Mumsema islam Arsivi
Anasayfa Forum Kuralları İletişim Bugünkü Mesajlar
Geri git   Mumsema islam Arsivi >
Siyer [Peygamberimizin Hayatı]
> Siyer Alt başlıklar > O'nun adına yazılanlar
Google
 
Kullanıcı ismi
Şifreniz
Kayıt ol Yardım Üye Listesi Ajanda Arama Bugünkü Mesajlar Bütün Forumları okunmuş kabul et SiteMap

Cevapla
 
Konu Araçları
Alt 04-21-2007   #1
Bilgiler
Administrator
 
Bilgiler
Üyelik tarihi: Jan 2007
Nerden: Türkiye
Mesaj: 12,931
İtibar
Tecrübe Puanı: 137
Rep Puanı : 7950
Rep Derecesi :
mumsema Çok ünlü.mumsema Çok ünlü.mumsema Çok ünlü.mumsema Çok ünlü.mumsema Çok ünlü.mumsema Çok ünlü.mumsema Çok ünlü.mumsema Çok ünlü.mumsema Çok ünlü.mumsema Çok ünlü.mumsema Çok ünlü.
mumsema RSS Feed
Standart Toplumda Güven Duygusunun Önemi ve Muhammed’ül Emin Olarak Peygamberimiz



Toplumda Güven Duygusunun Önemi ve Muhammed’ül Emin Olarak Peygamberimiz ]</B>

Sevgili Peygamberimiz, daha Peygamber olarak görevlendirilmeden önce içerisinde yaşadığı toplum tarafından "El-Emin=Güvenilen Kimse" olarak tanınmıştı Halk onu adından daha çok bu unvanı ile anıyordu Herkes ona güveniyor ve saygı duyuyordu Anlaşmazlıklarda onun hakemliğine baş vuruyor ve verdiği hükme râzı oluyordu Bunun pek çok örneği vardır Bunlardan birisini nakledelim

Kâbe Kureyş tarafından tamir ediliyor ve yenileniyordu Her aile binâdan bir hisseyi kendine ayırmıştı Bu suretle bütün Kureyş âileleri mukaddes Kâbe’nin inşâsına iştirak etmek şerefine koşuyordu Yalnız Hacer-i Esved’i yerine yerleştirme meselesi gündeme geldiği zaman, herbiri, bu şerefe ben nâil olayım diye, taşı yerine koymak istemiş, bu yüzden aralarında tartışma çıkmış, tartışma kavga halini almış, iş kılıç çekmeğe dayanmıştı Arapların eski bir adeti vardı; Önemli bir mesele için yemin ettiler mi parmaklarını kanla dolu bir çanağa batırırlardı Hacer-i Esved’i kendi elleriyle yerine koymak isteyenler de bu âdeti yerine getirmişler, bu uğurda canlarını fedâdan çekinmiyeceklerini bildirmişlerdi

İş kan dökülmesine varmıştı Kureyş’in en yaşlısı olan Ebû Ümeyye b Muğire şöyle bir teklifte bulundu Ertesi sabah Safâ kapısından girecek ilk zâtın hakem olarak kabûlü Bu teklifi yerinde buldular ve kabul ettiler Sabahleyin Kureyş âilelerinin en ileri gelenleri toplanmış , ilk gelecek zâtı gözetliyorlardı Hz Muhammed’in geldiğini görünce hepsi sevindiler Çünkü onun doğruluğunda, dürüstlüğünde asla şüpheleri yoktu O’na "El-emin" diyorlardı O’nu çağırdılar ve meseleyi kendisine arzettiler Hazreti Muhammed, burada da emsalsiz dirayet ve büyüklüğünü gösterdi Evvelâ bu şerefi yalnız kendi nefsine hasretmek istemiyerek, her kabileden bir adam seçti ve sonra bir yaygı istedi Herkes hayretle bakıyor ve ne yapacağını merakla takip ediyordu Yaygıyı getirdiler Hz Muhammed, Hacer-i Esved’i yaygının üzerine koydu ve seçtiği adamlara yaygının etrafından tutmalarını nezâketle rica etti Böylece Hacer-i esved’i konacağı yere taşımak şerefine hepsi nail olmuştu Yaygının üzerinde taşınan Hacer-i Esved yerine kadar yükseldikten sonra onu eliyle yerine yerleştirdi İşte bu şekilde kan dökülmesini önledi (1)

