Mumsema islam Arsivi

Geri git   Mumsema islam Arsivi > Siyer [Peygamberimizin Hayatı] > Siyer Alt başlıklar > O'nun adına yazılanlar

Forum Alev


Peygamber Efendimiz'in Bir Gunu ile ilgili Benzer Konular
233 Kez Görüntülendi

Peygamber Efendimiz'in doğduğu ev..
Peygamber Efendimiz'in gençlere nasihati Fon eşliğinde çok güzel
Peygamber Efendimiz'in gusül abdesti alışı
Peygamber Efendimiz'in hoşlanmadığı davranışlar
Peygamber Efendimiz'in Akşam duası
Cevapla
 
Konu Araçları
Alt 20-03-2008   #1
 
Standart Peygamber Efendimiz'in Bir Gunu


Peygamber Efendimiz'in Bir Gunu Mumsema İslam Arşivi Peygamber Efendimiz'in Bir Gunu
Peygamber Efendimiz'in Bir Gunu

Yeryuzunde gunluk hayat sabah gun dogmadan baslar Sebnemlerin olusmasindan, tomurcuklarin acilmasina; kuslarin otusunden, nesimin esmesine varincaya kadar hemen butun varlik kendilerine mahsus dilleriyle gun dogmadan kulli bir zikir halkasina otururlar

Normal bir omur yasamis herhangi bir insanin hayatindan yirmi dort saatlik kisa bir dilimi, yani 'bir gun'u anlatmak, o kisiyi tanitma adina ciddi yetersizlikler tasir Zira yasanan gunlerin hemen hic biri digeriyle ayni degildir Hele o kisi Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) gibi,

-- gokler otesi âlemle surekli irtibat halinde,
-- manen surekli yukselen,
-- her biri ayri bir heyecan verici ve hayati yeniden insa edici vahiyler alan,
-- butun insanligin dertlerine derman olmakla gorevlendirilmis,
-- her yonu hikmet dolu bir aile reisligi yapan,
-- can dostlarinin yani sira azili dusmanlari da olan,
-- yuzu daha cok ahirete donuk,
-- engin bir ibadet hayati yasayan,
-- gecmis ve gelecek insanlar arasinda butun guzelliklerde zirveyi tutan,

mustesna bir zat ise ve konu kisa sayilabilecek bir makale cercevesinde ele alinacaksa, is daha da zorlasacaktir Ancak Efendimiz'in hayati hemen her gunu ile tesbit edildiginden oturu bu zorluk kismen hafiflemektedir Okuyucu O'nun (sallallahu aleyhi ve sellem) diger gunlerini de bildiginden oturu kolay bir sekilde irtibat kurabilir ve bir butunluk elde edebilir Gunu belli dilimlere ayirarak, ayni gunde olmazsa bile, o zaman diliminde genellikle islenen fiilleri, sahih kaynaklar isiginda ele alarak konuyu islemeye gayret ettik

Asr-i Saadet ve sonraki donemlerde gunler daha cok cami etrafinda ve namaz merkezli gectiginden, gunu namaz vakitlerinin sayisinca bese bolduk Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) ve o cizgide gidenlerin hayatinda gecenin ayri bir onemi oldugundan onu da ayri bir dilim olarak ekledik

Sabah

Yeryuzunde gunluk hayat sabah gun dogmadan baslar Sebnemlerin olusmasindan, tomurcuklarin acilmasina; kuslarin otusunden, nesimin esmesine varincaya kadar hemen butun varlik kendilerine mahsus dilleriyle gun dogmadan kulli bir zikir halkasina otururlar Zira bu saatler baharin baslangicina, insanin rahm-i madere dustugu doneme, yer ve goklerin alti gunluk yaratilis serencamesinin birinci gunune benzer, onlari hatirlatir ve onlardaki suunât-i Ilahiyeyi ihtar eder Insan da, diger varliklarin cibillî bir sekilde kurmus oldugu zikir halkasina, suurlu bir sekilde istirak eder ve basta namaz olmak uzere degisik zikir ve aktivitelerle gune baslar

Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) de gune sabah namazi ile baslardi Bilindigi gibi Medine'de cok sade ve mutevazi olan hane-i saadetleri mescidin avlusunun bir tarafini olusturuyordu1 Âmâ bir sahabi olan Abdullah b Ummi Mektum'un okudugu ezanla sabah namazinin vakti girer,2 Hz Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) odasinda sunneti kilar ve farzi kildirmak uzere mescide cikardi Mescide gelemeyecek kadar ciddi mazeretleri olanlar disinda, Medine'de bulunan butun Muslumanlar her farz namazi Efendimiz'in arkasinda kilmaya gayret ederlerdi

