|
| | #1 |
| | ![]() 1-Allah’a davet etme 16/NAHL-125: Ud’u ilâ sebîli rabbike bil hikmeti vel mev’ızatil haseneti ve câdilhum billetî hiye ahsen(ahsenu), inne rabbeke huve a’lemu bi men dalle an sebîlihî ve huve a’lemu bil muhtedîn(muhtedîne) Rabbinin yoluna (Allah’a ulaştıran yola, Sıratı Mustakîm’e) hikmetle ve güzel (pozitif dereceler kazandıracak) öğütle davet et Onlarla en güzel şekilde mücâdele et Muhakkak ki senin Rabbin, O’nun yolundan (Sıratı Mustakîm’den) sapanları (dalâlete düşenleri) ve hidayete erenleri bilir![]() 12/YUSUF-108: Kul hâzihî sebîlî ed’û ilallâhi alâ basîretin ene ve menittebeanî, ve subhânallâhi ve mâ ene minel muşrikîn(muşrikîne) De ki: “Benim ve bana tâbî olanların, basiret üzere (kalp gözüyle basar ederek, Allah’ı görerek) Allah’a davet ettiğimiz yol, işte bu yoldur Allah’ı tenzih ederim Ve ben, müşriklerden değilim ”41/FUSSİLET-33: Ve men ahsenu kavlen mimmen deâ ilâllâhi ve amile sâlihan ve kâle innenî minel muslimîn(muslimîne) Allah’a davet eden ve salih amel (nefs tezkiyesi) işleyen ve: “Muhakkak ki ben teslim olanlardanım ” diyenden daha güzel sözlü kim vardır?2-Daimi zikir 3/AL-İ İMRAN-190: İnne fî halkıs semâvâti vel ardı vahtilâfil leyli ven nehâri le âyâtin li ulîl elbâb(ulîl elbâbı) Hiç şüphesiz; göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelişinde, elbette ulûl’elbab için nice deliller vardır ![]() 3/AL-İ İMRAN-191: Ellezîne yezkurûnallâhe kıyâmen ve kuûden ve alâ cunûbihim ve yetefekkerûne fî halkıs semâvâti vel ard(ardı), rabbenâ mâ halakte hâzâ bâtılâ(bâtılan), subhâneke fekınâ azâben nâr(nârı) O (Ulûl’elbab) ki; (lübblerin, Allah’ın sır hazinelerinin sahipleri), onlar ayakta iken, otururken ve yan üstü yatarken (hep) Allah’ı zikrederler Göklerin ve yerin yaratılışı hakkında tefekkür ederler (Ve derler ki): “Ey Rabbimiz! Sen, bunları bâtıl olarak (boşuna) yaratmadın Seni tesbih (tenzih) ederiz Bizi, ateşin azabından koru ”4/NİSA-103: Fe izâ kadaytumus salâte fezkurûllâhe kıyâmen ve kuûden ve alâ cunûbikum, fe izatma’nentum fe ekîmus salât(salâte), innes salâte kânet alel mu’minîne kitâben mevkûtâ(mevkûten) Namazı bitirdiğinizde; ayaktayken, otururken ve yan üzeriyken (yan üstü yatarken) Allah’ı hep zikredin! Güvenliğe kavuştuğunuzda namazı erkânıyla kılın Çünkü; namaz, mü’minlerin üzerine, vakitleri belirlenmiş bir farz olmuştur![]() 3-Hayırla davranmak 13/RAD-22: Vellezîne saberûbtigâe vechi rabbihim ve ekâmûs salâte ve enfekû mimmâ rezaknâhum sirren ve alâniyeten ve yedreûne bil hasenetis seyyiete ulâike lehum ukbed dâr(dâri) Onlar, sabırla Rab’lerinin vechini (Zat’ını, Zat’a ulaşmayı ve Allah’ın Zat’ını görmeyi) dileyenler ve namazı ikame edenler, onları rızıklandırdığımız şeylerden gizli ve açıkça infâk edenlerdir Ve seyyiati, hasenat ile (iyilikle) savan kimselerdir İşte onlar için, bu dünyanın (güzel bir) akıbeti (sonucu) vardır![]() 23/MU'MİNUN-96: İdfa’ billetî hiye ahsenus seyyieh(seyyiete), nahnu a’lemu bi mâ yasıfûn(yasıfûne) Seyyiati (kötülüğü), en güzel olanla yok et Biz, (onların) vasıflandırdıklarını en iyi biliriz![]() 28/KASAS-54: Ulâike yu’tevne ecrehum merreteyni bimâ saberû, ve yedraûne bil hasenetis seyyiete ve mimmâ razaknâhum yunfikûn(yunfikûne) İşte onlardır ki; onlara sabırları sebebiyle ecirleri (sevapları) iki kat verilir Ve onlar, seyyiati (kötülüğü) hasenat (iyilik) ile savarlar Ve onlara verdiğimiz (manevî ) rızıktan infâk ederler![]() 41/FUSSİLET-34: Ve lâ testevîl hasenetu ve les seyyieh(seyyietu), idfa’ billetî hiye ahsenu fe izellezî beyneke ve beynehu adâvetun ke ennehu veliyyun hamîm(hamîmun) Hasene (iyilik) ve seyyie (kötülük), müsavi (eşit) değildir (Kötülüğü) en güzel şekilde karşıla O zaman seninle arasında düşmanlık olan kişi, samimi bir dost gibi olur![]() 4-İrşad 2/BAKARA-186: Ve izâ seeleke ıbâdî annî fe innî karîb(karîbun) ucîbu da’veted dâi izâ deâni, fel yestecîbû lî vel yu’minû bî leallehum yerşudûn(yerşudûne) Ve kullarım sana, Benden sorduğu zaman, muhakkak ki Ben, (onlara) yakınım Bana dua edilince, dua edenin duasına (davetine) icabet ederim O halde onlar da Bana (Benim davetime) icabet etsinler ve Bana âmenû olsunlar (Bana ulaşmayı dilesinler) Umulur ki böylece onlar irşada ulaşırlar (irşad olurlar)![]() 21/ENBİYA-51: Ve lekad âteynâ ibrâhîme ruşdehu min kablu ve kunnâ bihî âlimîn(âlimîne) Ve andolsun ki daha önce İbrâhîm (A S)’a rüşdünü (irşad yetkisini) verdik Ve Biz, onu (irşada ehil olduğunu) bilenlerdik![]() 40/MU'MİN-38: Ve kâlellezî âmene yâ kavmittebiûni ehdikum sebîler reşâd(reşâdi) Âmenû olan adam şöyle dedi: "Bana tâbî olun ki sizi irşad yoluna ulaştırayım "49/HUCURAT-7: Va’lemû enne fîkum resûlallâh(resûlallâhi), lev yutîukum fî kesîrin minel emri le anittum ve lâkinnallâhe habbebe ileykumul îmâne ve zeyyenehu fî kulûbikum, ve kerrehe ileykumul kufre vel fusûka vel isyân(isyâne), ulâike humur râşidûn(râşidûne) Bilin ki, içinizde Allah’ın resûlü var Şâyet emirlerin çoğunda size