Hz Peygamber, Hz Hatice ile Peygamberliğinden uzun bir zaman önce evlenmiş ve onunla yirmibeş sene yaşamıştır Kendisine ilk vahiy geldiği zaman, Hz Hatice O’na fevkâlede bir destek verdi, O’nu rahatlattı, müjdeledi Hz Hatice O’na şöyle diyordu:

"Müjdeler olsun, sen sözün doğrusunu söylersin, emânete riayet edersin, akrabanla ilgilenirsin, güzel ve iyi ahlâklısın Sebat et Vallahi ben, senin, bu ümmetin Peygamberi olacağını umarım Hiç korkma! Allah seni hiçbir zaman utandırmaz, üzüntüye uğratmaz Çünkü sen akrabana bakarsın, işini görmekten âciz olanların yükünü taşırsın Yoksula, kimsenin veremediğini verir, kazandıramadığını kazandırırsın, misafirleri ağırlarsın, uğradıkları musibet ve felâketlerde halka yardım edersin(2)

"Önce en yakın akrabanı (Allah’ın azabıyla) korkut"(3) anlamındaki âyet-i celile inince Hz Peygamber Safâ Tepesine çıkarak:

-"Ey Kureyş topluluğu, size şu dağın eteğinde veya şu vadide düşman süvarisi var Üzerinize baskın yapacak desem, bana inanır mısınız?” Diye sordu Hepsi bir ağızdan;

-"Evet inanırız, çünkü şimdiye kadar senden hiç yalan duymadık, sen yalan söylemezsin" dediler O zaman Hz Peygamber ;

-"O halde ben size, önümüzde şiddetli bir azâb günü bulunduğunu, Allah’a inanıp, O’na kulluk etmeyenlerin bu büyük azâba uğrayacaklarını haber veriyorum Yemin ederim ki, Allahtan başka ibadete layık tanrı yoktur Ben de Allah’ın size ve bütün insanlara gönderdiği Peygamberiyim"(4)

Hz Peygamber, Mekke’de en güvenilir kimse olduğu için, bütün Mekkeliler en değerli şeylerini O’na emanet ederlerdi Bu güvenirliği yüzünden O’na "Muhammed’ül Emin" diyorlardı Kendisine Medine’ye hicret izni verilince, Hz Ali’yi çağırdı O’na:

"Ben Medine’ye gidiyorum Sen bu gece benim yatağımda yat, hırkamı üstüne ört Müşrikler beni yatıyor sansınlar, onlara bir şey sezdirme Sabahleyin şu emanetleri sahiplerine ver"(5) Görüldüğü gibi O, kendisinin canına kastedenlerin emanetlerine bile hıyanet etmemiştir

Hz Peygamber’in, Peygamberliğini duyan komşu ülkelerin başkanları, karşılaştıkları her Mekke’liden onun hakkında bilgi alıyorlardı İşte Bizans İmparatoru Hirakl, ticaret için Şâm’a gelmiş olan Ebû Süfyan’ı kabul ederek ona Peygamberimizle ilgili bazı sorular sormuştu Bu sorulardan birisi şöyle idi:

-"Peygamberlik iddidasında bulunan bu zâtın bundan önce hiç yalan söylediğini duydudunuz mu?" Henüz Müslümanlığı kabul etmemiş olan Ebû Süfyan:

-"Asla, yalan söylediğini hiç duymadık" diye cevap vermiştir(6)

