Mumsema islam Arsivi
Anasayfa Forum Kuralları İletişim Bugünkü Mesajlar
Geri git   Mumsema islam Arsivi >
Kur'an-ı Kerim Bölümü
> Kur'an-ı Kerim Alt Başlıklar > Kur'an ile ilgi yazılar & Makaleler
Google
 
Kullanıcı ismi
Şifreniz
Kayıt ol Yardım Üye Listesi Ajanda Arama Bugünkü Mesajlar Bütün Forumları okunmuş kabul et

Cevapla
 
Konu Araçları
Alt 05-17-2007   #8
Bilgiler
Devamlı Üye
 
Bilgiler
Üyelik tarihi: Feb 2007
Nerden: İstanbul
Mesaj: 10,986
İtibar
Tecrübe Puanı: 113
Rep Puanı : 3910
Rep Derecesi :
LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.
LeoparGS RSS Feed
Standart --->: Kuran'da Adalet ve Hoşgörü



Hz Muhammed (sav) her türlü ırkçılığa karşı çıkmıştır

Bu bölümün başından itibaren vurguladığımız gibi, Hz Muhammed (sav) yaşadığı dönemde tüm insanlar arasında adaleti ayakta tutmuş, cahiliye inancında var olan dil, ırk, sosyal statü, etnik farklılık gibi kavramlardan doğan üstünlük inancını reddetmiştir Çünkü insanlar arasında bu özelliklere göre bir ayrım yapmak Kuran ahlakında şiddetle yerilmektedir Günümüzde kullanılan tanımıyla "ırkçılık" Kuran'da yasaklanan, ancak cahiliyede yaygın bir şekilde destek gören bir fikirdir Kitabın ilk bölümünde de tarif ettiğimiz gibi insanların farklı ırklarda yaratılmalarının hikmetlerinden biri "birbirleri ile tanışmaları"dır Tüm insanlar Allah Katında eşittir ve tek üstünlük Allah'a imandan ve takvadan kaynaklanmaktadır
Peygamberimiz (sav) de ırkçılığın çok yaygın olduğu kavmine insanlar arasındaki etnik farklılıkların hiçbir öneminin olmadığını, herkesin Allah Katında eşit olduğunu, önemli olanın Allah'a samimi kalple iman etmek olduğunu bildirmiştir Peygamberimiz Hz Muhammed, kavmini Allah'a iman etmeye davet ederken, insanlar arasında hiçbir ayrım yapmamalarını emretmiş ve şöyle demiştir:
"Ey insanlar dikkat ediniz! Rabbiniz tektir Arabın, Arab olmayana, Arab olmayanın Arab'a, siyahın kırmızıya, kırmızının siyaha, takvadan öte, hiçbir üstünlüğü yoktur Şüphesiz Allah Teala Katında en üstününüz, Allah Teala'dan en çok korkanınızdır" 2
Peygamberimiz (sav), Allah'ın insanları yoktan var ettiğini, herkesin eşit olarak yaratıldığını ve herkesin Allah Katında yapayalnız, yalın bir şekilde hesaba çekileceğini, bu nedenle kişilerin soylarına bakarak bir üstünlük arayışı içerisinde olmalarının çok büyük bir yanlış olduğunu da açıklamıştır
Ebu Hureyre (RA)'dan, Resullullah (sav) şöyle buyurdu:
"Ey insanlar! Hepiniz Adem'in çocuklarısınız Adem'se topraktan yaratılmıştır İnsanlar muhakkak ve muhakkak ırklarıyla övünmeyi bırakmalılar"3
Bir başka hadisinde ise Hz Muhammed (sav), insanlar arasında takva dışında bir üstünlük olamayacağını şöyle ifade eder:
"Sizin şu soyunuz-sopunuz kimseye üstünlük ve kibir taslamaya vesile olacak şey değildir (Ey insanlar)! Hepiniz Adem'in çocuklarısınız Hepiniz bir ölçek içindeki birbirine müsavi buğday taneleri gibisiniz… Halbuki, hiç kimsenin kimseye din ve takva müstesna üstünlüğü yoktur Kişiye kötü olması için; başkalarını yermesi, küçük görmesi, cimri, kötü huylu, had ve hududu aşmış olması yeter"4
