|
| | #1 |
| | ![]() Maide 35- Ey inananlar, Allah'tan korkun, O'na yaklaşmaya vesile (yol arayın) ve O'nun yolunda cihad edin ki, kurtuluşa eresinizYüce Allah'ın: "Ey iman edenler, Allah'tan korkun Ona (yaklaşmaya) yol (vesile arayın" buyruğunda geçen vesile, Ebu Vail, el-Hasen, Mücahid, Katade, Ata, es-Süddî, İbn Zeyd ve Abdullah b Kesirden gelen nakillere göre yakınlaşmak demektir Bu kelime, bir şeye yakınlaşmak anlamını ihtivaeder "Tevessülden "faile" vezninde bir kelimedir Denildiğine göre, İstedim, isterim kelimeleri de buradan gelmektedir ise, biri diğerinden istekte bulunur demektir O halde kelimenin asıl anlamı, talep etmek, istekte bulunmaktır![]() Vesile, kendisi vasıtası İle istenmesi gereken yakınlık demektir Vesile aynı zamanda cennette bir derecedir Müslimde geçen Hz Peygamberin zikrettiği: "Her kim benim için vesileyi isterse, benim şefaatim de onun için hak olur" diye sahih hadiste geçen "vesile" de budur Kaynak İmam Kurtubi ![]() ![]() Ey îman iddiasında bulunanlar, ey ben mü’minim diyenler, Allah’tan takvalı olun Allah konusunda muttaki olun Allah karşısında takınmanız gereken kulluk tavrını takının Allah’la yol bulun Yolunuzu Allah’a sorun Allah’ın istediği bir hayatı yaşayın Allah’a karşı sorumluluklarınızın bilincine erin Ve O’na yaklaşmaya, O’na yakın olmaya, Onun rızasını kazanmaya vesileler arayın O’na yaklaşmaya, O’na ya-kın olmaya çabalayın Böylece O’na îman iddialarınızı eyleme dönüş-türün O’na ve O’nun dinine îman iddialarınızda samimi olun Çünkü takvasız, itaatsiz, amelsiz, samimiyetsiz, çabasız bir îman iddiası boş bir iddiadan başka bir şey değildir Takvalı olun ve de Rabbinize yaklaşma konusunda, Rabbinizin yakınlığını, hoşnutluğunu kazanma konusunda vesileler arayın, vesilelere sarılın Vesile aslında yönelmek demektir Allah’ın rızasını, yakınlığını kazandıracak sebeplere tutunmak, vasıtalara yönelmek demektir Âyetin devamında bu vasıtaların en başta geleni zikrediliyor Allah’ın dinini yüceltmek, Allah’ın arzularını, egemenliğini gerçekleştirmek için, Allah’a kulluk yolunun önündeki tüm engelleri kaldırıp Müslümanca bir hayatın ortamını hazırlamak üzere Allah yolunda ci-had edin İnancınızın gereği bir hayatı yaşamak adına tüm gücünüzle cehd-ü gayret gösterin Allah karşısında acizliğinizi, güçsüzlüğünüzü, çaresizliğinizi anlayarak O’nun istediği kulluklara koşun O’nun istediği tavırları takının O’na lâyık ibâdet, itaat ve teslimiyetlerle Rabbinize yakınlığı arayın![]() İşte vesile budur Vesile Allah’a Allah’ın istediği kulluk şekilleriyle yaklaşmaya çalışmaktır Değilse kimilerinin iddia ettikleri gibi vesile Allah’la kul arasına, kulları arasına aracılar, şefaatçiler, mürşidler sokmak, Allah’a yaklaşabilmek için bunlara yakın olmaya koşmak değildir Çünkü Zümer sûresinin beyanıyla bu anlayış hattâ şirktir, sapmadır Allah korusun![]() “O'nu bırakıp da O’nun berisinde evliya bulup on-lara, bizi Allah'a yaklaştırsın diye kulluk ediyoruz” derler (Zümer 3)Evet Allah’tan