uysaydı lânetlenirdiniz Fakat Allah, size îmânı sevdirdi, kalplerinizde onu (îmânı) müzeyyen kıldı (fazılları îmân kelimesinin etrafında toplayarak kalbinizi tamamen nurla doldurdu) Size; küfrü, fıskı ve isyanı kerih gösterdi İşte onlar, irşad olanlardır![]() 5-Marufla emretmek ve munkerden nehyetmek 3/AL-İ İMRAN-104: Veltekun minkum ummetun yed’ûne ilel hayri ve ye’murûne bil ma’rûfi ve yenhevne anil munker(munkeri), ve ulâike humul muflihûn(muflihûne) Sizden, (insanları) hayra çağıran, ma’ruf (irfan) ile emreden, kötülüklerden alıkoyan (nefslerindeki kötü afetlerden kurtulmalarına yardım eden) bir ümmet (mürşidler) oluşsun İşte onlar, MUFLİHUN (felâha erenler)un ta kendileridir![]() 3/AL-İ İMRAN-110: Kuntum hayra ummetin uhricet lin nâsi te’murûne bil ma’rûfi ve tenhevne anil munkeri ve tu’minûne billâh(billâhi), ve lev âmene ehlul kitâbi le kâne hayran lehum, minhumul mu’minûne ve ekseruhumul fâsikûn(fâsikûne) Siz, insanlar için çıkarılmış en hayırlı bir ümmet oldunuz Ma’ruf ile emreder, münkerden (kötülükten) alıkoyarsınız (nefslerindeki kötü afetlerden kurtulmalarına yardım edersiniz) Allah’a îmân edersiniz Eğer kitap ehli de îmân etmiş olsaydı kendileri için elbette hayırlı olurdu Onlardan mü’min olanlar da var ama onların çoğu fasıklardır![]() 3/AL-İ İMRAN-113: Leysû sevâ’(sevâen), min ehlil kitâbi ummetun kâimetun yetlûne âyâtillâhi ânâel leyli ve hum yescudûn(yescudûne) Ama (onların) hepsi bir değildir Kitap ehlinden, gece saatlerinde kıyamda durup, Allah’ın âyetlerini tilâvet eden ve secdeye kapanan bir ümmet vardır![]() 3/AL-İ İMRAN-114: Yu’minûne billâhi vel yevmil âhiri ve ye’murûne bil ma’rûfi ve yenhevne anil munkeri ve yusâriûne fîl hayrât(hayrâti), ve ulâike mines sâlihîn(sâlihîne) (Onlar) Allah’a ve YEVM’İL ÂHİR’e îmân ederler, ma’ruf (irfan) ile emreder ve kötülükten alıkoyarlar (Nefslerindeki kötü afetlerden insanların kurtulmasına yardım ederler), hayırlara (iyiliklere) koşuşurlar İşte onlar salihlerdendir![]() 6-Muhsin kul olmak(ahd 3 kere farz) 36/YASİN-60: E lem a’had ileykum yâ benî âdeme en lâ ta’budûş şeytân(şeytâne), innehu lekum aduvvun mubîn(mubinun) Ey Âdemoğulları! Ben, sizlerden şeytana kul olmayacağınıza dair ahd almadım mı? Muhakkak ki; o (şeytan), size apaçık bir düşmandır ![]() 36/YASİN-61: Ve eni’budûnî, hâzâ sırâtun mustekîm(mustekîmun) Ve Ben, sizden Bana kul olmanıza (dair ahd almadım mı?) Bu da Sıratı Mustakîm (üzerinde bulunmak)tır ![]() 4/NİSA-58: İnnallâhe ye’murukum en tueddûl emânâti ilâ ehlihâ ve izâ hakemtum beynen nâsi en tahkumû bil adl(adli), innallâhe niımmâ yeızukum bih(bihî), innallâhe kâne semîan basîrâ(basîran) Muhakkak ki Allah, emanetleri sahibine teslim etmenizi emreder İnsanlar arasında hakemlik ettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder Muhakkak ki Allah, bununla size ne güzel öğüt veriyor Ve muhakkak ki Allah, işiten ve görendir![]() 5/MAİDE-7: Vezkurû ni’metellâhi aleykum ve mîsâkahullezî vâsekakum bihî iz kultum semi’nâ ve ata’nâ vettekûllâh(vettekûllâhe) innallâhe alîmun bizâtis sudûr(sudûri) Allah’ın, sizin üzerinizdeki ni’metini ve “işittik ve itaat ettik” dediğiniz zaman, onunla sizi bağladığı misakinizi hatırlayın Allah’a karşı takva sahibi olun Çünkü; O, göğüslerde (sinelerde) olanı bilir![]() 6/EN'AM-152: Ve lâ takrebû mâlel yetîmi illâ billetî hiye ahsenu hattâ yebluga eşuddeh(eşuddehu), ve evfûl keyle vel mîzâne bil kıst(kıstı), lâ nukellifu nefsen illâ vus’ahâ ve izâ kultum fa’dilû ve lev kâne zâ kurbâ, ve bi ahdillâhi evfû, zâlikum vassâkum bihî leallekum tezekkerûn(tezekkerûne) Yetimin malına, o en kuvvetli çağına gelinceye kadar, en güzel şekliyle olmadıkça yaklaşmayın Ölçü ve tartıyı adaletle yerine getirin Kimseyi gücünün dışında (bir şey ile) sorumlu tutmayız Söylediğiniz zaman, yakınınız olsa bile, artık adaletle söyleyin Allah’ın ahdini yerine getirin (ifa edin) Böylece tezekkür edersiniz diye, (Allah) işte böyle, size onunla vasiyet (emir) etti![]() 7-Mürşide tabi olmak 1/FATİHA-5: İyyâke na’budu ve iyyâke nestaîn(nestaînu) (Allah’ım!) Yalnız Sana kul oluruz ve yalnız Senden İSTİANE (mürşidimizi) isteriz ![]() 2/BAKARA-45: Vesteînû bis sabri ves salât(sâlâti), ve innehâ le kebîretun illâ alel hâşiîn(hâşiîne) (Allah’tan) sabırla ve namazla istiane (yardım) isteyin Ve muhakkak ki o (hacet namazı ile Allah’a ulaştıracak mürşidini sormak), huşû sahibi olanlardan başkasına elbette ağır gelir![]() 5/MAİDE-35: Yâ eyyuhellezîne âmenûttekûllâhe vebtegû ileyhil vesîlete ve câhidû fî sebîlihi leallekum tuflihûn(tuflihûne) Ey âmenû olanlar (Allah’a ulaşmayı, teslim olmayı dileyenler)! Allah’a karşı takva sahibi olun ve O’na ulaştıracak vesileyi isteyin Ve O’nun yolunda cihad edin Umulur ki; siz felâha erersiniz![]() 16/NAHL-9: Ve alallâhi kasdus sebîli ve minhâ câir(câirun), ve lev şâe le hedâkum ecmaîn(ecmaîne) Ve sebîllerin (dergâhlardan Sıratı Mustakîm’e ulaşan bütün yolların yani mürşidlerin) tayini, Allah’ın