Peygamber Efendimiz tüm hayatı boyunca insanlara kendi cahil ve sapkın inançlarını bir yana bırakıp, Kuran'da emredilen bakış açısıyla yaşamalarını öğütlemiştir Kuran'da ise ırkçı bir tutum "soy koruyuculuğu" olarak isimlendirilmiş, ve insanların bu konudaki hırslı tutumları eleştirilmiştir Bu konudaki bir ayet şöyledir:
Hani o inkar edenler, kendi kalplerinde, 'öfkeli soy koruyuculuğu'nu (hamiyeti), cahiliyenin 'öfkeli soy koruyuculuğunu' kılıp-kışkırttıkları zaman, hemen Allah; elçisinin ve mü'minlerin üzerine '(kalbi teskin eden) güven ve yatışma duygusunu' indirdi ve onları "takva sözü" üzerinde 'kararlılıkla ayakta tuttu" Zaten onlar da, buna layık ve ehil idiler Allah, herşeyi hakkıyla bilendir (Fetih Suresi, 26)
Allah'ın yukarıdaki ayetiyle dikkat çekilen bu çağrıya uyan Müslümanlar, hem Peygamberimiz (sav) döneminde hem de ondan sonra gelen adil yöneticilerin dönemlerinde huzur ve güven içerisinde yaşamışlardır
Peygamberimiz (sav) döneminde Ehli Kitapla ve müşriklerle imzalanan anlaşmalar toplumda adaleti sağlamıştır
Peygamber Efendimiz Mekke'den Medine'ye hicret ettikten sonra, çok farklı insan topluluklarıyla karşılaşmıştır O dönemde, Medine'de büyük bir etkinliğe sahip olan Yahudiler, Hıristiyan toplulukları ve o güne kadar İslam'a girmemiş, eski dini anlayışlarını sürdüren müşrikler birarada yaşamaktaydı Hz Muhammed (sav) böyle bir ortamda, toplumsal birliği ve barışı sağlamak amacıyla Medine'deki kozmopolit yapıyı çeşitli sosyal sözleşmelerle kaynaştırmış, yüzden fazla topluluk ile bazen mektupla bazen de bizzat kendisi konuşarak çeşitli anlaşmalar yapmış, onlarla uzlaşmaya varmıştır5 TW Arnold, Peygamber Efendimizin kurduğu bu toplumsal birliğin önemini şu şekilde ifade etmektedir:
"Önceleri tek bir emire kesinlikle itaat etmemiş olan o Arabistan, birdenbire siyasi bir birlik haline geliverdi ve o mutlak amire kendisini teslim etti Yüz kadar küçük sosyal gruptan meydana gelmiş olan ve sürekli olarak birbirleriyle karşılıklı düşmanlıklarda bulunan küçük-büyük nice kabilelerden Hz Muhammed (sav) bir birlik meydana getirdi"6
Kuran'da pek çok ayetle de bildirildiği gibi diğer dinlerden insanlarla hoşgörü içinde yaşamak, İslam ahlakının öngördüğü bir ahlaktır Allah ayette bir Müslümanın her kutsal kitaba inanması ve onların inançlarına saygı duyması gerektiğini şu şekilde emretmektedir:
Şu halde, sen bundan dolayı davet et ve emrolunduğun gibi doğru bir istikamet tuttur Onların heva (istek ve tutku)larına uyma Ve de ki: "Allah'ın indirdiği her kitaba inandım Aranızda adaletli davranmakla emrolundum Allah, bizim de Rabbimiz, sizin de Rabbinizdir Bizim amellerimiz bizim, sizin amelleriniz sizindir Bizimle aranızda 'deliller getirerek tartışma (ya, huccete gerek)' yoktur Allah bizi biraraya getirip-toplayacaktır Dönüş O'nadır" (Şura Suresi, 15)
Yukarıdaki ayette bir Müslümanın diğer dinlerden insanlarla ilişkisinin nasıl olması gerektiği tarif edilmektedir Müslümanlar da, peygamber ahlakını kendilerine örnek alarak tüm insanlara karşı aynı adaletli ve hoşgörülü tavrı göstermekle sorumludurlar Bu kişi Yahudi, Hıristiyan, müşrik, Budist ve hatta ateist olabilir Neye ve kime inanırsa inansın, ya da hiçbir inancı olmasın Allah'ın emrettiği bu adil ve dürüst tavırlar kaçınılmaz olarak her birinin üzerinde çok olumlu etki uyandıracak, kalbinin İslam'a ısınmasına vesile olacaktır
