|
| | #1 |
| | ![]() sa alemlerin rabbi olan allaha hamd ederek soruma geçmek istiyorum![]() ![]() kuran da geçen allah kainatı 6 günde yarattı ayetinin nüzul sebebini öğrenebilir miyim?ve ayrıca neden 6,bu sayının bir hikmeti var mıdır?geçen gün bi arkadaşım sordu bana ama cevap veremedim![]() siz beni bende soranları aydınlatmış olacam inş![]() şimdiden teşekkür ederim alemlerin rabbine emanet olun hayırlı cumalar!!!
|
| |
| | #2 | |||||||||||||||||||
| Administrator ![]() | ![]()
hayırlı cumalar![]() [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak İçin Tıklayın...] [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak İçin Tıklayın...] [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak İçin Tıklayın...] [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak İçin Tıklayın...] [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak İçin Tıklayın...]
| |||||||||||||||||||
| |
| | #3 |
| Administrator ![]() | ![]() “Rabbiniz, gökleri ve yeri altı günde yaratan ve arşa hükmeden, gündüzü durmadan kovalayan gece ile bürüyen; güneşi, ayı, yıldızları, hepsini buyruğuna baş eğdirerek var eden Allah'tır. Bilin ki yaratma da emir de O'nun hakkıdır. Âlemlerin Rabbi olan Allah Yücedir.” (Araf Süresi 54) Allah iman ve istikâmet sahibi ecdadımızdan, selefimizden razı olsun. Rabbim onların taksiratlarını affetsin. Onlar bize dini anlatmışlar. İmam Ebu Hanife, İmam Şafiî, İmam Mâlik, İmam Ahmed İbni Hanbel ve diğerleri Kurana müteallik meseleler üzerinde içine nüfuz edebilmek için öylesine yürümüşler, öylesine titizlik göstermişler ki aylarını yıllarını vermişler. Kimileri de bu konularda yâni müteşabih konularında çok gereksiz ve lüzumsuzluklarla uğraşmıştır. Meselâ Rabbimiz burada bir altı gün dedi. Allah gökleri ve yeri altı günde yarattı buyurdu ya tamam demişler ve almış yürümüşler. Acaba nedir ki bu altı gün? Allah arş dedi, acaba nedir ki bu arş? Nasıl olur arşı istivâ? Nasıl olur göklerin ve yerin altı günde yaratılması? Diye uzun uzun tartışmışlar. Bu gereksiz ve lüks tartışmalar sonucunda işte Mürcie çıkmış, Müşeb-bihe çıkmış, Mücessime çıkmış. Birisi şöyle demiş, ötekisi böyle demiş ve yıllar yılı bu kavgalar sürüp gitmiş. Bu lüzumsuz kavgalar sonucunda kimileri dinden çıkıp gitmiş, kimileri boş şeylerle iştigal etmiş. Halbuki bu konuları, müteşabihat ediğimiz konuları fazla de-rinleştirmeden bütünlüğü içinde anlamak ve kabul etmek zorundayız. Bu konularda, bu âyetlerde önüyle sonuyla bütünlük lâzımdır. Önce ne dedi Allah? Cennet dedi, cennetlikler dedi, cennetliklerle cehennemliklerin durumlarını anlattıktan sonra bu âyete geldi. Dedi ki Rab-bimiz Allah gökleri ve yeri altı günde yaratan ve arşa hükmedendir. Bunu derken Rabbimiz bu altı günü araştırın demiyor veya arşı araştırın, ne olduğunu ne olmadığını bulun, bilin, anlayın demiyor Rab-bimiz. Meselâ yine A’râf sûresinde ilerde gelecek: “En güzel isimler Allah'ındır. O'na o isimlerle dua edin. O'nun