Rep Derecesi :
LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.
LeoparGS RSS Feed
Ünlem Bayram namazında askerimizi örten bulutlar



Bayram namazında askerimizi örten bulutlar

İlahi yardım müslüman askerlerimizi hiçbir zaman yalnız bırakmamıştır Bedir’den, Huneyn’e Çanakkale’den Sakarya’ya, oradan Kore’ye kadar birçok sıradışı olay yaşanmıştır
Çanakkale savaşının en çok konuşulan ve Allah’ın (cc) bizlere yardımını açıkça ortaya koyan önemli bir olay da bulutların namaz kılan askerlerimizi örtmesidir Savaşın başlamasından bitimine kadar meydana gelen birçok olay nedeniyle yabancılar dahi bunu tasdik etmiştir 1915 yılının Temmuz ayı ile Ağustos ayları arası Ramazan’dır ve Mehmetçik oruçlarını aksatmadan tutmuş, mücadelesine devam etmiştir Bayram yaklaşırken akıllara şu soru gelir: “Acaba bayram namazı nasıl kılınacak? Toplu halde kılınan bir namaz savaş durumunda uygun olacak mı? Acaba kılamayacak mıyız?” Bütün bu endişeleri yaşayan bir gazimiz neticeyi şöyle anlatıyor:
“Gelibolu’da oturmakta idim Çanakkale’de 9 Tümen teşekkül edince gönüllü olarak kıtaya kaydoldum Savaş ilerledikçe din görevlilerinin yerleri de belirsiz olmuştu Bizim gibi gençler -o zaman 28 yaşındaydım- savaşın içinde görev yaparken, yaşlılar Sargıyeri ve hastanelerde görev ifa ediyorlardı Ben, Seddülbahir Cephesi’nden savaş bitinceye kadar hiç ayrılmadım Miladî 1915 yılında Ramazan, 13 Temmuz Salı günü başlamış 11 Ağustos Çarşamba günü bitiyordu Arife günü idi cephe kumandanı Vehip Paşa beni çağırdı
“Hafız, askerin bir talebi var Yarın Ramazan Bayramı, sabahleyin hep beraber bayram namazı kılmak istiyorlar Eratın toplu bir halde bulunmaları tehlikeli ve düşman için bulunmaz bir fırsattır Tekliflerini kabul etmedim Sen de, münasip bir lisan ile anlatırsın!” dedi
Paşanın yanından ayrılmıştım ki, zamanın ulularından gözü gönlü Hak adına bağlanmış arif, zarif bir zat çıktı karşıma Bilgide kimse onunla yarışamazdı Develer yükü okumuştu Sohbette onu dinleyenler yangın içinde olsalar sohbetini bırakıp ateşten kaçamazlardı Bu zat o gün orada idi
Bana dedi ki: “Sakın ola ki erata bir şey söyleme, gün ola, hayır ola! Allah ne derse o, olur!”
12 Ağustos 1915 Perşembe günü Ramazan Bayramı’nın sabahı erken kalktım Müslüman Türk askerleri, bayram namazını mutlaka eda edeceklerdi Aynı göle dökülen sular gibi; Allah sevgisinde birleşen yüzlerce asker de ayakta idi Hak katında birlikte secdeye varacaklardı Hep beraber başımızı göğe kaldırdık; hevenk hevenk beyaz bulutlar göründü Biraz sonra da bu bulutlar yere çöktü Herkes “Allahü Ekber!” deyip yüzlerini toprağa sürdü Hepimizin içinde ince bir huzur çiçeklenmiş ve Yüce Allah bizi bulutlar arasında görünmez hale getirmişti Bu ulu kişi askerin karşısında baş kesti; sonra o derin, o tatlı ve yanık sesiyle, Hazreti Kur’ân’dan “Fetih Sûresi’nin 1’den 9 ayetine kadar okudu Sonra iki rekat bayram namazı eda edildi Namaz bitiminde, yüzlerce asker hep birden, “La ilahe İllallah Muhammedün Resûlullah” sözlerini devamlı tekrarlıyorlardı Askerin betleri benizleri kül gibi olmuş, kimsenin yüreğinde dur durak kalmamıştı Bu duruma taş olsa dayanamazdı Görenler mi, söyleyenler mi dayanacak? “Allah! Allah!” diyen kendinden geçiyor, sanki birlikte göklerde uçmak istiyorlardı Allah ile bir bütün olmanın ilahi ahengi içinde varlıklarından, benliklerinden soyunmuşlar, kendilerinden geçmişlerdi
Zığındere’nin susuz yatağında, bir alçalıp bir yükselen ‘’La ilahe İllallah” sesleri, insanın kalbini kah varlığın sonsuz ufuklarında koşturuyor, kah yokluğun takat getirilmez güzelliğinde dinlendiriyordu Hak’tan başka Hak yoktu Tekrarlanan hep buydu Sonra, kısa bir sessizlik oldu ve arkasından düşman siperlerinden yükselen, “Allahü Ekber, Allahü Ekber!” sesleri bir uğultu şeklinde bize kadar perde perde geldi
Daha sonraki günlerde öğrendik ki, İngiliz sömürgesinin Müslüman askerleri; Müslüman Türk askeri karşısında savaştıklarını duyunca isyan etmişler ve derhal geriye alınıp, cepheden uzaklaştırılmışlardı
12 Ağustos 1915 tarihinden sonra, Seddülbahir cephesinde durum oldukça sakinleşirken, Anafartalar cephesinde ise; kan gövdeyi götürmekteydi Evladım, bu bulutları yere indirip sis halinde bize gösterilmesi ancak Hazreti Allah’ın emriyle, dört büyük melekten biri olan Mikail Aleyhisselâm tarafından yerine getirilmiştir Bu olay, Ulu Allah’ın (cc) büyük bir mucizesidir” (Mİhsan Gençcan, Ç S ve Menkıbeler, İst1998 s 75)

