Mumsema islam Arsivi
Anasayfa Forum Kuralları İletişim Bugünkü Mesajlar
Geri git   Mumsema islam Arsivi >
Peygamber Kıssaları & Hikayeler
> Kur'an Kıssaları & Hikayeler Alt başlıklar > Peygamberlerin Kıssaları
Google
 
Kullanıcı ismi
Şifreniz
Kayıt ol Yardım Üye Listesi Ajanda Arama Bugünkü Mesajlar Bütün Forumları okunmuş kabul et SiteMap

Cevapla
 
Konu Araçları
Alt 02-20-2007   #1
Bilgiler
Administrator
 
Bilgiler
Üyelik tarihi: Jan 2007
Nerden: Türkiye
Mesaj: 12,931
İtibar
Tecrübe Puanı: 137
Rep Puanı : 7950
Rep Derecesi :
mumsema Çok ünlü.mumsema Çok ünlü.mumsema Çok ünlü.mumsema Çok ünlü.mumsema Çok ünlü.mumsema Çok ünlü.mumsema Çok ünlü.mumsema Çok ünlü.mumsema Çok ünlü.mumsema Çok ünlü.mumsema Çok ünlü.
mumsema RSS Feed
Ampul Kur’an Açısından Tarihe Bakışımız, Bu Bağlamda “Sünnetullah”ın Ve “Kıssa”larin Rolü



