Mumsema islam Arsivi
Anasayfa Forum Kuralları İletişim Bugünkü Mesajlar
Geri git   Mumsema islam Arsivi >
Namaz Bölümü
> Namaz Alt Başlıklar > Namazda kalp huzuru (huşu')
Google
 
Kullanıcı ismi
Şifreniz
Kayıt ol Yardım Üye Listesi Ajanda Arama Bugünkü Mesajlar Bütün Forumları okunmuş kabul et

Cevapla
 
Konu Araçları
Alt 05-15-2007   #1
Bilgiler
Devamlı Üye
 
Bilgiler
Üyelik tarihi: Mar 2007
Mesaj: 10,052
İtibar
Tecrübe Puanı: 104
Rep Puanı : 3504
Rep Derecesi :
İnşirah Çok ünlü.İnşirah Çok ünlü.İnşirah Çok ünlü.İnşirah Çok ünlü.İnşirah Çok ünlü.İnşirah Çok ünlü.İnşirah Çok ünlü.İnşirah Çok ünlü.İnşirah Çok ünlü.İnşirah Çok ünlü.İnşirah Çok ünlü.
İnşirah RSS Feed
Standart O'nun Huzurunda



CENÂB-I HAKK’IN HUZÛRUNA GİRERKEN NE GİBİ FİKRÎ BİR HAZIRLIK YAPMALI VE O’NUN HUZÛRUNDA NELER DÜŞÜNMELİYİZ?
Huzûr derken daha ziyade namaz gibi ibadetlerdeki huzûr kasdediliyor zannediyorum Eğer sorudaki huzûr bu ma’nâda sorulmuşsa, zaten namaz bizzat kendisi huzûrdur Aleyhissalâtü Vesselâm Efendimiz, Mi’rac gibi huzûrun en mükemmel ve en münevveriyle şereflendirilmişti bu çok önemli hâlin bizim mahiyet menşûrumuza aksi namaz şeklinde olmuştu Evet O’nun Mi’racdan bize getirdiği en kıymetli hediye namaz olmuştur Bizler için mikro plânda namaz bir Mi’rac demektir Bunu duyup doyabilmemiz için, bir rahmet eseri olarak, günde beş defa namazla huzura alınıyor ve Rabbimiz’e muhatap olma bahtiyarlığıyla şereflendiriliyoruz
Efendimiz’in Mi’rac’da semaları dolaşması, Rabbimiz’le bizzat vicâhî olarak, perdesiz konuşması ve kendi idrâki vüs’atinde Cenâb-ı Hakk’ı, minvechin, perdesiz hicapsız müşâhedesi ve ardından namazı, bir armağan ve hediye olarak bize getirmesi, evet bu iki hâdise birbiriyle o denli irtibatlıdır ki,namazı Mi’rac’tan ayrı düşünmek mümkün değildir Evet, namaz, Mi’rac’ın ve herkes için bu kavsî urûcun, semere ve meyvesidir
Tüccarlar, sağa-sola gider; alış-veriş yapar ve gelirken de birşeyler alır, öyle dönerler Allah Rasulü de tamamen ebediyyet gamzeden bir mukaddes alış-veriş için Rabb’inin huzuruna çıkmıştı Kudsî yolculuğun daveti bu âdetâ bir alış-verişti; Cenâb-ı Hakk’dan gelmişti Bu alış-verişte Rabb’imizin bizden istediği de sadece itaat ve kulluktu Buna mukabil O da, namazımızı, Efendimiz’in Mi’racı gibi kabul buyuracaktı Biz O’nun yolunda olacaktık, O da bizim elimizden tutacak ve bizi zâyi etmeyecekti Biz görmeden O’na inanacaktık, O’da bir ma’nâda namazımızda bize görünerek gözlerimizi aydın kılacaktı Ortada böyle bir alış-veriş vardı; ama, hiç bir surette pazarlık yoktu Çünkü verilenlerin hepsi bir lütuftu
Allah (cc) lütfuyla O’nu huzûruna aldı Ve en çok sevdiği bu insanı bizim nâmımıza konuşturdu Tahiyyatı ile O’na selâm verdi ve bize de selâm gönderdi Efendimiz (sav) istifade ettiği gibi, biz de o teveccühten istifade ettik Namaz işte böyle bir huzûru sembolize eder
İnsan namaza gelirken, bu anlayış ve bu düşünce ile gelmelidir Böyle kudsî bir işe hazırlanma çok önemlidir Herşeyden evvel namaza hazırlanırken abdest alınır Bazı hallerde de abdest yerine gusül yapılır İnsan, abdestte her uzvunu yıkayışıyla ayrı bir mesafe alır, ayrı bir aydınlık idrak eder ve ayrı bir canlılığa ulaşır abdest içinde okunan duâlarla da belli bir metafizik gerilim içine girer Bu arada camiye giderken yapılacak bir kısım duâlar da vardır ki, insan bunlarla adım adım Rabb’-inin huzuruna gelişini hisseder ve yaptığı duâlarla âdeta semavîleşir Bu kapı, herkese olmasa bile çoklara açıktır Hz Ali (ra) gibi insanlar her namaz vakti sararıp solar ve âdeta bayılacak hâle gelirlerdi
Zira namaz İlâhî huzûra ermek ve o âdeta, vicâhî olarak Hakk’la görüşmek demektir
Bir insan düşünün ki, kendisine çok mühim bir mes’elede, seçkin bir topluluk karşısında, bir konuşma teklifi yapılmıştır ve o insan ilk defa böyle bir topluluk huzuruna çıkacaktır Dinleyenler arasında her sınıfın en üst seviyedeki temsilcileri de bulunmaktadır O insan böyle bir durum karşısında nasıl sararır, solar, bocalar, kem-küm eder ve müthiş bir heyecan içine girer; öyle de kul, namazında bu kişinin durumundan bin misli daha fazla bir heyecan ve helecan içine girer tabiî ne yaptığının şuurunda ise Çünkü biraz sonra onun konuşacağı meclis, sadece misâl olsun diye sözünü ettiğimiz meclisten kıyas kabul etmeyecek ölçüde daha mehabetli ve daha yücedir