Namazdan sonra her gun, gunes belli bir yukseklige cikincaya kadar once tesbihatini ve o vakte ait mutad evradini yapar, sonra yuzunu ashabina donerek bagdas kurar ve ashabiyla sohbet ederdi Bu sohbetler sirasinda gundelik konulardan, tarihi hatiralara, ruya tabirlerinden, imana hizmet konularina, sorulara cevap vermekten, sikintisi olanlarin sikintisini gidermeye varincaya kadar beseriyetin geregi olan bircok mesele konusuluyordu Yani ibadet halkasindan hemen sonra tam bir ilim ve irfan halkasi kuruluyordu3

Bu ilim ve irfan halkasinin her gun kuruldugu su olaydan anlasilmaktadir: Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem), onlari te'dip etme ve sonrakilere de bu konuda yapilmasi gerekeni ders verme adina, yaklasik bir ay hanimlariyla konusmama karari aldigi gunun sabah namazini kilar kilmaz, mutad olan sohbeti yapmadan hemen Mesrube adi verilen cumbaya cekilmisti Basta Hz Omer (ra) olmak uzere butun sahabe onemli bir sey oldugunu anlamislardi Gercekten de bazi ayetlerin nazil olmasina sebebiyet veren Îlâ Hadisesi vuku bulmustu Oyle anlasiliyor ki bundan once sabah sohbetleri hic terk edilmemisti On yili askin bir sure, her gunun en verimli vaktinde ve en az bir saat suren "Peygamber Sohbeti" kisiye neler kazandirir, her halde onu ancak yasayanlar bilir

Bazi rivayetler Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem)'in kusluk vaktine kadar mescitte oturmaya devam ettigi ve Kusluk Namazini kildiktan sonra ayrildigina isaret etmektedir Nitekim bunu tavsiye eden bir hadisi serifte su ifadeler bulunmaktadir: "Kim sabah namazini kildiktan sonra yerinde bekler ve iki rekât kusluk namazi kilincaya kadar sadece hayirli seyler konusursa, denizin kopugu kadar hatalari olsa bile af olur"4

Bu sohbetler sirasinda bazen ashabin gordugu ruyalarin da tabir edildigine isaret etmistik Efendimiz namazdan sonra "Mujdeleyici (ruya) goren var mi?" diye sorar ashap da gordukleri ruyalari anlatirlardi Bu konuyu ve gordugu ruyayi Abdullah b Omer (ra) soyle anlatiyor: "Hz Peygamber'in sagliginda ashaptan birisi bir ruya gorunce, onu Hz Peygamber'e anlatirdi Ben de bir ruya gormeyi ve Allah Resulune anlatmayi cok arzu ederdim O sirada gencecik bir delikanliydim ve mescitte uyurdum Bir gun, soyle bir ruya gordum: Iki melek beni yakalayarak Cehenneme goturduler Cehennem, kuyu duvari gibi tasla orulmus olarak gorunuyordu Iki boynuz gibi iki yani vardi Burada, kendilerini yakindan tanidigim kimseler de vardi O anda "Cehennem'den Allah'a siginirim!" demeye basladim Bu sirada yanimiza baska bir melek gelerek bana, "Korkma, sen buraya atilmayacaksin Senin icin tasa ve endise yoktur" dedi

Bu ruyayi goren, Hz Omer'in oglu Abdullah'ti O, her yonuyle babasiyla atbasi giden bir insandi Dusunun ki, babasindan sonra onu, hem de o gunun insanlari, baslarinda halife gormek istiyorlardi Eger Hz Omer bizzat mani olup "Bir evden bir kurban yeter!" demeseydi, belki de ummet onu halife sececekti O, hem bir ilim okyanusu hem de takva ve zuhdun zirvesinde bir insandi

Abdullah (ra) soyle devam ediyor: "Bu ruyami Hz Peygamber'in hanimi olan ablam Hafsa'ya anlattim O da Efendimiz'e anlatinca soyle buyurmus: "Abdullah ne iyi insandir; keske gecenin bir kisminda kalkip da ibadet etmeyi âdet edinseydi!" Zira cehennem seklinde onun nazarina arz edilen, berzah azabina ait bir tablodur O tabloyla gosterilen azaba maruz kalmamanin tek yolu ise, gecenin ibadetle aydinlatilmasidir Abdullah'in kolesi Salim, "bu olaydan sonra Abdullah, az bir kismi haric, geceleri uyumazdi," der5

Kusluk namazi kilindiktan sonra oradan bir yere gidilmeyecekse Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) eve doner ve evde yiyecek bir sey olup olmadigini sorardi Sayet yiyecek bir sey varsa kahvalti yapar yoksa "oyle ise orucluyum"6 der o gunu oruclu gecirirdi "Bir sey var" denildigi zamanlarda var olan sey genelde sut, hurma, bir kac dilim kuru arpa ekmegi vb seylerdi Yani evlerinde ne bulurlarsa onu yerler, yemekler arasinda ayirim yapmazlardi O'nun yemeginden soz eden hanimlari ve arkadaslari su sozleri kullanirlar:
-- Medine'ye hicretinden vefatina kadar Allah Resulunun ailesi uc gun arka arkaya bugday ekmegi ile karnini doyurmadi

