Mumsema islam Arsivi
Anasayfa Forum Kuralları İletişim Bugünkü Mesajlar
Geri git   Mumsema islam Arsivi >
Sorularla İslamiyet
> Sorularla İslamiyet > Siyer / Peygamberlerin Hayatı soru ve cevapları
Google
 
Kullanıcı ismi
Şifreniz
Kayıt ol Yardım Üye Listesi Ajanda Arama Bugünkü Mesajlar Bütün Forumları okunmuş kabul et

Cevapla
 
Konu Araçları
Alt 05-05-2007   #1
Bilgiler
Devamlı Üye
 
Bilgiler
Üyelik tarihi: Feb 2007
Nerden: İstanbul
Mesaj: 11,001
İtibar
Tecrübe Puanı: 114
Rep Puanı : 3961
Rep Derecesi :
LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.
LeoparGS RSS Feed
Ampul Sünnetin önemi nedir izah eder misiniz?



Sünnetin önemi nedir izah eder misiniz?


Müslim, sünnetin ehemmiyetini şu şekilde özetler: Resûlullah (asm) ne zaman ve ne durumda ne söylemiş veya yapmışsa, bir peygamber olarak yapmıştır Yaptığı her iş ve attığı her adım; dalâlet ve kötülükten uzaktır Bütün söz ve fiilleri, Cenâb-ı Hakk'ın çizdiği çizgi üzerinde olmuş, onun gösterdiği sınırlar içinde kalmıştır Dolayısıyla, bütün insanlar Hazret-i Peygamber'in hayatının her anını kendilerine örnek almalıdırlar O'nun (asm) hayatı, canlı bir Kur'an-ı Kerim ve İlâhî kurallar bütünüdür

Kur'an ve hadis kitaplarında, sünnete uymanın, dinin vazgeçilmez bir esası olduğunu kesin olarak ifade eden âyet ve hadisler pek çoktur Bunlardan bazıları şunlardır:
Ayetler,

"Ey iman edenler! Allah'a itaat edin Peygamber'e ve sizden olan ulü'l-emre de itaat edin Eğer bir hususta anlaşmazlığa düşerseniz -Allah'a ve ahirete gerçekten inanıyorsanız- onu Allah'a ve Resûl'e götürün Bu hem hayırlı, hem de netice bakımından daha güzeldir" Nisa, 59

Tefsir alimleri "onu Allah'a ve Resulüne götürün" emrini, "Kur'an'a ve sünnete müracaat edin", şeklinde tefsir etmişlerdir
Bediüzzaman Hazretleri bu âyetin tefsiri sadedinde şöyle buyurur:

"Şu âyet diyor ki: Allah'a (celle celalühü) imanınız varsa, elbette Allah'ı seveceksiniz Madem Allah'ı seversiniz, Allah'ın sevdiği tarzı yapacaksınız Ve o sevdiği tarz ise, Allah'ın sevdiği zâta benzemelisiniz Ona benzemek ise, ona tâbi olmaktır Ne vakit ona tâbi olursanız, Allah da sizi sevecek Zâten siz Allah'ı seversiniz, tâ ki Allah da sizi sevsin"

İşte bütün bu cümleler, şu âyetin yalnız mücmel ve kısa bir mealidir Demek oluyor ki; insan için en mühim âlî maksad, Cenâb-ı Hakk'ın muhabbetine mazhar olmasıdır Bu âyetin nassıyla gösteriyor ki; o matlab-ı a'lânın yolu, Habibullah'a ittibadır ve Sünnet-i Seniyesine iktidadır"
Mevdûdî sünnete teslim olma konusunda şu ifadelere yer verir:

Hazret-i Resul'ün (asm) sünnetinden bir santim bile ayrılmak, Allah ve Resulü tarafından daha az sevilmeye sebep olabilir Aşk ve sevginin ilk şartı kayıtsız şartsız teslimiyettir Resûlullah'ı seven O'na tüm olarak teslim olmalı, itaat etmelidir

Bu vesileyle Risale-i Nur Külliyatı'ndan Sünnete tâbi olmak ile ilgili bazı parçaları arz etmekte fayda görüyorum:
“Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm'ın Sünnet-i Seniyesinin menbaı üçtür: Akvali, ef ali, ahvalidir Bu üç kısım dahi, üç kısımdır: Feraiz, nevafil, âdât-ı hasenesidir Farz ve vâcib kısmında ittibaa mecburiyet var; terkinde, azab ve ikab vardır Herkes ona ittibaa mükelleftir Nevafil kısmında, emr-i istihbabî ile yine ehl-i iman mükelleftir Fakat, terkinde azab ve ikab yoktur Fiilinde ve ittibaında azîm sevablar var ve tağyir ve tebdili bid'a ve dalalettir ve büyük hatadır Âdât-ı seniyesi ve harekât-ı müstahsenesi ise hikmeten, maslahaten,- hay a t-1 şahsiye ve nev'iye ve içtimaiye itibariyle onu taklid ve ittiba etmek, gayet müstah-sendir

Çünki herbir hareket-i âdiyesinde, çok menfaat-ı hayatiye bulunduğu gibi, mutabaat etmekle o âdâb ve âdetler, ibadet hükmüne geçer Evet madem dost ve düşmanın ittifakıyla, Zât-ı Ahmediye (ASM) mehasin-i ahlâkın en yüksek mertebelerine mazhardır Ve madem bil'ittifak nev-i beşer içinde en meşhur ve mümtaz bir şahsiyettir Ve madem binler mu'cizatın delaletiyle ve teşkil ettiği âlem-i İslâmiyetin ve kemalâtının şehadetiyle ve mübelliğ ve tercüman olduğu Kur'an-ı Hakîm'in hakaikının tasdikiyle, en mükemmel bir insan-ı kâmil ve bir mürşid-i ekmeldir Ve madem semere-i ittibaıyla milyonlar ehl-i kemal, meratib-i kemalâtta terakki edip saadet-i dâreyne vâsıl olmuşlardır Elbette o zâtın sünneti, harekâtı, iktida edilecek en güzel numunelerdir ve takip edilecek en sağlam rehberlerdir ve düstur ittihaz edilecek en muhkem kanunlardır

