Mumsema islam Arsivi
Anasayfa Forum Kuralları İletişim Bugünkü Mesajlar
Geri git   Mumsema islam Arsivi >
Namaz Bölümü
> Namaz Alt Başlıklar > Namazla ilgili kıssalar-öyküler
Google
 
Kullanıcı ismi
Şifreniz
Kayıt ol Yardım Üye Listesi Ajanda Arama Bugünkü Mesajlar Bütün Forumları okunmuş kabul et

Cevapla
 
Konu Araçları
Alt 02-15-2007   #1
Bilgiler
Administrator
 
Bilgiler
Üyelik tarihi: Jan 2007
Nerden: Türkiye
Mesaj: 13,044
İtibar
Tecrübe Puanı: 139
Rep Puanı : 8376
Rep Derecesi :
mumsema Çok ünlü.mumsema Çok ünlü.mumsema Çok ünlü.mumsema Çok ünlü.mumsema Çok ünlü.mumsema Çok ünlü.mumsema Çok ünlü.mumsema Çok ünlü.mumsema Çok ünlü.mumsema Çok ünlü.mumsema Çok ünlü.
mumsema RSS Feed
Ampul





NAMAZLARI GECİKTİRMEK

Anneannesinin sözleri yankılandı kulaklarında: ''Oğlum namaz hiç bu vakte bırakılırmı?'' Anneannesinin yaşı yetmişe dayanmış, ama ezan okunduğu vakit yerinden sıçrar, yaşından beklenmeyecek bir hızla abdestini alır ve namazını kılardı

Kendisi ise,nefsini bir türlü yenemiyordu Ne oluyorsa, hep namaz son
dakikalara kalıyor, bu sebeple namazını alelacele eda ediyordu Bunu düşünerek kalktı yerinden, gözü saate kaydı Yatsı ezanının okunmasına on beş dakika kalmıştı Başını her iki yöne pişmanlıkla sallayarak, "Yine geciktirdim namazı" dedi kendi kendine

Kıvrak hareketlerle abdestini aldı ve daha elini yüzünü tam kurulamadan kendisini odasına attı Mecburen, hızlı hareketlerle namazı eda etti Tesbihatını yaparken anneannesini düşünmeden edemedi "Bu halimi görse, tatlı-sert kızardı yine bana" dedi Çok seviyordu onu Hele öyle bir namaz kılışı vardı ki, onu hep bir gökkuşağı hayranlığıyla seyrederdi Namazda öyle bir mahviyeti vardı ki hicabından renkten renge girerdi

O gün akşama kadar derse girmişti Müthiş bir ağırlık vardı üzerinde Duasını yaparken, başını ellerinin arasına alıp secdeye durdu Namazdan sonra bir süre bu şekil tefekkür etmeyi severdi Gözleri kapanır gibi oldu "Ne kadar da yorulmuşum" dedi Daldı gitti öylece

Kıyamet kopmuştu Mahşeri bir kalabalık vardı Her yön insanlarla doluydu Kimi dona kalmış, hareketsiz bir şekilde etrafı izliyor; Kimi sağa sola koşturuyor, kimisi de diz çökmüş, başı ellerinin arasında bekliyordu Yüreği yerinden fırlayacak gibi atıyor, adeta kafesinden kurtulmaya çalışıyor,soğuk soğuk terler döküyordu
Hayattayken kıyamet, sorgu sual ve mizan hakkında çok şey duymuş ve ahiret hayatı adına bu kavramlar kendisi için köşe taşı olmuşlardı Ama mahşer meydanında ki ürperti, korku ve bekleyişin bu denli dehşet vereceğini
düşünmemişti

Hesap ve sorgu devam ediyordu Bu arada onun ismini de okudular Hayretle bir sağa, bir sola baktı "Benim ismimi mi okudunuz?" dedi dudakları titreyerek

