Mumsema islam Arsivi
Anasayfa Forum Kuralları İletişim Bugünkü Mesajlar
Geri git   Mumsema islam Arsivi >
Dini Kavramlar Bölümü
> Dini Kavramlar Alt Başlıklar > M-N
Google
 
Kullanıcı ismi
Şifreniz
Kayıt ol Yardım Üye Listesi Ajanda Arama Bugünkü Mesajlar Bütün Forumları okunmuş kabul et

Cevapla
 
Konu Araçları
Alt 09-05-2007   #1
Bilgiler
Administrator
 
Bilgiler
Üyelik tarihi: Jan 2007
Nerden: Türkiye
Mesaj: 13,044
İtibar
Tecrübe Puanı: 139
Rep Puanı : 8376
Rep Derecesi :
mumsema Çok ünlü.mumsema Çok ünlü.mumsema Çok ünlü.mumsema Çok ünlü.mumsema Çok ünlü.mumsema Çok ünlü.mumsema Çok ünlü.mumsema Çok ünlü.mumsema Çok ünlü.mumsema Çok ünlü.mumsema Çok ünlü.
mumsema RSS Feed
Standart Niyet



Niyet, bir kasd ve teveccüh, bir azim ve şuur demektir Niyet sâyesinde insan, nereye yöneldiğini, ne istediğini bilir ve yine onun sayesinde bir bulma ve elde etme şuuruna ulaşır
İnsanın, bütün fiillerinin esası niyet olduğu gibi, eğilimlerine göre, "benim" deyip sahip çıkacağı işlerin vesilesi de yine niyettir Kezâ; irâdenin en sarsılmaz kâidesi ve insandaki inşâ gücünün en metin temeli de niyettir Hatta, diyebiliriz ki; kâinat da ve insan nefsinde her şey, hem başlangıç itibariyle, hem de devam itiba-ı niyete bağlıdır Ona dayandırmadan ne bir şeye varlık kazandırabilmek, ne de daha sonra onu devam ettirebilmek mümkün değildir
Her şey, evvelâ zihinde bir tasarı olarak belirir İkinci bir teveccühle plânlaşdırılır Daha sonra da azim ve kararlılıkla tahakkuk ettirilir Bu ilk tasarı ve plân olmadan, herhangi bir işe başlamak neticesiz olacağı gibi, irâde ve azim görmeyen her tasarı ve plân da akîm ve neticesiz kalacaktır
Niyetteki bu güç ve müesseriyete delâlet edecek pek çok şey vardır Ne var ki, çokları, yaşadıkları hayatın şuurunda olmadıkları için, bu güç ve müessiriyetden de haberleri yoktur
Niyet, insanın iyiliklerine ve kötülüklerine bakan yönüyle de oldukça ehemmiyet arzetmektedir Bu noktada o, ya bin - şifâ va'diyle gelen bir iksir veya bütün iş ve davranışların semere ve neticelerini alıp götüren bir tufan ve bir kasırgadır
Nice küçük işler vardır ki; niyet sâyesinde büyür; bir dane iken bin başak, bir damla iken derya olur Ve nice dağ cesâmetinde himmet ve gayretler de vardır ki, kötü niyet yüzünden semeresiz ve güdük kalmışlardır
Kulluk şuur ve idrâkiyle yatıp kalkmalar, yerlere kapanmalar; aç susuz durmalar ve meşru' bir kısım arzu ve isteklerden uzaklaşmalar, insanın başını en yüce âlemlere ulaştırır ve onu sultan kılar Oysa ki, aynı hareketler ve daha binlercesi, bu idrâktan uzak yerine getirildiği zaman, ızdırap çekme ve yorulmadan başka bir şeye yaramaz Demek ki, yaradanı hoşnud etmek yolunda insan, hem işlediği şeyler, hem de terk ettiği şeylerle yükseliyor ve "ahsen-i ı`akvîm "e n1 mazhar oluyor O'nun hoşnudluğu dışında ise, bin amel ve gayret hiçbir işe yaramıyor
Niyet, öyle bir mâyedir ki, "yok" onunla "var" olup bir cilve gösterir; var gibi görünen şeyler de yine ondaki bozukluktan ötürü ölür ve te'sirsiz kalır