-- Bazen acliktan karnina tas bagladigi olurdu
-- Hane-i saadette en cok yenilen-icilen iki sey vardi:Hurma ve su
-- "Ben Allah'in kolesiyim ve kole gibi yemek yerim" der dizleri ustune oturarak yerdi7
-- Acikmadan yemez ve doymadan kalkardi

Bu ve benzeri ifadelerden sunu anliyoruz: Efendimiz'in hayatinda yemek isi, gunumuzde oldugu gibi hayatin merkezinde yer almiyor, gundelik hayat yemek ogunlerine gore sekillenmiyor, yemek icin fazla zaman harcanmiyor, yemek olmadigi zaman problem yapilmiyor, mukellef sofralar kurulmuyor, sohbetlerde surekli yemek cesitlerinden soz edilmiyor, daha guzel bir yemek icin kilometrelerce yol kat' edilmiyordu Durum boyle olunca da, gunumuzun tam aksine, diger onemli seylere daha cok vakit ve para ayriliyordu

Hz Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) ogleden once bir sure dinlenirdi Bilindigi gibi insanin biyolojik yapisi uykuya ihtiyac duyacak sekilde yaratilmistir Durup dinlenmeden faaliyet gosteren beden, bir sure sonra enerjisini yitirip yipranmakta ve degisik hastaliklara davetiye cikarmaktadir Onun icin kisinin geceleri uyuyup dinlenmesi vazgecilmez bir ihtiyactir Ancak, gece ibadet ve benzeri faaliyetlerle ugrasildigi icin yeterince dinlenememek, is yogunlugu ve stresten oturu dikkatin dagilmasi ve bedenin yorulmasi ve sicak iklim sartlarindan oturu, bir de gunduz uyuyup dinlenme soz konusudur Islamî, literaturde buna kaylûle denilmektedir Turkcemizde buna ogle uykusu veya ogle oncesi uyku demek mumkundur

Hz Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)'in bu saatlerde bir sure dinlenmeyi tavsiye etmesinin yani sira, bir nevi âdet haline getirmis olmasindan oturu, kaylûle sunnet olarak kabul edilmistir Ibn Abbas'in rivayet ettigi hadiste Allah Resulu (sallallahu aleyhi ve sellem), "gunduz orucuna sahur yemegiyle, gece ibadetine ise ogle uykusuyla (kaylûle) yardimci olun!"8 derken, Enes b Malik'in rivayet ettigi hadiste ise annesi Ummu Suleym'in, hemen her gun, evinde Hz Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) icin bir sergi serdigi ve Efendimiz'in orada kaylûle yaptigi aktarilmaktadir9

Gunluk hayatlarinda ogle uykusuna mutlaka yer veren sahabe-i kiram ise, cuma gunleri, cuma namazi kilindiktan sonra, diger gunlerde ise, ogleden once, dinlendiklerini ozellikle vurgulamaktadirlar10 Diger bir hadiste ise kaylûlenin, fitrata uygun bir ahlak (aliskanlik) oldugu ifade edilmistir11

Ogle

Ogle zamani, bir yilla kiyaslandiginda yaz mevsiminin ortasina, insan omruyle kiyaslandiginda gencligin kemaline, dunyanin omru ile kiyaslandiginda dunyada insanin yaradilis devrine benzer ve onlardaki rahmet tecellilerinin nimetlerini hatirlatir

Ogle, gunduzun kemale erip zevale meylettigi, gunluk islerin belli bir seviyeye getirildigi, is yogunlugundan uzaklasarak kisa bir dinlenmege ihtiyac duyuldugu, fâni dunyanin gecici ve agir islerinin verdigi gaflet ve yorgunluktan ruhun teneffuse ihtiyac hissettigi bir andir Insan ruhu, bu sikici atmosferden kurtulmak, Yuce Rabbinin huzuruna cikip el baglayarak nimetlerine sukur ve hamd edip yardim dilemek, celal ve azametine karsi rukû ve secde ile aczini ortaya koymak uzere ogle namazini kilmaya buyuk bir heves ve ihtiyac duyar Hele bu namaz Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem)'in arkasinda kilinacaksa

Evet, Hz Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem), buyuk bir istiyakla camiye kosan ashabina gun ortasinda ogle namazini kildirirdi Eger o gun haftanin Cuma gunu ise bambaska bir cosku ile yani bayram havasinda namaza hazirlanilirdi Tirnaklar kesilir, banyo yapilir, yeni elbiseler giyilir, kokular surulur, her gunden daha erken camiye gidilir, Efendimiz'in hutbesine kulak verilir ve ardindan da namaz kilinirdi Ozellikle bu namaza cocuk ve kadinlar diger vakitlere nazaran daha cok istirak ederlerdi

