Mumsema islam Arsivi
Anasayfa Forum Kuralları İletişim Bugünkü Mesajlar
Geri git   Mumsema islam Arsivi >
İman Bölümü
> İman Alt Başlıklar > Meleklere İman
Google
 
Kullanıcı ismi
Şifreniz
Kayıt ol Yardım Üye Listesi Ajanda Arama Bugünkü Mesajlar Bütün Forumları okunmuş kabul et

Cevapla
 
Konu Araçları
Alt 02-15-2007   #1
Bilgiler
Administrator
 
Bilgiler
Üyelik tarihi: Jan 2007
Nerden: Türkiye
Mesaj: 13,044
İtibar
Tecrübe Puanı: 139
Rep Puanı : 8376
Rep Derecesi :
mumsema Çok ünlü.mumsema Çok ünlü.mumsema Çok ünlü.mumsema Çok ünlü.mumsema Çok ünlü.mumsema Çok ünlü.mumsema Çok ünlü.mumsema Çok ünlü.mumsema Çok ünlü.mumsema Çok ünlü.mumsema Çok ünlü.
mumsema RSS Feed
Standart Meleklere İman



MELEKLERE İMAN
Melekler, Yüce Allah’ın nurdan yarattığı varlıklardır Melekler, Yüce Allah’ın ibadet, taat, zikir, şükür ve özel görevler için yarattığı kıymetli, şerefli, temiz, sevimli varlıklardır
Meleklerin yerde, gökte, Arşta her yerde görevleri vardır Gözle, görülmezler, gayb aleminde bulunurlar Birçok şekle girebilirler Dünya gıdalarından yemez ve içmezler Onların gıdaları Allah’ın nuru, feyzi, zikri ve sevgisidir Erkeklik ve dişilik özellikleri yoktur Doğum yoluyla çoğalmazlar Yüce Allah, dilediği zaman dilediği kadar melek yaratır Sayılarını Yüce Allah bilir
Melekler hiç kötü iş yapmazlar, kötü işe meyletmezler Meleklerde insandaki gibi nefis, şehvet, kötü arzu, meyil ve ihtiyaç yoktur Onlar devamlı Yüce Allah’ı tesbih eder/yüceltir, hamd eder/över ve emrini gözetirler En büyükleri dört tanedir Onlar şunlardır:
1 Cebrail : Vahiy meleğidir Allah’ın emrini peygamberlere getirir Meleklerin en büyüğü ve reisidir
2 Mikâil : Tabiat olayları ve rızık taksimiyle görevlidir
3 İsrafil : Kıyamet kopacağı zaman sûr ismindeki alete üfürüp büyük ve dehşetli haberi duyurmakla görevlidir
4 Azrail : Allah’ın emriyle can almakla görevlidir
İnsanı korumakla görevli meleklere “Hafaza/koruyucu” melekleri denir
İyilik ve kötülüğünü yazanlara “Kirâmen Kâtibin/Yazıcı” melekler denir
Kabirde sual soran meleklere de “Münker-Nekir” melekleri denir
Bazı melekler, Allah’ın dostlarına yardım etmekle görevlidir
Müminlere devamlı dua eden, günahları içi istiğfar eden ve gece gündüz onların affedilmesini isteyen melekler vardır
Zikir ve ilim meclislerine gelip orada bulunanlara dua ve istiğfar etmekle görevli melekler vardır
Peygamber Efendimize (sav) getirilen salavatları ona ulaştırmakla ve salavat okuyanı tanıtmakla görevli melekler vardır
Müminlerin dualarına katılıp ve onlarla birlikte “Âmin” diyen melekler vardır
Azrail Aleyhisselam can alırken ona yardımcı melekler vardır Bu meleker, güzel ahlaklı insanlara ölüm anında selam verir, müjde getirir, korkma der ve can verirken onlara şenlik olup korkmadan ahirete göçmelerine yardımcı olur
Bunlardan başka, yerde ve gökte, dünya ve ahirette Yüce Allah’ın kendilerine verdiği vazifeleri yapan sayısını ancak Yüce Yaratanın bildiği melekler vardır
Böylece meleklere iman etmek, onları sevmek her müslümana fazdır Onları inkar etmek, kendilerine düşmanlık yapmak, onlara Allah’ın kızları ve oğulları demek küfürdür, haramdır, insanı dinden çıkarır
Melekleri, Allah’ın izni ve imkan vermesiyle Peygamberler görebildiği gibi, temiz kalpli, güzel ahlaklı Allah dostu müminler de görebilir ve onlarla konuşabilirler
Melekler, Yüce Allah’ın askerleridir; onlarla dünya ve ahirette mümin dostlarına yardım gönderir, destek ve kuvvet verir Bunun örnekleri çoktur
Okuma Parçası : Gökten Gelen Yardım
Hz Enes (ra) anlatıyor:
Hz Peygamber’in (sav) Ashabından Ebu Ma’lek diye birisi vardı Bu zat, kendisi ve başkaları adına tüccarlık yapar; ticaret için uzak bölgelere giderdi Kendisi, çok ibadet ehli ve takva sahibi güzel ahlaklı bir insandı Yine bir gün ticaret için yola çıkmıştı Önünü bir silahlı hırsız kesti; ona:
-Elinde ne varsa getir önüme koy, seni öldüreceğim! Dedi Ebu Ma’lek:
-İşte malım, al senin olsun; beni bırak dedi Hırsız:
-Ben malı değil, seni öldürmek istiyorum, dedi Ebu Ma’lek:
-Biraz müsaade et de dört rekat namaz kılayım, dedi Hırsız:
-İstediğin kadar kıl, dedi
Ebu Ma’lek, abdest aldı, sonra namaz kıldı; namazdan sonra ellerini açtı ve:
-Ey Yüce dost, ey Yüce Arşın sahibi her istediğini yapan Allahım! Kimsenin aksine bir şey yapamadığı izzet ve kudretinin hürmetine, kimsenin zulüm v ehaksızlık görmediği saltanatının hürmetine, Arşını dolduran nurunun hürmetine şu hırsızın kötülüğünden beni korumanı istiyorum Ey kendisinden yardım istenen Rabbim, bana yardım et” Diye dua etti, bu duasını üç defa tekrarladı O esnada bir atlı belirdi Elinde demirden bir mızrak vardı, mızrağı atının iki kulağı arasına koymuş bir şekilde süratle hırsıza doğru yöneldi Hırsız atlıyı görünce ona döndü, atlı elindeki mızrağı ile hırsıza bir vurdu, hırsız öldü Atlı Ebu Ma’lek’e dönerek:
-Kalk, dedi Ebu Ma’lek
-Anam babam sana feda olsun, sen kimsin, bu gün Allah seninle bana yardım etti? diye sordu Atlı:
-Ben dördüncü kat gökte bulunan bir meleğim Sen ilk dua ettiğin zaman göğün kapılarının gıcırdayıp ses verdiğini işittim İkinci kez dua yapınca gökte bulunan meleklerin feryadını işittim Sonra üçüncü kez dua edince, bana: “Bu, sıkıntı içindeki bir kulun duasıdır” Dendi Ben Yüce Allah’tan dua edence yardım ve hırsızı öldürmek için izin istedim İzin verildi ve sana yardıma geldim” Dedi
Hz Enes (ra) demiştir ki:
“Kim bir abdest alır, dört rekat namaz kılar ve bu dua ile Allah’tan bir şey isterse, sıkıntı içinde olsun olmasın, duası kabul edilir” 1
____________
1 İbnu Ebi’d-Dünya, K Mücabe’d-Da’ve, No 23; İbnu Hacer, el-İsabe, IV, 182; Kandehlevi, Hayatu’s-Sahabe, V, 180,
Bu bölüm Semerkand Yayınlarının Temel İnanç Esasları “DrDilaver Selvi” isimli kitabından alınmıştır