KUR’AN AÇISINDAN TARİHE BAKIŞIMIZ, BU BAĞLAMDA
“SÜNNETULLAH”IN VE “KISSA”LARIN ROLÜ

İslam, ilâhî bir hayat nizamıdır Fert ve toplumların dünya ve ahiret hayatını düzenleyen ilâhî prensipler ve kaideler manzumesidir
Kuran’ın ekseninde insan vardır Çeşitli hareketleri ve davranışları bakımından insana seslenir Bu bağlamda İslam’ın ve onun temel kaynağı olan Kur’an’ın amacı, yeryüzünde “temiz ve örnek birey” , “temiz ve örnek bir toplum” yetiştirerek insanın ve insan topluluklarının dünya ve ahiret huzurunu temin etmektir Bu açıklamadan sonra konumuzun esasını oluşturan tarih ilminin değişik açılardan tanımlanmasının uygun ve yerinde olduğunu düşünüyorum
Ünlü sosyolog ve tarih felsefesinin kurucusu İbn Haldun’a göre tarih; “dış görünümü itibariyle geçmişten, devletlerden ve önceki çağlarda meydana gelen hadiselerden haber veren bir ilimdir İç görünümü itibariyle ise bir bakış ve incelemedir Kâinatın varoluş sebeplerinin ortaya konmasıdır Kâinatın ilkelerinin gerçek yönleriyle bilinmesi, olayların nitelik ve sebeplerinin ayrıntılarıyla öğrenilmesidir Bu bakımdan tarih, hikmette asil bir ilimdir, dolayısıyla hikmet ilimleri türünden biri sayılmaya layıktır” İbn-i Haldun’un bu açıklamalarına göre tarih, gerek tüm çağları, kuşakları ve coğrafî bölgeleri; gerekse bir çağa ve nesle ait durumları anlatan bir ilimdir
Prof Dr Seyyid Kutub’a göre tarih; “sadece mazideki olaylardan ibaret olmayıp, bilakis bu olayların yorumudur Bu olaylar arasındaki açık ve gizli bağları yakalayıp keşfetmektir Bu bağlar, kendi aralarında sebep sonuç ilişkileri yönünden etkileşim halinde olan olayları, birbirine bağlı bir bütünlük içine sokar Tarihî olaylar arasındaki bu bağlar ve aralarındaki ilişkiler, zaman ve mekân içinde canlı bir varlığın devamı gibi, her devir ve toplumla beraber uzanıp devam eder” Yani buna göre, insanlık tarihi boyunca meydana gelen olaylarda, sabit ilâhî kanunlar hiçbir zaman değişmemektedir
Ord Prof Dr Zeki Velidi Togan: “Bize bugünü bilme, yaşadığımız asrı tanıma, bulunduğumuz medeniyeti kavrama, geleceği inşa etme imkânı sağlayan ilimdir” diyerek tarihin, bugünü anlama ve geleceğe hazırlanmada önemli bir fonksiyonu olduğunu vurgular
Ünlü İngiliz tarihçi Edward H Carr, “içinde yaşadığımız toplum hakkında ne düşündüğümüz sorusuna verilecek cevaptır” diyerek tarihin, dün ile bugün/güncel arasında her an iletişim içinde olduğunu ifade etmektedir Ali Şeriati’ye göre tarih; “Hak sınıfı ile batıl sınıf arasındaki mücadeledir Tarih boyunca bu iki sınıf birbirleriyle mücadele halindedir Bu mücadele, ilk insan ve ilk peygamber Hz Âdem’den başlayıp günümüze kadar devam etmektedir
Bu tanımlamaları devam ettirmek mümkün Fakat hepsinde de gördüğümüz ortak nokta şudur: Tarih dün ile bugün, geçmiş ile gelecek arasında bir köprüdür Bu köprü, şimdiki zamana ışık tutar, geleceğe daha emin adımlar atmamızı sağlar
Kur’an’ın tarih anlayışını daha iyi ve hakkıyla anlayabilmemiz için öncelikle, Allah’ın yeryüzünde halife kıldığı insanı ve insanın konumunu göz önünde bulundurmamız yerinde duracaktır İnsanlık tarihi, ilk insan ve ilk peygamber Hz Âdem’in yaratılışıyla başlar Allah, insanı tüm mahlûkatın en üstünü (Tin 95/4) ve en şereflisi (İsra 17/70) olarak yaratmış, ona yeryüzünün halifeliğini/vekilliğini vermiştir İnsan bu halifeliğin/vekilliğin icrası için gerekli olan yetenek ve yetkiyle donatıldığı gibi, yeryüzü de gerekli olan her türlü donanıma sahip olarak yaratılmıştır İnsan kendisine verilen akıl, irade, kabiliyet ve yetkiyle, Allah’ın emirleri doğrultusunda yeryüzündeki sayısız nimetlerden yararlanıp halifesi olduğu yeryüzünü imar etmekle görevlendirilmiştir
Kur’an açısından tarih, salt geçmiş olayların kronolojik bilgisi değil, aksine insanın dünya görüşünün vahiy eksenli şekillenmesine katkısı olan, düşünme melekesini ve muhakeme yeteneğini geliştiren, basiretini artıran, manen olgunlaşmasını sağlayan bir disiplindir Bir anlamda Kur’anî perspektiften tarih, insanların ve toplumların yükselmesini, doğruyu bulmasını, geleceğini sağlam temeller üzerine inşâ etmesini, mutlu ve huzurlu olmalarını sağlayan bir kılavuzdur Öte yandan Kur’an açısından tarih, Hak ile batıl arasındaki mücadeleyi ifade eder Bu mücadele Hz Âdem ile şeytan arasında başlayıp, oğulları Kabil ile Habil, Hz Musa ile Firavun, Hz İbrahim ile Nemrud, Hz Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem ile Ebu Cehil ve daha niceleri arasında günümüze değin süregelen ve kıyamete kadar sürecek olan Hak ile batıl mücadelesinin bir özetidir Bütün tarihi olaylar, son tahlilde Hak ile batıl mücadelesinin bir neticesidir
Kur’an’ın tarihe bakışı geçmiş, hal(şimdiki) ve gelecek açısından bütüncül bir bakıştır Şöyleki Kur’an, tarihi, geçmiş, şimdi ve gelecek olarak bir bütün halinde insanın faaliyet sahası olarak görür Böylelikle Kur’an’ın tarihe bakışı zaman ve mekân kavramını aşarak çağlar ötesi bir bakışı kapsar
