|
| | #1 |
| | ![]() Abdulbasit Abdussamed ![]()
|
| |
| | #2 |
| Devamlı Üye ![]() | ![]() Abdurrahman Sadien ![]()
|
| |
| | #3 |
| Devamlı Üye ![]() | ![]() Ahmed Naina ![]() Ahmet Naina, Kur’an-ı Kerim’i mak-----, manasına göre on ayrı kıraat üzerine okuyabilen ender hafızlardan Aynı zamanda hekim olan Naina’ya göre yakın bir gelecekte Türkiye’den de dünyaca ünlü hafızlar çıkacak ‘Kur’an-ı Kerim Mekke’de nazil oldu, Mısır’da okundu, İstanbul’da yazıldı ” Hemen herkesin aşina olduğu bu sözün doğruluk payı oldukça yüksek Osmanlı’nın eşsiz hat sanatıyla bezenen Kur’anı Kerim’in en güzel okunduğu yerlerin başında Mısır geliyor Çocuk yaşlarda Kur’an eğitimi almaya başlayan Mısırlıların arasından çok sayıda hafız yetişiyor Okullarda resmî olarak öğretilmesi nedeniyle Hıristiyan olduğu halde Kur’an-ı ezbere bilen ‘Hıristiyan hafız’lar bile var Mısır’dan bir isim, geçtiğimiz günlerde İstanbul’daydı Üç yaşında Kur’an okumayı öğrenen, beş yaşında ezberleyen ve on yaşında Kur’an’ı on farklı kıraat üzerine okumak için eğitim alan Ahmet Naina, tilavet ettiği Kur’an-ı Kerim ile İstanbullulara Ramazan’ın manevî havasına yakışır bir ziyafet sundu![]() Ahmet Naina, Kur’an tilavetini öğrendiğinde henüz üç yaşındadır O yaşlarda yakın camilere Kur’an dinlemek için gider, çocuk bünyesinin el verdiği kadar dayanır ve oralarda uyuyakalır Beş yaşına geldiğinde Kur’an’ın tamamını ezberleyerek hafız olur On yaşında kıraat ilmini, gelmiş geçmiş en önemli hafız olarak anılan Şeyh Mustafa İsmail’den öğrenir Daha sonra İskenderiye Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun olur Usta hafız, bugün aynı zamanda çocuk doktoru Her ne kadar hafızlığı asıl mesleğinin önüne geçse de hâlâ hekimlik vazifesine devam ediyor Kur’an-ı Kerim’de ana rahmindeki çocuğun yaratılışı ile ilgili ayetlerden çok etkilendiğini belirterek, “Modern bilim ile Kur’an-ı Kerim örtüşüyorsa bu Kur’an’ın mucizesidir Örtüşmüyorsa bu bilimin yeterince olgunlaşmadığı manasına gelir ” diyor![]() Diğer bir görevi ise Mısır’ın resmî hafızlığı Yapılan imtihanlar neticesinde verilen resmî hafızlık unvanına 1979’dan bu yana sahip Mısır eski Devlet Başkanı Enver Sedat, Naina’yı devletin resmî Kur’an okuyucusu mak----- getirmiş Mısır’ın sadece bir tane resmî hafızı yok Yaklaşık yüz yılı aşkın bir süredir yapılan imtihanlar neticesinde önceleri saray-kraliyet ailesi için, daha sonra Mısır radyo ve televizyonları için hafızlar tespit ediliyor Görevleri, devletin önemli toplantılarının açılış ve kapanışlarında, devlet başkanlarının yurtdışı gezilerinde, önemli gün ve gecelerde radyo ve televizyonlarda canlı olarak Kur’an-ı Kerim okumak Resmî hâfızlar seçilirken sadece seslerine ve güzel okumalarına bakılmıyor Ayrıca güçlü bir hâfız olmaları, farklı kıraatlarda ilimlerini tamamlamış olmaları, tecvid kurallarına riayet etmeleri, harfleri düzgün çıkartmaları, kendilerine has bir makam ve okuyuş tarzlarının olması bunlardan birkaçı Dört ülkede Kur’an-ı Kerim kıraatı yarışmalarında birinciliği olan Ahmet Naina, tüm bu özelliklere sahip biri Sadece Mısır’da değil bütün dünyada tanınan hafız, 70’e yakın ülkeye giderek Kur’an okumuş![]() Türkiye’de Kur’an-ı Kerim genelde “Kıraat-i Asım ve Rivayet-i Hafs ” olarak bilinen kıraat üzerine okunuyor Dünyada ise on çeşit kıraat var Kıraatları öğrenmek için mutlaka bir medresede ya da okulda ciddi ve uzun bir eğitim almak gerekiyor Ahmet Naina 10 kıraatta, manasına, mak----- göre Kur’an okuyabilen dünyadaki ender hafızlardan Fatih Çollak gibi bazı ünlü hafızlara göre bu alanda şu an Naina’dan daha başarılı bir isim yok![]() Türkiye’den dünya çapında hafızlar çıkacak Ahmet Naina, Türkiye’deki hafızlarla Mısır’dakiler arasındaki en önemli farkın kendi ülkesindekilerin Kur’an’ın manasını anlayarak okumaları olduğunu söylüyor İstisnaları olsa da Türkiye’de çoğu hafızın manasını bilmeden Kur’an okuduğuna değiniyor Özellikle Fatih Çollak ve rahmetli İsmail Biçer’i çok başarılı