Mumsema islam Arsivi
Anasayfa Forum Kuralları İletişim Bugünkü Mesajlar
Geri git   Mumsema islam Arsivi >
İman Bölümü
> İman Alt Başlıklar > Peygamberlere İman
Google
 
Kullanıcı ismi
Şifreniz
Kayıt ol Yardım Üye Listesi Ajanda Arama Bugünkü Mesajlar Bütün Forumları okunmuş kabul et

Cevapla
 
Konu Araçları
Alt 03-23-2007   #1
Bilgiler
Administrator
 
Bilgiler
Üyelik tarihi: Jan 2007
Nerden: Türkiye
Mesaj: 13,058
İtibar
Tecrübe Puanı: 139
Rep Puanı : 8376
Rep Derecesi :
mumsema Çok ünlü.mumsema Çok ünlü.mumsema Çok ünlü.mumsema Çok ünlü.mumsema Çok ünlü.mumsema Çok ünlü.mumsema Çok ünlü.mumsema Çok ünlü.mumsema Çok ünlü.mumsema Çok ünlü.mumsema Çok ünlü.
mumsema RSS Feed
Ampul Peygamber Kavramı ve Peygamberlere İman



Peygamber Kavramı ve Peygamberlere İman

Peygamber, Farsça'da “haber taşıyan ve elçi” anlamlarına gelir Dinî terim olarak, “Allah'ın kulları arasından seçtiği ve vahiyle şereflendirerek emir ve yasaklarını insanlara ulaştırmak üzere görevlendirdiği elçi”ye peygamber denir Arapça'da, peygamber kelimesinin karşılığı olarak, gönderilmiş ve elçi demek olan resul ve mürsel kelimesi kullanılır Terim olarak resul ve mürsel, yeni bir kitap ve yeni bir şeriatla insanlara gönderilen peygambere denilir Çoğulları "rüsul" ve "mürselûn"dür Nebî de Allah'ın emir ve yasaklarını insanlara haber veren, fakat yeni bir kitap ve yeni bir şeriatla gönderilmeyip, önceki bir peygamberin kitap ve şeriatını ümmetine bildirmeye görevli olan peygamberdir Çoğulu "enbiyâ"dır Risâlet ve nübüvvet kelimeleri masdar olup, peygamberlik anl----- gelmektedir
Peygamberlere iman, imanın altı esasından biridir Peygamberlere iman demek, insanlara doğru yolu göstermek için, Allah tarafından seçkin kimselerin gönderildiğine, bu kimselerin Allah'tan getirdiği bütün bilgilerin gerçek ve doğru olduğuna inanmak demektir Yüce Allah her müslümana, aralarında herhangi bir ayırım yapmadan bütün peygamberlere inanmayı farz kılmıştır: "Peygamber de kendisine Rabbi tarafından indirilene iman etti, müminler de Her biri Allah'a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine iman ettiler Allah'ın peygamberlerinden hiçbiri arasında ayırım yapmayız" (el-Bakara 2/285) Bu sebeple peygamberlerin bir kısmına inanıp, diğerlerini tasdik etmemek küfür sayılmıştır: "Allah'ı ve peygamberlerini inkâr edenler ve Allah ile peygamberlerini birbirinden ayırmak isteyip bir kısmına iman ederiz, ama bir kısmına inanmayız diyenler ve bunlar arasında bir yol tutmak isteyenler yok mu? İşte gerçekten kâfirler bunlardır" (en-Nisâ 4/150-151)
Kur'an'da da belirtildiği gibi yüce Allah, asırlar boyunca peygamberler göndermiş, insanları onlar aracılığıyla gerçeği benimseyip yaşamaya çağırmıştır Kendilerine peygamber gelmemiş hiçbir topluluk ve ümmet bulunmadığı Kur'an'da şöyle dile getirilmektedir: "(Geçmiş) her ümmet içinde mutlaka bir uyarıcı peygamber bulunagelmiştir" (el-Fâtır 35/24), "Allah'a andolsun ki biz senden önceki ümmetlere de peygamberler göndermişizdir" (en-Nahl 16/63; ayrıca bk Yûnus 10/47)
Peygamberlik, Allah vergisidir Çalışma, ibadet ve taatla elde edilemez Allah, peygamberlik yükünü taşıyabilecekleri ve lâyık olanları bilir ve dilediğini peygamber olarak seçer: "Bu, Allah'ın lutfudur Onu dilediğine verir" (el-Cum‘a 62/4) Bu seçimde mal, mülk, şan, şöhret ve makam etkili değildir
