Mumsema islam Arsivi
Anasayfa Forum Kuralları İletişim Bugünkü Mesajlar
Geri git   Mumsema islam Arsivi >
Kur'an-ı Kerim Bölümü
> Kur'an-ı Kerim Alt Başlıklar > Kur'an ile ilgi yazılar & Makaleler
Google
 
Kullanıcı ismi
Şifreniz
Kayıt ol Yardım Üye Listesi Ajanda Arama Bugünkü Mesajlar Bütün Forumları okunmuş kabul et

Cevapla
 
Konu Araçları
Alt 09-02-2008   #1
Bilgiler
Devamlı Üye
 
Bilgiler
Üyelik tarihi: Feb 2007
Nerden: İstanbul
Mesaj: 10,986
İtibar
Tecrübe Puanı: 113
Rep Puanı : 3910
Rep Derecesi :
LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.
LeoparGS RSS Feed
Ampul Kur'ân, Hazinelerini Kimlere Açar?



Kur'ân, Hazinelerini Kimlere Açar?



Kur'an'a itimat etmeniz, Kur'an'ın Allah'ın kelamı olduğuna inanmanız ve ona güvenmeniz; yani, sizin davranışlarınıza, hareketlerinize bağlı olarak ortaya koyduğunuz eserlerin sizin teşebbüslerinizle sadır olmasından daha kat'î bir yakinle, "O Allah'ın kelamıdır ve onun içinde her şey vardır O ezelden gelmiştir, ebede gitmektedir" mülahazasıyla Kur'an'a teveccüh etmeniz çok önemlidir Böyle bir iman ve itimat sayesinde, O'nu başkalarından çok farklı görür, çok farklı duyarsınız Siz şu karşıdaki şemâile şöyle bakarsanız, bakışınızı onun üzerine yoğunlaştırırsanız, gözünüzü teksif ettiğinizde şu dış yüzünün arkasında, hemen yarım metre arkada bir tablo daha görebilirsiniz Onun üçüncü buudunu görürsünüz Daha bir im'anı nazar eder, bir arka görmeye sıçrarsanız bir buud daha yakalayabilirsiniz Biraz daha kendinizi zorlarsanız, gözlerinizi teksif ederseniz, bir buud daha görebilirsiniz Ve gördüğünüz buud, bir önceki buuda nisbeten biraz daha genişler, büyür, daha bir açılır hatta bu buudda okuduğunuz yazıları o perdede daha rahat okuyabilirsiniz

İşte, Kur'anı Kerim'e de, onda bir şeyler bulacağınız itimadı ve böyle ciddi bir inanmışlık içinde baktığınız zaman, başkalarının filozofça ve mütefekkirane bakmalarının çok ötesinde şeyler müşahade edebilirsiniz Ümmî de olsanız ki biz hepimiz bir açıdan ümmî kategorisine dahiliz çok daha derin şeyler görebilirsiniz Çok engin şeylere şahit olabilirsiniz Kur'an, bir bahri bîpâyândır, uçsuz bucaksız bir denizdir Fakat, O kendisine itimat etmeyen, ona güvenmeyenlere karşı cimri ve kıskanç davranır Kendi kıt akılları ve eksik idraklerinden dolayı Kur'an'ı anlamayan, onun lafızlarına takılan, i'rabında hatalar arayan, ona hâşâ Efendimiz'in (sav) sözü nazarıyla bakan ve Mütekellimi Ezelî'den gaflet eden insanlara karşı Kur'anı Kerim cimrice davranır, hazinelerini kıskanır onlardan
Evet, Kur'an bazılarına cimri davranır; çünkü, onların hakkı yoktur cömertliğe ve semâhete Onlar, semîh bir gönülle Kur'an'a teveccüh etmiyorlar ki, Kur'an'ın semâhat sağanağına mazhar olsunlar İçinde bir hazine var, diye bakmıyorlar ki, onun mücevherlerini bulsunlar Bir şeyler bulacağına inanmayan birisi altın damar içerisinde yürüse dahi altına rastlayamaz Fakat, hassas bir insan, bir tanecik emâre görse, ne yapar eder damara yol vurup gider ve altına ulaşır
İşte, burada da karşılıklı bir takip etme vardır Yani, siz Kur'an'da bir şeyler bulacağınıza inanır, onun ayetlerini hazineyi gösteren işaret taşları gibi bir bir takip ederseniz, O da sizi yakın takibe alır, hazine dairesinin kapısını açık bırakır Neticede, O'nun aydınlatıcı tayfları arkasında, filozofların duymadığı şeyleri duyarsınız Onun için, bazen bir ümmî, tekkedeki bir postnişin, İbni Sina gibi bir dâhînin duyduğunun çok üstünde duymuştur Kur'an'ı Farabi sizin köyün çobanı kadar duymamıştır onu İbni Rüşd, bir fevkalâdeliği olmayan bir mümin kadar iman hakikatlerine muttali olamamıştır Üstad Hazretleri de onlar için "âdi bir mümin mertebesini ancak kazanmışlardır" diyor