 

mumsema isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 04-01-2007   #2
Bilgiler
Devamlı Üye
 
Bilgiler
Üyelik tarihi: Mar 2007
Mesaj: 79
İtibar
Tecrübe Puanı: 1
Rep Puanı : 35
Rep Derecesi :
Mehmet Seçkin bir yolda.
Mehmet RSS Feed
Standart --->: Meleklere İman



Nedendir bilemiyorum içten gelen bir duygu ile Cebrail(as)ı daha bi fazla sevdiğimi hissediyorumDiğer meleklere de sevgi besliyorum tabi ama Cebrail(as)ın Allah(cc)in izniyle adı bile hoşuma gidiyor

 

Mehmet isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 01-04-2008   #3
Bilgiler
Devamlı Üye
 
Bilgiler
Üyelik tarihi: Feb 2007
Nerden: İstanbul
Mesaj: 10,986
İtibar
Tecrübe Puanı: 113
Rep Puanı : 3910
Rep Derecesi :
LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.
LeoparGS RSS Feed
Standart --->: Meleklere İman



MELEKLERE İMAN


Melek; erkeklik ve dişilik özelliği olmayan, yemeyen, içmeyen, evlenmeyen, doğmayan, doğurmayan, normal gözle görülmeyen, Allah'ın emirlerine itaat eden yaratıklardır

Arap dili uzmanlarına ve bazı İslâm âlimlerine göre "Melek", arapça bir kelime olup, "Elûk" veya "Elûke" kökünden gelir Elûk, "götüren", elûke ise "haber götüren" manâsınadır Çoğulu "melâike" gelir Ancak "melek" kelimesinin, Arapça'da bazan, hem tekil, hem çoğul manasında cins ismi olarak kullanıldığı da görülür Bu kelimenin kökü sayılan "elk", aslında, "risalet" yani "elçilik"; melekde, "elçi" demektir Kelime önce, mef'al vezninde "melek" idi Sonra hemze "lâm" harfinden sonraya alınarak "melek" olmuş; daha sonra hemze de kaldırılarak "melek" haline getirilmiştir Bu gibi değişikliklere Arapçada çokça rastlanır

Müfessir İbn Hayyâm ve dilcilerden Rağib el-İsfahânî, melek kelimesinin, "kuvvet ve iktidar sahibi" anl----- gelen "melk" veya "mülk" kökünden türetildiği görüşündedirler Dolayısıyla melek kelimesi lügat bakımından; haberci, elçi, kuvvet ve iktidar sahibi, tedbir ve tasarruf manalarına gelmektedir İslâm dininde ise; melek denince, akla önce, peygamberlere gönderilen ilâhî elçiler; sonra, insanlar ve kâinat üzerinde Allah (cc) n----- tasarrufta bulunan ve O'nun emirlerini ve verdiği vazifeleri aynen yerine getiren kudret sahibi manevî varlıklar gelmektedir

İngiliz müsteşriklerinden D B Macdonald, melek kelimesinin İbranîceden Arapçaya geçmiş olabileceği düşüncesine kapılmış ise de, daha sonraki araştırmalarında İbranicenin çok eski kitabelerinde böyle "bir fiilin hiç bir izine rastlanmadığını itiraf etmiştir (Macdonald Melek mad İA, Fazla bilgi için bk "İbni-Manzur Lisânül-Arap, XII, 386-387; Râğib el-Müfredât s 49; M Hamdi Yazır Hak Dini Kur'an Dili, I, 301-303)