Peygamberimiz (sav)'in Medine'ye gelip, kardeşliği ve hoşgörüyü pekiştirmesi farklı ırklara, dinlere ve dillere sahip gruplara ait insanların birarada huzur içerisinde yaşayabileceğini de ispatlamıştır Onun barış ve hoşgörü davetçisi olduğunun en büyük delillerinden birisi kendisinin yazdırdığı ilk metnin bir barış sözleşmesi olmasıdır7 Hz Muhammed (sav), Mekke'yi fethettikten sonra da, daha önce Müslümanlara işkence eden müşrikleri dahi serbest bırakmış, onlara büyük bir hoşgörü göstermiştir Peygamberimiz Hz Muhammed'in gösterdiği bu üstün ahlak, daha önce Arap toplumunda benzerine hiç rastlanmamış bir durumdu ve insanlar arasında takdirle karşılanmaktaydı
O dönemde fethedilen yabancı ülkelerde de gerçek adaletin uygulanması konusunda Hz Muhammed (sav) tüm Müslümanlara örnek olmuştur Peygamber Efendimiz ele geçirilen ülkelerin yerli halklarına karşı Kuran'da bildirilen adaleti uygulamış, onlarla her iki tarafın da memnun kalacağı ve en ufak bir mağduriyet dahi yaşamayacağı anlaşmalar yapmıştır Bu nedenle hangi dine veya ırka mensup olursa olsun, fethedilen ülkelerin halkı İslam'ın getirdiği adaletten her zaman hoşnut kalmıştır Hz Muhammed (sav) ve yanındaki sahabeler, "Yarattıklarımızdan, hakka yöneltip-ileten ve onunla adaleti kılan (uygulayan) bir ümmet vardır" (Araf Suresi, 181) ayetinde söz edildiği gibi, insanlar arasında adaleti sağlayan bir ümmet olmuşlardır
Arap Yarımadası'nın Güney kısmındaki Hıristiyan Necran Halkı ile yapılan sözleşme de Peygamberimiz (sav)'in hoşgörü ve adaletinin en güzel örneklerinden birini göstermektedir Yapılan sözleşmenin maddelerinden biri şu şekildedir:
"Necranlıların ve maiyetindekilerin canları, malları, dinleri varları ve yokları, aileleri, kiliseleri ve sahip olduları herşey Allah'ın ve Allah'ın, Peygamberinin güvencesi (himayesi) altına alınacaktır"8 Peygamberimiz (sav) bu ve benzeri anlaşmalarla, aşağıdaki ayetin toplum içinde tecelli etmesine ve Kitap Ehlinin de Müslümanlarla birlikte huzur ve barış dolu bir yaşam sürdürmesine vesile olmuştur:
Şüphesiz, iman edenler(le) Yahudiler, Hıristiyanlar ve sabiiler(den kim) Allah'a ve ahiret gününe iman eder ve salih amellerde bulunursa, artık onların Allah Katında ecirleri vardır Onlara korku yoktur ve onlar mahzun olmayacaklardır (Bakara Suresi, 62)
Yukarıda verilen örnekler Peygamber Efendimizin adaletli uygulamalarından sadece birkaçıdır Fakat bu anlaşmalardan en önemlisi, Peygamberimiz (sav)'in Hıristiyan, Yahudi ve müşrik topluluklarla imzaladığı Medine Vesikası'dır Bu sözleşme günümüzde de sıkça yazılara konu olmakta, üzerine geniş çaplı araştırmalar yapılmaktadır
Medine Vesikası bundan yaklaşık 1400 yıl önce, 622 yılında, farklı inançlara sahip olan halkların taleplerine cevap vermek üzere, Hz Muhammed (sav)'in önderliğinde kaleme alındı ve yazılı bir hukuki sözleşme olarak hayata geçti Bunun sonucunda da 120 yıl boyunca birbirine karşı düşmanca duygular besleyen farklı din ve ırklara sahip topluluklar bu anlaşma içinde yer aldılar Hz Muhammed (sav) bu sözleşme yoluyla her fırsatta birbirlerine saldıran, düşmanca duygular besleyen ve uzlaşamayan toplulukların arasındaki çatışmaların son bulabileceğini, onların anlaşarak birarada yaşayabileceklerini gösterdi