bulan Naina’ya göre Mısırlı hafızların en büyük avantajı Arapçayı bilmeleri Bu nedenle Mısır’da hafızlığın tamamlanma süresi yaklaşık bir yıl 6-8 ay gibi kısa sürede Kur’an-ı Kerim’in tamamı, çocuklar tarafından ezberlenebiliyor Mısır’da 7-10 yaşlarındaki çocukların hemen hepsi hâfız Özel kursların dışında devlet okullarında da resmî olarak Kur’an eğitimi veriliyor Hatta El Ezher gibi bazı üniversitelerden mezun olmak için hafızlık şartı aranıyor “Biz Arapça yazmayı öğrenmeden önce basit ve kısa sureleri ezberlemeye başlarız Büyüklerimiz bizlere sureleri okuyarak öğretir Böylece okuma yazmayı öğrenmeden Kur’an’ın dörtte birini ezberlemiş oluruz ” diyor![]() Naina’ya göre Arapça biliyor olmalarının yanı sıra çocuk yaşta bu eğitime başlamaları da önemli Türkiye’deki Kur’an eğitiminde çocuklara getirilen yaş sınırlamasını nasıl değerlendirdiğini sorduğumuzda, “Peygamberimiz ‘beşikten mezara kadar okuyun’ diyerek yaş sınırlaması yapmamıştır Bir ülke dinini sonraki nesle iyi öğretmek için projeler hazırlamalıdır Müslüman bir ülkede dinin öğrenilmesi için alınan kararlar önemlidir Çünkü dini sağlam bir toplum yetişirse, yönetenlerin de işi kolaylaşır ” diyerek kendini örnek gösteriyor: “Mesela bana destek oldular Böylece beş yaşımda hafız olup Kur’an’ı ezberledim Daha sonra tıp fakültesini bitirerek çocuk doktoru oldum Şimdi bu vasıflarımla ülkeme ve Allah’ın kitabına hizmet ediyorum ”Bugünkü okuyucuların makam ve kıraat noktasında kendilerini geliştirdikten sonra cemaatin karşısına çıkmalarını tavsiye eden Naina, “İyi bir hafız, iyi bir okuyucu birkaç senede yetişmiyor, bu onlarca seneyi alabiliyor ” diyor Kendisini geliştirmek için 35 yıl çalıştığını belirten Ahmet Naina, bazı Türk hafızların seslerinin güzel olmasından umutlu “Ben inanıyorum ki belki 5-10 sene sonra Türkiye’den dünya çapında dikkat çekecek hafızlar yetişecek ” diyor Dünyaca ünlü hafızlara gittikleri her ülkede gösterilen büyük ilgiyi Allah’ın kitabı olan Kur’an-ı Kerim’e bağlayarak, “Gittiğimiz yerlerde en çok çocuklar ve gençler heyecanlanıp teveccüh gösteriyor, bizim gibi okumak için hayaller kuruyorlar ” diyor![]() Mısır’da hafızlık o kadar yaygın ki kapıcısından şoförüne, esnafından öğrencisine kadar her kesimde Kur’an’ı ezbere bilen kişilerle karşılaşmak mümkün Verilen eğitimlerin yanı sıra televizyonlarda, radyolarda sık sık yapılan Kur’an yayınlarının da bunda etkisi var Mısır’da sık sık Kur’an okuma yarışmaları yapılıyor Türkiye’de bu yarışmalar ilk defa bir buçuk yıl önce gerçekleştirilmeye başladı; fakat Mısır’da bu gelenek yüzyıllardır devam ediyor Naina, günümüzde teybin, internetin, CD’lerin gençlerin Kur’an eğitimini kolaylaştırdığına inanıyor Ahmet Naina tam bir profesyonel Kur’an’ı manasına göre günün her vakti saatlerce okuyabiliyor Sesini nasıl korumayı başardığını sorduğumuzda ise, bunun tamamen düzgün yaşamakla alakalı olduğunu anlatıyor Sesin de insanlar gibi olduğunu hatırlatarak, “Ona ne kadar iyi bakarsanız o kadar genç ve sağlıklı kalacaktır ” diyor![]()
|
| |
| | #4 |
| Devamlı Üye ![]() | ![]() Mustafa Ismail ![]() Mısır'ın Garbiyye şehrine bağlı Meyt Gazal köylüleri, 1905 yılı haziranının 12 günü dünyaya geldiğinde adını Mustafa Muhammet Nursi İsmail olarak koydukları çocuğun ileride hafızu'l Kur'an olup dünyaya Kur'an dinleteceğini tahmin edemediler elbette ![]() Onun, adı ebediyyen Kur'an—ı Kerim'le birlikte anılacak ender şahsiyetlerden biri olcağını da![]() Mustafa İsmail, küçük yaşlardan itibaren Kur'an üzerine yoğunlaşır ve 10 yaşına geldiğinde Kur'an—ı Kerim'i tamamıyle ezberlemiştir Bundan sonra Tanta'da Ahmedi Enstitüsü'nde fıkıh, tefsir ve kıraat ilimlerini öğrenir Bu andan itibaren hayatının bütününü Kur'an—ı Kerim'in okunmasına adamıştır İnsanların ona saygısı ise görülmeye değerdir Önemli bir yerde ilk olarak Kur'an okuması ve ünlü olması çok ilginç bir hadise O günleri, kendisiyle Mısır'ın başkenti Kahire'deki evinde görüştüğümüz oğlu Vahit