Mumsema islam Arsivi
Anasayfa Forum Kuralları İletişim Bugünkü Mesajlar
Geri git   Mumsema islam Arsivi >
Peygamber Kıssaları & Hikayeler
> Kur'an Kıssaları & Hikayeler Alt başlıklar > Peygamberlerin Kıssaları
Google
 
Kullanıcı ismi
Şifreniz
Kayıt ol Yardım Üye Listesi Ajanda Arama Bugünkü Mesajlar Bütün Forumları okunmuş kabul et SiteMap

Cevapla
 
Konu Araçları
Alt 03-17-2007   #1
Bilgiler
mum
Administrator
 
Bilgiler
Üyelik tarihi: Feb 2007
Nerden: Hatay/İsk
Mesaj: 9,627
İtibar
Tecrübe Puanı: 104
Rep Puanı : 7215
Rep Derecesi :
mum Çok ünlü.mum Çok ünlü.mum Çok ünlü.mum Çok ünlü.mum Çok ünlü.mum Çok ünlü.mum Çok ünlü.mum Çok ünlü.mum Çok ünlü.mum Çok ünlü.mum Çok ünlü.
mum RSS Feed
Ampul Adem AleyhİsselÂm



ADEM ALEYHİSSELÂM




Âdem Aleyhisselâm'ın Yaratılışı: 2

Âdem Aleyhisselâmın Yaratıldığı Ve Cennet'e Konulduğu Gün: 3

Meleklerin Âdem Aleyhisselâma Secde Ve İblisin İmtina Edişi: 3

İblis'in Aslı, İyi Ve Kötü Tutumu: 4

Âdem Aleyhisselâmın Bilgi Ve Kerametçe Meleklere Üstünlüğünün Gösterilişi: 4

İnsanlık Tarihinde İlk Selamlaşma: 4

Hazret-i Havva'nın Yaratılışı: 5

İlk Eşlerin Mutlu Cennet Yaşantıları Ve İblisin Onları Cennetten Uzaklaştırma Tuzağına Düşürüşü: 6

Cennetten Yeryüzüne İndiriliş: 6

Âdem Aleyhisselâmın Üç Şeyden Seçtiği Birisi İle Üçüne Birden Sahip Oluşu: 7

Âdem Aleyhisselâmın Cennette Kalış Süresi: 8

Tevbe Ve Âdem Aleyhisselâmın Tevbe Edişi: 8

İslamiyette Tevbe Ve İstiğfarın Önemi: 8

Âdem Aleyhisselâmın Kabe'yi Bina Ve Tavaf Edişi: 9

Mekke Hareminin Sınırı: 11

Kur'ân-ı Kerimin Âdem Aleyhisselâmla İlgili Açıklaması: 11

Âdem Aleyhisselâmın Hz Havva'dan Doğan Çocukları: 14

Âdem Aleyhisselâmın Kabili Kovuşu: 17

Kabil'in Âkibeti: 17

Âdem Aleyhisselâmın İlk Nebi (Peygamber) Oluşu 17

Peygamberimizin Miraç Gecesinde Birinci Kat Semada Âdem Aleyhisselâmla Selamlaşması: 17

Âdem Aleyhisselâma Kıyamete Kadar Gelecek Zürriyetinin Arz Edilişi Ve Onlardan Ve Peygamberlerden Ahdü Mîsak Alınışı 18

Âdem Aleyhisselâma Peygamber Resimlerinin İndirilişi: 19

Âdem Aleyhisselâmın Sağlığında Gördüğü Oğul Ve Torunlarının Sayısı Ve Vefatı: 19

Âdem Aleyhisselâmın Vefat Günü, Yaşı Ve Kabri: 20

Âdem Aleyhisselâmın Şekil Ve Şemali: 20

Gerekli Bir Açıklama: 21





Âdem Aleyhisselâm'ın Yaratılışı: Başa Dön


Yüce Allah; Âdem Aleyhisselâmı yaratmak istediği zaman[1], yere: "Ben, sen-den bir halk yaratacağım ki, onlardan, bana itaat edenler de olacak, onlardan, bana isyan edenler de olacaktır

Onlardan, bana itaat eden kimseyi, Cennet'e koyacağım

Bana isyan eden kimseyi ise, Cehennem'e sokacağım!" diye Vahy etti Sonra da[2], Cebrail Aleyhisselâmı, yerden[3], bir avuç toprak[4], çamur getirmesi için, gönderdi

Yer, Cebrail Aleyhisselâma:

"Ben, senin, benden bir şey eksiltmenden, beni, yaramaz hale getirmenden, Allah'a sığınırım![5]

Ben, senin, beni eksiltmeni, istemiyorum!

Çünki, Allah, benden bir halk yaratacak, bu halk ta, Allah'a âsi olacak

Allah, onlardan dolayı, beni, bir ceza ile cezalandırır!" dedi[6]

Bunun üzerine, Cebrail Aleyhisselâm, ondan, bir şey almaksızın[7] geri döndü

"Yâ Rabb! Yer, sana sığınınca, onu, sığındırdım[8]

Onun üzerinde durmayı, kendisini zorlamayı uygun görmedim" dedi[9]

Yüce Allah, bundan sonra, Mikâil Aleyhisselâmı gönderdi[10]

Yer, Ona da, Cebrail Aleyhisselâma söylediği gibi söyledi[11]

Onun yapacağı şeyden dolayı da, Allah'a sığındı

Mikâil Aleyhisselâm da, onu, sığındırdı[12]

Yer, böyle, kendisinden bir şey alınmasından Allah'a sığınınca[13], Mikâil Aley-hisselâm ondan bir şey almaksızın[14] dönüp Yüce Allah'a, Cebrail Aleyhisselâ-mın söylediği gibi söyledi Bunun üzerine Yüce Allan, yere, Ölüm Meleğini gönderdi[15]

Yer yine kendisinden alacağı şeyden dolayı[16], Allah'a sığınınca[17], ölüm me-leği: "Ben de Allah'ın emrini, yerine getirmemiş olarak dönmemden Allah'a sı-ğınırım!" dedi[18]

Yer yüzünden alacağını aldı ve tek yerden almadı[19] Kırmızı, beyaz ve siyah topraktan aldı[20] ve karıştırdı[21] Böyle, yer yüzünden alınan topraktan yaratılmış olduğu için, Âdem Aleyhisse-lâma "Âdem" ismi verilmiştir[22]

Yüce Allah, Âdem Aleyhisselâmı, yaratmağa başladığı zaman, Melekler[23]: "Allah[24], Yüce Rabb'ımız, varsın, istediğini yaratırsın[25]

Allah, bizden daha bilgili ve kendisi katında bizden daha şerefli bir halk ya-ratmaz![26]

Biz muhakkak, o yaratılacak olandan daha bilgili ve ondan, daha şerefliyizdir!" diyerek[27], aralarında gizlice konuştular[28]

Yüce Allah; Âdem Aleyhisselâmın bedenini Cennet'te yaratarak onu, dilediği kadar, kendi halinde bıraktığı sırada, İblis, onun çevresinde dolaşmağa başlayıp çinin boş ve kendisine mâlik olamayacak bir biçimde yaratılmış olduğunu gördü ve anladı da[29] "Ben, bunu kolayca yenebilir, ona, üstün gelebilirim!" dedi[30]

Melekler, Âdem Aleyhisselâmın, Cennette yerde duran ruhsuz cesedini gör-dükleri zaman korktular

Onların arasında en çok korkan da, İblis (Şeytan) idi

iblis, cesedin yanından geçtikçe "Sen, muhakkak, büyük bir iş için yaratılmış-sındır!" derdi[31]'Ayağıyla, ona vurur ve vurdukça da, cesed, testi gibi ses çı-karırdı

"Her halde, sen, böyle testi gibi seslenmek için değilsin! Muhakkak yaratıldı-ğın şey içinsin![32] Eğer ben senin üzerine musallat kılınacak, sataştırılacak olur-sam, muhakkak seni, helak edeceğim!