Medine sözleşmesine göre herkes hiçbir baskı olmadan istediği dini, inancı, siyasi ya da felsefi seçimi yapmakta özgürdür Kendi görüşlerine sahip insanlarla bir topluluk oluşturabilir Kendi hukukunu uygulamakta özgürdür Ancak suç işleyen kimse hiç kimse tarafından korunmayacaktır Sözleşmeye taraf olan gruplar birbirleriyle yardımlaşacak, birbirlerine destek olacaklardır ve Peygamberimiz Hz Muhammed'in himayesi altındadırlar Karşılıklı taraflar arasındaki anlaşmazlıklar Allah'ın Resulü'ne götürülecektir
Peygamber Efendimizin hazırlattığı bu sözleşme kademeli bir biçimde 622 yılından 632'ye kadar uygulanmıştır Bu vesika ile kan ve akrabalık bağlarına dayalı kabile tarzı yapılanma aşılmış, coğrafi, kültürel ve etnik kökeni tamamen birbirinden farklı insanlar biraraya gelerek, bir birlik oluşturmuşlardır Medine Vesikası'nda çok geniş bir din ve inanç özgürlüğü sağlanmıştır Bu özgürlüğü ifade eden madde şu şekildedir:
"Ben-i Avf Yahudileri, müminlerle beraber aynı ümmettirler, Yahudilerin dinleri kendilerine, Müslümanların dinleri de kendilerinedir"9
Bu sözleşmeyle, Yahudi ve müşriklere bu üyelik hakkı tanınmıştı Onaltıncı maddede ise "Bize tabi olan Yahudiler, hiçbir haksızlığa uğramaksızın ve düşmanlarıyla da yardımlaşmaksızın, yardım ve desteğimize hak kazanacaklardır"10 denmektedir Peygamberimiz (sav)'in bu anlayışına sadık kalan sahabeler de ondan sonraki dönemlerde Berberi, Budist, Brahman ve benzerlerine bu hakkı tanımakta herhangi bir sakınca görmemişlerdir11 Bu dönem içinde anlaşmazlıklar kolaylıkla çözülmüş, herkes birbirinin inancına saygılı olmuş, barış ve adalet çok uzun bir dönem boyunca devam etmiştir
Peygamber Efendimiz Kitap Ehli ile olduğu gibi müşriklerle de toplumsal düzeni sağlamak için bazı anlaşmalar yapmıştır Müşriklere her zaman için adaletle davranılmış, onların korunma ve himaye talepleri Peygamber Efendimiz tarafından kabul edilmiştir
Bu himaye talebi herhangi bir haksızlığa veya saldırıya uğrama ihtimaline karşı Peygamberin korumasını talep etmek, onun yanına sığınmak anlamını taşıyordu Hayatı boyunca Peygamberimiz (sav)'den pek çok gayrimüslim ve müşrik himaye talebinde bulunmuş, o da bu kişileri himayesi altına alarak, güvenliklerini sağlamıştır Allah Tevbe Suresi'nde müşriklerin sığınma hakkı talep ettiklerinde, bu taleplerinin kabul edilmesini bildirmiştir Ayetlerde şöyle buyrulmaktadır:
"Eğer müşriklerden biri, senden 'eman (himaye) isterse', ona eman ver; öyle ki Allah'ın sözünü dinlemiş olsun, sonra onu 'güvenlik içinde olacağı yere ulaştır'… (Tevbe Suresi, 6)
Şu halde o (anlaşmalı olanlar), size karşı (doğru) bir tutum takındıkça, siz de onlara karşı doğru bir tutum takının Şüphesiz Allah, muttaki olanları sever" (Tevbe Suresi, 7)
Ayette de görüldüğü gibi Allah müşriklere karşı adaletli bir tutumu emretmiş, eğer himaye edilmek isterlerse onların güvenliklerini sağlamayı müminler üzerine bir sorumluluk kılmıştır