isimleri konusunda eğriliğe sapanları bırakın. Onlar yaptıklarının cezasını göreceklerdir. (A’râf 180) Evet burada esmâsından söz ederken Rabbimiz bunları araştırın, bunların ne mânâya geldiğini bilin bulun demiyor. Ya ne diyor? Bunlar Allah’ın isimleridir binaen aleyh bunlarla dua edin diyor. Eğer duanızın konusu bir günah konusuysa “Ya Ğaffar” diyerek, eğer bir rızık konusuysa “Ya Rezzak” diyerek Rabbinizin bu isimleriyle Ona dua edin diyor. Burada da öyledir. Bakın Rabbimiz buyurur ki sizin Rabbiniz olan, sizin hayatınızı düzenleme gücüne, bilgisine ve hikmetine sahip olan, sizin üzerinizde hâkimiyet, otorite ve yetki sahibi olan Allah, sizin üzerinizde Kahhâr olan Allah gökyüzü ve yeryüzünü altı günde yaratmıştır sonra da arşı istivâ etmiştir. Bu altı gün nasıl bir gündür bunu bilmiyoruz. Yâni şu bizim bildiğimiz 24 saatlik bir gün değildir bu. Çünkü Rabbimizin gökler ve yeri yarattığı o dönem ne gün vardı ne de güneş. Çünkü bizim şu an-da bir gün dediğimiz zaman dilimi dünyanın kendi çevresinde dönüşüyle alâkalı bir zaman dilimidir. Burada bir de sadece göklerin ve yerin yaratılışından söz edilmektedir. Halbuki kâinatın tümünün yaratılmasıyla onun bir parçasının yaratılması arasında Allah için herhangi bir fark yoktur. Çünkü Allah için bir zerrenin yaratılışıyla kâinatın gerçeği aynıdır. Evet dünyanın kendi çevresinde dönüşüne bir gün denirken, güneşin kendi çevresinde dönüşü olan bir yıla da bir gün “yevm” denilmektedir. Diğer gezegenler için bir günün yevmin miktarını bilmi-yoruz. Bir de dünyanın yaratıldığı andan itibaren kıyâmetin kopacağı güne kadar ki zamana bir gün denilmiş. Kıyâmetin kopuşundan sonraki âhiret gününe de bir gün denilmiştir. Yevm’üd dünya ve yevm’ül âhireti. Bir de Meâric sûresinde anlatılan melek günü vardır ki bu da elli bin yıldır. Ve işte bir de burada anlatılan yaratılış günü vardır ki bunun mahiyetini bilmiyoruz. Öyleyse şu kadarını söyleyelim yevm izâfîdir. Acaba insan oğlu içinde bulunduğu bu izâfî yevmi aşıp da yaratılış yevminin içine girebilir mi? Allah isterse olmaz diye bir şey yoktur. İşte Rasulullah efendimizin hayatında gerçekleşen Mi’râc olayı veya Hz. Süleyman (as)’ın hayatında gerçekleşen göz açıp yumacak kadar kısa bir zamanda Belkıs’ın sarayının getirilmesi veya meselâ rüya olayı da belki öyledir. Çünkü Allah’tan gelen ruh asla madde ile sınırlı değildir. Evet bu altı gün konusunda da Rabbimizin arşı konusunda da arşı istivâ etmesi konusunda da fazla bir bilgimiz yoktur. Arş; sakf mânâsına bir yerin en yükseği, en üstü, en zirvesidir. Veya arş kralların oturduğu tahtın lâzımı olan mülk ve saltanattan kinayedir. Hani şu tabir kullanılır: “Zelle arşuhu” Onun arşı (mülkü) yıkıldı. Mülkü yerinde olduğu ve hâkimiyeti devam ettiği zaman da: “İsteva ala arşihi” denir. Arş bir kralın tahtına oturması demektir ama böyle cismani bir oturuş değil hükümdarlık sıfatıyla muttasıf olması demektir. Yâni hükümdarlık taht sayesinde değil tahtın