Kore’de de bulutlar askerlerimizi örtmüştü
Kore Savaşı’nın efsane isimlerinden Albay Celal Dora, 1951’de yaşanan bayram namazı hadisesini şöyle anlatıyor:
“6 Temmuz 1951 günü Ramazan Bayramı’nın birinci günü idi Bayram namazını ihtiyat bölgesinin ortasında ve etrafı yüksek kavak ağaçları ile çevrili zümrüt gibi yemyeşil büyük çayırlıkta bütün tugayca toplu olarak kılmamızı kararlaştırdıktan sonra içimde bir ürperti hissetmiştim
Beş bin kişi namazda iken maazallah düşmanın bir uçak filosunun, taarruzuna uğradığımız takdirde ne büyük bir felâkete uğrayacağımızı gözümün önüne getiriyor ve bir türlü gönlüm razı olmuyordu General Tahsin Yazıcı’ya taburların kendi bölgelerinde ve ayrı ayrı namazlarını kılmalarını teklif ettimse de imam adedinin azlığı yüzünden imkân görülmemişti
O sabah, hava çok açık ve berraktı En küçük bir parça bulut dahi yoktu Birlikler çayırlık bölgeye gelirken onlarla birlikte bir sis tabakası da çayırlık üzerine çökmeye başlamıştı Cemaat çoğaldıkça bu sis tabakası da kesafet peyda etmiş ve 10 metre ilerisi görünmez bir hâl almıştı
Bir hikmeti ilâhi bu sis tabakası yalnız kavaklık bölgenin dışında inhisar etmiş ve bu bölgenin dışında kalan sahada sisten hiçbir emâre görülmemişti Cenâbı Hakk’ın Türk birliğini koruduğunun en büyük nişanesi olan bu sis tabakası içinde namazımızı kıldıktan, duâsını yaptıktan ve bunu müteakip birbirimizle sarmaş dolaş bayramlaştıktan sonra birlikler kendi bölgelerine giderlerken sis de birdenbire ortadan kaybolmuştu
(Bkz: Celal Dora, Kore Savaşı’nda Türkler, 1950-1951, İstanbul, 1963)
Düşmanın meşhur Golyat adlı zırhlısının batırılması olayında da ortalığı bir anda kaplayan sis Osmanlı askerlerinin çok işine yaramıştı Haince saldırılar planlayan Golyat, bu şekilde teslim alınabilmişti Golyat’in batırılması karşısında da General Hamilton hüsranla şu satırları yazmıştı: “Dün geceki kesif sis sırasında, bir Türk torpidobotu, Çanakkale Boğaz’ından sızıp Golyat zırhlısını torpidoladı Düşman madalyayı hak etti Kahrolsunlar!”
Sadece bulut olayları değildi meydana gelenler İngilizler yön bulmak için kullandıkları pusulalarında bile zaman zaman akıl almaz oynamalar görüyor ve ne yapacaklarını şaşırıyorlardı Örneğin John Hargrave adlı İngiliz subayının verdiği raporda, elindeki pusulanın sık sık yön değiştirdiği ve aynı anda birçok yeri kuzey olarak gösterdiği yazılıdır Üç Anzak istihkam askerinin yemin ederek ve Anzak Sahra Birliği’ndeki diğer 19 arkadaşlarını da şahit göstererek anlattıkları “Düşman yutan bulut” hadisesi şu şekildedir: 267 kişilik Norfolk Kraliyet Taburu, Alçıtepe’den bir önceki tepe olan 60 tepeye doğru rahat bir şekilde ilerler Havada soluk renkli bulutlar vardır Bu bulutlar saatte 6 veya 8 km hızla esen rüzgâra rağmen sabit bir şekilde durmaktadırlar Bunlardan yaklaşık 250 m uzunluğunda 60’ar metre eninde ve 60 m yüksekliğinde olan bir bulut tepeyi kaplamıştır Norfork Kraliyet alayının subayları ve askerleri bulutun içine girmeye başlarlar Son asker de girince bulut yükünü almış bir uçak gibi havalanmaya başlar Havadaki diğer soluk renkli bulutlarla birleşerek kuzeye yani Trakya tarafıa doğru gider Savaş sonrasında bu 267 kişilik alayın bir tek ferdine bile -ne ölüler arasında ne de esirler arasında- rastlanamamıştır

