|
| | #1 |
| | ![]() Artık ergenlik çağına girmiştim, âşık olmak farz olmuştu üzerime… Bir gönle aşkın hâkim olması, sultânın tahta oturabilmesi içinse ona lâyık bir hazırlık yapmak gerekiyordu Hem maddî hem de mânevî kirlerden arındırmak gerekiyordu gönül sarayını![]() İlk önce sultana dokunacak elleri, sonra sultanı saracak kolları, sultana bakacak yüzü ve ona gidecek ayakları tüm kirlerinden arındırmak ve sonra da başım üstüne demek gerekiyordu lisân-ı hâl ile Gerekiyorsa her zerrem suyla kavuşmalıydı Bunlar yetmezdi elbet sultanla görüşmek için, tüm hased ve kinlerden ve bunların yakından uzaktan akrabası olan her türlü duygu ve duygusuzluktan arınmak gerekiyordu Kir taşıyan gönül hiç düşer miydi aşka Nihâyetinde ise bir başka sultan müsveddesinin gölgesi dahi yeterliydi sultanın o tahta oturmaması için![]() Bu hazırlıktan sonra sabah gözlerimi onun koynunda açmak en büyük dileğimdi, daha gün ağarmadan, kuş sesleri eşliğinde onunla birlikte güneşi uyandırabilmek… Gözlerimi açtığımda ilk onun gözlerini görebilmek, onun adıyla güne başlamak… Sonra hayat yapbozunun bir parçasını doğru düzgün yerleştirebilmek için çabalamak isterdim Bu çaba bile onu unutturmaya yetmemeliydi bana Öğle tatilini sabırsızlıkla bekliyorum ki sultanla randevum var Yapbozun bana düşen parçasını tamamlamaya çalışırken başıma gelen iyi kötü ne varsa bir solukta onunla paylaştığım ve kontrolsüz kavşaklarda ondan yol göstermesini istediğim randevum Bu sâyede günün ikinci yarısına daha emin adımlar atabilirim![]() Bu kısa görüşmede gösterdiği yollardan gitmeye çabalayarak tamamlardım günümü, bir ikindi çayını birlikte yudumlamak arzusu içinde Derken akşam eve birlikte dönmek, uyumadan önce biraz vakit geçirmek en doğal isteğiydi gönlümün ve koynunda uyumak onun, dünyayı terk edercesine… Güneşi uyandırmak niyetiyle…Artık ergenlik çağına girmiştim, namaz kılmak farz olmuştu üzerime… Bir işten zor kopup gelmişçesine ve diğer bir işe yetişme telaşı içinde, bir maraton edâsıyla nefes nefese çıkamazdım Allâh’ın huzuruna, O’na lâyık bir hazırlık yapmalıydım Fakat ilâhım, bizim açığa vurduklarımızı da gizlediklerimizi de bilen Allah’tı Yeryüzündeki tüm sular aksa içimden temizlemezdi belki yüreğimi, ama karınca kadar olabilmeliydim, bu uğurda ölebilmeliydim![]() Allâhu Ekber diyerek namaza başlarken dünyayı ardıma attığımın ve sonrasında ellerimi bağlarken birbirine, dünyayla birlikte dünyada namaz kıldığımın sembolü olan iftitâh tekbirinin öznesi ellerim, Allâh’ın huzurunda boyun eğmeme vesile olarak rükûda dizlerime uzanan kollarım ve huzurunda kıyamda durabilmek için ihtiyaç duyduğum ayaklarım temiz olmalıydı Bir öncesinde ise başım gözüm üstüne demeliydim lisân-ı hâl ile… Kirlerden ve en kötü kir çeşidi olan günahlardan ırak olmalıydı tüm uzuvlarım Irak olamasa bile yakın olmamalıydı, ya da namazla arınmalıydı Çünkü hayâsızlıktan ve kötülükten alıkoymayan namaz, namaz değildi (Ankebût Sûresi 29/45) Olsa olsa kanatlı bir hayvanın yem yemesini taklit etmekti Yalnız O’na kulluk edip, yalnız O’ndan yardım dilemenin hazzını yaşatmamak ise gönlüme yaşatacağım en büyük zulüm olurdu belki de![]() O’nun huzurunda ayakta saygıyla durup el bağlamak, sözlerine boyun eğmenin bedensel ifâdesi olarak rükûya eğilmek ve secde… Kulun “bittim” dediği ve Allâh’ın da “yettim” diyerek karşılık verdiği yer Her mü’minin hayal ettiği ölüm mekânı…Her hareketinde değişmeyen tek şey ise, O’nun bahşettiği kelimeler, Kur’ân, okuma… Şüphe yok ki namaz vakitleri, inananlar için belirlenmiştir (Nisâ Sûresi 4/103) Denizin dibindeki incilere ulaşmak gibi zor, ama vazgeçilmez ve tadına doyulmayan sabah namazı, oyundan ibâret olan dünya hayatına bir virgül iliştirircesine öğle namazı, gün bitmek üzereyken ufak bir soluk gibi ikindi namazı, bu oyundan günün kazananı ve kaybedeninin belli olduğu, tövbe ve şükür dolu akşam namazı ve yarı ölmeden önce denizin dibindeki incinin hayaliyle îfâ edilen yatsı namazı (Rûm Sûresi 30/17-18) inananların beşi bi yerdesidir Âdetâ bir geline yakışır gibi yakışır müslümana…Bu güzelliklerden mahrum etsem bile kendimi, en azından haftada bir, bayramlarda ya da insan ömründe bir kez, yaratıldığı nesneye yüz sürmek hakkıydı alnımın ![]() Namaz, belli vakitler içerisinde eğilip kalkmadan ibâret olmamalı ki emr-i ilâhî, dikkatli olmak ve namaz kılmak fiillerini birbirinden bir harfle dahi ayırmamıştır; “ekîmü’s-salâh, namazı dikkatli kılın” (Bakara Sûresi 2/238)Nihâyetinde, hiçbir namazın yeri değiştirilemezdi, çünkü namazın farz olmadığı hiçbir vakit yoktu Fakat iki harfin yer değiştirmesi ancak bu kadar isâbetli olabilirdi:ZamaN, âdetâ NamaZ için yaratılmıştı ve NamaZ, Zaman’ın anlamıydı… Alıntı_
|
| |
![]() |
| Tags: degistirmesi, harfin, iki, yer |
| Konu Araçları | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cvp | son Mesaj |
| Cünüb olanın elbiselerinin tamamını değiştirmesi gerekir mi ve teyemmümle ne kadar sü | mum | ibadet / fıkıh soru ve cevapları | 0 | 10-04-2008 06:32 AM |