üzerinedir Ve ondan sapanlar vardır Ve eğer O dileseydi, sizin hepinizi hidayete erdirirdi![]() 8-Nefsin teslimi(yemin 3 kerefarz) 4/NİSA-58: İnnallâhe ye’murukum en tueddûl emânâti ilâ ehlihâ ve izâ hakemtum beynen nâsi en tahkumû bil adl(adli), innallâhe niımmâ yeızukum bih(bihî), innallâhe kâne semîan basîrâ(basîran) Muhakkak ki Allah, emanetleri sahibine teslim etmenizi emreder İnsanlar arasında hakemlik ettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder Muhakkak ki Allah, bununla size ne güzel öğüt veriyor Ve muhakkak ki Allah, işiten ve görendir![]() 5/MAİDE-7: Vezkurû ni’metellâhi aleykum ve mîsâkahullezî vâsekakum bihî iz kultum semi’nâ ve ata’nâ vettekûllâh(vettekûllâhe) innallâhe alîmun bizâtis sudûr(sudûri) Allah’ın, sizin üzerinizdeki ni’metini ve “işittik ve itaat ettik” dediğiniz zaman, onunla sizi bağladığı misakinizi hatırlayın Allah’a karşı takva sahibi olun Çünkü; O, göğüslerde (sinelerde) olanı bilir![]() 5/MAİDE-105: Yâ eyyuhellezîne âmenû aleykum enfusekum, lâ yadurrukum men dalle izehtedeytum ilâllâhi merciukum cemîân fe yunebbiukum bimâ kuntum ta’melûn(ta’melûne) Ey âmenû olanlar! Nefsleriniz, üzerinizedir (bir borçtur, nefsinizin sorumluluğu üzerinizedir) Siz hidayette iseniz, dalâletteki bir kimse size bir zarar veremez Hepinizin dönüşü Allah’adır O zaman yapmış olduğunuz şeyleri, size haber verecektir![]() 6/EN'AM-152: Ve lâ takrebû mâlel yetîmi illâ billetî hiye ahsenu hattâ yebluga eşuddeh(eşuddehu), ve evfûl keyle vel mîzâne bil kıst(kıstı), lâ nukellifu nefsen illâ vus’ahâ ve izâ kultum fa’dilû ve lev kâne zâ kurbâ, ve bi ahdillâhi evfû, zâlikum vassâkum bihî leallekum tezekkerûn(tezekkerûne) Yetimin malına, o en kuvvetli çağına gelinceye kadar, en güzel şekliyle olmadıkça yaklaşmayın Ölçü ve tartıyı adaletle yerine getirin Kimseyi gücünün dışında (bir şey ile) sorumlu tutmayız Söylediğiniz zaman, yakınınız olsa bile, artık adaletle söyleyin Allah’ın ahdini yerine getirin (ifa edin) Böylece tezekkür edersiniz diye, (Allah) işte böyle, size onunla vasiyet (emir) etti![]() 9-Nefs tezkiyesi 35/FATIR-18: Ve lâ tezirû vâziretun vizre uhrâ, ve in ted’u muskaletun ilâ himlihâ lâ yuhmel minhu şey’un ve lev kâne zâ kurbâ, innemâ tunzirullezîne yahşevne rabbehum bil gaybi ve ekâmûs salâh(salâte), ve men tezekkâ fe innemâ yetezekkâ li nefsih(nefsihî), ve ilâllâhil masîr(masîru) Yük taşıyan birisi (bir günahkâr) başka birinin yükünü (günahını) yüklenmez Eğer ağır yüklü kimse, onu (günahlarını) yüklenmeye (başkasını) çağırsa bile ondan hiçbir şey yükletilmez, onun yakını olsa dahi Sen ancak gaybte Rabbine huşû duyanları ve namazı ikame edenleri uyarırsın Ve kim tezkiye olursa (nefsini tezkiye ederse), o taktirde bunu sadece kendi nefsi için yapar Ve dönüş Allah’adır (Nefs tezkiyesi ile ruh Allah’a döner ulaşır)![]() 87/A'LÂ-14: Kad efleha men tezekkâ Andolsun (nefsini tezkiye eden) tezkiye olan, felâha ermiştir (cennet saadetine ulaşmıştır) ![]() 91/ŞEMS-9: Kad efleha men zekkâhâ Andolsun ki; nefsini tezkiye eden, felâha erer (cennete girer) ![]() 73/MUZEMMİL-8: Vezkurisme rabbike ve tebettel ileyhi tebtîlâ(tebtîlen) Rabbinin (Allah’ın) ismiyle zikret ve herşeyden kesilerek O’na (Allah’a) dön (ulaş, vasıl ol) ![]() 7/A'RAF-205: Vezkur rabbeke fî nefsike tedarruan ve hîfeten ve dûnel cehri minel kavli bil guduvvi vel âsâli ve lâ tekun minel gâfilîn(gâfilîne) Ve sabah ve akşam vakitlerinde Rabbini kendi kendine, korkarak ve yalvararak, sözün sesli olmayanı ile zikret Ve gâfillerden olma![]() 13/RAD-28: Ellezîne âmenû ve tatmainnu kulûbuhum bi zikrillâh(zikrillâhi) e lâ bi zikrillâhi tatmainnul kulûb(kulûbu) Onlar, âmenûdurlar ve kalpleri, Allah’ı zikretmekle mutmain olmuştur Kalpler ancak; Allah’ı zikretmekle mutmain olur, öyle değil mi?10-Ruhun dunya hayatında Allah’a ulaşması(misak 12 farz) 13/RAD-20: Ellezîne yûfûne bi ahdillâhi ve lâ yenkudûnel misâk(misâka) Onlar, Allah’ın ahdini ifa ederler (ruhlarını, vechlerini, nefslerini ve iradelerini Allah’a teslim ederler) Ve misaklerini (diğer teslimlerle birlikte iradelerini de Allah’a teslim edeceklerine dair misaklerini) bozmazlar![]() 13/RAD-21: Vellezîne yasılûne mâ emerallâhu bihî en yûsale ve yahşevne rabbehum ve yehâfûne sûel hisâb(hisâbi) Ve onlar Allah’ın (ölümden evvel), Allah’a ulaştırılmasını emrettiği şeyi (ruhlarını), O’na (Allah’a) ulaştırırlar Ve Rab’lerine karşı huşû duyarlar ve kötü hesaptan (cehenneme girmekten) korkarlar![]() 30/RUM-31: Munîbîne ileyhi vettekûhu ve ekîmûs salâte ve lâ tekûnû minel muşrikîn(muşrikîne) O’na (Allah’a) yönelin (Allah’a ulaşmayı dileyin) ve takva sahibi olun Ve namazı ikame edin (namaz kılın) Ve (böylece) müşriklerden olmayın![]() 31/LOKMAN-15: Ve in câhedâke alâ en tuşrike bî mâ leyse leke bihî ilmun fe lâ tutı’humâ ve sâhibhumâ fîd dunyâ magrûfen vettebi’ sebîle men enâbe ileyy (ileyye), summe ileyye merciukum fe unebbiukum bi mâ kuntum ta’melûn (ta’melûne) Bilgin olmayan