Ailem Dergisi
Sayı:223








 

LeoparGS isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 11-09-2007   #3
Bilgiler
Devamlı Üye
 
Bilgiler
Üyelik tarihi: May 2007
Mesaj: 343
İtibar
Tecrübe Puanı: 4
Rep Puanı : 238
Rep Derecesi :
beygu ... hakkında olaganüstü bir havası var.beygu ... hakkında olaganüstü bir havası var.beygu ... hakkında olaganüstü bir havası var.
beygu RSS Feed
Standart --->: Bayram namazında askerimizi örten bulutlar



Allah razi olsun güzel paylaşım

 

beygu isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 12-04-2008   #4
Bilgiler
Administrator
 
Bilgiler
Üyelik tarihi: Mar 2008
Mesaj: 4,341
İtibar
Tecrübe Puanı: 45
Rep Puanı : 1705
Rep Derecesi :
Sedanur Mükemmel bir geleceğe sahip.Sedanur Mükemmel bir geleceğe sahip.Sedanur Mükemmel bir geleceğe sahip.Sedanur Mükemmel bir geleceğe sahip.Sedanur Mükemmel bir geleceğe sahip.Sedanur Mükemmel bir geleceğe sahip.Sedanur Mükemmel bir geleceğe sahip.Sedanur Mükemmel bir geleceğe sahip.Sedanur Mükemmel bir geleceğe sahip.Sedanur Mükemmel bir geleceğe sahip.Sedanur Mükemmel bir geleceğe sahip.
Sedanur RSS Feed
Standart --->: Bayram namazında askerimizi örten bulutlar



Allah cc razı olsun

 

Sedanur isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 4 Hafta önce   #5
Bilgiler
Devamlı Üye
 
Bilgiler
Üyelik tarihi: Aug 2008
Nerden: bir garip diyardan
Mesaj: 175
İtibar
Tecrübe Puanı: 2
Rep Puanı : 119
Rep Derecesi :
kevasor47 Yakında ünlü olacaktır.kevasor47 Yakında ünlü olacaktır.
kevasor47 RSS Feed
Standart --->: Bayram namazında askerimizi örten bulutlar



allah razı olsun çok güzel bir paylaşım

 

kevasor47 isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 4 Hafta önce   #6
Bilgiler
Üye
 
Bilgiler
Üyelik tarihi: Sep 2008
Mesaj: 26
İtibar
Tecrübe Puanı: 1
Rep Puanı : 15
Rep Derecesi :
ismail-16 Seçkin bir yolda.
ismail-16 RSS Feed
Standart --->: Bayram namazında askerimizi örten bulutlar



Rabbimizin sayısız lütufları işte BURDAYIM SİZE ŞAH DAMARINIZDAN YAKINIM diyen mevlamız bizle hal diliyle konuşuyor adetaBulutu halk eden emrine amade kılan mevla başımıza gölgede eder bu ona zor değil biz hakkıyla kul olalım ona yakışır kulluk sergileyelim kafiselametle

 

ismail-16 isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Cevapla
Tags: , , , ,

Akıllı insan kimdir? | Önce düz okuyun sonra bir satır atlayarak

Konu Araçları


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cvp son Mesaj
Efendimiz'in Teheccüd Namazında Okuduğu Dua LeoparGS Hadislerde Dua 4 4 Hafta önce 12:03 PM
Bayram ve Bayram Namazları (hanefi mezhebi) Hanefi Hanefi mezhebi 5 4 Hafta önce 18:00 PM
Bulutlar Nasıl Yağmur Yağdırmaktadır sempatik Tefekkür ve Zikir 2 06-17-2008 19:34 PM
Dua eden bulutlar ve kayalar mum Genel Resimler 2 07-07-2007 20:58 PM

Frmacil | Yudumla | Dantel | Klup | Orgu | Oya | Derya TOPlist Saat 11:25 AM.


Powered by vBulletin® Version 3.6.11
Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Forum Etiketleri

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308