Kaynaklarimizda duzenli bir sekilde yenilen ogle yemeginden soz edilmemektedir Fitir sadakasi veya bazi keffaretlerin miktari belirlenirken gunde iki ogun uzerinden hesaplanmasi gosteriyor ki, sabah ve aksam yemeklerine ek olarak ucuncu bir ogun bulanmamaktadir Boylece, sabah kahvaltisini sahurda yiyen kisinin gunlerini ne kadar kolay bir sekilde oruclu gecirebilecegi de daha iyi anlasilmaktadir Aslinda gunumuzde de iki ogunle yetinmek hem zaman kazanma, hem butce dengeleri, hem de saglik acisindan tavsiyeye sayan olmanin otesinde uyulmasi gereken bir sunnettir Elbette seker hastaligi vb durumlar bundan istisna edilir

Hz Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) zaman zaman ashabina ziyaretlerde bulunur, gundelik mesgalelerini deruhte eder, devlet baskani olarak kamuyu ilgilendiren islere bakar, nazil olan ayetleri vahiy kâtiplerine yazdirir, hemen yerine getirilmesi gereken emirler varsa bunlari bir munadi vasitasiyla halka duyurur ve gelen misafirlerle ilgilenirdi Mesela hicretin sekizinci yilindan itibaren yogun bir elciler ziyareti yasanmistir Gunun bir bolumu bu elcileri karsilama, agirlama, soru ve isteklerine cevap verme ve ugurlama ile gecmekteydi

Arabistan'in cesitli bolgelerinde yasayan kabileler, Musluman olmak veya Musluman olduklarini bildirmek ve kabul ettikleri Islâm Dini'nin esaslarini ogrenmek uzere, Peygamber Efendimiz'e heyetler gonderiyorlardi Bunlarin sayisi 70'i asmaktadir Ilk heyet, Hevâzin Kabilesi'nden Hicretin 8'inci yilinda gelmisti Son heyet ise, Yemen'deki Neha' Kabilesi'nden, Hicretin 10'nuncu yili Sevval ayinda gelen heyettir Soz konusu heyetlerin cogu, hicretin 9'uncu yilinda geldiginden bu yila "senetu'l-vufûd" (elciler yili) denilmistir

Peygamber Efendimiz, kendisine gelen bu heyetlerle bizzat ilgilenir, onlara ikramda bulunur, her kabilenin hâline ve âdetlerine gore onlarla konusurdu Ayrilirken de uygun hediyeler verir, Muslumanligi ogretmek uzere onlara ogretmenler, mursitler gonderirdi O mursitlere: "Kolaylastirin, guclestirmeyin, mujdeleyin, korkutup nefret ettirmeyin"12 diye tenbihte bulunurdu Necran Hiristiyanlari da gelen heyetlerden biriydi Hz Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) onlara mescidinde ibadet etme imkâni vermis ve Islam'i kabul etmeyen bu heyetle bir antlasma yaparak geri gondermistir

Ikindi

Ikindi vakti, yil icinde guz mevsimine, insan omrunde ihtiyarlik vaktine, peygamberlik silsilesinde son Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)'in saadet asrina benzer Gunluk islerin sona ermeye basladigi, gun icinde mazhar oldugumuz saglik, selâmet ve hayirli hizmet gibi Ilahî nimetlerin meyvesinin alindigi zamandir Gunesin batmaya yuz tutmasi ile de insan, dunyada bir misafir oldugunu, her seyin gecici oldugunu anlar Iste bu zaman diliminde, ebediyet isteyen, ebed icin yaratilan ve ayriliktan aci duyan insan ruhu, ikindi namazini kilarak Allah'a munacât eder, zevalsiz ve nihayetsiz rahmetine iltica eder, hesapsiz nimetlerine karsi sukur ve hamd eder

Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) de bu namaza, Kur'ân'in isareti (Bakara, 2/238) ile adeta ayri bir deger verir ve Hz Bilâl'in yanik sesiyle ashabini camiye davet ederdi Ikindi vakti mu'mini koruma-kollama ile gorevli gece ve gunduz meleklerinin nobet devir anlarindan biri oldugu bilindigi icin de, namaz sonrasi tesbihat daha uzun tutulurdu Nitekim bir hadis-i serifte konu su sekilde anlatilmaktadir: "Gece bir grup, gunduz de bir grup melek yaninizda olurlar Bunlar sabah ve ikindi namazlari vaktinde bir araya gelir ve nobet degisimi yaparlar Rableri namaz kilmis kullarinin hallerini en iyi bildigi halde, yine o meleklere: "Kullarimi ne halde biraktiniz?" diye sorar Onlar da: 'Biz onlari namaz kilar halde biraktik ve yanlarina da namaz kilarken varmistik', derler"13