Mustafa İsmail şöyle anlatıyor: "Orada birisi babamı gösterip bu küçük genç güzel okur demiş Şeyh Rıfat'ın yanında 10 dakika okuması gerekirken Şeyhin beğenmesiyle 1 5 saat okumuş " Giderek şöhreti artan Mustafa İsmail'in hayatı, ünlü olması, tamamen tevafuklarla doludur 1940'lara gelindiğinde hemen hemen Mısır'ın tamamı onu tanıyıp takdir etmektedir Radyoda ilk Kur'an okuması da çok ilginçtir Mısır Radyosu'nda Kur'an okuyacak kişi hasta olunca kendisini tanıyanlardan biri kahvede oturan Mustafa İsmail'i alıp Mısır Radyosu'nun mikrofonuna oturtuverir Dönemin Kralı Faruk da dinleyiciler arasındadır Radyoda dinlediği Mustafa İsmail'in okuyuşunu çok beğenir ve Ramazan ayında kendi yanında Kur'an okumasını ister Artık o Melik Faruk'un kaarisi, yani Kur'an okuyucusudur Şaşai'nin hastalığı Peygamber Efendimiz'in (s av) doğumu münasebetiyle bir vakfın düzenlediği programa Şeyh Abdülfettah Şaşai'nin hastalığı sebebiyle gelemeyeceği için en az onun kadar kabiliyetli bir kaari aradıkları, bunun için tam uygun kişinin de kendisi olduğu söylendiğinde Mustafa İsmail, hayatının bir dönemecine daha geldiğini anlayıp sevinmişti Ayrıca bu program radyoda yayınlanacak ve o sesi yarım saat boyunca ülkenin her tarafına aynı anda yayılacaktı Ama bir endişesi vardı O saatlerce uzun uzun okumaya alışmıştı Şimdi yarım saatlik okuyuşuyla aynı güzelliği ortaya koyabilecek miydi? Saatini tutup okuma alıştırmaları yaptığını ilk gören ev halkı başarısı için hep bir ağızdan dua ettiklerini söylüyorlar Mustafa İsmail o gece Hüseyin Mescidi'nde çok iyi bir şekilde karşılanır Cemaat içinde onu daha önceden dinleyen, seven kişiler de vardır ve onlar büyük destek verirler Henüz Kur'an okuma sırasının gelmesine epeyce bir süre vardır ama cemaat onu baş köşeye oturtur ve Kur'an okutur Bu program, Mustafa İsmail'in iyiden iyiye Mısır'da bir numaralı kaari (Kur'an okuyucusu) haline gelmesine vesile olmuştur Daha sonraki yıllar onun hep yükseliş yıllarıdır Devrin cumhurbaşkanının takdirini kazanmış, çok defalar saraya davet edilerek Kur'an okumuştur Yurtdışına da davet edilmiş, oralarda da tilavetiyle insanları büyülemiştir Şöhretinin dorukta olduğu 1947 yılında ise Ezher Camii'nin kaari olur O Kur'an okurken cami dışarıdan gelen cemaatle dolup taşmaktadır Artık Mısır halkı Mustafa İsmail hayranıdır Onun Kur'an okuduğu camiler dopdoludur ve Mustafa İsmail bitirmeden kimse camiyi terketmez En fazla dikkat çeken husus ise çoğu zaman 2 saati aşan okuyuşları sırasında sesini aynı tonda muhafaza etmesidir Hiç ilaç almamasına rağmen sesini nasıl muhafaza ettiği merak konusudur Bu arada Arap dünyası ve İslâm dünyasından plaket ve takdirler alır 1965 yılında hiçbir Kur'an kaariine nasip olmayan Mısır nişanı kendisine verilir Türkiye'yi çok sevdi "Kaari" sıfatıyla bir yerde Mısır'ın kültür elçiliğini de yapan Mustafa İsmail'den dönemin Mısır Devlet Başkanı Cemal Abdünnasır, bir Ramazan ayında Türkiye'ye gitmesini ister Şeyh Mustafa İsmail, 1969 yılında Türkiye'ye gelir İlk durak Ankara'dır Programın ilk bölümünde Ankara'da 15 gün kalacak, ikinci 15 günü de İstanbul ve diğer büyük illerde geçirecektir Ama Ankara cemaatinden hiç memnun kalmaz Cemaatin ilgisizliği onu sıkar ve hemen İstanbul'a hareket eder İstanbul ise büyülemiştir bu Kur'an bülbülünü Mustafa İsmail, Türkiye ziyaretinde büyük bir ilgiyle karşılanır Köşke davet eden cumhurbaşkanı altın suyuyla yazılmış bir Kur'an—ı Kerim hediye eder Zamanın kültür bakanı da olaya şahittir 1969 yılının ramazan ayını tamamen Türkiye'de geçiren Mustafa İsmail, Türkiye'yi çok beğendiğini, halkını Kur'an'a karşı çok saygılı, bağlı ve onu dinlerken çok huşulu bulduğunu söyler İstanbul halkının Kur'an karşısındaki saygısına hayran olan Mustafa İsmail Türkiye'yi ve Anadolu insanını çok beğenir Türkiye'de onu dinleyenlerden birisi de Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi öğretim üyelerinden Doç Dr Emin Işık'tır Doç Işık o günleri şöyle