başka velîler edinenler, Allah’ın dûnunda birtakım karar dostları, birtakım karar mercileri bulanlar, Allah berisinde birtakım program yapıcıları, kanun koyucuları, sığınma mekânizmaları bulanlar, Allah’tan başka hayatlarında söz sahibi birtakım varlıklar bularak Allah’a yapmaları gereken kulluğun bir bölümünü onlara yapanlar, onlara dua edenler, onlardan yardım bekleyenler var ya, işte böylelerine niye böyle şirke düşüyorsunuz? Niye böyle Allah’a şirket içinde, ortaklık içinde bir kulluktan yanasınız? denilince derler ki: Aslında biz Allah’a îman ediyoruz Biz Allah’ı kabul ediyoruz Aslında biz bunlara kulluk etmiyoruz Bizim bu varlıklara yönelmemiz, bunları dinlememiz, bunları razı etmeye çalışmamız, bunların hatırını kazanmaya çalışmamız başka değil sadece onların Allah’la bizim aramızda aracı, şefaatçi olmalarındandır Biz bu varlıklarla Allah’a yaklaşabilmeyi hedefliyoruz Bizi Allah’a yaklaştırsınlar diye onları dinliyor, onları seviyor, onlara itaat ediyor, dua ediyor, ibâdet ediyoruz Biz onlara kendimizi beğendirelim ki onlar da bizi Allah’a beğendirsinler Biz onların sevgilerini kazanalım ki onlar da bizi Allah’a sevdirsinler Biz onlara kulluk edelim ki onlar da yarın Allah huzurunda bize şefaatçi olsunlar Aslında bu varlıklar Allah katında şerefli, makbul varlıklardır Bizim onlara kulluğumuz Allah’a kulluk, onları memnun etmemiz Allah’ı memnun etmemiz anlamına geldiği için bizler Allah’la aramıza bu insanları, bu müesseseleri, bu unsurları vesile ediniyor, bunların eteğine yapışıyoruz diyorlar Halbuki bu dünyada kendilerini Allah’tan, Allah’ın kitabından, Allah’ın elçisinden uzak bir hayatın mahkumu ettikleri için zavallılar anlayamıyorlar Bilemiyorlar ki Allah’a yaklaşmanın yolu Allah’ın gönderdiği kitabından geçer Bilmiyorlar ki bu kitapta Allah şirki asla onaylamıyor Allah’ın onaylamadığı, Allah’ın istemediği, haram kıldığı, yeryüzünde en büyük suç dediği şirke sarılarak Allah’a en büyük iftirayı yaptıklarının farkında değiller zavallılar Halbuki Allah şu kitabında ve bu kitabın pratiği olan peygamberinin hayatında çok açık bir şekilde ortaya koymuştur ki kullarıyla kendisi arasında gerek dua konusunda, gerek ibâdet ve itaat konusunda hiç kimseyi görmek istemiyor Kendisiyle birlikte başkalarını da dinleme konusunda, kendisiyle birlikte başkalarına da itaat etme konusunda kullarını soğanın dişisinden bile kıskandığını söylüyor Kullarından nerede, hangi zaman dilimi içinde, hangi şartlar altında olursa olsun sadece kendisine kulluk, sadece kendisine itaat istiyor![]() Arkadaşlar biliyoruz ki tarihin her devrinde insanların genelinde Allah inancı hep var olmuştur Her dönemde madde ötesi, üstün güç ve kudret sahibi, yaratıcı olan Allah inancının var olduğunu ve insanların bu yaratıcıya îman ettiklerini biliyoruz Ama aynı zamanda bu insanların genelinde şöyle bir kanaat söz konusu idi Allah vardır, yaratıcıdır, tüm kâinâtı O yaratmıştır, kendilerini de O yaratmıştır, O yücedir, Âlîdir