Kalabalık birden yarılmış, bir yol olmuştu önünde İki kişi kollarına girdi Mahşer meydanının vazifelileri oldukları belliydi Kalabalık arasından şaşkın bakışlarla yürüdü Merkezi bir yere gelmişlerdi Melekler her iki yanından uzaklaştılar Başı önündeydi Bütün hayatı, bir film şeridi gibi geçiyordu gözlerinin önünden"
Şükürler olsun " dedi, kendi kendine ve devam etti; " Gözlerimi dünyaya
açtım,Hep hizmet eden insanları gördüm Babam sohbetlerden sohbetlere
koşuyor, malını islam yolunda harcıyordu Annem eve gelen misafirleri ağırlıyor, yemek sofralarının biri kalkıp, bir yenisi kuruluyordu Ben ise, hep bu yolda oldum
İnsanlara hizmete çalıştım Onlara Allah'ı anlattım Namazımı kıldım Orucumu tuttum Farz olan ne varsa yerine getirdim Haramlardan kaçındım "Kirpiklerinden aşağı gözyaşları dökülürken, "Rabbimi seviyorum, en azından sevdiğimi zannediyorum" Diyordu
Ama bir yandan da "O'nun için ne yapsam az, Cennet'i kazanmama yetmez" Diye düşünüyorduTek sığınağı Allah'ın rahmetiydi

Hesap sürdükçe sürdü Boncuk boncuk terliyordu Sırılsıklam olmuş, zangır zangır titriyordu Gözleri terazinin ibresindeki neticeyi bekliyordu Sonunda hüküm verilecekti Vazifeli melekler ellerinde bir kağıt, mahşer meydanında ki kalabalığa döndüler Önce ismi okundu Artık ayakları tutmaz olmuştu Neredeyse yığılıp kalacaktı Heyecandan gözlerini kapamış, okunacak hükme kulak kesilmişti

Mahşeri kalabalıktan bir uğultu yükseldi Kulakları yanlış mı duyuyordu? İsmi
cehennemlikler listesindeydi Dizlerinin üstüne yığıldı Hayretten dona kalmıştı" Olamaaaazzzz " diye bağırdı Sağa sola koşturdu "Ben nasıl Cehennemlik olurum?
Hayatım boyunca hizmet eden insanlarla birlikte oldum Onlarla beraber
koşturdum Hep rabbimi anlattım" Diyordu

Gözleri sağanak olmuş, titrek vücudunu ıslatıyordu Vazifeli iki melek kollarından tuttu Ayaklarını sürüyerek ve kalabalığı yararak
alevleri göklere yükselen Cehennem'e doğru yürümeye başladılar Çırpınıyordu Medet yok muydu? Bir yardım eden çıkmayacak mıydı?

Dudaklarından kelimeler kırık dökük, yalvarmayla karışık döküldü "Hizmetlerim Oruçlarım Okuduğum Kur'anlar Namazım Hiçbiri beni kurtarmayacakmı?" diyordu Bağıra bağıra yalvarıyordu Cehennem melekleri onu hiç sürüklemeye devam ettiler Alevlere çok yaklaşmışlardı Başını geriye çevirdi Son çırpınışlarıydı

Resülullah, "Evinin önünde akan bir ırmak içinde günde beş defa yıkanan bir insanı o ırmak nasıl temizler, günde beş vakit namazda insanı günahlardan öyle temizler" Buyuruyordu "Oysa ki benim namazlarım da mı beni kurtarmayacak?" diye düşünüyordu

" NamazlarımNamazlarımNamazlarım" diye diye hıçkırdı Vazifeli melekler hiç durmadılar Yürümeye devam ettiler; Cehennem çukurunun başına geldiler
Alevlerin harareti yüzünü yakıyordu Son bir defa dönüp geriye baktı Artık
gözleri de kurumuştu Ümitleri sönmüştü Başını öne eğdi İki büklüm oldu

Kollarını sıkan parmaklar çözüldü Cehennem meleklerinden birisi onu itiverdi
Vücudunu birden bire havada buldu Alevlere doğru düşüyordu Tam bir iki metre düşmüştü ki, bir el kolundan tuttu

Başını kaldırdı Yukarıya baktı Uzun beyaz sakallı bir ihtiyar onu düşmekten
kurtarmıştı kendisini yukarıya çekti Üstündeki başındaki tozu silkerek ihtiyarın yüzüne baktı

"Siz de kimsiniz ?" dedi
İhtiyar gülümsedi: " Ben senin namazlarınım"

"Neden bu kadar geç kaldınız? Son anda yetiştiniz Neredeyse
düşüyordum"dedi

İhtiyar yüzünü gererek, tekrar güldü; Başını salladı;

" Sen beni hep son anda yetiştirirdin, hatırladın mı?

