Mumsema islam Arsivi
Anasayfa Forum Kuralları İletişim Bugünkü Mesajlar
Geri git   Mumsema islam Arsivi >
Peygamber Kıssaları & Hikayeler
> Kur'an Kıssaları & Hikayeler Alt başlıklar > Peygamberlerin Kıssaları
Google
 
Kullanıcı ismi
Şifreniz
Kayıt ol Yardım Üye Listesi Ajanda Arama Bugünkü Mesajlar Bütün Forumları okunmuş kabul et

Cevapla
 
Konu Araçları
Alt 03-17-2007   #1
Bilgiler
Administrator
 
Bilgiler
Üyelik tarihi: Jan 2007
Nerden: Türkiye
Mesaj: 13,058
İtibar
Tecrübe Puanı: 139
Rep Puanı : 8376
Rep Derecesi :
mumsema Çok ünlü.mumsema Çok ünlü.mumsema Çok ünlü.mumsema Çok ünlü.mumsema Çok ünlü.mumsema Çok ünlü.mumsema Çok ünlü.mumsema Çok ünlü.mumsema Çok ünlü.mumsema Çok ünlü.mumsema Çok ünlü.
mumsema RSS Feed
Ampul Hz. ÂDEM (as)



ÂDEM (as)


Âdem Kelimesi:

"Âdem" kelimesinin hangi dilden geldiği ve hangi kökten türemiş olduğu konusu müslüman dilciler arasında tartışmalıdır Arap dilcilerinin çoğu, bu kelimenin Arapça asıllı olduğunu, "esmerlik" ve "ülfet" anlamına gelen "üdme" veya "tip, örnek" anlamına gelen "edeme" kökünden türediğini savunurlar Başka bir görüşe göre, "bir şeyin dış yüzü" anlamına gelen "edîme" kelimesinden türetilmiştir Âdem kelimesinin Arapça'ya Süryânîce veya Ârâmîce'den geçtiğini savunanlar da olmuştur
İlk insan ve ilk peygamber Hz Âdem'e İslâmî kaynaklarda insanlığın atası olması sebebiyle "Ebü'l-Beşer", Kur'an'da Allah'ın seçkin kulları arasında sayılmış olduğundan[73] "safiyyullah" ünvanlarıyla da anılmaktadır Âdem kelimesi, Kur'an-ı Kerim'de 25 yerde geçmektedir[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak İçin Tıklayın...][74]
İlk insan, ilk peygamber, insanlığın babası Allah'u Teâlâ Hz Âdem'i topraktan (turâbtan) yarattı[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak İçin Tıklayın...][75] Yüce Allah yeryüzünde bir halife yaratacağını meleklerine bildirdiği zaman; ilim, irade ve kudret sıfatlarıyla donatacağı bu varlığın yeryüzüne uyum sağlaması için maddesinin de yeryüzü elementlerinden olmasını dilemiştir:
[i]"Sizi (aslınız Âdem'i) topraktan yaratmış olması onun ayetlerindendir Sonra siz (her tarafa) yayılır bir beşer oldunuz" (er-Rum, 30/20)[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak İçin Tıklayın...][76]
İlk insan ve ilk peygambere ait isimdir Allahû Teâla (cc)'nın kendisine indirdiği on suhüfla, ilk şer'î devleti kurmuştur Kur'ân-ı Kerim'de: "Ey insanlar biz sizi bir erkekle, bir dişiden yarattık" (Hucurat: 4913)[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak İçin Tıklayın...][77] buyurmaktadır Bu âyet-i kerimedeki erkekten murad Hz Âdem'dir[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak İçin Tıklayın...][78] Aynca "İnsanlar tek bir ümmet idi" (Bakara: 2/213) âyeti kerimesiyle ilk devletin İslâm devleti olduğu beyan edilmiştir[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak İçin Tıklayın...][79] Zira ümmet, bir imama bağlanan toplumu ifade eden eli'timam (uymak) kökünden gelir Hz Âdem (as) ve çocuklarının ilk ümmeti teşkil ettikleri sabittir
Âdem kelimesi Arapça değildir Ademeh kökünden geldiğini kabul edenler, derinin iç yüzü mânâsına geldiğini söylemişlerdir "Âdem" kelimesinin edim'den geldiğini esas alan lûgat âlimleri, rengi sebebiyle bu şekilde isimlendirildiği kanaatindedirler[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak İçin Tıklayın...][80] Edim Türkçe'de "Sahtiyan" karşılığıdır, bu da boyanmış deri mânâsına gelir Âdem'in bu ismi almasının sebebi, deriye benzeyen topraktan yaratıldığı içindir Âdemoğlunun renklerinin muhtelif olması konusunda Resûl-i Ekrem (sav)'in izahı şöyledir:
"Allahû Teâla (cc) Âdem'i yeryüzünün her tarafından aldığı bir tutam topraktan yaratmıştır Bu sebeple alınan o toprak ölçüsünde, bir kısmı beyaz, bir kısmı siyah, bir kısmı kırmızı, bir kısmı sarı, bir kısmı da bunlar arasındaki renklerdedir Bir kısmı yumuşak, bir kısmı kötü, bir kısmı temiz ve hoş olarak dünyaya gelmiştir"[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak İçin Tıklayın...][81]

Hz Âdem'in Yaratılışı:

Kur'an-ı Kerim'e göre Hz Âdem'in yaratılışının diğer insanlarınki gibi olmadığı kesindir
"Allah nezdinde (yaratılış bakımından) İsa'nın durumu Âdem'e benzer Allah, onu topraktan yarattı; sonra ona 'ol!' dedi ve oluverdi" (Âl-i İmran: 3/59)
Bu ayet, bu iki peygamberin yaratılışlarındaki olağan üstü duruma işaret eder Allah, Hz Adem'i topraktan yarattı[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak İçin Tıklayın...][82] Yüce Allah yeryüzünde bir halife yaratacağını meleklerine bildirdiği zaman; ilim, irâde ve kudret sıfatlarıyla donatacağı bu varlığın yeryüzüne uyum sağlaması için maddesinin de yeryüzü elementlerinden olmasını dilemiştir
"Sizi (aslınız Adem'i) topraktan yaratmış olması O'nun âyetlerindendir Sonra siz (her tarafa) yayılır bir beşer oldunuz" (Rûm: 30/20)
Genellikle sahih kabul edilen bir hadis-i şerife göre Allah, Âdem'i yeryüzünün her tarafından alınan toprak örneklerinin birleşiminden yaratmıştır Bu toprağın çeşitliliğinden dolayı da Âdem'in nesli değişik karakterler taşır
"Allah Teâla Adem'i yeryüzünün her tarafından avuçladığı bir avuç topraktan yarattı Bunun için Ademoğulları kendilerinde bulunan toprak miktarına göre, kimi kırmızı, kimi beyaz, kimi siyah, kimi bunların arasında bir renkte; (tabiat/huy bakımından da) kimi yumuşak, kimi sert, bazıları kötü, bazıları da iyi olarak geldiler"[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak İçin Tıklayın...][83]
Allah Teâlâ, Hz Âdem'i yaratırken maddesi olan toprağı çeşitli hal ve safhalardan geçirmiştir:
1- Türâb (toprak) safhası:
"Sizi (aslınız Adem'i) topraktan yaratmış olması O'nun âyetlerindendir" (Rûm: 30/20)
2- Tîn safhası: Tîn, toprağın su ile karışımıdır ki, buna çamur ve balçık denilir Bu safha insan ferdinin ilk teşekkül ettirilmeğe başlandığı merhaledir:
"O (Allah) her şeyi güzel yaratan ve insanı başlangıçta çamurdan yaratandır" (Secde: 32/7)
İnsan hayatının ruh üflenmesinden/candan sonra iki temel unsuru su ve topraktır
"Allah her canlıyı sudan yarattı İşte bunlardan kimi karnı üzerinde yürüyor, kimi iki ayağı üstünde yürüyor, kimi de dört ayağı üzerinde yürüyor Allah ne dilerse yaratır Çünkü Allah her şeye hakkıyla kaadirdir" (Nur: 24/45)
"O (Allah) sudan bir beşer (insan) yaratıp da onu soy-sop yapandır Rabbin her şeye kaadirdir" (Furkan: 25/54)
Yeryüzünün 3/4'ü su ile kaplıdır İnsan vücudunun da % 75'i sudur Demek ki dünyadaki bu düzen, aynen insana da intikal ettirilmiştir
"Andolsun biz insanı (Âdem'i) çamurdan süzülmüş bir hülâsadan yaratattık" (Mü'minun: 23/12)
İşte ilk insan, yaratılışının mertebelerinde, önce böyle bir çamurdan sıyrılıp çıkarılmış, sonra hülâsadan (bir soydan) yaratılmıştır[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak İçin Tıklayın...][84]
3- Tîn-i lâzib: Cıvık ve yapışkan çamur demektir Toprağın su ile karıştırılıp çamur olmasından sonra, üzerinden geçen merhalelerden birisi de "tîn-i lâzib" yani yapışkan ve cıvık çamur safhasıdır Hz Allah, bu süzülmüş çamuru cıvık ve yapışkan bir hale getirdi
"Biz onları (asılları olan Âdem'i) bir cıvık ve yapışkan çamurdan yarattık" (Saffat: 37/11)
4- Hame-i Mesnûn: Sûretlenmiş, şekil verilmiş, değişmiş ve kokmuş bir haldeki balçık demektir
"Andolsun biz insanı kuru bir çamurdan, sûretlenmiş ve değişmiş bir çamurdan yarattık" (Hicr: 15/26-28)
Böylece Allah, Adem'i topraktan yaratmaya başlıyor Bunu da su ile karıştırarak tîn-i lâzib yapıyor Sonra bunu da değişikliğe uğratarak kokmuş ve şekillenmiş hame (balçık) haline getiriyor
5- Salsâl: Kuru çamur demektir Cenab-ı Hak, kokmuş ve sûretlenmiş çamuru da kurutarak "fahhâr" (kiremit, saksı, çömlek, porselen) gibi tamtakır kuru bir hale getir
"O Allah insanı bardak gibi (pişmiş gibi) kuru çamurdan yaratmıştır" (Rahman: 55/14) [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak İçin Tıklayın...][85]
Hz Âdem'in hangi günde yaratıldığı Kur'an'da belirtilmemekte, ancak hadislerde onun Cuma günü yaratıldığı, o günde cennete konulduğu, yine Cuma günü cennetten çıkarıldığı, aynı günde tevbesinin kabul edildiği ve yine bir Cuma günü vefat ettiği haber verilmektedir[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak İçin Tıklayın...][86]

Cenâb-ı Allah böylece Hz Âdem'i en mükemmel bir şekilde yarattı Yaratılışı tamamlandıktan sonra Allahü Teâlâ ona, haydi şu meleklere git, selâm ver ve onların selâmını nasıl karşıladıklarını dinle! Çünkü bu, hem senin, hem de zürriyyetinin selâmlaşma örneğidir Bunun üzerine Hz Âdem meleklere: "Es-selâmü aleyküm" dedi Onlar da: "Es-selâmu aleyke ve rahmetullah" diye karşılık verdiler, Âdem, insanların büyük atası olduğu için, Cennet'e giren her kişi, Âdem'in bu güzel suretinde girecektir Hz Âdem'in torunları, onun güzelliğinden birer parçasını kaybetmeye devam etti Nihayet bu eksiliş şimdi (Hz Muhammed zamanında) sona erdi (Buhârî, Sahih, IV, 102, Halk-ı Âdem, 2 Tecrid-i Sarîh Tercümesi, IX, 76, Hadis no: 1367)

Hz Âdem'e Ruh Verilmesi:

Cenâb-ı Allah, Hz Adem'i yaratırken, maddesi olan çamuru, çeşitli mertebelerde değişikliğe uğratarak, canın verilmesi ve ruhun nefhedilmesine müsait bir hale getirdi Nihayet şekil ve sûretinin tesviyesini/düzenlemesini tamamlayınca ona can vermiş ve ruhundan üflemiştir
"Rabbin o zaman meleklere demişti ki: 'Ben muhakkak çamurdan bir insan yaratacağım Artık onu düzenleyerek (hilkatini) tamamlayıp ona da rûhumdan üfürdüğüm zaman kendisi için derhal (bana) secdeye kapanın' Bunun üzerine İblis'ten başka bütün melekler secde etmişlerdi O (İblis) büyüklük taslamış ve kâfirlerden olmuştu Allah: 'Ey İblis, iki elimle (bizzat kudretimle) yarattığıma secde etmekten seni alıkoyan nedir? Kibirlenmek mi istedin? Yoksa yücelerden mi oldun?' buyurdu İblis dedi: 'Ben ondan hayırlıyım Beni ateşten, onu ise çamurdan yarattın" (Sâd: 38/71-76)[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak İçin Tıklayın...][87]
Cenab-ı Allah, böylece Hz Adem'i en mükemmel bir şekilde yarattı Boyunun uzunluğunun altmış "zirâ" olduğu bazı kaynaklarda kaydedilir[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak İçin Tıklayın...][88] Yaratılışı tamamlandıktan sonra Allah ona, haydi şu meleklere git, selâm ver ve onların selâmını nasıl karşıladıklarını dinle! Çünkü bu, hem senin, hem de zürriyetinin selâmlaşma örneğidir, buyurdu Bunun üzerine Hz Adem meleklere: "Es-selâmü aleyküm" dedi Onlar da "Es-selâmü aleyke ve rahmetullah" diye karşılık verdiler Adem, insanların büyük atası olduğu için, Cennete giren her kişi, Âdem'in bu güzel sûretinde girecektir Hz Âdem'in torunları, onun güzelliğinden birer parçasını kaybetmeye devam etti Nihayet bu eksiliş şimdi (Peygamberimiz zamanında) sona erdi[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak İçin Tıklayın...][89]
Kur'an-ı Kerim'de Hz Âdem'le ilgili ayetlerde üç nokta dikkatimizi çekmektedir Öncelikle Adem'in, önemsiz bir madde olan topraktan başlamak üzere bedenî ve ruhî yönleriyle tam ve kâmil bir insan haline gelinceye kadar geçirdiği safhalardan söz edilir ve bu suretle Allah'ın kudretinin üstünlüğü vurgulanmış olur İkinci olarak Adem'in varlık türleri arasındaki mevkiinin yüksekliğine işaret edilir Bu ayetlerde hem Adem'in hem de onun soyunun yeryüzünün halifeleri olduğu, Allah'ın kendilerine verdiği aklî, zihnî, ahlâkî meziyetlerden, dolayısıyla Allah'a ibadet hükümlerinin yerine getirilmesini sağlayan, ayrıca diğer birçok varlık türlerini kendi hizmetinde kullanabilen varlık olduğuna dikkat çekilir Çeşitli ayetlerde Allah'ın emri uyarınca meleklerin Adem'e secde ettikleri bildirilmektedir
Buna göre Allah, Adem'i meleklerden daha üstün ve onların saygısına lâyık bir mertebede yaratmıştır Bu meziyet yalnız Adem'e ait olmayıp aynı zamanda bütün insanlığa şâmil bir şereftir Kur'an'da başka vesilelerle de insanoğlunun bu meziyetine işaret edilmiştir[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak İçin Tıklayın...][90]
Kur'an-ı Kerim'in Âdem'le ilgili olarak ele aldığı üçüncü konu onun peygamberliğidir Hz Adem'in nebî veya rasül olduğunu açık ve kesin olarak ifade eden âyet yoksa da yine Kur'an'ın açıkladığına göre, Âdem Rabbi'nden vahiy (kelimât) almıştır[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak İçin Tıklayın...][91] Allah ona hitap etmiş, yükümlülük ve sorumluluğunu bildirmiştir[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak İçin Tıklayın...][92] Başka bir ayette de Allah'ın Nuh, İbrahim hânedanı ve İmran'ın ehli ile birlikte Adem'i de âlemlere üstün kıldığı belirtilmekte,[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak İçin Tıklayın...][93] böylece dolaylı olarak onun peygamber olduğuna işaret edilmektedir[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak İçin Tıklayın...][94]

Hz Âdem'e İsimlerin Öğretilmesi:

Allah, Hz Adem'i yarattıktan sonra, dünyaya yerleşip kendilerinden faydalanabilmeleri için ona eşyanın isimlerini ve özelliklerini öğretti İsimlerin delâlet ettiği varlıkları anlama yeteneği verdi
"Hatırla ki Rabbin meleklere: 'Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım' dedi Onlar: 'Biz hamdinle Seni tesbih ve Seni takdis edip dururken, yeryüzünde fesat çıkaracak, orada kan dökecek insanı mı halife kılıyorsun?' dediler Allah da onlara: 'Sizin bilemeyeceğinizi Ben bilirim' dedi Allah, Âdem'e bütün isimleri öğretmişti Sonra onları (onların delâlet ettikleri âlemleri ve eşyayı) meleklere gösterip sâdıklar iseniz (her şeyin içyüzünü biliyorsanız) bunları isimleriyle bana haber verin' demişti (Melekler de 'Seni tenzih ederiz; Senin bize öğrettiğinden başka bizim hiçbir bilgimiz yok Çünkü her şeyi hakkıyla bilen, hüküm ve hikmet sahibi olan şüphesiz ki Sensin Sen' demişlerdi" (Bakara: 2/30-32)
Bu ayetlerde geçen "halife" vekâlet gibi asaletin karşıtı olarak başkasına vekillik etmek, yani az veya çok aslın yerini tutarak, onu temsil etmek demek olan hilâfet masdarından türemiş bir sıfattır İsim olarak kullanılır Aslı "halif"tir Sonundaki "tâ" harfi mübalâğa içindir Birinin arkasından makamına ve yerine vekâlet eden demektir Bu niyâbet (vekâlet) ya aslın geçici olarak makamından ayrılması dolayısıyla verilir veya aslın acizliğinden dolayı yardım etmesi için verilir Yahut bunların hiçbiri olmadığı halde asıl, vekiline sırf bir şeref bahşederek onu yüceltmek için vekâlet verir İşte Cenâb-ı Allah'ın arzda evliyasını istihlâfı bu kâbildendir[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak İçin Tıklayın...][95]
Cenâb-ı Allah: "Yeryüzünde bir halife yaratacağım ve tayin edeceğim" demişti ki; kendi irade ve kudret sıfatımdan ona bazı salâhiyetler vereceğim, o bana izâfeten, bana niyâbeten yarattıklarım üzerinde birtakım tasarruflara sahip olacak, benim namıma ahkâmımı yeryüzünde yürürlüğe koyup uygulayacaktır O, bu hususta asil olmayacak, kendi zatı ve şahsı namına asıl olarak hükümleri icra edemeyecek ancak benim bir nâibim, kalfam olacak, iradesiyle benim iradelerimi, emirlerimi, kanunlarımı tatbike memur bulunacak sonra onun arkasından gelenler ve ona halef olarak aynı vazifeyi icra edecek olanlar bulunacaktır "Verdikleriyle sizi denemek için, yeryüzünün halifeleri kılan ve kiminizi kiminizden derecelerle üstün yapan odur" (el-En'âm, 165) ayetinin sırrı zâhir olacaktır Bu mana, Ashâb-ı Kirâm ve Tâbiîn'den uzun uzadıya nakledilegelen tefsirlerin özetidir[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak İçin Tıklayın...][96]
Allahü Teâlâ, Âdem'i yeryüzünde halifesi yapacağını meleklerine istişâre eder gibi tebliğ etmiş, Âdem'i yarattıktan sonra ona eşyanın isimlerini öğretmiş, eşyanın bilgisini edinme ve beyan etme kabiliyetini vermiştir Meleklerin devamlı olarak tesbih ve takdis vazifesiyle meşgul olmaları ve nefislerinin olmaması sebebiyle yeryüzünde halifelik ve imtihan keyfiyetlerine Âdem ve evlâdlarının lâyık olacaklarını Âdem ile meleklerini bir imtihandan geçirerek göstermiştir[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak İçin Tıklayın...][97]
Allah, Adem'i yeryüzünün halifesi yapacağını meleklerine tebliğ etmiş, Adem'i yarattıktan sonra ona eşyanın isimlerini öğretmiş, eşyanın bilgisini edinme ve beyan etme kabiliyetini vermiştir Meleklerin devamlı olarak tesbih ve takdis vazifesiyle meşgul olmaları ve nefislerinin olmaması sebebiyle yeryüzünde halifelik ve imtihan keyfiyetlerine Âdem ve evlâtlarının lâyık olacaklarını Allah, Âdem ile melekleri bir imtihandan geçirerek göstermiştir
Hz Adem ve onun soyunun diğer birçok varlıktan daha üstün ve değerli sayılmasının[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak İçin Tıklayın...][98] temelinde, Allah'ın onlara verdiği bilgi gücü bulunduğu söylenebilir Nitekim Kur'an'da meleklerin, insanoğlunu "yeryüzünde fesat çıkaran ve kan döken" varlık olarak nitelendirmeleri üzerine Allah'ın Adem'e bütün isimleri öğrettikten sonra bunları meleklere sorduğu, onlar bilemeyince Âdem'e "Ey Âdem, onlara eşyanın isimlerini bildir!" dediği ve Âdem'in isimleri onlara bildirdiği açıklanmıştır[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak İçin Tıklayın...][99] Tefsirlerde genellikle bu ayetlerdeki "isimler"in kavram bilgisi olduğu ve meleklerin bilmedikleri şeyler hakkında Hz Âdem'in bilgili kılındığı, böylece onun ilimde meleklerden daha üstün nitelikte yaratıldığı yine bu ayetlerden anlaşılmaktadır Söz konusu âyetlerin birinde, "Allah Âdem'e bütün isimleri öğretti" denilerek Âdem'in bilgisinin genişliğine işaret edilmiştir Bilgi gibi bir meziyet ve imtiyaza sahip olmak, meleklerin bile Âdem'e secde etmesini gerektirdiğine göre, insanoğlu aynı meziyet sayesinde tabiattaki birçok varlığa ve güçlere hâkim olup eşyaya şekil verme ve onları kendi yararına kullanma kabiliyetinde yaratılmıştır
Kur'an'da belirtildiğine göre, Allah Âdem'i yarattığı ve ona ruh verdiği zaman meleklere, "Âdem'e secde edin!" diye emretmiş, bütün melekler bu emre uymuşlar[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak İçin Tıklayın...][100], ancak İblis kendisinin ateşten, Âdem'in ise topraktan yaratıldığını, dolayısıyla ondan üstün olduğunu ileri sürerek emre karşı gelmiş[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak İçin Tıklayın...][101] ve bu yüzden lânetlenerek Allah'ın rahmetinden uzaklaştırılmıştır[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak İçin Tıklayın...][102] Bunun üzerine, Allah'tan kıyamete kadar, düşmanı olan Âdem soyunu doğru yoldan ayırmak, kendi dostlarını çoğaltmak için mühlet istemiş[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak İçin Tıklayın...][103], Allah da ona bu fırsatı vermiştir İslâm'da Allah'tan başkasına ibadet maksadıyla secde etmek küfür olduğundan, meleklerin Hz Âdem'e secdesi İslâm âlimlerince ibadet secdesi değil; saygı secdesi ve bir nevi biat olarak yorumlanmıştır [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak İçin Tıklayın...][104]

Hz Havva’nın Yaratılışı:

Yüce Allah Âdem'i yarattıktan sonra zevcesi Havva'yı onun eğe veya başka bir görüşe göre kaburga kemiğinden yarattı[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak İçin Tıklayın...][105] İbn Mes'ûd ve İbn Abbâs, "Allah Havva'yı, Âdem'i Cennet'e yerleştirdikten sonra yaratmıştır" demişlerdir[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak İçin Tıklayın...][106]

Hz Adem ve Eşinin Cennete Yerleştirilmesi:

Allah, Adem ve eşini cennete yerleştirdi:
"Ey Âdem, sen ve eşin cennette yerleş, otur Ondan (cennetin yiyeceklerinden) istediğiniz yerden ikiniz de bol bol yiyin Fakat şu ağaca yaklaşmayın Yoksa ikiniz de kendinize zulmedenlerden olursunuz" (Bakara: 2/35; A'râf: 7/19)
"Muhakkak bu (İblis) sana ve zevcene düşmandır Sakın sizi cennetten çıkarmasın; sonra zahmet çekersin Çünkü senin acıkmaman ve çıplak kalmaman ancak burada mümkündür ve sen burada susamazsın ve sıcaktan bunalmazsın" (Tâhâ: 20/117-119)[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak İçin Tıklayın...][107]

Yasaklanan Ağaç:

Hz Adem ve eşine yasaklanan bu ağacın ne olduğu kesin olarak bilinmemektedir Çünkü Allah, bu ağacın adını bize bildirmemiştir Sadece şeytanın Âdem ve Havva'ya çirkin yerlerini göstermek için, hangi sözlerle kandırıp vesvese verdiği ifade edilmiştir:
"Rabbiniz başka sebepten dolayı değil; sırf melek olursunuz yahut ebedî kalıcılardan olursunuz diye şu ağacı size yasakladı" (A'râf: 7/20)
"Ey Adem! Sana ebedîlik ağacını ve yok olmayacak bir hükümranlığı göstereyim mi?" (Tâhâ: 20/120) diyerek şeytanın onları yanılttığı belirtilmektedir Bu ağacın mâhiyeti konusunda sahih hadislerde de başka bilgi yoktur
Bu ağacın buğday veya üzüm veyahut da incir olduğu hakkında rivayetler vardır Biz bu ağacın ne olduğunu bilemeyiz Çünkü yüce Allah bu ağacın ismini bize bildirmemiştir Cenâb-ı Hakk Cennet'te Âdem'e büyük bir hürriyet vermekle beraber yine de buna bir sınır koymuştur Bu sınırı aştıkları takdirde, kendilerine zulüm edeceklerdir Cennet'e bu yasak ağaç, yenilmek için değil, insanın hayatını disipline etmek ve bir sınırlama ve kulluk için konulmuştur Bununla beraber biz "Dünyayı sevmek, her bir günahın başıdır" hadîsinde bu yasak ağacı tayin eden bir dalâlet buluyoruz Demek Hz Âdem o zaman dünya sınırlarına yaklaşmamak emri almış ve bundan bir müddet fıtratının gereği olarak yememiştir[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak İçin Tıklayın...][108]

İblisin Adem ve Eşini Kandırması:

Daha önce İblis Hz Âdem'in üstünlüğünü çekemeyerek Allah'ın emrine karşı gelmiş, Âdem'e secde etmeyip, saygı göstermemiş ve Cennet'ten kovulmuştu O zaman şeytan'ın Hz Âdem ve evlâtlarına musallat olup azdırma imkânı kaldırılmamıştı Hatta, İblis'e onları günah işlemeye teşvik etme gücü verilmişti[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak İçin Tıklayın...][109] Çünkü Âdem'in şeref ve üstünlüğü, nefsine ve şeytana uymamakla gerçekleşecekti Kendilerine verilen akıl ve irade sebebiyle Âdem ve soyu, imtihandan geçecekler, sınanmaları için de peygamberler gönderilecekti
Vesvese vererek insanları azdırma kabiliyetine sahip olan şeytan, ne yaptıysa yaptı, bir yolunu bularak Cennet'e girebildi
"Derken şeytan, onlardan gizli bırakılmış o çirkin yerlerini (avret mahallerini) kendilerine açıklayıp göstermek için ikisine de vesvese verdi ve 'Rabbiniz size bu ağacı başka bir şey için değil, ancak iki melek olacağınız yahut ölümden kurtulup ebedi olarak kalıcılardan bulunacağınız için yasak etti' dedi Bir de onlara, 'Ben sizin iyiliğinizi isteyenlerdenim' diye yemin etti İşte bu şekilde ikisini de aldatarak o ağaçtan yemeye tevessül ettirdi Ağacın meyvesini tattıkları anda ise, o çirkin yerleri kendilerine açılıverdi ve üzerlerine Cennet yaprağından üst üste yamayıp örtmeye başladılar Rableri de "Ben size bu ağacı yasak etmedim mi? Şeytan size apaçık bir düşmandır, demedim mi? diye nida etti" (el-A'râf 7/20-22)[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak İçin Tıklayın...][110]

Adem ve Eşinin Tevbesi:

"Bundan sonra Âdem, Rabbinden (vahiy yoluyla) kelimeler belleyip aldı ve şöyle diyerek Allah'a yalvardılar: Ey Rabbimiz kendimize yazık ettik Eğer bizi bağışlamaz ve bizi esirgemezsen herhalde en büyük zarara uğrayanlardan olacağız, dediler" (el-A'râf, 7/23)
"Sonra Rabbi onu seçti (peygamber yaptı) da tevbesini kabul buyurdu ve ona doğru yolu gösterdi Allah şöyle dedi: 'Dünyada birbirinize düşman olmak üzere her ikiniz de oradan (Cennet'ten) ininiz Artık benden size bir hidayet (kitap) geldiği zaman, kim benim hidayetime uyarsa, işte o sapıklığa düşmez ve bedbaht olmaz (ahirette zahmet çekmez)" (Tâha, 20/122-123)
Böylece Hz Âdem ve Havva ve nesillerinin yeryüzünde yerleşip kalmaları ve burada üreyip geçinmeleri, imtihan edilmeleri takdir edildi ve gerçekleştirildi[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak İçin Tıklayın...][111]
Buhârî, Müslim, Ebu Dâvûd, Neseî ve Tirmizî'nin rivayet ettikleri bir hadîsinde Hz Peygamber (sas) şöyle buyurdu:
"Âdem (as) ile Musa (as)'ın ruhları Rableri nezdinde münakaşa ettiler ve Âdem (as), Musa (as)'ı delil getirerek mağlûp etti Musa (as) dedi ki:
"Sen Allah'ın eliyle (kudretiyle) yarattığı ve ruhundan üflediği ve melekleri senin için secde ettirdiği ve Cennet'ine yerleştirdiği Âdem'sin Sonra da sen işlediğin suç sebebiyle insanları yeryüzüne indirdin' dedi Bunun üzerine Âdem (as)
'Sen Allah'ın peygamberliğine ve konuşmasına seçtiği ve içinde her şeyin açıklaması bulunan (Tevrat) levhalarını verdiği ve münacât edici olarak kendisine yaklaştırdığı Musa'sın Benim yaratılmamdan kaç sene önce Tevrat'ı yazdığını gördün?' dedi Musa (as),
'Kırk sene önce' diye cevap verdi Âdem,
'şu halde içinde 've Âdem Rabbi'ne isyan etti de' meâlindeki ayeti gördün mü?' dedi Musa (as)
'Evet, gördüm' dedi Âdem (as) 'Allah'ın beni yaratmasından kırk sene önce işleyeceğimi yazdığı işi işlemem üzerine beni nasıl azarlarsın' dedi Resulullah (sas) neticede
"Âdem hüccet ile Musa'yı mağlûp etti" buyurdu[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak İçin Tıklayın...][112]
Bundan sonra gelecek hidayet rehberlerine (peygamberlere), iman ederek uyup bağlanacaklar için, korkup üzülecekleri bir şeyin olmadığı ve bunların Cennet'e girecekleri bildirildi İnkâr edip kötülük yapanların Cehennem'e girecekleri anlatıldı[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak İçin Tıklayın...][113]