Bahtiyar odur ki, bu ittiba-ı Sünnette hissesi ziyade ola Sünnete ittiba etmeyen, tenbellik eder ise, hasaret-i azîme; ehemmiyetsiz görür ise, cinâyet-i azîme; tekzibini işmam eden tenkid ise, dalalet-i azîmedir
"Arkadaş! Vesvese ve evham zulmetleri içinde yürürken, Resûl-i Ekrem'in (ASM) sünnetleri birer yıldız, birer lâmba vazifesini gördüklerini gördüm Herbir sünnet veya bir hadd-i şer'î, zulmetli dalalet yollarında güneş gibi parlıyor O yollarda insan, zerre-miskal o sünnetlerde! inhiraf ve udûl ederse; şeytanlara nıel'ab, evhama merkeb ehval ve korkulara ma'rez ve dağlar kadar ağır yüklen matiyye olacaktır"

"Sünnet-i Seniye, edepdir Hiçbir mes'elesi yoktur ki altında bir nur, bir edep bulunmasın! Resûl-i Ekrerr Aleyhissalâtü Vesselam ferman etmiş:
"Allah'a ve Resulüne itaat eden kimseler; nebiler, sıddıklar, şehidler, sâlihler ve Allah'ın kendilerine in'am ve ihsanda bulunduğu kimselerle beraberdirler Onlar ne güzel arkadaşlardır"

"Her kim Resule itaat ederse Allah'a itaat etmiştir"
“Eddebenî Rabbî bi-ahseni te’dibî”
Yani: "Rabbim bana edebi, güzel bir surette ihsan etmiş, edeplendirmiş" Evet siyer-i Nebeviyeye dikkat eden ve Sünnet-i Seniyeyi bilen, kat'iyyen anlar ki: Edebin enva'ını Cenâb-ı Hakk, habibinde cem'etmiştir Onun Sünnet-i seniyesini terk eden, edebi terk eder"
Sizden Allah'ı ve âhiret gününü dileyen ve çokça Allah'ı hatırlayanlar için Resûlullah'a tâbi' olmakta güzel bir istikamet vardır

Allah-u Teâla Hazretleri, Peygamberimizin (asm) ve onun Sünnet-i şerifinin ehemmiyetini bu âyetler ile altından bir kordon gibi işlemiştir
Resûlullah fasm)'ın Sünnetine İmtisalı, Kur'an İle Hadis Arasında Kopmaz Bir Bağ Olduğunu Bildiren Hadisler:
Ebu Dâvud, Irbâd b Sâriye'den rivayet etmiştir:

Resûlullah (SA) bir gün bize namaz kıldırdı, sonra yüzünü bize çevirdi, öyle beliğ bir konuşma yaptı ki, kalpler ürperdi, gözler yaş döktü Dinleyenlerden bir adam, "Ya Resûlallah! Sanki bu veda eden birisinin konuşmasıdır O halde bize ne gibi şeyleri vasiyet edersin", dedi Resûlallah, "Size Allah'ın azabından korkmayı, rahmetinden ümit-var olmayı, siyah bir köle de olsa büyüklerinizi dinleyip itaat etmeyi tavsiye ederim

Biliniz ki, aranızdan benden sonra yaşayacak olanlar pek çok ihtilaflar görecekler O zaman benim sünnetime ve doğru yolda giden râşit halifelerimin sünnetine sarılınız Sadece bunlara yapışınız Sakın başka yollara sapmayınız Dinde yeni işler yapmaktan şiddetle sakınınız Çünkü dinde yapılacak her yenilik bid'at, her bid'at ise sapıklıktır Sapıklığın her çeşidi insanı ateşe iter" buyurdular

Müslim, Câbir (ra) den rivayet etmiştir:

Resûlullah (asm) konuştuğu zaman -sanki akşama sabaha düşmanın geleceğini ihtar eden bir kumandan gibi- gözleri kızarır, sesi yükselir, gazabı artardı Bir defasında şehadet parmağı ile ortanca parmağını uzatarak şöyle dedi: "Kıyametle aramda şu iki parmak arasındaki kadar mesafe kaldığı bir sırada ben gönderildim Şüphesiz sözlerin en hayırlısı Allah'ın kitabı, yolların en hayırlısı da Muhammed'in yoludur İşlerin en kötüsü, dinde yapılan mesnetsiz yeniliklerdir Dinde yapılan her yenilik bid'attır ve her bid'at da sapıklıktır"

Buhari ve Müslim, Enes (ra) den rivayet etmişlerdir:

Resûlullah (asm), "Sizden hiç biriniz -ben kendisine babasından, evladından ve bütün insanlardan daha sevgili oluncaya kadar- iman etmez" buyurmuştur

Hazret-i Peygamber: "Allah-u Teâla'nın rahmeti benim vekillerim üzerine olsun" diye buyurmuş "Vekilleriniz kimlerdir?" diye sorulunca, "Sünnetimi yaşatıp Allah-u Teâla'nın kullarına öğretenlerdir", cevabını vermişlerdir
"Musa ibn-i İmran zamanımda bulunmuş olsaydı bana tabi olmaktan başka bir şey yapamazdı" buyuran Seyyidi'l-Mürselin hem sünnetin ulviyeti ve kutsiyetini hem de kendine tabi olmanın vücubiyetini veciz bir ifade ile ortaya koymaktadır

Demek oluyor ki, Hazret-i Musa gibi kitap sahibi bir peygamber için dahi bütün kamillerin en ekmeli olan Peygamber Efendimize (asm) tâbi olmaktan başka bir çare olmadığı halde, bizim gibi sıradan ve günahkar ümmetin böyle bir Peygamber-i Alişan'ın sünnetine tâbi olmamız, bizim için ne kadar büyük bir saadet ve bir bahtiyarlık olduğu anlaşılır

"Nebinizin sünnetini terk ederseniz, dalalete düşersiniz"
"Bir kimse benim getirdiğime değil, hevasına tabi olursa gerçek mü'min olamaz"
"Sünnetimi terkedene Allah ve ben lanet ederiz"
"Sünnetimden yüz çeviren benim yolumu takip etmiş değildir"
"Bizim yolumuza uymayan bir işi yapanın bu ameli merduttur"