Kur’an’ın tarih anlayışında, olayların geçmişini, geleceğini ve şimdiki zamanı kuşatan Allah Teâlâ’nın sonsuz ilmine delil sunan, gelmiş geçmiş bütün peygamberlerin getirdiği ilahî mesajları, kendi toplumuna ulaştırma anlayışı vardır Yine Kur’an’ın tarih anlayışı, Allah’ın razı olacağı bir bakış açısıyla Kur’an’dan yola çıkarak hayatı doğru anlama ve yorumlamayı esas alır
Kur’an’ın tarih anlayışı, “tarihte birlik ve kesintisizlik” ilkesine dayanır Daha tebliğe başlarken bile, peygamberlerden öncelikle, kendisinden önce gelmiş peygamberlere inanmaları istenmiştir Tarih boyunca, her dönemde, her topluma bir peygamber gönderilmiş ve “kesintisizlik” ilkesi korunmuştur Kur’an, aynı zamanda tüm insanlığın, evrensel tevhidî bir tarih bilincine kavuşmasını da istemektedir
Kur’an’ın insanlığa sunduğu temel gerçeklerden biri de “tarihî olay”lardır Bu olaylar, büyük bir devamlılık ve tutarlılık içinde seyreder ve insan topluluklarının gelişme seyriyle paralellik gösterir Bütün bu olaylarda, insanın değişkenliği ve aldığı çeşitli tavırlar göz önünde bulundurulur Bu yönüyle tarihî olaylar Kur’an’ın önemli bir bölümünü oluşturur Öyle ki, Kur’an’ın hemen her suresinde bir tarihî olay anlatılır Anlatılan bu tarihi olayların hemen hepsinde “inananlara öğüt”, “akledenler için delil”, “düşünenler için ibret” şeklinde vurgulamalar yapılır Bu tür ifadeler, tarihî olayların pratik değerini ortaya koymak içindir
Kur’an’ın tarihî olaylara bakışı son derece net ve gerçekçi; geçmiş, şimdiki ve gelecekteki bütün etki alanlarını ve uzantılarını kapsayıcı bir bakıştır Bu da olayların meydana geldiği, üzerinde bulunduğu, içinde bulunacağı ortamı ve ileride olacağı sahayı en iyi şekilde değerlendirmekle mümkün olur
Kur’an, insanlığın tarihine genişçe yer verirken, tarihî olay ve hakikatleri bir bütünlük ve tutarlılık içinde sunar Olaylar rasgele, gayesiz ve sebepsiz bir bilgi yığını olarak değil, tam tersine sürekli aynı hedefleri vurgulayan, aynı amaçları gözeten bir dizi yorumla birlikte aktarılmaktadır Bu yorumlar bize, insanın ve toplumun nitelikleri, yükseliş ve çöküş nedenleri hakkında bilgi verip açıklamalar yaptığı gibi, toplumların izzet veya zilletine sebep olan faktörler, bundan kaynaklanan ahlakî tavır ve tutumları/alışkanlıkları ortaya koyar
Kur’an, her olayın ilahî bir sünnete/sünnetullaha göre cereyan ettiğini, tarihin seyrinin bu sünnetullaha göre oluştuğunu, hiçbir şeyin tesadüfen, sebepsiz ve gayesiz olmadığını vurgular Kur’an, bu nedenle bir yandan insanlık tarihinden, bu gerçeği belgeleyen örnekler sunarken, diğer yandan da çözüm yollarını göstererek insanlığın bu amaçla, tarihi araştırmasını ister Ancak hemen şunu ifade etmeliyiz ki, Kur’an, tarihe ve tarihî olaylara dikkatimizi çekerken, amacı insanların merakını gidermek ve benzeri sebepler değildir Asıl hedefi Kur’anî çerçevede Hakk’a, hidayete irşat etmektir
Yine Kur’an’ın asıl gayesi, tarihî olaylar arkasında gizli, kıymetli değerleri özetlemek, insanın değişmeyen fıtrat özelliklerini, varlık âlemine, toplumlara hükmeden, âleme istikrar ve yön veren sabit sünnetleri, “sünnetullah”ı açıklamaktır Bu sabit sünnetler, insanları birçok yerde düşünmeye, ibret almaya, delillere dayanmaya ve bu çerçevede geleceklerine yön vermeye davet eder
Gerek birey, gerekse toplumlarla ilgili olan Allah’ın sünnetlerini, ancak tarihi olaylardan çıkarabiliriz Bu itibarla tarih, genel olarak görünen âlemin düzenli bir şekilde idaresine vesile olan ilahî kanunların yanında, insanlık tarihi boyunca peş peşe gerçekleşen sosyal nizamı oluşturan sünnetullah kaidelerini öğrenme açısından da önemli bilgi kaynaklarındandır
Kur’an, tarihî olaylardan söz ederken, ısrarla bazı benzerlikler üzerinde durur Benzerliği olan bu olayların, belli bir takım ilahî konunlar “sünnetullah” gereğince sürekli olarak tekrarlandığını vurgular Kur’an, insanlardan olayların yüzeysel görüntüleriyle değil, temelinde yatan “sebepler” ve “sünnetullah” ile ilgilenmelerini ister Böylece insanlar ve toplumlar, davranışlarını, tutumlarını bu ilahî kanunlara göre düzenleyecek, başlarına gelebilecek felaketler konusunda duyarlı ve uyanık olacak, gerekli tedbirleri önceden alacaklardır Kur’an, bu tür ilahî kanunları hatırlatan uyarılarla doludur