bir şey hakkında, şirk koşman için seninle mücâdele ederlerse, ikisine de itaat etme! Ve dünyada onlara güzellikle sahip ol Bana yönelenlerin (ruhunu Bana ulaştırmak üzere yola çıkaranların) yoluna tâbî ol Sonra dönüşünüz Banadır O zaman yaptığınız şeyleri size haber vereceğim![]() 39/ZUMER-54: Ve enîbû ilâ rabbikum ve eslimû lehu min kabli en ye’tiyekumul azâbu summe lâ tunsarûn(tunsarûne) Ve Rabbinize (Allah’a) yönelin (ruhunuzu Allah’a ulaştırmayı dileyin)! Ve size azap gelmeden önce O’na (Allah’a) teslim olun (ruhunuzu, vechinizi, nefsinizi, iradenizi Allah’a teslim edin) Sonra yardım olunmazsınız![]() 73/MUZEMMİL-8: Vezkurisme rabbike ve tebettel ileyhi tebtîlâ(tebtîlen) Rabbinin (Allah’ın) ismiyle zikret ve herşeyden kesilerek O’na (Allah’a) dön (ulaş, vasıl ol) ![]() 89/FECR-28: İrciî ilâ rabbiki râdıyeten mardıyyeh(mardıyyeten) Allah’tan razı ol ve Allah’ın rızasını kazan (Ey ruh!) Allah’a (Rabbine) geri dönerek ulaş![]() 51/ZARİYAT-50: Fe firrû ilâllâh(ilâllâhi), innî lekum minhu nezîrun mubîn(mubînun) Öyleyse Allah'a kaç (Allah'a ulaş, Allah'a sığın) Muhakkak ki ben, sizin için (ondan), apaçık bir uyarıcıyım![]() 10/YUNUS-25: Vallâhu yed'û ilâ dâris selâm(selâmi), ve yehdî men yeşâu ilâ sırâtin mustekîm(mustekîmin) Ve Allah, teslim (selâm) yurduna davet eder ve (teslim yurduna, Zat'ına ulaştırmayı) dilediği kimseyi, Sıratı Mustakîm’e ulaştırır ![]() 42/ŞURA-47: İstecîbû li rabbikum min kabli en ye’tiye yevmun lâ meredde lehu minallâh(minallâhi), mâ lekum min melcein yevme izin ve mâ lekum min nekîr(nekîrin) Rabbinize icabet edin (Allah’a ulaşmayı dileyin), Allah tarafından geri döndürülmeyecek olan günün gelmesinden önce İzin günü, sizin için bir sığınak yoktur Ve sizin için bir inkâr yoktur (yaptıklarınızı inkâr edemezsiniz)![]() 4/NİSA-58: İnnallâhe ye’murukum en tueddûl emânâti ilâ ehlihâ ve izâ hakemtum beynen nâsi en tahkumû bil adl(adli), innallâhe niımmâ yeızukum bih(bihî), innallâhe kâne semîan basîrâ(basîran) Muhakkak ki Allah, emanetleri sahibine teslim etmenizi emreder İnsanlar arasında hakemlik ettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder Muhakkak ki Allah, bununla size ne güzel öğüt veriyor Ve muhakkak ki Allah, işiten ve görendir![]() 5/MAİDE-7: Vezkurû ni’metellâhi aleykum ve mîsâkahullezî vâsekakum bihî iz kultum semi’nâ ve ata’nâ vettekûllâh(vettekûllâhe) innallâhe alîmun bizâtis sudûr(sudûri) Allah’ın, sizin üzerinizdeki ni’metini ve “işittik ve itaat ettik” dediğiniz zaman, onunla sizi bağladığı misakinizi hatırlayın Allah’a karşı takva sahibi olun Çünkü; O, göğüslerde (sinelerde) olanı bilir![]() 6/EN'AM-152: Ve lâ takrebû mâlel yetîmi illâ billetî hiye ahsenu hattâ yebluga eşuddeh(eşuddehu), ve evfûl keyle vel mîzâne bil kıst(kıstı), lâ nukellifu nefsen illâ vus’ahâ ve izâ kultum fa’dilû ve lev kâne zâ kurbâ, ve bi ahdillâhi evfû, zâlikum vassâkum bihî leallekum tezekkerûn(tezekkerûne) Yetimin malına, o en kuvvetli çağına gelinceye kadar, en güzel şekliyle olmadıkça yaklaşmayın Ölçü ve tartıyı adaletle yerine getirin Kimseyi gücünün dışında (bir şey ile) sorumlu tutmayız Söylediğiniz zaman, yakınınız olsa bile, artık adaletle söyleyin Allah’ın ahdini yerine getirin (ifa edin) Böylece tezekkür edersiniz diye, (Allah) işte böyle, size onunla vasiyet (emir) etti![]() 11-Sıratı Mustakime ulaşmak 6/EN'AM-153: Ve enne hâzâ sırâtî mustekîmen fettebiûh(fettebiûhu), ve lâ tettebiûs subule fe teferreka bikum an sebîlih(sebîlihi), zâlikum vassâkum bihî leallekum tettekûn(tettekûne) Ve muhakkak ki; bu, benim mustakîm olan yolumdur Öyleyse ona tâbî olun Ve (başka) yollara tâbî olmayın ki; o taktirde sizi, onun yolundan ayırır İşte böyle size onunla vasiyet etti(emretti) Böylece siz takva sahibi olursunuz![]() 12-Takva sahibi olmak 26/ŞUARA-108: Fettekûllâhe ve etîûn(etîûni) Öyleyse Allah’a karşı takva sahibi olun (Allah’a ulaşmayı dileyin) Ve bana itaat edin![]() 26/ŞUARA-126: Fettekullâhe ve etîûn(etîûni) Öyleyse Allah’a karşı takva sahibi olun (Allah’a ulaşmayı dileyin) ve bana itaat edin (bana tâbî olun) ![]() 26/ŞUARA-144: Fettekullâhe ve etîûn(etîûni) Öyleyse Allah’a karşı takva sahibi olun (Allah’a ulaşmayı dileyin) ve bana itaat edin (bana tâbî olun) ![]() 26/ŞUARA-163: Fettekullâhe ve etîûn(etîûni) Öyleyse Allah’a karşı takva sahibi olun (Allah’a ulaşmayı dileyin) Ve bana itaat edin (bana tâbî olun)![]() 26/ŞUARA-179: Fettekullâhe ve etîûn(etîûni) Öyleyse Allah’a karşı takva sahibi olun (Allah’a ulaşmayı dileyin) Ve bana itaat edin (bana tâbî olun)![]() 30/RUM-31: Munîbîne ileyhi vettekûhu ve ekîmûs salâte ve lâ tekûnû minel muşrikîn(muşrikîne) O’na (Allah’a) yönelin (Allah’a ulaşmayı dileyin) ve takva sahibi olun Ve namazı ikame edin (namaz kılın) Ve (böylece) müşriklerden olmayın![]() 13-Tövbe-i Nasuh 66/TAHRİM-8: Yâ eyyuhellezîne âmenû tûbû ilâllâhi tevbeten nasûhâ(nasûhan), asâ rabbukum en yukeffire ankum seyyiâtikum ve yudhilekum cennâtin tecrî min