Onlar ilmî ve filozofça bakışlarını bir mercek gibi gözleri önüne koyuyor ve Kur'an'a öyle bakıyorlar Dolayısıyla, Kur'an'a ait meânî, onların o bakışına göre şekilleniyor Oysa ki, Kur'an'a bakış; ulûhiyete ait yanı açısından, ulûhiyete ait tayfları görme mülahazasıyla olmalıdır Cenâbı Allah Kur'an'ı, Efendimiz'in (sav) kalbini, ruhunu ve his dünyasını tecrid ederek O'na indirmiştir ki; Efendimiz'in (sav) malumâtı sâbıkası Kitab'a, yeni renkler katmasın, onu bulandırmasın Bu açıdan, bazı şeyler bilen ve bildiklerine güvenen, kendi malumâtına itimat eden insanların, nazarî planda inansalar da, gerçekte inanmaları biraz zordur Öğrenegeldikleri bilgi kırıntıları, kendi rengini karıştırır Kitabullah'a karıştırır da hep o kıstas ve kriterlerle bakarlar, değerlendirirler ve tabiî ki hep yanlış sonuç elde ederler

Kur'anı Kerim ve Efendimiz hakkında "sonsuz" sıfatı kullanılabilir mi?
Kur'an'a ve Efendimiz'e (sav) sonsuz demenin hiçbir mahzuru yoktur Biz hepimiz sonsuza, ebede namzetiz Sonsuz olacağız bir gün Bir şeyin sonsuzluğunun, kendinden olması başkadır, sonsuzluğun bir başkasıyla kıyamı başkadır Hepimiz ölmemek üzere ahirette dirilmiyecek miyiz? Bize lutfedilen nimetlerin herbirisi sonsuzluğun bir tecelli dalga boyu olmayacak mı?

İşte, Efendimiz'in (aleyhi ekmelüttehâyâ) nuru da, ezelden ebede kadar bütün alemleri tutmuştur; fakat, o nur kendi kendine ve kendinden değildir Zatı ulûhiyete "vacib'ulvücud" deniliyor; bu ifade, "varlığı kendinden" demektir Cenâbı Hakk'ın varlığı vaciptir, mümkin değildir Mahlukâta gelince, onlar "mümkin'ülvücud"tur Yani, onların vücuda gelmesi mümkündür; ama vücudu kendinden olan bir Zat, bir Hâlıkı Mutlak onları vücut sahasına çıkarabilir

Evet, Kur'anı Kerim'in de, Rasûlü Ekrem aleyhisselam'ın da kayyumiyeti Hayy u Kayyûm'dan, ebediyeti Bâkii zü'lCelal'dendir Onlar, Allah'ın varlığıyla kâimse şayet, hem Efendimiz (sav) ve hem de Kur'an sonsuzdur

Biz de o sonsuzluğun peşinde koşuyoruz Şu fânî hayatımızı, sonsuz, ebedî, tükenmeyen bir hayata çevirmek için gayret gösteriyoruz Bu ifade de doğrudur ve bu şekilde söylenmesinde bir mahzur yoktur Bazıları, "Sonsuz Nur" isimli kitabın Arapça tercümesindeki "ErRisaletü'lHâlide" adını görünce rahatsız olmuşlar Maalesef, arz etmeye çalıştığım hususu ve hepimizin ebede talip olduğumuz hakikatini kavrayamamışlar

