|
| | #1 |
| | ![]() Varakalar İbn Selam’lar ve Hirakliyus’lar 1 TabloMisafirleriyle konuşan adam oldukça ihtiyardı Artık gözleri de görmüyordu Yıllar önce halkının yanlış yolda olduğunu anlamış ve arayışları hıristiyan olması ile neticelenmişti Öyle alelâde bir hıristiyan da değildi Bu dinin alimlerinden sayılabilirdi Zira İbranice’yi biliyor ve gözlerini kaybetmeden önce İncil’in bu dildeki nüshalarını okuyup yazabiliyordu Tevrat ve İncil’den az-çok nasiplenmiş herkes gibi yakında Son Peygamber’in geleceğinden haberdar olan bu âmâ ihtiyarın adı Varaka idi![]() Varaka’nın misafirleri bir erkek ile bir kadındı Aynı zamanda akrabası olan bu yaşlı bilgeyi ziyaret etme fikri kadına aitti Şehrin en zengin ve soylularından birisi olan bu asil kadın, doğruluğuyla ve güvenilirliğiyle dillere destan olan bu erkekle onbeş sene önce evlenmişti Bu değerli misafirler Hazreti Hatice (r a) ve Hazreti Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem)’di![]() Hazreti Hatice’yi ve Allah Rasûlü’nü Varaka’nın evine getiren olay bir mağarada gerçekleşmişti: Kainatın Gözbebeği, henüz göklerin kendisine olan ilgisinden haberdar değildi Gerçi çocukluğundan beri fevkalâde hâdiseler yaşıyordu ama son zamanlarda hâli çok farklıydı Sadık rüyalar görüyordu; öyle rüyalar ki, ortaya çıkacak hâdiseleri sabah aydınlığı kadar net müşahede ediyordu Ayrıca yalnızlığı sever olmuştu Günlerce dağın zirvesindeki bir mağarada yalnız başına kalıyordu Arasıra eve uğruyor, açlığını bastıracak bir parça azık alıyor ve tekrar mağarasına dönüyordu İşte o gece, yine mağarada ibadetle meşgul iken ilk mesajlarını sadık rüyalarla aldığı gayb âlemiyle ve bu âlemin değerli elçisiyle tanıştı![]() Yaşadığı bu son tecrübeden çok etkilenen ve endişelenen Efendimiz, telâşla mağaradan indi Kalbi bir kuş kalbi gibi tir tir titriyordu Evine kapandı, örtüsüne büründü![]() Yâr-ı vefâdarı Hazreti Hatice, rahatlatıcı sözleriyle Efendimiz’i teskin etmekle kalmamış elinden tutup O’nu Varaka’ya getirmişti İşte şimdi ikisi de, gözleri görmeyen ihtiyarın karşısında oturuyorlardı![]() Allah Rasûlü ona başından geçenleri anlattı Varaka sonuna kadar dinledi ve kendinden emin bir edayla: “Gördüğün Hazreti Musa’ya gönderilen melektir, yani Cebrail ” dedi Sonra ekledi: “Keşke şu an genç olsaydım, keşke kavmin Seni vatanından çıkarırken hayatta olsaydım ” “Kavmim beni vatanımdan çıkaracak mı?” diye sordu Efendimiz “Evet” dedi Varaka, “Senin getirdiğin mesajla gelen hiç kimse yoktur ki, düşmanlığa maruz kalmasın Eğer o günleri görürsem sana elimden geldiğince yardım ederim ”Ne yazık ki, çok geçmeden vefat eden Varaka o günleri göremedi Ne Efendimiz’in insanları ebedî kurtuluşa davet edişini, ne Mekkelilerle olan mücadelesini, ne hicretini ve ne de Medine’deki gül devrini![]() ![]() Ancak iyi niyetinin mükâfatını fazlasıyla buldu Zira sonraları Efendimiz rüyasında onu bembeyaz ipekten Cennet elbisesiyle görecek ve onun Cennetlik olduğunu söyleyecekti![]() 2 Tablo:Şehir bir bayram havası