Gazâda, kanlı elbiseleri boynunda, ölüp gayyaya yuvarlananlar az olmadığı gibi, dupduru niyeti sayesinde, yumuşak döşeklerde ölüp cennetlere gidenler de az değildir Şerirlerle yaka-paça boğuşup yarınları aydınlatmak isteyen merdlerin, sâf niyetlerinin yanıbaşında; bu kavgayı şahsî çıkarları ve hasis menfaatleri için verenler de küçümsenmeyecek bir yeküne sahibdirler Birinciler, arşiyeler çizerek yukarılara doğru yükselirken; ikinciler de başaşağı yıkılıp “Tamu”ya gideceklerdir
Niyet, bu mahdut ve muvakkat dünya hayatında, sınırsızlığa kapı ve pencere açan esrarlı bir anahtar ve belli bir ömürde ebedî saâdet veya şekâvet va'deden müthiş bir dildir Bu âleti güzel kullanan vazifeşinaslar, hayatlarında ölü ve muzlim bir nokta bırakmayacak şekilde, dünyalarına nur serpip ebedî aydınlık ve huzura erebilirler Zîrâ, günlük, haftalık, aylık vazîfeler, samimiyetle edâ edildikçe, o vazîfelere terettüb eden fazîlet ve sevâb, sadece vazifenin edâ edildiği zamana münhasır kalmayacak; bilakis, bütün bir hayatın sâniye ve dakikalarını içine alacak şekilde te'sir ve şümûl gösterecektir
Cihâda hâzır bir asker, fiilen cihâdda bulunmadığı zamanlarda dahî, mücahidlerin hissesine düşen sevâbı alacak Kışlada nöbet saatinin gelmesini bekleyen bir er de, nöbet bekliyor gibi, aylar ve aylar, kendini ibadete vermiş birinin ibâdetine terettüb eden hasenâtı elde edecekdir
İşte bu sırdandır ki, inanan insan, muvakkat bir hayatta ebedi saadet ve ölümsüzlüğe erdiği gibi; inkâr eden de ebedî şekâvet ve talihsizliğe namzed olacakdır Yoksa zâhiri adâletin iktizâsına göre, herkes kendi ibâdet ve fazîleti kadar veya rezâlet ve denâeti mikdarınca lütûf ve ihsâna; kahır ve azâba dûçâr olması uygun düşerdi ki; o da, iyilerin cennetlerde kalacakları sürenin, iyi insan olarak yaşadıkları süre kadar, kötülerin de cehennemde kalacakları süre kötülükleri kadar olabilecekti Halbuki, ebediyet hem kötüler için, hem de iyiler için kazanılmış en son durumdur ve ötesinde hiçbir şey düşünmek de mümkün değildir
İşte böyle, hem bitmeyen bir saâdet, hem de tükenip yok olmayan bir azâb ve şekâvet, sadece insanın niyetinde aranmalıdır Ebedî iman ve istikâmet düşüncesi, ebedî saâdete vesile olacağı gibi, ebedî küfran ve inhiraf düşüncesi de, ebedî talihsizliği netice verecektir
Son dakikalarında kalbi, kulluk şuûruyla dolu bir insan, binlerce yıl ömrü olsa, düşünce dünyası istikâmetinde sarfedeceği için, o niyet ve kararlılıkda bulunduğundan ötürü, niyeti aynen amel kabul edilerek, ona göre muâmeleye tâbî tutulur "Mü'minin niyeti amelinden hayırlıdır"(h) Öyle de, son dakikalarını yaşayan bir inkârcı, o ilhad ve küfür düşünceleri içinde, geleceğin binlerce yüzbinlerce yılını karartma niyetinde olduğu için, niyetine göre cezaya çarptırılacaktır
Demek oluyor ki, bu konuda esas olan şey, onların yaşadıkları mahdud ve sınırlı hayatın vesileliğinden daha ziyade -aslında o mahdut hayat da niyetin tezahüründen ibaretdir- onların niyetleridir Ebedî saâdete iman ve onu kazanma -milyonlarca seneye vâbeste olsa dahi- mü'min ferde ebedi cenneti kazandırıyor; aksi de, kâfire cehennemi
İnkârcı, isteyerek ve dileyerek içinde yaşattığı küfrün cezasını çekeceği gibi, bütün küfür ve taşkınlıklara sebebiyet veren şeytan dahî, bağrında barındırdığı devamlı inkâr düşüncesinin cezasını, hem de bitmeyen bir azab olarak çekecektir