Bir insan "Benim kapasitem ve sınırım bu kadar" diyebilir mi?
Eğer mevzu, Cenâbı Hakk'ın teklif dairesi içinde bir husus ise, böyle bir söz doğru değildir Allah Teâlâ, insana tâkatını aşan hiçbir şey teklif etmemiştir Beş vakit namaz, Hac ve Zekat gibi ibadetler nefse ağır gelebilir Fakat usûlcülerin dediği gibi bunlar, beşere yüklenebilecek, onların da taşıyabileceği türden vazifelerdir Tıpkı bir merkûbun (bineğin) belli kilogram yük taşıma kapasitesi olduğu ve üzerine o ölçüde yük vurulduğu gibi insanın ne kadar yük taşıyacağını bilen Hâlıkı Kerim, onu fıtratına uygun bir kısım sorumluluklarla mükellef kılmıştır

Teklif dairesinde insanların hevâ ve hevesleri ölçü değildir; beşeri yaratan Yüce Kudret onu en iyi bilendir ve onun yapısına, tabiatına ve tâkatine münasip şeyleri ondan ister Mesela, namaz kılmak, hususiyle de sabah namazına kalkmak bazılarına çok zor geliyor olabilir Oysa, ne sabah namazı ve ne de diğer namazları kılmak bir yük, bir zorluk ve kulun sırtında bir sıklettir Bilakis, insan onu fıtrat haline getirdi mi, namaz bir haz kaynağı, bir ferahlık vesilesi, bir güç ve kuvvet menbaıdır Fakat, bazen insana yerinden kalkmak bile ağır gelebilir Sabahtan akşama kadar sırt üstü yatan, salondan kalkıp mutfağa gitmeyi bile çok yorucu bir iş bildiğinden televizyonun karşısına meşrubat dolapları koyan, borular döşeten günümüzün zavallı insanı ıtrahâtı dahi bir angarya ve çok ağır bir iş görüyorsa, namazı da ruhunu ezen bir yük ve altından kalkılmaz bir teklif olarak görebilir Ama onun çarpık anlayışı ve tembelliği ölçü değildir

Eğer sorumluluklarımızı Allah (cc) yüklemişse, Efendimiz (sav) tebliğ ve tahmil etmişse, onlar hakkında 'bizim takatımızı aşan şeyler' diyemeyiz Bu söz yalan olur Bize takatımızın üstünde hiçbir sorumluluk teklif edilmemiştir Nereye kadar? Ölmeye kadar, çoluk çocuğumuzu kaybetmeye kadar, Allah uzak etsin evimizin yanmasına, hicret için yurdumuzuyuvamızı terk etmek zorunda kalmamıza kadar bunların hiçbirisi "teklîfi mâ lâ yutâk" değildir Ama tembelliğe, rahata ve dertsizliğe alışmış olanlar, bunları, altından kalkılması çok zor olan ağır yüklerin insan sırtına yüklenmesi gibi görebilirler

Felaket günlerimize destan kesen Merhum Akif der ki:

"Viranelerin yascısı baykuşlara döndüm
Gördüm de hazânında bu cennet gibi yurdu
Gül devrini bilseydim onun, bülbül olurdum
Ya Rabb beni evvel getireydin ne olurdu!"

Zannediyorum, hepimiz Fatih'le beraber İstanbul surlarına çıkmayı arzu ederiz Hepimiz Yavuz Selim'in yanında Kutlu Nebî'nin kılavuzluk ettiği seferde bulunmak isteriz Fakat, ben Merhum Şair'in bu sözlerini her hatırladığımda diyorum ki, "Ya Rab! İyi ki bizi evvel getirmemişsin, kim bilir ne olurduk!" Çünkü, o günlerde her on haneden ikisine iki tane şehit düşerdi; her gün vatanın dört bucağından feryad u figan yükselirdi Şimdilerde Allah tek bir acıyı da göstermesin bir askerimiz şehit düşüyor, yüreğimiz yanıyor, ağlıyoruz O günlerde de binlerce insan ölüyordu Biz sadece Çanakkale'yi biliyoruz; ama o savaşların hiç birinde binden az insan ölmemiştir ve her savaşta binlerce aileden feryad kopmuştur İşte, o zor günler, mesela, bir İstiklal Harbi de "teklifi mâ lâ yutak" değildir Fakat, günümüz şartlarında düşünürsek, o günler bizim için katlanılması imkansız zaman dilimleridir