Meleklerin hakikatı, cinsleri, sıfat ve özellikleri hakkında bazı farklı görüşler varsa da; Ehl-i Sünnet âlimlerinin Kitap ve Sünnete dayanan ortak görüşleri icmalî olarak şöyledir: Melekler; Allah Teâlâ'ya ibadet ve taatle meşgul olan ruhanî, nuranî, lâtif varlıklardır Allah'ın kendilerine verdiği her emri derhal ve aynen yerine getirirler ve asla itaatsizlik etmezler (et-Tahrîm, 66/6) Melekler, "emanet" sıfatıyla muttasıfdırlar Kur'ân-ı Kerim'in birçok ayetlerinde meleklerin, kâinattaki bütün varlıklar gibi bağımsız olarak yaratılan, fakat insanlara ve diğer canlı ve maddî yaratıklara mahsus olan yeme, içme, uyuma ve evlenme gibi sıfatlardan; erkeklik ve dişilik gibi cinsiyetten ve her çeşit günah işlemekten uzak, daima Allah'ı tenzih ve tesbih eden nuranî lâtif varlıklar olduğu bildirilmiştir Bu özellikleri sebebiyle, Cenab-ı Hak tarafından kendilerine verilen her türlü işleri yapmaya, en kısa zamanda en uzak yerlere süratle gitmeye, diledikleri şekil ve surette görülmeye muktedir olan, Hak Teâla'nın mükerrem kulları, şerefli ve kutsal yaratıklarıdır Nitekim Kur'ân-ı Kerim'de şöyle buyrulur:

"Belki onlar, Allah'ın şerefli kullarıdır Onlar Allah'ın sözünden önce söz söylemezler ve O'nun emrettiklerini (hemen) yaparlar" (el-Enbiya, 21/26-27); "Onlar, Allah'ın emirlerine (isyan edip) karşı gelmezler ve emrolundukları şeyleri (aynen) yaparlar" (et-Tahrim 66/6); "Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O'nundur O'nun katındakiler O'na ibadet etmekte (asla) kibir göstermezler ve (asla) yorulmazlar Gece ve gündüz durmadan (yorulmadan) O'nu tesbih (ve takdis) ederler" (el-Enbiyâ, 21/19-20)

Şu ayet-i kerîmelerde ise Allah (cc); "Gökleri ve yeri yoktan var eden, melekleri ikişer, üçer ve dörder kanatlı elçiler yapan Allah'a hamdolsun O, yaratmada dilediğine (dilediğini) artırır Muhakkak ki Allah her şeye kadirdir" (el-Fâtır 35/1); "Onlarla kendi arasına bir perde çekmişti Biz de Ruhumuzu (Cebrail as) ona gönderdik (O) ona düzgün bir insan şeklinde göründü " (Meryem, 19/17) buyurmaktadır Ayrıca Peygamber (sas), Cibril (as)'i insanlardan biri (Ashab'dan Dihyetü'l-Kelbî) suretinde gördüğünü meşhur Cibril hadisinde beyan etmiştir (Buhârî, İman, 1; Müslim, İman, 1)
Bu ayetlerden ve onları açıklayıp manaca destekleyen pek çok sahih hadislerden, her müslümanın melekler hakkında, aşağıda sıralanan özelliklerine inanması gerekmektedir:

1 Melekler, Allahu Teâlâ'nın yarattığı kullarıdır Öyle ise onlar, Hak Teâlâ'nın haşa kızları, çocukları olmadıkları gibi, asla düşmanları da değildir (Putperest Arap müşriklerin ve eski din mensuplarının melekler hakkındaki sapık inançları hayalî olup batıldır)

2 Melekler, Allah'ın emirlerine harfiyen bağlıdırlar O'na asla karşı gelmez ve isyan etmezler, herhangi bir yasağını çiğnemezler, günah işlemezler Çünkü "İsmet" ve "Emanet" sıfatlarıyla muttasıfdırlar Bütün meleklerin ortak özelliği; daima Allah'a hamd ve senada bulunmak, O'nu itaat ve ibadetle, tesbih etmektir (el-Enbiyâ, 21/26-27; el-Mümin, 40/7)

3 Meleklerin, nuranî mahiyetlerine uygun (yaptıkları iş ve vazifelerine göre) ikişer, üçer, dörder kanatları vardır Bu husus, Allah kelâmı Kur'an ayetleriyle sabittir Ancak; gâib (görülmeyen) âlemden olan, maddî kesafetten soyutlanmış, mahiyeti bilinmeyen melekleri kuşlar gibi kanatlı, maddî varlılar olarak tasavvur etmek, yanlış bir anlayıştır Çünkü onlar Allahu Teâlâ'nın irade ve takdiri ile bizim gözlerimizle görülecek şekilde yaratılmamış, Kuran'ı Kerimde bir konuda açık bilgi verilmemiştir Sözü edilen kanat, meleğin yaratılış gayesi ve nuranî mahiyeti ile bağdaşan, vazifelerini en süratli bir şekilde yerine getirmelerine delâlet eden manevî bir kanat, bir kuvvet ve iktidar sembolüdür Bu söz, temsilî ve mecazî bir ifade tarzıdır Nitekim, din ve dünya ilimlerine sahip olan bir kimseye, mecazen "zül-cenaheyn" iki kanat sahibi dendiği gibi; anaların çocukları için "şefkat ve merhamet kanatları"ndan bahsedilir Hristiyanlar ise melekleri, bir kuş gibi kanatlı olarak düşünür ve tasvir ederler Onların İslâm itikadından ayrıldıkları bir husus da budur

4 Kur'ân'a ve Sünnete göre melekler, gözle görülmeyen, nurdan (ışıktan) yaratılmış olmalarına rağmen, Cenab-ı Hak onlara, gerektiğinde diledikleri kesif cisimler ve insan şekline girerek görünme gücünü bağışlamıştır (M Said Ramazan el-Butî, Kübrâl-Yakîniyyât el-Kevniyye, s 271-278; A A Aydın İslâm İnançları, I, 402-403)