yaşıyordu Zira günlerce beklenen Kutlu Misafir teşrif etmişti Şehir halkı öbek öbek O’nun gül yüzünü görmeye, hayat bahşeden sözlerini dinlemeye koşuyordu Bu yaşananları merakla seyreden insanlar da vardı Bazıları da sadece merakla değil; hasetle, kinle, nefretle seyrediyorlardı Bunlar şehrin yahudileriydi Hasetleri ve kızgınlıkları beklenen Elçi’nin kendi içlerinden geleceğine inanmalarından kaynaklanıyordu Öyle ki, bu inançlarından dolayı yıllarca Yesrib’in Arapları’na karşı fahirlenip durmuşlardı Şimdi ise tam tersi bir durum söz konusuydu![]() Şehrin değerli Misafiri’ne koşanlar arasında kıskançlık içinde kıvranan yahudi halkına mensup birisi vardı Bu, yahudilerin önde gelen âlimlerinden Abdullah b Selâm idi Yıllarca bekledikleri elçinin “O” olup olmadığını merak ediyordu O’nu etrafındaki topluluğa birşeyler anlatırken gördüğü ilk karşılaşma anında Allah Rasulü’nün mübarek dudaklarından şu sözler dökülüyordu: “Önünüze gelene selâm verin ve yemek yedirin ” Kutlu Nebî’nin sözlerindeki büyüye ve çehresindeki derinliğe vurulmuştu Hemen orada şehadet getirip müslüman olurken zihninden şu düşünceler geçiyordu: “Bu simada yalan yok Bu çehre ancak bir peygamberde olabilir ”Abdullah b Selâm’ın müslüman olması yahudiler arasında büyük yankı uyandırdı Bu, hiç ihtimal vermedikleri bir hâdiseydi ve hazmedilecek gibi değildi Aslında bütün yahudi ve hıristiyanlar, Allah Rasûlü’nü bilip tanıyorlardı, ama kin ve hasetleri inanmalarına mâni oluyordu Hem bu tanıma, o kadar kesin ve netti ki, inanmak için sadece Allah Rasûlü’ne bir kere bakmaları yeterliydi Zira onlar, geleceğini bildikleri Peygamber’i bütün şekil ve şemailiyle tanıyorlardı Zaten Kur’ân da şöyle diyordu: “Kendilerine kitap verdiklerimiz, O’nu öz oğullarını tanıdıkları gibi tanırlar (Buna rağmen) onlardan bir grup, bile bile gerçeği gizler ” (Bakara, 2/146) Bu ayetle alâkalı olarak Hazreti Ömer (ra), Abdullah b Selâm’a şöyle soracaktır: “Allah Rasûlü’nü öz evlâdın gibi tanıyor muydun?” “Evet” der Hazreti Abdullah, “Hatta öz evlâdımdan daha iyi tanıyordum Evlâdım hakkında şüphe edebilirim Belki, beni, hanımım kandırmıştır Fakat Allah Rasûlü’nün son peygamber olduğundan zerre kadar şüphem yoktur ” Bu cevap karşısında Hazreti Ömer öyle sevinir ki, yerinden fırlar ve Abdullah b Selâm’ı başından öper![]() 3 Tablo:Mekân oldukça genişti ve çok kalabalıktı Çeşit çeşit ve renk renk elbiseleriyle insanlar sıralanmışlar, yüzleriyle hep bir yöne teveccüh etmişlerdi Yöneldikleri noktada bir taht vardı ve üzerinde bir insan debdebeyle oturuyordu Bu, Doğu Roma İmparatoru Hirakliyus’du Kalabalık içinde imparatorun valileri, vezirleri ve komutanlarının yanısıra bir grup tüccar da bulunuyordu Bunlar Mekke’den Şam’a ticaret için gelmiş Araplar’dı ve orada, yani Beytü’l-Makdis’de imparatorun daveti üzerine bulunuyorlardı![]() Hirakl, bu gruba tercüman vasıtasıyla sordu: “Peygamberim diyen bu Zât’a neseben en yakın olan hanginizdir?” İçlerinden birisi cevap verdi: “Benim” Bu, Ebu Süfyan’dan