Mumsema islam Arsivi
Anasayfa Forum Kuralları İletişim Bugünkü Mesajlar
Geri git   Mumsema islam Arsivi >
Namaz Bölümü
> Namaz Alt Başlıklar > Namazla ilgili kıssalar-öyküler
Google
 
Kullanıcı ismi
Şifreniz
Kayıt ol Yardım Üye Listesi Ajanda Arama Bugünkü Mesajlar Bütün Forumları okunmuş kabul et

Cevapla
 
Konu Araçları
Alt 04-16-2007   #1
Bilgiler
Administrator
 
Bilgiler
Üyelik tarihi: Jan 2007
Nerden: Türkiye
Mesaj: 13,044
İtibar
Tecrübe Puanı: 139
Rep Puanı : 8376
Rep Derecesi :
mumsema Çok ünlü.mumsema Çok ünlü.mumsema Çok ünlü.mumsema Çok ünlü.mumsema Çok ünlü.mumsema Çok ünlü.mumsema Çok ünlü.mumsema Çok ünlü.mumsema Çok ünlü.mumsema Çok ünlü.mumsema Çok ünlü.
mumsema RSS Feed
Standart Ömer Seyfeddin’in İlk Namazı



Ömer Seyfeddin’in İlk Namazı


Oh, bu sabah ne kadar soğuktu Yatağımın hararetlerini terk ettiğim vakit, çılgın fırtınalarla haykırarak, tehditkâr rüzgârlarla camları döverek geçen gecenin bütün bürudetini massetmiş olan soğuk terliklere çıplak ayaklarımı sokunca içimde bakıyye-i leyl bir üşümenin titrediğini hissettim Hizmetçim tabiî uyuyordu, onu bu yakıcı soğukta sıcak yatağından kaldırmaya acırdım Odamın kapısını açtım Dışarıda kesici ve parçalayıcı kışın müfteris suları yüzümü ve ellerimi tokatladılar Bu merhametsiz tokatların altında kollarımı sıvadım Abdestimi aldım Odama dönünce yalancı bir sıcaklık bir nefes-i teselli gibi, havlunun altından kollarıma, yüzüme, ıslanmış saçlarıma temas ediyordu Daha fecr-i sadık uyanmamıştı Fecr-i kâzibin donuk kırmızı sükûneti gecenin süradık-ı zalam-ı bâridini parçalayarak büyüyor ve genişliyordu Pencereye dayandım Önümde, zir-i payımdaki bütün evler, ebedî bir uykunun uyanılmaz kâbuslarını itmam ediyor gibi camit ve bîhayat, duruyorlardı Deniz nâmahdut bir incimad-ı lâciverdî ile uyuyor ve fecrin zail gölgeleriyle titreyen uzak ve sisli sahillere beyaz dalgalarıyla nihayetsiz bir hatt-ı fasıl çiziyordu
Evlerin arasında fakir ve naçiz, fakat bir azamet-i maneviye ile semaya doğru yükselen eski câminin küçük ve ihtiyar minaresi daha boştu Sonra… Bu dakika-ı ezeliyette bütün o intiha-yı leyal-i sincabî zulmetler maî bir şeffafiyet-i sürh gibi takattur ederken, minarenin şerefesinde genç müezzinin zıll-ı zaifi hareket ettiBen hırkama bütün bütüne büründüm Soğuktan büzülmüş ve mütefekkir, bu kâinat-ı melul ü esmere karşı unutulmaz bir hitab-ı ulûhiyetin hatırası gibi derinden âkisi ve ruhumu lerzeriş-i haşyet eden ezanı dinlerken, on beş senedir kalkabildiğim bu büyük ve meşbu-ı ruhaniyet sabahların birincisini düşünüyordum Ah on beş sene evvel…
***
Şimdi muhit-i tesellisinden ne kadar uzak bulunduğum annem, dünyada en sevdiğim, dünyada yegâne perestiş ettiğim bu vücud-ı muhterem, işte derhatır ediyorum, on beş sene evvel beni ilk sabah namazına kaldırmış idi Galiba yine böyle bir kıştı Onun odasına bitişik olan küçük odamdaki küçük karyolamda uyurken bir buse-i esir u har gibi alnımı okşayan nazik eliyle, nazik ince parmaklarıyla saçlarımı tarayarak,
— Haydi Ömerciğim, kalk demişti, kalk, haydi yavrucuğum!
Ben gözlerimi açmıştım Köşedeki küçük yazıhanemin üzerinde yanan küçük gece kandili -ah, bunu unutamam, bu bir kedi kafası idi- iki pencereli olan odamın beyaz, muşamba perdelerinin esmerliklerini aydınlatıyor ve yeşil, camdan gözleriyle bakıyordu
— Fakat anneciğim demiştim, daha gece
Her vakit öptüğü yerden, sol kaşımın ucundan tekrar öperek:
— Yok yavrucuğum, saat on iki, sonra vakit geçer, diye koltuklarımdan tutarak kaldırdı
İçi fanileli küçük terliklerimi giyerek ve gözlerimi yumruklarımla ovuşturarak onu takip ettim Karanlık sofadan bir lahzada geçerek odasına girdik Bağdaş kurmuş bir zenciye benzeyen siyah ve alçak soba gürüldeyerek yanıyordu
— Aa Pervin de kalkmış
Pervin -hizmetçimizdi-, elindeki sarı güğümü sobanın üzerinden indiriyordu Onun kalkacağına hiç ihtimal veremezdim Annem demişti ki:
— Pervin her sabah kalkar
Ben hiç kalkmadığım halde onun her sabah kalkmasına taaccüb ettim Hırkamı çıkardılar, kollarımı sıvadılar, abdest leğeninin yanına çömeldim Anneciğim:
— Öyle yorulursun, diye küçük bir iskemleyi altıma koydu, ona oturdum
— Haydi, besmele çek!
Pervin ılık suyu ellerime döküyor, annem başucumda,
— Yüzünü şimdi kollarını, yine üç defa… diye fısıldıyor, unuttukça,
— Aa! Hani başına mesh? gibi ihtarlarla yanlışlarımı bana tekrar ettiriyordu Abdest bitince annemle beraber yavaş bir sesle namaz dualarını okuyarak kollarımı ve yüzümü kuruladık, Pervin de ayaklarımı kuruladı Ve çoraplarımı giydirdi Isınmak için sobanın önüne gitmiştim Arkama dönünce, annemi, arakıye seccadeyi açıyor gördüm Sonra başına yeşil başörtüsünü örterek beni çağırmıştı
— Gel