Hz Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) cok mutevazi bir hayat yasiyordu Evde pek hizmetci bulundurulmadigindan, ev halkindan biri olarak, yapilacak islerin hemen tamamina istirak ediyor ve hanimlarina yardimci oluyordu Mesela: Herkes bir is gorurken, O da istirak ederek, onlarla beraber olmaya calisir; ayakkabilarini tamir eder, elbisesini yamar, koyun sagar, hayvanlara yem verir, ortaligi supurur, vs14

Efendimiz'in pek terk etmedigi bir âdeti vardi: Her ikindi namazindan sonra hanimlarini dolasir, onlarin hal ve hatirlarini sorar, ihtiyaclarini tespit ederdi Aksam da sira hangi haniminda ise, o haniminin odasinda diger butun hanimlari da toplanir, sohbet ederlerdi Sonra da herkes kendi hucresine cekilirdi Bu mutad ziyaretlerinde Evzâc-i Tâhiratin her biri yanlarinda bulunanlardan Efendimiz'e ikram ederlerdi15

Aksam

Aksam vakti, guz mevsiminin sonunda pek cok canlinin olmesine benzer sekilde, hem insanin bir gun vefat edecegini, hem de kiyametin baslangicinda dunyanin harap olacagini ihtar eder Boyle bir anda insan ruhu, su onemli isleri yapan Zat'in dergâhina durmayi, "Allahu Ekber" diyerek fani olan her seyden el cekip O'na hamd etmeyi, O'nu tesbih etmeyi, buyuklugunu bir daha haykirmayi siddetle arzu eder Hz Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) de bu arzu ile cogu zaman gunesin batmasindan once aksam namazini beklemeye baslar, ezan okunur okunmaz hemen Yuce Divan'a dururdu Farz namazdan sonra "Evvâbin" adiyla bilinen 2-6 rekât namaz kilar ve bunu tavsiye ederdi16

Yukarida isaret ettigimiz gibi Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) aksam namazindan sonra o gun hangi haniminin yaninda kalacaksa diger ev halki oraya toplanir ve aile sohbeti baslardi Hz Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)'in aile yuvasi, hem sagliginda hem de ahirete intikal ettikten sonra ilmî faaliyetlerin hic duraksamadan devam ettigi bir ortam olmustur Zira Efendimiz'in vefatindan sonra hanimlari bu ilim faaliyetini daha genis bir halkaya acarak devam ettirmisledir Islam dininin genel olarak pek cok hukmunun yaninda, ozellikle kadinlarla ilgili bazi ozel hukumlerin ogrenilip aktarilmasinda ve ogretilmesinde Efendimiz'in aile hayatinin buyuk fonksiyonu olmustur Ozellikle bu 'aksam sohbetleri'nin rolu kucumsenemez Adeta bir mektep gibi isleyen aksam sohbetleri, Hz Aise validemiz basta olmak uzere, bircok essiz âlimin yetismesine besiklik etmistir Tabii sadece ilmî bahisler konusulmuyordu; farkli cevre, kultur ve karaktere sahip ev halki arasinda ciddi bir muhabbet olusuyor, birbirlerini daha iyi taniyor, risâlet gorevinin tatli agirligini Efendimiz'le beraber azaltmaya gayret ediyor, zaman zaman sakalasiyor kisacasi mutlu bir ailede olmasi gereken ortami sagliyorlardi

Yatsi

Yatsi vaktinde karanlik her tarafi kaplar, gunduz gorunen seyler adeta yokluga gomulur, sanki vefat etmis insanin geriye kalan esyasi da arkasindan vefat edip unutulur Imtihan icin verilen dunya hayatinin butunuyle sona erdiginin bir gostergesi gibidir Adeta mutlak tasarruf sahibi olan Allah'in yuceligi, ulfet perdesine sik sik gomulen insanogluna bir daha gosterilmektedir Cunku Allah (cc) gece ile gunduzu, kis ve yazi, dunya ve âhireti bir kitabin sayfalari gibi kolaylikla cevirir, yazar, bozar, degistirir Iste aciz, zaif, muhtac ve gelecegi karanlik goren insan bu vakitte yatsi namazini kilarak, her seye gucu yeten ve gercek bir dost olan Allah'a yonelir, dayanir ve siginir Onu unutan ve karanliga gomulen dunyayi, o da unutup, dertlerini dergâh-i rahmete doker Ayrica ne olur ne olmaz, olume benzeyen uykuya dalmadan once son ibadetini yapip, gunluk hesap defterini guzelliklerle kapatmak ister