başkası değildi İmparator onun öne çıkmasını ve arkadaşlarının da onun arkasında durmasını işaret etti Sonra tercümana dedi ki: “Bunlara söyle, ben bu Zât hakkında bu adama bazı şeyler soracağım Bana yalan söylerse onu tekzip etsinler ”Ebu Süfyan, arkadaşlarının da şahit olduğu o görüşmede adı yalancıya çıkmasın diye bütün sorulara doğru cevaplar vermek zorunda kaldı Hirakl, aldığı cevaplardan tatmin olmuş, hakkında sorular sorduğu Zât’ın son peygamber olduğuna kanaat getirmişti Ebu Süfyan ve beraberindekilere son sözleri şu oldu: “Eğer bu dediklerin doğruysa O, yakında ayağımı bastığım şu yerlere mâlik olacaktır Ben zaten bu Peygamber’in zuhur edeceğini biliyordum, ama sizin içinizden çıkacağını zannetmiyordum Huzuruna varabileceğimi bilsem O’nunla tanışmak için her türlü zahmete katlanırdım Yanında olsaydım eğer, ayaklarını yıkardım…”İmparator, sözlerini bitirdikten sonra kendisine Efendimiz tarafından gönderilmiş mektubu istedi Mektubu getiren elçi sanki bir meleği andırıyordu Nâme-i Şerif’i Hirakl’e verdi, o da okudu Okuması bitince yanında gürültü çoğaldı, sesler yükseldi ve Ebu Süfyan ve adamları huzurdan çıkarıldılar![]() Daha sonra Hirakliyus, Hımıs’daki sarayına Roma’nın asilzadelerini davet edecek, sonra yüksek bir yere çıkıp onlara şöyle diyecektir: “Ey Romalılar! Bu Zât’a biat edip kurtuluşa ve doğru yola ulaşmayı ve saltanatınızın pâyidar olmasını istemez misiniz?” Krallarından bu sözleri duyan halk galeyana gelip, yaban eşekleri gibi kapılara koşarlar Hirakliyus tebasının bu derece nefretini görünce müslüman olmalarından ümidini keser ve onları geri çevirtir Tekrar toplanan halka hitaben der ki: “Deminki sözlerimi dininize olan bağlılığınızı öğrenmek için söylemiştim Bunu gözlerimle gördüm ” Bu sözleri duyan Romalılar sevinirler, memnun olurlar ve imparatorlarına secdeye kapanırlar![]() Panaroma: Bazıları vardır ki bir ömür boyu bekler, coşkundur ama akacak mecra bulamaz Varaka… Beklediği şeyi göremeden gidenlerin remzi Rehberini bulduğunda onun uğrunda ölmeye azmedenlerin ama bunun kendisine nasip olmadığı kimselerin sembolü Bir kaç asırdır milletimizin o kadar çok Varaka’sı var ki, bir ömür boyu beklemiş ama milletimizin ikbalini yaşayamamış; dua etmiş ama dualarının kabulü nesilleri görememiş Asırlardır dünyadan o kadar çok Varaka gelip geçmiş ki, şehbal açmış Ruh-i revan-ı Muhammedî’yi duyamadan göçüp gitmiş![]() Bazıları da vardır ki, talih onun kapısına kadar gelir ama o kapısını sıkı sıkıya kapar ve talihsiz olarak ölür Hirakliyus… Müslüman olup olmadığı çok tartışılmış Yukarıda naklettiğimiz sözlerine binaen onun imanını gizleyen bir müslüman olduğunu söyleyenler olmuş Ancak ona gönderdiği mektubunda Efendimiz’in “Eslim teslem – Müslüman ol selameti bul” çağrısına cevab-ı sevap verip de hiçbir zaman İslâm’ı yaşamadığı ve üstelik müslümanlarla savaştığı için onu dinin dışında gören çoğunluk biraz daha haklı gibi Şöyle veya böyle herkes onun dünyaya takıldığında hemfikir Saltanatını imana veya o