Eğer, sen, benim üzerime musallat kılınacak olursan, sana isyan edeceğim!"

derdi[33]

İblis, Meleklere de; "Bu, size üstün tutulacak olursa, siz ne yaparsınız?" diye sordu

Melekler "Biz, Rabb'ımıza itaat ederiz!" dediler

İblis ise, içinden "Vallahi, bu, bana üstün tutulacak olursa, ona, isyan edece-ğim!" dedi[34]

Yüce Allah, Âdem Aleyhisselâma, Ruh üfürdüğü zaman, Ruh, Onun cesedi-nin baş tarafından girdi ve cesedin her yerinde eseri ve kan, meydana geldi

Âdem Aleyhisselâm, aksırınca, Melekler, Âdem Aleyhisselâma: "Elhamdü lil-iâh (Hamd olsun Allah'a!) de" dediler

Adem Aleyhisselâm da "Elhamdü lillâh!" dedi[35]

Başka rivayete göre: Âdem Aleyhisselâm, aksırınca, hamd etmesini, Ona, Yü-ce Allah ilham etti[36]

Âdem Aleyhisselâm da, Rabb'ına hamd etti[37] "Elhamdü lillâhi Rabb'il'âle-•nîn = Rabb'ül'âlemîn olan Allah'a hamd olsun" dedi[38]

Yüce Allah da "Rabb'ın, sana rahmet etsin!" buyurdu[39]

Yüce Allah;

"Ey Âdem! Ben, kim'im?" diye sordu

Âdem Aleyhisselâm:

"Sen, senden başka ilâh bulunmayan Allansın!" dedi

Yüce Allah:

"Doğruyu söyledin!" buyurdu[40]



Âdem Aleyhisselâmın Yaratıldığı Ve Cennet'e Konulduğu Gün: Başa Dön


Âdem Aleyhisselâmın yaratıldığı[41] ve Cennet'e konulduğu[42] gün, Cuma gü-nü idi[43]



Meleklerin Âdem Aleyhisselâma Secde Ve İblisin İmtina Edişi: Başa Dön


Yüce Allah, Âdem Aleyhisselâma secde etmelerini Meleklere emr etti

Meleklerin hepsi, hemen secdeye kapandılar

İblis ise, secde etmeğe yanaşmadı

Kendisinin nefsi, ona, kibir ve gurur telkin etti de, büyüklenmek istedi:

"Ben, ona secde etmem! Ben, ondan daha hayırlıyım!

Yaşça, ondan daha büyüğüm

Yaratılışça da, ondan daha güçlüyüm!

Beni ateşten, onu ise, çamurdan yarattı!" dedi

Ateş, topraktan daha güçlüdür! demek istedi [44]

"Ben, yer yüzünde Halifelik vazifesinde çalıştırılmıştım

Ben, kanadlıyım! Nur göğüslüktü ve keramet taclıyımdır!

Ben, senin yerinde ve göğünde Sana, ibâdet etmişimdir" dedi [45]



İblis'in Aslı, İyi Ve Kötü Tutumu: Başa Dön


İblis; Cin aslındandı [46]

Semada, Melekler yanında, Allah'a, öyle ibâdete koyulmuştu ki, kullarından, hiç bir kimse, Allah'a, onun gibi ibâdet edememişti

Kendisinin, Âdem Aleyhisselâmın yaratılışına kadar böylece ibadet etmekten ayrılmamış olması[47], içinde taşıdığı kibir, gurur, azgınlık ve kıskançlık duygula-rını silemedi [48]

Yüce Allah'ın, Âdem Aleyhisselâma, sulbünden getireceği Nebîler, Resuller seöebile bahş ettiği şerefi kıskandı da[49], Âdem Aleyhisselâmın balçıktan, ken-esinin ateşten yaratıldığına bakıp "Ben, ondan hayırlıyım ! [50], ben bir çamur ola--ak yarattığın kişiye secde eder miyim hiç? [51] diyerek kâfirliğini açığa vurdu

Yüce Allah'ın emrini dinlemedi [52] Âdem Aleyhisselâma secde etmedi

Yüce Allah da, onu, isyanının cezası olarak, her hayrdan ümid kesmiş, taşlan- bir Şeytan yaptı! [53]



Âdem Aleyhisselâmın Bilgi Ve Kerametçe Meleklere Üstünlüğünün Gösterilişi: Başa Dön


Yüce Allah; Melekleri, Âdem Aleyhisselâma secde ettirdikten sonra, Ona, her şeyin, hattâ, zürriyetinden geleceklerin isimlerine varıncaya kadar, bütün yara-iPdarın -Meleklerin bile- isimlerini birer birer öğretti

Onları, Meleklere sorup bu husustaki aczlerini, kendilerine itiraf etttrdikten son--3 Âdem Aleyhisselâma emr etti, onları Meleklere, birer birer haber verdirdi'[54]

Âdem Aleyhisselâmın, bilgice ve kerametçe, Meleklere üstünlüğü, böylece gös-snlmiş ve anlatılmış, kendileri de bu hususta açıkladıkları, gizledikleri sözlerinden dolayı tevbeye sevk edilmiş oldu[55]



İnsanlık Tarihinde İlk Selamlaşma: Başa Dön


Yüce Allah, Âdem Aleyhisselâma:

Haydi, şu Melekler cemâatinin yanına git te, onlara[56] (Esselâmü aleyküm!) derek[57] selâm ver![58]

Senin selamını, onların, nasıl karşılayacaklarına[59], bak![60] Söylediklerine iyi-3e Kulak ver![61]

Çünkü, o, hem senin, hem de, senin zürriyetinin selâmlaşmasıdır!"

=*yurdu[62]

Âdem Aleyhisselâm, gidip Meleklere: Esselâmü aleyküm!" dedi Melekler de: Esselâmü aleyküm ve rahmetullâh"[63]

Yahut:

"Ve aleykesselâmü ve rahmetullâh!" dediler[64] Selâmlarına, "Rahmetullâh" sözlerini eklediler[65]



Hazret-i Havva'nın Yaratılışı: Başa Dön


Âdem Aleyhisselâm, Cennet'te[66] oturup konuşacak bir kimse[67] ve kendisi ile sükûnet bulacağı bir zevce[68] bulunmaksızın tek başına gezip dolaştığı sırada[69], Yüce Allah, ona, bir uyku verdi [70]Uyudu[71]

Yüce Allah, ona bir elem duyurmadan, sol eğe kemiklerinden birini alıp yerine et doldurdu[72]'

Âdem Aleyhisselâm, daha uykudan uyanmadan, Hz Havva'yı, ondan yarattı [73]

Âdem Aleyhisselâm, uyanınca[74], başucunda bir kadının oturduğunu gördü [75]

"Bir kadın ha!?" dedi,'[76] ve ona:

"Sen, Nesin?'[77], Sen, kimsin?" diye sordu

Hz Havva:

"Bir Kadın!" dedi

Âdem Aleyhisselâm:

"Sen, ne için yaratıldın?" diye sordu

Hz Havva:

"Sen, benimle sükûnet bulasın diye yaratıldım!" dedi [78]

Melekler, Âdem Aleyhisselâmın bilgisinin nerelere kadar ulaşabildiğini anlamak, ilmini sınamak için[79] hzHavva hakkında ona:

"Bu, nedir?" diye sordular

Âdem Aleyhisselâm:

"Bir kadın!" dedi[80]

Melekler:

"Onun ismi nedir?" diye sordular

Âdem Aleyhisselâm:

"Havva'dır" dedi [81]

Melekler:

"doğru söyledin!" dediler [82]

Ona, ne için Havva ismi verildi?" diye sordular

Âdem Aleyhisselâm:

"Kendisi, canlı bir şeyden yaratıldığı için!" dedi [83]

İbn Abbas'a göre: Hz Havva'ya, her canlının anası olduğu için, Havva ismi verilmiştir'[84] Melekler:

"O, ne için yaratıldı?" diye sordular

Âdem Aleyhisselâm:

"O, benimle sükûnet bulsun, ben de, onunla sükûnet bulayım diye!" dedi [85]

Yüce Allah, böylece, HzHavva'yı, Âdem Aleyhisselâma eş yaptı [86]

Peygamberimiz Muhammed Aleyhisselâm, bir Hadîs-i şeriflerinde: "Kadın, ka-rurga kemiğinden yaratılmıştır Kaburganın en eğri yeri de, üst kısmıdır Onu, doğ-rultmağa kalkarsan, kırarsın! Hali üzere bırakırsan, eğrilikte devam eder

Kadınlar hakkında, biribirinize hayr tavsiye ediniz!" buyurmuştur[87]



İlk Eşlerin Mutlu Cennet Yaşantıları Ve İblisin Onları Cennetten Uzaklaştırma Tuzağına Düşürüşü: Başa Dön