Adem ve Eşinin Yerleştirildiği Cennet:

Âlimler, Hz Âdem ve eşinin yerleştirildiği cennet hakkında görüş ayrılıklarına düşmüşlerdir Cennet, lügat açısından bağ, bahçe, bahçelik yer manasına gelir Acaba Hz Âdem'in iskân edildiği bu cennet, yeryüzünün bağlık, bahçelik ve ağaçlık köşelerinden bir köşe midir; yoksa dünyadan ayrı ahirette mü'minlere vaad edilen cennet midir? Kur'an'da buna dair açık ve kesin bir bilgi verilmemiştir İslâm âlimlerinin çoğunluğuna göre Hz Adem'in eşiyle yerleştirildiği ve içinde yasak ağacın bulunduğu cennet, âhirette mü'minlere ve iyilik yapanlara vaad edilen, mükâfat yurdu olan cennettir Çünkü:
a) "Allah dedi ki: 'Kiminiz kiminize (nesilleriniz birbirlerine, veya mü'minlerle şeytan birbirlerine) düşman olarak inin Arz'da sizin için bir zamana kadar yerleşip kalmak ve geçinmek vardır Orada (yeryüzünde) yaşayacaksınız, orada öleceksiniz, yine oradan diriltilip çıkarılacaksınız" (A'râf: 7/24-25)[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak İçin Tıklayın...][114]
Bu ayetlerde "hubût" (inmek) tâbiri ve inilecek yer de arz (yeryüzü) olarak zikredilmiştir İlk yerleşme noktası yeryüzü dışında bir yer olmalıdır ki, buradan yeryüzüne iniş söz konusu edilebilsin Eğer Hz Âdem ve Havva'nın yerleştikleri yer, arzdaki bir bahçe olsaydı "hubût"tan, inişten söz etmek mümkün olmazdı
b) Tâhâ suresi 118-119'uncu âyetlerde Hz Âdem'in yerleştiği cennetin anlatılan vasıfları, yani acıkmamak, susamamak, çıplak kalmamak, güneşte yanmamak, sevap ve mükâfat yurdu olan, mü'minlere vaad edilen cennete ait niteliklerdir Bu özellikte olan bir cennet (bahçe) dünyada yoktur Öyle ise Hz Âdem'in yerleştirildiği cennet, âhirette mü'minlere vaad edilen cennettir
c) Bu "Cennet" lâfzının başındaki elif lâm (lâm-ı ta'rîf) umûm (istiğrak) için değil, ahid içindir Bu elif lâm, umûm ifâde ederse Cennetlerin hepsi manasına gelir Hâlbuki Hz Âdem'in bütün Cennetlere (bahçelere) yerleşmesi imkânsızdır Öyle ise bu Cennet'in manasını müslümanlar arasında bilinen ve dârü's-sevâb (mükâfat yurdu) olan Cennet'e hamletmek gereklidir[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak İçin Tıklayın...][115]
d) Yine bazı hadis rivayetlerine göre, Allah meleklerden birine dünyanın her yerinden topraklar getirterek Hz Adem'i cennette yaratmıştır[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak İçin Tıklayın...][116] Hz Âdem ile Hz Musa'nın ruhlarının münakaşa ettiğini bildiren hadis[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak İçin Tıklayın...][117] de bu cennetin sevab yurdu olan cennet olduğunu açıklar
Ebu'l-Kasım el-Belhî ve Ebû Müslim el-İsfahânî de "Hz Âdem'in yerleştiği Cennet, bahçe manasına olup bu dünyadadır" derler Bu zatlar ayette geçen "ihbitû" kelimesine de "giriniz, gidiniz, konunuz" gibi manalar veriyorlar "İhbitû mısran = Bir şehre ininiz, yerleşiniz” (el-Bakara, 2/61) gibi Bu zatlar Hz Âdem'in yerleştiği Cennet'in bu dünyada olduğuna dair şu şekilde delil getiriyorlar:
1) Eğer Hz Âdem'in yerleştiği bu Cennet, sevap ve mükâfat yurdu olan Cennet olsaydı, elbette ebedî kalınacak Cennet olurdu Hz Âdem de ebedî kalınacak Cennet'te olduğunu bilir ve şeytan da onu "Rabbiniz size bu ağacı, melek olmanız için, yahud ölümden kurtularak ebedî kalıcılardan olacağınız için yasak etti" (el-A'râf, 7/20) diyerek aldatamazdı
2) Yüce Allah'ın "Onlar (Cennet'te olanlar) oradan çıkarılacaklar da değildir" (el-Hicr, 15/48) sözünün dalâletiyle Cennet'e giren bir daha oradan çıkmaz
3) İblis, Hz Âdem için secde etmekten kaçınarak kibirlendiğinden Allah'ın gazâb ve lânetine uğramış ve kâfir olmuştur Böyle olan bir kimse Cennet'e giremez
4) Ahirette müminlere va'd edilen Cennet teklif ve imtihan yeri olmayıp müminlerin içinde serbestçe dolaşacakları ve bütün nimetlerinden diledikleri gibi faydalanacakları bir yerdir Halbuki burada eşiyle beraber Hz Âdem'e bir ağacın meyvesi yasaklanmıştır
5) Allahü Teâlâ "Yeryüzünde bir halife yaratacağım" (el-Bakara, 2/30) diye belirttiği için Hz Âdem'i Arz'da yarattı Kur'an'da onu göğe (Cennet'e) naklettiğini zikretmedi Onu dünyadan semaya nakletmesi, nimetlerin en büyüğünden olduğu için zikredilmeye daha layık olurdu Kur'an-ı Kerim'de böyle önemli bir olayı doğrulayacak kesin ve açık bir ifade yoktur Öyle ise Hz Âdem ve eşinin iskân edildiği bu Cennet, içinde ebedi kalınacak Cennet'ten başka bir Cennet'tir[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak İçin Tıklayın...][118]
Hz Âdem'in oturduğu Cennet'in mükâfat yurdu olan Cennet olması veya bundan başkası olması mümkündür Çünkü bu konudaki nakli deliller zayıf ve Kur'an'da buna dair kesin bir delil yoktur Bunu Allah'tan başka kimse bilemediğine göre, şu Cennet'tir veya bu Cennet'tir diye kestirip atmamak veya bu konuda tevakkuf etmek lâzımdır Nitekim selefi salihîn ve bunlara tâbi olan birçok müfessirler böyle yapmışlardır[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak İçin Tıklayın...][119]
Fakat biz burada hemen şunu kaydedelim: Hz Âdem ve eşinin iskân edildiği Cennet'in mükâfat yurdu olan Cennet olduğuna dair deliller daha kuvvetlidir Ayrıca Cennet'e girince çıkılamayacağı meselesi duruma göre değişir Misafir olarak girmekle mûkîm olarak girmek aynı değildir Nitekim Hz Muhammed (sas) mi'rac gecesi Cennet'e girmiş ve çıkmıştır Hz Âdem'in Cennet'ten yeryüzüne inişinin mahiyeti bizce meçhuldür[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak İçin Tıklayın...][120]
Bütün bunlarla birlikte, Hz Adem'in yaratılıp yerleştiği cennetin mükâfat yurdu olan cennet veya yeryüzü bahçesi olması mümkündür Çünkü bu konudaki naklî deliller kesin değildir ve Kur'an'da buna dair kesin bir hüküm yoktur Bunu Allah'tan başka kimse bilemediğine göre, şu cennettir, veya bu cennettir diye kestirip atmamak en uygunudur Fakat, Hz Adem ve eşinin iskân edildiği cennetin mükâfat yurdu olan cennet olduğuna dair deliller daha kuvvetlidir [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak İçin Tıklayın...][121]