Evet bu insan, her an ayrı bir şe’n ve tecellide olan Rabb’in huzûruna girecektir Ve daha önceki namazdan bir sonraki namaza ülfet adına intikal edecek heyecan yatıştırıcı müsekkinlere karşı dikkatli olmalıdır
Düşünmeli ki, Hz Musa (as) gibi ulü’l-azm bir peygamber, Cenâb-ı Hakk’a ait mehabetle dopdolu olduğu halde, yine de Firavunun yanına girmeden evvel (Rabbişrahlî) (Tâhâ, 20/25) demek suretiyle bir iç hazırlık yapıyordu; vicdanını konuşturuyor ve mukavemetini arttırması için Cenâb-ı Hakk’a duâ ve niyazda bulunuyordu
Mü’minin abdesti ve mescide gidişi bir ilk hazırlıktır sanki Hayalinde Allah Rasulü (sav) temessül etmiş ve biraz sonra da namazında O’na cemaat olacaktır Bu şuur ve bu iştiyak içinde namaza duracak ve namazında okuduğu Kur’ân’ı bizzat Cenâb-ı Hakk’a takdim ediyor gibi okuyacaktır Belki yer yer, mescidin dışında bırakmaya çalıştığı uygunsuz düşünceler onu rahatsız edecek; fakat o böyle eşkiya ve yol kesicilere kat’iyyen teslim olmayacak ve yoluna devam edecektir Ayakta durmaya dermanı kalmadığını hissedince de, Rabb’in azameti karşısında iki büklüm olup rüku’a varacak, rüku’dan kalkarken de vicdanında Cenâb-ı Hakk’ın kendisine Rahmet nazarıyla bakışını yakalamaya çalışacak çalışacak ve o bakışı yakalamış gibi, hayretinden dizlerinin bağı çözülecek, tam ve ciddi bir teslimiyet içinde, kulun Rabb’ine en çok yaklaşabileceği sınır nokta olan secdeye kapanacak Ümmetlerin âhirette diz çöküp oturmasına mukabil, o, bu ızdırarî hâli ihtiyarî olarak dünyada yapacak ve diz üstü çöküp, yalvarış ve yakarışlarla Rabb’ine müracaatta bulunacak ve gönül dünyası huzurun ışıklarıyla dolup taşacaktır O, böyle yapıp ve bunlara mazhar olunca, âhirette böyle bir duruma düşmekten de -İnşaallah- kurtulacaktır Zira Allah (cc) iki korkuyu bir arada vermiyeceğini va’d etmektedir İki emniyetin bir arada verilmediği ve verilmiyeceği gibi
Bu seviyeyi elde edebilmenin kendine göre yolları vardır Bunlardan bazılarını şöyle sıralamamız mümkündür:
Birincisi: Âfakî ve enfüsî tefekkürde ısrar İnsan hiç durmadan âyât-ı tekvîniyeyi düşünmeli, âfâktan enfüse ve enfüsden âfâka düşünce mekiğini gezdirip durmalıdır Evet insanın tefekkürü, onu, bir taraftan semânın yıldızlarla yaldızlanmış ufuklarına götürmeli, diğer taraftan da mahiyetinin derinliklerinde seyahat ettirmelidir ki “kör ve sağırların” yediği damgayı yemiş olmasın Çünkü böyle olanlar, kalblerini terk ve rabbanî latîfelerini ihmâl ettiklerinden dolayı, körler, sağırlar ve dilsizler gibi yaşamaktadırlar Kendi mahiyetlerini görüp dururken de durumları daha farklı değildir
İnsan tefekkürle, bir saatlik ibadetini bin senelik ibadet hükmüne getirebilir ve bu seviyede sevap kazanabilir Ve işte, bu tefekkür şuuruyla namaz onu, esmâ dâiresinden sıfat dâiresine, oradan da Zât dâiresine sıçratır ve insan âdeta sonsuzluğa yelken açmış gibi olur
İkincisi: “Râbıta-i mevt” dediğimiz ölümün düşünülmesidir Bu yapılırken de ihtimal ve faraziyelerle değil, bizzat ölümle burun buruna gelmiş bir insan hâletiyle yapmalıdır Zaten Kur’-ân-ı Kerim’de “Küllü nefsin zâikatü’l-mevt” (Âli İmran 3/185) âyetiyle bu hakikata arzedilen çizgide parmak basmaktadır Bir kısım tefsir ve mealcilerin söylediği gibi âyetin ma’nâsı “Her nefis ölümü tadacaktır” şeklinde ifade edilmesi oldukça eksik bir ma’nâdır “Her nefis bilerek veya bilmeyerek ölümü tadıp-durmaktadır” şeklindeki ifade öncekinden daha tutarlıdır Çünkü Türkçe’de “Her nefis ölümü tadacaktır” ifadesinin arapça karşılığı “Küllü nefsin seyezûku’l-mevt” şeklinde olur Halbuki âyetteki ifade yukarıda söylediğimiz şekildedir Âyetin Türkçeye en yakın ve az kusurlu meâli ise “Her nefis ölümü tatmaktadır” şeklinde olmalıdır (Âli İmran, 3/185) Evet, her nefis her an ölümü tadıp durmaktadır ve burada başka herhangi bir ma’nâ da bahis mevzuu değildir