hükümdar sayesinde ikâmesi anlatılır. Bir de dikkat ederseniz “İsteva maal arş” değil “İsteva alel arş” dır. Yâni Allah arşla beraber oldu değil, arştan üstün oldu, arşa hük-metti anlamınadır. Çünkü “İsteva” karar kılmak, tek düze olmak, yüksek olmak, yüce olmak, istila etmek, hâkimiyeti altına almak ve kaplamak anlamınadır. Rabbimiz zaman ve mekândan münezzeh iken acaba bu âyetiyle neyi kastediyor. Burada imanımız gereği diyebileceğimiz en doğru ve en güzel söz şudur: Rabbimiz bu âyetiyle neyi kastettiyse odur. Bu konuda te’vile gerek de yoktur, imkânımız da yoktur. Çünkü bu tür âyetler müteşabih âyetlerdir ve bizim bu konularda bilgimiz olmadığı için aynen inanıyoruz. İnanıyoruz ki Rabbimiz arşı istivâ etmiştir. Ama bu istivânın ne demek olduğunu, keyfiyetinin ne olduğunu bilmiyoruz. Birisi İmam Mâlik efendimize istivâdan sormuş, “keyfe” demiş. İmam Mâlik efendimiz bir müddet sustuktan sonra vücudundan müthiş bir ter boşanır ve der ki: “İstivâ malum, keyf ise gayri makuldür. Buna iman vacip, sual ise bid’attir” Bize yönelik olarak şu kadarını söyleyelim. Allah haydir. Allah tüm kâinata hükmedendir. Allah tüm kâinatta sözü geçendir. Hris-tiyanların dedikleri gibi Allah gökleri yeryüzünü altı günde yarattı da sonra yedinci günü yorulup dinlenmeye çekilmiş değildir. Aristo’nun ve Aristo yolunun yolcularının, demokratik kafaların dedikleri gibi dün-yayı yaratmış sonra da ne haliniz varsa görün, nasıl isterseniz öylece yaşayın, ben dünyayla ilgilenmiyorum diyerek köşesine çekilmiş, dünya işini bize bırakmış değildir Allah. Hayata karışandır hayata hükmedendir Allah. Tüm kâinatta hükmü geçendir Allah. Çünkü yaratılış bitmemiştir. “Kün” emriyle her an yaratılış devam etmektedir. Şu anda yaratılanlar Allah tarafından yaratılmakta, şu anda da tüm eylemlerimizi yaratan Allah’tır. Yine bundan anlıyoruz ki materyalistlerin iddia ettikleri gibi âlem kadîm değildir hadistir. Bir defada yaratılmış değil, muhtelif lahzalarla yaratılmaktadır. Eğer def’aten yâni bir defada yaratılmış olsaydı dünkü âlem olmazdı. Hayden meyyit, meyyitten hay, ateşten toprak, topraktan su, çamurdan hayat, babadan evlât, anadan oğul olmazdı. Veya şu andaki halkın şu andaki yaratılışın imkânına delil ol-mazdı o zaman. Yâni birimiz diğerinin yaratılışına şahit olamazdık ve âlem kadîm zannedilirdi. Gündüzü durmadan kovalayan, gece ile bürüyen; güneşi, ayı, yıldızları hepsini buyruğuna baş eğdirerek var eden Allah’tır. Bilin ki yaratma da emir de O'nun hakkıdır. Âlemlerin Rabbi olan Allah Yücedir. Evet geceyi de gündüzü de yaratan, geceye de gündüze de hükmeden O dur. Gece de gündüz de Allah’a, Allah’ın yasalarına boyun bükmüş iki âyettir. Güneşi, ayı ve yıldızları da O Allah kendi buyruğuna baş eğdirmiştir. Peki gece ve gündüz Rablerinin emirlerine boyun bükmüşlerken, güneş, ay ve yıldızlar Allah’ın yasalarına teslim olmuşlarken siz kime teslim oluyorsunuz? Sizden milyarlarca kere daha büyük olan bu varlıklar