Her konuda olduğu gibi peygamberlik konusunda da orta yolu gözeten İslâm, onları ilâh mertebesine çıkartmamış, Allah'ın elçisi ve kulu saymıştır Biz peygamberlerin vahiyle şereflendirilmiş ve diğer insanlarda bulunmayan niteliklere sahip, seçkin kişiler olduklarını kabul ederiz Fakat onların hiçbirisinde Tanrılık özelliği olmadığına, Allah'ın müsaadesi dışında fayda sağlama ve zararı giderme güçlerinin bulunmadığına, Allah'ın bildirdikleri dışında gaybı bilmediklerine inanırız (bk el-Mâide 5/72-73, 75; el-A‘râf 7/188; et-Tevbe 9/30)
Peygamberler sadece dini tebliğle yetinmemişler, dinî esasları açıklamışlar, sonra ümmetlerine öğretmişler, onları eğitip kötülüklerden arındırmışlardır Bu işleri yaparken davalarından tâviz vermemişler, bu uğurda pek çok eza ve sıkıntıya göğüs germişlerdir
Kur'ân-ı Kerîm'de de bildirildiği gibi, peygamberlik Hz Muhammed ile son bulmuştur: "Muhammed sizin erkeklerinizden hiçbirinin babası değildir Fakat o, Allah'ın resulü ve peygamberlerin sonuncusudur" (el-Ahzâb 33/40) Artık ondan sonra peygamber gelmeyecektir Onun getirdiği mesaj da kıyamete kadar sürecektir Hz Muhammed'den sonra yeni bir peygamber geleceği, onun da yeni bir kitap getireceği konusunda ortaya atılan iddialar, Kur'an'ın bu apaçık hükmünü, Hz Muhammed'in “hâtemü'n-nebiyyîn” (peygamberlerin sonuncusu) olduğu inancını inkârdan başka bir şey değildir
b) Peygambere Olan İhtiyaç ve Peygamber Gönderilmesindeki Hikmet
İnsanların gerçek birer yol gösterici olan peygamberlere ihtiyacı vardır Her ne kadar insan yaratılırken akıl, bilinç, idrak, seçme imkânı gibi birtakım yeteneklerle donatılmış ve bu yetenekler sayesinde kendisi, çevresi ve diğer yaratıklar hakkında bazı bilgiler edinmiş olsa da bütün bunlar sınırlı ve kendi gücü oranındadır İnsanın gücünü aşan konularda ve yeterli olamadığı hususlarda yahut da gücü dahilinde olup da dış çevrenin olumsuz etkisiyle gerçeğe ulaşamadığı hususlarda elinden tutulması ve yolunun aydınlatılması gerekmektedir İşte yarattığı insanın bu yönünü en iyi bilen yüce Allah, hikmetinin, lutuf ve yardımının bir sonucu olarak insanlara peygamberler göndermiştir Bunun dışında insanların peygamberlere ihtiyaç duymalarının sebepleri arasında şunları söylemek mümkündür:
1 İnsanlar kendi akıllarıyla Allah'ın varlığını, birliğini anlayabilirlerse de, bunun ötesinde O'na ait birtakım yüce sıfatları tamamen anlayamazlar Allah'a nasıl ibadet edileceğini, âhiretle ilgili durumları dosdoğru bilemezler En kısa ve pürüzsüz bir yoldan giderek dünya ve âhiret mutluluğuna kavuşmak, fikir ve ahlâk yönüyle yükselmek, ancak peygamberlerin öğrettiği buyrukları yerine getirmekle mümkün olabilir İşte yüce Allah, insanların bu ihtiyacını gidermek için peygamberler göndermiştir
2 Eğer peygamber gönderilmemiş olsa insanlar, gerçek, iyi, doğru ve güzeli bulmada, faydalı ve zararlıyı ayırt etmede zorlanacaklar, bunun için çok zaman harcayacaklar, çoğu zaman da bu konuda duygularının, geleneklerinin, geçici arzu ve isteklerinin baskısı altında kalacaklar, gerçek doğru ile pratik yararı birbirine karıştıracaklar, isabetli karar veremeyeceklerdir İşte bu ve benzeri sebeplerle Allah rahmetinin bir sonucu olarak peygamberler göndermiştir: "Biz seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik" (el-Enbiya 21/107)
3 İnsanın belli işlerle sorumlu ve yükümlü tutulabilmesi ve bundan dolayı onlara sevap ve ceza verilebilmesi için bilgilendirilmesine, bunun için de peygamber gönderilmesine ihtiyaç vardır Böylelikle âhirette insanların "bilmiyorduk, peygamber gönderilmedi" diye Allah'a karşı mazeret ileri sürmelerinin peşinen önüne geçilmiş olmaktadır: "Biz müjdeleyici ve sakındırıcı olarak peygamberler gönderdik ki artık peygamberlerden sonra insanların, Allah'a karşı bir bahaneleri olmasın" (en-Nisâ 4/165)