anlatıyor: "Süleymaniye'de okuyacağını öğrenince hemen koştuk tabii Teravihten sonra yarım saat Kur'an okudu İstanbul cemaati Ankara cemaati gibi değil İstanbul Mısır'ı iyi bildiği için Mustafa İsmail'in de kim olduğunu iyi biliyordu Cami hıncahınç dolmuştu Daha birinci gecede Mustafa İsmail, "Ben dünyayı dolaştım, hayatımda böyle bir şey görmedim"diyerek şaşkınlığını gizleyemedi Cemaatin Kur'an'a olan sevgisi ve caminin ihtişamı onu çok etkiledi " Soyu Türktü Oğlu Vahit Mustafa İsmail'e göre Türkiye ziyaretinden çok memnun kalan Mustafa İsmail'in de soyunda bir parça Türklük var "Bize Kur'an okur musun" dendiği zaman hiçbir zaman kırmayan Mustafa İsmail Türkiye'de de cami dışında kendisinden Kur'an okumasını isteyenler olduğunda bu isteği geri çevirmemiş Mustafa İsmail, 1977 yılında ise Mescid—i Aksa'ya bir ziyarette bulunmuş Devrin Mısır Cumhurbaşkanı Enver Sedat Kudüs'e yaptığı ziyarette onu da eşlik etmesi için çağırır Mescid—i Aksa'da gözyaşları arasında okuduğu Kur'an uydu aracılığıyla bütün İslam ülkelerinde seyredilir İlerleyen yıllarda yurtdışından çok sayıda teklifler gelir Hafız Mustafa İsmail'in hayatında unutamadığı olaylar da vardır Bunların başında Melik Faruk'un yanında Kur'an okunması, diğeri de kaarilik yani Kur'an okuyuculuğu imtihanı geliyor Diğer kaarilerin Mustafa İsmail'e karşı saygı ve sevgileri ise bambaşka Mısır'ın ünlü hafızları Abdülbasıt Abdüssamet, Muhammed Sıddık Minşevi, Şeyh Kamil Yusuf onun bulunduğu meclislerde her zaman hürmetkar tavırlarını muhafazaya gayret eden isimler arasında Şarkıcılar da onu dinlerdi Anlatılanlara göre sesine hayranlıklarından dolayı şarkıcılar da işlerini güçlerini bırakıp Mustafa İsmail'i dinlermiş Hatta Mısır'ın en ünlü şarkıcılarından Ümmü Gülsüm de onun dinleyicilerindenmiş Sanatçılar Mustafa İsmail okurken, "Aaa ![]() ![]() beyati yapıyor Aaa![]() nihavende çıkıyor Şimdi sabaaya başladı Şimdi rastta" diyerek adeta kendilerinden geçiyorlarmış Amerika, Fransa, Kanada, Avusturalya, Almanya, Hindistan, Pakistan, Endenozya ve daha birçok ülkeye gidip Kur'an okuması, halkın yoğun ilgisi ve kazandığı haklı şöhret onu hiç değiştirmemiş Ekol oldu Mustafa İsmail'in okuyuş tarzı Kur'an tilavetinde bir ekol olmuş durumda İslam aleminde en beğenilen ekollerin başında gelen bu tarz halen pek çok hafızın okuyuşuna ilham kaynağı oluyor Onun okuyuşundaki en dikkat çekici özellikler ayetlere başlaması, duruşu, manadaki derinliği vermesi, onu yansıtması; kısaca Kur'an okurken onu yaşaması, manaya göre okumasıydı Kur'an'ın mealini çok iyi anlamıştı Korkutma ve müjdeleme ayetlerinde sesini derece derece yükseltmesi halkın hissine dokunup cezbeye getirirdi Bu en bariz bir şekilde cennet ve cehennem ayetlerinde farkedilirdi Öte yandan sesini çok iyi bir şekilde kullanıyordu Onu dinleyenler, sanki Kur'an yeni iniyormuş gibi hisseder, kendilerinden geçerlerdi Onu yakından tanıyıp dinleyenlerin ifadelerine göre Şeyh Mustafa İsmail Kur'an okumaya başladığı andan itibaren yarım saatte ancak ısınırmış Kur'an'a başlamazdan önce de 25—30 dakika hiç ses çıkarmadan derinlere doğru dalıp konsantre olurmuş Üstad nefsini ruhen, kalben hazırlar, bu hazırlık safhasından sonra Kur'an okumaya başlarmış Mısırlı yazar Faiz Halava şöyle diyor: "Şeyh'te Kur'an—ı Kerim en derin okyanustan daha derindir" 2—3—4 saat kesintisiz okuyan Mustafa İsmail Kur'an'ın o enfes iklimine daldıkça dalarmış Hatta bir gece 6 saat kesintisiz okumuş Üstelik sesinde hiçbir bozulma olmadan İşin ilginç tarafı 6 saat içinde cemaatten bir kişi bile fire vermemiş Mısır'ın yaşayan en büyük hafızlarından Tıp Doktoru Ahmet Naina da Kur'an okumaya Mustafa İsmali'i taklid ederek başlayanlardan Naina'ya göre o "Asrın en büyük kaarisi" O ulaşılması zor bir kabiliyete sahip, Allah vergisi bir sesi olan zirve bir kaari Sekiz yıl talebeliğini yapmış Fethi Meliciye de Mustafa İsmail'i sorduk Melici onu şöyle anlattı evinde bizlere; "Kıraatte bir kutup noktasıydı