|
| | #1 |
| | ![]() ALLAH Teala’yı tanımamızı sağlayacak 4 referans kaynağın birincisi kainat kitabıdır Kainat kitabı Canab-ı Hakk’ın ilmi, iradesi, hikmeti ve kudretiyle yazıp nazarımıza sunduğu bir kitaptır Veya Galileo’nin ifadesiyle “ALLAH’ın, hiç vazgeçemeyeceğimiz, okunması gereken diğer bir kitabıdır “Ay, güneş, yıldızlar, bitkiler ve hayvanlar kainat kitabının içindeki, ALLAH Teala’yı bize tanıtan ayetlerdir Ve Cenab-ı Hakk Kur’an-ı Kerim’de: “Şüphesiz göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelişinde, insanlara yarar şeylerle denizde akıp giden gemide, Allah'ın yukarıdan bir su indirip de onunla yeri ölümünden sonra diriltmesinde, diriltip de üzerinde deprenen hayvanları yaymasında, rüzgarları değiştirmesinde, gök ile yer arasında emre hazır olan bulutta şüphesiz akıllı olan bir topluluk için elbette Allah'ı tanıtıcı deliller vardır ” (Bakara-164) gibi ayetlerle kainat kitabını okumamızı, evrenin nasıl var olduğunu araştırmamızı, dünyada yaşam adına gerekli unsurların önemini araştırarak Kendisini tanımamızı emretmektedir Bizler de bu dersimizde bu tür ayetlerdeki işaretler ve emirlere binaen, evrenin varoluşu ve dünyadaki yaşam adına gerekli dengeler üzerinde durmaya çalışacağız ![]() Evrenin Varoluşu-Büyük Patlama Bilim dünyasında 1929 yılına kadar genel olarak materyalistçe bir düşünce olan, evrenin sonsuzdan beri var olduğu fikri hakimdi Bu aynı zamanda maddenin ezeli olduğunu kabul edip yaratılışı inkar etmek demekti “Durağan evren modeli” olarakta isimlendirilen bu görüşü yeniçağda ilk savunan Alman felsefeci Kant olmuştur Aksi bilimsel yönden ispatlanamadığından dolayı da o dönemde özellikle materyalist bilim adamları bu görüşe sahip çıkmıştır Fakat 1929 yılında bir haber dünya basınına adeta bomba gibi düşmüştür Edwin Hubble adlı bilim adamı dev teleskobu ile gökyüzünü incelerken yıldızların birbirinden hızla uzaklaştığını tespit etmişti Bu, evrenin genişlediğinin apaçık bir deliliydi Bu önemli keşif o dönemde halkın anlayabileceği şekilde şöyle açıklanmıştır: Şişen bir balon düşünün, balonun üzerinde siyah lekeler olsun ve bu lekeler sert bir plastikten yapılmış olsun Balonu şişirmeye devam ettikçe balon şişer ama siyah lekeler sabit olarak kalır, büyümez İşte bu siyah lekeler yıldızlara, aralarındaki genişleyen yüzey ise yıldızlar arasındaki uzay boşluğuna işarettir Evrenin genişlediğinin tespit edilmesi çok önemliydi Çünkü evren genişlediğine göre zamanda geriye doğru gidildiğinde çok daha büyük bir evren, daha geriye gidildiğinde tüm yıldızların yani maddenin bir zamanlar birleşik olduğu ve daha geriye gidildiğinde ise merkezde olduğu tespit edilen korkunç çekim gücü nedeniyle yoktan bir anda büyük bir patlamayla var edildiği kanıtlanmış oluyordu Bu ise evrenin sonsuzdan beri varolmadığının aksine bir anda yoktan var edildiğinin yani yaratıldığının apaçık bir deliliydi![]() Asrın bu büyük buluşuna İngilizce “büyük patlama” manasına gelen BİG BANG adı verildi Fakat Fred Hoyle ve Arthur Eddington gibi ateist bilim adamları gözlemleri kabul etmiyor ve deneysel kanıt olmalı diyorlardı![]() İlk Deneysel Kanıt 1948 yılında George Gamow Big Bang’e bağlı olarak yeni bir tez ortaya sürdü “Evren bir patlama ile oluştu ise patlamadan arda kalan belirli oranda bir radyasyon olmalı ” dedi Üstelik bu radyasyon evrenin her yanında eşit olmalıydı Olması gereken bu kanıt çok geçmeden bulundu 1965 yılında Arnold Penzias ve Robert Wilson adlı iki araştırmacı bir rastlantı sonucu “kozmik fon radyasyonu” adı verilen ısı dalgasının kalıntılarını buldu Big Bang’in ispatını deneysel olarak ilk gösteren kişiler oldukları içinde Nobel Fizik Ödülü kazandılar![]() Son Raund’ta Big Bang’in 1989 yılına gelindiğinde ise George Smot ve onun Nasa ekibi uzaya COBE denilen bir uydu gönderdi Gönderilen bu uydu da 8 dakika içinde