Hz Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) de ashabina yatsi namazini kildirir ve onemli bir durum olmazsa,17 kimseyle konusmadan dinlenmeye cekilirdi Uyumaya gecmeden once dua ederdi Bilindigi gibi O'nun hayatinda dua pek buyuk bir yere sahipti Gunun her saatine dagilan dualari hakkinda ozel kitaplar yazilmistir Zira dua Kur'ân'in ifadesiyle insanligin deger olcusudur Hz Aise validemiz, O'nun yatmadan once yaptigi dua ve uygulamayi su sekilde anlatmaktadir: "Allah Resulu her gece yatagina girdiginde iki elini birlestirir, onlara ufler, Ihlâs, Felak ve Nas sûrelerini okur, sonra da basindan baslayarak, vucudunda ulasabildigi he yere elini surer ve bunu uc defa tekrar ederdi"18 Elbette bu konuda baska tavsiye ve uygulamalari da bulunmaktadir Mesela Hz Ali (ra) sunu rivayet etmektedir: "Allah Resulu bana ve Fatima'ya su tavsiyede bulundu: Yataginiza girdiginizde 33 defa 'Allahu Ekber', 33 defa 'subhanellah', 33 defa (bir rivayette 34) 'elhamdulillah' deyin" Hz Ali o gunden sonra bunu hic terk etmedigini soyleyince, bir zat "Siffin gunu de mi?" dedi, o "evet o gun bile" cevabini verdi"19

Yine onemli bir is olmazsa gece pek disari cikmazdi Ancak bazi gecelerde disari ciktigina dair rivayetler de bulunmaktadir Bir misal vermekle yetiniyoruz:

Bir gece Hz Ebû Bekir ve Hz Omer'e ugrayan Hz Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem), Hz Ebû Bekir'in cok sessiz, Hz Omer'in ise sesli Kur'an okuduklarini gormustu Sabah onlarla karsilastiginda durumu aktararak Hz Ebû Bekir'e sesini biraz yukseltmesini, Hz Omer'e de biraz alcaltmasini soylemisti

Ebû Davud'un meshur serhlerinden olan Bezlu'l-Mechud'da konu, tasavvufî bir edayla soyle izah edilmektedir: Hz Ebû Bekir'e suhûd ve cemal hali galip oldugundan "duyurmak istedigim (Allah) duyuyor"; Hz Omer'e celâl ve heybet hali galip oldugundan, "uykusu derinlesmemis olanlari uyandiriyor ve gaflet getiren vesvesesiyle birlikte Seytani kovuyorum," cevabini verdiler

Hz Ebû Bekir'in hali cem', Hz Omer'in hali ise fark idi Ama en mukemmel hal, Hz Peygamber'in hali olan cem'u'l-cem'dir Hazik bir ruh ve kalp doktoru, yuce mertebelere ulastirici sefkat ve merhamet timsali olan Efendimiz, Hz Ebû Bekir'e biraz sesini yukseltmesini emretti Boylece, hem etrafta duyanlar yararlanmis olur, hem de ona galip olan ve masivayi yakip yok eden tevhid halinden cem' ve suhûd haline gecmis olur, boylece vahdet esyanin kesretini ortmemis, yaratiklar da yaratana perde olmamis olur Bu Efendimiz'in, ulastirmakla gorevli oldugu evliya-yi izamin mertebesidir Hz Omer'e de biraz sesini azaltmasini emretti Boylece namaz kilip Kur'an okuyan diger kimselerin dikkati dagilmamis olacagi gibi, ozurlerinden oturu uyuyanlar da rahatsiz edilmemis olur Ayrica Hz Peygamber bu ifadesiyle Hz Omer'e, biraz sessiz okuyarak, erbabi nazarinda ibadetin tadi, itaatin ozu olan munacattan mahrum kalmamasini da emretmis ve mizacini ta'dil etmis oluyordu20

Gece

Gece vakti ise, hem kisi, hem kabri, hem âlem-i berzahi hatirlatarak insan ruhunun Allah'in rahmetine ne kadar muhtac oldugunu hatirlatir Dolayisiyla gece kilinacak teheccud namazi, kabir gecesinde ve berzah karanliginda onumuzu ve evimizi aydinlatacak vazgecilmez isik kaynagimiz olacaktir

Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) gunun son dilimi olan gecelerini de engin bir ibadetle gecirmekteydi Tafsilatini ilgili eserlere havale ederek Hz Aise validemizin bir birini tamamlayan su musahedelerini nakletmek istiyoruz: "Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem), gece ayaklari sisene kadar namaz kilardi Kendisine, "Ey Allah'in Resulu! Allah, senin gecmis ve gelecek gunahlarini bagislamistir (Fetih, 48/2) Buna ragmen ibadet konusunda niye kendini bu kadar zorluyorsun?" denilince, "Ben Allah'in bu magfiretine karsi sukreden bir kul olmayayim mi?" cevabini verirdi"21