tahtihel enhâru, yevme lâ yuhzîllâhun nebiyye vellezîne âmenû meah(meahu), nûruhum yes'â beyne eydîhim ve bi eymânihim yekûlûne rabbenâ etmim lenâ nûrenâ vagfir lenâ, inneke alâ kulli şey'in kadîr(kadîrun) Ey âmenû olanlar! Allah’a nasuh tövbesiyle tövbe edin ki; Allah, sizin günahlarınızı örtsün ve sizi, altından nehirler akan cennetlere koysun O gün Allah, nebîleri ve onlarla birlikte âmenû olanları utandırmayacaktır (O gün) onlar, nurları önlerinde ve sağlarında olarak yürürler ve (nasuh tövbesini yaptıkları gün): “Rabbimiz nurumuzu tamamla, bizlere mağfiret et (günahlarımızı sevaba çevir), muhakkak ki; Sen, herşeye kaadirsin ” derler![]() 14-Zikir 73/MUZEMMİL-8: Vezkurisme rabbike ve tebettel ileyhi tebtîlâ(tebtîlen) Rabbinin (Allah’ın) ismiyle zikret ve herşeyden kesilerek O’na (Allah’a) dön (ulaş, vasıl ol) ![]() 33/AHZAB-41: Yâ eyyuhellezîne âmenûzkûrullâhe zikren kesîrâ(kesîran) Ey âmenû olanlar! Allah’ı çok zikirle (günün yarısından fazla) zikredin ![]() 4/NİSA-103: Fe izâ kadaytumus salâte fezkurûllâhe kıyâmen ve kuûden ve alâ cunûbikum, fe izatma’nentum fe ekîmus salât(salâte), innes salâte kânet alel mu’minîne kitâben mevkûtâ(mevkûten) Namazı bitirdiğinizde; ayaktayken, otururken ve yan üzeriyken (yan üstü yatarken) Allah’ı hep zikredin! Güvenliğe kavuştuğunuzda namazı erkânıyla kılın Çünkü; namaz, mü’minlerin üzerine, vakitleri belirlenmiş bir farz olmuştur![]()
|
| |
| | #2 |
| Özel Üye ![]() | ![]() Çok güzel yazmışsınız nakşibendi kardeş ![]() ![]() ![]() Bu konuda bir sorum olsun inşallah ![]() Bakara süresinde anlaşmalarınızı yazın ve şahitte tutun çok açık ve kesin bir emir var ![]() Hal olarak başımıza gelince bir ortamda gerekli oldu konuşma esnasında yazışamamız gerektiğini belirttik Aramızdaki samimiyetten dolayıda gerek yok sözlerimiz yeter dendi Bu kuranda var ve namaz gibi farzdır (farzdır kelimesini kullandık) konumuz farzmıdır emirmidir e döndü ve namazın farziyetiyle bu farklıdır gibi mülahazalar edildi ![]() Konuyu açmamın nedeni diğer arkadaşlarında kafasına takılabileceği ve farklı soruların olabileceği bakımındandı Günlük hayatta konuşulabilen kelimelerin keyfiyetle ve bir anda çıkması Yazışmanın yada sözleşmenin hayatımızdaki yeri nedir Kurani kerimde bir yerde geçse bile farzdır denebilirmi Denmez ise ne olarak hayatımıza uygulamaya almalıyız![]() Sanırım mumsema yada siz bizi aydınlatabilirsiniz ![]()
|
| |
| | #3 | |||||||||||||||||||||||
| Üye | ![]()
282-Ey iman edenler, birbirinizden belirli bir vade ile borç aldiginizda, onu yazin; aranizda dogrulukla taninmis bir yazi bilen kisi, onu yazsin Yazi bilen de kendisine Allah'in ögrettigi gibi yazmaktan kaçinmasin Bir de borçlu adam söyleyip yazdirsin, her biri Allah'tan korksun ve haktan birsey eksiltmesin Eger borçlu, akli ermeyen biri yahut küçük veya kendisi söyleyip yazdiramayacak durumda ise, velisi dosdogru söyleyip yazdirsin Erkeklerinizden iki sahit gösterin Eger her ikisi de erkek olamiyorsa o zaman dogruluguna güvendiginiz bir erkekle iki kadin sahit olsun ki, biri unutunca digeri hatirlatsin Sahitler de çagrildiklarinda kaçinmasinlar Siz yazanlar da az olsun çok olsun onu vadesine kadar yazmaktan üsenmeyin Bu Allah yaninda adalete en uygun oldugu gibi sahitlik için daha saglam ve süpheye düsmemeniz için daha elverislidir Ancak aranizda pesin devrettiginiz bir ticaretse, o zaman bunu yazmamanizda size bir sakinca yoktur Alis veris yaptiginizda da sahitlik edene zarar verilmesin Eger zarar verirseniz bu mutlaka kendinize dokunacak bir günah olur Allah'tan korkun! Allah size ilim ögretiyor ve Allah her seyi bilir (Bakara /282)282-KIRÂET: Hamze kırâetinde "hemze"nin kesriyle dir İbnü Kesir, Ebu Amr ve Yakup kırâetlerinde in sükûnu ve şeddesiz olarak okunur Hamze kırâetinde de nın zammiyle dir Î ise Âsım kırâetinden başkasında ref' ile şeklinde okunur kelimesi Ebu Ca'fer kırâetinde şeddesiz; kelimesi İbnü Kesir ve Ebu Amr kırâetlerinde ve nın zammiyle elifsiz okunur![]() Bu birinci âyete (âyet 282) "Müdâyene Âyeti" denilir ki, Kur'ân'daki en uzun âyet budur Bir rivayete göre; nüzul sebebi "selem" denilen alışverişlerdir Yani peşin para ile veresiye mal almak demek ise de her çeşit alışverişe ve borçlanmaya şamildir Ancak dil âlimleri demişlerdir ki, "karz" ile "deyn" birbirinden farklı şeylerdir Bundan dolayı bu âyetteki şartın, aslında karzı içine almaması gerekir Fıkıh açısından da karz başlangıçta emanet, sonuçta da satış demektir Onun ödenmesi belli bir süreye bağlı değildir![]() "Ey iman edenler! Bir ecel-i müsemmaya, yani gün, ay gibi belirlilik ifade eden ve bilinmezliği ortadan kaldıracak şekilde belirlenmiş olan bir vakte kadar herhangi bir borç ile işlem yaptığınız zaman o borcu yazınız Allah ribâyı haram kıldı diye borç ile veresiye muamelelerin hepsini haram kılmış sanılmamalıdır Birbirinizle borç alıp verebilirsiniz, fakat alışverişte borçların vadesi belli olmalı, bir de yazılarak belgelenmelidir