Günler ve şöhret onu aslından hiç değiştirmedi " Gülen Hocaefendi: "Bende Kur'an dinleme iştiyakını o uyandırdı" Fethullah Gülen Hocaefendi ise Mustafa İsmail'i şöyle anlatıyor: "Harameyn—i Şerifeyn'de, Mekke'de, Medine'de ve Ravza—i Tahire'de Kur'an okurken gördüm Bir Kur'an üstadı olmasının yanıbaşında bir musiki üstadıydı Hatta az insana nasibolmuş bir şekilde, başladığı perdenin üstünde bitirirdi Zannederdiniz ki tizleri hiç bitmiyor Ve sizi hiç rahatsız etmezdi Radyodan yine onu dinleye dinleye çok kimsede Kur'an dinleme iştiyakı uyanmıştır Denebilir ki radyoda Kur'an—ı Kerim'i yürekten dinleme arzu ve iştiyakını bende o uyarmıştır Daha sonra yine güzel okuyan insanlar vardı ama bir Abdülbasıt gibi, bir Minşavi gibi, Mustafa İsmail'den önce vefat eden Kamil Yusuf, Muhammed Rıfat gibi insanlar vardı ama o farklıydı Mustafa İsmail okuyacağı şeyi falsosuz fiyaskosuz okur Hayatı boyunca hep böyle başarılı okumuştur Şurasını şöyle deseydi diye hayalinizden hiçbir şey geçmez Altın sesli bir hafızdı " Zamanın Mısır hafızlarından Şeyh Ali el Dabbaa Mustafa İsmail için şöyle der: "Asrın hafızları arasında Mustafa İsmail yegane bir yıldızdı İklimi, okyanusu, derinlikleri, sesinin yükselmesi, alçalması, yedi kıraatlerin en iyisini bilmesi onun üstünlüğünü sağlayan özelliklerdi Saatlerce Kur'an okumasındaki huzuru muhafaza edebiliyordu " Kelimenin tam manasıyla bir Kur'an aşığı olan Şeyh Mustafa İsmail'in şu dünyada dileği ömrü oldukça Kur'an okumaya devam edebilmekti Allah da bu duasına icabet etmişti Üstad çok büyük bir zaruret olmadıkça doktora gitmiyordu Bazen kan basıncı artsa da hayatında belki bir iki defa doktoru ziyaret etmişti Kur'an gölgesinde 73 yıl Tarih 23 12 1978![]() ![]() Asrın kaarii son saatlerini yaşamaktadır Yatağa düşmezden önce bile bir merasimde Kur'an okumuştur Basın anbean sıhhatini takip etmekte bütün ülkeden ve yurtdışından geçmiş olsun dilekleri, ziyaretçiler akın akın gelmektedir ![]() ![]() Ve Şeyh Mustafa İsmail'in, o Kur'an bülbülünün ruhu ten kafesinden beka iklimine uçup gider Devlet ricalinin ve askerinin bulunduğu büyük bir törenle defnedilir Mustafa İsmail gerçek mânâda Kur'an okumaya 1920 senesinde 15 yaşında başladı Kahire'ye okumak için 1943'te geldi Bu 23 senelik devirde haftada 4 toplantıda Kur'an okuduğunu hesap edersek Mustafa İsmail'in gece ve gündüz hiç aralıksız 6 yılı aşkın bir süre Kur'an okuduğu ortaya çıkar Evet 6 yıl![]() ![]() ve Kur'an'ın gölgesinde 73 senelik bereketli bir ömür![]() ![]() Her ne kadar dünyadan göçtü desek de Mustafa İsmail kasetleriyle yine hâlâ yanımızda, yine her zamanki gibi Kur'an okuyor ve arkasında yüzlerce hayranı onu taklit etmeye çalışıyor ![]() ![]()
|
| |
| | #5 |
| Devamlı Üye ![]() | ![]() Muhammed Sıddık Minşevi ![]() 1898'de Sohaç ilinin "Menşee" beldesinde dünyaya gelmiştir Kur'an-ı Kerim'i -kendisi de iyi bir hafız olan-babasından öğrenmiştir 9 yaşında hafız olan Minşavi bundan sonra Kahire'ye gelerek zamanın meşhur kıraat alimi Şeyh el-Mesudi'den kıraat dersleri almıştır Bununla da yetinmeyen Minşavi,Ezher'e girerek dini ilimlerde de malumatını genişletmiştir Mısır'ın güney illerinde Kur'an okumuş ve buralarda meşhur olmuştur Şeyh,çocukluğundan itibaren kendini Kur'an'a adamış ve kendisini bu hususta iyi yetiştirmiştir Bunu yaparken de hiçbir karşılık talep etmemiştir Minşavi,Mısır radyosunda Kur'an okumak için müracaatta bulunmadan,radyo yetkilileri onu bizzat bularak,Kur'an okumasını teklif etmişlerdir Hayatında hiçbir resmi nişan almayan Minşavi,kendi ifadesiyle: "Benim için en büyük nişan Kur'an-ı Kerim'i insanlara sevdirmek ve insanların bana olan sevgileridir " Mısırlılar onu şöyle tanıtırlar: "Zühd ve tasavvufa yakın ve aza kanaat eden birisidir Emirlerle oturup kalkmaz;alimlerle görüşür ve onlardan ders almaya çalışır " Minşavi'nin sesinde hüzün vardır ve okuyuşu insanı hüzünlendirir![]()
|
| |
| | #6 |