Tabiinin buyuklerinden Atâ b Rebah bir gun Hz Aise'ye, "Allah Resulu'nun sizi hayrette birakan bir halini bize anlatir misiniz?" diye istekte bulununca, Hz Aise, "O'nun hangi hali hayrette birakmiyordu ki?" dedi ve ekledi: "Bir gece odama geldi Benimle yatagima girdi Sonra "Musade edersen Rabb'ime kulluk edeyim" dedi Kalkti, abdestini yeniledi ve namaza durdu Kiyamda oyle agladi ki, gozyaslari gogsune damliyordu Rukû'a varinca orada da uzun uzun agladi Secdede bu hal devam etti Aglamasi, sabah namazi icin haber vermeye gelen Hz Bilal'in seslenmesine kadar surdu

"Ya Resûlallah!" dedim, "Allah senin gecmis ve gelecek butun gunahlarini affettigi halde nicin bu kadar agliyorsun?" Soyle dedi: "Sukr eden bir kul olmayayim mi? Hem nasil aglamayayim ki, bu gece Allah bana su ayetleri inzal buyurdu: 'Goklerin ve yerin yaratilisinda, gecenin ve gunduzun gidip gelisinde elbette akl-i selim sahipleri icin ibret verici deliller vardir Onlar ayakta, oturarak ve yanlari uzerine yatarken Allah'i anarlar, goklerin ve yerin yaratilisi uzerinde dusunurler: "Rabbimiz (derler), bunu bos yere yaratmadin, Sen yucesin, bizi ates azabindan koru! Rabbimiz, Sen birini atese attin mi, onu perisan etmissindir Zalimlerin yardimcisi yoktur Rabbimiz, biz "Rabbinize iman edin!" diye imana cagiran bir davetci isittik, hemen inandik Rabbimiz, bizim gunahlarimizi bagisla, kotuluklerimizi ort, iyilerle beraber canimizi al! Rabbimiz bize, elcilerine vaat ettigini ver, kiyamet gunu bizi yuzustu birakip rezil etme Zira Sen verdigin sozden caymazsin' (Al-i Imran, 3/190-194) Sonra, 'Bu ayetleri okuyup da uzun uzun tefekkur etmeyenin vay haline,' dedi"22

Allah Resulu, Teheccud namazindan sonra bir sure dinlenir ve muezzinin nidasiyla sabah namazina kalkardi Hz Bilal imsakten once ezan okur ve halki hem sahur hem de teheccude kaldirirdi Hz Abdullah b Ummi Mektum ise imsak vaktinin baslamasiyla ezan okur ve sabah namazinin girdigini bildirirdi

Netice

Kâinatin Efendisinin gunluk hayati cok degisik yonleriyle ele alinabilir Ancak ne sekilde ele alinirsa alinsin, her yonuyle butun insanliga isik olacak uygulama, tanzim ve sozlerle karsilasilacaktir Gunluk hayatin adeta kâbusa donustugu bir donemde, Efendimiz'in gunluk hayatini tetkik eden ve kendisine dersler cikaranlara ne mutlu