Ve bunu iki taraftan birine meyil göstermeyecek, eşit olarak her iki tarafın da haklarını olduğu gibi gözeterek yazabilecek tarafsız ve âdil bir kâtip yazsın Birbirinizin yokluğunda her biriniz kendi kendine veya özel kâtibi ile kendi defterine ve yalnızca kendi hesabına yazdırabilirse de bununla yetinilmesin Kendisine yazması için başvurulan hiçbir kâtip de yazmaktan imtina etmesin, çekinmesin Allah'ın kendisine öğrettiği gibi, yani senet ve belgelerdeki yazılış usûl ve geleneklerine uygun olarak, yahut demin bildirildiği üzere adalet ve hakkaniyet çerçevesinde, yahut kendisine ilâhî bir lütuf demek olan yazı bilmenin şükrü olarak hiçbir şekilde yazmaktan çekinmesin de öylece yazsın Borçları yazmak farzı kifayedir, yani herhangi bir yazı bilen insana farzı kifayedir Fakat bu işle görevlendirilmiş biri olunca ona farzı ayn olur Bundan dolayıdır ki, hükûmetin "Kâtib-i vesâik", başka bir deyimle "Kâtib-i adl" denilen "noter" tayin etmesi de görevleri arasındadır Böyle kâtiplerin bir müracaat olduğunda yazmaları onlara farzı ayndır Ve üzerinde hak bulunan, yani borçlu olan taraf söyleyip imlâ ettirsin Çünkü yazılacak olan senedin muhtevası onun ikrarı olacak, şahitler de onun aleyhine şahitlik edecekler O halde yazıya geçecek ifade ikrar sahibinin ifadesi şeklinde olmalıdır, senedi borçlu olan taraf vermelidir![]() İMLÂL: İmlâ kelimesinin aslı veya eşanlamlısıdır, ezbere söyleyip yazdırmak demektir Bundan şu da anlaşılır ki, böyle bir borçlanmada borcun senede geçirilmesini asıl borçlu olan taraf teklif etmeli, o yazdırmalıdır Bunun için tamamen imlâ etsin, yazdırsın ve imlâ ederken, yazdırırken kâtipten, vesaireden değil, rabbi olan Allah'dan korksun da ohaktan zerre kadar bir şey eksik etmesin, ifadesinde hileye ve art düşünceye saparak veya araya bazı engelleyici ifadeler katarak, borç olayının hâlde ve gelecek zaman içinde hukukî şeklini ve akışını değiştirmesin Şimdi üzerinde hak bulunan borçlu malını israf ve telef eden cinsten kafası az çalışan bir sefih, yahut küçük çocuk veyahut bunak bir zayıf, bir zavallı, yahut da dilsizlik, tutukluluk, bilgisizlik vesaire gibi herhangi bir sebepten dolayı bizzat söyleyip yazdırmaya gücü yetmeyen bir kimse ise, velisi, yani onun yerine, işine bakan kâhyası, veliyy-i umûru, vasîsi, vekili, tercümanı, yahut veliyy-i deyni olan alacaklısı, adalet ve hakkaniyet çerçevesinde imlâ ettirsin, o yazdırsın, yaptığınız borçları böyle yazınız Ayrıca siz müminlerin erkeklerinizden en az iki şahit getirip, gerektiğinde buna şehadet etmelerini onlardan talep ediniz yani "![]() ![]() erkeklerden" buyurulmayıp, "erkeklerinizden" buyurulması, çocukların ve müminler aleyhine gayri müslimlerin şehadetinin yeterli olmadığını anlatıyor Yani sizin erkeklerinizden, mümin erkeklerden olmayan erkeklerin, siz müminler aleyhindeki şahitlikleri geçerli olmaz Eğer iki erkek olmazsa, o zaman da bir erkekle iki kadın şahit olsunlar, öyle ki, bunlar şahitliklerine razı olacağınız, sizce adalet ve güvenilirlikleri belli şahitlerden bulunsunlar, yoksa gelişigüzel bir erkekle iki kadının veya iki erkeğin şahitliği muteber ve geçerli olmaz Başka bir âyette "Sizden iki adaletli kimseyi şahit yapın" (Talak, 65/2) buyurulduğu için âdil kimselerden olmaları da şarttır Sonra bir erkek yerine iki kadın olsun ki, birisi unutacağından, öbürü ona hatırlatsın, yahut Hamze kırâetinde olduğu gibi, birisi unutur, şaşırırsa diğeri ona hatırlatır Görüldüğü gibi, şahitliğe ehliyet ve liyakatin şartlarından biri de hakkıyla zabt ve hıfzetmek, yani akılda iyi tutmak ve unutmamaktır Ahlâk açısından güvenilir olmayanların da şahitliği geçerli değildir, fakat akılda tutmak için olayı başından sonuna kadar her an hafızasında tutmak, aklından çıkarmamak şart değildir Elverir ki, şahitlik edeceği sırada hakkiyle hatırlasın ve aklına getirmiş bulunsun Demek ki, bir olayı defterine yazan bunu bir süre sonra unutsa da o deftere başvurduğu zaman zihninden iyice hatırlayabilirse şahitlik edebilir Kendi kendine içinden, "Ben buraya bir şeyler yazmışım, ama ne olduğunu iyice hatırlayamıyorum " diyorsa şahitlik edemez Şahitlerin hatırlatmaya uyması da iyi olmaz, unutan şahit kendiliğinden hatırlayabilmelidir Şahit sayısının en az iki kişi olması da şüphe ve töhmeti, iftirayı, yanlışlığı ve unutmayı bertaraf etmek, hata ihtimalini ortadankaldırarak zabtın ve adaletin kuvvetini açığa çıkarmak içindir İşte genellikle göz önünde bulundurulduğu zaman erkeklere nisbetle kadınlarda zabt denilen akılda tutma gücü biraz ek------, unutma ihtimali daha fazladır Böyle olmayanları bulunabilirse de burada itibar kişiye değil cinsedir, cinsin de çoğunluğuna göredir Bunu şöyle de düşünebiliriz: Evvela kadınlığın yaratılışında duygusallık ağır basar, duygusallığın ağır bastığı kimseler de aşırı heyecan ve etkilenme söz konusu olur, yani duygusallık etkilenmeyi gerektirir Etkilenmenin çokluğu ise unutma sebeplerindendir ve bir şeyi