Secdeye kapandığı yerden başını kaldırdı Kan-ter içinde kalmıştı Dışarıdan gelen sese kulak kabarttı Yatsı ezanı okunuyordu Bir ok gibi yerinden fırladı Abdest almaya gidiyordu

A Demir sızıntı

 

mumsema isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 03-19-2007   #2
Bilgiler
Özel Üye
 
Bilgiler
Üyelik tarihi: Mar 2007
Mesaj: 2,090
İtibar
Tecrübe Puanı: 21
Rep Puanı : 969
Rep Derecesi :
seyit Farkına varılacak bir görkemseyit Farkına varılacak bir görkemseyit Farkına varılacak bir görkemseyit Farkına varılacak bir görkemseyit Farkına varılacak bir görkemseyit Farkına varılacak bir görkemseyit Farkına varılacak bir görkemseyit Farkına varılacak bir görkem
seyit RSS Feed
Standart --->: Namazlari Gecİktİrmek



Maalesef hepimizin kanayan yarası
Hep iş hep iş
Allah hepimizi muhafaza etsin Cehennem ve Kabir azabından

 

seyit isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 07-14-2007   #3
Bilgiler
Devamlı Üye
 
Bilgiler
Üyelik tarihi: Jun 2007
Nerden: Aksaray
Mesaj: 297
İtibar
Tecrübe Puanı: 3
Rep Puanı : 40
Rep Derecesi :
ebra Seçkin bir yolda.
ebra RSS Feed
Standart Namazı geç kılanlara ibretli bir hikaye