Toplum’da güvenilir bir kişi olmanın temelinde üç unsur vardır Bunlardan birincisi ve en önemlisi doğruluktur Doğruluk, insan olmanın gerektirdiği bir yaşantı halidir İnsan herhangi bir faydası olur diye değil, sırf insan olmanın gereği olduğu için doğru olmalıdır Toplum’da güvenilir kişi olmanın başta gelen şartı doğru ve dürüst insan olmaktır Bütün hayatı boyunca içi ile dışı, özü ile sözü bir olan, meşhur ifadeyle, ya olduğu gibi görünen, ya da göründüğü gibi olan, Peygamberimizden başka bir insan göstermek mümkün değildir

"Emrolunduğun gibi dosdoğru ol"(7)
"Rabbimiz Allah’tır deyip sonra da dosdoğru olanlara korku yoktur ve onlar üzülmeyecektir" (8)gibi âyet-i kerimeler, Peygamberimizin hayatının her ânında yaşantı haline dönüşmüş olan ilâhi buyruklardır

Kendisine nasihat etmesini isteyen şahsa Hz Peygamber’in verdiği cevabın "Allah’a inanandım de" sonra dosdoğru ol"(9) şeklinde olması da doğruluğa verdiği önemi göstermeğe kâfidir

"Ticarî hayatta doğru sözlü ve her konuda kendine güvenilen bir ticaret adamı, âhirette Peygamber, sıddîkler ve şehitlerle beraber olacaktır"(10) buyuran Peygamberimiz; çarşıda dolaşırken bir yiyecek yığınının önünde durup, elini yığının içine daldırınca , belirli bir ıslaklığın farkına varır Bunun sebebi olarak, yağmurdan ıslanmış olabileceğini gösteren mal sahibine; ıslak tarafı herkesin görebileceği şekilde üste koyması gerektiğini söyledikten sonra; "bizi aldatan bizden değildir" (11) buyururlar

Bir an için bütün müslümanların; "bizi aldatan bizden değildir" hadis-i şerifine göre yaşadığını düşünelim Bu durumda imalatçı imal ettiği ürünü o günkü standartlara göre en kaliteli, müteahhit inşa ettiği binayı en sağlam, çiftçi ürettiği mahsülü en temiz şekilde üretecek ve bu gibi meslek erbabından oluşan bir toplum da o günkü standartlara göre her bakımdan en ileride, örnek alınacak bir toplum olacaktır

Doğru sözlü olmak, ne kadar insanî, İslâm’î ve ahlâkî bir özellik ise, yalancılık da o kadar gayr-i insânî , gayr-i İslâm’î ve gayr-i ahlâkî bir durumdur Yalanın merkezî kötülüğü, insanlar arasındaki ilişkileri temelinden sarsmasında aranmalıdır

Kur’an-ı Kerim; "Yalan sözden sakının"(12)
“Yalanı Allah’ın âyetlerine inanmayanlar uydururlar İşte onlar, yalancıların ta kendileridir”(13) vb gibi âyet-i kerimelerle, toplumun fertleri arasında sağlıklı ilişkiler kurma imkânını ortadan kaldıran yalancılığı kesin bir şekilde yasaklar Sevgili Peygamberimizin örnek hayatı da, yalan konuşmadan yaşanabileceğini somut olarak bize gösterir

Hz Pegyamber’in şu hadisi, yalancılık konusundaki tavrını açıkça ortaya koyar: Rasûl-i Ekrem; “Size günahların en büyüğünü haber vereyim mi?” diye sorunca, biz de; "Haber ver, ey Allah’ın Rasûlü" dedik Bunun üzerine Hz Peygamber şöyle buyurdu: “Günahların en büyüğü, Allah’a ortak koşmak, anne-babaya âsi olmaktır” Buraya kadar söylediklerini yaslanmış bir şekilde söylemiş olan Hz Peygamber oturdu ve şöyle devam etti: "Özellikle yalan konuşmamaya, yalan yere şâhitlik etmemeye dikkat ediniz" Yalancılık ve yalancı şâhitlik yapmaktan sakınmak üzerinde o kadar ısrarla durdu ki, sözünü hiç kesmeyeceğini zannettik"(14)