Yüce Allah; Âdem Aleyhisselâm'la HzHavva'nın Cennet'te yaşamalarına ve ora-da -yaklaşmalarını yasakladığı bir tek ağaç dışında- Cennet meyvalarının hepsin-den ve Cennet'in her nimetinden bol bol yararlanmalarına müsâade etti[88]

Ayrıca; İblis'in de, kendilerine düşman olduğunu açıklayıp: "O, sakın sizi, Cennetten çıkarmasın!" buyurarak uyardı [89]

Âdem Aleyhisselâm ile HzHavva'ya, Cennet'teki belli bir ağaçtan yararlanma-larının yasaklanması ise, kendileri için, bir imtihan olup bu da, hem kendileri, hem zürriyetleri hakkında, yerine getirilecek İlâhî hükmün bir gereği idi [90]

İblis; Âdem Aleyhisselâm'la HzHavva'yı, tuzağa düşürme işine, önce Ağıt'la başladı [91]

Öyle bir ağıt ağladı ki, onları hüzün içinde bıraktı

Âdem Aleyhisselâm'la HzHavva, İblis'in ağıtını işittikleri zaman[92], ona:

"Sen ne için ağlıyorsun?" diye sordular [93]

İblis:

"Sizin, öleceğinize ve içinde bulunduğunuz şu nimet ve ikramlardan[94]' ayrı-lacağınıza ağlıyorum!" dedi [95]

İblis'in bu sözü, onların kalbine tasa düşürdü Bundan sonra, İblis, onların yanına tekrar geldi [96]

Kendilerinin iyiliklerini istediğine yemin edip onları, aldattı Yasak ağacın mey-vasından yedirerek edep yerlerinin açılmasına, Cennetten çıkarılmalarına sebep oldu [97]

Âdem Aleyhisselâm, kendilerine yasaklanan ağaçtan yemekten kaçınmış, HzHavva ise, hemen varıp ondan yemiş, sonra da "Ey Âdem! Sen de ye! Ben, yedim, bana, zarar vermedi" demişti[98]

Peygamberimiz Muhammed Aleyhisselâm :

"Havva olmasaydı, kadın, hiçbir zaman kocasına karşı emniyete aykırı davranışta bulunmaz, onu, aldatmazdı![99] Hadis-i şe-rifleri ile, belki, de bu hâdiseye işaret buyurmuşlardır

Âdem Aleyhisselâm, daha önce, avret mahallini, hiç görmemişti[100]

Cennet'te avret mahalli açılınca, kaçmağa başladı[101]

Kaçarken, bir ağaca takılıp kaldı[102]

Ağaca:

"Sal beni!" dedi

Ağaç:

"Ben, seni salıcı değilim!" dedi[103]

O sırada, Rabb'ı:

"Ey Âdem! Benden mi kaçıyorsun!?" diye seslendi[104]

Âdem Aleyhisselâm:

"Hayır! Kaçmıyorum yâ Rabb![105] fakat senden utanıyorum!" dedi[106]



Cennetten Yeryüzüne İndiriliş: Başa Dön


Yüce Allah, Âdem Aleyhisselâma:

"Sana, Cennet'ten bol bol ihsanda bulunduğum ve oradan, istediğin gibi, ya-rarlanmanı helâl kıldığım nimetler yetmedi mi ki, sana, haram kılmış olduğum şey-den tattın?!" buyurdu

Âdem Aleyhisselâm:

"Evet! Yâ Rabb! Öyle oldu fakat, senin izzet sıfatına yemin ederim ki: ben, bir kimsenin, yalan yere, senin ismine yemin edebileceğini sanmıyordum" dedi

Şeytan'ın, kendilerine ettiği yeminine aldanmış olduklarını söylemek istedi Yüce Allah:

"İzzet sıfatıma yemin ederim ki: Ben, seni muhakkak yere indireceğim! Orada geçimini, ancak zahmet ve meşakkatle sağlayacaksın!" buyurdu

Halbuki, onlar, Cennet'te, istedikleri yerden, istedikleri gibi yiyip içerlerken, is-tedikleri gibi yeyip içemeyecekleri yere indirildiler[107]

Âdem Aleyhisselâm; Cennet'ten, Cuma günü çıkarılıp yer yüzüne indirildi[108]

Âdem Aleyhisselâm: Hindistana (Hâkim-Müstedrek c2, s542), Hindistan'da Nevz veya Bevz dağına'[109] HzHavva'da, Cidde'ye indirilmiştir[110]

Âdem Aleyhisselâmın indirildiği dağın, Hindistan'ın Serendip ceziresinde bu-lunduğu[111]' ve onun, Bevz (Nevz) dağı olduğu da, açıklanır'[112]

Yüce Allah; Âdem Aleyhisselâmı, cennetten çıkardığı zaman, ona her şeyi yapma sanatını da öğretti[113]

Âdem Aleyhisselâma örs, çekiç, kerpetin ve külünk gibi bazı âletlerle[114], kızıl tüylü bir öküz de verildi[115]

Âdem Aleyhisselâm, çiftçi oldu[116]

Ekin ekmesi, kendisine emr edildi

Âdem Aleyhisselâm, yeri, alnının terini sile sile sürdü

Sonra, ekini ekti,

Sonra, onu suladı

Biçme zamanı gelince, onu biçti

Sonra, onları düvenle sürdü

Sonra, rüzgârda savurup taneleri, samanından ayırdı

Sonra, taneleri öğütüp un yaptı

Sonra, onu, yoğurup hamur, hamuru da pişirip ekmek yaptı

Bu ekmeği, Allah'ın, erişmesini dilediği zaman erişmedikçe, yeyip yuta-madı[117]

Âdem Aleyhisselâma, demircilik sanatı da öğretildi[118]

Âdem Aleyhisselâmın, demirden ilk yapıp kullandığı şey, bıçak oldu[119]



Âdem Aleyhisselâmın Üç Şeyden Seçtiği Birisi İle Üçüne Birden Sahip Oluşu: Başa Dön


Cerail Aleyhisselâm, Âdem Aleyhisselâm'ın yanına gelip:

"Ben, sana, üç şey getirdim Birisini seç al!" dedi

Âdem Aleyhisselâm:

"Ey Cebrail! Nedir onlar?" diye sordu

Cebrail Aleyhisselâm:

"Akıl, Haya, Din!" dedi

Âdem Aleyhisselâm:

"Akl'ı seçtim!" dedi

Cebrail Aleyhisselâm; Haya ile Din'e:

"Akl'ı, size tercih edip seçti Siz, dönüp gidiniz!" dedi

Onlar:

Biz, her nerede olursa olsun, akıl ile birlikte bulunmakla emr olunduk!" dedi-ler, akl'ın yanından ayrılmadılar[120]



Âdem Aleyhisselâmın Cennette Kalış Süresi: Başa Dön


Âdem Aleyhisselâm; Cennet'te, ikindi ile güneşin batışı arasındaki zaman Kadar[121] kalmıştı ki, bu süre, dünya günlerinden 130 yıla eşitti[122]



Tevbe Ve Âdem Aleyhisselâmın Tevbe Edişi: Başa Dön


Günahlardan dönmek'[123], günah işlemeyi, her bakımdan bırakmak demek aan tevbe[124] ; Şeriat dilinde: yerilen işleri, işlemekten, övülen işleri işlemeye aönmek demektir[125]

Âdem Aleyhisselâm, tevbe için, Yüce Rabb'ından, bazı kelimeler telakki et-ti[126]

Nasıl tevbe edeceği, kendisine ilham olundu[127] Bunun üzerine, kendisi ve zevcesi: "Ey Rabb'imiz! Biz, kendimize zulm ettik!

Eğer, Sen, bizi, yarlıgamaz, bağışlamaz, esirgemezsen, biz, muhakkak maddi, mânevi en büyük) zarara uğrayanlardan olacağız!" diyerek yalvardılar[128]

Rivayet olunduğuna göre: Âdem Aleyhisselâm; Yüce Allah'a: •Yâ Rabb! Beni, Sen, Kendi Kudret Elinle, yaratmadın mı?" dedi Yüce Allah: "Evet!" buyurdu

Âdem Aleyhisselâm: "Yâ Rabb! Sen, bana, Ruh'undan üfürmedin mi?" dedi Yüce Allah: "Evet!" buyurdu

Âdem Aleyhisselâm: "Sen, beni, Cennetine, yerleştirmedin mi?" dedi Yüce Allah: "Evet!" buyurdu

Âdem Aleyhisselâm: "Yâ Rabb! Senin Rahmetin, gazabını, geçmiş değil iri1'-dedi

Yüce Allah: "Evet!" buyurdu

Âdem Aleyhisselâm: "Eğer, ben, tevbe eder ve halimi düzeltirsem, Sen, beni, «ne Cennetine döndürür müsün?" dedi

Yüce Allah: "Evet!" buyurdu[129]

Âdem Aleyhisselâm, tevbe etmeye başladı:

'Allâhım! Sen'den başka ilâh yoktur!