4 Peygamberler sanat, ticaret, ziraat ve çeşitli meslekleri topluma öğretmek suretiyle medeniyete, kültüre ve toplumsal gelişmeye katkıda bulunmuşlardır Ümmetlerini hem bu dünyada hem de âhirette mutlu kılmaya çaba göstermişlerdir
c) Peygamberlerin Sıfatları
Peygamberlerin sıfatları deyince onlarda bulunması câiz olan sıfatlarla gerekli (vâcip) ve zorunlu olan sıfatlar anlaşılır Kur'ân-ı Kerîm'in pek çok yerinde vurgulandığı gibi peygamberler de insandır Onlar da diğer insanlar gibi oturup kalkar, yiyip içerler, gezerler, evlenip çoluk çocuk sahibi olurlar, hastalanır ve ölürler; bu gibi özelliklere, peygamberler hakkında düşünülmesi câiz özellikler denir İlâhî emir ve yasaklarla yükümlülük konusunda peygamberler de diğer insanlar gibidirler Fakat onlar her hareketleriyle Allah'ın insanlar için seçtiği kulları ve elçileri, insanların kendilerine bakarak davranışlarına çekidüzen verdikleri birer örnek olduklarının bilinci içindedirler Bu sebeple fakirken, sıkıntıdayken bile Allah'a şükrederler Haset etmek, içi dışına uymamak gibi kötü huylardan hiçbiri onlarda bulunmaz
Her peygamberde insan olmanın da ötesinde birtakım sıfatların bulunması gerekli ve zorunludur Bunlara vâcip sıfatlar denir Bu sıfatlar şunlardır:
1 Sıdk “Doğru olmak” demektir Her peygamber doğru sözlü ve dürüst bir insandır Onlar asla yalan söylemezler Eğer söyleyecek olsalardı kendilerine inanan halkın güven duygusunu kaybederlerdi O zaman da peygamber göndermekteki gaye ve hikmet gerçekleşmemiş olurdu Sıdkın zıddı olan yalan söylemek (kizb), peygamberler hakkında düşünülemez Bütün peygamberler peygamberlikten önce de sonra da yalan söylememişlerdir
2 Emanet “Güvenilir olmak” demektir Peygamberlerin hepsi emin ve güvenilir kişilerdir Emanete asla hainlik etmezler Bu konuda bir âyette şöyle buyurulur: "Bir peygamber için emanete hıyanet yaraşmaz" (Âl-i İmrân 3/161) Emanet sıfatının zıddı olan hıyanet, onlar hakkında düşünülmesi imkânsız olan bir sıfattır
3 İsmet ”Günah işlememek, günahtan korunmuş olmak” demektir Peygamberler hayatlarının hiçbir döneminde şirk ve küfür sayılan bir günahı işlemedikleri gibi özellikle peygamberlikten sonra kasten günah işlememişlerdir İnsan olmaları sebebiyle günah derecesinde olmayan birtakım ufak tefek hataları bulunabilir Ancak onların bu hatası yüce Allah'ın kendilerini uyarmasıyla derhal düzeltilir Peygamberlerin bu tip küçük hatalarına "zelle" denilir İsmetin karşıtı olan mâsiyetten (günah işlemek) Allah onları korumuştur Peygamberler örnek ve önder kişiler oldukları için, konumlarını zedeleyecek davranışlardan da uzaktırlar
4 Fetânet “Peygamberlerin akıllı, zeki ve uyanık olmaları” demektir Bunun zıddı olan ahmaklık peygamberlikle bağdaşmaz Peygamberler zeki ve akıllı olmasalardı hitap ettikleri kişileri ikna edemezler, toplumsal dönüşümü sağlayamazlardı
5 Tebliğ “Peygamberlerin Allah'tan aldıkları buyrukları ve yasakları ümmetlerine eksiksiz iletmeleri” demektir Tebliğin karşıtı olan gizlemek (kitmân) peygamberler hakkında düşünülemez "Ey peygamber, Rabbinden sana indirileni tebliğ et Eğer yapmazsan Allah'ın elçiliğini tebliğ etmemiş olursun" (el-Mâide 5/67) meâlindeki âyet, bu sıfattan söz etmektedir
d) Kur'an'da Adı Geçen Peygamberler