Gittim Küçücük ben, onunla bir seccadede, bir yavru samimiyet ve saadetiyle o muazzez, o hassas anne vücudunun yanında durdum İki lakırdı ile, bana yapacağımı, evvelden öğrettiklerini tekrar etti:
— İki rekât sünnet Gece öğrendiklerini zammet, unutmadın ya?
— Hayır…
— Haydi
O, iftitah tekbirini ellerini omuzlarına kaldırarak kadın gibi yaparken, ben de gayri ihtiyari onu taklit etmiştim Sünneti bitirdikten sonra, bana gözlerinin nuşin ve nafiz bir tebessümüyle gülerek,
— Yavrum demişti, sen kadın mısın? Kadınlar öyle başlar, sen erkeksin, ellerini kulaklarına götüreceksin
Ve hararetli elleriyle benim küçük ellerimi kulaklarıma kaldırarak,
— İşte böyle diyerek erkek iftitahını öğretti Ben de tekbiri öyle alıp annemden farkımı, niçin erkek olduğumu, erkekliğin ne olduğunu, erkek olmanın yalnız küçük kızları dövmek ve onlara hakim olmaktan başka da farkları olacağını düşünerek namazı bitirdim
Dua ederken sordum ki:
— Nasıl dua edeceğim anne?
O dua ediyor ve dudakları hareket ettikçe başörtüsü de ihtizaz eder gibi oluyordu Başını salladı, duasını bitirdikten sonra, daha hâlâ hatırımda:
— Evvela, ‘İslâm olduğum için ey cenab-ı vacib-ül-vücut hazretleri, sana hamd ederim’ de Sonra, ‘Vatanımızın düşmanlarını perişan etmeni senden istirham ederim’ de Sonra da, ‘bütün eziyet çeken, hasta olan, felâkette bulunan, fakir olan Müslümanların selâmet ve sıhhatlerini senden temenni ederim’ de Kendin için, kendi iyi olman ve şeytanın yalanlarına aldanmaman için dua et! demişti
Ben bu basit ve Türkçe duayı, annemin dolabındaki birbiri üstüne duran ve karıştırmaklığım “dua kitaplarıdır, sakın ilişme!” ihtarıyla daima men olunan, yıpranmış, Arapça esreli ve üstünlü kitapları derhatır ederek içimden söyledim, fatiha
Annem seccadeyi toplayarak bana uyuyup uyuyamayacağımı sordu, uykum var mıydı? Bunu bilmiyordum Cevap vermedim
— Haydi öyleyse, git kitabını getir, dersini dinleyim
— Peki
Artık esmer ve duman gibi bir aydınlıkla tenevvür eden sofadan hızla geçtim Odamın perdeleri biraz beyazlaşmış, küçük gece kandilinin yemyeşil gözleri sönerek siyah iki nokta gibi kalmış; sanki, geceleri kendisine bakarak uyuduğum bu kedi kafası; ölmüş, terk-i hayat etmişti Yazıhanemin üstünde açık duran kitabımı kaptım, annemin yanına koştum, hiç yanlışım çıkmadı
Annem geceleri derdi ki:
— Yatmazdan evvel dersini üç defa oku yavrum, uyurken melaikeler sana onu öğretir
O melaikeler bu gece de, uykumda bana dersimi öğretmişlerdi Annem müşfik aferinlerle saçlarımı okşadı Ve:
— Daha mektebe çok vakit var, diye beni kendi yatağına yatırdı
Uykum yoktu, anneme bakıyordum: Yeşil başörtüsü başında, bu zulmet-i münevvere içinde bir hayal gibi hareket ederek Kurân’ını aldı ve pencerenin kenarına, geniş sedire oturarak mühtez ve rakik sesiyle tilavete başladı ruhumda bir aks-i enin-i şiir-alud bırakan bu güzel sesi dinleyerek Büyük, yeşil başörtüsünün altında, tıpkı ölen bir hemşireme benzeyen güzel ve asım çehresini görerek Ve yavaş yavaş sallanan başının aheng-i hafif-i münacatını seyrederek dalıyordum Perdelerin altından görülen dumanlı sema gittikçe aydınlanıyor, geç kalmış birkaç yıldız koyu lacivert bir atlasa düşmüş mai ve nadide elmaslar gibi parlıyor, vapesin-i mai neşrederek parlıyorlardı Annemi bir meleğe benzetiyordum Bu tahayyülle melaikeleri düşünerek, Kurân okuyan annemin şimdi etrafına toplanmaları gereken melaikeleri müşahede ediyorum zannederek dalıverdim Yüzümün üstünde, ahrette güller bitecek ve cehenneme girecek olursam katiyen yanmayacak olan sol kaşımın ucunda tatlı bir ürperme duyuyor, sonra annemin münevver bir zambak aydınlığıyla parlayan dudaklarının kımıldanmasına bakarak O görülmeyen melaike kanatlarının saçlarıma, annemin şimdi Kurân tutan ince parmaklarıyla okşadığı sarı ve çok saçlarıma dokunduklarını hisseder gibi oluyor ve dalıyordum
Ah, beş sene evvelki sabavet ve şimdiki ben Tatsız, neşvesiz, muhabbetsiz, aşksız ve heyecansız, her şeysiz, boş bir hiçten daha boş geçen hayat-ı sermay-ı taabalud Şimdi mülevves emellerle, hırslarla, hakikatte kıymetsiz olan baid-ül-vusul arzularla, hâsılı bütün bunların bir icmâl-i mebhutu olan o sebepsiz ve tahammülsüz bikararlıklarla mecruh olan ruhum mecruh olan kalbim ve maneviyetim Şimdi, daha bu gece görülmüş gibi, on beş saniye evvel görülmüş ruhani bir rüya-yı kıymetdar gibi saadetleri unutulamayan ve zaten velveleli ve hüsran-hiz bir rüya olan bu ömr-i ani içinde yalnız kâbus olmayan sabavet ve hatıratı Şimdi düşünüyorum ki, hayatta bu muztar ve şefkatsiz mazilerin güzariş-i ademinden mütehassil ne garip bir hiçlik; ne zeval-perver ve pür-hayal bir beyhudelik, ne mübhem, ne esrar-alud bir sürat var!