Melekler Neden Görünmezler?
Melekler, nurdan yaratılan, ruhanî ve lâtif varlıklar oldukları için, kendilerine mahsus olan bu mahiyet ve hakikatları onların insan gözüne görünmesine engel teşkil eder Çünkü, maddî olan insan gözü, melekler gibi nuranî, lâtif ve soyut varlıkları görebilecek şekil ve vasıfda yaratılmamıştır Ancak Cenabı Hak, hidayet rehberi olarak gönderdiği üstün vasıflı insanlar olan peygamberlerine bu kuvveti verdiğinden, yalnız onlar melekleri hakikî hüviyetleri veya Allah'ın dilediği surette görebilirler
Kur'an-ı Kerim'de insanların topraktan; cinlerin ve şeytanın yalın ateşten yaratıldıkları, "Cin'i de, yalın ateşten yarattık" (er-Rahman, 55/15) âyetiyle beyan olunmakta ise de; (iblis) Ben ondan (Âdem'den) daha üstünüm Beni ateşten yarattın, onu çamurdan yarattın' dedi" (es-Sâd 38/76) ayetinde görüleceği gibi; meleklerin hangi maddeden yaratıldığı bildirilmemiştir Ancak Sahih-i Müslim'de Hz Aişe (Ranha) dan nakledilen sahih bir hadiste Peygamber Efendimiz (sas), "Melekler nurdan, cinler yalın bir ateşten yaratıldı" (Sahih-i Müslim 7/226 (1333 H)) buyurmuştur Bu hadis, meleklerin maddî olmayan nuranî, lâtif varlıklar olduğuna, meleklerle cinlerin iki aynı asıldan gelen iki ayrı varlıklar olduğuna delâlet etmektedir

Meleklere İman, Her Müslümana Farzdır:
Meleklerin mana ve hakikatı, cinsleri, sıfat ve özellikleri hakkında Ehli Sünnet alimlerinin Kur'ân-ı Kerim ve Peygamberimiz (sas)'in sahih hadislerine dayanan (ve yukarda açıklanan) ortak görüşleri, her müslümanın inanması gereken melek anlayışını ortaya koymaktadır Vasıfları ve görevleri Kur'ân-ı Kerim'in pek çok âyetlerinde tafsilî olarak anlatılan meleklere iman etmek, İslâm'da iman esaslarından biridir Bu inanç, İslâm dininin inanç sistemi arasında çok önemli bir yer işgal eder Çünkü melekler; Rab Teâla'nın insanlara bir lütfu ve keremi sayılan "peygamberlik müessesesi"nin temeli olan Allah'ın "ilâhî vahyini", görülmeyen gayb âleminden, insanlara, onlar arasından seçilen peygamberlere indiren "Allah'ın ilâhî elçileri"dir Melekler, yaratılan bu âlemin, göklerde ve yeryüzünde nizam ve intizamını sağlayan Allah'ın ruhanî yaratıkları, insanları koruyan, onlara hayrı ve iyiliği ilham eden, yaptıkları işleri yazan şerefli kâtipler, nuranî yüce varlıklardır
Bu esasa göre, vahye ve peygamberliğe, hatta ahirete ve gaybiyyât denilen "ahiret ahvali"ne, Cennet ve Cehenneme inanmak ancak meleklere iman etmekle mümkün olur O halde peygamberlere ve onlara indirilen semavî kitaplara inanmadan önce, onlara peygamberliği getiren, vahyi ve kitapları indiren "meleklerin varlığına" kesin olarak inanmak lâzımdır Bu bakımdan, "meleklere iman", "peygamberlere iman" demektir Melekleri inkâr ise, peygamberliği de inkâr sayılır İşte bu sebepledir ki, meleklere iman; "iman esasları" arasında "Allah (cc)'a iman"dan sonra yer almıştır Nitekim Kur'ân-ı Kerim'de; Allah'a imandan sonra meleklerine, daha sonra kitaplarına ve peygamberlerine iman etmek emredilmiştir: Bakara sûresinde, Peygamber, Rabbinden kendisine indirilene (Kur'an'a) inandı, mü'minler de inandılar Her biri Allah'a, meleklerine, kitaplarına ve peygamberlerine inandı" (2/285) buyurulur Esasen diğer iman esaslarına (ahirete, kaza ve kadere) iman etmek de, herşeyden önce Allah Teâlâ'ya, sonra O'nun meleklerine inanmakla mümkün olur Bu bakımdan meleklere iman, Kur'an da, Allah'a imandan hemen sonra zikrolunmuştur Bu konuda Resulullah (sas)'den Hz, Ömer (ra)'ın rivayet ettiği meşhur hadiste, peygamberimiz (sas), vahiy meleği Cibril (as) ile konuşmuş, kendisine "iman nedir" diye sorduğunda Resulullah (sas), şöyle cevap vermiştir: "İman; Allah'a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, ahiret gününe, hayriyle şerriyle kadere inanmaktır" (Müslim, İman 1; ayrıca Buharî, Ebu Davud, Tirmizî ve Nesaî de benzerlerini rivayet etmişlerdir) Bu ve benzeri kesin nasslarla sabit olan meleklerin varlığını inkâr eden; Kur'an, Sünnet ve İcma-ı Ümmet ile, kâfir olur Çünkü Hak Teâlâ, Kim Allahı, meleklerini, kitaplarını, peygamberlerini ve ahiret gününü inkâr ederse; o uzak bir sapıklığa düşmüştür" (en-Nahl 16/2) buyurmuştur Dolayısıyla, melekleri inkâr etmek, hem Kur'an'ı, hem de peygamberliği inkâr sayılır
O halde gerçek şudur ki; meleklerin varlığı naklen sabit, aklen caizdir Çünkü, bütün peygamberler meleklerin var olduklarını bildirmişler Hz Peygamber (sas)'de onları bizzat görmüş ve var olduklarını haber vermiştir Kur'ân-ı Kerim de meleklerden, onların vasıflarından yaptıkları çeşitli vazifelerden, Allah katındaki yüksek derecelerinden söz eden pekçok âyet vardır Allah kelâmı olan Kur'an'ın her verdiği haber haktır ve gerçeğin kesin ifadesidir Peygamberler ise, masumdurlar İsmet, sıdk, tebliğ ve emanet sıfatları ile muttasıf olduklarından, asla yalan söylemezler O halde müslümanlar, Kur'ân ayetleri ve sahih hadislerle kesin olarak sâbit olan, bütün geçmiş peygamberlerin ve semavî dinlerin varlıklarında ittifak ettikleri meleklere iman etmekle mükelleftirler Bu sebeble, şer'an (Kitap ve Sünnet ile) sabit olan melekleri inkâr etmek, küfrü gerektirir İnkâr edeni iman ve İslâm dairesinden çıkarır Bu konuda varid olan muhkem ayetleri ve şer'î delilleri te'vile kalkışmak asla caiz değildir , Melekler, "gaybiyyât" denilen görülmeyen âlemde mevcut nuranî lâtif varlıklar olduklarından; biz onları göremezsek de, var oldukları, dinî naklî delillerle sabit olduğundan, insan aklı da onların varlığını inkâr edemez Gerçi akıl, melâikenin ne varlığını, ne de yokluğunu kesin delillerle isbat edemez Fakat, aklı selîm, gözle görülmeyen bu gibi lâtif varlıkların varlığının imkansız olmadığına, aksine onların da, "vücudu caiz" olan şeylerden olduğuna delâlet eder Çünkü; meleklerin varlığını inkâr edebilmek için, aklî, felsefî veya ilmî verilere dayanan hiç bir delil ortaya konulamaz Aksi halde; gözümüzle göremediğimiz ve bu gün ilmin ve felsefenin mahiyet ve hakikatini tesbit edemediği "hayat cevheri"nin, "insan ruhu"nun ve aklımızın da varlığını inkâr etmemiz gerekir Fakat göremiyoruz veya mahiyetini bilemiyoruz diye; ne ruhu, ne aklı, ne hayat gerçeğini ve ne de görünmeyen, fakat varlığı ilmen bilinen kuvvet ve enerji gibi gerçekleri inkâr edemeyiz O halde, ruh ve akıl gibi maddî olmayan ve "mücerredât" denilen maddeden soyutlanmış manevî, gaybî varlıklara da inanmaya mecburuz Bu gibi soyut varlıklar, müşahede (gözlem) ve tecrübeye dayanan müsbet ilmin sınırları dışında kalan fizik ötesi, gaybî, manevî yaratıklardır Nitekim, özellikle Sokrat ve Eflatun gibi İlâhîyat Felsefesiyle uğraşan ve bir çok eski filozoflar, fizik ötesi ruhanî varlıkların var olduğuna inanmak zorunda kalmışlar ve onlara "misaller âlemi", "ervâhı ulviyye" ve "nüfûz-ı mücerrede" gibi felsefî isimler vermişlerdir Bu günkü müsbet ilimlerle uğraşan meşhur bilginlerin büyük çoğunluğu, fizik ötesi bir takım kuvvet ve varlıkların bu maddî-kevnî âlemde görülen bazı olayların meydana gelmesine sebeb olduğunu kabul ve itiraf etmektedirler Bütün bu gerçekler ve ilmî veriler, meleklerin varlığının aklen caiz ve mümkün görüldüğüne kesin olarak delâlet etmektedir Özet olarak diyebiliriz ki, melekler de, aklımız ve ruhumuz gibi vardır
Gerçi biz onları göremiyoruz ama, peygamberler görmüşler ve büyük bir melek olan Cebrail (as) elçiliği ile Allahu Teâlâ'nın vahyine mazhar olmuşlardır Onlar, vahiy meleği aracılığı ile Allah'ın emir ve yasaklarını alıp, öğrenmişler ve insanlığı hidayete ve saadete yöneltmişlerdir Nitekim Kur'ân-ı Kerimde, Peygamberimiz (sas)'e aynı şekilde indirilmiş ve bize meleklerin varlığını haber vermiştir Onun içindir ki bütün müslümanlar, Kur'ân-ı Kerim'in ve Peygamber (sas) Efendimizin haber verdiği ve aklın da varlığını inkâr etmediği meleklere inanırlar Çünkü melekleri inkâr, mukaddes kitapları ve peygamberleri de inkâr etmeyi gerektirir