 

LeoparGS isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 05-17-2007   #9
Bilgiler
Devamlı Üye
 
Bilgiler
Üyelik tarihi: Feb 2007
Nerden: İstanbul
Mesaj: 10,986
İtibar
Tecrübe Puanı: 113
Rep Puanı : 3910
Rep Derecesi :
LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.
LeoparGS RSS Feed
Standart --->: Kuran'da Adalet ve Hoşgörü



Peygamberimiz (sav) döneminde Kitap Ehli

Önceki sayfalarda yer alan örneklerde de görüldüğü gibi, Peygamber Efendimizin Kitap Ehliyle olan ilişkilerine bakıldığında kendisinin İslamiyet'in yayıldığı ilk yıllarda Hıristiyanlarla işbirliği yaptığı anlaşılmaktadır Müslümanlar Mekke'de müşrikler tarafından zulme uğrarken, Peygamberimiz (sav) onlara Hıristiyanların yaşadığı Habeşistan'a hicret etmelerini söylemiştir Bu ülkenin Hıristiyan hükümdarı Necaşi ise bölgesine hicret eden Müslümanları kabul etmiş ve gördükleri zulümlere karşı onları korumuştur
Kuran'da da Hz İsa'nın yanındaki havariler Allah'a ve onun elçisine olan bağlılıklarıyla Müslümanlara örnek olarak verilmiştir İlk Müslümanlar ile ilk Hıristiyanlar arasında da büyük benzerlikler vardır İlk iman eden topluluklar birçok sıkıntı ve işkenceye maruz kalmalarına rağmen, elçilere olan bağlılıklarını korumuşlardır Kuran'da, Hz İsa devrindeki ilk Hıristiyanların samimi iman ehli olup, Allah'a teslim olmuş Müslümanlar olduklarından şu şekilde bahsedilir:
Nitekim İsa, onlarda inkarı sezince, dedi ki: "Allah için bana yardım edecekler kimdir?" Havariler: "Allah'ın yardımcıları biziz; biz Allah'a inandık, bizim gerçekten Müslümanlar olduğumuza şahid ol" dediler (Al-i İmran Suresi, 52)
Hani Havarilere: "Bana ve elçime iman edin" diye vahy (ilham) etmiştim; onlar da: "İman ettik, gerçekten Müslümanlar olduğumuza sen de şahid ol" demişlerdi (Maide Suresi, 111)
Peygamber Efendimizin Yahudi topluluklarına karşı olan hoşgörülü tavrı da iman edenlere güzel bir örnektir Medine'deki anlaşma dönemi boyunca Peygamberimiz (sav) Yahudilere ılımlı ve müsamahakar davranmıştır Bir hadisinde "Müslümanlarla Yahudiler arasında yardımlaşma, nasihat ve iyilik olacaktır"12 demiş ve gerçekten de bu sözünü hayata geçirmiştir Peygamber Efendimizin bu adil ve hoşgörülü tutumu elbette her dinden, her ırktan tüm insanlara yöneliktir Peygamberimiz (sav) her türlü ihanete, saldırıya ve tuzaklara rağmen "…insanlar(daki hakların)dan bağışlama ile (vaz) geçenlerdir" (Al-i İmran Suresi, 134) şeklinde bildirdiği gibi her zaman için af ve bağışlama yolunu tercih etmiştir Ve "Rabbinin yoluna hikmetle ve güzel öğütle çağır ve onlarla en güzel bir biçimde mücadele et…" (Nahl Suresi, 125) ayetinde bildirildiği gibi her zaman güzel öğütle insanları İslam'a davet etmiştir

 

LeoparGS isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 05-17-2007   #10
Bilgiler
Devamlı Üye
 
Bilgiler
Üyelik tarihi: Feb 2007
Nerden: İstanbul
Mesaj: 10,986
İtibar
Tecrübe Puanı: 113
Rep Puanı : 3910
Rep Derecesi :
LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.
LeoparGS RSS Feed
Standart --->: Kuran'da Adalet ve Hoşgörü



Halifeler döneminde de adalet Kuran'a göre uygulanmıştır

Hz Muhammed (sav)'in vefatından sonra onun yerine gelen halifeler de Peygamberimiz (sav) gibi Allah'ın adaletini uygulama konusunda hassas davranmışlardır Fethedilen ülkelerde hem oranın yerli halkı, hem de yeni gelenler barış ve güven içerisinde yaşamışlardır İlk halife Hz Ebubekir Suriye seferine çıkışı sırasında bir talimat vermiştir Ele geçirilecek olan yerlerde uygulanmasını istediği adil ve hoşgörülü tavırlar, Kuran ahlakının güzel bir örneğini teşkil etmektedir Hz Ebubekir'in talimatları şöyledir:
"Ey insanlar, kalpte uyacağınız on kural veriyorum: İhanet etmeyin ve hak yoldan ayrılmayın Çocuğu, kadını ve yaşlı insanları katletmeyin Hurma ağaçlarını yakıp yok etmeyin ve herhangi bir meyveli ağacı da kesmeyin Develerde, sürülerden ya da yığınlardan herhangi birini katletmeyin Kendiniz için saklayın Hayatını uhrevi uğraşlara adamış kişilerle karşılaşacaksınız, onları münzevi hallerine bırakın Çeşit çeşit yiyecekler sunan insanlarla karşılaşacaksınız, yiyin, fakat Allah'ın adını anmayı unutmayın"13