ölçümleri tamamlamış ve radyasyonun fotoğraflarını çekip dünyaya göndermişti Bu, çok büyük bir gelişme ve yaratılış fikrinin kesin bir zaferi olmuştu Araştırmayı yürüten ekibin lideri George Smot mikrodalga resimlerine bakıp “Bu manzaraya bakınca Allah’ı görür gibi oluyoruz ” demiş, Alman televizyonları ise haberi “ateizmin çöküşü” olarak duyurmuştu Big Bang’ın muhaliflerinden David Spergel ise mağlubiyeti açık yüreklilikle itiraf ederek “Artık biz öldük ” diyordu Bu zaferin bilim dünyasına etkisini Amerikalı genetikçi Robert şöyle yansıtmaktadır Der ki: “Artık kendisiyle tartışmak için bir ateist aradığımda felsefe bölümüne gidiyorum Çünkü fizik bölümünden pek öyle kimse çıkmıyor artık ” Konuyu kısaca özetleyecek olursak modern bilim evrenin durmadan genişlediğini ve 15 milyar yıl önce saniyenin iki yüz binde biri kadar bir zamanda büyük bir patlamayla bir andavarolduğunu yani yaratıldığını ispat etmiştir ![]() Bir Evren Yaratılıyor ![]() ![]() ![]() Şimdi evrenin yaşama uygun olarak dizayn edilişinin mucizeviliğini beraber tefekkür edelim Hayat muhteşem ve kusursuz bir planın neticesinde var edilmiştir Bu planı, tüm plan ve projelerin kayıtlı olduğu yer olan Levh-i Mahfuz’dan okuyor gibi tefekkür edebilirsek belki mükemmelliğini azda olsa kavrayabiliriz Düşünün ki İnsan denen varlık için bir ev yaratılacak Öncelikle hareket edebilmesi için gıdaya ve enerjiye ihtiyacı olduğundan evi olan dünyanın her tarafına meyve ağaçları, sebze ve tahıl dediğimiz yiyeceklerin tohumları ekilmiş, kara ve deniz canlıları yaratılmış ve su dediğimiz elementten evinin belirli yerlerine okyanus, deniz ve göl dediğimiz havuzlar yerleştirilmiştir Sonra hayat kaynağı olan su dediğimiz elementi dünya evinin her bölgesine ulaşıp tüm tohumlar ve canlıları sulaması için bir su havuzu olan okyanus ve denizlerden, ırmak, akarsu ve nehir dediğimiz kanallar açılmış ve yağmur dediğimiz sistem düzenlenmiştir Ve hem yağmurun oluşumu için suyun buharlaşması gerektiğinden, hem dünyanın evren denen boşlukta dönebilmesi için, hem tüm canlılara ısı ve enerji kaynağı olması için, hem de dünya evine ışık vermesi için güneş dediğimiz yıldız yaratılmış ve dünyamız güneşten yararlanabileceği en uygun mesafe olan 149,5 milyon kilometre uzaklığa yerleştirilmiştir Sonra hem güneşin çekim gücü çok yüksek olduğundan dolayı, güneşe yaklaşıp kavrulmaması için, hem dünyanın her bölgesin de bulunan canlıların güneşten istifade etmesi için, hem de gece ve gündüz dediğimiz kavramların oluşması için dünya kendi ekseninde döndürülmüştür Sonra ağaçların tekrar meyve verebilmesi, yaprakların dökülüp tekrar yenilenmesi gibi bir çok ihtiyaçtan dolayı dünya güneşin ekseninde elips olarak döndürülerek mevsimler düzenlenmiştir Sonra hem dünyanın kendi ekseninde ve güneşin ekseninde dönmesinden oluşacak sarsıntıyı, hemse dünyanın merkezindeki ısı motoru olan çekirdeğin sebebiyet vereceği sarsıntıları engellemesi ve emmesi için dağlar yaratılmıştır Ayrıca meteor ve göktaşlarına hedef olmaması için Jüpiter ve Ay çevresine bir güvenlik görevlisi olarak yerleştirilmiştir Ay ayrıca dünyayı güneş sistemi içinde dengelemiş ve dünyanın gece lambası olmuştur Dünyanın dönmesi zaruri olduğundan, dönerken sırtındaki canlıları uzaya fırlatmaması için hava basıncı ve yer çekimi yaratılmıştır Ve her biri dünya için ayrı bir öneme sahip olan yedi farklı hava tabakasıyla çevrilmiştir Ve insan bitkilerden elde ettiği gıdayı yakarak enerji elde edeceğinden, yakıcı özelliği olan oksijen yaratılmıştır![]() Evrendeki Dengeler ve İnce Ayar Saydığımız bu unsurlardan bir tanesi olmasa idi hayatın oluşması sebepler dairesinde asla mümkün olmazdı Bu unsurlar ayrıca çok hassas bir denge ve oran içinde hareket ederler Öyle ki bilim adamları evrenin her yerinde bulunan bu hassas dengeye “Fine Tuning” (İnce ayar) adını