Mumsema islam Arsivi
Anasayfa Forum Kuralları İletişim Bugünkü Mesajlar
Geri git   Mumsema islam Arsivi >
Kur'an-ı Kerim Bölümü
> Kur'an-ı Kerim Alt Başlıklar > Kur'an ile ilgi yazılar & Makaleler
Google
 
Kullanıcı ismi
Şifreniz
Kayıt ol Yardım Üye Listesi Ajanda Arama Bugünkü Mesajlar Bütün Forumları okunmuş kabul et

Cevapla
 
Konu Araçları
Alt 08-15-2007   #1
Bilgiler
Devamlı Üye
 
Bilgiler
Üyelik tarihi: Feb 2007
Nerden: İstanbul
Mesaj: 10,986
İtibar
Tecrübe Puanı: 113
Rep Puanı : 3910
Rep Derecesi :
LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.
LeoparGS RSS Feed
Ampul "Zaman İhtiyarladıkça Kur'an Gençleşiyor" Deniliyor, İzah Eder misiniz?



"Zaman İhtiyarladıkça Kur'an Gençleşiyor" Deniliyor, İzah Eder misiniz?



Kur'ân-ı Kerim ezelden gelmiş, ebede kadar da devam edecektir Hâlihazır, geçmiş ve gelecek zamanı bütünüyle, tabir caizse son noktasına kadar bilen Hazreti Allah'ın ilminden gelmiş Kur'ân-ı Mu'cizü'l-Beyan'ın, günümüze ve günümüzden sonraki devrelere ait meseleleri, insanlığın durumunu ve onun kazanacağı hâlleri parlak olarak anlatması Kur'ân'ın mucizesidir ve Kur'ân'a şayeste bir keyfiyettir Evet, Kur'ân 14 asır evvel nazil olmuştur ama, O, Mele-i A'lâ'dan, her şeye hâkim bir noktadan, dünü, bugünü, yarını kabza-i kudretinde tesbih taneleri gibi çeviren, sistemleri idare eden, kalbimizin atışlarını dahi bilen Allah'ın ezelî ve ebedî ilminden gelmiştir

Evet, zamanın ihtiyarlaması ile Kur'ân gençleşiyor[1] Nasıl ki, insan yaşlandıkça beynine doğru giden bir kısım damarlar açılıyor, genişliyor; belki hafızasında zaaf hâsıl oluyor Fakat terkip kabiliyetinde inkişaf meydana geliyor, daha salim, daha oturaklı düşünüyor ve daha isabetli karar veriyor İşte fert böyle olduğu gibi cemaatler de böyle, zaman da böyledir Yani zaman ihtiyarladıkça sanki zamanı besleyen bir kısım kanallar ve damarlar açılıp genişliyor ve zamanın içinde ona esas değer kazandıran insanların sa'yi, cehdi ve gayreti ile kâinattaki sırlı şeyleri gözlerimiz önüne seren ilimler ortaya çıkıyor Bu hâlde, sanki fizik, zamanın damarları içinde gelişen, inkişaf eden ve onu besleyen; daha doğrusu onu aksettiren bir ilim olarak karşımıza çıkıyor Kimya, astronomi, astrofizik, tıp ve sair ilimler de böyle Yani her fen zamanın içinde ve zamanın seyri ile kâinata ait bir kısım esrarı alıyor ve onu teşhir ediyor Dolayısıyla zaman kıyamete doğru giderken, biz dünyamızı daha olgunlaşmış ve daha kâmil bir hâlde görüyoruz İlimler âdeta, dünyamızın şakaklarında ak tüyler gibi kemal emaresi olarak belirmiş ve ahir zamanda ölüm kendisine yaklaştıkça o daha da kâmil görünüyor

İşte bu hâl, Kur'ân'ın anlaşılmasına yardım ediyor; ve bir gün gelecek Avrupa'da en âli mahfillerde, ilimlerin sırlı hakikatleri casus gibi araştırması neticesinde Kur'ân'ın anlaşılması ile rükûa giden insanlar olacak ve insanlık, "Allah'ım ne büyüksün!" diyecektir Evet, teleskoplarla, ışık hızıyla trilyon sene öteleri gördüklerinde, Paskal gibi hıçkıra hıçkıra ağlayacak ve "Allah'ım ne büyüksün!" diyecekler