Ben, Seni, hamdinle teşbih ederim

Yâ Rabb! Ben, kendime zulm ettim! Sen, beni, bağışla

Sen, suç bağışlayanların en hayırlısısın!

Allah'ım! Sen'den başka ilâh yoktur!

Biz, Seni, teşbih ve Sana, hamd ederiz!

Yâ Rabb! Ben, kendime zulm ettim Sen, bana merhamet et!

Muhakkak ki, Sen, merhamet edenlerin en hayırlısısın!

Yâ Rabb! Senden başka ilâh yoktur!

Seni, teşbih ve Sana, hamd ederim!

Yâ Rabb! Ben, kendime zulm ettim

Bana, tevbeyi nasip et!

Muhakkak ki, Sen, tevbeyi, çok kabul eden ve çok esirgeyensin!"'[130]

Yüce Allah; Âdem Aleyhisselâmın hatasını kasıtlı olmayıp kendisine önceden yapılmış bulunan uyarıyı unutmuş olmasından ileri geldiğini bildiği[131]' ve Kendisi de, Mü'minlerce Rahmeti umulan Gafur, Rahîm[132] ve Tevvâb Mevlâ olduğu için, onların tevbesini kabul buyurdu[133]



İslamiyette Tevbe Ve İstiğfarın Önemi: Başa Dön


Islamiyette, tevbe ve istiğfara büyük önem verilmiş, Kufân-ı Kerîm'de:

"Ey Mü'minler! Hepiniz Allah'a, tevbe ediniz ki, korktuğunuzdan emin, umduğunuza nail olasınız![134]

"Her kim, bir kötülük yapar, yahut, nefsine zulm eder de, sonra, Allah'tan mağfiret (yarlıganmak, bağışlanmak) dilerse, o, Allah'ı, çok yarlıgayıcı ve çok esirgeyici bulur[135]

"Ben, tevbeyi, en çok kabul eden'im! ve en çok esirgeyen'im![136] "Allah, çok tevbe edenleri de, sever, çok temizlenenleri de, sever[137]

"Tevbe ve iman edip iyi amellerde bulunanlar (var ya) işte, Allah, onların kötülüklerini, iyiliklere çevirir!

Allah, çok yarlıgayıcı ve çok esirgeyicidir!

Kim, (günahlardan) tevbe (ve rûcu') eder, güzel amellerde bulunursa, muhakkak ki, o, Allah'a -tevbesi makbul ve Allah'ın rızasına erişmiş olarak-döne/[138] buyrulmuştur

Peygamberimiz Hz Muhammed Aleyhisselâm da, Hadîs-i şeriflerinde:

"Ey insanlar! Allah'a, tevbe ediniz! Ben de, Ona, günde yüz kerre tevbe ederim![139]

"Vallahi, Allah, kulunun tevbesine, sizden birinizin, çölde yiten hayvanını /de-vesini) buluverince, duyduğu sevincinden daha çok sevinir (hoşnud olur) ''[140]

"Şüphesiz ki, Yüce Allah, gündüzün günah işleyenin, tevbesini kabul buyur-mak için, geceleyin elini, açar;

"Geceleyin günah işleyenin, tevbesini kabul buyurmak için de, gündüzün, elini açar!

Bu, tâ güneş, battığı yerden doğuncaya kadar devam ecfe/[141]

"Cennet'in sekiz kapısı olup yedisi, kapalı, birisi ise,güneş, batıdan doğun-caya kadar, kulların tevbeleri için, açıktır!'[142]

"Yüce Allah; kulların tevbe edip tevbelerinin kabul olunması için, batı (sema-sında), eni: bir yanından, o bir yanına yetmiş yılda gidilebilecek genişlikte bir kapı yaratmıştır ki, o kapı, güneş, oradan doğuncaya kadar kapanmayacak-tır[143]

"Her kim, güneş, battığı yerden doğmadan önce, tevbe ederse, Yüce Allah, onun tevbesini, kabul buyurur[144]

"Kul, günahlarından tevbe edince, Yüce Allah, onun günahlarını (yazan) Hafaza Meleklerine, günahları işlediği azalarına, günahları işlediği yerlere unut-turur!

Kıyamet gününde, o, günahları üzerine aleyhinde şahidlik edecek hiç bir kimse ve hiçbirşey bulunmaksızın, Yüce Allah'ın huzuruna çıkar![145]

"Günahlarından tevbe eden kimse, hiç günah işlememiş kimse gibidir" buyur-muşlardır[146]



Âdem Aleyhisselâmın Kabe'yi Bina Ve Tavaf Edişi: Başa Dön


Âdem Aleyhisselâmın, uğradığı ağır ibtilâdan dolayı ağlamasının şiddetlenme-si ve Meleklerin de, onun ağlamasından ağlaşmaları ve tasasından tasalanmala-rı üzerine[147], Yüce Allah, Âdem Aleyhisselâma:

"Arş'ımın alt hizasında benim bir Harem'im (Yasak bölgem) vardır[148] Sen, hemen git te, orada, benim içinv bir Beyt (Mâbed) yap!

Meleklerimin, Arş'ımı tavaf ettiklerini gördüğün gibi, sen de, orayı, tavaf et![149] Ve beni, zikr et![150]

Orada, senin duanı ve tâatımda bulunan çocuklarının dualarını kabul edece-ğim!" diye Vahy[151] ve Mekke'ye gitmesini, ona, emr buyurdu[152]

Âdem Aleyhisselâm:

"Ey Rabb'ım! Bu, benim için nasıl mümkün olur?

Ben, buna, ne güc yetirebilirim, ne de, oraya varmağa yol bulabilirim?" dedi

Yüce Allah'ın gönderdiği bir Melek r), kılavuz olup onu, Mekke'ye doğru gö-türdü[153]

Giderken, yerler, uçsuz bucaksız çöller ve ovalar, onun için, dürüldü

Geçeceği her yer: çöl, çukurlar, ister su, ister deniz çukurları olsun, onun için, dürülüp bir adımda atlanır, geçilir oldu[154]

Mekke'ye varıncaya kadar[155], arzdan her nereye ayak bastı[156], her nere-de konakladı ise[157] orası, bir mâmûre[158], bereketli bir yer[159] oldu[160]

Bir adımda geçtiği her yer ise, boş bir yer oldu

Âdem Aleyhisselâm, yolda, ne zaman, bir bahçeye rastlayıp bahçenin yeri ho-şuna gitse, Melek'e:

"Bizi, şuraya kondursan?" demekte,

Melek te:

"Senin konacağın yerin var!" diye cevap vermekte idi[161]

Nihayet, Mekke'ye gelip eriştiler[162]

Cebrail Aleyhisselâm, kanadını, yerin dibindeki berk ve sabit kesimine kadar daldırıp Kabe'nin temelini açtı

Melekler de, otuz kişinin kaldıramayacağı kadar ağır kayaları, temellere bırak-tılar[163]

Âdem Aleyhisselâm, Kabe'yi, beş dağdan:

1) Tûr-i Seynâ,

2) Tûr-i Zeytun (Zeyta),

3) Lübnan,

4) Cûdî,

5) Hıra

dağlarından getirilen taşlarla yaptı[164]

Kabe'nin, yer yüzüne çıkıncaya kadar[165] temellerini[166] Hıra dağından geti-rilen taşlarla yaptı[167]

Kabe'nin yapısı işinden boşalınca, Âdem Aleyhisselâmı, Cebrail Aleyhisselâm, Arafat'a götürdü

Halkın, bu gün yapmakta oldukları Hacc amellerinin hepsini, ona gösterdi[168]

Âdem Aleyhisselâm, Hz Havva'yı, arıyor[169], Hz Havva da, Âdem Aleyhis-selâm'ı arıyordu[170]

Nihayet, Arafat'ta buluştular, orada, birbirlerini görüp tanıdılar

Müzdelife'de birleştiler ve bundan dolayı, oralara Arafat, Cemi' ve Müzdelife isimleri verildi[171]

