Gençlerimizi sapık inançlara kaptırmayalım Para kazanılır, kaybedilir Makamlar da gelip geçicidir Fakat kalıcı olan, iç dünyamızı diri tutan manevî cephemizdir Cephe boş kalınca savaş kaybedilir İşte öyle de ruh yönümüz ihmal edilince, gelecekte onulmaz yaralar açılabilir Günümüzde bunun canlı örneklerini görüyoruz Gençlerin canlı cenazeler misali, gayesiz bir hâlde dolaşıp zaman öldürmeleri, her geçen gün bataklığa biraz daha saplanmaları bizi kahrediyor
Beni en çok üzen şey, gençlerimizin henüz ilahî nizamla rabıtalı bir yol tutamamış olmasıdır Bunda biz ebeveynlerin sorumluluğu da az değildir Onlara ne verdik ki, ne bekliyoruz onlardan Yedirip içirmeyi ve donatıp giydirmeyi yeterli gördük bugüne kadar… Onlara dinî terbiye ver(e)medik Eşya boşluk kabul etmez Bizim bıraktığımız bu boşluğu birileri sapık inançlarla doldurmaya çalıştı
Geçmiş yıllarda ülke gündemimize oturan satanizm hadisesi, bu boşluğun art niyetli toplum mühendislerince doldurulmaya çalışıldığını gösterdi Bu, basına yansıyanlardan sadece birisiydi Ortalıkta o kadar çok batıl ve sapık mezhep dolaşıyor ki bilemezsiniz Vicdan hırsızları, gençliğin imanını çalmak için köşe başlarını tutmuş Durum bu iken bizler ne yapıyoruz? Ne yapacağız, oturup seyrediyoruz veya elimizin, ayağımızın bağlı olduğunu zannedip yakınıyoruz Atalet damarlarımızı çepeçevre sarmış Yakınmayı marifet addediyoruz Birbirimize yardım edecek yerde, birbirimizin ayağını kaydırmaya uğraşıyoruz Oysa Peygamber Efendimiz, Müslümanların birbirinin eksiklerini giderme hususunda yekvücut olmalarını istiyor Bu mevzuda şöyle buyuruyor:
"Kim bir müminin dünya üzüntülerinden birini giderip rahata kavuşturursa, Allah da onun kıyamet üzüntülerinden birini gidererek onu rahata kavuşturur Kim darda kalmışa kolaylık gösterirse Allah da dünya ve ahrette ona kolaylık gösterir Kim bir Müslümanın ayıbını örterse, Allah da onun dünya ve ahrette ayıbını örterek muhafaza buyurur Kul kardeşinin yardımında bulunduğu müddetçe Allah Teâlâ o kulun yardımındadır"