DIPNOTLAR

1 Peygamber Efendimiz (sas) kerpicten yapilmis, uzeri hurma dallariyla ortulmus basit, sade bir evde oturuyordu Tabiînin buyuklerinden Hasan Basrî (110/728) demistir ki; "Resûlullah'in evi Emevî hukumdarlarindan Abdulmelik'in oglu Velid zamaninda onun emriyle yikilarak mescide ilhak edildi Bu durumu goren insanlar aglamaya basladilar" O gun yine tabiînin buyuk âlimlerinden Saîd b Museyyeb (94/713) soyle dedi: "Vallahi arzu ederdim ki Resûlullah'in evini oldugu hal uzere biraksalar da Medine ahalisi nesveyâb olsalar ve Medine disinda olanlar da gelip Resûlullah'in hayatinda ne ile iktifa buyurdugunu gorseler de zuhd dersi alsalardi" Bak Elmalili, VI, 4453
2 Buhârî, Ezân, 11, 13, Sehâdât, 11, Savm, 17; Muslim, Siyâm, 36-39; Nesâî, Ezan, 9, 10
3 Muslim, Mesacid, 286; Ebu Davud, Salât, 301
4 Tirmizi, Vitr, 15
5 Buharî, Teheccud, 2, Fedailu's- Sahabe, 19; Ibn Mace, Ru'ya, 10
6 Muslim, Siyam, 169
7 Konuyla ilgili soyle bir olay anlatilir: "Medine'de agzi bozuk, suna buna catarak agir ve kaba lâflar soyleyen bir kadin vardi Bu kadin bir gun Peygamber Efendimiz'in yanindan gecerken Allah Resulu (sas) bir seki uzerinde oturmus haslanmis et yiyordu Kadin: "Su adama bakin Bir kole gibi yere oturmus ve kolelerin yemek yiyisi gibi yemek yiyor" dedi Peygamber Efendimiz: "Benden daha iyi bir kole var mi?" dedi Kadin: "Kendisi yiyor da bana vermiyor" dedi Peygamber Efendimiz: "Gel, sen de ye" buyurdu Kadin: "Kendi elinle bana vermezsen yemem" dedi Bunun uzerine Peygamber Efendimiz kendi eliyle kadina verdiyse de kadin bu sefer: "Agzindaki lokmayi cikarip bana vermezsen yemem" diyerek diretti Peygamber Efendimiz de agzindaki lokmayi cikarip kadina uzatti Kadin da hemen alip agzina atti Kadin o gunden sonra cok hayâli oldu, hic kimseye kotu soz soylemedi, Medine'nin en iffetli ve hayâli kadinlarindan birisi oldu" Taberani, Mu'cemu'l-Kebir, 8 / 200, 231
8 Ibn Mace, Siyam, 22
9 Buharî, Isti'zan, 41
10 Buharî, Isti'zan, 16; Muslim, Cuma, 30
11 Maverdî, Edebu'd- Dunya Ve'd- Din, 343
12 Buharî, Ilim, 12
13 Buhari, Mevakitu's-Salât, 555
14 Buharî, Isitzan, 15; Muslim, Selam, 15; Musned, VI, 256; Kadi Iyaz, Sifa, I, 131
15 Muslim, Rada, 46; Aynî, Umdetu'l-Kâri, 20/244 Bu ikramlardan birinin meshur ila hadisesine sebep oldugu da bilinmektedir
16 Ibn Kesîr, Tefsîr; V, 64, 65; es-Surunbulâlî, Merâkil-Felâh, s 74
17 O, onemli olaylardan biri su sekilde aktarilmaktadir: Evs b Huzeyfe'nin bildirdigine gore, Hz Peygamber, Medine'ye gelen bir heyete her gece yatsidan sonra sohbet ederdi Fakat bir gece gecikti Nedeni sorulunca, "Bugun Kur'ân'dan okuma itiyadinda oldugum hizbimi okumamistim Onu bitirmeden gelmek istemedim" buyurmustu Ebû Davut, Ramazan, 9; Ibn Mace, Ikame, 178; Ibn Kesir, el-Bidaye, V, 32
18 Buharî, Fedailu'l-Kur'ân, 14, Tirmizî, Dua, 21
19 Muslim, Zikir, 80
20 Seharenfurî, Bezlu'l-Mechûd, VII, 89
21 Buharî, Teheccud, 6; Muslim, Munafikîn, 78-79; Tirmizî, Salât, 187
22 Ibn Hibban'in Sahih'inden naklen, Leknevî, Ikametu'l- Hucce, 112

Bu yazi Yeni Umit Dergisinin ;
http://wwwyeniumitcomtr/konuphp?konu_id=445&yumit=bolum2
adresli internet sayfasindan alinmistir

 

neva isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 19-11-2008   #2
mum
 
Standart --->: Peygamber Efendimiz'in Bir Gunu


Mumsema islam Arsivi > Sohbet & Muhabbet Bölümü> Sohbet & Muhabbet Peygamber Efendimiz'in Bir Gunu

__________________________________________________ __

Mumsema islam Arsivi > Siyer [Peygamberimizin Hayatı]> Siyer Alt başlıklar> O'nun adına yazılanlar Peygamber Efendimiz'in Bir Gunu

 

mum isimli Üye şuanda  online konumundadır  
Alt 29-12-2008   #3
 
Standart --->: Peygamber Efendimiz'in Bir Gunu


Allah Razı Olsun

 

ardanınannesi isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Cevapla
Tags: bir, efendimizin, gunu, peygamber

Utanıyorum Ya Rasullullah | ...ya resulallah (s.a.v.) derdimi dinlermisin?.....

Konu Araçları


Peygamber Efendimiz'in Bir Gunu ile ilgili Benzer Konular
233 Kez Görüntülendi

Peygamber Efendimiz'in doğduğu ev..
Peygamber Efendimiz'in gençlere nasihati Fon eşliğinde çok güzel
Peygamber Efendimiz'in gusül abdesti alışı
Peygamber Efendimiz'in hoşlanmadığı davranışlar
Peygamber Efendimiz'in Akşam duası

Powered by vBulletin® Version 3.6.11 Copyright ©2000 - 2010, Jelsoft Enterprises Ltd.
Forumacil | Forumalev | Dantel | Rüyatadı | Mumine | Örgü | Netalemi | Google | Şiirler | validator.w3 |

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369