Bunlar, bu konuda vârit olan âyet ve hadislerden bir nebzedir Kur'an'da ve hadis kitaplarında sünnete sarılmanın, dinin vazgeçilmez bir esası olduğunu kesin olarak ifade eden âyet ve hadisler pek çoktur Hal böyle olunca "yalnız Kur'an ile amel edelim" iddiası ciddiyetten uzaktır Samimi Müslümanlar bu tür iddialara kulak vermezler

(Mehmet Kırkıncı)

 

LeoparGS isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 01-06-2008   #2
Bilgiler
Devamlı Üye
 
Bilgiler
Üyelik tarihi: Jan 2008
Nerden: Almanya
Mesaj: 484
İtibar
Tecrübe Puanı: 5
Rep Puanı : 389
Rep Derecesi :
Serbederan-19 Gerçekten çok hoş.Serbederan-19 Gerçekten çok hoş.Serbederan-19 Gerçekten çok hoş.Serbederan-19 Gerçekten çok hoş.
Serbederan-19 RSS Feed
Ünlem --->: Sünnetin önemi nedir izah eder misiniz?



PEYGAMBERIMIZIN SAV SÜNNETININ ÖNEMI
“Mücizeler onun KADRI ve KIYMETINE denk büyüklükte gelseydi,
Mubarek ismi serifi her anildiginda cürümüs kemikler bile cana gelirdi” (Buseyri)

= Muhammedun Resulallah demeden olmaz =
Marifetullah ve Muhabbetullah ne laftan öte gecmeyen bir iddia, nede insanin vicdaninda, hissi bir asktan ibarettir Bu sevgi ancak Allah resulu sav efendimize gönülden baglilik, onun gösterdigi yolda yürüme sünneti seniyesine bir hayat tarzi olarak benimseme ve ona göre yasamayla ortaya konulur
Imanda sadece dil ile söylenen basit sözler, akil ve kalp dengesinden mahrum, coskun hisler, ve idraksizce eda edilen folklorik ibadetlerden ibaret degildir
Iman Allah´a ve Resulune yürekten baglilik ve bu bagliligin geregi olarak onlarin emirlerine harfiyyen riayet etmek demektir

Islamin birinci sarti kelime i sahadet yada kelime i tevhid ile ifade edilen Allah´tan baska ilah olmadigini ve Muhammed sav in onun hem kulu hemde resulu olduguna iman etmektir
Allah teala kurani kerimin yaklasik 40 ayetinde belirtmistirki, Allah´a iman etmek ve Allah resulune uymak birbirinden ayrilmayan temel inanc esaslarindandir Misal: “Kim Allah ve resulune itaat ederse iste onlar, Allah´in nimetlerine mazhar kildigi nebiler,´siddiklar, sehitler ve salihlerle beraber olacaklardir Bunlar ne güzel arkadaslardir” Nisa 69

Elmali Hamdi Yazir bu ayeti aciklarken, icinde peygamber efendimiz sav e imanin ikrar edilmedigi bir kelime i tevhidin iman icin yeterli olmayacagini bildirir ve sunlari kayid eder:
“Bir elciyi taniyip kabul etmek onun kendisini degil, onu görevlendirip gönderen makami tanimak ve kabul etmektir Mesela bir devletin memurunu red etmek, o devleti ve onun kanunlarini red etmek demek oldugunu gibi, Allah´in elcisi olan Resulallah sav i kabul etmeyip red etmeklede onu secip gönderen Allah ´i inkar ve saygisizliktir Bundan dolayi Allah´in elcisine itaat etmekten ve O´nu sav, kabul etmekten kacinanlar, Allah´a ibadet ve taatten kacinan inkarcilardir
Allah´da inkarcilari sevmez Inkar ve küfrün hic bir cesidine razi olmaz

Su halde iman, Allah´in varligi ve birligi yanisira gönderdigi Peygamber sav´in makaminin, yüceligini ve mükemmelligini kabul etmekle bütündür
Bunu “itikad” mevzuunda ciddi bir sekilde idrak etmek lazimdir “Bana kur´an yeter, peygambere ne gerek var” diyen, “peygamber ölmüstür, onu taklidi ne anlami var diyen” yada “herkes sünnete uyupta sadece bir insan türü üretmek isteniyor“, diyenler cok cetin bir fitneye düsüp imanlarini ayaklar altina almaktadirlar Iman, Allah´a inanmak sonra peygamber sav sergiledigi ahlak yapisini, Allah´a kul olma sanatini, aynen elde edebilmek icin onun sünnetine simsiki sarilmayi sart kosar Onun sünnetine uymayan kul olmaz, kul olmayanin imani sadece bir iddiadir

TIFIL (BEBEK) IKEN O DER DI “ÜMMETIM”
SEN KOCADIN TERK EDERSIN SÜNNETIN !!!

O´nun sünneti seniyesini terk eden, edepten ve güzel ahlaktan mahrum kalir ve edepsiz kimse rabbin lutfundan mahrum kalir
Din, insani kamil, Allah cc in hosnutluguna kavusturup yeryüzünde ve ahirette sulh ve feraha ulastirmak icin vardir Allah´in bütün emir ve yasaklari her iman sahibini, insan i kamil yapmak icindir
Sünneti seniyede Allah´in emir ve yasaklarini günlük hayata tatbik etme sanatidir Su halde sünnet i seniyiden terk edilen hersey islama ve böyleliklede insanliga cok pahaliya mal olup,
telafi edilmez zararlar ve hüsranlarin meydana gelmesine kapi acmistir Zira terk edilen her bir hayirli amelin yerine zararli yada hic bir fayda saglamayan manasiz isler yapilmistir Terk edilen ve unutulan her sünneti seniyenin yerini güzel ahlak yapisinin tam tersi olan edepsizlik, vefasizlik, tembellik, cahillik ve iffetsizik almistir Her terk edilen sünnet büyük bir hüsrana ve zarara yer birakmistir