Allah’a boyun bükmüşlerken, Allah’ı dinliyorlarken siz kimi dinliyorsunuz? Bütün bu varlıklar hayat programlarını Rablerinden alırlarken, bir an bile Rablerine isyan edemezlerken siz hayat programlarınızı kimden alıyorsunuz? Bütün bu varlıklar Allah’ınken siz kiminsiniz? Yoksa sizler yaratıcı olarak Allah’ı kabul ediyor da hayata ka-rışıcı olarak Onu reddetmeye mi çalışıyorsunuz? Tamam göklerin de yerlerinde, göktekilerin de yerdekilerin de yaratıcısı Allah’tır ama bu Allah bizim hayatımıza karışmaz mı demeye çalışıyorsunuz? Biz hayatımızı bildiğimiz gibi yaşarız, ya da bizim hayatımıza karışacak başka Rablerimiz başka tanrılarımız var demeye mi çalışıyorsunuz? Allah bizim hayatımızı bilmez mi demeye çalışıyorsunuz? Gökleri yaratan, göktekilere hükmeden, yerleri yaratmaya güç yetiren Allah sizin hukukunuzu hiç bilmez mi? Sizin eğitiminizi bilmez mi? Sizin sosyal, ekonomik ve siyasal yapılanmalarınızı hiç bilmez mi? Halbuki yaratan da O dur, yarattığını idare etmesini bilen de O’dur. Yaratan da O’dur yarattığının hayat programını belirleyen de O’dur. Yaratan da O’dur Rab da O’dur. Hani var mı Ondan başka böyle yaratıcı birileri? Geceyi gündüzü yaratan, geceye gündüze söz geçiren, güneşe, aya ve yıldızlara hükmedebilen birileri var mı? Varsa tamam onlara da kulluk edin. Onlara da minnet duyun, onların arzularını da yerine getirin. Halbuki Allah’tan başka hiç kimsenin bu konularda gücü ve kuvveti yoktur. Göklerin ve göktekilerin işlerini düzenlediği gibi yerdekilerin işlerini de düzenleyen Allah’tır. Öyleyse sadece Allah’ı dinlemek zorundayız. Sa-dece Rabbimize kulluk etmek zorundayız. Hayat programımızı sadece Rabbimizden almak zorundayız. Çünkü Rabbimizin şanı çok yücedir. O tüm eksik sıfatlardan münezzehtir. Kâfirlerin ve müşriklerin dedikleri gibi O Allah hiç bir za-man gökleri ve yeri yaratıp onların idarelerinden âciz kaldığı için ondakilerin idarelerini başkalarına havale etmiş değildir. Böyle bir iddia Allah’a hâşâ noksanlık ve zayıflık izâfesidir ki Rabbimiz böyle şeylerden fersah, fersah uzaktır.
|
| |
| | #4 |
| Üye | ![]() Paylaşımın Için çok Teşekkür Ederim Allah Razı Olsun
|
| |
| | #5 |
| Devamlı Üye ![]() | ![]() allah razı olsun
|
| |
![]() |
| Tags: allah, alti, ayetin, gogu, gunde, nuzul, sebebi, yaratti, yeri |
| Konu Araçları | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cvp | son Mesaj |
| Nüzul Sebebi | Leyli Rana | Sürelerin Nüzul (iniş) Sebebi | 2 | 12-04-2008 17:06 PM |
| Allah (c.c) kâinatı niçin altı günde yaratmıştır? Hikmeti nedir? | mum | Diğer Soru ve cevaplar (kategorilerin dışında kalanları bu bölüme açalım) | 0 | 11-21-2008 15:32 PM |
| Allah Yerleri ve Gökleri Altı Günde Yarattığını Söylüyor, açıklarmısınız ? | İnşirah | Risale-i Nur | 1 | 10-15-2008 22:41 PM |
| Allah yarattı dememek | mum | Deyimler, özdeyişler ve Anlamları | 0 | 10-04-2008 19:22 PM |
| Ve Allah Aşkı Yarattı | ay_yıldız | Dini Şiirler | 5 | 09-18-2008 12:42 PM |