Mumsema islam Arsivi
Anasayfa Forum Kuralları İletişim Bugünkü Mesajlar
Geri git   Mumsema islam Arsivi >
Edebiyat Bölümü
> Edebiyat Bölümü Alt Başlıklar > Makale
Google
 
Kullanıcı ismi
Şifreniz
Kayıt ol Yardım Üye Listesi Ajanda Arama Bugünkü Mesajlar Bütün Forumları okunmuş kabul et

Cevapla
 
Konu Araçları
Alt 09-14-2008   #1
Bilgiler
Özel Üye
 
Bilgiler
Üyelik tarihi: Mar 2008
Mesaj: 7,090
İtibar
Tecrübe Puanı: 73
Rep Puanı : 2928
Rep Derecesi :
ßaran Çok ünlü.ßaran Çok ünlü.ßaran Çok ünlü.ßaran Çok ünlü.ßaran Çok ünlü.ßaran Çok ünlü.ßaran Çok ünlü.ßaran Çok ünlü.ßaran Çok ünlü.ßaran Çok ünlü.ßaran Çok ünlü.
ßaran RSS Feed
Standart Affeden Kaybetmez!



En uzun yolculuğun Edirne’den Kars’a olduğunu düşünürsek yanılmış oluruz

En uzun yolculuk beynimizden yüreğimize yaptığımız yolculuktur Üzücü bir olay karşısında aşağıdan, yukarıdan, sağdan, soldan düşünerek, çeşitli yorumlar yaparak zihnimizi çatlatırcasına yorarız Olayları siyah ya da beyaz çerçeveler içerisine oturtmaya çalışarak ara renklerden şiddetle kaçınırız Hâlbuki insan ilişkilerinde siyah ya da beyaz çerçeveye yerleştirilebilecek olaylar çok sınırlıdır Gri, pembe, yeşil, mavi gibi diğer ara renklere de ihtiyacımız vardır Özellikle bize yapılan haksızlıklar karşısında, canımızı acıtan olayları yorumlarken onları siyah ya da beyaz çerçeveler dışındaki çerçevelere yerleştirmek bizi müthiş rahatlatacaktır
Karşımızdakini «kötü» addedip siyah bir çerçeveye, kendimizi de «iyi» addedip beyaz bir çerçeveye yerleştirmek gerçekte problemi çözmeyecektir Belki de sadece peygamberleri beyaz çerçeveler içine yerleştirebiliriz Diğer tüm insanlar için kendimiz de dâhil hep ara renklere ihtiyacımız vardır

Ve bu rengârenk çerçevelere insanları ve olayları yerleştirirken mantığın merkezi olan beynimizden; inancın, sevginin, mâneviyatın merkezi olan yüreğimize yolculuğa çıkmamız gerekecektir Çok büyük bir nimet olan akıl ve mantık hiçbir zaman tek ve yegâne nimet değildir

Canımızı acıtan, üzen ve hattâ hayatımızı etkileyen/değiştiren kırıcı söz ve davranışlar karşısında affedici olabilmek çoğu zaman mantığımıza, kaybettiğimizi kabullenmek gibi gelse de gerçekte yüreğimize onu özgürleştirdiğimiz, ağırlıklardan kurtardığımız hissini verir Ki bu gerçekten de böyledir çünkü affedememek, suçlamak, kinlenmek, öfkelenmek hayat enerjimizi tüketerek, hayat kalitemizi düşürür


Fakat insanları ve olayları siyah/beyaz çerçeveler dışındaki çerçevelere yerleştirerek onları affedebilmek için, beynimizden yüreğimize yapmamız gereken bu yolculuk benliğin patiska yollarında çok uzun sürer; zamana ve sabra ihtiyaç vardır Affedebilmenin aslında insanı ne kadar çok hafiflettiğini öğreten güzel bir hikâye vardır:

Öğretmen bir gün derste öğrencilerine bir teklifte bulunur:


“Hayatı tecrübe ederek öğrenmek ister misiniz?”


Öğrenciler çok sevdikleri hocalarının bu teklifini tereddütsüz kabul ederler «O zaman» der öğretmen «şimdi yarınki ödevinize hazır olun Yarın hepiniz birer plastik torba ve beşer kilo patates getireceksiniz!» Öğrenciler, bu işten pek bir şey anlamazlar

Ama ertesi sabah hepsinin sıralarının üzerinde patatesler ve torbalar hazırdır Kendisine meraklı gözlerle bakan öğrencilerine şöyle der öğretmen: «Şimdi, bugüne dek affedemediğiniz her kişi için bir patates alın, o kişinin adını o patatesin üzerine yazıp torbanın içine koyun» Bazı öğrenciler torbalarına üçer beşer tane patates koyarken, bazılarının torbası neredeyse ağzına kadar dolmuştur Öğretmen, kendisine; «Peki şimdi ne olacak?» der gibi bakan öğrencilerine ikinci açıklamasını yapar: «Bir hafta boyunca nereye giderseniz gidin, bu torbaları yanınızda taşıyacaksınız Yattığınız yatakta, bindiğiniz otobüste, okuldayken, sıranızın üstünde, hep yanınızda olacaklar»

Aradan bir hafta geçmiştir Hocaları sınıfa girer girmez, denileni yapmış olan öğrenciler şikâyete başlarlar: «Hocam, bu kadar ağır torbayı her yere taşımak çok zor Hocam, patatesler kokmaya başladı Vallahi, insanlar tuhaf bakıyorlar bana artık Hem sıkıldık, hem yorulduk!»