Aslında, yaratılışına terettüb eden şeyler itibariyle, şeytanın gördüğü bir hayli iş ve hizmetler de vardır İnsanın bir kısım istidat ve kabiliyetlerini inkişaf ettirilmesinde, beşerin fıtratında bulunan pek çok müsbet ma'denin tasfiye görüp açığa çıkmasında; hatta, kalb ve ruhun uyanık ve tetkikde bulunmasında inkâr edilmeyecek kadar tesiri görülür şeytanın
Evet o, fertlere ve cemaatlere musallat olur Onların gönüllerine zehirli tohumlar saçarak, o gönülleri kötülüğün ve karanlığın yetiştirildiği tarlalar haline getirmeğe çalışır Onun bu ifsad ve saptırma gayretlerine karşılık, bünyedeki ma'nevi duygular alârma geçer, tıpkı, antibiyotiğe karşı vücudun teyakkuza geçmesi gibi Bu ise insan letâifinin gelişmesini, kuvvetlenmesini, hatta, bu en can alıcı hasım karşısında sık sık Yaradana sığınmasını netice verir ki, bu da insanın kalbî ve ruhî hayatı adına, pek az bir zarar ihtimâline karşılık, pekçok şey kazanması demekdir Böyle mânevî bir te'sirle insanoğlunda mücâdele azminin kamçılanması ve onun dikkate ve teyakkuza sevkedilmesi, nice saf madenlerin som altın ve nice evliyâ ve asfiyânın, büyük mücâhidler ve kahraman gâziler olarak ortaya çıkmalarına vesîle olmuştur
Ne var ki, şeytanın, bu güzîde insanları, mücâhede ve mücâdeleye sevk edip, onlara pâyeler kazandırmasına mukâbil, kendisi için hiçbir mükâfat bahis mevzûu değildir Çünkü o, yaptığı bu şeyleri, hak dostları yücelsin diye yapmıyor; bilâkis, onları günahlara sokmak ve yıkmak için yapıyor
Demek oluyor ki, şeytanın hem niyeti bozuk, hem de ameli O başkalarına kazandırdığı yüceliklerle değil; kendi pestliğine, niyet ve davranışlarının fena olmasına göre muâmeleye tâbi tutulacaktır
Şeytanın, niyeti bozuk ve davranışları da fenâdır Bir kere,isyânı şuurluca ve saptırması bilerekdir "Ben sana secde ile emretmişken, seni, secde etmekten alıkoyan neydi? O (İblis) dedi: - Ben ondan daha hayırlıyım; beni ateşten yarattın, onu çamurdan yarattın Allah (cc) buyurdu: - İn oradan (cennetden) sana orada kibirlenmek gerekmez, çık Çünkü sen, hor ve bayağı kimselerdensin İblis: - Bana ba'solunacak güne kadar mühlet ver, dedi Allah da: - Sen mühlet verilenlerdensin, buyurdu"(Arâf, 12-16)
Bu ilk isyan ve baş kaldırma, şuurluca bir cedel ve sonra da küfür yolunu seçmektir İnsanlığı baştan çıkaracağına dâir olan yeminleri ise, beşerin bitip tükenme bilmeyen dramının esâsıdır
Şeytanın, bu kararlılık ve niyetinden ötürüdür ki; onun düşmanlığı sâyesinde uyanan bir kısım duygular, sâhibi için faziletlere götürücü olsa bile, şeytan, o gayretinden ötürü asla mükâfat alamayacaktır
Netice olarak diyebiliriz ki, niyet mü'minin hayatında herşeydir Ferdin ölü davranışlarına canlılık kazandıran o olduğu gibi, onun bütün bir ömrünü "binveren" bir tarla haline getiren de odur Sınırlı bir dünya hayatında, ebedî saadete bakan bütün kapı ve pencereleri açan o olduğu gibi, ebedî talihsizliği ve ebedî hüsrânı hazırlayan da odur
"Ameller niyetlere göredir "
Muâmele de amele göre cereyan edecektir