Cebrail Aleyhisselâmın, İbrahim Aleyhisselâma, Hacc amellerini birer birer gös-terip "Öğrendin mi?" diye tekrar tekrar sorarak onun da "Evet!" dediği ve bu-nun için Arafat'a, Arafat denildiği de, rivayet edilir[172]

Cebrail Aleyhisselâm, Âdem Aleyhisselâmı, Mekke'ye getirdi

Âdem Aleyhisselâm, Kabe'yi yedi kerre tavaf etti[173]

Âdem Aleyhisselâm, Kabe'yi yedi kerre tavaf ettiği sırada[174] veya Me'ze

meyn'de Meleklerle karşılaştı[175] Melekler, Âdem Aleyhisselâmın Haccını tebrik ettiler ve: "Biz, bu Beyt'i, senden iki bin yıl önce tavaf ve Hacc etmişizdir" dediler[176] Âdem Aleyhisselâm, onlara: "Siz, tavaf ederken, ne derdiniz?" diye sordu Melekler:

(Sübhânallâhi velhamdü lillâhi velâ ilahe illallâhu vallâhu ekber) derdik" dediler Âdem Aleyhisselâm, buna (velâ havle velâ kuvvete illâ billâh) cümlesini ekledi Bunun üzerine, Melekler, tavafda, bu cümleyi ekleyerek okumaya başladılar Âdem Aleyhisselâm, Hacc amellerini yerine getirdiği zaman: "Ey Rabb'ım! Her amel sahibi için bir ecir olur!?" dedi Yüce Allah:

"Ey Âdem! Senin de, vardır Ben, seni, afv etmiş, yarlıgamışımdır

Senin zürriyetine gelince, onlardan, bu Beyt'e günahı ile gelen kimsenin de, günahını afv edeceğim!" buyurdu[177]

Âdem Aleyhisselâmın tevbesi de, bir Cuma günü kabul buyrulmuştur[178]

Âdem Aleyhisselâm, Hacc'dan sonra, Hz Havva ile birlikte Hindistan'a dön-dü[179]

Gecelerinde ve gündüzlerinde içinde barınmak üzre[180], bir Mağarayı, barı-nak edindiler[181]

Âdem Aleyhisselâm; Hindistan'dan yaya olarak gelip Kabe'yi[182] kırk[183] ve-ya yetmiş kerre[184] Hacc etti[185]



Mekke Hareminin Sınırı: Başa Dön


Rivayete göre: Âdem Aleyhisselâm, Şeytanın şerrinden korkmağa başlayıp Al-lah'a sığınınca, Yüce Allah, onu, Koruyucu Melekler, göndermiş ve bu Melekler, Mekke'yi, her tarafından kuşatmışlardı

Melekler, Mekke'nin çevrelerinde, nerelerde durmuşlarsa, oraları, Mekke'nin Harem Sınırı olmuştur[186]



Kur'ân-ı Kerimin Âdem Aleyhisselâmla İlgili Açıklaması: Başa Dön


Âdem Aleyhisselâm hakkında Kur'an-ı kerimde şöyle buyrulur: "Muhakkak ki, İsa'nın hâli de, Allah katında Âdem'in hâli gibidir (Allah), Onu (Ademi) topraktan yarattı Sonra, ona: ol! dedi O da, oluverdi"[187]

"Hanı, Rabb'ın, Meleklere: muhakkak, ben, yeryüzünde (Benim emirlerimi teb-liğ ve infaza memur) bir Halîfe yaratacağım! demişti

Onlar (Melekler) de: Biz, Seni, hamdinle teşbih ve takdis edip dururken, orada bozgunculuk edecek, kanlar dökecek kimse mi yaratacaksın?! demişlerdi

Allâh(da): Sizin bilemeyeceğinizi, her halde, ben, bilirim! buyurmuştu[188]

Hatırla o vakti ki, Rabb'ın, Meleklere: ben, demişti, kuru bir çamurdan, sûretlen-miş bir balçıktan bir beşer yaratacağım!

O halde, ben, onun yaratılışını bitirdiğim, ona, Ruhumdan üfürdüğüm zaman, siz, hemen ona secdeye[189] kapanınız![190]

Hanı, Meleklere: Âdeme, secde ediniz! demiştik te, İblis'den başkası, hemen secde etmişlerdi[191]

Fakat, İblis, bu secde edenlerle beraber olmaktan kaçınarak[192] dayattı[193]' Kibirlenmek istedi (Zâten de) o, kâfirlerdendi[194]

Çin'den olduğu için, Rabb'ının emrinden dışarı çıkmıştı[195]

(Allah): Ey İblis! Sen, ne diye secde edenlerle beraber olmadın?![196] İki Elimle varattığıma, secde etmenden seni hangi şey men etti? Kibirlenmek mi istedin? Yoksa, yücelerden mi oldun?[197]' Sana emr ettiğim zaman, ona, secde etmemeni gerektiren, seni, secde etmek-ten men eden sebep ne idi? diye sordu[198]

(İblis): Ben, kuru bir çamurdan, sûretlenmiş bir balçıktan yarattığın beşer için secde edeyim diye (var) olmadım![199]

Ben, ondan (Âdemden) hayırlıyım

Çünki, beni, ateşten yarattın, onu ise, çamurdan yarattın[200]

Ben, bir çamur olarak yarattığın kişiye secde eder miyim hiç?[201]

Benden şerefli kıldığın bu (Âdem) de, kim oluyormuş? Haber ver bana?" dedi[202]

(Allah): Hemen in oradan!

Artık, senin orada kibirlenmen, kafa tutman, sana yaraşmaz![203]

Hemen çık git buradan![204]

Çünki, sen, artık koğulmuşsundur[205]

Çünki, artık, sen, taşlanan (İlâhî Rahmetten kovulan bir mel'un)sun[206]

Hiç şüphesiz, Ceza gününe kadar[207]' lânei[208], lânetim[209], senin üstünde, te-pendedir! Buyurdu[210]

(İblis): Ey Rabb'ım[211] Öyle ise, bana[212] (İnsanların tekrar diriltilecekler![213] kabirlerinden kalkacaklar![214], dirilip kaldırılacaklar![215]' güne kadar bana möhlet ver! dedi[216]

Eğer, beni, Kıyamet gününe kadar geciktirirsen, and olsun ki: onun (Âdemin) zürriyetini -birazı müstesna olmak üzre- kendime bend ederim! dedi[217]

(Allah): Haydi, sen, malum olan (bir zamanın gününe kadar[218] möhlet verilmiş-lerden[219] geciktirilenlerdensin[220]

Git, artık, onlardan, kim sana uyarsa, şüphesiz ki, Cehennem, hepinizin ceza-sıdrır, tas tamam bir ceza![221]

Onların içinden, gücünün yettiği kimseleri, seninle yerinden oynat! Onlara kar-şı, süvarilerinle, piyadelerinle yaygara çıkar

Onların mallarına, evladlarına ortak ol!

Onlara, va'd et!

Şeytan, onlara, bir aldatıştan başka ne va'd eder kif[222]

Benim gerçek kullarım (yok mu?) Senin, onlar üzerinde hiç bir hâkimiyetin yoktur

(Onlara) Vekil olarak Rabb'ın, yeterdir!" buyurdu[223]

(İblis): Ey Rabb'ım[224] (Mâdâm ki) sen, beni, azgınlığa mahkûm ettin[225]

Senin, beni azdırdığın şeye (Rahmetinden tard etmene) mukabi[226] ben de, and olsun ki:[227] (onları saptırmak için) Senin doğru yolunda (pusu kurup) otu-racağım[228]

And olsun ki: onların, önlerinden, arkalarından, sağlarından, sollarından kendi-lerine geleceğim (sataşacağım)

And olsun ki: onların, önlerinden, arkalarından, sağlarından, sollarından kendi-lerine geleceğim (sataşacağım)

Sen de, onların çoğunu, şükr edici (kimse)ler bulmayacaksın[229]

Yine, and olsun ki: yer (yüzünjde, onlarfın mâsiyetlerini) herhalda süsleyeceğim (kendilerine hoş göstereceğim}[230]

Senin İzzetine (mutlak kudretine) and ederim ki: onların hepsini, toptan, muhak-kak, azdıracağım!