Toplumda güvenilir kişi olmanın önemli sebeblerinden ikincisi; kişinin söyledikleriyle yaşantısı arasında uyum bulunmasıdır Günümüzde ve geçmişte nice kanun koyucusu ve uygulayıcısı vardır ki, kendilerini çoğu zaman hukukun üstünde tutmuşlar ve koydukları kanunlara, savundukları fazilet prensiplerine uymayı başkalarından beklemişlerdir Bunun tek istisnası Peygamberlerdir ve özellikle sevgili Peygamberimizdir Gerçekten, kendi tebliğatını tatbik eden birisi olarak, Hz Peygamber’in pürüzsüz, kusursuz, örnek bir hayatı vardır

O, kendisini, mü’minleri mükellef tuttuğu görevlerin üstünde veya dışında görmemiş; bilakis ümmetinin en zâhid ferdinin kıldığından çok namaz kılmış, tuttuğundan çok oruç tutmuş, verdiğinden çok zekât ve sadaka vermiştir Şâyet insanlara tebliğ ettiği hükümlerin bizzat kendi nefsinde tatbikine mahal bulunmamışsa, o zaman bu kabil hükümlerin uygulamasına evvelâ en yakınlarından başlamıştır Nitekim fâizi her çeşidiyle kesin olarak yasakladığında, işe önce amcası Abbâs’ın faiziyle başlamış; câhiliyye âdetlerinden olan kan davâsını lağvederken de ilk kaldırdığı, amcalarından Hâris’in torunu, Âmir’in kan dâvâsı olmuştur

Hz Peygamber, biri ne pahasına olursa olsun, kendisini durdurmağa ve başarısız kılmağa çalışan müşrikler, biri faaliyetlerini gizlice yürüten münâfıklar, biri de en ince teferruatına kadar hayatlarının her safhasında kendisini örnek almaya çalışan ashâb-ı kiram olmak üzere üç grup insanla iç içe yaşıyordu Bu üç grup insan, gaye ve niyetleri farklı olmakla beraber, aynı dikkat ve titizlikle Hz Peygamber’in hayatını takibe almış bulunuyorlardı Buna rağmen bu gruplardan hiçbiri Hz Peygamber’e "Bize söylediklerini niçin yapmıyorsun? diyecek bir sebep ve vesile bulamamıştır Aksine, ashabına kolay olanı emrederken, kendisi için zor olanı tercih etmiştir

Nitekim, "Savm-ı Visâl" denilen ve araya iftar ve sahur koymadan oruçlu günleri peşpeşe ulamak demek olan oruç çeşidini menetmiş iken, kendisinin aynı şeyi niçin yaptığı sorulmuş; cevâben de: "Ben sizin gibi değilim (Rabbım tarafından) yedirilir, içirilirim"(15) buyurmuşlar; yani bir mânâda "Benim takatım için olan her şey size kolay olmayabilir" demek istemiştir Yine kuşluk namazı gibi, teheccüd namazı gibi ümmeti hakkında mendûb olan bir takım ameller, Hz Peygamber hakkında vâcip bir görev olmuştur(16)

Hz Peygamber’in bu örnek davranışları, İslâm’ı kendilerine tebliğ ettiği kişiler üzerinde tesir bırakan önemli bir faktör olmuştur

Umman Meliki el-Culendi’ye, Hz Peygamber’in İslâm’a da’vet mektubu ulaştığı zaman , Peygamberimizin hayatı hakkında bilgiler edinen melikin sözleri şöyle olmuştur: "Allah beni bu ümmî Peygambere delâlet etmiştir O Peygamber, hiçbir iyiliği kendisi ilk tatbik eden olmaksızın emretmiyor; hiçbir kötülüğü de kendisi ilk terkeden olmaksızın nehyetmiyor O, mutlaka gâlip gelecektir, engellenemiyecektir; mutlaka üstün çıkacak, darda bırakılmayacaktır O, ahde vefa gösterir, va’di yerine getirir Ben kesinlikle kabul ediyorum ki O, bir Peygamberdir"(17)