ama bu yüce varlıkla insanların doğrudan doğruya irtibat kurmaları mümkün değildir Onun içindir ki bu yüce varlıkla insanların irtibatlarını sağlayacak aracılara ihtiyaç vardır İşte bu durumda bazı aracıların bulunması kaçınılmazdır demişler Ve bu yüce varlıkla bizim irtibatımızı sağlasın diye bir kısım varlıklar geliştirmişler ve kendilerine kulluk yapmaya emirlerini dinlemeye başlamışlar Veya kendilerini yüce varlıklar bilip Allah’a karşı şefaatçiler kabul etmeye kendilerini Allah’a yaklaştıracaklarına inanıp kendilerine harikulade sıfatlar yüklemeye çalışmışlar Bu varlıkları Allah sever gibi sevmeye onlar hatırlarına Allah arzularını ayaklarının altına almaya, Allah’a yapmaları gerekenleri kendilerine yapmaya, kendilerinde güç kuvvet görerek sıkıntılı anlarında dua edip imdatlarına çağırmaya başlamışlar Karşılarında mest olup secdelere kapanmışlar, kalplerinin derinliklerinde kendilerine yer vermişler, Allah sever gibi sevmişler![]() Arkadaşlar, ister melekler, ister peygamberler, ister Allah’ın salih kulları, isterse diğer varlıklar olsun insanların birilerini aracı bilip, vesile bilip Allah’la kendi aralarına sokmaları çok tehlikelidir Çünkü Allah asla kendisine bu şekilde yapılan bir kulluğu kabul etmiyor Zira O’nun ortakları yoktur, yardımcıları yoktur, vezirleri, yetkilileri, oğulları, kızları, hanımları yoktur O Allah tüm varlıklardan yüz çevirip sadece kendisine kulluk yapan, sadece kendisini dinleyen kullarının kulluğunu kabul etmektedir Sadece kendisi önünde secde eden, başka hiçbir varlık önünde secde etmeyen, sadece kendisinin kanunlarına itaat eden, başka hiç kimsenin kanunlarına itaat etmeyen, sadece kendisinin hayat programını uygulayan başkalarının hayat programlarını uygulamaya yanaşmayan ve sadece kendisini razı etmeye çalışan, başkalarını razı etme gereği duymayan kullarının kulluklarını kabul edecektir Bunu hiçbir zaman hatırımızdan çıkarmayalım inşALLAH![]() Evet, burada anlatılan vesile Allah’a Allah’ın istediği şekilde kulluklarla ve O’nun yolunda cihadla yaklaşmaya çalışmaktır Çünkü Allah’a îman O’ndan gelen cihad emrine îmandır Ve zaten müminler O’na îman ederlerken mallarını da canlarını da O’na satmışlardır Malın da canın da sahibi olarak Allah’ı bilmişler ve öylece îman etmiş-lerdir İşte bakın burada da buna dikkat çekilerek îman, cihad ve tak-va arasında bir ilişki vurgulanıyor Cihad bir Müslümanın kalbindeki takvanın açığa çıkmasıdır Cihad takvanın alâmetidir Cihad ve takva Allah’a yaklaşma vesileleridir Öyleyse Allah’ın rızasını ve Allah’ın yakınlığını arayanlar bunun için Allah yolunda cihada koşsunlar![]() Besairul Kuran ![]()
|
| |
| | #2 |