1 ZARAR
Sünnet i seniyenin terki yerine göre büyük bir vicdansizlik ve korkunc bir nankörlüktür Zira pek cok ayet i kelimede ve hadislerde sabit oldugu üzere, ümmetine karsi son derece sefkatli, ümmetini gelecek zarar ve mesakkatlere karsi alabildigine hassas ve duyarli olan Resulallah sav dir Sefkati ile onlarin irsadina ve ümmetin menfaati icin bütün kuvvetini sarf etmesine, manevi ve ahlaki yararlar getirdigi hükümlerle ve sünneti seniyesiyle acilen ve kalici olarak tedavi etmesine karsilik, sefkat ve merhametini inkar etmek ve itham etmek derecesinde onun getirdigi esaslardan ve biraktigi sünnetlerinden yüz cevirnek dehsetli bir vicdansizlik ve korkunc bir ahlaksizliktir
Dogumundan hemen sonra secdeye kapanip “ümmetim ümmetim “ diyen son nefesinde can acisi cekerken dahi “ya Rabbi ümmetim diyen” , kiyamette herkesin “nefsi nefsi” diyecegi anda onun “ya Rabbi senden ne kizim Fatimayi nede torunlarim Hassan ile Hüseyini istiyorum, nede baska birseyi, ya Rabbi bana ümmetimi bagisla” diyecek, imdadimiza kosmak icin can atan bir
peygamberin sünnetini terk etmek……!!!??

Su kainatin yaradilis ve devamindaki maksat ve gayenin sebebi olan, evvelin, ahirin bütün evliya ve siddiklar tarafindan Resulallah sav ´in Allah´in sevgilisi olarak tasdik edilen, o Zat in gittigi yoldan gitmemek ,ona benzemeye calismamak, onun hal ve haraketlerini bir model olarak almamak sözlerini hayatta bir esas halinde tatbik etmemek, elbette son derece cirkin bir haraket, gayet zararli bir davranis ve akil almaz bir sadakatsizliktir

2 ZARAR

Sünnet i seniyenin terkinde bidatlar ortaya cikar ve insanlar o bidatlarla ugrasir dururlar, halbuki:
“Bu gün dininizi sizin icin kemale erdirdim” maide 105 mealindeki ayet gösteriyorki beserin her iki dünya sadeti icin gerekli olan hüküm ve hususlar kur´ani kerim de, resul i ekremin sav sünneti seniyesinde kafi miktarda herkesin tatbik edebilecigi sekilde bildirilmistir Iste yeni icadlarla kur´ani ve nebevi düstürlari begenmemek yahut hasa onlari noksan görmek, onlarla yetinmeyip bidatler pesinde kosmak büyük bir zarardir
Evet sünneti seniye cihan sadetinin temel tasidir ve her türlü olgunluk yükselmenin madeni, esasi ve ruhudur
Hem sünneti seniyeye tenbellik sebebiyle terk etmek büyük bir zarardir, ehemmiyetsiz görmek korkunc bir cinayettir Onu kabul etmemek, tenkit etmek ise apacik bir sapikliktir!

3 ZARAR

Sünnet i seniyeye dil uzatan dogrudan dogruya Rasul i ekrem sav dil uzatmis, O´na eziyet etmis ve onu rencide etmis olur Ona eziyet eden ise Allah´a eziyet ve Allah´a isyan etmis olur Allah´a eziyet ve isyan eden ise hem dünyada hem ahirette Allah´in lanetine ma´ruz kalir ve amansiz azaba dücar olur Demekki kisinin sünnete dil uzatmasi kendi basina tasla vurmasi gibi, ebedi azaba razi gelmesi anl----- gelir
4 ZARAR

Sünneti seniyeyi kasten terk eden veya tenkid eden veya beyenmeyen bir bakima kader i ilahiyi tenkid etmis olur Zira Resulallah sav kendisine itaat edilsin diye gönderilmistir Sünneti terk eden O´nun imamet ve rehberligini begenmiyor demektir Bu hal ise o Hazret in sav Imam ve rehber olarak bütün güzellikler ve genel ahlaka numune olarak gönderilme hikmetine muhalif haraket etmek demektir
Bunda ise kaderi tenkid vardir Kaderi tenkid, dolayli olsada, tenkid etmis olan kimsenin korkunc bir ucurumun kenarinda durmasi demektir



5 ZARAR
Yüce Allah cc Rasul i ekreme sav: “Sen en güzel ahlak üzeresin” Kalem 4,buyurmustur ve onu medh ederek ona isaret etmistir Basta Hz Aise Ra olmak üzere sahabei kiram “O´nun ahlaki kur´an ahlaki idi” deyip onu, hayatini ve davranislarini Kur´anin esas ve ayarlarina göre ayarlayan bir Zat olarak tanitmislardir Öyle ise böyle bir Zat´in fiil, söz ve davranislari, beser icin bir model hükmünü gecmeye layiktir
O halde ona iman eden ve ümmetinden olan fakat gaflet ve cehaletinden ötürü ehemmiyet vermediginden sünneti terk eden veya degistirmeye kalkisan gafillerin ne kadar bedbaht olduklarini divanelerde anlar



6 ZARAR

Ibadetlerle alakali olmayan sünnetin terkinde günah olmasa bile, büyük sevaplarin kaybi vardir
Sünneti seniyeyi degistirmekte büyük bir hatadir
Aslinda sünneti seniyenin her bir meselesini tatbik etmek cok vera sahibi kimselere bile anca nasip olur Buna göre pratik alanda olmasa bile niyet ve düsünce planinda sünneti seniyeye taraftar olmak, ondan hoslanmak ve tabii olanlarida takdir etmek herkesin elinden gelir Zaten kiymet ölcüsüde imkanlarin degerlendirilmesine göredir Farz ve vacip olan kisimlarin tatbiki zaruri ve mecburi oldugundan, sünnetin bu yönünü terk eden kimsenin kaybi elbetteki per büyüktür Nafile ve edeple olan kismina gelince onlarin terkinde hem büyük sevaplarin kaybi hemde o edeplerin sahibi olan Rasuli Ekrem sav manevi himmet ve feyzinden mahrumiyet vardir

Ahirette sefaat hakki da Habibullah sav e verildiginden, bilhasssa Farz ve vacip cinsinden olan sünneti seniyyenin terk eden kimsenin o dehsetli günde ve sikintili bir anda sefaatindan mahrum olma gibi bir tehlike ile karsi karsiya kalacagi süphesizdir