Kur’an’ın tarih anlayışında bir diğer faktör ise “kıssa”lardır Kur’an kıssaları, ibret alınacak yönleri olan, tarihî gerçeklik ve doğruluk niteliği taşıyan tarihî olaylardır Kıssalar, Kur’an’ın kendi sunuş tarzı ve metodu içerisinde, bir nakil ve aktarımın ötesinde, toplumsal değişmelere paralel olarak ele alınması ve üzerinde derinliğine düşünülerek, bir takım yorum ve prensiplere ulaşılması gereken tarihî veriler konumundadırlar Kıssalara bir bütün olarak baktığımızda dikkatimizi hemen şu çeker: Kur’an, peygamberlerin ve geçmiş toplumların kıssalarından sadece bir kısmını anlatmış, bunlardan bazılarını sık sık tekrar etmiş, belli noktaları ise ısrarla vurgulamıştır (bkn: Mümin 40/78; Araf 7/101; Hud 11/100; Taha 20/99) Kur’an’da pek çok kıssanın değişik yerlerde, değişik biçim ve üsluplarla tekrarlanması, tarihi bulgu ve kalıntılara ibret nazarıyla bakılması, genel bir anlatım metodu olarak her kıssanın sonunda anlatılanlarda pek çok bireysel ve toplumsal dersler ve öğütler bulunduğunun ifade edilmesi “bütüncül bir tarih” yaklaşımı oluşturmak açısından son derece önemlidir Bu, “geçmişe yapıcı bir bakış” altında, “geleceği inşa etme” ile anlamlandırılabilecek bir tarih şuuru geliştirme gayesine yöneliktir
Kıssalarda anlatılan insan ve toplum tiplerinin şüphesiz ki çok sayıda benzerleri vardır Fakat Kur’an, salt tarihî kıssalar manzumesi değildir Kur’an, olumlu ve olumsuz şahsiyet ve toplum tiplerinden örnekler sunarak, insanları belli bir hedef doğrultusunda eğiterek, insanlara metodolojik bir “tarih bilinci” kazandırır Bu bağlamda Kur’an, Hz Nuh, Hz Lut, Hz Salih, Hz Musa, Hz İbrahim gibi şahsiyet abidelerine karşılık; Firavun, Nemrud, Belam, Karun gibi olumsuz tipler ve bunların davranışları üzerinde durur Bir anlamda kıssalarda, iyinin ve kötünün modelleri ortaya konularak fazilete, ahlakî olgunluğa teşvik, kötülüklerden/ yanlışlıklardan sakındırma amacı güdülmüştür
Kıssalar, insanları ve toplumları mutluluğa ve hidayete eriştirecek ilahî kuralları ve ilkeleri sunmakta titizlik gösterir; olayları, hadiseleri tarihin akışı içinde aktarır Kıssalar, tarih ummanında yüzmekte olan araştırıcıya istikamet konusunda “pusula” görevi yapar
Yine Kur’an kıssaları, insanlığın tarihî tecrübelerinin, birikimlerinin bir özetidir Daha da genelleştirirsek, tarih bize oldukça zengin bir “tecrübe birikimi” sunar Tecrübeler ise kolay kazanılmaz İnsanlığın onu elde etmesi için uzun zaman dilimlerini kat etmesi, büyük enerjiler harcaması, hatta ağır kayıpları göze alması gerekir Bu yüzden Kur’an, insanlık için çok pahalıya malolan bu tarihî tecrübelerin değerinin bilinmesini ve bunlardan gereği gibi yararlanılmasını ister Bir anlamda Allah’ın çizdiği çerçevede hareket etmeyenler, bu davranışlarının faturasını çok ağır ödemişlerdir O halde sizler, aklınızı ve iradenizi vahyin kılavuzluğunda kullanarak aynı acı akıbete uğramayın; bu kıssalardan gereği gibi ibret alın demek ister
Kıssalarda, peygamberler ve verdikleri mücadeleler, çeşitli insan topluluklarının sosyo-politik, ekonomik ve ahlakî durumları, ilâhî mesaj karşısındaki tavır ve tutumları, çeşitli kavimlerin başarıları ve yenilgileri, zalim ve adil yöneticiler, iyiler ve kötüler, icraatları ve yaşayışlarındaki dürüstlük ve sahtekârlık, nankörlük örnekleri ayrı ayrı insanların bilgisine sunulur Kavimlerin, toplulukların yaratılış gayelerine uygun yaşayıp yaşamadıkları değerlendirilir
Kur’an kıssalarının büyük bir çoğunluğu peygamber kıssalarıdır Peygamberlerin ilk görevleri ise tebliğdir Bu nedenle kıssaların temel konusu tebliğ ve tebliğ metotlarıdır Kıssalarda, peygamberlerin kavimlerini tevhide davetleri ve bu davet sürecinde verdikleri mücadele anlatılır
Kıssalarda, bireysel ve toplumsal değişimin temel yasaları, ilâhî davete karşı gösterilen tepkiler, tutumları; yapılan mücadeleler ve yaşanılan zorluklar, mücadelede uyulması gereken tecrübî ilke ve prensipler yer alır
Sonuç itibariyle söylemek gerekirse: Kur’an’ın tarih anlayışı insan merkezli bir anlayış olup insanın ve insan topluluklarının dünya ve ahiret huzurunu, mutluluğunu sağlamayı esas alır Kıssalar yoluyla insanların ibret almalarını ister Toplumların gelişme ve değişme durumlarına dikkati çekerek buna ait “sünnetullah”a işaret eder Değişimin temel dinamiklerini, tarihin yasalarını, toplumsal değişim için izlenmesi gereken yöntemleri, ilke ve prensipleri ortaya koyarak tarih öğrenmenin gerekliliğini bildirir
MEHMET DERİ
Bibliyografya
- Halil, İmamûddin (1988), İslam’ın Tarih Yorumu, (Çev: Ahmet Ağırakça) Risale Yay, İstanbul
- Kılıç, Sadık(1994), “Tarih Felsefesi Açısından Kıssalar”, I Kur’an Sempozyumu 1-3 Nisan 1994, Bilgi Vakfı Yay, Ankara
- Kutup, Muhammed (1990), İslamî Açıdan Tarihe Bakışımız (Çev: Talip Özdeş), Risale Yay, İstanbul
- Özarslan, Faruk (1999), “Kur’an ve Tarih Üzerine”, Fecr Dergisi, Sy: 40, ss: 7-12
- Pazarbaşı, Erdoğan (1996), Kur’an ve Medeniyet, Pınar Yay, İstanbul,
- Sıddıkî, Abdülhamid (1978), Tarihin Yorumu (Çev: Bilal Eryarsoy), Düşünce Yay, İstanbul
- Sırma, İ Süreyya (1984), İslam ve Tarih, Beyan Yay, İstanbul
- Soyak, Zeki (2003-2004), Kıssalar ve Hisseler, İlkadım Yay, c: I-II, Nevşehir
- Şengül, İdris (1994), Kur’an Kıssaları Üzerine, Işık Yay, İzmir
- Şengül, İdris (2002), “Kıssa”, D İ A, c: XXV, İstanbul
- Şeriatî, Ali (1991), İslam’ın Tarih Felsefesi, (Çev: Battal Uzuner), Endişe Yay, Ankara
- Yıldız, Abdullah (1998), Tarih Bilinci, Denge Yay, İstanbul