Kur'ân-ı Kerim'de geçen pek çok ayetlerde meleklerin çeşitli görevleri belirtilmiş, yaptıkları işlerin önemine ve özelliğine göre aldıkları özel isimler beyan olunmuştur Yerlerde ve göklerde, Kürsî'de ve Arş etrafında, Beytu'l Ma'mur ve Sidre-i Münteha'da, Cennet ve Cehennem'de sayısız melekler vardır Bütün meleklerin çok çeşitli olan görevlerine ve yaptıkları işlerin mahiyetine göre tanzim edip bunları yöneten dört büyük melek, meleklerin başları ve amirleridir Bu görevlerin en başta geleni ve en önemlisi; peygamberlere Allah (cc)'ın ilâhî vahyini ulaştırmak, yani Allah'ın emirlerini tebliğ etmektir Bu bakımdan, melek denilince akla her şeyden önce, "Cebrail" adıyla tanınan vahiy meleği gelir Sonra diğer görev gruplarının başları olan Azrâil, Mikâil ve İsrâfil gelir Bu dört melek meleklerin "Resulleri"dir

Kur'ân-ı Kerim'in beyanına göre melekleri, şu üç büyük grupda toplamak mümkündür:

A) "İlliyyûn, Mukarrebûn" diye anılan melekler Bunlar, daima Allahu Teâlâ'yı tenzih ve tehlil ile, O'na ibadet ve taatla meşguldürler Muhabbetullah (Allah sevgisi) ile istiğrak halindedirler

B) "Müdebbirât" diye bilinen melekler olup, bu kâinatın nizam ve intizamını temin etmekle görevlidirler Allah'u Teâlâ'nın yerlerde ve göklerde irade ve kudretinin tecellisine aracılık ederler

C) Her şeyden önce, Peygamberlere vahyi ilâhîyi ulaştırmakla görevli olan ilahî elçilerdir Bunlar genellikle bütün insanların ruhî halleri ve tekâmülleri ile meşguldürler İnsanlarla ilgili çeşitli görevleri vardır