İlk peygamber Hz Âdem'den son peygamber Hz Muhammed'e kadar pek çok peygamber gelip geçmiştir Gönderilen peygamberlerin sayısı konusunda Kuran'da herhangi bir bilgi bulunmamaktadır Bir hadiste peygamberlerin sayısının 124000 olduğu, bunlardan 315'ini resullerin teşkil ettiği haber verilmektedir (Ahmed b Hanbel, Müsned, V, 266) Fakat bir âyette "Andolsun, senden önce de peygamberler gönderdik Onlardan sana kıssalarını anlattığımız kimseler de var Sana kıssalarını bildirmediğimiz kimseler de var" (el-Mü'min 40/78) buyurulması göz önünde bulundurulursa peygamberlerin sayısı ile ilgili bir rakam belirlemeksizin "Hz Âdem'den Hz Muhammed'e kadar gönderilmiş olan peygamberlerin hepsine inandım, hepsinin hak ve gerçek olduklarını kabul ettim" demek daha uygundur
Kur'an'da adı geçen peygamberler şunlardır: Âdem, İdrîs, Nûh, Hûd, Sâlih, Lût, İbrâhim, İsmâil, İshâk, Ya‘kub, Yûsuf, Şuayb, Hârûn, Mûsâ, Dâvûd, Süleymân, Eyyûb, Zülkifl, Yûnus, İlyâs, Elyesa‘, Zekeriyyâ, Yahyâ, Îsâ, Muhammed
Bunlardan başka Kur'an'da üç isim daha zikredilmiştir Fakat onların peygamber mi, velî mi oldukları konusunda fikir ayrılığı vardır Bunlar Üzeyir, Lokmân ve Zülkarneyn'dir
e) Peygamberlik Dereceleri
İslâm inancına göre bütün peygamberler, peygamber olmak açısından eşittirler Allah, her müslümana aralarında herhangi bir ayırım yapmadan bütün peygamberlere inanmayı farz kılmıştır Hal böyle olmakla birlikte, onların peygamberliklerini tasdik ettikten sonra aralarında derece farklılığının bulunabileceği de kabul edilir Bu konuda Kur'an'da şöyle buyrulur: "İşte bu peygamberlerden bir kısmını diğerlerinden üstün kıldık Allah onlardan bir kısmı ile konuşmuş, bazılarını da derecelerle yükseltmiştir" (el-Bakara 2/253) Âyetteki "Allah'ın derecelerle yükselttiği kişi"den kasıt, peygamberimiz Hz Muhammed'dir Onun diğer peygamberler arasında üstün ve eşsiz bir yeri vardır Çünkü;
1 Hz Peygamber yaratılmışların en üstünü ve en hayırlısı, Allah'ın en sevgili kuludur Bir âyette "Siz, insanların iyiliği için ortaya çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz" (Âl-i İmrân 3/110) buyurulmuştur Bir ümmetin en hayırlı ümmet olması, o ümmetin uyduğu peygamberinin de en üstün varlık olmasını gerektirir
2 Onun peygamberliği bütün insanlığı kaps----- alır Halbuki öteki peygamberler belli topluluklar için gönderilmişlerdir Bir âyette şöyle buyurulur: "Biz seni bütün insanlara ancak müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik" (Sebe’ 34/28)
3 Önceki peygamberlerin peygamberliği belli bir zaman dilimini içine alırken, onun peygamberliği kıyamete kadar sürecektir O, son peygamberdir; ondan başka peygamber gelmeyecektir
4 O son peygamber olunca, onun getirdiği dinin de en son ve en mükemmel din olması tabiidir İslâmiyet önceki dinlerin hükümlerini kaldırmıştır Kıyamete kadar en son ve en mükemmel din olarak devam edecektir Bir âyette şöyle buyrulur: "Bugün size dininizi kemale erdirdim, üzerinizdeki nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslâm'ı beğendim" (el-Mâide 5/3)
Hz Peygamber'den sonra derece itibariyle Hz Nûh, İbrâhim, Mûsâ ve Îsâ'nın içinde yer aldığı ülü'l-azm peygamberler, daha sonra resuller, daha sonra da diğer nebiler gelir
Ülü'l-azm peygamberler, aldıkları ağır görev ve yüklendikleri sorumluluk karşısında herhangi bir yılgınlık göstermeden dini insanlara tebliğ görevini yerine getiren, bütün zorluklara göğüs germede azim ve sebat gösteren peygamberler demektir Ülü'l-azm peygamberlerin isminin geçtiği bir âyette şöyle buyurulur: "O, dini ayakta tutun, onda ayrılığa düşmeyin diye dinden Nûh'a tavsiye ettiğini, sana vahyeylediğimizi, İbrâhim'e, Mûsâ'ya ve Îsâ'ya tavsiye ettiğimizi Allah size de din kıldı" (eş-Şûrâ 42/13; ayrıca bk el-Ahzâb 33/7)