7 ZARAR
Sünneti seniyeden terk edilen en ufak bir fiil bile seytana ve onun vesvesesine bununla birlikte nefsin serlerine kapi acar
Hic bir peygamberin hayati, yasayis tarzi ve uslubu peygamberimizinki kadar ayrintili anlatilip titizlikle gelecek nesiller icin muhafaza edilmemistir
“Vefatina yakin sacinda sakalinda yaklasik 25 tane beyaz kil vardi” diyecek kadar dikkatli bakan ve her sözünü fiilini sünger gibi aninda kendinde vucut ettiren sahabe i kiram, onun hakkinda en ufak bir ayrintiyi dahi taviz vermeden tatbik etmis ve gelecek nesillere aktarmislardir
Onlarin hal ve davranislarinin mükemmelligi, takva ve verada bu kadar ileri gitmeleri hep o´nu taklid ettikleri icindir Onlar O´ nu görmeselerde hep görür gibi yasarlardi, onun anisini kendilerinde yasatirlardi Böylelikle gafletten kurtulup, Allah´a öyle mü´min bir kul oldularki iclerinde zerre gaflet ve günaha meyil olmadigindan seytan onlardan kacardi

Evet, Hani duyariz, mesela: “Ayakkabiyi cikartirken ilk sol ayaktan cikartin, ve giyerkende ilk sag ayagi giyin; hayirli isleri sag ile, necis olanlarida sol ile yapmak sünnettir” gibi, ayrintili sünneti seniyeden bazi örneklerden verildiginde, mahiyetini anlamayinca bazi insanlarimiz “aman ne fark ederki sag - sol hepsi Allah´in verdigi uzuv degilmi” der
Halbuki buna benzer cok basit yada bayagi görünen hikmeti anlasilamayan bir cok sünneti seniye vardir ve bunlarin terki mü´mini felaketin kapisina sinsice götürüp birakir
Cünki birincisi; bunun gibi basit görünen fiillerde hic düsünmeden suursuzca sag - sol fark etmez düsüncesiyle hareket ettigimiz anlara “gaflet ani” denir Gaflet Allah´i unutmanin adidir Seytan bu anlari ganimet bilip insanin nefsine ve kalbine olmadik vesveselerle fitne fesat tohumu atar Ama her davranisinda suurlu bir sekilde, sünnete uygun bir gündem yasayan kisi “Allah´in resulude sav böyle yapardi” deyip, en ince detayini dahi onun sünnetine uymaya calisincada otomatikmen aklina Allah ve resulu gelir Salavat getirmesine, böyleliklede Allah´i tesbih ve tasdik etmesine vesile olur Gaflet anlari hemen hemen yok olur ve seytanin firsat ve imkani yok olur neticede son nefes anindada “gaflet ani” yasamayan insan seytanin telkinlerine maruz kalmaz ölümü hayatindan daha hayirli olur

Su halde ehemmiyet vermedigimiz basit bazi fiiller sünnet üzerine uygulanirsa selamete, gafletle uygulanirsa felakete sürükler

Ikincisi ise bu fiillerin cogu “edebi” denen, insani Allah´in ve diger kullarin huzurunda hos ve cazip gösteren ahlak yapisinin anahtarlaridir Ahlak yapisi güzel olanin herseyi güzel olur, ahlaki güzel olmayanin güzel yani, hatta imani dahi yoktur

Tasavvufta ahlak, Allah´tan haya etmektir Haya yakiin makamlarindan yüce bir makamdir Güzel ahlaka sahip olmayan, haya ve yakiin sahibi degildir Halbuki haya ve yakin imanin subelerindendir Yani sünneti seniyeden ehemmiyet verilmeyen bir fiil dahi bizi iman bozukluklarina sürükler, cünki her biri bir ahlaka ve nefsani hastaliga deva olan sünneti seniye, sonucta Allahín huzunda edeple durmamiza, imanimizin kamil olmasina vesiledir

Derlerki: bir sehir düsünün, sehirin göbegindeki sarayda padisah oturuyor, sarayin etrafinda muhafizlar var Sehir bir duvarla cevrilmis, ve duvarin ardinda ayrica düsmana gecit vermeyecek hendekler var Disardan bir düsmanin gelip padisaha bir zarar verebilmesi düsünülebilirmi?
Padisaha ulasmanin ilk adimi o hendegi gecmektir, geriside birer birer asilir Sarayda oturan padisah kalp tahtina oturan imandir, imanin muhafizlari ise dinin farz, vacip ve hükümleri, her türlü emir ve yasaklaridir
Imani ve Dini icinde barindiran vucut sehrinin kaleside sünneti seniyedir Sünneti seniyenin bir parcasi olan hayada, kalenin önündeki hendeklerdir - imanli insanin zirhlaridir

Bütün din düsmanlari, bu güne kadar, müslümanlarin ahlakini ve dinini yikmak icin hep hayalarini hedef almislardir TV, Magazin, gibi her türlü hayasizliklarin sergilendigi medyada hergün hayasizliklari seyr ede ede duyarsiz hale gelen insanin haya duygusu gidince sünnetten taviz verir gerisi zaten kendiliginden gelir

Diger yandan sünnete önem vermeyen zaten hayasizdir, ve onun iman yurdunun ne hendegi nede kalesi nede sutunu kalmistir ve farzlari yikip imanini yitirmesi (Allah korusun) an meselesidir
Halbuki sünnete dört elle sarilan muhakkak kurtulur



8 ZARAR
Bu zarar daha ziyade bizim sünnet-i seniyye hakkindaki hüsnü kuruntularimizdan kaynaklanip, kendi kendimizi maneviayatta ve idrakta saf disi birakmamizdir

1- Zan ederizki terk ettigimiz herhangi bir seyin yeri bos olarak kalakalirda öylece bekler
Bu YANLISTIR!
Su dolu bir bardagi ters cevirip bosaltalim Bardak simdi bosmudur? Hayir Cünki suyun yerini havagazi doldurur Misal olarak ele alacagimiz hersey bunun gibi misallerle doludur
Sünnetten herhangi bir seyi kasitli, kasitsiz, terk ettigimizde onun yeri bos kalir, biz tekrar o sünneti yapana kadar yeri bos bekler zan ediyoruz

Bu cok büyük bir gaflettir Cünki yerini bos biraktimiz her zikrin yerini gaflet, her sükrün yerini isyan, her sünnetin yerini delalet doldurur
Terk ettigimiz veya önemsemedigimiz her sünnet bizim felakete dogru attigimiz ilk adimimizdir



2 Bayagi görüp beyenmemek yada her fiil icin bir sebep aramak ve bu sebplere baglanmak

Misal: Peygambreimiz sav nalinlerini giymeden önce ters cevirip, sonra besmele ile giyermis
Aciklarken, nalinlerin icine haserattan akrep gibi zararli hayvanlarin girip zarar vermesi sebep
Olarak verilmis
Ayakkabilarini giyerken bu sünnet aklina gelmesine ragmen, bu zamanda akrebin evde ne isi var deyipde, ayakkabilarini ters cevirmeden giyen biri, cocuklarinin oynadigi misket yada lego taslariyla acikli bir tanismaya davet cikarir
Keske her terk edilen sünnetin bedeli bu kadarla kalsa!