| Üye ![]() | ![]() Ey Allah'a ve Resulüne iman edenler! Siz o sözleşmelerini bozanlara, o kâfirlere, o fâsıklara, o bozgunculuğa koşanlara benzemeyiniz de, Allah'dan layıkıyle korkunuz Allah'ın cezasından, azabından korkunuz, çirkinliklerden sakınınız, şayet bir günaha düştünüzse hemen tevbe ediniz Zira anladınız ki gafûr (çok affedici), rahîm (çok acıyıcı) olan Allah'ın azab ve cezası da pek büyüktür Fakat takva (Allah'tan gereğince korkma)yı yalnız fenalık yapmamaktan ve yalnız kaçınmaktan ibaret menfi ( olumsuz) bir huy kabul etmeyiniz Kıssada dinlediniz ki muttakî âdem oğlunun kardeşinin karar verdiği cinayete karşı bile Allah korkusuyla elini uzatmak istememesi ve yalnız öğüt ile yetinmesi, kendisini öldürülmeden kurtarmaya yetmedi Şu halde kötülükle r den kaçınmakla yetinmeyip, tam mânâsıyla korununuz da Allah'ın korumasına girmek ve affına ve rahmetine ermek için Allah'dan vesile de isteyin Boş durmayıp, yalnız iman ve korku ile yetinmeyip, Allah'a yakınlık için vesile de arayınız En uygun sebep l ere teşebbüs etmek suretiyle Allah'ın sevgisine layık güzel ameller yapmaya iradenizi sarfediniz de ve Allah yolunda, İslâm dini uğrunda, doğru yol üzerinde gücünüzü bolca kullanmakla mücalede ediniz, dahilî ve haricî engel ve zorluklara göğüs gerip ha k düşmanlarını yeniniz![]() Dilimizde bilindiği üzere "vesile", kendisiyle bir gayeye ulaşılan, yani yaklaşılan sebep, yaklaşma sebebi demektir ki "mâbihittakarrub" (kendisiyle yaklaşılan şey) mânâsına, sadece "kurbet" (yaklaşma) da denilir Nitekim Hasen, Mücahid, Atâ, Abdullah b Kesir gibi bir çok selef tefsircileri "yani yakınlık" diye tefsir etmişlerdir Katâde, Allah'a itaat ve hoşnut olacağı amel ile yaklaşınız, diye anlatmış; Sûddî de: "yani istemek ve yakınlık" diye ifade etmiştir ki, hem "ibt i ğâ" (isteme)yi, hem "vesile"yi açıklamaktır İbnü Zeyd de, "muhabbet (sevgi) ile Allah'a kendinizi sevdirmeye çalışınız" demiş ve, "Onların taptıkları da Rab'lerine bir yol arar, her biri Allah'a daha çok yaklaşmak için çalışır" (İsrâ, 17/57) âyetini o kumuştur Şu halde mânânın özeti: "Biz müminiz, Allah bizi yalnız iman ile sever deyip de ciddiyetsiz olmayınız, Allah'dan korkunuz, kötü ahlâktan ve çirkin amelden sakınınız sonra yalnız korkmak ve sakınmakla da kalmayınız, iradenizi sarfedip gerekli seb e plere de teşebbüs ediniz, Allah'ın emirlerini yerine getiriniz ve bununla da kalmayınız, Allah'a yaklaşmak için daima vesile arayınız, her fırsattan istifade ile kendi gönlünüz ve isteğinizle farzlar ve vacipler dışında güzel güzel işler, Allah'ın rızasın a uygun ameller yaparak kendi tarafınızdan da kendinizi Allah'a sevdirmek isteyiniz, isteyerek, yalvararak çalışınız ve uğraşınız" demektir Ve bunda "Mümin kulum bana nafile ibadetlerle yaklaşmaya devam eder" kudsî hadisinin mânâsının yerleştirilmiş bu l unduğu açıktır "Vesîle cennette bir makamdır" hadis-i şerifi vesilenin ahirete ait önemini anlatır Kısaca vesile, lazımdır Ve onu bulmak için isteyip aramak ve başvurmak da gereklidir Çünkü vesilenin vesilesi de iman ve ittika (korunma) ile istek v e iradedir Ve şu halde asıl vesile Allah'a yaklaşma kasdı ve sevme arzusudur Ve işte bu kast ve niyet ile sebepleri araştırma, güzel ahlâk ve güzel amel gibi Allah'ın rızasına uygun hoş vesileler hazırlamakla kulluk