aklında iyi tutmak sadece bir zeka ve hafıza meselesi de değildir Pek çok zeki insan vardır ki aşırı duygusallıktan, fazla etkilenmeden dolayı hafızasına güvenilmez Ayrıca kadında enfüsiyet (sübjektiflik) daha ilerdedir Dış çevredeki olaylar onu ilk anda ilgilendirir ve telaşa sevkeder Doğrusu ticarî işlemler ve insanlar arasındaki borçlanmalar gibi dışarıya ait olaylar ile ilgilenmek veya böyle şeylerle meşgul edilmek kadınlık açısından arzu edilecek bir olgunluk değildir Bu gibi işler esas itibariyle erkeklerin işleri olmalıdır Bundan dolayı mükemmel bir kadın olmak üzere düşünüldüğü zaman, bu gibi dışarıya ait olayları tek başına takip ederek şahitlik yapabilecek şekilde akılda tutmaktan ve hafızasını böyle şeylere yormaktan uzak kalmak ve bu çeşit işlere doğrudan itilmemek gerekir Üçüncü bir husus olarak göz önünde bulundurulması icab eden bir şey de şudur: Kadında haya ve utanma duygusu kuvvetlidir ve kuvvetli olması gerekir Onun bu değerli özelliği, en küçük bir uğraşmayla büyük ölçüde gücünü kaybeder Bunun için olayların kadına anlattıkları erkeğe anlattığından daha azdır Bu şartlar altında bir kadına şahitlik yükünü yükletmek, onu bir anlamda zarara uğratmak ve tedirgin etmektir Dördüncü olarak, kadının fıtratı ve kendi cinsinin olgunluğu erkeğin zıddı olduğundan, erkekleşmek kadın için bir düşüş ve dejenerasyon demektir Bundan dolayıdır ki, kadınlaşmış ve hünsalaşmış erkeklerin şahitlikleri geçerli ve muteber olmayacağı gibi, erkekleşmiş ve yarıyarıya erkek gibi olmuş kadınların şahitliği de caiz değildir Bunların her ikisi de kendi nevinin özelliklerini kaybetmiş ve düşüş göstermişlerdir Böyle kalbi yumuşaklığa yönelik olanların şahitlikleri de hakkı tahrif etmek töhmetinden uzak kalamaz Şu halde yaratılış gerçeği kadının mükemmelliğiyle erkeğin mükemmelliğini ayrı ayrı özelliklere bağlamış ve farklı kılmış olduğundan, kadının dışarıda olup biten olaylara ait ilgisini ve onlara ait hafızasını kısmen kapalı tutması, kendi kadınlığının ve kadınlığındaki mükemmelliğin bir gereğidir Bunun için şahitliğe konu olan olayı kadın erkekten daha fazla unutabilir Çünkü o gibi olaylar, onun ilgi alanı değildir Lakin unuttuktan sonra tekrar hakkiylehatırlayabilirse yine de şahitlik etmesi mümkün olur Kadını doğrudan bu gibi olayları hatırda tutmaya mecbur etmek, ona karşı haksızlık etmek olur Bunun gibi icabında üzerine yüklenilen şahitlik yükünü beşeriyet gereği olarak unuttuğu zaman da onu dışarıdan yapılan telkin ve uyarılarla yeniden hatırlamaya zorlamak da yine ona haksızlık etmektir Bundan dolayı bir erkek karşılığında yalnızca bir tek kadına şahitlik yükünü yükletmek de gerçeğe ve hakkaniyete uygun olmaz Ancak bunlar iki kadın oldukları zaman birinin unuttuğunu diğeri, diğerinin unuttuğunu öbürü unutmamış olabileceğinden, bunlar şahitlik yapmadan önce dışarıdan hiçbir hatırlatmaya tabi olmadan ve muhtaç bulunmadan birbirleriyle hasbihal ederek kendilerine karşılıklı hatırlatmalar ile hafızalarında sakladıklarını kuvvetlendirip tesbit edebilirler ve bu şekilde hem kendi haysiyetlerini, hem de hak adına yüklenmiş oldukları şahitliği koruyabilirler Şayet hiç unutmamış bulunurlarsa durumları daha da kuvvetli olur Şu halde bu hatırlatma ve uyarma mahkemede şahitliğin edası sırasında olacak diye önceden anlaşıp ağız birliği etmemelidir Çünkü bu hâl, şahitliğin kabulüne engel olabilir İşte bir taraftan kadının fıtratının ve haklarının, bir taraftan insanların haklarının korunması ve yerine getirilmesi açısından erkeklerin daha iyi bilgi sahibi olabileceği işlerde kadın şahit yapılmamalıdır Kadınlara şahitlik görevi yükletilmemelidir Bu işlerde erkek bulunmadığı ve kadına başvurmaya ihtiyaç duyulduğu takdirde de bir erkek yerine bir kadına değil, iki kadına yükletilmelidir Şu halde erkeklerin haberli olmaları caiz olmayan hususlarda yalnızca kadınların bilgi vermesiyle ve hatta yerine göre yalnızca bir kadının bilgi vermesiyle de amel etmek caiz olur Mesela kadınlar hamamında meydana gelmiş olan bir olayın şahidi ancak kadın olabilir Ve bir çocuğun annesinden doğması bir kabilenin, bir oymağın haber ve şahitliği ile sabit olur![]() Bir de şahitler ne vakit şahitlik etmeye çağırılırlarsa çekinmesinler, şahitlik yapmamazlık etmesinler Bundan dolayı gerek tahammül gerek eda olsun şahitlik için davet edildiği zaman bu davete icabet etmek farzı kifayedir Hiç kimse gitmezse herkes günahkar olur Giden bulunur da maksat hasıl olursa diğerleri de günahtan kurtulur Başkası bulunmaz da belli kimselerin gitmesine ihtiyaç duyulursa, o vakit bunların şahitlik için davete icabet etmeleri kendilerine farzı ayn olur Bazı âlimler buradaki "şahitlik yapmamazlık etmesinler" emrinin yalnızca tahammüle, bazı âlimler de bunun tahammüle ve edaya bağlı olmaksızın her ikisine de ait olduğunu açıklamış iseler de "Ahkâm-ı Kur'ân" da beyan olunduğu üzere, burada hüküm mutlaktır "davet olundukları zaman" ifadesi de genel anlamlıdır![]() Bu