Sünneti nebinin, son kullanma tarihi yoktur, bayatlamaz, evrenseldir her zaman ve mekanda gecerlidir
Bir mevzuuda, her seyin bu kadar detayina inilipte bize sunulmasidir
Söyle bir soru akla gelebilir: “Bir ayagimin incinmemesi bu kadarmi önemlide, peygamber sünnetiyle dahi korunuyor?”
Sunu untmayalim: bütün ibadetlerin kemale ermasi icin sihhat sarttir Sihat olmadan, ahlanip vahlanarak edilen ibadetin husu ve huzurdan uzak oldugu aciktir

Bir misket yada lego tasinin verdigi eziyetide ancak o tecrübeyi eden bilir





3 Kamil imanin, ve kamil mü´minin ilk nefesidir sünnet
Yeni iman etmis bir mü´minin yapmasi gereken ilk filler hangi kaynakta yazilidir?
Bu fiilerin teferruati hangi sahsi manevinin feyziyledir… ?
Kidemli mü´minler hangi manevi kaynagin suyuyla can bulur?
Her kemalin ilk basamagi sünneti seniyedir
Bir Misal: Kamil mü´minin Sifati üctür: az yer, az uyur, az konusur
Mubarekler derki her hayrin basi az yemektir Az yiyen az uyur, az yiyen az konusur Bunu bilhassa ramazanda oruc tutarken fark ederiz Agzimizdan kelimeler zahmetle cikar

Az yeme konusunda hep bi ahlanir: “Ne güzel kullarmis onlar” gibi düsüncelere kapilip, soframizda siralanmis cesit cesit yemekleri “esefle” yeriz
Halbuki idrakini yakalayamadigimiz sünnetin bizi bu “güzel kullar” zümresine katmak icin var oldugunu bir bilsek
Az yemek yada Peygamber efendimiz sav´in yemek adetleri söz konusu oldugunda, akla gelen ilk
Adetlerinden biri “ O, tam doyuncaya kadar yemezdi ve iki ögün pes pese kepek ekmegi yememistir,”
Bu mevzuyu siyer kitaplari, zamanin kitlik zamani olup bugdayin dis ülkelerden gelen pahali ithal mal olmasiyla, efendimiz sav in, isarafa mahal vermemek icin örnek bir davranisi olarak tabir ederler
Birde Ilmin penceresinden bakalim:
1980 li yillarinda kendiside bogazina cok düskün bir kardiolog (kalp doktoru), hastalarindan cok tepki görünce, kendi fazla kilolarina care arar Tabi yemege dur demeden
Bugün “Atkins Diät” diye bilinen bu yöntemi icad etmekle kalmamis bir cok hastasinada tavsiye etmis olup, Tip dünyasinda firtinalar koparmistir
Atkins, Doktorlarin tavsiye ettikleri gibi, az yeyin, meyve sebze agirlikli yiyin, egzersiz yapin, yöntemlerini kaldirip, yerine istedigin kadar et, pirzola, Hamburger ye, sebze ve meyve yasak gibi yöntemle yedirip, Ye ic keyfine bak felsefesini getirmistir
Meslektaslari ona gülerken, Atkins ve ona uyanlar epeycede kilo verir Yanliz hastalarindan birinin kalp kirizinden ölmesiyle, Atkins, kendisine bugz eden meslektaslari tarafindan kollektiv bir davayla “cinayetle” mahkeme önüne cikarilir


Atkins, kendini müdafa edebilmek icin mahkemeden zaman ister ve bilimsel arstirmalar sunacagini, hastanin ölümünün diyet yöntemi ile bir alakasi olmadigini ispatlayacagini söyler
Fakat Aktins in ömrü yetmeyip, bilimsel arastirmalar sonuclanmadan oda ölür Ölümünden sonra dava
düser ve bu diyet yöntemide unutulur
20 sene sonra, tekrar bir canlanma yasayan Atkins diyetine son vermek amaciyla amerikali doktorlar ciddi bir arastirma baslatirlar
Arastirmaya katilan 150 kisinin yarisi Doktor tavsiyesiyle tibbi yöntemle diyet yaparken, diger yarisida Atkinsin tavsiye ettigi gibi, yagli yagsiz et yiyerek, sebze meyve ve karbonhüdratli yiyeceklerden uzak durarak diyet yaparlar
Bütün hastalar, doktorlarin gözetimi altinda olup, ne yeyip icerlerse titizce bir günlüge kayd etmeyide ihmal etmezler
Zamanla ortaya cikan tablo doktorlari sasirtmakla kalmaz, Tip dünyasinda bir kez daha karisikliklar cikarir
“normal” diyet yapanlarin cogu ilk haftalarda amansiz bir mücadele verdikten sonra en gec 6 hafta sonra diyete son verirler Verdikleri Kilolar, sahiza göre degisik olup, yanliz günlüklerindeki, “kendimi nasil hissettim” kismina yazdiklari birbirine uygundur Hepside, sinir bozuklugu, nesesizlik, gibi negativ tecrübelerle doludur