 

mumsema isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 09-05-2007   #2
Bilgiler
Devamlı Üye
 
Bilgiler
Üyelik tarihi: Aug 2007
Mesaj: 267
İtibar
Tecrübe Puanı: 3
Rep Puanı : 310
Rep Derecesi :
Zahid Pürüzler içinde bir mücevher.Zahid Pürüzler içinde bir mücevher.Zahid Pürüzler içinde bir mücevher.Zahid Pürüzler içinde bir mücevher.
Zahid RSS Feed
Standart --->: Niyet



İslam'da niyetin önemi, işlenen ameller üzerindeki tesirinden kaynaklanmaktadır Takvaya ait bir amel, bozuk bir niyet ile işlendiği zaman isyana dönüşebilmektedir Namaz, oruç, zekât, hac, cihad ve ilim öğrenmek gibi Rabbani eylemleri yerine getiren bir insan, bu eylemleri Rabbani bir niyetle yapmıyorsa, işlediği bu amellerin kendisine herhangi bir faydası yoktur Resulullah (sav)'in yanında ve onunla birlikte savaşmak gibi yüce bir eylemi yerine getirmesine rağmen, niyeti Medine'deki hurmalıklarını korumak olan kişinin öldürülüp cehenneme yuvarlanması bu hususa açık bir örnektir Bu kişi büyük bir fedakârlıkla savaşmasına rağmen Allah ve Resulü için değil, Medine'deki hurmalıklarını kurtarmak niyetiyle savaştığı için, bu eyleminin karşılığını görmemekte ve öldürüldüğü zaman şehid olarak cennete değil, kâfir olarak cehenneme gitmektedir
Aklıselim olan her mü'minin idrak edeceği gibi Resulullah (sav)'in niyeti para, kadın, mal veya makam değil, sadece ve sadece Allah'ın rızasıdır Ancak niyet ne olursa olsun en ufak bir uzlaşmaya, en ufak bir sapmaya izin verilmemiştir Bütün kardeşlerimizin bu noktayı kavramaları ve her konuda olduğu gibi, bu konuda da Resulullah (sav)'i kendilerine örnek almaları gerekir Yaşadığımız çağın müslümanları, böylesi bir şuura şiddetle muhtaçtırlar Çünkü değişik İslam anlayışlarının bulunduğu birçok toplumlarda, bu değişik anlayışlardan hareket ederek farklı grup ve ekollere bölünen müslümaların ortak bir yönleri vardır Bu ortak yön, hepsinin dilinde bayraklaşan "Niyetimiz İslam" sloganıdır
O, amel bakımından hanginizin daha iyi olacağını denemek (ortaya çıkarmak) için ölümü ve hayatı yarattı 67-Mülk 2 Paylaşımın ve bilgilendirme için aro

 

Zahid isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 09-05-2007   #3
Bilgiler
Özel Üye
 
Bilgiler
Üyelik tarihi: Mar 2007
Mesaj: 405
İtibar
Tecrübe Puanı: 5
Rep Puanı : 184
Rep Derecesi :
hasret ... hakkında olaganüstü bir havası var.hasret ... hakkında olaganüstü bir havası var.
hasret RSS Feed
Standart --->: Niyet



"Mü'minin niyeti amelinden hayırlıdır"

Halis niyetSadece Senin Rızan için
Nasib eyle Ya Rabbi

Allah razı olsun

 

hasret isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 09-06-2007   #4
Bilgiler
Özel Üye
 