| Devamlı Üye ![]() | ![]() İSMAİL BİÇER ![]() İsmail Biçer 1947 yılında Bolu’nun Göynük ilçesinin Çay köyünde doğdu, 1957 yılında hıfzını tamamladı 1958 yılında İstanbul’a gelerek Hafız Hasan Akkuş’tan iki buçun sene ta’lim ve tecvid okudu Onun İstanbul’a gelip Türkiye hatta dünya çapında güzel Kur’an okuyan ünlü bir hafız olmasının hikayesi şöyledir: Rahmetli Hafız Hasan Akkuş zaman zaman dünürünün yanına Göynük’e gidermiş 1958’in başlarında yine Göynük’e gittiğinde bir mevlid merasiminde Kur’an okuyan küçük bir hafız dikkatini çekmiş Merasimden sonra yanına çağırtmış, ilgilenmiş ve yakınlarına: “Bu küçük hafız köyde kalmasın, hemen İstanbul’a, Nuruosmaniye Kur’an Kursu’na benim yanıma getirin” demiş Onlar da getirip Hafız Hasan Akkuş Hocefendiye teslim etmişler İsmail Biçer’deki güzel Kur’an okuma kabiliyetini ilk keşfeden ve onu yetiştirmeye çalışan Hasan Akkuş Hocaefendi olmuştur Hocaefendi onunla özel olarak ilgilenir, gittiği dînî merasimlere mutlaka onu da götürür, Kur’an okuturmuş İsmail Biçer 1969 yılında İstanbul İmam-Hatip Okulun’dan, 1976 yılında da İstanbul Yüksek İslâm Enstitüsü’nden mezun oldu İk görevine 1966 yılında Fatih Müftülüğü’ne bağlı Edirnekapı Mihrimah Sultan Camii’nde müezzin kayyım olarak başladı 1979 yılında askerlik dönüşü, Reîsü’l-kurrâ Abdurrahman Gürses Hocaefendi’nin yaş haddinden emekliye ayrılmasıyla boşalan Eminönü Müftülüğü’ne bağlı Bayezit Camii İmam-Hatipliği’ne atandı Abdurrahman Gürses Hocaefendi’den İlm-i Kırâat (Aşere ve Takrib) okuyarak icâzet aldı Böylece memleketimizin en güzîde iki hocasından ta’lim ve kırâat okuma imkanı buldu Mesleklerinde değerli insanların yetişmesi, değerli üstadlar eliyle olmaktadır Abdurrahman Gürses Hocaefendi de İsmail Biçer’i evladı gibi severdi, o da ona babası gibi hizmet ederdi İsmail Biçer Kur’ân aşığı idi Kendisi hafız olduğu gibi oğullarını da hafız yetiştirmişti Üç oğlu var, üçü de hafız Bu, her aileye nasip olmaz Üçü de güzel Kur’an okuyor Büyük oğlu Atilhan’ı Abdurrahman Gürses Hoca hafız yetiştirdi Hocaefendi onu kendi torunu gibi seviyor, özellikle küçükken, gittiği yere onu da götürüyor, aşır okutuyordu O da okuyuşta hocaefendiyi taklide çalışıyordu Bu, hocaefendinin çok hoşuna gidiyordu Ortanca oğlu Furkan hıfzını Sünbül Efendi Erkek Kur’an Kursu’nda, küçük oğlu Büşrâ da hıfzını Nuruosmaniye Kur’ân Kursu’nda tamamladı Üçü de babaları defnedilirken mezarı başında Kur’an okudu Oğulları Kur’an okumaya başlayınca çok duygulu anlar yaşandı Ne mutlu, kendisi genç yaşında bu fani alemden ebediyyet yurduna göç eyledi ama geride üç tane hafız evlat baraktı İsmail Biçer gayet samimi idi, içi dışı, özü sözü birdi Bildiği doğruları söylemekten çekinmezdi Çok mütevazi idi Arkadaş canlısı idi Mesâi arkadaşlarıyla arasında en ufak bir kırgınlık olmamıştı Caminin odasında arkadaşlarıyla beraber olup simit yemeyi davetlere gitmeye tercih ederdi Arkadaşları da kendisini çok severdi Sahabe-i kiram içerisinde Abdullah b Mesud güzel Kur’an okumasıyla temayüz etmişti Peygamber Efendimiz zaman zaman onun okuduğu Kur’an’ı dinler ve çok duygulanırdı Sevgili Peygamberimiz onun o güzel okuyuşunu takdir sadedinde “Kur’an’ı nâzil olduğu günün heyecanıyla okumak isteyen, İbn Ümmü Abd’in kıraatıyle okusun ” (Müsned, I, 26) buyurmuştu İbn Ümmü Abd’den maksat Abdullah b Mesud’dur Abdullah b Mesud Kur’an’ı sanki yeni inmiş gibi okurdu İsmail Biçer de günümüzde Kur’an’ı öyle güzel okurdu Muhaddislerden Mûsa b İbrahim, hadis alimi Ebû Dâvûd’dan bahsederken: “Ebû Dâvûd dünyada hadis için, ahirette de cennet için yaratılmıştır Ondan daha faziletli birini görmedim ” diyor İsmail Biçer’i de sanki Allah, Kur’an’ı güzel okumak için yaratmıştı Çok güzel Kur’an okurdu, dinleyenler adeta kendilerinden geçerdi Hele onu tarihî Bayezit Camii’nde dinlemek ayrı bir zevkti Görevli olduğu Bayezit Camii’nde mutlaka öğle ve ikindi namazlarından sonra da aşır okurdu Camiye özel olarak onu dinlemek için gelenler olurdu Memleketimizde, İslâm Ülkeleri arasında tertip