için koşmayı emretmektedir Ve bun u n içindir ki, buna, mücahede emri katılmıştır İman, ittikâ ile; ittikâ, vesileyi aramakla; vesileyi arama da, mücahede ile tamam olur![]() Kaynak Elmalılı Hamdi Hak Dini Kuran Dili ![]() Bu mükemmel sistem, insan ruhunu, her yönden ele alıp, onun beşeri varlığına bütün yönlerden seslenmekte ve onu günahtan alıkoyup, itaate yöneltecek, duyarlı noktalarını aramaktadır Sistemin ilk hedefi, insan nefsini doğrultarak, saptırmaktan kurtarmaktır Ceza bu yollardan sadece biridir O, ne temel hedef ne de yegane yöntemdir![]() Burada da, Adem'in iki oğlunun kıssası -çıkarılması gereken derslerle başlamaktadır Daha sonra gönülleri hoplatacak bir cezalandırmadan söz edilmekte ve bunu Allah'tan sakınmaya, çekinmeye ve azabından korkmaya çağrı, cezayla korkutmayı içeren bir davet izlemektedir![]() Ey müminler Allah'tan korkunuz Korku sadece Allah'tan olmalıdır İşte insanlık onuruna yakışan korku budur Kılıçta, kırbaçtan korkmak ise düşüklüktür Düşüklük ise, ancak aşağılık kimselere yaraşır Allah'tan korkmak, daha öncelikle, daha onurlu ve daha arındırıcıdır Zira, gizlide ve açıkta vicdana eşlik eden,insanların bilmedikleri durumlarla bile kötülük yapmaya engel olan Allah korkusudur Halbuki bunun kuvveti, bu durumlarda işlemez Gerekli olmasına rağmen, tek başına uygulanamaz Çünkü kanun kuvvetinin ulaşamadığı durumlar vardır Vicdanlarının sakınacağı ilahî bir otorite ve görünmez bir gözetim olmaksızın yalnızca kanun gücünün etkin olduğu bir toplumun veya ferdin kurtuluşu söz konusu olamaz![]() " ![]() ![]() Sizi ona yakınlaştırabilecek her yolu arayınız "Allah'tan korkun, sizi O'na yakınlaştıracak her yolu deneyin ve o doğrultuya yöneltecek her nedene sarılın Bir rivayette İbn-i Abbas şöyle demiştir:"O'na yaklaştıracak bir yol arayın" ayeti "ihtiyaçlarınızı ondan isteyin" anlamındadır Gerçekten insan, Allah'a muhtaç olduğunu hissettiği anda ihtiyacını istediği, ne zaman onun ilahlığı karşısında kuluna yaraşır bir konumda bulunur Böylece kurtuluşa en yakın olan doğru bir konumda olur Her iki yorum da, ayetteki ibareyi uygundur Ayet, kalbin kurtuluşunu ve vicdanın canlanışını ifade etmekte ve beklenilen kurtuluş ile son bulmaktadır:" ![]() ![]() Ki kurtuluşa eresiniz "Diğer tarafta ise Allah'tan sakınıp O'na yakınlaştıracak yol ve kurtuluşa eremeyen kafirlerin tablosu yer almaktadır Bu canlı ve somut bir gerçektir Nitelikler ve detaylı bilgiler verme yoluna gidilmekte, fakat, kıyamet sahnelerini ve diğer büyük amaçlarını ortaya koyarken işlediği yönteme uygunu olarak hareketleri ve heyecan verici olayları anlatmaktadır:"Kafirlere gelince eğer yeryüzünün tüm varlıkları bir kat fazlası ile birlikte kendilerinin olsa da bu servetlerini kıyamet gününün azabından kurtulmak için fidye olarak verseler bu fidyeleri kabul edilmez onları acıklı bir azap beklemektedir "İnsan hayalinin tasavvur edebileceği en uç nokta kâfirlerin dünyada bulunan her şeye sahip olmaları varsayımıdır