âyetin nüzul sebebinde Katade'den gelen bir rivayet şöyledir: "Bir adam bu hususta oba oba dolaşır, ona kimse aldırmazdı, sonra bu âyet nazil oldu " denilmektedir Bundan dolayı eda farizası daha mühim olmakla beraber, ihtiyaç gerekli kıldığında gerek tahammül ve gerekse eda bakımından şahitlik farzı ayn olur Kısacası siz işte böyle yapınız İster büyük olsun, ister küçük olsun o borcu veya onun ödeme gününü son süresine varıncaya kadar yazmaktan usanmayınız Az olsun, çok olsun yazınız ve vadesinin son taksidine kadar bütün yönleri ve bütün ayrıntılarıyla yazınız; her bakımdan açık ve anlaşılır olsun, "Zaten azdır, önemi yoktur, canım işin bu yönü zaten bellidir, yazmaya ne lüzum vardır " demeyiniz, yazmaya ve ayrıntılarıyla yazmaya üşenip de işi baştan savmayınız Bu kısım daha önceki "yazınız!" emrinin bir açıklaması ve pekiştirilmesi olmak üzere kâtiplere hitap ve tenbih gibi tefsir olunuyor Fakat bunun daha geniş kapsamlı olarak senet yazmaktan başka gerek borçlu, gerek alacaklı tarafından borç miktarının ve ödeme şekillerinin kendi defterlerine de yazılmasını, ayrıca şahitlerin dahi şehadetini yüklendikleri gerçeği unutmamak için mümkün olduğu kadar yazmalarını hatırlatmakla hem taraflara, hem kâtiplere, hem de şahitlere ait bir hitap olması da âyetin kapsamı içindedir Ve gelecek âyetlere göre bizce bu mânâ siyaka, yani konunun akışına daha uygun görünüyor Çünkü ey müminler böyle ayrıntılarıyla yazılması, üç türlü fayda getirir Evvela Allah katında en doğru olanı, adalete ve hakkaniyete uygun olanı, en ziyade adalet ve doğruluk demek olanı budur Esas belge demek olan takvanın gereğine en uygun olandır İkinci olarak şahitliğin yerine getirilmesini en iyi şekilde sağlayandır Üçüncüsü kuşkuya, şüpheye düşmemenize yardım eden en büyük sebeptir Borcu ve gerçeği bu şekilde iyice yazarak tesbit ettiniz mi, cinsinde, miktarında, müddetinde, şahidinde, şehadetinde, birbirinize karşı ahlâkî ve hukukî yükümlülüklerde ve sosyal hayatınızda güven hasıl olur Şüpheden kurtulur, yakin üzre bulunabilirsiniz O halde bunları yapınız Ancak yaptığınız iş aranızda elden ele alıp vereceğiniz, tamamen peşin ve hazır bir ticaret işi olursa o başkadır, yahutmeğer ki, iki taraftan aranızda hemen elden alıp elden vereceğiniz hazır bir ticaret malı bulunursa o zaman mesele yoktur O takdirde onu yazmamanızda size bir beis, bir zarar ve bir sakınca yoktur Demek ki, yine de yazmak fena bir şey değildir Müştereken bir kâtib-i adl, bir noter huzurunda senet ve sözleşme yazdırmaya lüzum yoksa da her ihtimale karşı özel olarak veya toplam olarak birbirine bir hatırlatma olmak üzere, mümkün olduğu kadar yazılırsa fena olmaz Lakin yazı bilmeyen pek çok kimse için bunda zorluk, meşakkat bulunacağı, bunun da kolaylıktan ziyade, zarar getireceği için yazmamanızda bir beis yoktur, buyuruluyor, amma velev peşin olsun, bir alışveriş, bir alım veya satım yaptığınızda işhad ediniz, şahit getiriniz, yani bu işleri şahit huzurunda alenen yapınız, herkesten gizli bir şekilde yapmayınız İşlemleriniz ve malınız şüpheden uzak olsun Çünkü hırsızlık mal satmıyorsunuz, normal ve meşru ölçüler içinde alışveriş yapıyorsunuz Bunun için alım ve satım işlemlerinin şahitlerin gözü önünde yapılması güven ve hukuk açısından herhalde bir ihtiyattır Bütün müfessirler açıkça bildiriyorlar ki, bu âyetteki mendubluk ihtiyaç içindir Bir de ne kâtip, ne de şahit zarar vermeye kalkışmasın; kendilerine müracaat edildiği zaman icabet etmemek veya yazıyı ve şahitliği değiştirip tahrif etmek gibi ahlâksızlık yaparak hak sahiplerini zarara sokmasın, yahut mechul sîgası olduğuna göre; ne kâtip, ne de şahit bu yüzden bir zarara uğratılmasın Bunlara yazmak veya şahitlik gibi görev yükletilirken, böyle dinî görev verilirken, kendilerince mühim olan işlerinden alıkonulmak veya belirlenen hududun dışına çıkılıp ziyade tekliflerde bulunmak, veyahut kâtibe ücretini vermemek gibi bir suretle zarar da verilmesin Ve eğer zarar verdirirseniz bu kesinlikle sizin için bir fısk, bir günah ve vebaldir Hak Teâlâ'ya karşı itaatsizliktir, Allah'ın itaatından çıkmaktır Bunu yapmayınız, ve Allah'dan korkunuz, ikab ve cezasından korununuz, O'nun koruması altına giriniz Allah size tane tane öğretecek, daha ziyade bilgiler ihsan edecek, işinize yarayacak, işinizi kolaylaştıracak ilâhî hükümlerini ve irfanını belletecektir Allah her şeyi bilir Bundan dolayı emirlerine itaat, nehiylerinden sakınmak, sözüne güvenmek, kendisine ta'zim ve saygı ile hukuk ve ticarî işlerinizi, bütün işlemlerinizi yazıp belgelendirin Her şeyi yazıp belgeye bağlamanın, din ve dindarlığın, takvanın temeli olduğunu unutmayınız![]()
| |||||||||||||||||||||||
| |
| | #4 |
| Özel Üye ![]() | ![]() Allah razı olsun uzun ve doyurucu oldu Nakşibendi ![]() Sizinde konunuzu böldük belkide devam edecektiniz Kuran daki farzlar diye ![]() Helal ediniz hakkınızı ![]()
|
| |
| | #5 | |||||||||||||||||||||||
| Üye | ![]()
|