edilen çeşitli toplantıların açılışında Kur’an-ı Kerim’i mutlaka İsmail Biçer okurdu Yurt dışında Malezya, Tunus, Pakistan, İran ve Libya’da yapılan Kur’an-ı Kerim’i güzel okuma yarışmalarında ülkemizi temsil etmişti İsmail Biçer sadece Kur’an’ı güzel okumakla yetinmez, aynı zamanda okuturdu O: “İnsanın, Kur’an’ı güzel okuyabilmesi için iki şeyi yapması gerekir: Birincisi, Kur’an’dan uzaklaşmamalı, her fırsatta onu okumalı, ikincisi de sadece kendisi okumakla kalmayıp aynı zamanda talebe okutmalıdır ” derdi Bu sebeple o, kendisinden Kur’an okumak isteyen hiçbir kimseyi boş çevirmezdi Bayezit Camii aynı zamanda İsmail Biçer için bir Kur’an Kursu idi Özellikle nöbetçi olduğu günler gün boyu Camiden talebe eksik olmazdı Grup grup gelirlerdi Kimilerini öğle namazından önce okutur, kimilerini sonra, kimilerini ikindiden önce, kimilerini sonra okuturdu Talebe okutmak, hele kabiliyetli talebeleri okutmak çok hoşuna giderdi, bundan büyük zevk alırdı Bu hizmetinden dolayı hiçbir maddî menfaat da beklemezdi Hatta bazen öğrencileri, kendi aralarında para toplayıp ona vermek veya hediye almak isterlerdi İsmail Biçer bunu kesin olarak kabul etmez ve: “Hocamın bana vasiyeti var, Kur’an okutma karşılığında birşey almam” derdi İsmail Biçer Haseki Eğitim Merkezi’nde Kıraat bölümünde 1986 yılından beri haftada 2 saat Ta’lim ve Tashih-i Hurûf derslerine giriyordu Kursiyerlerle meşgul olmayı çok seviyordu Adeta ders saati ona az geliyordu Onun için çoğu kez teneffüs saatlerinde öğretmenler odasına gelmez, sınıfta kursiyerlerle sohbet ederdi Kur’an-ı Kerim tilavetinde, hangi meclis ve toplantıda nerelerin okunacağını bilmek ve okumak, kırâat adabındandır Reîsü’l-kurrâ Abdurrahman Gürses hocamız bu hususa çok dikkat eder, talebelerini de öyle yetiştirmektedir İsmail Biçer de hocaefendinin yanında yetiştiği için buna çok dikkat ederdi Hatta bazen Eğitim Merkezimize derse geldiğinde: “İslâm ülkeleri arasında yapılacak olan şöyle bir toplantının açılışında bir aşr-ı şerif okuyacağım Şu, şu ayetleri okumak istiyorum, ne dersiniz?” derdi Biz de: “Bazen çok güzel, gayet isabetli seçmişsin” der, bazen de: “Şu ayetleri okusan daha iyi olur” derdik Aşır olarak okuyacağı âyetlerin meallerini önceden mutlaka okurdu Zaten manaya vâkıf olmadan güzel okumak pek mümkün değildir Bazen insana, sonradan başına gelecek olan şeyler malum olur İsmail Biçer’e de sanki öleceği malum olmuştu Vefatından kısa bir müddet önce Fatih Camii İmam-Hatib’i Osman Şahin rüyasında onu Fatih Camii’nin bir köşesinde Kur’an okurken görmüş, rüyasını rahmetliye anlatmış, o da “hangi âyetleri okuyordum, biliyor musun?” diye sormuş Osman Şahin: “Bilmiyorum” demiş Bunun üzerine rahmetli İsmail Biçer “Ben de aynı rüyayı gördüm “Li külli ümmetin ecelün fe izâ câe ecelühüm lâ yeste’hirûne sâaten ve lâ yestakdimûn![]() ![]() ” âyetini okuyordum”, demiş Anlamı şöyledir: “Her ümmetin bir eceli vardır Onların ecelleri gelince ne bir an geri kalırlar, ne de bir an ileri gidebilirler ” (A’râf sûresi, 34) İsmail Biçer Ehl-i Kur’ân idi Yüce milletimiz dinine, vatanına hizmet edenleri hiçbir zaman unutmaz Onun da Kur’ân-ı Kerim’e hizmetlerinin karşılığı cenaze merasiminde görüldü Memleketimizin her tarafından gelen hafız ve Kur’an aşıkları Bayezit meydanını tıklım tıklım doldurdu Cenaze merasiminde Diyanet İşleri Başkanlığımızı, Bşk Yrd Rıdvan Çakır ile Din Eğitimi Dairesi Bşk Şükrü Öztürk Beyler temsil ettiler Cenaze namazını Diyanet İşleri eski başkanlarımızdan Dr Tayyar Altıkulaç Bey kıldırdı Tayyar Bey İmam Hatip Okulu’nda İsmail Biçer’in Kur’an-ı Kerim hocası idi Namazdan sonra yapmış olduğu veciz konuşmasında: “Türk milletinin başı sağolsun Bir yıldız kayboldu Türk Milleti Kur’an-ı Kerim sahasında bir numaralı evladını yitirdi En güzel Kur’an okuyan evladını kaybetti İsmail Biçer’in aramızdan ayrılışına, sebeb-i hayatım olan babamın ölümünden daha çok üzüldüm” dedi Nâşı tekbirlerle Edirnekapı mezarlığına defnedildi