Atkins diyetinde ise, etten tiksinenler haric, hepsi diyete devam eder Kilo verme orani ise diger gurubun iki katidir Günlükleri gözden geciren doktorlari ise, hastalarin moral yapisinin cok güzel olmasiyla birlikte, öne cikan bir gercekle sok oluralar
Ilk zamanlarda günlük kalori sayisi 3000 küsür olan hastalarin, zaman gectikce günlük kalori tüketimleri 1500 sinirlarina iner Kendileri kesinlikle aclik hissetmediklerini, ve aciktiklarindada doyana kadar yediklerini belirten hastalar, kan tahlillerindede temiz cikinca, et tüketimi hakkinda baska bir arastirmaya yol acarlar
Sonuca göre: her yiyecegin icinde karbonhüdrat (nisasta) mevcuttur Et haric
Ve bünye yenen nisastayi hazm etmek icin Insulin hormonuna ihtiyac duyar Bu Hormon yanlizca nisasta ve seker hazminda yardimci olmaz, ayni zamandada istahi acar kabartir, ve cok yemeye vesile olur Yemeklerde yedigimiz “beyaz” ekmek tok tutmakla birlikte istahimizin acilip tekrar tekrar yememize sebep olur “Kepek” ekmektede nisasta olup tek farki hazmi zor oldugundan gec hazmedilir ve daha uzun tok tutar

Neticeyi kelam: Peygamber efendimizin sav iki ögün pes pese ekmek yememis olmasi, israfi önlemenin yani sira, daha ziyade mü´mini kamil sifatlarina kapi olan “az yemek” in etkin formülüdür

Unutmamaliyizki tarimdan mahrum bir ülke olan Arabistan da, herseyden cok et tüketilir Cünki o iklimin meyvesi hurma ve hayvanciliktir Sebze ve meyve nadiren mevcut olup bakimi ve üretimi cok zahmetli oldugundan genelde disardan ithal edilir

Efendimiz sav, ve ona uyanlar nisastali gidalari az yedikleri icin az yerlerdi Bu sünnetin ruhu bu neticededir
Bunu bizzat kendi sahsimda denedim Azami bir miktarda nisastali gida ile agirlikli olarak et tüketiminin 10 Gününde, ne aclik, ne istah… Ne yorgunluk ne sinir……
Hatta son iki günde sadece bir dilim ekmekle iki mandalinanin talimini yaptigimi ve hic bir sekildede aclik duymadigimi fark ettim

Uzmanlarin son sözü cok dikkat cekiciydi “Etin icindeki “Eiweiß”- “yumurtabeyazi” nin insan üzerindeki etkisini daha tam anlamis degiliz, fakat istahi kesip , beyin hücrelerinde cok yapici bir rol oynadigini biliyoruz”
Alimler derki: “Cok et yiyenin kalbi kararir, az et yiyenin ahlaki bozulur”
Bu gün ortaya cikan her türlü taskinlik ve azginligin altinda “Vejeteryan” yapi vardir
Cok dikkat cekicidir, escinsel olan, dine imana bugz eden,hemen hemen her kisi mutlaka vejeteryandir olmasa bile bu düsüncenin felsefesini savunur




Bugünki genclerimizinde bu akimdan etkilenip “etten tiksindikleri” yada cok nadir yediklerini görüyoruz Halbuki Bilimadamlari, “yumurtabeyazinin” bilhassa genc yaslarda beyin yapisini ilerlettiklerini vurguluyor Et tüketimi genc yasta olanlar icin hayati, ahlaki, ve iman konusunda cok önemli bir unsurdur

Beyinin sakak bölümülerinde “Gottes Zentrum” - ilah mekani diye adlandirilan bir bölüm vardir, bir sahsin Dini konuda duyarli olup olmamasina, imanli ve imansiz olmasinda yönlendiricidir
Bu iki mekanin ortasi olan alin kismindada, insanin karekter yapisini idare eden kisim vardir
Nitekim Allah kurani kerimde kafirleri “o azgin alnindan (perciminden) yakalariz” buyuruyor

Tasavvuftada, alin kismi olan, iki kasin ortasi ve pankreas (ensulin hormonunu üretir) kismi olan göbekde, nefsin mekani olarak bilinir

Et tüketiminde dikkatli olmamiz lazimdir Sünnete uyan birisi vegeteryan olamaz!
Fakat et tüketimindede asiri gitmekten sakinip, dengeyi korumamiz lazimdir Bugünki ruhi bulanimlarin, hatta sizofren hastaliklarinin cogu vitamin eksikliklerinden kaynaklanir
Cocuklarimizin en az haftada bir kez et-gillerden yada en azinda yumurta ile etsizligi önlemelerine dikkat etmeliyiz
Yedigimiz herseyin bizde iz biraktigini biliyoruz Hakiki etkenlikleri ise sayabildigimizden daha cok, ve sayfalara sigmayacak kadar genis bir mevzuudur
Mevzuyu baglamak icin kisaca diyebilirizki: her sünnetin altinda hikmet deryasi yatar, ve her biri ebedi Saadet kapilarini acar sünnetten herbirini titizlikle yerine getirirsek anlariz, o “güzel kullar” hep sünnete sadik kaldiklari icin güzel olmuslar
Eger sünnetin hikmetini bilmiyor idrakte edemiyorsak, en azindan taklid ederek, yasamaya calismaliyizki, kemale erme firsatini hepten kacirmayalim




9 ZARAR

Pisikolojik olup milletlerin, sahislarin, ferdlerin ve böylece bütün insanligin felaketidir
Sosyologlarin ve pisikologlarin kesf ettikleri ilginc, insan ruhunun ihtiyaclarina dair hakikatler,sünnet i seniyenin ve peygamber efendimiz sav sahsiyetinin ne kadar önem tasidigini gösterir
Bilindigi gibi bir cocuk hep anne ve babasini taklid ederek ögrenir, anne ve babasina imrenerek hep onlar gibi olmayi arzular Bu kiz cocuklarinda ve erkek cocuklarinda ilk dönem ayni sekilde seyr etsede belirli bir yastan sonra ayri ayri ilgi alanlarina dalip kendi sahsiyetlerini kesf etme cabasina girerler