Bilgiler
Üyelik tarihi: Aug 2007
Nerden: gözyaşı semti
Mesaj: 1,025
İtibar
Tecrübe Puanı: 11
Rep Puanı : 508
Rep Derecesi :
gözyaşı Işığın görkemli bir yol göstericisigözyaşı Işığın görkemli bir yol göstericisigözyaşı Işığın görkemli bir yol göstericisigözyaşı Işığın görkemli bir yol göstericisigözyaşı Işığın görkemli bir yol göstericisigözyaşı Işığın görkemli bir yol göstericisi
gözyaşı RSS Feed
Standart --->: Niyet



"Mü'minin niyeti amelinden hayırlıdır

evet gercek den de nıyet cok önemlidir bunu bılmek gerek

 

gözyaşı isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 11-23-2007   #5
Bilgiler
Devamlı Üye
 
Bilgiler
Üyelik tarihi: Feb 2007
Nerden: İstanbul
Mesaj: 10,986
İtibar
Tecrübe Puanı: 113
Rep Puanı : 3910
Rep Derecesi :
LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.
LeoparGS RSS Feed
Standart --->: Niyet



Niyet


“Ameller (başka değil) ancak niyetlere göredir; herkesin niyeti ne ise eline geçecek odur Kimin hicreti, Allah ve Rasulü (rızası ve hoşnutlukları) için ise, onun hicreti Allah ve Rasulü’ne müteveccih sayılır Kim de nâil olacağı bir dünya veya nikahlanacağı bir kadından ötürü hicret etmişse, onun hicreti de hedeflediği şeye göredir

Niyet kalbin kastı, bir şeyi yapmaya yönelmesi olarak tarif edilegelmiştir lügatlarda Hadis kitaplarından fıkıh eserlerine, tasavvuftan kelam konularına kadar bir çok alanda bahsedilen bir meseledir niyet Efendimiz (aleyhissalatü vesselam)’dan şerefsüdûr olmuş bir çok hadis-i şerif bulunmaktadır hadis eserlerinde Buhari hazretleri de yukarıda meâlini vermeye çalıştığımız hadis-i şerifle eserine başlamıştır Bu hadis-i şerif Hz Ömer Efendimizin rivayet ettiği bir hadistir ve manevî mütevâtir derecesindedir Hadis ıstılahı açısından meşhurdur Bir çok İslam alimi bu hadis-i şerifi ele almış ve onu İslamın üçte biri olarak görmüşlerdir

Niyet amellerin ruhu hükmündedir Ameller ancak niyetle gerçek kıymetlerini kazanır ve değerlendirilecekleri yerde niyetlerine göre değerlendirilirler Niyet sırlı bir iksir gibi ameller üzerinde rolünü oynar ve onların mahiyetlerini değiştirir Cenab-ı Hak da insana niyetiyle muamele buyuracağını bildirmiştir Bir hadis-i şerifte “Allah (celle celâlühü) sizin cisimlerinize ve şekillerinize bakmaz; O, ancak sizin kalblerinize, kalblerinizdeki niyetlere ve bu niyetlerle aynı çizgide bulunan amellerinize bakar” buyurulmaktadır

İslam hukunda niyet önemli bir yere sahiptir En başta insan iman dairesine niyetiyle girer İmanın asıl rüknü kalbin ikrarıdır ki o da içteki niyettir Kalbin kabulünün olmadığı iman, insanı münafık yaptığı halde; dil ile söylemenin imkan olmadığı yerlerde kalbin tasdiki, insanı cehennemden kurtarır Diğer taraftan ibadetlerin içinde niyet bir şart olarak bulunur İbadetler niyetle tamamiyet kazanır ve kabule karîn olur Niyetsiz namaz bir spordan öteye geçemiyeceği gibi, oruç da vücuda zahmet vermekten ileri gidemez Hac, niyet sayesinde turistik seyahat olmaktan kurtulur, zekat da boşa para harcamaktan