vermişlerdir Dünyanın özel konumunu daha iyi kavramak için bu dengeleri de kısaca özetleyelim Mesela dünyamız 1670 km hızla kendi ekseninde 108 000 hızla da güneşin çevresinde dönmektedir Eğer dünyamız biraz daha hızlı dönseydi güneşin çekim alanından uzaklaşacak ve uzaya savrulacaktı Biraz daha yavaş döndüğünde ise güneş tarafından çekilecek ve korkunç bir patlamayla yutulacaktı Peki dünyayı 1670 km hızla sabit tutan kimdir? Yoksa milyarlarca yıldır dünya bu hızını tesadüfen mi korumaktadır![]() İkinci olarak dünyanın güneşe olan uzaklığı da olması gereken en ideal mesafededir Eğer dünyamız güneşe şu an olduğu mesafeden biraz daha yakın olsaydı gezegenimiz sıcaktan kavrulacaktı Biraz uzaklaştığında ise gezegenimiz buzul çağına girecek ve yaşam mümkün olmayacaktı Mesela Plüton gezegeni güneşten uzak olduğundan dolayı –238 °C olan dondurucu bir soğuğa sahiptir Venüs ise güneşe yakın olduğundan 450 °C sıcaklığa sahiptir Peki dünyayı güneşe en mükemmel uzaklık olan 149,5 km uzaklığa yerleştiren kimdir?Dünyamızın 23,5° açıda eğik olarak döndürülüyor olması da çok önemlidir Çünkü eğer bu açıda eğik olarak dönmeseydi yazlar canlıların yaşayamayacağı bir sıcaklıkta, kışlar ise yaşanmaz bir soğuklukta olacaktı Ayrıca atmosferimizde %21 oranında oksijen bulunmaktadır Eğer oksijen oranı biraz daha düşük olsaydı canlılar solunum yapamayacak, biraz daha yüksek olduğunda ise bir şimşek çakmasıyla hava tutuşacaktı Ve bitkiler durmadan oksijen ürettiği, insanlar ve hayvanlarda durmadan oksijen tükettiği halde havadaki bu hassas oran niçin değişmemektedir![]() Yine mesela Ay dünyaya daha yakın olsaydı çekim kuvveti sebebiyle dünya sular altında kalırdı Biraz uzaklaştığında ise dünya meteor yağmurlarına maruz kalırdı Peki Ay ile dünya arasındaki en ideal mesafe olan 280 000 km ’yi kim düzenlemiştir? Hatta şu ana kadar saydığımız tüm dengeler ve özellikler olsaydı da, sadece güneş biraz daha büyük veya küçük olsaydı yine dünyada hayat olmazdı Çünkü güneş biraz büyük olsaydı sıcaklığı ve çekim gücü fazla olurdu Ya dünyamız yanarak kavrulur veya çekim gücü arttığından güneş tarafından çekilir ve yok olurdu Tam tersi olsaydı yani güneş biraz daha küçük olsaydı, o zamanda dünyamız; ya yaşamı imkansız kılacak kadar soğuk olur, yada küçülmesiyle çekim kuvveti de azalacağı için dünyayı yörüngesinde tutamayacağından dünyamız da uzayda avare gezerken bir gezegene çarpıp yok olurdu![]() Saydığımız bu mükemmel dengeler, kainatın ve özelliklede dünyanın insan için özel olarak tasarlandığını apaçık ispat etmektedir Yüce rabbimiz yarattığı bu dengeleri Kur’an-ı Mucizül-Beyan’da şöyle ifade buyurmaktadır: “Yeri düzenleyip yaymadık mı? Dağları da birer kazık kılmadık mı? Sizleri çift çift yarattık Uykunuzu bir dinlenme yaptık Geceyi bir örtü yaptık Gündüzü de bir geçim zamanı yaptık Üstünüze yedi sağlam bina (gök) çattık İçlerine ışık saçan bir kandil astık Yoğunlaşmış bulutlardan şarıl şarıl bir su indirdik Onunla taneler ve otlar çıkaralım diye Ve sarmaş dolaş bağlar bahçeler (çıkaralım diye) ” (Nebe-6/16)Alıntı
|
| |
| | #2 |
| Devamlı Üye ![]() | ![]() Allah cc razı olsun ![]() ![]() ![]()
|
| |
![]() |
| Tags: anlasilir, kainat, kitabinin, kur8217an, okunmasiyla |
| Konu Araçları | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cvp | son Mesaj |
| Kainat Kitabının Kaderin Varlığına Olan Şehadeti | mumsema | Kadere İman | 2 | 3 Hafta önce 23:34 PM |
| Kainat O’nun ,dünya O’nun ukba O’nun | Yaban Gülüm | Dini Şiirler | 0 | 06-08-2008 22:15 PM |
| İnsan Ve Kainat; Küçük Kainat Büyük İnsan | ZiyaN | Sohbet & Muhabbet | 1 | 04-20-2008 21:43 PM |
| Kâinat, Resûl-ü Ekrem’i (asm) bekliyordu | Nursedaa | Risale-i Nur | 1 | 03-20-2008 07:53 AM |
| Kur’an’daki ilmî gerçekler tefekkürle anlaşılır... | Efdal | Kur'an ile ilgi yazılar & Makaleler | 1 | 12-31-2007 01:46 AM |