imanın gereğini ortaya koymaya tercih ettiği genel kanaat![]() Hakikata giden sayısız yol var denilmiştir Bu yolların üzerinde sayısız engeller de vardır tıpkı Cennet’e giden Sırat’ın üzerindeki demirden kancalar gibi Herkesin takıldığı kanca farklıdır: Kimisi makam-mansıba, kimisi korkuya, kimisi şehvete, kimisi enaniyete![]() ![]() Neye takılırsa takılsın, yolda kalanların hepsinin takıldığı şey fânidir bâkiye bedel Tercih ettiği dünyadır ahiret yerine![]() Abdullah b Selâm için söylenecek bir şey yok Zira gösterdiği hakşinaslığı için onu tebcil eden Kur’an’dır Gördüğü bir rüya münasebetiyle onun İslâm içinde en sağlam bir kulba tutunduğunu ikrar eden Allah Rasûlü’dür Zaten hayatta iken herkes Abdullah b Selâm’a, Hazreti Yusuf’un bu aziz torununa Cennetlik nazarıyla bakardı Onu başından öpmek Ömer’in işi, bize düşen bu büyük insanın ayağını öpmek ve ötede onunla beraber olmayı dilemek![]() Sonuç: Efendimiz bir gün mescitte oturmuş ashabına va’z u nasihatte bulunuyordu Sohbet sırasında mescide üç kişi geldi Birisi insanların arasında ilerleyerek en ön safa ulaştı ve oraya oturdu İkincisi en arkada bir boşluk buldu ve hemen oraya ilişiverdi Üçüncüsü ise insanların arasına katılmadı ve döndü gitti Efendimiz ashabına bu üç insanın hâlini şöyle yorumladı: “Birincisi Allah’a sığındı ve Allah da onu himayesine aldı İkincisi Allah’tan hayâ etti, Allah da hayâsına karşılık ona rahmet etti Üçüncüsü ise Allah’tan yüz çevirdi, Allah da ondan yüz çevirdi ”İnsanların çoğu, hayatı boyunca bazı hayırlı işlerle karşılaşır, o hayırlı işlerle meşgul olan insanlarla tanışırlar Bu hayırlı iş, inançsızlık karanlığında bulunan bazıları için iman olabilir; imana ulaşmış bazıları için Hak Dini olabilir; Hak Dini’ne mensup olan bazıları için o dine hizmet olabilir Her halükârda, en bahtiyar kullar bu hayır kervanının saff-ı evvelini tutanlardır En azından arkalarında bulunup destek olanlar da bu davranışlarının mükâfatını mutlaka göreceklerdir Yüz çevirip ilgisiz kalanlar veya o hayırlı işe düşmanlık eden talihsizler de her devirde mutlaka bulunacaktır![]() Halim Çalış
|
| |
| | #2 |
| Devamlı Üye ![]() | ![]() Allah razı olsun
|
| |
| | #3 |
| Devamlı Üye ![]() | ![]() Allah celle celaluhu sizdende razı olsun ![]()
|
| |
![]() |
| Tags: hirakliyus8217lar, ibn, selam8217lar, varakalar |
| Konu Araçları | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cvp | son Mesaj |
| Varliğın Sahibine ‘’hamd’’ Etmek! | bumerank | Dini, Güzel Yazılar / Makaleler | 4 | bir Hafta önce 08:22 AM |
| Kur’ân’in Allah Kelamı Olduğunu İspatta Bediüzzaman Said Nursi’nin Orijinal Bir Usûlü | İnşirah | Risale-i Nur | 2 | 2 Hafta önce 14:22 PM |
| Rasulullah (sas)’dan Selam Var! | Şem'a | O'nun adına yazılanlar | 3 | 3 Hafta önce 20:16 PM |
| ’’Yâ Allah!.. Yâ Nevfel!..’’ | elif07 | Peygamberimizin Hayatından Öyküler | 5 | 11-14-2008 20:31 PM |
| ABD İsrail’i İran’dan Korumak İçin Hayfa’ya Füze Gönderdi | rana | İslam Ülkelerinden haberler | 0 | 02-05-2008 20:40 PM |