İsrâiliyât ve Kitab-ı Mukaddes'e Göre Hz Âdem:

Müslümanların kültürüne etki eden Hz Âdem ve onunla ilgili olarak yaratılış, zelle, cennetten çıkarılma kıssası halka mal olduğu şekliyle maalesef büyük çapta Tevrat ve İsrailiyât kaynaklıdır Kısâs-ı Enbiyâ gibi bazı kitaplarda da bu İsrâiliyât, İslâmî rivayetler gibi takdim edilebilmiştir
Kur'an, Âdem kıssasının şekil yönü ve ibret için lüzumlu olmayan teferruatı üzerinde durmamış; aksine onun, insanlık tarihi ve insan varlığı bakımından dikkate değer noktalarını belirtmiştir
Nice insanımızın, Kur'an'ın daha çok ders ve ibret almamız için anlattığı doğruları bilmediği ve öğrenmek istemediği halde, efsane ve masal karışımına biraz da yahudilerin uydurmalarını ilâve ederek dinî kıssa diye öğrenip başkalarına aktarması cidden gülünmekten öte ağlanacak halimizi yansıtmaktadır Faydalı ilim sınıfına girmeyen, kulluğumuz ve imtihanımız ile hiçbir çıkarımı olmayan, mesaj içermeyen, Kur'an'ın gereksiz görüp anlatmadığı konulara halkımız merak duyabiliyor ve bu meraklarını uydurmalarla tatmin ediyorlarsa, bilen insanlara çok büyük görev düşüyor demektir İnsanları, masal ve efsane yığını, İsrâiliyâttan nice katmalarla dejenere edilmiş, aslındaki nice hakikatlerin de yok sayıldığı bir din, dünyada da ahirette de kurtaramaz
İsrâiliyât dediğimiz daha çok yahudi kaynaklarına ve hıristiyanların da kabullerine göre, kır hayvanlarının en hilekârı olan yılan, Aden'deki bahçede yaşamakta olan Havva'ya yaklaşmış, "Allah bilir ki ondan yediğiniz gün, gözleriniz açılacak, iyiyi ve kötüyü bilerek Allah gibi olacaksınız" diyerek onu yasak ağacın meyvesinden yemeye ikna etmiş, daha sonra Havva, yasak meyveden Âdem'e de yedirmiştir[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak İçin Tıklayın...][122] Kur'an-ı Kerim'de ve hadislerde yılandan söz edilmez Bazı İslâm tarihi kitaplarında geçen bu yılan unsuru tamamen İslâm dışı kaynaklara dayanmaktadır
Yine bugünkü Kitab-ı Mukaddes'e göre yasağı çiğnemelerinin sonucu olarak ikisinin de gözleri açılır, çıplaklıklarının farkına varırlar ve incir yapraklarından kendilerine örtü yaparlar[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak İçin Tıklayın...][123] Kur'ân-ı Kerim'e göre de yasağı çiğnemenin hemen ardından utanılacak yerleri kendilerine görünmüş ve cennet yapraklarını üst üste yamayıp üzerlerine örtmeye başlamışlardır[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak İçin Tıklayın...][124] Bundan sonra, müslüman halk arasında da yer etmiş Kur'an'a ters yorumlar daha önemlidir: Elimizdeki Tevrat'a göre esas suçlu kadındır, yani şeytan Havva'yı kandırmıştır; o da Âdem'i Bundan yola çıkılarak kadınların kötülüğü ve şeytana meyli vurgulanır Bu yüzden tüm kadınlar Allah tarafından cezayı hak eder Eldeki Tevrat'a göre kadın için asıl ceza gebelik sıkıntıları, çocuk doğurma sancıları ve erkeğin hâkimiyetinde olmak şeklindedir Erkek için de kadının sözünü dinleyip suç işlediğinden cezalar vardır: Geçim temini için toprakla uğraşmak, toprağa dönünceye kadar alın teriyle yiyeceğini sağlamak ve sıkıntılı bir hayat geçirme ceza olarak erkeğe yazılmıştır[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak İçin Tıklayın...][125] Kur'an'a göre ilk suçlu, esas suçlu olarak Havva validemiz gözükmez Şeytan her ikisini kandırmış, her ikisi aynı suçu işlemişler, sonra beraber tevbe etmişler ve affedilmişlerdir Âdem ve eşi, içinde bulundukları cennetten, belirli bir müddet yaşamaları için yeryüzüne indirilmişlerdir[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak İçin Tıklayın...][126] Zaten insan, yeryüzü için yaratılmıştır; arzda kendileri için apaçık düşman olan şeytanı ve aldatıcılığını tanıtmak için cennetteki olay yaşanmıştır