Kur'ân-ı Kerim 14 asır evvel en arızasız bir toplumun içtimaî kanununu vaz'etmiş, fakat biz bunu henüz anlayamamışız, anlayamadığımız için de, kapitalizm, komünizm, faşizm, liberalizm karşısında Kur'ân'ın bu içtimaî yönünü aksettiren meseleleri gerektiği gibi anlatamamışız Sadece, içtimaî noktaları değil, beşerin hayatına taalluk eden diğer bütün noktaları da anlayamamışız Şimdi bütün bunları izah edip asrın hastalıklarına karşı çare hâline getirme, bir reçete gibi arz etme bize düşüyor Biz, Allah'ın izniyle bunu yaptığımızda, Kur'ân-ı Kerim'in nasıl derin bir menbadan geldiği, dış görünüş itibarıyla derinliği sezilememesine rağmen içinde bin bir ilmî gerçeğin sergilendiği görülecektir Biz bugün daha iktisadî meselelerimizi halledememişiz! Dün bir ekonomik sistem ortaya konuyor, ertesi gün o sistem başımıza bin gaile açınca, bu sefer "Bu memleket şu sistemle yükselir" diyor; ancak onun uygulanması sonucunda da bir sürü banker ve bunun karşısında birçok mağdur, sefil ve perişan insanlarla karşılaşıyoruz Bütün bunlar durmadan değişip gidiyor ve bizler de çeşit çeşit iktisadî sistemlerin elinde oyuncak olup gidiyoruz Kur'ân-ı Kerim yeniden ele alındığında ve zaman ihtiyarladıkça gelişen ilimler sayesinde ondan çok cedit ve ceyyit şeyler anlaşılacak ve o yeni nazil olmuş gibi kendisini gösterecektir Henüz Kur'ân hakkında çok derin araştırmalar yapılmadığı günümüzde bile minik kafalarımızla ve hiçbir hakikat içerisine girmeyecek kadar dar gönüllerimizle, bazen Kur'ân'dan öyle şeyler anlıyoruz ki; "Bunu beşer söyleyemez" demek mecburiyetinde kalıyoruz

Evet, fennin çeşitli dallarına ait hakikatleri Kur'ân birer cümleyle ifade etmiş ve gözlerimiz önüne sermiştir Bu zaviyeden hangi sahada araştırma yapılırsa yapılsın, elde edilecek ilmî neticeler ile Kur'ân âyetleri arasında muvafakat bulunacak ve her yerde Kur'ân'ın bayrağının dalgalandığı görülecektir Buraya kadar söylediğimiz sözler birer iddia değil, ilmî tecrübe ve denemelerle ortaya konarak ispatlanmış şeylerdir

 

LeoparGS isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 08-15-2007   #2
Bilgiler
Devamlı Üye
 
Bilgiler
Üyelik tarihi: Feb 2007
Nerden: İstanbul
Mesaj: 10,986
İtibar
Tecrübe Puanı: 113
Rep Puanı : 3910
Rep Derecesi :
LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.
LeoparGS RSS Feed
Standart --->: "Zaman İhtiyarladıkça Kur'an Gençleşiyor" Deniliyor, İzah Eder misiniz?



Bir iki misal ile buna ışık tutmaya çalışalım:

"Allah kimi doğru yola iletmek isterse onun göğsünü İslâm'a açar. Kimi de saptırmak isterse onun göğsünü (o kimse) göğe çıkıyormuş gibi dar ve tıkanık yapar. Allah, inanmayanların üstüne işte böyle pislik (sıkıntı ve musibet) çökertir." (En'âm sûresi, 6/125)

Bu âyet, bir tabiat kanununa işaret etmektedir. Şöyle ki, burada "sema" kelimesi kullanılıyor. "Yessa'adu" fiilinin aslı "saide - yes'adu" yükselme, yukarı doğru çıkma demektir. Bu, tefe'ul babına konulup "yessa'adu" denilerek, tekellüfün hâkim olduğu, yani yukarılara doğru çıkarken bir zorlamanın esas olduğu hakikatine işaret edilmektedir. "Yessa'adu" fiili okunurken bile, okuyanın nefesini kesmektedir. İşte bunlarla Kur'ân şu gerçeği dile getiriyor: İnsan yükseğe çıktıkça basınç düşer ve nefes alması zorlaşır. Zira her yüz metre yükseldikçe hava basıncı bir derece düşmektedir. 20.000 metreyi geçince özel cihazlar (oksijen maskeleri) olmadıkça insan nefes alamaz ve ölür.

