|
| | #1 |
| | ![]() Ve bu kıyıda ben yürüyorum Senin hırpalanan düşerin benim hırpalanan şiirim kadar Ceset ceset kentlerde buluşur ve bir yemin ile konuşur Asra ağıt yakmayı bırakarak deryayı acılara yürütür Kumları saya saya bakıyorum yerlere, her düşen gölgemde kendimi arıyorum. Kum taneciklerine gizlenmiş hayaller başka seyrediyor acizliğin en şeffaf tablosunda. Deniz maviliğini kaybetti kaybedeli dalgalar daha bir hoyrat vuruyor kentin kirlenmiş asi kıyılarına ve sözcükler anlamsızlıklarını topluyor ciltli ciltli kitaplarda, pazara çıkan edebiyat cümlelerini sıralıyorum sıra sıra duran yan tarafıma Bu yollar çirkin kaldırımlar çarpık yalnızlıklar ise benle daha iğrenç duruyor. Yıkılmaz sandığım yanlarım bir bir dökülüyor, günah ile süslenmiş, dert ile dolmuş, ben ile birikmiş durumuma. Bugün gökyüzünün gözyaşlarını topluyorum halsiz halimin derinliklerinde. Hasretini elindeki kalıbına gizleyen ben, güneşi görmek için geceleri yok sayarak bekliyorum. Ne bende kalan sermayeler parıldıyor ve nede mutluluklar arkamda sesleniyor. Aynasından kan damlayan ben rüyaları bir rüzgara teslim etmiş yabancı bir dervişim, ilk sessizde son sessiz heceleri kalıyor ölümlerimin hücrelerine. Acıların çığlıklarını duymamak için gönül pencerelerini çelikten yapan zavallı gibiyim, bilemezdim ki en hassas yerimden kırılacak ve kırılırken beni duyguların dar ağaçlarına asacak Görkemli mabetlerin ışıklı parıltılarından yükselmiş kokmuş dualarından geziniyorum, kabul olunması için hayatımdaki oyunlarla eğlene duruyorum. Bir hazandır ki yükselmiş, gök kubbeyi nakşederek bir hüzün tablosu çiziyor. Kızılkan renginde küresel suskunların haline ağlıyor. Bu çağın feryadını duyan toprak sızlıyor ve kendini kaybederek sarsıntılara boşatıyor öfkelerini, her nefes için bir gönül ağlar deryayı alemi çağırır, sönmüş ocaklar üstüne, sönmüş yürekler adına kendi ıstırabını duyurur ıstıraplar içersinde kıvranarak. Ebediyete yürüyen acıların, sonsuz yürüyüşleri var zamanın vebaları üzerine. Kendini kendinde kaybeden, izzeti zillet içerisinde yitiren evrensel düşlerin berisinde durmak için yoruyorum bugün adımlarımı. Çehremde büyüyen hasretin zakkum ağaçlarını görmezden gelerek bir ah için heybemde gizleyerek büyüttüğüm filizlerimi ekiyorum ömrümün Gülhane bahçesine. Daha doğmamış ölü çocuklar büyür benim en derin yanlarımda adı bir Filistin kadar görkemli, bir Çeçenistan kadar endamlı , bir Irak kadar uyumlu duruyor. Ölülerin ülkesinden, kederlerin şehrinden, çaresizliğin başkentlerinde her sabah karanlık bir güneşle doğuyor dünyam, ve dünyanın tüm yarasalarına inat ben bir sabah kadar doğuyorum. Ve artık cinayetlerimi sorgulamakla meşgulüm karanlık bir çağın sessiz bir şafak vaktinde, korkusuzluklara kapılarak ölüyorum cesaretlerin boy gösterdiği Ortadoğu başkentlerinde alıntı
|
| |
| | #2 |
| Süper Moderator ![]() | ![]() Allah razı olsun paylaşım için ![]()
|
| |
| | #3 |
| Devamlı Üye ![]() | ![]() Güzel bir yazıydı Allah razı olsun ![]() ![]() ![]()
|
| |
| | #4 |
| Üye ![]() | ![]() Keyif alarak okuduğum bir makaleydi bu ![]() ![]() Paylaşım için Allah razı olsun![]() ![]()
|
| |