Gerçek şudur ki; bütün meleklerin ne gibi görevleri olduğunu tafsilâtıyla bilmemize imkân yoktur Ancak Kur'ân-ı Kerim, meleklerin bazı görevlerini ve her göreve göre onlara verilen melek ismini haber vermiştir Onlara, bildirildiği isim ve vasıflarıyla inanmak gereklidir Çünkü bu görev ve ve isimler kesinlik ifade eden dinî nasslarla sabit olmuştur Genellikle insanların ruhî tekâmülleri, dünya ve ahiret hayatları ile ilgili olan meleklerin, Kur'an ayetleri ve Peygamberimizin sahih hadisleri ile beyan olunan görevleri ve her birinin isimleri ana hatlarıyla şöylece özetlenebilir:

1- Melekler, Allah'tan vahiy getiren ilâhî, elçilerdir Meleklerin insanlarla ilgili en büyük ve en önemli görevleri; onları hidayete sevkeden, iki cihanda saadet ve selâmete ulaştıran ilâhî vahyi peygamberlere tebliğ etmek, Allah'ın kelâmını, emir ve hükümlerini, mümtaz kulları olan peygamberlerine ulaştırmaktır Meleklerin başta gelen bu görevleri, bir çok Kur'an ayetleri ile sabittir Allah (cc) şöyle buyuruyor: "Gökleri ve yeri yaratan, melekleri ikişer, üçer, dörder kanatlı "elçiler" yapan Allah'a hamdolsun Allah dilediğine dilediğini (peygamberlikle) arttırır Şüphesiz Allah herşeye kadirdir" (el-Fatır, 35/1) Bu ayette Allah (cc), yüce zatı ile peygamberleri arasında risaletini ve ilâhî vahyi onlara tebliğ eden "melekler" yarattığını bildiriyor Kanat tabiri; ruhlar âleminde, meleklerin kudretini ve Allah'ın ilâhî emirlerini süratle yerine getirdiklerini beyan eden mecazî bir ifadedir Başka bir ayette de şöyle buyurur

"Allah, kullarından dilediğine kendi emrinden bir ruh (vahiy) ile "melekleri" indirerek şöyle der: (insanları) uyarın ki; benden başka (tapılacak) ilâh yoktur Benden korkun" (en-Nahl, 16/2) Ayetten anlaşıldığına göre Allahu Teâlâ, ilâhî vahyini vahiy melekleri vasıtasıyla, dilediği seçkin kulları olan peygamberlerine indirir Onlar insanlara, Allah'ın birliğini, ibadete ve korkulmaya lâyık tek mabud olduğunu bildirirler Ayette vahiy, ruha benzetilmiştir Çünkü ruh, nasıl cesedin dirilmesine sebeb olursa; vahiy de insanları ve milletleri dirilten bir ruh gibidir Bu iki ayette vahiy meleklerinden bahsedilmekte ise de, Kur'ân-ı Kerime göre Hz Muhammed (sas)'e vahyi getiren meleğin ismi Cebrail'dir Bu kelime bazı âlimlerin görüşlerine göre, "Allah'a hizmet eden", manasına olup, Arapçası "Cibril"dir Allah (cc) şöyle buyuruyor: "Deki: Kim Cibrile düşmansa, bilsin ki, o, Kuranı Allah'ın izniyle-kendinden öncekileri tasdik edici ve müminlere yol gösterici ve müjdeci olarak-senin kalbine indirmiştir" (el-Bakara, 2/97) Cibril Kur'an'da "Ruhu'l-Emin" ve "Ruhul-Kudüs" olarak da geçer: "Şüphesiz ki Kur'an, âlemlerin Rabbinin indirdiği (bir kitap) tır Onu "Ruhu'l-Emin" (Cebrail) senin kalbine, uyaranlardan olman için indirmiştir" (eş-Şuarâ, 26/192-193), "De ki onu "Ruhu'l Kudüs" (mukaddes, temiz ruh) Rabbinden hak olarak indirdi" (en-Nahl 16/102) Hz Muhammed (sas)'den önceki peygamberlere de vahyin aynı yolla indirildiği bildirilmiştir (en-Nisâ, 4/163) Cebrail (as)'a "Vahiy meleği" ve "Namusu Ekber" de denir Dört büyük melekten biri olarak, "Rasul" diye de anılır O, Vahiy meleklerinin başı ve resuludur En büyük ve en şerefli melektir (ayrıca bk Cebrail, maddesi),

2- Meleklerin önemli vazifelerinden biri de; Allah'ın sevgili kulları olan peygamberlerini destekleyerek onlara kuvvet vermek, karşılaştıkları güçlükleri kolaylaştırmak ve üzüntülü anlarında onları teselli etmektir Bu yardım ve manevî destek, hemen her peygamber için daima görülmüştür Bunun örnekleri çok olup, pekçok Kur'an ayetleriyle sabittir Bu konuda, diğer peygamberler arasında Hz İsâ (as)'nın ismi çok geçer Çünkü İsâ peygamber ve annesi Hz Meryem, Yahudilerin ciddi hücumlarına ve çirkin iftiralarına maruz kalmıştır Kur'ân-ı Kerim'de üç yerde (el-Bakara, 2/87, 253 ve en-Nisâ 4/110), Hz İsa'ya; Ruhu'l-Kudüs, yani Cebrail (as) tarafından kuvvet verildiği bildirilmiştir Bir ayette şöyle buyurulur: "Meryem oğlu İsa'ya apaçık deliller verdik, onu Ruhu'l-Kudüs ile destekledik" (el-Bakara 2/87 ve 253) Melekler, Peygamber (sas) Efendimiz için, daima salâvat getirirler (el-Ahzab, 33/56)