Onlardan, Ihlasa erdirilmiş kulların müstesna!" dedi[231]

(Allah): İşte, bu, doğrudur! buyurdu, ben şu hakikati söyleyeyim: and olsun ki, ben de, senden (senin cinsinden) ve onların (insanların) içinden sana uyanların hepsi ite Cehennemi dolduracağım[232]

Benim (İhlaslı) kullarımın üzerinde senin hiç bir tehakkümün yoktur

Meğer ki, azıp sapanlardan sana uyanlar olsun[233]

Hiç şüphesiz, onların topuna va'd olunan yer, Cehennemdir[234]

Onun yedi kapısı, onlardan her kapının da, (onlara) ayrılmış birer nasîbi vardır"[235]

"Hani (Allah), Âdem'e, bütün isimleri öğretmişti,

Sonra, onları, Meleklere gösterip: doğruculardan iseniz, bunları, adları ile, bana haber veriniz! buyurmuştu[236]

Onlar (Melekler)de: Seni, tenzih ederiz Senin, bize öğrettiğinden başka, bizim hiç bir bilgimiz yoktur

(Her şeyi) hakkıyle bilen, hüküm ve hikmet sahibi olan, şüphesiz ki, Sen'sin Sen! Demişlerdir[237]

(Allah): Ey Âdem! Onları, adları ile kendilerine haber ver! buyurup ta, o da, onla-rı, isimlerile söyleyiverince, (Allah): size demedim mi ki, göklerin ve yerin gaybını, hiç şüphesiz, ben, bilirim?

Neyi açıklarsanız, neyi de, gizlemişseniz, ben, biliyorumdur[238]

Yüce Allah, Âdem Aleyhisselâmı yarattıktan, ondan da, gönlü, kendisine yatıp ısınsın diye, zevcesini (Hz Havva'yı) yarattıktan[239] sonra şöyle buyurdu:

"Ey Âdem! Sen, zevcenle birlikte Cennet'te yerleş de, ikiniz de ondan (Cennef-in yiyeceklerinden) dilediğiniz yerden bol bol yeyiniz!

Ancak, şu ağaca, yaklaşmayınız!

Yoksa, ikiniz de, kendilerine yazık etmişlerden olursunuz![240]

Ey Âdem! Hiç şüphesiz, bu (İblis), senin de, zevcenin de, düşmanıdır

Bundan dolayı, o, sakın sizi Cennetten çıkarmasın!

Sonra, zahmete düşersin[241]

Çünkü, senin acıkmaman, çıplak kalmaman, hep oradadır[242]

Ve sen, hakikatan burada susmayacaksın Güneş(in sıcağı altında)de de, kal-mayacaksın!" buyurdu[243]

Nihayet, Şeytan, onu, fitledi:

Ey Âdem! Seni, Ebedîlik ağacına, zeval bulmayacak bir Devlete (ulaştırmağa) delâlet edeyim mi? dedi[244]

Onlardan, gizli bırakılmış o çirkin yerlerini, kendilerine açıklamak (göstermek) için, ikisine de, vesvese verdi:

Rabb'ınız, size, bu ağacı, başka bir şey için değil, ancak, iki Melek olacağınız, yahut (ölümden âzâde ve) ebedî kalıcılardan olacağınız için (yâni, böyle olmayası-nız diye) yasak etti!" dedi[245]

Bir de, onlara: şüphesiz ki, ben, sizin iyiliğinizi isteyenlerdenim!" diyerek yemin

etti[246]

İşte, böylece, ikisini de, aldatarak (o ağaçtan yemeye) tenezzül ettirdi

(Onlar), ağacı(n meyvasını), tattıkları anda ise, o çirkin yerleri, kendilerine açılı-verdi ve üzerlerine, Cennet yaprağından üst üste yamayıp örtmeğe başladılar

Rabb'ları da: "Ben, size, bu ağacı, yasak etmedim mi? Şeytan, size, muhakkak, apaçık bir düşmandır! "demedim mi?" diye nida buyurdu

(Onlar): Ey Rabb'ımız! Kendimize yazık ettik

Eğer, sen, bizi bağışlamaz, bizi esirgemezsen, her halde (maddî manevî en bü-yük) zarara uğrayanlardan olacağız!" dediler[247]

Şeytan, böylece, onları(n ayağını) oradan kaydırıp içinde bulunduklarından (onun nimetlerinden) onları, çıkarıvermiş (mahrum edivermiş)ti

Âdem, Rabbı'ndan, bazı kelimeler belleyip aldı (Ona, o kelimelerle yalvardı)

O da, onun tevbesini kabul etti

Çünki, tevbeyi en çok kabul eden, asıl esirgeyen O'dur[248]

En sonra, Rabb'ı, (yine) onu seçti de, tevbesini kabul etti[249]

Ona, doğru yolu gösterdi[250]

Ve şöyle buyurdu[251]

Kiminiz, kiminize düşman olarak hepiniz, oradan (Cennetten) ininizi[252]

Yer yüzünde, sizin için, bir zamana kadar durak ve yararlanacak şey vardır[253]

Orada yaşayacaksınız! Orada öleceksiniz! Yine, oradan (dirilip) çıkanla-caksınız[254]

Artık, ne zaman, benden, size, bir hidâyet gelir de, kim bu hidâyetime uyarsa, o (dünyada) sapmaz, (Âhirette de) mutsuz olmaz[255]

Onlara, hiç bir korku ve tehlike yoktur

Onlar, mahzun da, olacak değillerdir[256]

Kim de, benim bu zikrimden yüz çevirirse, onun hakkı da, dar bir geçimdir ve biz, onu, Kıyamet gününde kör olarak haşr ederiz!" buyurdu[257]



Âdem Aleyhisselâmın Hz Havva'dan Doğan Çocukları: Başa Dön


Âdem Aleyhisselâm, yüz yıldan sonra Hz Havva'ya yaklaştı[258] İlk batında Kabil ile kız kardeşi Lubud (Lübüz)[259] ikiz olarak doğdu[260] İkinci batında Hâbil ile kız kardeşi Iklima[261] doğdu Yüce Allah; birinci batında doğanı, ikinci batında doğanla;

İkinci batında doğanı da, birinci batında doğanla- iki batın arasındaki evlenme-de birbirine muhalefet korunmak sureti ile- evlendirmesini, Âdem Aleyhisselâma emr etti[262]

Âdem Aleyhisselâmın; HzHavva'dan, her batında biri erkek, diğeri kız olarak yirmi batında ikiz kırk çocuğu doğdu[263]

Bu batınlardan, bir erkek çocuk -kendisiyle birlikte ikiz olarak doğmuş olup ken-disine helal olmayan kız dışında- diğer batınlarda doğmuş bulunan istediği kızla evlenebilirdi

Bu da, o zaman, HzHavva anadan doğan öteki kız kardeşlerden başka kadın bulunmamış olmasından ileri geliyordu[264]

Âdem Aleyhisselâm; Hâbil'in ikiz kız kardeşiyle evlenmesini oğlu Kabil'e; Kabil'in kız kardeşiyle evlenmesini de, oğlu Hâbil'e emr etti Hâbil; Kabil'in kız kardeşiie evlenmeğe razı oldu

Kabil ise, Hâbil'in kız kardeşiie evlenmekten kaçındı ve kendi ikiz kız kardeşiy-le evlenmeğe özendi[265]

Hâbil, Kabil'e başvurup kız kardeşini, kendisiyle evlendirmesini istedi

Kabil, Hâbil'in dileğini kabul etmedi ve:

"O, benimle birlikte doğan kız kardeşimdir

Kendisi, senin kız kardeşinden daha güzeldir

Onunla evlenmeğe, ben, senden daha lâyık ve müstahıkkım!" dedi[266]

Gerçekten de, Kabil'in kız kardeşi çok güzel, Hâbil'in kız kardeşi ise, arkindi[267]

Âdem Aleyhisselâm, yüce Allah tarafından, kendisine emr olunanı, Hz Hav-va'ya da haber verip[268]

"Kabil'e emr et: Hâbil ile doğan kızla evlensin!