Bediüzzaman hazretlerinin, bütün ilim hayatında öğrendiği şeylerin en önemlileri olarak saydığı şeylerden biri de niyettir Niyet sıradan yapılan işleri dahi ibadet hükmüne geçirecek bir iksirdir Yeme–içme, yatma–kalkma gibi günlük işlerimiz bile Efendimize benzemek niyetiyle ibadet olmaktadır Niyetiyle insan Cenab-ı Hakk’ın rahmetine nâil olur Sınırlı olan bu dünya hayatında insan, yaptığı şeylerle cenneti kazanamayacağı gibi, zahiren ebedi cehenneme girmesi de doğru görünmemektedir Ne var ki insan imtihan için gönderilmiştir bu dünyaya Nihayet bu imtihan da bir gün bitecek ve insanın karşılık göreceği bir gün olacaktır İşte insana ebedi cennet alemlerini kazandıracak olan şey, dünyada sergilediği kulluğuna devam niyetidir Devamlı itaat içinde olan, emir ve nehiylere karşı hassas yaşayan bir insan lisan-ı hâliyle demektedir ki; “Ya Rabbi! Değil elli-altmış sene, belki bin sene ömür versen de ben yine sana itaat içinde bir ömür sürdürmeye gayret edeceğim senin inayetinle” Bu niyetiyle de insan, ebediyetleri peylemektedir ve bu yönüyle de “müminin niyeti amelinden hayırlıdır” Aynı şeyi ehl-i küfür için de düşünmek mümkündür Onlar da bir ömür isyanlarıyla ebedi isyan niyetlerini ortaya koymakta ve cehenneme ehil hale gelmektedirler
Kalbdeki niyetin Allah rızasına odaklanması ve davranışların bu niyetle uyum içerisinde olmasına ihlas denmektedir Üstad hazretlerinin ifadeleri içinde bir zerre ihlaslı amel batmanlarla halis olmayana müreccahtır Niyeti Allah rızası olmayan bin rekat namaz, gösterişten öteye geçemez Nitekim Allah Rasulüne (Sallallahu aleyhi ve sellem) çeşitli gayeler için savaşan insanların durumu sorulduğunda O, “Kim îlâyı kelimetullah için cihad ederse o Allah yolundadır” buyurur Davranışların niyetlerle uyum içinde olmamasına da riya ve süm’a adı verilmektedir Büyüğümüzün ifadeleri içinde mümin her an niyetinin şuurunda olmalıdır Namazda, dua esnasında, evrad-ü ezkarda ve ibadete ait her işinde o, başlangıçtaki niyetini muhafaza etmelidir Hatta nafile bir namaz esnasında niyetinde bir kirlenme olsa hemen o namazı kesmeli ve daha sonra devam etmelidir Görünme, bilinme niyetiyle yapılan bütün güzel işler ne sahibine ne de topluma bir hayır getirir
Niyet dua hususunda da çok önem arzetmektedir Bir mümin duasında himmetini âlî tutmalıdır Kudreti herşeye yeten Zâttan istenilebilecek en önemli şey de herhalde O’nun rızası olsa gerek Sonra da derecesine göre diğer şeyler Büyükler dualarında hep yüksek hedefler gözetmişlerdir İstiğfar ederken günahlarını denizler mesâbesinde görmüş ve “binlerce, milyonlarca defa sana istiğfar ediyorum Allahım” deyip inlemişlerdir Hocamız hergün belli miktar Cenab-ı Hakk’a istiğfarda bulunmayı tavsiye ederken, bazen bunu “milyar milyar defa ya Rabbi” demeyi de tavsiye buyurmaktadır Salat-u selam getirirken de yine meseleyi bir sonsuza bağlama niyetiyle “Ya Rabbi senin ilmin ve malumun sayısınca Efendiler Efendisine salât-u selam olsun” demeyi tavsiye etmektedir