Yüce Allah, sözle yapılan da’vete fiilen örnek olmayı emreder: “İnsanları Allah’a çağıran ve kendisi de salih amel işleyen ve ‘Ben müslümanlardanım’ diyen kimseden daha güzel sözlü kimdir?”(18)

İnsanlar örnek görmek isterler Psikoloji ve Pedagojide, örnek almanın doğurduğu "taklit fonksiyonu"nun büyük değeri vardır Her taklit olayı önce insanların ruhlarında arzu, ihtiyaç, itikat ve fikir şeklinde doğar Daha sonra bunlar, hareket ve davranışlar, âdet ve alışkanlıklar şeklinde yaşayışa intikal eder(19)

Dünyanın ahlâk mürşidleri içinde "Buda" nın önemli bir yeri olduğu söylenir Fakat acaba Hindistan’da bir kimse, Buda’nın nasıl yaşadığını, Buda’nın telkinleriyle hayatı arasında bir münasebet bulunup bulunmadığını bilir mi? Fakat Hz Peygamber; "Niçin yapmayacaklarınızı söylüyorsunuz?"(20) prensibini bütün insanlığa tebliğ etmiştir Çünkü kendisi, telkin ettiğini hayatında tatbik ederdi Başkalarına izah edip öğrettiği edep ve ahlâk kaidelerini, kendisi en mükemmel surette yaşardı (Asr-ı Saâdet, c, 2, s, 61)

İslâmiyet kılıçla yayılmıştır diyenler çok büyük insafsızlık etmektedirler İslâmiyet kılıç zoruyla yayılmamıştır Şu olay bunun en çarpıcı delilidir: "Ashab-ı kiramdan Üsâme b Zeyd şöyle anlatır: “Hz Peygamber bizi bir seriyye halinde düşmana karşı göndermişti Sabah vakti Cüheyne Kabilesine baskın düzenledik Ben hemen bir kişiyi yakaladım Yakaladığım adam "Lâ ilâhe illallah" dediği halde onu öldürdüm Bunun üzerine beni bir düşüncedir aldı Dönüşte olayı Peygamberimize anlattım Hz Peygamber, "Lâ ilâhe illallah dediği halde onu nasıl öldürdün?" buyurdu (bir başka rivayette) "Lâ ilâhe illallah’ın elinden seni kim kurtaracak" Ben de: "Ey Allah’ın Rasûlü! O, bunu kılıç korkusuyla söylemişti" dedim Bunun üzerine bana şu sert cevabı verdi: "Sen onun kalbini yarıp baktın mı? Lâ ilâhe illallah’ı samimiyetle mi yoksa silah korkusuyla mı söylediğini nasıl anladın?" Hz Peygamber bu azarını o kadar çok tekrar etti ki, keşke bu günden sonra müslüman olsaydım da bu hâdise ile karşılaşmasaydım diye temenni ettim”(21)

İslâmiyet, İslâm Peygamberi Hz Muhammed’in örnek ahlâkı sayesinde yayılmıştır O’nun mübarek hayatı, güzel ahlâkı, görenleri kendisine celbediyordu Ondaki yüksek insanlığa hayran kalanlar, İslâm nurunun câzibesine bir pervâne gibi kendilerini verirlerdi Bu bakımdan İslâmiyet önce Allah’ın yardımı, sonra da Hz Muhammed’in örnek ve yüksek ahlâkı sayesinde yayılmıştır(22)

Peygamberimizin güzel ahlâkı ve örnek yaşayışı, İslâm’a girenlerin, imanlarının kökleşip derinleşmesine, girmeyenlerin de imrenip İslam’a girmelerine vesile olmuştur