Adaletiyle ünlü olan Hz Ömer de, Hz Ebubekir'den sonra Peygamber Efendimiz gibi, ele geçirilen ülkelerin yerli halkıyla birer adalet ve hoşgörü örneği olan çeşitli anlaşmalar yapmıştır Örneğin Hz Ömer, Kudüs ve Lüdd Hıristiyanlarına verdiği emannamede, kiliselerinin yıkılmayacağı ve kiliselerde Müslümanların toplu olarak ibadet etmemeleri hususlarında garantiler sundu Lahm Hıristiyanlarına da aynı şartları sundu Medain'in fethiyle Nasturi Patriği II İşûayheb'e (650-660) verilen emanname de yine aynı şekilde kiliselerinin yıkılmayacağı, hiçbir binanın camiye ya da eve dönüştürülmeyeceğine dair garantiler sunuldu14 III Nasturi Patriği'nin fetihlerin ardından arkadaşına yazdığı mektup da Müslüman yöneticilerin, kitap ehline karşı merhametini ve hoşgörüsünü bir Hıristiyanın ağzından anlatması bakımından güzel bir örnektir:
"Allah'ın iradeyi kendilerine verdiği şu Araplar… bizlere hiç zulmetmediler Gerçekten onlar, dinimize, din görevlilerimize, kilise ve manastırlarımıza hürmet gösterdiler…"15Hz Ömer'in verdiği bir himaye belgesi, bize bir müminin Kuran'da tarif edilen ahlakı gösterdiği takdirde nasıl bir hoşgörüye sahip olabileceğini göstermektedir;
"Bu verilen eman, hasta-sağlıklı, iyi-kötü yöre halkının tüm fertleri için din, can, mal, kilise ve havralarının himayesi içindir Kiliseler tahrip edilmeyeceği gibi mesken de edilmeyecek ve onlardan hiçbir şey eksiltilmeyecektir Halktan hiç kimse, zerre kadar zarar görmeyecektir Bu kitapta yazılı hususlar, Allah ve Resulu'nun ahdi, halifelerin ve müminlerin zimmetindedir"16

Tüm bu örnekler salih müminlerin adalet ve hoşgörü anlayışını gösteren çok hikmetli örneklerdir
Halifeler döneminde yapılan fetihler sayesinde bölge halkı hem zulümlerden kurtulmuş hem de İslamiyet'i tanıma imkanı elde etmişti Ancak halk Müslüman olmaları için kesinlikle zorlanmamıştır Allah'ın "De ki: Sizin dininiz size, benim dinim bana" (Kafirun Suresi, 6) ayetinde bildirdiği gibi herkes dinini serbestçe yaşamış, ibadetlerini özgürce yerine getirmiş ve hiçbir baskı görmemiştir Onlar İslam dinini, gerçek haliyle yaşayan Müslüman halktan görerek öğrenmişlerdir ve bu şekilde İslam onlarda büyük bir etki yapmıştır İman edenlerin samimi bir kalple Allah'a iman etmeleri için yaptıkları davete çok büyük bir bölümü icabet etmiş, bu şekilde İslam'a geçen insanların sayısı da hızla artmıştır Örneğin Hz Ebubekir zamanında da Kinde ve İyad Hıristiyanlarının bir kısmı, Şam fetihleri sonrasında da yerel halkın bir kısmı hiçbir zorlama olmadan, kendi istekleriyle Müslümanlığı kabul etmiştir17 Müslümanların fethettikleri ülkelerde zorla İslamı kabul ettirdikleri şeklindeki yanlış inanç Batılı araştırmacılar tarafından da reddedilmiş, Müslümanların adil ve hoşgörülü tutumları herkes tarafından teyid edilmiştir Batılı bir araştırmacı L Browne bu durumu şu şekilde ifade etmektedir:
"…Doğruluğundan kuşku duyulmayan gerçekler, Müslümanların gittikleri yerde halkı kılıç zoru ile İslam'a soktukları yolundaki Hıristiyan kaynaklı iddiaların kökten asılsız olduğunu belgelemektedir… Fetihlerin arkasındaki dinamik etken, onların hakları çağırdıkları İslam kardeşliği idi İşte bu kardeşliğin çapı da, mühtedi kümeleri ile çığ gibi büyüyordu"18