Hadis-i şerifte işlenen diğer bir konu da hicrettir Efendimiz (aleyhi ekmelüt-tehâyâ) hicret esnasında meydana gelen bir olay sebebiyle bu hadis-i şerifi irad buyurmuşlardır ama hadis-i şerifin içerdiği mana umumidir ve her şeye şâmildir Bununla beraber hicrete ait hususi bir tarafının olduğu da muhakkaktır Temel manada hicret asr-ı saadette ashab-ı kiramın gerçekleştirdiği hicrettir Bu, bir dönem İslamın erkanı olarak da kabul edilmiştir Bir dönem Efendimiz (aleyhissalatü vesselam) İslama girmek isteyenlereden hicrete dair de biat almaktaydı Bir mazereti olmaksızın hicret etmeyenler ayet-i kerimelerde kınanmaktaydı Mekke’nin fethinden sonra ise bu zorunluluk kalkmış ve farklı bir keyfiyete bürünmüştür Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) “artık Mekke’nin fethinden sonra icret yoktur ama bunun yerine cihad ve niyet vardır” buyurur Yani hicret sevabına nâil olmak isteyen bir insan, niyetiyle bunu kazanabilir

Farklı devirlerde olduğu gibi günümüzde de sadece Allah rızası için din-i mübin-i İslamı dünyanın dört bir tarafına ulaştırmak için hicret edenlerin de yaptıkları niyetlerinin sıhhati ölçüsünde asıl olan hicretin birer izdüşümü sayılabilir Bunun için de niyetin sıhhati ve devamiyeti çok önemlidir Çeşitli yerlere giden hicret süvarilerinin gittikleri yerlerde duygu-düşünce bulanıklılığı yaşamamaları daima niyetlerini hatırlamalarına bağlıdır zannediyorum Kimi yerde maddi manevi sıkıntılardan dolayı bir düşünce inhirafı olabileceği gibi, kimi yerde de dünyanın cazibesine kapılma, nefsin hoşuna giden şeylere yenik düşme bir niyet değişikşiği oluşturabilir ki hicret sevabının yok olmasına kadar insanı götürebilir Hocamızın tavsiyeleri açısından bunlara maruz kalmamanın çaresi de daima niyeti tazeleyecek eserler okumak ve dinlemek, bunun yanında gerilimi yerinde arkadaşlarla beraber olmaktır Niyetlerimizi kalibre edebilmenin en önemli yolları bunlardır zannediyorum Bu arada çeşitli dünyevî sebeblerle yurdunu terketmiş olup gittiği yerde niyetini değiştirmek isteyenler de vardır ki bunlar da yeni hicret etmiş hale gelebilmektedirler Mademki niyet işin mahiyetini değiştiren bir sırrı içermektedir; yapılan bir niyet değişikliği sıradan bir gurbeti hicrete dönüştürebilir

Sonuç olarak, niyet bizim hem dünyevî hem de uhrevî işlerimizde çok önemli bir rol üstlenmektedir Adeta her şey ona bina edilmişir Cennet ve cehennem gibi iki önemli sonuç da insanın niyetiyle irtibatlandırılmıştır ki niyetin önemini belirtme adına çok dikkat çekicidir O, sevabı günaha, iyiyi kötüye, kötüyü de iyiye çevirebilen bir iksir ihtiva etmektedir Bize düşen de bu sırlı krediyi en iyi şekilde değerlendirmeye çalışmaktır Dualarda ulvî şeyler isteyerek, ibadetlerde şuurun hakkını vererek, hicretlerde maksadımızın farkında olarak ve sıradan işlerde dahi öteleri düşünerek niyetten beklenen gayeyi elde edebiliriz zannediyorum

Abdullah Kadiroğlu

 

LeoparGS isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Cevapla
Tags:

Marifetullah nedir ?? | Mina

Konu Araçları


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cvp son Mesaj
Ihlâs Ve Hüsn-i Niyet Efdal İslamda Tasavvuf 1 4 Hafta önce 23:45 PM
Bir namazda iki üç niyet Candle ibadet / fıkıh soru ve cevapları 1 06-24-2008 21:35 PM
Nasıl bir niyet Nursedaa Risale-i Nur 0 01-05-2008 17:26 PM
teyemmüme niyet igra Sizden gelen sorular 3 12-13-2007 21:31 PM
oruç ve niyet meçhul_100 Anketler 1 09-19-2007 15:43 PM

Frmacil | Yudumla | Dantel | Klup | Orgu | Oya | Derya TOPlist Saat 02:09 AM.


Powered by vBulletin® Version 3.6.11
Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Forum Etiketleri

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308