Hz Peygamber Medine’ye hicret ettiği zaman O’nu ilk kez gören Yahûdi bir âlim Abdullah b Selâm, intibâını ve İslâm’a girmesine vesile olan hususu şöyle dile getirir: "O’nun yüzünü gördüğüm zaman bir yalancı yüzü olmadığını derhal anladım"(23)

Peygamberimizi öldürmek niyeti ile gelen bir bedevî de O’nun yüzünü görüverdiği anda "aklının gittiği, nefsinin zayıfladığı" itirafında bulunur"(24)

Toplumda güvenilir olmanın unsurlarından biri de âdil olmak ve insanlar arasında ayrım yapmamaktır Bu konuda Hz Peygamber yine ideal örnektir İşte onun hayatından birkaç tablo:

Müşrikler tarafından, Peygamberimizle görüşmek üzere elçi olarak gönderilen Ebû Râfi, Medine’de onunla görüştükten sonra, kendisine olan muâmeleden dolayı İslâm’ı kabul ederek, Medine’de kalmak istemişti Fakat Hz Peygamber, elçinin kendi arzusuyla kalmasını; alıkonulmuş gibi zannedilmesini uygun görmeyerek, Ebû Râfi’ye evvelâ Mekke’ye dönmesini, sonra tekrar Medine’ye gelmesini tavsiye etmiştir(25) Mekke’li müşriklerden Osman İbn-i Talha, Kâbe’nin anahtarını taşırdı Hz Peygamber’in Kâbe’ye girmesine engel oldu "Peygamber olduğunu bilseydim, O’nun girmesine engel olmazdım" dedi Hz Peygamber, içeri girip çıktıktan sonra amcası Abbas, anahtarın kendisine verilmesini istedi Peygamberimiz ise, anahtarın yine eski sahibine verilmesini emretti O’nun bu emri, neticede İbn-i Talha’nın müslüman olmasına sebep oldu(26)

Adalet konusundaki hassasiyetini dile getirmesi ve adâletin nasıl uygulanması gerektiğini göstermesi bakımından şu rivâyet son derece anlamlıdır:

Mahzum oğulları kabilesinden bir kadın hırsızlık yapar Kabile üyeleri, bu kadını affetmesi için Hz Peygamber’le kimin konuşabileceğini araştırır Fakat bu konuyu Peygamberimize söylemeye kimse cesaret edemez Sonunda Üsâme b Zeyd, Hz Peygamber’den kadını affetmesini ister Bunun üzerine Rasül-i Ekrem şunları söyler: "İsrailoğulları, aralarından mevki ve makam sahibi kişiler hırsızlık yaparsa onlara dokunmazlardı Ama zayıf ve kimsesiz kişiler hırsızlık yaptığında onları cezalandırırlardı Eğer hırsızlık yapan bu kadın Mahzum oğullarından değil de kendi kızım Fâtıma bile olsaydı, onu da cezalandırırdım"(27)

Toplumda güven duygusu büyük önem taşır Bu duygunun toplum fertleri arasında bulunmaması, toplumun birlik ve beraberliğini etkiler Bu özelliği kaybeden milletin varlığı çöker, huzuru bozulur Kendilerine kamu görev ve sorumluluğu verilecek olan kimselerde aranacak özelliklerin başında onların dürüst ve güvenilir olmaları gelir Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyrulmaktadır: “Allah size emânetleri ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz vakit adaletle hükmetmenizi emrediyor Şüphesiz Allah, her şeyi bilen ve görendir”( 28)

İşte toplum için güven duygusunun önemi ve Muhammed’ül-Emin olarak Peygamberimiz

Peygamberimizin doğumunu kutlarken , bizlere düşen O’nun güzel ahlâkını hatırlamak ve O’na uyma azmimizi tazelemektir