Anneannesinin sözleri yankılandı kulaklarında: ''Oğlum namaz hiç bu vakte bırakılır mı?'' Anneannesinin yaşı yetmişe dayanmış, ama ezan
okunduğu vakit yerinden sıçrar, yaşından beklenmeyecek bir hızla abdestini alır ve namazını kılardı
Kendisi ise,nefsini bir türlü yenemiyordu Ne oluyorsa, hep namaz son dakikalara kalıyor, bu sebeple namazını alelacele eda ediyordu Bunu düşünerek kalktı yerinden, gözü saate kaydı Yatsı ezanının okunmasına on beş dakika kalmıştı Başını her iki yöne pişmanlıkla sallayarak, "Yine geciktirdim namazı" dedi kendi kendine
Kıvrak hareketlerle abdestini aldı ve daha elini yüzünü tam kurulamadan kendisini odasına attı Mecburen, hızlı hareketlerle namazı eda
etti Tesbihatını yaparken anneannesini düşünmeden edemedi "Bu halimi görse, tatlı-sert kızardı yine bana" dedi Çok seviyordu onu Hele öyle bir namaz kılışı vardı ki, onu hep bir gökkuşağı hayranlığıyla seyrederdi Namazda öyle bir mahviyeti vardı ki hicabından renkten renge girerdi
O gün akşama kadar derse girmişti Müthiş bir ağırlık vardı üzerinde Duasını yaparken, başını ellerinin arasına alıp secdeye durdu Namazdan sonra bir süre bu şekil tefekkür etmeyi severdi Gözleri kapanır gibi oldu "Ne kadar da yorulmuşum" dedi Daldı gitti öylece
Kıyamet kopmuştu Mahşeri bir kalabalık vardı Her yön insanlarla doluydu Kimi dona kalmış, hareketsiz bir şekilde etrafı izliyor; Kimi sağa sola koşturuyor, kimisi de diz çökmüş, başı ellerinin arasında bekliyordu Yüreği yerinden fırlayacak gibi atıyor, adeta kafesinden kurtulmaya çalışıyor,soğuk soğuk terler döküyordu Hayattayken kıyamet, sorgu sual ve mizan hakkında çok şey duymuş ve ahiret hayatı adına bu kavramlar kendisi için köşe taşı olmuşlardı Ama mahşer meydanında ki ürperti, korku ve bekleyişin bu denli dehşet vereceğini düşünmemişti
Hesap ve sorgu devam ediyordu Bu arada onun ismini de okudular Hayretle bir sağa, bir sola baktı "Benim ismimi mi okudunuz?" dedi dudakları titreyerek
Kalabalık birden yarılmış, bir yol olmuştu önünde İki kişi kollarına girdi Mahşer meydanının vazifelileri oldukları belliydi Kalabalık arasından şaşkın bakışlarla yürüdü Merkezi bir yere gelmişlerdi Melekler her iki yanından uzaklaştılar Başı önündeydi Bütün hayatı, bir film şeridi gibi geçiyordu gözlerinin önünden" Şükürler olsun " dedi, kendi kendine ve devam etti; " Gözlerimi dünyaya açtım,Hep hizmet eden insanları gördüm Babam sohbetlerden sohbetlere koşuyor, malını islam yolunda harcıyordu Annem eve gelen misafirleri ağırlıyor, yemek sofralarının biri kalkıp, bir yenisi kuruluyordu Ben ise, hep bu yolda oldum İnsanlara hizmete çalıştım Onlara Allah'ı anlattım Namazımı kıldım Orucumu tuttum Farz olan ne varsa yerine getirdim Haramlardan kaçındım "Kirpiklerinden aşağı gözyaşları
dökülürken, "Rabbimi seviyorum, en azından sevdiğimi zannediyorum" Diyordu Ama bir yandan da "O'nun için ne yapsam az, Cennet'i kazanmama yetmez" Diye düşünüyorduTek sığınağı Allah'ın rahmetiydi
Hesap sürdükçe sürdü Boncuk boncuk terliyordu Sırılsıklam olmuş, zangır zangır titriyordu Gözleri terazinin ibresindeki neticeyi
bekliyordu Sonunda hüküm verilecekti Vazifeli melekler ellerinde bir kağıt, mahşer meydanında ki kalabalığa döndüler Önce ismi okundu Artık ayakları tutmaz olmuştu Neredeyse yığılıp kalacaktı Heyecandan gözlerini kapamış, okunacak hükme kulak kesilmişti
Mahşeri kalabalıktan bir uğultu yükseldi Kulakları yanlış mı duyuyordu? İsmi cehennemlikler listesindeydi Dizlerinin üstüne yığıldı Hayretten dona kalmıştı" Olamaaaazzzz " diye bağırdı Sağa sola koşturdu "Ben nasıl Cehennemlik olurum? Hayatım boyunca hizmet eden insanlarla birlikte oldum Onlarla beraber koşturdum Hep rabbimi anlattım" Diyordu
Gözleri sağanak olmuş, titrek vücudunu ıslatıyordu Vazifeli iki melek kollarından tuttu Ayaklarını sürüyerek ve kalabalığı yararak
alevleri göklere yükselen Cehennem'e doğru yürümeye başladılar Çırpınıyordu Medet yok muydu? Bir yardım eden çıkmayacak mıydı?
Dudaklarından kelimeler kırık dökük, yalvarmayla karışık döküldü"Hizmetlerim Oruçlarım Okuduğum Kur'anlarNamazımHiçbiri beni kurtarmayacak mı?" diyordu Bağıra bağıra yalvarıyordu Cehennem melekleri onu sürüklemeye devam ettiler Alevlere çok yaklaşmışlardı Başını geriye çevirdi Son çırpınışlarıydı
Resülullah, "Evinin önünde akan bir ırmak içinde günde beş defa yıkanan bir insanı o ırmak nasıl temizler, günde beş vakit namazda insanı günahlardan öyle temizler" Buyuruyordu "Oysa ki benim namazlarım da mı beni kurtarmayacak?" diye düşünüyordu
" NamazlarımNamazlarımNamazlarım" diye diye hıçkırdı Vazifeli melekler hiç durmadılar Yürümeye devam ettiler; Cehennem çukurunun başına geldiler Alevlerin harareti yüzünü yakıyordu Son bir defa dönüp geriye baktı Artık gözleri de kurumuştu Ümitleri sönmüştü Başını öne eğdi İki büklüm oldu
Kollarını sıkan parmaklar çözüldü Cehennem meleklerinden birisi onu itiverdi Vücudunu birden bire havada buldu Alevlere doğru düşüyordu Tam bir iki metre düşmüştü ki, bir el kolundan tuttu
Başını kaldırdı Yukarıya baktı Uzun beyaz sakallı bir ihtiyar onu düşmekten kurtarmıştı kendisini yukarıya çekti Üstündeki başındaki tozu silkerek ihtiyarın yüzüne baktı
"Siz de kimsiniz ?" dedi
İhtiyar gülümsedi: " Ben senin namazlarınım"
"Neden bu kadar geç kaldınız ?Son anda yetiştiniz Neredeyse düşüyordum"dedi
İhtiyar yüzünü gererek, tekrar güldü; Başını salladı;
" Sen beni hep son anda yetiştirirdin, hatırladın mı?
Secdeye kapandığı yerden başını kaldırdı Kan-ter içinde kalmıştı Dışarıdan gelen sese kulak kabarttı Yatsı ezanı okunuyorduBir ok gibi yerinden fırladı Abdest almaya gidiyorduAlıntı