İsmail Biçer’in defnedildiği 28 Mart 1998 Cumartesi akşamı İskenderpaşa Camii’nde Yatsı namazını müteakip hatim merasimi yapıldı Cami tıklım tıklım doluydu Merasimi Nuruosmaniye Camii İmam-Hatibi Alaaddin Şahin idare etti Merasime İstanbul’un güzide hafızları iştirak etti Bunların çoğu İsmail Biçer’in talebeleri ve arkadaşları idi Sayıları kırkın üzerinde idi Alaaddin Hoca, toplantıya iştirak eden hafızlar çok olduğu için, birer veya ikişer ayet okumalarını, fazla uzun okumamalarını söyledi Bütün hocaefendiler gerçekten o toplantının mana ve ruhuna uygun âyetler okudu Hatim merasiminde iki şey camide bulunanları çok duygulandırdı Bunlardan biri camide yapılan hatimden başka arkadaşları ve talebeleri tarafından o ana kadar 72 hatim daha yapılmıştı Bu hatimlerden iki tanesi o sırada hac görevini yapmakta olan İsmail Biçer’i sevenleri tarafından Kâbe’de yapılmış, hatim merasiminden önce telefonla bildirilmişti Cemaat bunu duyunca kendilerine hakim olamadılar, gözlerinden yaşlar boşandı Demek ki acı haberi Hicaz’da bulunan hacılar da duymuşlar, ruhuna o mukaddes mekânda hatim okumuşlardı Bu, herkese nasip olmayacak güzel bir şeydi Şimdiye kadar gittiği hac ziyaretlerinde Arafat’ta hep İsmail Biçer Kur’an okur, hacılar dinlerdi Bu defa İsmail Biçer’in ruhu için Kur’an okuma sırası hacda bulunanlara gelmişti Cemaati duygulandıran ikinci husus, hatim merasiminde üç tane oğlunun da birer aşr-ı şerif okumaları idi Ortanca oğlu Furkan aşır okumaya başlarken: “Şimdi size, İmam-Hatip Lisesinde Kur’an-ı Kerim Okuma yarışmasına katılırken bizzat babamın öğrettiği aşr-ı şerifi okuyacağım” dedi Zuhruf Sûresinin son âyetlerini okuyarak besmele çekip Duhan Sûresine geçiş yaptı Cemaat içerisinde duygulanmayan kimse kalmadı Evet ehl- i Kur’ân, hafız-ı kelâm İsmail Biçer’i Kur’an’ın sahibi Yüce Rabbimiz dilemiş kendi katına çağırmış, ferman büyük yerden gelmiş, kimsenin bir diyeceği olamaz Ailesine, yakınlarına, arkadaşlarına ve talebelerine düşen görev, sabretmek ve onu en sevdiği Kur’an’la anmaktır Onu hep rahmet ve sevgiyle anacağız Ruhu şâd olsun Hafızı olduğu, hayatı boyunca okuduğu ve okuttuğu Kur’an-ı Kerim kendisine şefaat eylesin
|
| |
| | #7 |
| Devamlı Üye ![]() | ![]() Muhammed Rıfat ![]() Mayis 1882'de Kahire'de dogdu Iki yasinda iken gözleri hastalandi Tedavisinin ihmal edilmesi yüzünden giderek görme yetenegi zayifladi ve bir müddet sonra bir gözü görmez oldu On yasinda Kur'an-i Kerim'i ezberleyip tefsir ve kiraat-i seb'a tahsiline basladi Muhammed el Bagdadi ve Semaluti'den tecvid ve tashih-i huruf okudu Güzel sesi ve basarili tilavetleriyle hocalarinin takdirini kazandi Daha sonra musikiye ilgi duydu Ud çalmayi ögrendi Çesitli meclislerdeki okuyuslariyla söhreti yayildi Kiraat ve musiki üstatlarindan faydalandi ve yasi küçük olmasina ragmen onlarin üstünde bir basari elde etti![]() Muhammed RIf'at on bes yaslarinda iken babasi vefat edince ailenin geçim sorumlulugunu üstlenmek zorunda kaldi Misir'in çesitli vilayetlerinde düzenlenen programlara katildi Bu durum onu ülke çapinda bir söhrete ulastirdi ve Misir'in basta gelen karii oldu 1918'de Seyyide Zeyneb'deki Fazil Pasa Mescidi'ne sure karii olarak tayin edildi Bu görevini 1943 yilina kadar sürdürdü![]() 1934'te Muhammed Rif'at'i taniyip sesini ve üslubunu çok begenen Prens Muhammed Ali kendisine özel bir radyo istasyonunda okumasini teklif etti Teklifi kabul eden Muhammed Rif'at'in gerek bu radyoda gerekse Izaaatü'l-Kur'an 'da yaptigi tilavetler Misir'da büyük ilgi gördü Kahvehaneler onun tilavetini dinlemek için gelen meraklilarla doldu 1936 yilinda Iskenderiyye'de Seyyidi Cabir Camiinde bir tilavet sonrasinda cemaatin sevgi gösterisi esnasinda kendisini öpmek isteyen birinin parmaginin isabet etmesi üzerine az gören diger gözü de kör oldu Dünya çapinda söhrete ulasan, kurra ve musikisinaslarin övgülerine mazhar olan Muhammed Rif'at, 1943 yilinda hiçkirik (zügutta) hastaligina yakalandi![]() |