Mumsema islam Arsivi
Anasayfa Forum Kuralları İletişim Bugünkü Mesajlar
Geri git   Mumsema islam Arsivi >
Siyer [Peygamberimizin Hayatı]
> Siyer Alt başlıklar > Peygamberimizin Hayatından Öyküler
Google
 
Kullanıcı ismi
Şifreniz
Kayıt ol Yardım Üye Listesi Ajanda Arama Bugünkü Mesajlar Bütün Forumları okunmuş kabul et

Cevapla
 
Konu Araçları
Alt 03-16-2008   #1
Bilgiler
Süper Moderator
 
Bilgiler
Üyelik tarihi: Mar 2007
Mesaj: 11,364
İtibar
Tecrübe Puanı: 117
Rep Puanı : 3115
Rep Derecesi :
Şem'a Çok ünlü.Şem'a Çok ünlü.Şem'a Çok ünlü.Şem'a Çok ünlü.Şem'a Çok ünlü.Şem'a Çok ünlü.Şem'a Çok ünlü.Şem'a Çok ünlü.Şem'a Çok ünlü.Şem'a Çok ünlü.Şem'a Çok ünlü.
Şem'a RSS Feed
Standart Tavizsiz Davet



Tavizsiz Davet

Gözlerimizin nuru sevgili Peygamberimiz (sav) ve ashabının daveti, günden güne gelişiyor ve Mekke dağlarını aşarak dünyaya parlak bir nur şeklinde yayılıyordu Şirk batağına meftun karanlık ruhlu müşriklerin bütün baskı ve karalamaları bu daveti durduramıyordu Bilakis davetçilerin azimlerinin artmasına vesile oluyordu Sevgili Peygamberimiz ve ashabı güzini, karşılaştıkları her musibete karşı sabrediyor ve rablerine dayanıyorlardı İşkenceler altında can veren şehitlerine rağmen kararlılıkla davetlerini sürdürüyorlardı Davetçilerin bu kararlı tutumları müşrikleri endişelendiriyor ve uykularının kaçmasına vesile oluyordu
Bu nedenle müşrikler Darünnedvede toplantı üzerine toplantı yapıyor ve peş peşe yeni kararlar alıyorlardı Sevgili Peygamberimize karşı uygulamak istedikleri yeni planlarına göre artık şeytani bazı taktikleri devreye koyacaklardı Kendilerince bu sefer iyice ölçüp biçmişlerdi Planlarından emin bir şekilde başaracaklarına tam inanmışlardı Bu davanın yüceliğini gözleriyle görmüşlerdi Ama kibir ve cehaletin tezahürü olarak şirk batağında debelenmeye devam ediyorlardı Bu bataklık onların yaşam ortamıydı Bundan ayrılmak mümkün değildi Bunun için de var güçleriyle panik halinde bağırıp çağırıyorlardı, her halükârda bir çözüm bulmalıydılar
Daveti başta küçümsemişlerdi İslam nurunun parlak güneşi gözlerini kamaştırınca yalan ve iftiralarla bu güneşi söndürmek istediler Buna rağmen mü’minlerin sayıları artınca bu sefer zayıf ve kimsesiz mü’minlere işkence etmeye başladılar En ağır işkence ve şahadetlere karşı davetçilerin direnişini kıramayan şirk yönetimi bu sefer merhametli(!) bir teklif sunmaya hazırlanmışlardı Mekke şirk yönetiminin Ekabirleri, toplanıp -baştan beri Hz Peygamber (sav)’e sahip çıkan ve Mekke’nin ileri gelenlerinden olan- Ebu Talib’e bu çözümü (!) sunmaya karar verdiler Ebu Talib’e:
“Ona (Hz Muhammed (sav)’e haber ver! Gelsin de ona insaflı bir teklifimizi sunalım?” dediler Ebu Talib haber salınca, Peygamberimiz (sav) hemen geldi Ebu Talib:
“Ey kardeşimin oğlu! Bunlar, senin amcaların ve kavminin eşrafıdırlar Sana karşı insaflı davranmak istiyorlar Söyleyeceklerini dinle!” dedi Peygamberimiz (sav):
“Söylesinler, dinliyorum!” buyurdu Kureyş müşriklerinden Ahnes b Şerik söze başlayıp:
“Sen bizi ve ilahlarımızı yermeyi bırak! Biz de seni ve ilahını bırakalım” dedi Ebu Talib Peygamberimiz (sav)’e:
“Kavmin sana insaflı davrandı Onların isteklerini kabul et!” dedi Peygamberimiz (sav) başını kaldırıp semaya baktı ve:
“Şu güneşi görüyor musunuz?” diye sordu
“Evet! Görüyoruz” dediler Bunun üzerine, Peygamberimiz (sav):
“Ben sizi bu güneşin ışıklarından aydınlanmanızdan alıkoymaya güç yetirebilir miyim?” buyurdu Ebu Talib:
“Vallahi, kardeşimin oğlu bize hiçbir zaman yalan söylememiştir!” dedi Peygamberimiz (sav):
“Ben onları öyle bir kelimeye davet ediyorum ki; kendilerinin onunla Cennete gireceklerine kefilim!” buyurdu Ebu Cehil:
“Ne kadar sevindirici bir kelime imiş o! Haydi, söyle bakalım onu?” dedi Peygamberimiz (sav):
“Ne dersiniz, size öyle bir kelime vereyim mi? Ki, siz o kelimeyi söylediğinizde, onunla Araplara hakim olursunuz Arap olmayanlar da size karşı yumuşar ve uysallaşır?” buyurdu Ebu Cehil:
“O kelime ne ise, biz onu on kat katlayarak söyleyelim!” dedi
Peygamberimiz (sav):
“Lâ ilahe illallah/Al I a h’ta n başka ilah yoktur deyiniz! Allah’tan başka ilah bulunmadığına ve benim de Resûlullah olduğuma şehadet getiriniz!” buyurunca, Kureyş müşrikleri öfkelendiler ve ürktüler Birbirlerine:
“O, bütün ilahları bir tek ilah mı yapmış?! Bu cidden acaip, şaşılacak birşey! Yürüyünüz! Siz ilahlarınıza tapmakta sebat ediniz! Şüphe yok ki, yapılması gereken budur! Biz bunu başka bir dinde işitmedik Bu uydurmadan başka birşey değildir” deyip gittiler
Münazara şeklinde geçen bu diyaloga yenilmiş olarak dönen müşrikler, zaman içerisinde başka çareler de aramaya devam ettiler Yine buna benzer bir şekilde toplu halde Sevgili Peygamberimiz (sav)’e gittiler ve yeni bazı teklifleri sundular Onlara Utbe b Rebia sözcülük yaparak şöyle dedi:
“Ey kardeşimin oğ-lu! Sen de biliyorsun ki, Kureyş içinde soyca-sopca, şeref ve itibar-ca bizden üstünsün! Fakat sen kavminin başına da büyük bir iş, bir gaile getirdin Bununla onların topluluklarını dağıttın Akılları-nı akılsızlık saydın Beni dinle! Sana bir şeyler teklif edeceğim! Bak, bunlardan bazısını kabul etmek işine gelebilir” dedi Resûlullah (sav) da ona:
“Haydi, söyle ey Velid’in babası, seni dinliyorum” buyurdu Utbe de: “Ey kardeşimin oğlu! Senin şu getirdiğin ve üzerinde dire-nip durduğun işle, eğer mal ve servet sağlamak istiyorsan; sana bi-zimkilerden daha çok malın oluncaya kadar mallarımızdan mal top-layıp verelim Eğer bununla, aramızda, daha büyük şan ve şeref kazanmak istiyorsan, seni kendimize büyük ve ulu tanıyalım Sen-den başkası ile bütün ilgimizi keselim Eğer bununla hükümdar ol-mak istiyorsan, seni kendimize hükümdar yapalım Şayet, bu sana gelen, görüp de üzerinden atmaya güç yetiremediğin bir evham, cinlerden perilerden gelme bir hastalık ve büyü ise, doktor getirelim tedavi ettirelim Seni ondan kurtarmaya ka-dar mallarımızı bu yolda saçarcasına harcayalım” dedi Buna karşılık Sevgili Peygamberimiz:
“Ben büyülenmiş değilim, aranız-da en şerefli olmayı veya kralınız olmayı da istemiyorum Bilâkis Allah beni size bir elçi olarak gönderdi ve bana bir kitap verdi, sizi hem uyarmamı hem de müjdelememi emretti Size Rabbimin mesajını ilettim ve iyi tavsiye-lerde bulundum Eğer size getirdiklerimi kabul ederseniz, bu sizin için hem bu dünyada hem de ahirette kurtuluş-tur; fakat eğer getirdiklerimi kabul etmezseniz, o za-man sizinle benim aramda Allah’ın hüküm vermesini bek-liyorum” buyurdu Daha sonra yine şöyle bir teklifle geldiler:
“Bir gün sen bizim putlarımıza taparsın, bir gün de biz senin ilâhına taparız” dediler Resûlullah (sav) bunu da kabul etmedi Bu münasebetle onlara cevaben Kâfirûn sûresi nazil oldu:
“De ki, ey kâfirler! Tapmam o taptıklarınıza Siz de tapanlardan değilsiniz benim mabuduma Hem ben tapıcı değilim sizin taptıklarınıza Hem de siz tapıcılardan de-ğilsiniz benim mabuduma Sizin dininiz size, benim dinim bana
Müşrikler, Hz Peygamber (sav)’den ümitlerini artık kesmişlerdi Ona bir şeylerini kabul ettiremeyeceklerini anlayınca, yine cehaletin verdiği kibirle dayatma yoluna başvurdular Bunun için de yeniden Ebu Talib’in kapısına vardılar ona:
“Ey Ebu Talib! Sen aramızda yaşça, şeref ve mevkice bizden ileridesin! Biz senden kardeşinin oğlunu bizimle uğraşmaktan men etmeni istemiştik Sen onu bizimle uğraşmaktan men etmedin! Biz, vallahi, artık onun atalarımıza dil uzatmasına, akıllarımızı akılsızlık saymasına, ilahlarımızı yer-mesine müsaade etmeyeceğiz! Sen ya onu bizimle uğraşmaktan vazgeçtirirsin, ya da iki taraftan birisi yok oluncaya kadar, onunla da, seninle de çarpışırız!” deyip gittiler Onların bu kaba ve küstah tehditleri Ebu Talib’e çok ağır gelmişti Bunun için biran önce yeğenini çağırıp onunla durumu müzakere etmek istedi Amcasının çağrısına hemen icabet eden Sevgili Peygamberimiz (sav) geldikten sonra Ebu Talib Ona hitaben:
“Ey kardeşimin oğlu! Kavminin ileri gelenleri bana geldiler Şöyle şöyle söylediler Senden şikayetçi oldular Senden dolayı beni çok üzdüler Atalarına dil uzatmak, ilahlarını yermek gibi, onların hoşlanmayacakları şeylerden vazgeç! Hem bana, hem kendine acı! Güç yetiremeyeceğim, altından kalkamayacağım bir işi bana yük-leme!” dedi Peygamberimiz (sav), amcasının bu sözlerinden, fikir değiştirdiğini, artık yanın-da dikilip kendisine yardım etmekten âciz kaldığını, desteklemeyi bırakacağını, kendisini müşriklere teslim edeceğini sandı ve:
“Ey amca! Vallahi, bu işi bırakmam için Güneşi sağ elime ve Ayı sol elime koysalar da, Allah onu üstün kılıncaya ya da ben bu yolda ölüp gidinceye kadar bırakmam!” dedi Gözleri yaşardı ve ağladı Ayağa kalkarak dönüp giderken, Ebu Talib:
“Gel ey kardeşimin oğlu!” diye seslendi Peygamberimiz (sav) dönüp gelince, Ebu Talib:
“Ey kardeşimin oğlu! Git, istediğini söyle! İşine devam et! İstediğini yap! Vallahi, ben seni hiçbir zaman onlara teslim edici değilim!” dedi
Böylece Ebu Talib, yeğenini yalnız bırakmayacağını her halükârda onu destekleyeceğini bildirdi Bu sıkıntılı ortamda böyle bir kişiliğin yardımını sürdürmesine dair söz vermesi Sevgili Peygamberimizi memnun etti