 

ebra isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 07-14-2007   #4
Bilgiler
Haftanın Üyesi
 
Bilgiler
Üyelik tarihi: May 2007
Nerden: YOK
Mesaj: 1,945
İtibar
Tecrübe Puanı: 0
Rep Puanı : 1040
Rep Derecesi :
ihramlı Gururlanmaya değer.ihramlı Gururlanmaya değer.ihramlı Gururlanmaya değer.ihramlı Gururlanmaya değer.ihramlı Gururlanmaya değer.ihramlı Gururlanmaya değer.ihramlı Gururlanmaya değer.ihramlı Gururlanmaya değer.
ihramlı RSS Feed
Standart --->: Namazı geç kılanlara ibretli bir hikaye



 

ihramlı isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 07-14-2007   #5
Bilgiler
(Cezalı)
 
Bilgiler
Üyelik tarihi: Jun 2007
Nerden: TRABZON
Mesaj: 94
İtibar
Tecrübe Puanı: 0
Rep Puanı : 112
Rep Derecesi :
ibo_61 Yakında ünlü olacaktır.ibo_61 Yakında ünlü olacaktır.
ibo_61 RSS Feed
Standart --->: Namazı geç kılanlara ibretli bir hikaye




Allah(cc) razı olsunGerçekten ibret verici bir anekdotRabbim namazın ehemmiyetini kavramayı ve bu şuurda bir hayat idame ettirmeyi cümlemize nasip eylesin inşallah

Peygamberimiz(sav) "Namaz dinin direğidir" buyuruyorBir bina düşünün direksiz ayakta durabilir mi ? Binanın kenarında köşesinde problem olursa yıkıp yeniden yapma imkanına sahip olabiliriz ama problem binanın direklerinde olursa böyle bir seçeneğimiz yok Yıkıp düzeltmeye kalkarsanız direksiz bina ayakta duramayacağı için binanın tamamı gider Beklemeye kalkarsanız zaten sonunda kendisi çöker Onarma ihtimali yok yani

 


Konu ibo_61 tarafından (07-14-2007 Saat 16:53 PM ) değiştirilmiştir..
ibo_61 isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 07-14-2007   #6
Bilgiler
Haftanın Üyesi
 
Bilgiler
Üyelik tarihi: May 2007
Nerden: YOK
Mesaj: 1,945
İtibar
Tecrübe Puanı: 0
Rep Puanı : 1040
Rep Derecesi :
ihramlı Gururlanmaya değer.ihramlı Gururlanmaya değer.ihramlı Gururlanmaya değer.ihramlı Gururlanmaya değer.ihramlı Gururlanmaya değer.ihramlı Gururlanmaya değer.ihramlı Gururlanmaya değer.ihramlı Gururlanmaya değer.
ihramlı RSS Feed
Standart --->: Namazı geç kılanlara ibretli bir hikaye



emeklerine sağlık
rabbim razı olsun

 

ihramlı isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 08-14-2007   #7
Bilgiler
Moderatör
 