Fakat, Kur'an'ın üslubu, varsayımlar dünyasında ulaşılabilecek bu hayalden daha fazlasını var saymaktadır Evet onlara, dünyadakilerin tümünün bir kat fazlası ile onların olduğunu varsaymakta ve kıyamet günü azaptan kurtuluş fidyesi olarak bunları vermeyi dileyeceklerini tasvir etmektedir Onlar ateşten çıkmak için çabalamalarını bu hedefe ulaşmamalarını ve sürekli eziyet veren bir azap içinde kala kalışlarının manzarasını çizmektedir Gerçekten bu somut ve hareketli bir manzaradır Bu manzaradan onlar yanlarında dünyadaki herşeyi ve bir o kadarı daha bulunur haldedirler Allah'a kurtuluş akçesi vermek isterken ki o halleri![]() ![]() Umduklarını bulamamış istekleri reddedilmiş durumdayken cehenneme girişleri sırasındaki halleri![]() ![]() Ve oradan çıkmak isterlerken orada kalmaya zorlanırken ki manzaraları![]() ![]() ![]() Kaynak Fizilalil Kuran Şehid Seyyid Kutub ![]()
|
| |
| | #3 |
| Üye ![]() | ![]() Yani, "Allah'ın, yakınlığı ve razılığını kazanmanıza yardım edecek her türlü aracın peşinden koşun ""Elinizden geleni yapın" ifadesi "Câhidû"nun anlamını bütünüyle vermemektedir 'Cahidû'da şu anlam vardır: Müminler Allah'ın yolu üzerinde duran tüm güçlerle mücadele etmelidirler "Allah yolunda elinizden geleni yaparsanız, ancak, Allah'ın rızasını kazanabilir ve O'nu memnun edebilirsiniz O halde, sizi Allah'ın yolundan alıkoyan, O'ndan yüz çevirten kulları olarak, O'nun yolunu izlemekten alıkoyan ve sizi kendilerinin veya başkalarının kulları olmaya zorlayan Allah'ın yolu üzerindeki her türlü kişi, grup ve güçle mücadele edin "Gerçek başarı ve kurtuluşun ise, tümden ve yalnızca Allah'a kul olup, başka hiç bir şeye boyun eğmeden açıktan ve gizliden Allah'a itaatte yattığı ortadadır Böyle olunca, düşmanla kuşkusuz bir çatışma durumu doğacaktır Bu nedenle, "mümin" tüm düşman ve karşıt güçlerle her zaman ve her durumda savaşa tutuşmadıkça amacına ulaşamaz Ne zaman tüm bu engelleri ortadan kaldırırsa, işte o zaman Allah'ın yolunda yürümesini sürdürür![]() Kaynak Tefhimul Kuran Mevdudi![]() Yüce Allah, mümin kullarına kendisinden korkmalarını (takva sahibi olmalarını) emretmektedir Allah'a itaat ile birlikte söz konusu edildiği takdirde, takvadan maksat, haramlardan uzak durup yasak kılman şeyleri terkettnek olur![]() O halde ey müminler! Allah'ın emirlerine bağlanmak, yasaklarından kaçınmak suretiyle Allah'ın gazabından, cezasından korkun Ona yakınlaşmanın yollarını gereken şekilde arayın Bu ise sizi onun rızasına ulaştıracak, ona yakınlaştıracak, cennette onun mükâfatını elde etmenizi sağlayacak olan yoldur![]() el-Vesile (yol, araç), cennetteki bir derecenin adıdır Ahmed ve Müslim, Abdullah b Ömer'den Resulullah (s a )'ı şöyle buyururken dinlediğini rivayet etmektedirler: "Müezzini (ezan okurken) işittiğinizde siz de onun söylediği gibi söyleyiniz, sonra bana salât ve selâm getiriniz Çünkü kim bir defa bana salat ve selâm getirirse ona karşılık Allah kişiye on defa salât (rahmet) eder Sonra benim için