 

mumsema isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 06-28-2008   #2
Bilgiler
Devamlı Üye
 
Bilgiler
Üyelik tarihi: Jun 2008
Mesaj: 1,707
İtibar
Tecrübe Puanı: 18
Rep Puanı : 46
Rep Derecesi :
Ravya Seçkin bir yolda.
Ravya RSS Feed
Standart --->: Kur’an Açısından Tarihe Bakışımız, Bu Bağlamda “Sünnetullah”ın Ve “Kıssa”larin



Allah razı olsun mumsema

 

Ravya isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 08-28-2008   #3
Bilgiler
Devamlı Üye
 
Bilgiler
Üyelik tarihi: May 2008
Nerden: Belcika
Mesaj: 543
İtibar
Tecrübe Puanı: 6
Rep Puanı : 121
Rep Derecesi :
fatmac Yakında ünlü olacaktır.fatmac Yakında ünlü olacaktır.
fatmac RSS Feed
Standart --->: Kur’an Açısından Tarihe Bakışımız, Bu Bağlamda “Sünnetullah”ın Ve “Kıssa”larin



Allah cc razi olsun

 

fatmac isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Cevapla
Tags: , , , , , ,

Hz. Muhammed (s.a.s.) | ÇİNGENE ALİ

Konu Araçları


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cvp son Mesaj
Havas’in Orucu (“kalb”İn-“Şuur”un Orucu) Naksibendi Oruç ve Ramazan Ayının Fazileti 4 08-22-2008 15:07 PM
“Bahis” Çılgınlığı ve “iddaa” salgını mumsema Kötü Ahlak Sıfatları 6 07-25-2008 01:18 AM
Kur’an “ölü metin” değildir rana Kur'an ile ilgi yazılar & Makaleler 2 06-30-2008 00:29 AM
Ben” den “O” na, “Ene” den “Hû” ya nasıl varılır? Nursedaa Sohbet & Muhabbet 15 06-02-2008 10:16 AM

Frmacil | Yudumla | Dantel | Klup | Orgu | Oya | Derya Yudumla TOPlist Saat 15:05 PM.


Powered by vBulletin® Version 3.6.11
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Forum Etiketleri

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293