Davet yolunda toplumda sivrilmiş, saygın kişiliklerin destek vermeleri ilahi bir rahmettir Eğer bu kişiler iman etmiş olsalar şüphesiz bu ilahi bir lütuf olur Şayet iman etmezseler bile onların bu desteklerinden istifade edilmesi gerekir Ancak bunların hatırına veya bunların desteklerini çekmeleri endişesiyle davadan taviz verilmez İslam davası açık ve nettir Buna bir şeyleri eklemek veya eksiltmek caiz olmaz En dağdağalı ve sıkıntılı dönemde bile ilahi mesajlarda taviz vermeyen Hz Peygamber (sav)’i örnek edinmek gerekir Rabbimiz Kitab-ı Keriminde peygamberine bu mesajı net bir şekilde ilan etmesini şu şekilde beyan buyurmuştur:
“De ki: “İşte bu, benim yolumdur Ben, Allah’a çağırıyorum Ben ve bana uyanlar aydınlık bir yol üzerindeyiz Al-lah’ı ortaklardan tenzih ederim! Ve ben ortak koşanlardan değilim” (Yusuf: 108)
Anlaşıldığı kadarıyla ilahi davet net ve açık bir şekilde tevhidi vazetmektedir Böylece İslam ve şirk bir arada bulunamaz Nasıl ki, Güneş doğduğunda gecenin/karanlığının son bulacağı bir hakikatse hakeza Tevhidin bulunduğu kalbte de şirk yoktur Bunun gibi şirkin de bulunduğu kalbte tevhid yoktur Hülasa bir mümin laik olamaz
Yukarıda görüldüğü gibi Sevgili Peygamberimiz, müşriklerden gelen hiçbir batıl teklifi kabul etmedi Günümüz şartlarında bakıldığında bu teklifler içinde cazip teklifler de mevcuttu Ancak Allah’ın peygamberi (ruhumuz ona feda olsun), bu tekliflerin hiç birine yanaşmadı Şüphesiz O biliyordu ki, bu dava ilahi olduğu gibi metodu da ilahi olmalıdır Bunu için de müminlere net ve orijinal bir nebevi metodu sünnet olarak bırakmıştır
İslam düşmanlarının davetçilere karşı sürekli izleye geldikleri bir metotları mevcuttur Başta islami daveti küçümserler Davanın gelişmesiyle paniklenirler ve bu sefer davayı ve davetçileri karalamaya başlarlar Her türlü yalan ve iftirayı kendileri için mubah görerek çeşitli iftiralarla davanın heybetini kırmaya ve saf zihinleri kirletmeye başlarlar Bununla da davanın önünü alamayınca bu sefer kaba kuvvetle ürkütmeye çalışırlar Müminlere eziyet ve işkenceleri reva görürler Müminlerin mallarına ve canlarına kast ederler Müminlerin bunda sebat etmeleri ve tavizsiz bir şekilde direnişlerine devam etmelerinin neticesinde bu sefer müminlerle uzlaşma yollarını ararlar Bunun için de ellerinden geldiği kadar taviz koparmak isterler Allah’ın yardımıyla bu merhalede de müminler sebat edip kendilerine sunulan cazip tekliflere iltifat etmezlerse artık şirk ve küfür onlara zarar veremeyecektir
Günümüzde emperyalizmin güdümünde müminlere karşı sürdürülen kirli savaşta bu mezkur taktiklerin tümünün kullanıldığına şahit olmaktayız Davetçi müminlere her türlü hakaret ve iftira reva görüldüğü gibi işkence ve baskının her çeşidini de uygulamaktadırlar Ama müminler hiçbir zaman işkence, baskı, yalan, iftira ve hatta şahadetlerle yılmamışlardır Maalesef zalimlerin cazip olarak sundukları tekliflere karşı taviz vererek hem kendilerine yazık etmişler ve hem de davalarına zarar vermişlerdir Allah’u Taala ayaklarımızı sabit tutsun ve siratel mustekimden ayırmasın