3- Melekler, peygamberlerle beraber olan, onların yolunda yürüyen imanları kuvvetli gerçek müminlere ve salih kullara da kuvvet vererek destek olurlar Müminlere darlık zamanlarında (özellikle, Allah yolunda savaşırken saf tutarak) yardım ederler ve müjdeler verirler Kur'ân-ı Kerim'de: "Rabbimiz Allah'tır deyip dosdoğru yolda yürüyenlerin üzerlerine (müjdeci) melekler iner Onlara: Korkmayın, mahzun da olmayın, size vadedilen Cennetle sevinin Sizin dünya hayatında da, ahirette de dostlarınız Biziz" (el-Fussilet, 24/30-31) buyrulur Meleklerin, müminlere inişi, onların dünyada hayrı ve doğru olanı kalplerine ilham etmeleri şeklinde olabileceği gibi; onları huzurlu kılmak, Allah'ın kendilerine vadettiği Cennetle müjdelemek şeklinde de olabilir Bu gruptaki yardımcı melekler, müminlere dünya ve ahirette dost ve arkadaş olduklarını söyleyerek, sıkıntılı hallerinde onları teselli ederler Nitekim Hak Teâlâ, Peygamber (sas)'e ve beraberindeki Ashâb-ı Kirama, kâfirlerle Allah yolunda savaşırken onlara yardım eden ve müminleri düşmanlarına muzaffer kılan melekler gönderdiğini bildirir Bu konuda Cenab-ı Hak şöyle buyuruyor: "Hani siz Rabbinizden imdat (yardım) istemiştiniz O da; "Ben size birbiri ardından gelen bin melekle imdat ediyorum" diye duanızı kabul etmişti" (el-Enfâl, 8/9-10) Diğer bir ayette; "Rabbinizin, indirdiği üçbin melekle yardım etmesi yetmez mi?" (Âl-i İmran, 3/123); Başka bir ayette beşbin melek indirildiği (3/124); bir diğerinde, "kuvvetli rüzgâr ve göremediğiniz askerler gönderdik" (el-Ahzâb 33/9) buyurulur Nitekim müslümanların, kâfirlerle yaptıkları üç savaşı da Allah'ın izni ve meleklerin yardımı ile kazandıkları tarihen sabittir

4- Meleklerin bir vazifesi de; insanların ruhen yükselmelerine yardım etmek ve onları, iyi, güzel ve hayırlı işlere yöneltmektir İnsanlar ancak meleklerin indirdiği ilâhî vahiy ve telkin ettikleri ilâhî ilham ile ruhî hayatın ne olduğunu arılayabilir ve ruhî melekelerini geliştirerek ruhen yükselebilirler Melekler, müminlere manevî kuvvet vererek ruhen yükselme düşüncesinin dünyada yerleşmesini sağlarlar Meleklerin müminler, hatta kâfirler için dua etmeleri, bütün insanları ruhen yükselme yoluna sokmak içindir Müminleri Allah'ın izniyle hidayete sevkederek onları aydınlığa çıkarmaları, hep bu ruhî yükselmeyi sağlamak içindir Meleklerin insanlarla ilgili olan bu görevleri; onların ruhen yükselmelerine yardım etmek, böylece onları ruhî olgunluğa eriştirmek gayesi taşır Genel olarak her türlü iyi, güzel ve hayırlı işler, bu ilham meleklerinin iyi telkinleri ve bizi o işlere yönlendirmelerinin sonucudur

5- Bu gruptaki meleklerin diğer bir görevi de; bütün insanların hidayetleri ve doğru yolu bulmaları için duada ve şefaatta bulunmalarıdır Şefaat, hüküm gününde günahkârlar hesabına Allah'a yalvarmaktır Bu dua ve şefat; "Rahmeti her şeyi kuşatan Allahu Teâlâ'nın iradesiyle bütün insanlar için ise de; meleklerin yalnız müminlere mahsus olan duaları daha kuvvetlidir Nitekim Hak Teâlâ; "Arşı yüklenen ve çevresinde bulunanlar, Rablerini överek O'nu tesbih ederler, O'na inanmışlar Müminler için: "Rabbimiz, rahmetin ve ilmin herşeyi (kavramış ve) kuşatmıştır Tevbe edip Senin yoluna uyanları bağışla, onları Cehennem azabından koru"diye (dua eder ve) bağışlanma dilerler " (el-Mümin, 40/7-9) buyurmuştur Peygamberler ve Peygamberimiz (sas) için meleklerin duası ise, onları övmek ve salâtü selâm getirmekti (el-Ahzâb, 33/56) Meleklerin şefaatından şöyle söz edilir: "Göklerde nice melekler vardır ki, şefaatları hiç bir fayda vermez Ancak, Allah'ın dilediği ve razı (hoşnut) olduğu kimseler hakkında O'nun izniyle (meleklerin şefaati) fayda verir" (en-Necm, 53/26)


Şamil İslam Ansiklopedisi

 

LeoparGS isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 01-30-2008   #4
Bilgiler
Devamlı Üye
 
Bilgiler
Üyelik tarihi: Mar 2007
Mesaj: 10,052
İtibar
Tecrübe Puanı: 104
Rep Puanı : 3504
Rep Derecesi :
İnşirah Çok ünlü.İnşirah Çok ünlü.İnşirah Çok ünlü.İnşirah Çok ünlü.İnşirah Çok ünlü.İnşirah Çok ünlü.İnşirah Çok ünlü.İnşirah Çok ünlü.İnşirah Çok ünlü.İnşirah Çok ünlü.İnşirah Çok ünlü.
İnşirah RSS Feed
Standart --->: Meleklere İman



Görülmemeleri dolayısıyla melekleri inkâr eden kimselere ne demeliyiz?