Bu hususu da kısaca izâh etmek uygun olacak:
Biz her an ölüp dirilmekteyiz Zira bizler, Cenâb-ı Hakk’ın tecellilerinin akislerinden ibaretiz Bu tecelliler o kadar seri bir şekilde ve peşipeşine gelmektedir ki, biz, kendimizi inkıta’sız ve devamlı kabul ederiz Bu aynen sinema şeridindeki karelerin çok hızlı dönüşüyle, oradaki nesnelerin hareketli görünmesi gibidir Aslında, biz, her an -ki an kelimesiyle zamanın en küçük parçası neyse onu kasdediyoruz- var olup yine yok olmaktayız Bu tecelliler O feyz-i akdesten geliyor ve biz de daimî bir var ve yok olmayla karşı karşıya bulunuyoruz Bu durumda sanki biz, saatin akrep veya yelkovanı üzerindeymişiz gibi oluruz Yani ilk hareketin bizi her an öbür tarafa atması ihtimaliyle karşı karşıya bulunuruz ve zaten sonunda da bu durum kaçınılmaz bir netice olacaktır Öyleyse, ölümü, istikbalde vâki olacak bir hâdise gibi değil, her an yaşanmakta olan bir vak’â gibi değerlendirmeliyiz
Bu değerlendirme bizi, daima âhirete hazır hâle getirecek ve namazımızı da, âhiret hazırlığı içinde olan bir insan edâsıyla kılmaya vesile teşkil edecektir
Üçüncüsü: Namazı huzur dolu insanların yanında kılmak da bir yoldur Zira, başını secdeye koyduğu zaman soluklarında Muhammedîlik esip duran birinin yanında kılınan namaz da insanın o havaya bürünmesine bir vesiledir Ondandır ki, cemaat olma tavsiye ve emredilmiştir Çünkü ferdin iç mukavemeti her zaman huzur temin etmeye yetmeyebilir Bu durumda, cemaat içindeki fertlerin ma’nevî desteği onun imdadına yetişir ve ona da huzur kazandırır
Göz yaşı içinde namaz kılan bir insanın hâl ve durumu, en azından, onun yanında namaza duran insanın da kalbini yumuşatır, hatta bazan ona da göz yaşı döktürür Bir çoğunuz müşahede etmişsinizdir? Ravza-i Tâhire’de ve Beytullah’da öyle namaz kılan, secde ve ruku’uyla öyle ubudiyette bulunan insanlar vardır ki, bizler onları seyrederken kalbimiz duracak hâle gelir
“Ruku’ edenlerle beraber siz de ruku’ edin” (Bakara, 2/43) âyetinin işaretinden biz bunu anlıyoruz Kişi sevdiğiyle beraberdir Onun için evvela bu türlü ibadetle Rabb’ine kulluğunu takdim edenleri sevecek ve sonra da hep onlarla beraber olmaya çalışacağız Bu arada namazlarımızı da onlarla beraber kılacak ve onlarla huzur-bahş olan bir iklimde bulunmaya çalışacağız
Hz Aişe (ranh) validemiz, Allah Rasulü’nün namazını anlatırken şöyle der: “Allah Rasulü’nün iki rekat namazına şahid oldum Öyle bir kıyamda durdu ve kıyamını öyle uzattı ki, o kıyamın güzelliğini ne sen sor ne de ben söyliyeyim Sonra ruku’u da böyle oldu Ardından secde etti; secdesi de en az ruku’u kadar güzeldi” İşte biz de bir taraftan namazımızı Allah Rasulü’nün bu namazına benzetmeye çalışacak, diğer taraftan da namazı Hakk dostlarıyla beraber kılacak ve onların kulluk keyfiyetini gönüllerimizde yakalamağa çalışacağız
Dördüncüsü: İrâdemize hürmet ve saygı duyarak ve irâdeli bir varlık olmanın gereğini yerine getirerek, namazımıza biraz çeki-düzen vermeliyiz Evet irâdemize temrinler yaptırmalı ve huzûra giden yolda biraz da onun mevcudiyeti esasına göre yürümeliyiz
Namaz, öyle dünyevî işlerimiz arasından geçiştiriliverecek kadar ehemmiyetsiz bir vazife değildir O bizim için en mühim bir meşgaledir Namaz ciddiyetle ele alınmalı ve öyle edâ edilmelidir Değil başka bir iş yüzünden onun ihmâle veya aceleye getirilmesi, gerektiğinde her türlü işimiz ona fedâ edilmelidir
Aynı zamanda cemaatin ehemmiyeti de unutulmamalıdır Sadece Hanefî mezhebinde cemaat sünnet-i müekkededir Halbuki diğer üç mezhebe göre cemaat farz veya vaciptir Onlar “Ferke‘û maa’rrakiîn” âyetinden bu hükmü çıkarmışlardır
Son olarak şunu da ilâve edeyim ki, huzur içinde ve erkânına riâyet edilerek kılınan bir namazın mü’minde hasıl edeceği haz ve zevki,ona başka hiç bir mazhariyet kazandıramazYeter ki insan, bu mazhariyetin şuurunda olabilsin ve namazın kıymet ve değerini idrâk etsin