Bilgiler
Üyelik tarihi: May 2007
Mesaj: 4,067
İtibar
Tecrübe Puanı: 42
Rep Puanı : 1002
Rep Derecesi :
meçhul_100 Gururlanmaya değer.meçhul_100 Gururlanmaya değer.meçhul_100 Gururlanmaya değer.meçhul_100 Gururlanmaya değer.meçhul_100 Gururlanmaya değer.meçhul_100 Gururlanmaya değer.meçhul_100 Gururlanmaya değer.meçhul_100 Gururlanmaya değer.
meçhul_100 RSS Feed
Standart Namaz Namaz Namazım..



Namaz kimseye söyleyemem-Senai DEMİRCİ

Namazını geç kılanlara;
Anneannesinin sözleri yankılandı kulaklarında: ''Oğlum namaz hiç bu vakte bırakılırmı?'' Anneannesinin yaşı yetmişe dayanmış, ama ezan
okunduğu vakit yerinden sıçrar, yaşından beklenmeyecek bir hızla abdestini alır ve namazını kılardı

Kendisi ise,nefsini bir türlü yenemiyordu Ne oluyorsa, hep namaz son dakikalara kalıyor, bu sebeple namazını alelacele eda ediyordu Bunu düşünerek kalktı yerinden, gözü saate kaydı Yatsı ezanının okunmasına on beş dakika kalmıştı Başını her iki yöne pişmanlıkla sallayarak, "Yine geciktirdim namazı" dedi kendi kendine

Kıvrak hareketlerle abdestini aldı ve daha elini yüzünü tam kurulamadan kendisini odasına attı Mecburen, hızlı hareketlerle namazı eda
etti Tesbihatını yaparken anneannesini düşünmeden edemedi "Bu halimi görse, tatlı-sert kızardı yine bana" dedi Çok seviyordu onu Hele öyle bir namaz kılışı vardı ki, onu hep bir gökkuşağı hayranlığıyla seyrederdi Namazda öyle bir mahviyeti vardı ki hicabından renkten renge girerdi

O gün akşama kadar derse girmişti Müthiş bir ağırlık vardı üzerinde Duasını yaparken, başını ellerinin arasına alıp secdeye durdu Namazdan sonra bir süre bu şekil tefekkür etmeyi severdi Gözleri kapanır gibi oldu "Ne kadar da yorulmuşum" dedi Daldı gitti öylece

Kıyamet kopmuştu Mahşeri bir kalabalık vardı Her yön insanlarla doluydu Kimi dona kalmış, hareketsiz bir şekilde etrafı izliyor; Kimi sağa sola koşturuyor, kimisi de diz çökmüş, başı ellerinin arasında bekliyordu Yüreği yerinden fırlayacak gibi atıyor, adeta kafesinden kurtulmaya çalışıyor,soğuk soğuk terler döküyordu Hayattayken kıyamet, sorgu sual ve mizan hakkında çok şey duymuş ve ahiret hayatı adına bu kavramlar kendisi için köşe taşı olmuşlardı Ama mahşer meydanında ki ürperti, korku ve bekleyişin bu denli dehşet vereceğini düşünmemişti

Hesap ve sorgu devam ediyordu Bu arada onun ismini de okudular Hayretle bir sağa, bir sola baktı "Benim ismimi mi okudunuz?" dedi dudakları titreyerek