Şu görünen âlemde nice görünmez kuvvetler, kanunlar, ışınlar iç içe vazife görüyorlar Melekler ise bunların hepsinden daha lâtif Işınlardan çok daha kesif olan havayı bile göremeyen insanoğlunun, “görmediğime inanmam” diyerek melekleri inkâra sapması çok tuhaf

Zevkle seyrettiğimiz bir ağaçta, yarı canlı dediğimiz bir hayat tecellisi var Biz bu hayatı göremeyiz, ama ağacın her yaprağı ve her çiçeği bize o hayatı âdeta haykırırlar Güneşin çekim kuvvetini de göremeyiz ama, dünyamızın güneş etrafındaki seyahatinde o kuvvetin varlığını seyreder gibi oluruz

Gözümüz yeryüzünün taşında toprağında dolaşırken bunların arkasında bir çekim kuvvetinin var olduğunu da çok iyi biliriz Ağaçtaki büyüme kanunu, güneşteki cazibe ve yerin çekim kuvveti Rabbanî ordulardan sadece üç nefer gibi

Her yanımız bu görünmeyen ordularla kuşatılmış Her faaliyet onların varlığından haber veriyor Bütün bunlara rağmen yine de bazı kimselerden çok garip sözler işitiriz; “görmediğim şeye inanmam” diye

İnanmak kalbe ait bir keyfiyet İnsan, inanmaya çeşitli yollarla gider Görme, bunlardan sadece birisi Yemeğin tadına dilimizle bakarız Halbuki, gözümüz tatlar âlemini göremez “Radyoya bak, ne haber var?” denildiğinde bu defa kulağımıza iş düşer Sesler âlemine onunla bakarız “Şu adama bak, ne kadar kibirli” denildiğinde ise, onun tavırlarından aklımızla birtakım mânâlar çıkarır ve bir hükme varırız Gerçeği bulmada görmeyi tek ölçü kabul edenler, diğer duyu organları yanında, akıl ve vicdanın vazifesini de göze yüklemiş olurlar

Bilim adamlarına göre, insan gözü şu âlemde mevcut ışınların ancak yüzde üç buçuk kadarını görebiliyormuş Demek ki insan, görmeyi tek ölçü kabul etse, şu görünen âlemin bile yüzde doksanından fazlasını inkâr edecektir

Kâinat ve onda faaliyet gösteren çok değişik ışınların bir başka şeklini, bir küçük misâlini, insan bedeninde ve onda faaliyet gösteren his dünyasında görmek mümkün

Parmağımızı meleklere inanmayan birisinin yüzüne doğru uzatalım ve “şu deri tabakası var ya” diyelim, “Onu yüzünden söküp at!” Altındaki etleri de soy kafatasından Bedenindeki bütün derileri aynı şekilde yüz Akan kanlarını bir yana topla Etlerini bir başka köşede biriktir İç organlarını birer birer çıkarıp yan yana diz Sonra bu et ve kemik, kan ve ilik yığınının karşısına geçerek sor kendi kendine:

“Hani aklım? Hafızam, sevgim, korkum nerede? O uçsuz bucaksız his dünyam nereye gitti?”

Sonra düşünceni bedeninden kâinata doğru yay ve inadı bir yana bırakarak şu hakikati kabul et: Bu maddî bedenimde bu kadar görünmez âlemler yaratan Allah, elbette şu koca kâinatta nice melekler, nice ruhanîler yaratmıştır

“Hakikat katiyyen iktiza eder ve hikmet yakinen ister ki, zemin gibi, semavatın dahi sekeneleri bulunsun ve zişuur sekeneleri olsun ve o sekeneler o semavata münasib bulunsun Şeriatın lisanında pek çok muhtelifül cins olan o sekenelere melâike ve ruhaniyat tesmiye edilir” Sözler

“Gözümün görmediğine inanmam” sözü, tuhaf bir inadın ifadesi İşitmediğim söze, ayak basmadığım beldeye, koklamadığım çiçeğe inanmam gibi çürük bir dava Onlar kadar aşağı, onlar kadar tutarsız Halbuki inanmak dendi mi, gayb akla gelir Görülen ve işitilenler, “inanma”dan çok, “bilme” kelimesiyle ifade edilirler

Bu insanlar, duyu organlarının o kadar tesirinde kalırlar ki, “canlılar” dendi mi, sadece kendilerini ve çevrelerindeki birtakım hayvanları anlar, bir başka hayat çeşidini kabule yanaşmazlar Onlardan birisini iyice dinleyiniz, bütün söylediklerini şöylece özetleyebilirsiniz: “Yıldızlarda hayat olmaz! Çünkü ben atmosferin dışında yaşayamam” Bu adam, melekleri de birer insan gibi tasavvur ediyor; onlara en, boy, ağırlık biçiyor, ağız, mide, akciğer takıyor; sonra da onları atmosferin dışına çıkarıp havasızlıktan öldürüyor ve böylece melekleri inkâra sapıyor Halbuki bu biçare, kendi ruhunun, aklının, hafızasının da oksijenle çalışmadığını, onların da en, boy, ağırlık gibi ölçülere girmediklerini düşünebilseydi melekleri inkâr yoluna girer miydi?

Bereket versin, insanoğlu, o görünmeyen aklıyla, radyoaktif dalgalardan, lazer ışınlarına kadar öyle şeyler keşfetti ki, görünmeyenlerin görünenlerden kat kat fazla olduğu herkesçe kabul edildi de, bu adamlar da artık meydanda görünmez oldular

Alaaddin Başar (ProfDr)

 

İnşirah isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Cevapla
Tags: ,

Melekler | Melek Kavramı ve Meleklere İman

Konu Araçları


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cvp son Mesaj
Meleklere İman elif07 Meleklere İman 2 11-23-2008 02:36 AM
::..Meleklere İmAn..:: dEbdEbE Meleklere İman 4 08-14-2008 19:48 PM
Meleklere İman Ayetleri mumsema Meleklere İman 2 06-24-2008 19:37 PM
Melekler Ve Meleklere İman mumsema Meleklere İman 1 06-24-2008 19:34 PM

Frmacil | Yudumla | Dantel | Klup | Orgu | Oya | Derya TOPlist Saat 07:58 AM.


Powered by vBulletin® Version 3.6.11
Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Forum Etiketleri

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23