el-Vesîle'yi isteyiniz Çünkü o cennette bir makamın adıdır ve ancak Allah'ın kullarından bir kula verilecektir O kişinin ben olacağımı ümid ederim Her kim benim için Vesileyi isteyecek olursa benim de şefaatim onu bulur " O halde el-Vesile cennetteki en yüksek mevkinin adıdır ve o Resulullah (s a )'m mevkii, cennetteki yurdudur Cennette Rahman'ın Arşı'na en yakın olan yerdir![]() Yüce Allah müminlere, haramları terkedip itaatleri işlemeyi emrettikten sonra dosdoğru yolun dışına çıkmış, dosdoğru dini terketmiş bulunan kâfir ve müşriklerden oluşan düşmanlarla savaşmalarını emrederek şöyle buyurmaktadır: "Ve onun yolunda cihat edin " Cihat kelimesi, cehd'den gelmektedir Bu da "meşakkat ve yorgunluk" demektir Allah'ın yolu ise hakkın, hayrın, faziletin ve ümmetin özgürlüğünün yoludur Allah yolunda cihat ise hem nefsi nevalarından alıkoymak, bütün hallerde de adaleti gerçekleştirmeye mecbur etmek suretiyle nefse karşı cihadı, hem de İslâm çağrısına karşı direnen düşmanlarla savaşı kapsamaktadır![]() Yüce Allah kıyamet gününde kendi uğrunda cihat edenler için hazırlamış olduğu kurtuluş ve büyük ebedî mutluluğa teşvik ederek: " ![]() ![]() ki felaha eresiniz" buyurmaktadır Yani siz Allah'a itaat ile yaklaşırsanız o takdirde gerçekten umduğunuzu elde edersiniz, kurtulursunuz; dünya ve ahiret mutluluğuna kavuşursunuz Müslümanlardan her zaman için çeşitli türleriyle cihat etmeleri istenmiştir Çünkü iyiliklerin yapılıp kötülüklerin terkedilmesi nefse ağır gelir![]() Yüce Allah müminlere takvayı, nefsi tezkiye edip arındırmayı emrettikten sonra Kıyamet gününde düşmanı olan kâfirler için hazırladığı azap ve ibretli cezayı haber vererek: "Muhakkak ki ![]() ![]() kâfirlerin olsa da" buyurmaktadır Yani hak rablerinin rububiyetini inkâr eden, onun varlığına, birliğine delâlet eden ayetleri reddeden, peygamberlerini yalanlayan, onun dışında türlü putlara, inek yahut insan gibi varlıklara tapan, tövbe etmeksizin bu halleri üzere ölen kimselerden herhangi birisi, Kıyamet gününde yeryüzü dolusu kadar altın getirip gelse, hatta onun bir katı kadar yahut onunla birlikte bir kat daha getirse, bunu da kendisini dört bir yandan kuşatan Allah'ın azabından kurtulmak için feda edecek olsa, böyle bir noktaya ulaşacağını bilse, yine de böyle bir şey ondan kabul olunmaz Hatta o azaptan kurtulmaya çare yoktur; o azaptan hiçbir şekilde kurtuluş mümkün değildir İşte bundan dolayı:"^ onlara elim btr azap vardır", yani acı ve ızdırap verici bir azap Bu da bizzat kendilerinin işledikleri sebebiyledir Tıpkı felah ve mutluluğun yine insanın kendisinden ortaya çıkan itaat ve istikâmet dolayısıyla söz konusu olması gibi "Ve nefsini arındırıp temizleyen felaha ermiştir, onu kötülüklerle alabildiğine örten ise ziyana uğramıştır " (Şems, 91/9-10)![]() Daha sonra Yüce Allah bu azabı daimi ve sürekli, cehennemlikleri de orada ebedi kalıcılar olmakla nitelendirerek şöyle buyurmaktadır: "Ateşten çıkmak isterler ![]() ![]() " Yani içinde