f) Peygamberlik ve Vahiy
Peygamberlik ve vahiy birbirinden ayrılmayan iki kavramdır Allah'tan vahiy almayan peygamber düşünülemez Yüce Allah, emir, yasak, hüküm ve haberlerini peygamberine vahyetmek suretiyle yarattığı insanlara dilediğini bildirir
Sözlükte "gizli konuşma, gönderme, emir, işaret, ilham" gibi anlamlara gelen vahiy, Allah Teâlâ'nın dilediği şeyleri peygamberlerine, mahiyeti bizce tam bilinemeyen bir yolla bildirmesi, Allah'la elçisi arasında bir çeşit gizli ve süratli haberleşme, Allah'ın elçisinin kalbine indirdiği şey demektir Vahiy bir haldir, bir yaşayıştır Nasıllığını ve niteliğini ancak onu yaşayan peygamber bilir O, Allah'la peygamberi arasında bir sırdır Ancak vahyin geliş şekilleri ve peygamberde meydana getirdiği etkiler ashap vasıtasıyla bilinmektedir
Vahiy ile, kalpte beliren bilgi demek olan ilham arasında fark vardır Vahiy peygambere gelir, Allah tarafından korunur ve gözetim altında peygambere ulaşır Peygamber vahyi alırken bilinci yerindedir İlham ise korunmuş değildir, yanılma payı vardır ve bilinç dışı olarak Allah'ın sevgili kullarının kalbinde beliriverir
Vahyin nasıl bir olay olduğunun ve mahiyetinin insanlarca bilinemeyişi ve algılanamayışı, vahiy olgusunu inkâr etmeyi gerektirmez Çünkü bugün pozitif bilimlerin özellikle parapsikolojinin ilgilendiği metapsişik olaylar, varlığı kabul edilen fakat net ve bilimsel olarak açıklanamayan olaylardır
Yüce Allah bir âyette vahiy ile ilgili olarak şöyle buyurmuştur: "Allah, bir insanla ancak vahiy yoluyla veya perde arkasından konuşur Yahut bir elçi gönderip, izniyle dilediğini vahyeder" (eş-Şûrâ 42/51)
Hz Peygamber'e vahiy şu şekillerde gelmiştir:
1 Doğru rüyalar Peygamberimiz’in gördüğü rüyalar, daha sonra gerçek hayatta aynen meydana gelirdi
2 Peygamberimiz uyanıkken, Cebrâil tarafından vahyin onun kalbine bırakılmasıdır Şu âyet bu çeşit bir vahiyden söz etmektedir: "Onu, uyaranlardan olasın diye, Cebrâil, apaçık Arapça'yla senin kalbine indirmiştir" (eş-Şuarâ 26/193-195)
3 Cebrâil'in insan şekline girerek getirdiği vahiy, vahyin en kolay şeklidir Cibrîl hadisi diye meşhur olmuş hadis bu yolla gelmiştir
4 Cebrâil, görünmeden çıngırak sesine benzer bir ses halinde vahyin gelmesidir Bu çeşit vahiy, Hz Peygamber tarafından vahyin en ağır şekli olarak nitelenmiştir Kendisinde tehdit ve korkutma olan âyetler bu çeşit vahiyle gelmiştir Bu çeşit vahiy gelirken, Hz Peygamber son derece heyecanlanır, titrer, çok soğuk günlerde dahi terlerdi (Buhârî, “Bed’ü'l-vahy”, 2)
5 Cebrâil'in Hz Peygamber'e uyku halinde getirdiği vahiydir Bu tür vahiyle alınan söz Kur'an değildir
6 Cebrâil'in kendi aslî şekliyle getirdiği vahiydir Bu şekliyle vahiy iki defa gerçekleşmiştir Birincisi peygamberliğinin ilk günü Hira'da iken, ikincisi de mi‘racda meydana gelmiştir: "Andolsun ki, onu bir diğer defa da sidretü'l-müntehânın yanında gördü" (en-Necm 53/13-14)
7 Vahyi, Hz Peygamber'in doğrudan Allah'tan alması veya perde arkasından Allah'la konuşması şeklinde gerçekleşen vahiydir Mi‘racda gerçekleşmiştir
g) Peygamberliğin İspatı
Bir peygamberin peygamberliğini ispat, ancak hiç şüphe taşımayan kesin bir delille mümkün olabilir Bu kesin delil de, ya onun gösterdiği mûcizeyi duyu organıyla gözlemek, yahut kesin bilgi ifade eden mütevâtir bir haberle o mûcizeden haberdar olmaktır Günümüzde bu deliller ancak Hz Peygamber için geçerlidir Hz Peygamber'in ise başta Kur'an mûcizesi olmak üzere pek çok mûcizesi bize tevâtür yoluyla ulaşmıştır
aa) Mûcize
Sözlükte "insanı âciz bırakan, karşı konulmaz, olağan üstü, garip ve tuhaf şey" anlamlarına gelen mûcize, terim olarak "yüce Allah'ın, peygamberlik iddiasında bulunan peygamberini doğrulamak ve desteklemek için yarattığı, insanların benzerini getirmekten âciz kaldığı olağanüstü olay" diye tanımlanır Tabiat kanunlarının geçerliliğini ve etkilerini kısa ve geçici bir süre durduran mûcizenin mahiyeti, pozitif bilimlerle açıklanamaz Aksi halde bu mûcize olmaktan çıkar ve olağan bir şey olurdu O halde mûcize, peygamber olan kişinin, akılların alamayacağı bir olayı Allah'ın kudreti ile göstermeyi başarmasıdır Kur'an'da mûcize terimi yerine âyet, beyyine ve burhan kavramları kullanılır