-----

1- Tecrid-i Sarih Tercemesi ve Şerhi, c 6, s 0, 31; A Himmet BERKİ, Osman KESKİOĞLU, Hz Muhammed ve Hayatı, DİB Yayını, Ankara 1991, s 50, 51
2- Prof Dr Hüseyin ALGÜL, Âlemlere Rahmet Hz Muhammed, TDV Yayını, Ankara 1994, s 29
3- Şuarâ , 214
4- İrfan YÜCEL, Peygamberimizin Hayatı, DİB Yayını, Ankara 1998, , 54
5- age, s 91, 92
6- Buhâri, Bedü’l-Vahy, 1
7- Hûd, 112
8-Ahkaf, 13
9 ) Müslim, İman, 87
10- Tirmizi, Bûyu’, 4
11- Müslim, İman, 45; Ebû Dâvud, Bûyu’, 50
12- Hac, 30
13- Nahl, 105
14- Müslim, İman, 87
15- Bûhari, Savm, 48
16- Bkz Tecrid-i Sarih Tercemesi, c 4, s 14
17- Prof Dr Ahmet ÖNKAL, Rasûlüllah’ın İslâm’a Davet Metodu, Konya 1990, s 214, 215
18- Fussilet, 33
19- Önkal, 214-215
20- Saf, 2
21- Müslim, İman, 41; Ebû Dâvûd, Cihad, 95
22- A H BERKİ , O KESKİOĞLU, age, s 212
23- Tirmizi, Kıyamet, 42
24- ÖNKAL, age, s 218
25- A Reşit Turnagil, İslâmiyet ve Milletler Hukkuk İ Ü Hukuk Fakültesi Mecmuası, c 8, sayı, 3-4, s 369
26- İbn-i Kesir, Tefsir’ul-Kur’an-ıl-Azim, c 2, s 299 27- Buhâri, Ahkâm, 12 28- Nisa, 58

 

mumsema isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 06-30-2008   #2
Bilgiler
Devamlı Üye
 
Bilgiler
Üyelik tarihi: Jun 2008
Mesaj: 1,707
İtibar
Tecrübe Puanı: 18
Rep Puanı : 46
Rep Derecesi :
Ravya Seçkin bir yolda.
Ravya RSS Feed
Standart --->: Toplumda Güven Duygusunun Önemi ve Muhammed’ül Emin Olarak Peygamberimiz



Allah razı olsun

 

Ravya isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 4 Gün önce   #3
Bilgiler
 
Bilgiler
Üyelik tarihi: Nov 2007
Mesaj: 95
İtibar
Tecrübe Puanı: 1
Rep Puanı : 19
Rep Derecesi :
gönülgözü Seçkin bir yolda.
gönülgözü RSS Feed
Standart --->: Toplumda Güven Duygusunun Önemi ve Muhammed’ül Emin Olarak Peygamberimiz



Toplum’da güvenilir bir kişi olmanın temelinde üç unsur vardır Bunlardan birincisi ve en önemlisi doğruluktur
Allah razı olsun

 

gönülgözü isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Cevapla
Tags: , , , , , , ,

Böyle sevebiliyormuyuz.??? | Peygamberimizin hoşgörü ve güvenirliliği ve adaleti

Konu Araçları


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cvp son Mesaj
Müslümanlar Olarak Kitlelere Güven Verebiliyor muyuz? mumsema Dini, Güzel Yazılar / Makaleler 1 4 Gün önce 02:26 AM
Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav) mumsema Peygamberimizin Hayatı 2 08-26-2008 23:34 PM
Bir baba olarak Peygamberimiz mumsema O'nun adına yazılanlar 10 07-26-2008 12:45 PM
Peygamberimiz HZ. Muhammed S.A.V. Hayatı 16 CD...! istediginizi indirin ksklife Dini Klipler & İlahi Ezgi ve Şiir Klipleri 6 05-31-2008 21:18 PM
Peygamberimiz Hz. MUHAMMED(S.A.V.) pegasus Dini Kitaplar 0 04-24-2007 00:18 AM

Frmacil | Yudumla | Dantel | Klup | Orgu | Oya | Derya Yudumla TOPlist Saat 14:12 PM.


Powered by vBulletin® Version 3.6.11
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Forum Etiketleri

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293