bulundukları o azabın şiddetinden çıkmayı temenni ederler; halbuki onlar, oradan çıkacak değillerdir, onlar için daimî ve kalıcı bir azap vardır, oradan kurtuluşları mümkün değildir Nitekim Yüce Allah bir başka yerde şöyle buyurmaktadır: "Oradan (oranın) gamından kurtulmak istedikleri her seferinde oraya geri döndürülürler " (Hacc, 22/22) Yüce Allah'ın: "Kalıcı" buyruğunun anlamı daimi, sabit, sonu gelmez ve değişmez bir azap demektir![]() Buhârî, Müslim ve Nesaî, Enes b Mâlik'in şöyle dediğini rivayet ederler: Resulullah (s a ) buyurdu ki: "Cehennem ehlinden bir kişi getirilir, ona: 'Ey Âdem oğlu! Yanın üzere yaslanacağın yeri nasıl buldun?' denilir O: "En kötü yaslanılacak bir yer!' diye cevap verir Bu sefer ona: Yeryüzü dolusu kadar bir altını fidye olarak verir misin?' diye sorulur O: 'Evet, Rabbim ' der Yüce Allah der ki: Yalan söylüyorsun Ben senden bundan daha azını istemiştim, yapmadın ' Bunun üzerine onun cehenneme atılması için emir verilir " Kaynak Tefsirulmunir Vehbe Zuhayli![]() Ey iman edenler, Allah'ın emirlerini tutup yasaklarından kaçınarak ondan korkun Onun rızasını kazanacak salih ameller işleyerek sizi ona yaklaştıracak bir yol arayın Allah yolunda, düşmanlara karşı cihad edin ki kurtuluşa erip cennette ebedi olarak kalmayı hak edesiniz![]() Burada aranılması emredilen yol, yakınlık demektir Yani Allah'a yakın olmayı isteyin demektir Ebu Vâil, Ata, Süddi, Katade Mücahid, Hasan-ı Basri ve Abdullah b Kesir bu görüştedirler Bu hususta Katade diyor ki: "Bu âyetin mânâsı şudur: Allah'a itaat ederek ve onun rızasını kazanacak ameller işleyerek ona yakın olun " Ibn-i Zeyd de "Buradaki "Vesile'den maksat sevgidir, âyet-i kerimede "Kendinizi Allah'a sevdirin" buyurulmaktadir " demiştir Sonra da şu âyeti okumuştur: "Onların taptıkları da rablerine bir yol arar [İsra 57] Kaynak Taberi Tefsiri![]() Ebu Cafer Muhammed b Cerir et-Taberi,Ey iman edenler, Allah'ın azabından korkun ve sizi ona yaklaştıracak ibadet ve itaati isteyin Katâde şöyle der: Allah'a itaatte ve onun razı olacağı amel ile ona yaklaşın Allah'ın dinini yüceltmek için cihad edin ki kurtuluşa erip sonsuz nimetleri elde edesinizKaynak Safvfetut Tefasir ![]() Muhammed Ali Es Sabuni
|
| |
![]() |
| Tags: ayet, bir, sekiz, tefsir |
| Konu Araçları | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cvp | son Mesaj |
| Nur Suresi 31. ayet (tefsir) | Ecir | Tefsir | 6 | 4 Gün önce 18:12 PM |
| sitede daha önce kuranı kerimi ayet ayet indrmeden hangi ayeti dinlemk istersem dinle | tugyanedo | Eleştiri ve Önerileriniz / İstekleriniz | 6 | bir Hafta önce 11:45 AM |
| Bakara Sûresi 152. Âyet Tefsir | rana | Tefsir | 1 | 4 Hafta önce 01:18 AM |
| hergun bir gunun konusu secilse konuyla alakali hadis ayet ,tefsir ;hikaye ve nuktele | suara | Eleştiri ve Önerileriniz / İstekleriniz | 1 | 11-03-2008 13:10 PM |
| Kabe imami Shuraym (Şureym) Ayet Ayet Kesilmis Hatim | mum | Hatimler dinleyin İndirin & Aşırlar mp3 | 0 | 09-24-2008 05:22 AM |