 

LeoparGS isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 05-17-2007   #11
Bilgiler
Devamlı Üye
 
Bilgiler
Üyelik tarihi: Feb 2007
Nerden: İstanbul
Mesaj: 10,986
İtibar
Tecrübe Puanı: 113
Rep Puanı : 3910
Rep Derecesi :
LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.
LeoparGS RSS Feed
Standart --->: Kuran'da Adalet ve Hoşgörü



1 Majid Khoduri, İslam'da Savaş ve Barış, Fener Yayınları, İstanbul, 1998, s 209
2 Müsned-i Ahmed b Hanbel, 5/411
3 Sünen-i Ebi Davud, 4/331
4 Müsned-i Ahmed b Hanbel, 4/158, İbnu Kesir, 4/218
6 Arnold, T W, İntişar-ı İslam Tarihi (The Preaching of Islam), Çev Halil Hamit, Ankara, 1971, s 68-69
7 İbn Hişam, Ebu Muhammed Abdulmelik, Es-Siretü'n-Nebeviyye, Daru't-Türasi'l-Arabiyle, Beyrut, 1396/1971, II/141-150; Yrd Doç Dr Orhan Atalay, Doğu-Batı Kaynaklarında Birlikte Yaşama, Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı Yayınları, İstanbul, 1999, s 149
8 Majid Khoduri, İslam'da Savaş ve Barış, Fener Yayınları, İstanbul, 1998, s 209-210
9 Muhammed Hamidulllah, İslam Müesseselerine Giriş, Düşünce Yayınları,İstanbul, 1981, s128
10 İbn Kesir, El-Bidaye, III/224-225; Hamidullah, El-Vesaik, No:1, s39-44; Doğu-Batı Kaynaklarında Birlikte Yaşama, Orhan Atalay, s40
11 Muhammed Hamidulllah, İslam Müesseselerine Giriş, Düşünce Yayınları, 1981, s162-163
12 Muhammed Hamidullah, El-Vesaik, s 44-45
13 Majid Khoduri, İslam'da Savaş ve Barış, Fener Yayınları, İstanbul, 1998, s 123 ; Taberi, Tarih I, 1850
14 Hamidullah, Mecmuatü'l-Vesaik, 195-197
15 Frend, 289; Hamidullah, İslam Peygamberi, II 920; Levent Öztürk, Asr-ı Saadetten Haçlı Seferlerine Kadar İslam Toplumunda Hıristiyanlar, İz Yayıncılık, istanbul, 1998, s 55
16 Yrd Doç Dr Orhan Atalay, Doğu-Batı Kaynaklarında Birlikte Yaşama, Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı Yayınları, İstanbul, 1999, s 95; Hamidullah, El-Vesaik, s 380-381, No: 358
17 İbn İshak'tan naklen Ebu Yusuf, 146; Levent Öztürk, Asr-ı Saadetten Haçlı Seferlerine Kadar İslam Toplumunda Hıristiyanlar, İz Yayıncılık, istanbul, 1998, s 55
18 L Browne, The Prospects of Islam, s 11-15, s 269-270

Harun yahya'nın eserlerinden alıntı yapılmıştır

 

LeoparGS isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Cevapla
Tags: , ,

Kur’ân En Doğru Olana İletir | Komşu Kıt’alar

Konu Araçları


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cvp son Mesaj
Farkliliklara HoŞgÖrÜ GÖsterememe greenmushroom Sohbet & Muhabbet 1 2 Hafta önce 11:51 AM
İslam'da Affedicilik ve Hoşgörü LeoparGS Güzel Ahlak Sıfatları 6 3 Hafta önce 18:09 PM
İslam’da Hoşgörü ve Müsamaha Abdullah Dini, Güzel Yazılar / Makaleler 6 11-03-2008 22:43 PM
Hoşgörü ile ilgili sözler NuN Alfabetik sıralama güzel sözler 11 10-26-2008 17:51 PM
Hoşgörü, Merhamet ve Şefkat LeoparGS Konuya Göre güzel sözler 4 10-26-2008 14:18 PM

Frmacil | Yudumla | Dantel | Klup | Orgu | Oya | Derya TOPlist Saat 02:43 AM.


Powered by vBulletin® Version 3.6.11
Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Forum Etiketleri

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308