Bilhassa bu dönemde anne ve babanin sahsiyetini yeterli bulmayip hatta onlari geri kafali, cahil, halden anlamaz olarak benimseyip, degil onlari taklid ve örnek alma, ortam icinde onlari tanimamazliktan gelirler Bülug cagi denen bu zorlu dönemde her genc insan baska baska algilamissada hemen hepsi kendini sahis olarak ispatlama ve bilhassa kendini ölcebilecegi bir “mükemmel ayarlara”, benzemek istedigi “prototipler” arar
Bunlar cagimizin sinema sanatcilari yada sarki sanatcilari olabildigi gibi kendilarine özgürlük ve sonsuz serbestlik vaad eden kominist yapili kisiler yada kötü arkadaslar olabilir
Sonucta genc, kendisinin ferd olarak “birtane” sahsiyet olarak “vazgecilmez” oldugunu, toplum icinde iz birakan, kendi kararlarini kendi veren, enaniyet sahibi oldugunu önce kendine olmak üzere, bütün dünyaya ispatlamak ister

Böyle bir genc 7 yasindan itibaren, ebeveyninin haberi bile olmadan, coktan anne ve babasini örnek ve Prototyp görmekten cikmis baska, daha mükemmel, anne ve babasinin dahi ulasamayacagi üstün sahsiyetleri kendine örnek alir
Bir cocuga 3 ila 7 yas arasi, anne ve babasinin dahi bir ideali oldugunu, kendilerinin dahi ulasmak istedikleri ve imrendikleri, mükemmellerin üstünde bir varligin oldugunu telkin edilip, hissettirilmezse, cocuk, anne ve babasindan daha mükemmel bir Prototyp ararken nereden baslayacagini bilemeyip model arayislarina dalar

Halbuki cekirdekten sünnet ile yetisen bir cocuk anne babanin daima mükemmel arayislarina eslik edip, zamani geldiginde aradigi prototipi ailecek senelerce nerede aradilarsa orada karar kilacaktir Buda ancak kainatin efendisi sav sünneti seniyesi olmalidir

Böyle bir genc temelden cok temiz bir terbiye ve egitim gördügü icin, dini mükellefiyet zamani geldiginde zorluk cekmeden dini vecibelerini yerine getirecekir, ve mükemmellik arayisi onu Allah´a kamil bir iman ve selim bir kalp ile kul olmasina, aile icinde ve toplam icinde yeri doldurulamaz bir sahsiyet haline getirecektir
Cünki kendisine Prototyp olarak sectigi kainatin efendisi sav de öyleydi
Fakat kendisine sünnet seniye telkin edilmez ve onun sahibinin mükemmelligi anlatilmayip, aile icinde bir “Islami” yapi korunmaz ise, o genc kendisini baskalarinin degerler verdikleri seyler ile mükemmellige ulasmaya calisir

Bugün bu sanatci cok moda, o bunu giyer, sac sekli stili söyledir, böyle konusur, hep su tarz müzik dinler…… gibi, Bazi fiilleri taklid edip o sanatciya benzemeye calisir Cünki herkes o sanatciya hayrandir ve ona benzemekle kendide hayranlik kazanacaktir
Yarin basta bir sanatci daha cok modadir, oda böyle böyle yapar söyle söyledir derken genc, mükemmellik arayisi ile hemen hemen her gün renkten renge girer ve velisi evladi karsisinda tamamen caresiz kaldigini ve cocugunun en tabi olan sahsiyet arayislarinin bedbaht sonlarini seyr eder
Araya sabrsizlik, kavga, gürültü hatta dayak atmalar dahi girerki buda gencin tamamen aileden kopmasina sebep olur

Sosyologlar diyorki: Örümcek adam, Batman, Süperman, Hyman gibi tamamen gercek disi ve sacma sapan hayal ürünü süper insanlari icad edilme sebebi, bilhassa hic bir manevi önderi olmayan batili dünyasinin geclerine bir mükemmel prototip sunup onlari mesgul etmektir
Cünki peygamberleri olan Hz Isa yi as - hasa- tanrinin oglu yapip tamamen erisilmez bir seviyeye kaldirdidilar

Geriye tamamen bos arayislar icinde kaybolan genclik kalinca 1900 ´lü yillarin basinda cizgi romanlari ile genclere bu tür fantom yaratiklar pototip olarak sunuldu
Fakat hazin son oki, Hz Isa danda daha ulasilmaz olan bütür hayali prototipler kendilerine sadece hayel dünyasinda ulasilabildiginden genclik tamamen hayalperest, sorumsuz, kaygisiz bir yapiya sahip olup, hatta hayal dünyasindaki mükemmellik arayislarini ziyadelestirmek icin esrar, eroin dahi almaya baslar

60, 70 yillar buna cok güzel bir örnektir Sonucta aradigi mükemmellige kavusamayan ve hic bir zaman muaffak olamayacagini anlayan gec, hayati gayesiz gecirmeye baslar ve hatta intihar dahi edebilir

Netice i kelam: batinin carpik ve ahlaksiz yapisina sebep, yetisen yeni nesillerin tamamen emelsiz olmalaridir Erisilmez yada hayali bir sahsiyet sahibi olan kisileri örnek edinip pesleri sira gitmeleridir

Islam dünyasinda, vatanimizda, ve cevremizde zuhur eden her türlü ahlaksizlik, uyusturucu, cehalet ve cinnetlere, cemiyetin felaketine sebep sünneti seniyeye sirt dönülmesindendir

Insaf edip itiraf etmeliyizki, basimiza ne geliyorsa hep O´nun sünnetine muhalif yasadigimizdandir

 

Serbederan-19 isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Cevapla
Tags: , , , , ,

- | Hadis

Konu Araçları


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cvp son Mesaj
Nedir evlilik? İnsanlar için önemi nedir? LeoparGS İslamda Aile 93 3 Hafta önce 16:36 PM
Kur'ân ve Hadislerde Sünnetin Önemi LeoparGS Sünnet 2 4 Hafta önce 14:04 PM
Ehli sünnetin önemi seyit Sünnet 5 11-25-2008 09:12 AM
bir kardeş daha kabul eder misiniz? Malcolm X Yeni Üye Olanlar 18 01-09-2008 09:07 AM
"Zaman İhtiyarladıkça Kur'an Gençleşiyor" Deniliyor, İzah Eder misiniz? LeoparGS Kur'an ile ilgi yazılar & Makaleler 2 08-15-2007 22:53 PM

Frmacil | Yudumla | Dantel | Klup | Orgu | Oya | Derya TOPlist Saat 10:03 AM.


Powered by vBulletin® Version 3.6.11
Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Forum Etiketleri

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153