KAYNAKLAR
-İslam Tarihi: MAsım Köksal
-El Esas Fi Sünne: Said Havva
-Fukhu’s Siyre: DrM S Ramazan El Buti
-İslam Peygamberi: Prf Dr MHamidullah
-Peygamberimizin Hayatı: İmam Şibli
-Siret-i İbn-i Hişam
-Tarihü-l İslam: İmam Zehebi
-Muhammed Aleyhisselam: imamüddin Halil
-Hz Muhammed’in Hayatı: Mustafa Sibai
-Son Peygamber Hz Muhammed: Prf, Dr M EZehra
-Zadul Mead: İbn Kayyim El Cevzi
(M Bahaddin TEMEL)

 

Şem'a isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 03-16-2008   #2
Bilgiler
Süper Moderator
 
Bilgiler
Üyelik tarihi: Apr 2007
Mesaj: 4,240
İtibar
Tecrübe Puanı: 44
Rep Puanı : 1978
Rep Derecesi :
sahra Mükemmel bir geleceğe sahip.sahra Mükemmel bir geleceğe sahip.sahra Mükemmel bir geleceğe sahip.sahra Mükemmel bir geleceğe sahip.sahra Mükemmel bir geleceğe sahip.sahra Mükemmel bir geleceğe sahip.sahra Mükemmel bir geleceğe sahip.sahra Mükemmel bir geleceğe sahip.sahra Mükemmel bir geleceğe sahip.sahra Mükemmel bir geleceğe sahip.sahra Mükemmel bir geleceğe sahip.
sahra RSS Feed
Standart --->: Tavizsiz Davet



AminVerdiğiniz bilgiler için Allah razı olsun

 

sahra isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 04-01-2008   #3
Bilgiler
Süper Moderator
 
Bilgiler
Üyelik tarihi: Mar 2007
Mesaj: 11,364
İtibar
Tecrübe Puanı: 117
Rep Puanı : 3115
Rep Derecesi :
Şem'a Çok ünlü.Şem'a Çok ünlü.Şem'a Çok ünlü.Şem'a Çok ünlü.Şem'a Çok ünlü.Şem'a Çok ünlü.Şem'a Çok ünlü.Şem'a Çok ünlü.Şem'a Çok ünlü.Şem'a Çok ünlü.Şem'a Çok ünlü.
Şem'a RSS Feed
Standart --->: Tavizsiz Davet



Alıntı:
sahra´isimli üyeden Alıntı
AminVerdiğiniz bilgiler için Allah razı olsun
Sendende de Allah razı olsun

 

Şem'a isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 06-07-2008   #4
Bilgiler
Özel Üye
 
Bilgiler
Üyelik tarihi: Mar 2008
Mesaj: 7,137
İtibar
Tecrübe Puanı: 74
Rep Puanı : 2928
Rep Derecesi :
ßaran Çok ünlü.ßaran Çok ünlü.ßaran Çok ünlü.ßaran Çok ünlü.ßaran Çok ünlü.ßaran Çok ünlü.ßaran Çok ünlü.ßaran Çok ünlü.ßaran Çok ünlü.ßaran Çok ünlü.ßaran Çok ünlü.
ßaran RSS Feed
Standart --->: Tavizsiz Davet



Allah cc Razı oLsun Şem'a

 

ßaran isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 06-07-2008   #5
Bilgiler
Kıdemli Üye
 
Bilgiler
Üyelik tarihi: Mar 2008
Nerden: TÜRKİYE
Mesaj: 2,012
İtibar
Tecrübe Puanı: 22
Rep Puanı : 1253
Rep Derecesi :
zeynepirfan Gururlanmaya değer.zeynepirfan Gururlanmaya değer.zeynepirfan Gururlanmaya değer.zeynepirfan Gururlanmaya değer.zeynepirfan Gururlanmaya değer.zeynepirfan Gururlanmaya değer.zeynepirfan Gururlanmaya değer.zeynepirfan Gururlanmaya değer.zeynepirfan Gururlanmaya değer.
zeynepirfan RSS Feed
Standart --->: Tavizsiz Davet



Allah cc razı olsun

 

zeynepirfan isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Cevapla
Tags: ,

Anne - Baba | Beşikte Konuşanlar

Konu Araçları


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cvp son Mesaj
Davet Kelimesi ve Türevleri, Davetin Anlam Sahası, Davetin Alanı ve sahası mum İslami Dava ve İslami hareketler hakkında Yazılarınız ve Görüşleriniz 1 4 Hafta önce 03:25 AM
Düşünmeye/Tefekküre Davet Naksibendi Tefekkür ve Zikir 1 12-04-2008 13:27 PM
Davet ACİLSERVİS İslamda Tebliğ, Davet ve Yöntemleri 1 10-16-2008 10:53 AM

Frmacil | Yudumla | Dantel | Klup | Orgu | Oya | Derya TOPlist Saat 06:25 AM.


Powered by vBulletin® Version 3.6.11
Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Forum Etiketleri

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308