Bazı şeyler de vardır ki, bunlar dinin emretmediği, şahsın kendi kanaat ve kararının bir sonucu olan hususlardır Mesela, nefsini dizginleme yolları arayan bir insan, "Ben günde bir öğün yemek yiyeceğim" diyebilir Ya da "Bir yabancı memlekette vatanıma hasret yaşasam da, dörtbeş sene Rabb'imi anlatacağım" şeklinde kendi kendine söz verebilir Cenâbı Allah'ın, o insanın söylediği şekilde bir teklifi yoktur; öyle bir vazife tahmil etmemiştir kuluna İnsan, bunları, o şekilde yapmazsa sorumlu olmaz; fakat yaparsa, fedakarlığının karşılığını görür Bu fedakarca bir davranıştır
Kezâ, insanın manevî hayatı adına bir derinleşme mevzuu ve ilme'lyakîni ayne'lyakîn seviyesine yükseltme, kabilse onu hakka'lyakin sınırına götürme hususu da insana teklif edilen şeylerden değildir Fakat, bir insan bunların arkasında olursa; Allah (cc) indinde, derinleşmesinin mükafatını görür

Bir toplum da, "teklifi mâ lâ yutâk" olmamak üzere bazı hususlarda aralarında mütabakat sağlarsa; mesela, "Ülkemizin dört bir yanında eğitim faaliyetlerine katkıda bulunalım Her birimiz millî kalkınmanın gönüllü erleri olarak çalışalım Yarının ümidi nesillerimizi seviyeli yetiştirelim" der ve bunun gereklerini yerine getirirlerse; bu duygu, karar ve salih amel her türlü takdirin üstündedir Fakat, bu da güç yetirilmez bir işin omuza yüklenmesi demek değildir

Dinimizde, "Bu ağır yükü götüremiyorum" denebilecek hiç bir mesuliyet yoktur ve böyle bir sözü söylemek sadece bir mazeret ve bahaneden ibarettir, yanlıştır

Fethullah gülen

 

LeoparGS isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 3 Hafta önce   #2
Bilgiler
Devamlı Üye
 
Bilgiler
Üyelik tarihi: Jun 2008
Mesaj: 900
İtibar
Tecrübe Puanı: 10
Rep Puanı : 65
Rep Derecesi :
Sümeyye_ Yakında ünlü olacaktır.
Sümeyye_ RSS Feed
Standart --->: Kur'ân, Hazinelerini Kimlere Açar?



Allah cc razı olsun

 

Sümeyye_ isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Cevapla
Tags: , , ,

Kur'ân-ı Kerim'in Sırrı | Kur'ân-ı Kerim'in Üslûbu

Konu Araçları


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cvp son Mesaj
Hasan Dursun -Gül açar Ecir Ses dosyaları / müzikler (album paylaşımı yasaktır) 9 11-10-2008 23:47 PM
Her acı bir çukur açar gönlümüze… mum Deneme 6 10-16-2008 23:17 PM
Zambaklar En Issız Yerlerde Açar Hesna Güller & Çiçekler ve Bitki Resimleri 3 06-22-2008 23:58 PM
Beslenme Zekayi Nasil Açar? neva Kişisel Gelişim 3 06-01-2008 00:03 AM
Zekât ve fitre kimlere verilir; kimlere verilmez? Şem'a Zekat Hakkında Soru ve Cevaplar 2 12-11-2007 00:00 AM

Frmacil | Yudumla | Dantel | Klup | Orgu | Oya | Derya TOPlist Saat 03:25 AM.


Powered by vBulletin® Version 3.6.11
Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Forum Etiketleri

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308