Bir olayın mûcize sayılabilmesi için şu özellikleri taşıması gerekir:
a) Mûcize gerçekte Allah'ın fiilidir "Peygamberin mûcizesi" denilmesi, mûcizenin onun aracılığıyla olması ve onun doğruluğunu göstermesi sebebiyledir
b) Mûcize peygamberlerde meydana gelir Peygamber olmayan birinin gösterdiği olağan üstülüğe mûcize denilemez
c) Mûcize tabiat kanunlarına aykırı bir olaydır
d) Mûcize, peygamberlik iddiasıyla birlikte bulunur Peygamberlik iddiasından önce veya sonra olmaz
e) Mûcize, peygamberin isteğine uygun olur "Dağı yerinden kaldıracağım" diyen birisinin denizi yarması mûcize sayılmaz
Kur'ân-ı Kerîm'de bazı mûcizelerden söz edilir Bunların en meşhurları şunlardır:
a) Hz İbrâhim, Bâbil Hükümdarı Nemrud tarafından ateşe atılmış ve ateş Allah'ın "Ey Ateş, İbrâhim'e karşı serin ve zararsız ol" emrine uyarak onu yakmamıştır (el-Enbiyâ 21/58-69)
b) Hz Sâlih'in, Semûd kavminin isteği üzerine bir deve getirmesi, Semûd kavminin azarak deveyi kesmesi, buna karşılık yüce Allah'ın müthiş bir deprem ile onları yok etmesi (eş-Şuarâ 26/141-158)
c) Hz Ya‘kub'un oğlu Yûsuf'un gömleğini kör olan gözüne sürmesi sonucu gözlerinin açılması (Yûsuf 12/92-96)
d) Hz Mûsâ'nın elindeki asânın yılan haline gelmesi (Tâhâ 20/17-21); elini koynuna sokup çıkardığında elinin eksiksiz ve bembeyaz olması (Tâhâ 20/22; en-Neml 27/12; el-Kasas 28/32); asâsının Firavun'un huzurundaki sihirbazların ip ve sopalarını yutuvermesi (Tâhâ 20/65-70); asâsını denize vurunca denizin yarılıp, İsrâiloğulları'nın açılan yoldan geçmesi, Firavun ve ordusu geçeceği sırada denizin tekrar kapanıp onları boğması (eş-Şuarâ 26/61-66)
e) Hz Süleyman'ın bir kuşla konuşması (en-Neml 27/20-28); karıncanın sözünü anlaması (en-Neml 27/18-19)
f) Hz Îsâ'nın Allah'ın izniyle çamurdan kuş yapıp, onu üflediği zaman canlı bir kuş olup uçması, ölüleri diriltmesi, anadan doğma körü ve alaca hastalığına yakalanmış kimseyi iyileştirmesi (el-Mâide 5/110), havârilerin isteği üzerine gökten bir sofra indirmesi (el-Mâide 5/114-115)
bb) Diğer Olağan Üstü Haller
Diğer olağan üstü haller, olağan üstü olmak açısından mûcizeye benzerse de aralarında büyük fark vardır Mûcize peygamberlik görevini üstlenmiş bir peygamberde meydana gelir Mûcizede peygamberin meydan okuması da vardır Mûcize dışındaki olağan üstülükler, peygamber olmayan kişilerde görülür Bu tip olaylarda meydan okuma da söz konusu değildir Ayrıca mûcize taklit edilemezken, diğer olağan üstülükler taklit edilebilir Mûcize dışında kalan diğer olağan üstü durumlar şunlardır:
a) İrhâs Peygamber olacak şahsın, henüz peygamber olmadan önce gösterdiği olağan üstü durumlardır Hz Îsâ'nın beşikte iken konuşması gibi (el-Mâide 5/110-115)
b) Keramet Peygamberine gönülden bağlı olan ve ona titizlikle uyan velî kulların gösterdikleri olağan üstü hallerdir
c) Meûnet Yüce Allah'ın velî olmayan bir müslüman kulunu, darda kaldığı veya sıkıntıya düştüğü zaman, olağan üstü bir şekilde bu darlık ve sıkıntıdan kurtarmasıdır
d) İstidrac Kâfir ve günahkâr kişilerden arzu ve isteklerine uygun olarak meydana gelen olağan üstü olaydır
e) İhanet Kâfir ve günahkâr kişilerden, arzu ve isteklerine aykırı olarak meydana gelen olaydır Meselâ, peygamberlik taslayan inkârcılardan Müseylime, tek gözü kör olan bir adama, iyi olsun diye dua etmiş, bunun üzerine adamın öbür gözü de kör olmuştur
h) Hz Muhammed'in Peygamberliğinin İspatı
Hz Peygamber'in, peygamberliğini ispat eden mûcizeler genellikle üç başlık altında incelenir
aa) Mânevî (aklî) Mûcize Olan Kur'an Mûcizesi
Kur'an her çağdaki akıl sahibi insana hitap eden, akıllara durgunluk verecek derecede büyük ve ebedî bir mûcizedir Diğer peygamberlerin mûcizeleri dönemleri geçince bittiği, onları yalnız o dönemde yaşayanlar gözlediği halde, Kur'an mûcizesi kıyamete kadar sürecek bir mûcizedir Hz Peygamber bir hadislerinde "Hiçbir peygamber yoktur ki, onlara kendi zamanlarındaki insanların inandıkları bir mûcize verilmiş olmasın Bana mûcize olarak verilen ise, ancak Allah'ın bana vahyettiğidir" buyurmuştur (Buhârî, “İ‘tisâm”, 1)