Hâbile de, emr et: Kabil ile doğan kızla evlensin!" dedi[269]

HzHavva, bunu, oğullarına söyledi

Hâbil, razı oldu

Kabil ise, kızdı[270]

"Bu, ancak, onun (Âdem Aleyhisselâmın) re'yidir![271]

Hayır! Vallahi, Allah, bunu, hiç bir zaman emr etmez!" dedi

Babasına da:

"Ey âdem! Bu, senin işlerindendir!" dedi[272]

Âdem Aleyhisselâm, Kabil'e, kız kardeşini, Hâbil ile evlendirmesini emr etti

Fakat, Kabil, kabul etmeğe yanaşmadı[273]

Âdem Aleyhisselâm:

"O, sana helal değildir!" dedi,[274] ve kızdı:

"Gidiniz![275] ikiniz, Allah'a, birer kurban takdim ediniz![276]

Muhakeme olununuz![277]

Hanginizin kurbanı kabul olunursa, o, bununla evlenmeğe, diğerinden daha lâyık ve müstahık olur![278]

Hanginiz, onunla evlenmeğe lâyık ise, Allah, semâdan bir ateş indirir, onun kurbanını yakar!" dedi

İkisi de, bu teklifi kabul ettiler[279]

Hâbil, davar sahibi idi[280]

Bir çok davarı vardı

Kurban için, davarının süt ve kaymak gibi en nefîs gıdasını hazırladı[281]

Kabil, çiftçi idi[282]

Kurban için, ekininin en kötüsü olanından aldı[283]

Kurbanlarını yaklaştırmaları, kendilerine emr olununca, davar sahibi, davarı-nın en değerlisini, semizini ve güzelini, gönlünden koparak[284]; çiftçi olan ise, pek çok buğday başağı bulunduğu halde, elinde onları ufalayıp yemiş, ancak, bir avuc[285] kötüsünü, karamuklusunu, hem de, gönülsüz olarak takdim etmek üzere[286], Nevz dağına çıktılar

Âdem Aleyhisselâm da, yanlarında idi

Hâbil ile Kabil, kurbanlarını oraya koydular[287]

Kabil, Hâbil'e:

"Ben, senden büyüğüm! Ebeveynimin de, Vasîsiyim

O, benimle birlikte doğan kız kardeşimdir

Ben, onunla evlenmeğe senden daha lâyıkım!" diyerek övünüyordu[288]

O zaman, Hâbil, yirmi yaşında[289], Kabil de, yirmi beş yaşında idi[290]

Âdem Aleyhisselâm, Rabb'ına dua etti[291]

Hâbil, kalbinde Allanın takdirine rızâ ve emrine boyun eğme duygusu taşımak-ta idi[292]

Çünki, o temiz kalbli idi[293]

Kabil ise, içinden "Benim kurbanım, ister kabul olunsun, ister kabul olunma-sın, umurumda değildir

Hâbil, hiç bir zaman, benim kız kardeşimle evlenemeyecektir!" dedi;[294]

O sırada, gökten bir ateş inip Hâbil'in kurbanını yaktı[295] Onun kurbanı, ka-bul olundu[296]

Kabil'in kurbanı ise, uzaklaştırıldı [297] Kabul olunmadı [298]

Çünki, o, temiz kalbli değildi [299]

Dağdan indiler ve dağıldılar

Kabil, Kurbanının, Allah tarafından reddedilişine kızdı Kendisinin kalbindeki «oskançlığı ve azgınlığı kabardı[300]

Hâbil, davarının başına gitmişti

Kabil, onun yanına varıp[301]

"Ben, seni, muhakkak öldüreceğim!" dedi

Hâbil:

"Beni, ne için öldüreceksin?" diye sordu [302]

Kabil:

"Çünki, Allah, senden, kurbanını kabul etti Benim kurbanını kabul etmeyip mana geri çevirdi

Demek sen, benim güzel kız kardeşimle evleneceksin! Ben ise, senin çirkin kız kardeşinle evleneceğim, hâ!?

Sonra da, herkes, senin, benden daha hayırlı ve üstün olduğunu söyleyecek-er hâ!? [303] Bundan sonrada, senin çocukların, benim çocuklarıma karşı, övünecekler hâ!? [304]

Demek, sen, halkın içine gideceksin Onlar, senin takdim ettiğin kurbanının caüul olunduğunu, benim kurbanımın ise, geri çevirildiğini öğrenecekler hâ!?

Hayır! Vallahi, halk, ne beni, ne de, seni, senin, benden daha hayırlı olduğunu göremeyecektir!'[305]

Ben, seni, muhakkak öldüreceğim!" dedi

Hâbil:

"Benim günahım nedir?

Allah, ancak, kendisinden korkanların kurbanını kabul eder" dedi [306]

Dağların başlarından aşağı kayıp Kabil'in elinden kurtuldu ise de[307], Kabil, anu, öldürmek için fırsat kollamağa devam etti

Hâbil; günlerden bir gün, dağda davarlarını otlattığı[308] ve kendisi de, orada «atıp uyuduğu sırada, Kabil, onun yanına vardı Yerden kaldırıp başına vurduğu :>r kaya parçasile Hâbil'i, öldürdü [309]

Kabil, Hâbil'i, akşamleyin öldürmüştü

Ertesi günü, sabahleyin "Ne yapıyor?" diye ona bakmak için gitti[310]

Hâbil; yer yüzünde Âdem oğullarından ilk ölen kimse olduğu için, Kabil, onun ölüsüne, ne yapacağını bilemiyordu[311]

O sırada, Yüce Allah iki karga gönderdi Onlar, birbirleriyle kavga ettiler Biri, diğerini öldürdü

Sonra, gagası ve iki ayağı ile bir çukur kazıp öldürdüğü kargayı onun içine itip bıraktı ve üzerini toprakla örttü Kabil, onun yaptığını gördü [312]

Kurban Hâdisesi ve sonucu, Kur'ân-ı Kerimde şöyle açıklanır: "Onlara, Âdem'in iki oğlunun gerçek haberini oku!

Hanı, onlar, (Allah'a yaklaştıracak birer kurban takdim etmişlerdi de, ikisinden birininki kabul olunmuş, o birininki kabul olunmamıştı

O (evvelkisi, kardeşine):

"Seni, elbette öldüreceğim!" demişti

(Beriki de, şöyle) söylemişti:

"Allah, ancak (Kendisinden) korkanlar(ınkini) kabul eder

And olsun ki: sen, beni öldürmen için, elini bana uzatırsan, ben seni öldürmem için, elimi, sana uzatıcı değilim!

Çünki, ben, âlemlerin Rabb'ı olan Allahdan korkarım

Şüphesiz dilerim ki: Sen, kendi günahınla birlikte benim günahımı da, yüklene-sin de, o ateşin yaranından olasın!

İşte, zâlimlerin cezası, budur"

Nihayet, nefsi, ona kardeşini öldürmeyi kolay göstermişti O da, onu öldürmüştü

Bu yüzden, (maddî, manevî) ziyana uğrayanlardan olmuştu

Sonra, Allah, bir karga gönderdi

O, eşiyordu ki, ona, kardeşinin ölü cesedini, nasıl örteceğini (gömeceğini) gös-tersin

"Yazıklar olsun bana! dedi, ben, şu karga gibi bile olup ta, kardeşimin cesedini örtmekten (gömmekten) âciz mi oldum?"

Artık, o, (ettiğine) peşimanlığa düşenlerden olmuştu "[313]



Âdem Aleyhisselâmın Kabili Kovuşu: Başa Dön


Âdem Aleyhisselâm, Kabil'e:

"Git! Artık, sen, hiç bir zaman korkutulmaktan uzak kalmayacak, gördüğün hiç bir kimseden de, güvenlikte ve selâmette olmayacaksın!" dedi

Kabil; kendisiyle birlikte doğan kızın elinden tutarak Nevz dağından inip[314] Yemen topraklarından Aden'e gitti [315]

Âdem Aleyhisselâmla HzHavva, Hâbil için, uzun zaman ağladılar'[316]



Kabil'in Âkibeti: Başa Dön


Kabil'in oğullarından Kabil'e rastlayıp ta, onu, taşa tutmayan bir kimse yoktu

Kabil'in âmâ olan oğlu, bir gün, Kabil'in yanına kendi oğlu ile birlikte gelip oğ-lu: "İşte, bu, baban Kabil!" deyince, âmâ, hemen bir taş atarak babası Kabil'i öldürdü!

Âmâ'nın oğlu: "Babacığım! Sen, babanı, öldürdün!" dedi Âmâ, hemen elini kaldırıp oğluna bir şamar indirdi O da, öldü!