Öğretmen gülümseyerek öğrencilerine şu dersi verir:

«Görüyorsunuz ki, affetmeyerek asıl kendimizi cezalandırıyoruz Kendimizi rûhumuzda ağır yükler taşımaya mahkûm ediyoruz Affetmeyi karşımızdaki kişiye bir lütuf olarak düşünüyoruz, hâlbuki affetmek en başta kendimize yaptığımız bir iyiliktir»

Fakat beynimizden yüreğimize yaptığımız bu zorlu yolculuk sonucunda affetmeyi başarabildiğimizde karşımızdaki kişinin davranışlarını onayladığımızı düşünmemiz yersizdir Çünkü affetmek sadece geçmişin günümüzdeki yıkıcı etkisini kaldırmaktır Affetmek; «Yaptığını onaylamıyorum, yanlış buluyorum, belki de kendimi özür dilemeni gerektirecek kadar suçsuz görüyorum, fakat canımı çok acıtmasına rağmen bundan senin habersiz oluşuna, umursamaz oluşuna o kadar çok acıyorum ki bu yüzden senin affedilmen gerekir diye düşünüyor ve hissediyorum» diyebilmektir

Affetmek unutmak da değildir Unutmamalıyız da Yaşadıklarımız, bizi çok üzmüş olsa da kazandığımız tecrübelerdir O kişiyle olduğu kadar başka kişilerle de olan ilişki ve iletişimimizde de bir daha böyle tatsızlıkların yaşanmaması için neler yapabileceğimizi öğretmiştir o acı hâtıra Olayı hatırlamak fakat duygu depomuzu boşaltmak gerekir Bunun için de bu tür olayları bir bakıma, beynimizden yüreğimize doğru yolculuğa çıkarak, kaderin cilvesidir diye telâkkî etmek zihnimizi ve yüreğimizi rahatlatacaktır
Affedebilmek için ilk ve tek yapabileceğimiz şey sabırlı olmaktır elbet


Sabredebildiğimiz sürece öfkemize ve kinimize hâkim olabilir, zamanı lehimize çevirebiliriz Fakat bazen öyle anlar olur ki kişi şiddetle uğradığı haksızlığa misliyle karşılık vermek ister Böyle durumlarda misliyle olduktan sonra hiç kimsenin itiraz hakkı olamaz çünkü buna Rabbimiz de müsaade etmiştir:


“Kim zulme uğradıktan sonra hakkını alırsa, böyle hareket edenlerin aleyhine bir yol (mes’ûliyet) yoktur (onlar kınanamaz ve cezalandırılamaz) (Şûrâ, 41)


Özellikle affedilecek kişiyi affettiğimiz takdirde bu onun aynı davranışı tekrarlaması neticesini doğuracaksa burada af değil misliyle olmak şartıyla buna karşılık vermek daha doğru olacaktır Buna haksızlık edene bir ders vermek de denebilir Yine de âyetin devamında:


“Kim sabreder ve affederse şüphesiz bu hareketi yapılmaya değer işlerdendir” (Şûrâ, 43) diye buyururken Rabbimiz bize affetmenin faziletini işaret ediyor olsa gerektir Sabretmek ve affetmek şüphesiz sâlih amellerdendir Rûhu özgürleştirir, benliği köreltir
Fakat bir de üstün ahlâk sahibi olan kişilerin kendilerine yapılan haksızlıklar, acı ve üzücü olaylar karşısında takındığı tavır vardır ki bu hakikaten takdire şayandır Bu kişiler hakkında Rabbimiz:

“İyilikle kötülük bir olmaz Sen (kötülüğü) en güzel bir tavırla önle O zaman seninle arasında düşmanlık bulunan kimse, sanki yakın bir dost olur Bu haslete ancak sabredenler kavuşturulur Buna ancak (hayırdan) büyük pay sahibi olan kimse kavuşturulur” (Fussılet, 34-35) buyurur


Kötülüklere misliyle karşılık vermenin ya da affetmenin dışında bir de iyilikle karşılık vermek vardır ki bunu da hakikaten herkes beceremez Bunu ancak hayırdan büyük pay sahibi olan kişiler başarabilir


Ne mutlu öyle olamasa da olmak gayreti içinde olanlara! Aklın zincirlerini kırıp uzun yolculuklar sonucu yüreğin sahillerine ulaşarak gerçek özgürlüğü tadanlara!




Aynur Tutkun -- Yüzakı Dergisi

 

ßaran isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Cevapla
Tags: ,

Senai demirci ile aşk üzerine.. | Niyet ettim bu ramazanda sigarayı bırakmaya!

Konu Araçları


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cvp son Mesaj
İstişare eden asla kaybetmez LeoparGS Dini, Güzel Yazılar / Makaleler 0 02-15-2008 22:43 PM

Frmacil | Yudumla | Dantel | Klup | Orgu | Oya | Derya TOPlist Saat 08:01 AM.


Powered by vBulletin® Version 3.6.11
Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Forum Etiketleri

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308