Kalabalık birden yarılmış, bir yol olmuştu önünde İki kişi kollarına girdi Mahşer meydanının vazifelileri oldukları belliydi Kalabalık arasından şaşkın bakışlarla yürüdü Merkezi bir yere gelmişlerdi Melekler her iki yanından uzaklaştılar Başı önündeydi Bütün hayatı, bir film şeridi gibi geçiyordu gözlerinin önünden" Şükürler olsun " dedi, kendi kendine ve devam etti; " Gözlerimi dünyaya açtım,Hep hizmet eden insanları gördüm Babam sohbetlerden sohbetlere koşuyor, malını islam yolunda harcıyordu Annem eve gelen misafirleri ağırlıyor, yemek sofralarının biri kalkıp, bir yenisi kuruluyordu Ben ise, hep bu yolda oldum İnsanlara hizmete çalıştım Onlara Allah'ı anlattım Namazımı kıldım Orucumu tuttum Farz olan ne varsa yerine getirdim Haramlardan kaçındım "Kirpiklerinden aşağı gözyaşları
dökülürken, "Rabbimi seviyorum, en azından sevdiğimi zannediyorum" Diyordu Ama bir yandan da "O'nun için ne yapsam az, Cennet'i kazanmama yetmez" Diye düşünüyorduTek sığınağı Allah'ın rahmetiydi

Hesap sürdükçe sürdü Boncuk boncuk terliyordu Sırılsıklam olmuş, zangır zangır titriyordu Gözleri terazinin ibresindeki neticeyi
bekliyordu Sonunda hüküm verilecekti Vazifeli melekler ellerinde bir kağıt, mahşer meydanında ki kalabalığa döndüler Önce ismi okundu Artık ayakları tutmaz olmuştu Neredeyse yığılıp kalacaktı Heyecandan gözlerini kapamış, okunacak hükme kulak kesilmişti

Mahşeri kalabalıktan bir uğultu yükseldi Kulakları yanlış mı duyuyordu? İsmi cehennemlikler listesindeydi Dizlerinin üstüne yığıldı Hayretten dona kalmıştı" Olamaaaazzzz " diye bağırdı Sağa sola koşturdu "Ben nasıl Cehennemlik olurum? Hayatım boyunca hizmet eden insanlarla birlikte oldum Onlarla beraber koşturdum Hep rabbimi anlattım" Diyordu

Gözleri sağanak olmuş, titrek vücudunu ıslatıyordu Vazifeli iki melek kollarından tuttu Ayaklarını sürüyerek ve kalabalığı yararak
alevleri göklere yükselen Cehennem'e doğru yürümeye başladılar Çırpınıyordu Medet yok muydu? Bir yardım eden çıkmayacak mıydı?

Dudaklarından kelimeler kırık dökük, yalvarmayla karışık döküldü"Hizmetlerim Oruçlarım Okuduğum Kur'anlarNamazımHiçbiri beni kurtarmayacakmı?" diyordu Bağıra bağıra yalvarıyordu Cehennem melekleri onu hiç sürüklemeye devam ettiler Alevlere çok yaklaşmışlardı Başını geriye çevirdi Son çırpınışlarıydı

Resülullah, "Evinin önünde akan bir ırmak içinde günde beş defa yıkanan bir insanı o ırmak nasıl temizler, günde beş vakit namazda insanı günahlardan öyle temizler" Buyuruyordu "Oysa ki benim namazlarım da mı beni kurtarmayacak?" diye düşünüyordu

" NamazlarımNamazlarımNamazlarım" diye diye hıçkırdı Vazifeli melekler hiç durmadılar Yürümeye devam ettiler; Cehennem çukurunun başına geldiler Alevlerin harareti yüzünü yakıyordu Son bir defa dönüp geriye baktı Artık gözleri de kurumuştu Ümitleri sönmüştü Başını öne eğdi İki büklüm oldu

Kollarını sıkan parmaklar çözüldü Cehennem meleklerinden birisi onu itiverdi Vücudunu birden bire havada buldu Alevlere doğru düşüyordu Tam bir iki metre düşmüştü ki, bir el kolundan tuttu

Başını kaldırdı Yukarıya baktı Uzun beyaz sakallı bir ihtiyar onu düşmekten kurtarmıştı kendisini yukarıya çekti Üstündeki başındaki tozu silkerek ihtiyarın yüzüne baktı

"Siz de kimsiniz ?" dedi
İhtiyar gülümsedi: " Ben