Kur'ân-ı Kerîm, hem söz hem de anlam yönünden mûcizedir O, Arap edebiyatının zirvede olduğu bir dönemde inmiş, Araplar'a kendisinin bir benzerini getirmeleri için meydan okumuş, üslûbu, şaşırtıcı nazmı (ifadesi, lafzı), fesahat ve belâgatıyla onları âciz bırakmıştır Ümmî olan Peygamber'in, Allah'tan aldığı vahiy ile insanlara bildirdiği Kur'an, en yüksek gerçekleri kapsamaktadır Bilim ve tekniğin sonradan ulaştığı gerçekleri Kur'an asırlarca önceden haber vermiş, hiçbir buluş ve bilimsel gelişme, onun içeriği ile ters düşmemiştir
bb) Hissî Mûcizeler
Hz Peygamber'in yaşadığı dönemdeki insanlara gösterdiği, duyu organlarıyla algılanabilen olağan üstü olaylara hissî mûcize denilir Hz Peygamber'in hissî mûcizelerinin bir kısmı kendi şahsı ile ilgilidir Ashaptan, Hz Muhammed'in bedenî ve ruhî özellikleri, üstün ahlâkı ve örnek davranışları ile ilgili olarak nakledilen rivayetler, bunları değerlendiren ilim adamları ve bilge kişiler nezdinde, böyle yüce niteliklerin ondan önce ve sonra hiçbir kimsede toplanmadığı yönünde kesin bir ortak kanaat oluşturmuştur Nitekim bir yahudi iken Müslümanlığı kabul eden Abdullah b Selâm, Hz Peygamber'le ilk karşılaştığında: "Bu yüz asla bir yalancı yüzü olamaz" demekten kendini alamamıştır Hz Peygamber ömrü boyunca bu üstün nitelikleri kendisinde korumuş, inanmayanlar aşırı düşmanlıklarına rağmen onda eleştirebilecekleri bir yön bulamamışlardır Bu da onun peygamberlik iddiasını destekleyen çok güçlü bir delil kabul edilmiştir Çünkü yüce Allah'ın, peygamber olmadığı halde peygamberliğini ileri süren bir kimsenin şahsında bunca üstünlükleri ve erdemi toplaması, ona 23 yıl müsaade etmesi, sonra da tebliğ ettiği dini, diğer dinlere üstün kılıp düşmanlarına galip getirmesi ve ölümünden sonra eserlerini kıyamete kadar yaşatması aklen imkânsızdır Ayrıca, Hz Peygamber'in İslâm çağrısını ilk kez, kitap sahibi olmayan ve hikmetten anlamayan bir kavme yöneltmesi, onlara kitabı ve hikmeti açıklaması, dinî ve hukukî hükümleri öğretmesi (el-Bakara 2/151) ve onların ahlâkını mükemmelleştirmesi de onun kişiliği ile ilgili hissî mûcizeleri arasında sayılmıştır
Hz Peygamber'in hissî mûcizelerinin bir kısmı da şahsının (bedeni ve kişiliği) dışında meydana gelmiştir Bu tip mûcizelerinin en meşhurları şunlardır:
a) Bir gecenin çok kısa bir anında Mescid-i Harâm'dan, Mescid-i Aksâ'ya gitmesi ile başlayan isrâ ve mi‘rac mûcizesi (el-İsrâ 17/1)
b) Ayın iki parçaya ayrılması (Buhârî, “Menâkıb”, 27; Müslim, “Münâfikun", 8)
c) Taşın Hz Peygamber'le konuşması (Müslim, “Fezâil”, 2)
d) İlk zamanlar yanında hutbe okuduğu hurma kütüğünün, minber yapıldıktan sonra, Hz Peygamber'in minbere çıkışında inlemeye başlaması, bunun üzerine Hz Peygamber'in ona yaklaşarak okşar gibi elini gezdirmesi ve kütüğün susması (Buhârî, “Menâkıb”, 25)
e) Hayber fethinde bir yahudi kadının, Hz Peygamber'i öldürmek amacıyla, ona kızartılmış zehirli koyun eti sunması üzerine, kendisinin zehirli olduğunu koyunun haber vermesi (Buhârî, “Tıb”, 55; Müslim, “Selâm”, 18; Ebû Dâvûd, “Dıyât”, 6)
cc) Haber Şeklindeki Mûcizeler
Bu tür bir mûcize, Hz Peygamber'in herhangi bir eğitim ve öğretimden geçmediği halde geçmiş ve geleceğe dair vermiş olduğu haberleri ifade eder Haberî mûcizeler arasında şunlar sayılabilir:
a) Hz Peygamber önceki ümmetlerin tarihini okumadığı halde, yahudi ve hıristiyan bilginlerinin, geçmiş peygamberler ve eski ümmetler hakkındaki çeşitli sorularını vahiyle cevaplandırmıştır
b) Bedir Savaşı gününde, düşman ordusundan kimlerin nerede öldürüleceklerini önceden haber vermiş ve dediği gibi çıkmıştır (Müslim, “Cennet”, 17)
c) Kur'an'daki "Yakında o (müşrik) topluluğu bozulacak ve onlar arkalarını dönüp kaçacaklardır" (el-Kamer 54/45) âyeti Mekke'de inmiş, âyetin haber verdiği husus, Bedir Savaşı’nda gerçekleşmiştir
d) Yine Kur'ân-ı Kerîm'deki "Kur'an'ı sana farz kılan Allah, elbette seni dönülecek yere (Mekke'ye) döndürecektir" (el-Kasas 28/85) âyetinde haber verilen husus Mekke fethiyle gerçekleşmiştir e) Peygamberimiz bir hadislerinde "Yeryüzü önümde dürülmüş ve onun doğusu ile batısı bana gösterilmiştir Ümmetimin hâkimiyeti, bana dürülüp gösterildiği yerlere kadar ulaşacaktır" (Ebû Dâvud, “Fiten”, 1) buyurmuştur Gerçekte de öyle olmuş, İslâm'ın sesi, dünyanın her tarafına ulaşmıştır