 

mumsema isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 06-23-2008   #2
Bilgiler
Özel Üye
 
Bilgiler
Üyelik tarihi: Mar 2008
Mesaj: 7,090
İtibar
Tecrübe Puanı: 73
Rep Puanı : 2928
Rep Derecesi :
ßaran Çok ünlü.ßaran Çok ünlü.ßaran Çok ünlü.ßaran Çok ünlü.ßaran Çok ünlü.ßaran Çok ünlü.ßaran Çok ünlü.ßaran Çok ünlü.ßaran Çok ünlü.ßaran Çok ünlü.ßaran Çok ünlü.
ßaran RSS Feed
Standart --->: Ömer Seyfeddin’in İlk Namazı



Allah cc Razı Olsun

 

ßaran isimli Üye şuanda  online konumundadır  
Alt 06-23-2008   #3
Bilgiler
Üye
 
Bilgiler
Üyelik tarihi: Jun 2008
Mesaj: 41
İtibar
Tecrübe Puanı: 1
Rep Puanı : 15
Rep Derecesi :
hayalet114 Seçkin bir yolda.
hayalet114 RSS Feed
Standart --->: Ömer Seyfeddin’in İlk Namazı



ALLAH razı olsun

 


Konu hayalet114 tarafından (06-23-2008 Saat 01:53 AM ) değiştirilmiştir..
hayalet114 isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Cevapla
Tags: , , ,

geç kılınan namaz | milyonlar size dua etsin istermisiniz?

Konu Araçları


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cvp son Mesaj
Hz. Ömer’in bir iltifatı LeoparGS Raşid Halifeler 2 4 Hafta önce 16:45 PM
Fitnelerin önündeki engel Hz. Ömer’di LeoparGS Hadis-i Şeriflerde Kıssalar 2 11-30-2008 20:23 PM
Şehit oğlu Ömer’i bilim adamı yapan Bilal öğretmen LeoparGS Yaşanmış Öyküler & Nükteler 3 11-30-2008 20:15 PM
Hz. Ömer (r.a.)’den Nasİhatler elif07 Sohbet & Muhabbet 2 11-04-2008 00:39 AM
Ayasofya’da ilk Cuma namazı rana İslam Tarihi 0 03-06-2008 11:24 AM

Frmacil | Yudumla | Dantel | Klup | Orgu | Oya | Derya TOPlist Saat 08:48 AM.


Powered by vBulletin® Version 3.6.11
Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Forum Etiketleri

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308