Bunun üzerine, âmâ "Yazıklar olsun bana! Attığım taşla babamı, öldürdüm! İndirdiğim şamarla da, oğlumu, öldürdüm!" diyerek acındı [317]



Âdem Aleyhisselâmın İlk Nebi (Peygamber) Oluşu Başa Dön


insanlara gönderilen Peygamberlerin ilki, Âdem Aleyhisselâmdır [318]

Eshab-ı kiramdan Ebû Zerr'ül 'gıfârî der ki[319]: "Nebî Aleyhisselâm'a[320] (Yâ Resûlallâh! [321] Nebîlerin evveli, ilki hangisidir?) diye sordum

(Âdem'dir!) buyurdu

(O, Nebî mi idi?) diye sordum

(Evet! Mükellem (Allah'la konuşan) bir Nebî idi) buyurdu" [322]

Âdem Aleyhisselâm, çocuklarına, Peygamber olarak gönderildi ve Kendisine, yirmi bir Sahife indirildi[323]''

Cebrail Aleyhisselâm, Âdem Aleyhisselâma yazı yazmayı öğrettiği için, Âdem Aleyhisselâm, inen sahifeleri kendi el yazısı ile yazdı [324]

Yüce Allah'ın, Âdem Aleyhisselâma indirdiği hükümler arasında, ölü hayvan eti, kan ve domuz eti de, haram kılınmıştı [325]



Peygamberimizin Miraç Gecesinde Birinci Kat Semada Âdem Aleyhisselâmla Selamlaşması: Başa Dön


Peygamberimiz Aleyhisselâm; Mîrac gecesinde, Cebrail Aleyhisselâmla dünya semasının üzerine çıktıkları zaman, orada oturan, sağında ve solunda bir takım karaltılar bulunan, sağına baktıkça, gülen, soluna baktıkça da, ağlayan bir Zat ile karşılaş-malardı[326]

Cebrail Aleyhisselâm, Peygamberimize:

"Selâm ver Ona!" dedi

Peygamberimiz, selâm verdi

O da, Peygamberimizin selâmına mukabele etti [327] ve:

"Hoş geldin, safa geldim sâlih Peygamber! Salih oğlum!" dedi

Peygamberimiz, Cebrail Aleyhisselâma:

"Kim bu?" diye sordu [328]

Cebrail Aleyhisselâm:

"Bu, atan Âdem (Aleyhisselam)dır! [329]

Sağında ve solunda olan şu karaltılar da, onun soyundan gelen çocuklarının ruh-larıdır!

Onlardan, sağında olanlar, Cennetlik; solunda olan karaltılar da, Cehennemliktirler! Sağına bakınca, güler, soluna bakınca da, ağlar!" dedi [330]



Âdem Aleyhisselâma Kıyamete Kadar Gelecek Zürriyetinin Arz Edilişi Ve Onlardan Ve Peygamberlerden Ahdü Mîsak Alınışı Başa Dön


Âdem Aleyhisselâm; yaratıldığı[331], veya semâda bulunduğu[332] veya Cen-netten, yer yüzüne indirildiğ[333], ya da,



Mekke'de Arafat arkasındaki Na'man mevkiinde bulunduğu sırada[334], Yüce Allah; onun sırtını sıvazladı da, sırtından, Kıyamete kadar yaratacağı zürriyetinin her canlı kişisi düştü

Sonra, onlardan, her insanın iki gözü arasında nurdan bir parıltı yaratıp onları, Âdem Aleyhisselâma arz etti

Âdem Aleyhisselâm:

"Ey Rabb'ım! Kim bunlar?" diye sordu

Yüce Allah:

"Bunlar, senin zürriyetindir!" buyurdu [335]

Âdem Aleyhisselâm:

Yâ Rabb! Şu, Nurlar ile insanlara üstün geldiklerini gördüğüm kimlerdir?" aye sordu

Yüce Allah:

"Ey Âdem! Onlar, zürriyetinden gelecek Peygamberlerdir!" buyurdu[336]

Yüce Allah; Âdem Aleyhisselâmın belinden bütün zürriyetini çıkarıp onları, akıl sahibi yaptı da, kendilerine hitapta bulundu: İman ile emr ve imansızlıktan nehy

etti [337]

Kendilerinden Ahd ve Mîsak aldı ve onları, kendilerine şâhid tutup Kıyamet günü Biz, bunu, bilmiyorduk! demeyesiniz diye, size, yedi kat gökleri şâhid tuttum ve sze Babanız Âdemi de, şâhid tuttum

Şunu, iyi biliniz ki: Benden başka Rabb yoktur Bana, hiç bir şeyi, ortak tutmayınız!

Bu Ahd'ü Mîsakımı, size hatırlatacak Peygamberlerimi de, göndereceğim ve sze Kitablarımı da, indireceğim! [338]

Ben, sizin Rabb'ınız değil miyim?" buyurdu Evet! Sen, bizim Rabb'ımızsın! [339]

Senin, bizim Rabb'ımız ve İlâhımız olduğuna, bizim için, Senden başka Rabb bulunmadığına şâhid olduk!" dediler, ve bunu, ikrar ettiler [340]

Bu hâdise, Kur'ân-ı kerimde şöyle açıklanır:

'Hani, Rabb'ın, Âdem oğullarından, onların sırtlarından (sulblerinden) zürriyet-erini çıkarıp kendilerini, nefslerine şâhid tutmuş:

Ben, sizin Rabb'ınız değil miyim? (demişti)

Onlar da:

"Evet! (Rabb'ımızsın!) şâhid olduk!" demişlerdi

(İşte, bu şâhidlendirme) Kıyamet günü; Bizim, bundan haberimiz yoktu!" deme-"neniz içindi

Yâhud: daha önce, ancak, Atalarımız, şirk koşmuştu Biz ise, onların ardından (gelen) bir nesliz

Şimdi, o bâtılı kuranların işlediği (günahlar) yüzünden, bizi, helak mı edeceksin" dememeniz içindi'[341]

Yüce Allah; ayrıca, bütün Peygamberlerden de, Risâlet ve Nübüvvet Mîsakı aldı[342]

Bu da, Kur'ân-ı kerimde şöyle açıklanır:

"AJlân; (geçmiş) Peygamberler(in)den - And olsun ki: size, Kitab ve hikmet ver-dim Sonra da, size, nezdinizdeki (o kitab ve hikmeti) tasdik eden bir Peygamber gelmiştir (getecektir)

Ona, mut/aka imân ve Kendisine herhalde yardım edeceksiniz diye (ahd ve) Mî-sak aldığı zaman: İkrar ettiniz ve üzerinize, bu ağır yükümü alıp kabul eylediniz mi? buyurdu

Onlar (cevaben) İkrar ettik! dediler

(Allah da): Öyle ise, birbirinize ve ümmetlerinize karşı, şâhid olunuz! Ben de, sizinle beraber (bu ikrarınıza) şâhidlik edenlerdenim! buy urdu [343] Kadı lyaz'a göre: Yüce Allah, bu Mîsakı, Vahy ile almıştır

Hiç bir Peygamber göndermemiştir ki, ona, Muhammed Aleyhisselâmı veya vasıflarını anmış ve ona eriştiği takdirde, kesin olarak iman edeceksin! diye ken-disinden ahd ve Mîsak almış olmasın

Deniliyor ki: Yüce Allah, Peygamberlerinden, bunu, kendi kavmlarına da, ha-ber vermeleri ve onların, kendilerinden sonra gelecek kavmlara da, haber ver-meleri hususunda dahi kesin söz almıştır "[344]

Hz Ali de demiştir ki:

"Yüce Allah, Âdem Aleyhisselâm'dan ve ondan sonra gelen her Peygam-berden:

Eğer, Muhammed Aleyhisselâm, gönderildiği zaman, kendileri, sağ olurlarsa, ona, iman ve dinine yardım etmeleri ve aynı surette Ümmetlerinden de kesin söz almaları hususunda kesin söz almıştır" [345]



Âdem Aleyhisselâma Peygamber Resimlerinin İndirilişi: Başa Dön


Yüce Allah; Âdem Aleyhisselâmın dileği üzerine, zürriyetinden gelen (bazı) Pey-gamberlerin suretlerini'[346] Cennet ipeklerinden kumaşlara[347] çıkarttırıp'[348]' Adem Aleyhisselâma indirmişti [349]

Bunlar, Âdem Aleyhisselâmın; güneşin battığı yerin yanındaki Mahzeninde saklı ulunuyordu[350]

Zülkarneyn Aleyhisselâm, onları Mahzenden cıkarıp[351] Danyal Aleyhisselâ-ia vermiş[352] Danyal Aleyhisselâm da, onları[353] ipek kumaşlara geçirmiş[354], o