(diyanet)

 

mumsema isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 12-03-2007   #2
Bilgiler
Devamlı Üye
 
Bilgiler
Üyelik tarihi: May 2007
Nerden: Bruksel
Mesaj: 100
İtibar
Tecrübe Puanı: 3
Rep Puanı : 1823
Rep Derecesi :
suara Mükemmel bir geleceğe sahip.suara Mükemmel bir geleceğe sahip.suara Mükemmel bir geleceğe sahip.suara Mükemmel bir geleceğe sahip.suara Mükemmel bir geleceğe sahip.suara Mükemmel bir geleceğe sahip.suara Mükemmel bir geleceğe sahip.suara Mükemmel bir geleceğe sahip.suara Mükemmel bir geleceğe sahip.suara Mükemmel bir geleceğe sahip.suara Mükemmel bir geleceğe sahip.
suara RSS Feed
Standart --->: Peygamber Kavramı ve Peygamberlere İman



Allah razi olsun hocam bu guzel paylasim icin

 

suara isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 01-26-2008   #3
Bilgiler
Üye
 
Bilgiler
Üyelik tarihi: Jul 2007
Nerden: Almanya
Mesaj: 9,018
İtibar
Tecrübe Puanı: 95
Rep Puanı : 4411
Rep Derecesi :
rana Çok ünlü.rana Çok ünlü.rana Çok ünlü.rana Çok ünlü.rana Çok ünlü.rana Çok ünlü.rana Çok ünlü.rana Çok ünlü.rana Çok ünlü.rana Çok ünlü.rana Çok ünlü.
rana RSS Feed
Standart --->: Peygamber Kavramı ve Peygamberlere İman



bildiklerimizi tekrarlamis olduk Allah cc razi olsun

 

rana isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 06-24-2008   #4
Bilgiler
Devamlı Üye
 
Bilgiler
Üyelik tarihi: Jun 2008
Mesaj: 900
İtibar
Tecrübe Puanı: 10
Rep Puanı : 65
Rep Derecesi :
Sümeyye_ Yakında ünlü olacaktır.
Sümeyye_ RSS Feed
Standart --->: Peygamber Kavramı ve Peygamberlere İman



Allah cc razı olsun

 

Sümeyye_ isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Cevapla
Tags: , , ,

Mucize çeşitleri nelerdir? | Peygamberlere İman Ayetleri

Konu Araçları


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cvp son Mesaj
Peygamberlere İman mumsema O-P 2 2 Hafta önce 22:59 PM
::..Peygamberlere İman..:: dEbdEbE Peygamberlere İman 8 11-23-2008 20:07 PM
Vaaz ve Sohbet Konuları: Peygamberlere İman Ve Son Peygamber Hz. Muhammed mumsema Vaaz ve Sohbet Konuları 2 10-26-2008 17:23 PM
Peygamberlere İman Ayetleri LeoparGS Peygamberlere İman 1 07-04-2008 09:53 AM
Peygamberlere İman Ayetleri mumsema Peygamberlere İman 5 06-24-2008 23:01 PM

Frmacil | Yudumla | Dantel | Klup | Orgu | Oya | Derya TOPlist Saat 06:24 AM.


Powered by vBulletin® Version 3.6.11
Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Forum Etiketleri

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279