 

İnşirah isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 06-20-2008   #2
Bilgiler
Özel Üye
 
Bilgiler
Üyelik tarihi: Mar 2008
Mesaj: 7,119
İtibar
Tecrübe Puanı: 74
Rep Puanı : 2928
Rep Derecesi :
ßaran Çok ünlü.ßaran Çok ünlü.ßaran Çok ünlü.ßaran Çok ünlü.ßaran Çok ünlü.ßaran Çok ünlü.ßaran Çok ünlü.ßaran Çok ünlü.ßaran Çok ünlü.ßaran Çok ünlü.ßaran Çok ünlü.
ßaran RSS Feed
Standart --->: O'nun Huzurunda



Allah cc Razı Olsun

 

ßaran isimli Üye şuanda  online konumundadır  
Alt 3 Hafta önce   #3
Bilgiler
Devamlı Üye
 
Bilgiler
Üyelik tarihi: Oct 2008
Mesaj: 4,757
İtibar
Tecrübe Puanı: 48
Rep Puanı : 195
Rep Derecesi :
*hayal* ... hakkında olaganüstü bir havası var.*hayal* ... hakkında olaganüstü bir havası var.
*hayal* RSS Feed
Standart --->: O'nun Huzurunda



Allah razı olsun

 

*hayal* isimli Üye şuanda  online konumundadır  
Cevapla
Tags: ,

Huşû kalbimizden kaldırıldı :( | Namazın Rükün ve Şartlarının İcrası Anında Kalpte Bulundurulması Gereken Şeyler

Konu Araçları


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cvp son Mesaj
Bir ezanin huzurunda titremekte yüregim, elif07 Dua ile ilgili yazılar/Tavsiyeler 9 03-24-2008 11:13 AM
O'nun Için Yaşamak.. O'nun Için Sevmek.. O'nun Için Olmak... rana Dini, Güzel Yazılar / Makaleler 6 12-16-2007 20:36 PM
Yüz aç adamın huzurunda seyit Dini, Güzel Yazılar / Makaleler 2 09-05-2007 00:44 AM

Frmacil | Yudumla | Dantel | Klup | Orgu | Oya | Derya TOPlist Saat 11:35 AM.


Powered by vBulletin® Version 3.6.11
Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Forum Etiketleri

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308