Hıristiyanlar Âdem'in yasak ağaca yaklaşmakla büyük bir günah işlediğine, Allah'ın gazabına uğradığına, onun bu günahının kıyamete kadar her yeni doğan çocuğa geçtiğine, dolayısıyla onların da günahkâr olarak doğduklarına, ancak vaftiz edilmek suretiyle cehennemlik olmaktan kurtulabileceklerine inanırlar Bu aslî günah inancı, hıristiyan kültür ve felsefesinin ana fikridir Hıristiyanlıkta insan, kötülüğün içinde rehbersiz bırakılmış, günahı ile baş başa kalmıştır Hıristiyanlıkta insan, dünyaya artılarla (fıtrat üzere ve en şerefli varlık olarak) değil; eksilerle başlamaktadır, daha doğuştan günahkârdır Dünyaya gözlerini açar açmaz sırtında, utanıp ezilmesine sebep olan bir kambur bulunmaktadır Bundan daha kötüsü, bu kambur bazı insanların aracılığı olmadan insanın sırtından düşmemekte, Allah'a kendi başına tevbe ederek temizlenememektedir Bu demektir ki, insan hiçbir zaman kendi imkânlarını kendisi kullanabilen hür bir benlik olamayacaktır Bu kapı ona ezelden kapatılmıştır Batı insanının dine açtığı savaş sebepleri arasında birinci sırayı, insan yaratılışına ters düşen ve insanı sahip bulunduğu soyluluğundan mahrum bırakan bu anlayış gelmektedir
İslâm'a göre ise Allah yol gösterici, bağışlayıcı ve yardım edicidir Zaten Âdem de cennetten çıkarıldıktan sonra birtakım kelimeler almış ve tevbesi kabul edilmiştir[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak İçin Tıklayın...][127] İslâm'a göre suç ve ceza ferdî/kişiseldir; kimse kimsenin günahından sorumlu değildir[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak İçin Tıklayın...][128] Kur'an'da, hıristiyan itikadının aksine, Âdem'in hatasının ve cezasının ferdîliği/kişiselliği, Allah'ın insanlara yönelttiği şu hitapla da belirtilmiştir:
"Yalnız size benden bir hidâyet geldiği zaman, kimler benim hidâyetime uyarsa artık onlara bir korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir; inkâr edip âyetlerimizi yalanlayanlar ise ateş ehlidir, orada ebedî kalacaklardır" (Bakara: 2/38-39; Tâhâ: 20/123)
İslâm âlimleri Âdem'in yasak ağaçtan uzak durması yönündeki ilâhî emre uymamasının Allah'a bir isyan ve büyük günah sayılıp sayılmayacağı konusunu tartışmışlardır Ehl-i sünnet âlimlerinin çoğunluğu, bunun bir günah olduğunu, yani Adem ile Havva'nın yasağı çiğnemek suretiyle emre karşı geldiklerini ve bu yüzden âsi olduklarını kabul etmişlerdir Ancak bazı âlimler, "Andolsun ki biz daha önce Âdem'e emir vermiştik; ancak o unuttu ve biz onu azimli bulmadık" (Tâhâ: 20/115) mealindeki ifadeyi göz önüne alarak, Adem'in yasaklanmış ağaca günah işleme azmi olmaksızın dalgınlıkla yaklaştığını belirtmişlerdir
Nitekim Tefsir-i Kebir'de Fahreddin Razi'nin aktarmasıyla Hasan-ı Basrî, "Vallahi, o unuttuğu için âsi oldu" demiştir Ayrıca İslâm âlimlerinin kanaatine göre bu olay, Adem cennette iken, yani peygamber olmadan önce cereyan etmiştir O zaman ne ümmet, ne de cemaat vardı Adem'in kasıtsız olarak işlediği bu hata, tevbe etmesi üzerine Allah tarafından bağışlanmış, yeryüzüne indikten bir müddet sonra da kendisine peygamberlik verilmiş, böylelikle o ilk insan, ilk baba ve ilk peygamber olmuştur Aslında Hz Adem ve eşinin şeytanın iğvâsına kapılmaları, pişmanlık duymaları gibi hâdiseler, onların soyunun dünya hayatına ait macerasının bir özeti gibidir Bu ilk günah ve daha sonraki gelişmelerin, yeryüzünde insanlar da haramlara yaklaştıktan sonra ataları Adem gibi tevbe ederlerse tevbelerinin kabul edileceğini, günah karşısında insan için bir tevbe ve af müessesesinin daima işleyeceğini, insanın böylelikle kemale ereceğini gösterdiği düşünülebilir[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak İçin Tıklayın...][129]

Hz Âdem'in Peygamberliği:

Hz Âdem, ilk insan olduğu gibi aynı zamanda ilk peygamberdir Hz Adem, yeryüzüne indirildikt