Başka bir misal:

"Rüzgârları aşılayıcı olarak gönderdik de gökten su indirdik, böylece sizi suladık. (Yoksa) siz suyu depo edemezdiniz." (Hicr sûresi, 15/22)

Bu âyet de henüz 20. yüzyılda anlaşılan ilmî gerçeği Kur'ân'ın 14 asır önce söylediğinin bir göstergesidir. Şöyle ki; rüzgârlar su buharından meydana gelen bulutları birbirine çarpıştırır. Bu çarpışmada bulutlarda pozitif-negatif elektron geçişmesi olur, şimşek meydana gelir. Rüzgârlar bulutları sıkıştırarak yere yağmurun yağmasını sağlar. Aynı zamanda rüzgârlar, bitkiler üzerinden eserken erkek tohumları dişi tohumların üzerine kondurmak suretiyle onları aşılar. Bitkilerde döllenmeye yardım eder.

Yine bu âyet, gökten inen yağmur sularının yerin dibinde depo edildiğini, oradan çeşmeler ve kuyular açmak suretiyle çıkarılarak canlıların sulanabileceğini anlatmaktadır ki, Kur'ân 14 asır önce bu tabiat kanununa işaret ederek mucize olduğunu göstermektedir.

Bir başka âyet; "Ve min külli şey'in halaknâ zevceyn –Her şeyden iki çift (erkek, dişi) yarattık."[2] Arapça'da, "umum, bütün" mânâsına gelen "küll" kelimesi mârifeye muzaaf olursa umum eczayı ifade eder. Yani bütünün parçalarını içine alır. Nekreye muzaaf olursa umum efrâdı ifade eder. Ne kadar fert varsa hepsini ihtiva eder. "Ve min külli şey'in halâknâ zevceyn" derken buradaki "şey'" kelimesi nekredir. "Her şeyi çift yarattık." demektir. Allah'a bile "şey" denir. Fakat sözü söyleyen Allah olduğundan O, bunun dışındadır. O'nun dışında olan her şey çift olarak yaratılmıştır.

İnsanlar nasıl çiftse, sair canlılar da öyle çifttir. Nebatat da çift olup onlar arasında da erkeklik dişilik vardır. Âyetteki "zevceyn" kelimesi erkek ve dişiyi belirtir. Hatta her şeyin asıl maddesi olan atomlar bile çifttir. Onların da bir kısmı artı, bir kısmı eksi yüklüdür. Ayrıca her şeyde câzibe ve dâfia olmak yönüyle de bu ikilik değişik bir şekilde tezahür etmektedir. Eşyadaki bu hususiyet ortadan kalktığı takdirde, mevcudatın kendi kendilerini devam ettirmeleri de düşünülemez. Yâsîn sûresindeki âyet, bu hakikati daha mufassal olarak şöyle anlatıyor:

"O Allah'ı tesbih ü takdis ederiz ki yerin bitirdiklerinden, nefislerinden ve daha bilmedikleri nice şeylerden olan bütün çiftleri yaratmıştır." (Yâsîn sûresi, 36/36)

Görüldüğü gibi o günün insanının müşâhedesine arz edilen tablonun dışında, o devre göre bilinmeyen bir kısım şeylerden bahsediliyor. Ve diyor ki, "Daha sizin bilmediğiniz şeyleri de çift yarattı."

 

LeoparGS isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 08-15-2007   #3
Bilgiler
Devamlı Üye
 
Bilgiler
Üyelik tarihi: Feb 2007
Nerden: İstanbul
Mesaj: 10,986
İtibar
Tecrübe Puanı: 113
Rep Puanı : 3910
Rep Derecesi :
LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.
LeoparGS RSS Feed
Standart --->: "Zaman İhtiyarladıkça Kur'an Gençleşiyor" Deniliyor, İzah Eder misiniz?



Başka bir âyet ve başka bir mevzu:

"Semayı azametle Biz kurduk ve ona durmadan vüs'at veriyor ve genişletiyoruz" (Zâriyât sûresi, 51/47)

Arapça'da fiil cümleleri teceddüt, isim cümleleri sebat ve süreklilik ifade eder "Ve innâ le mûsiûn" bir isim cümlesidir ve mânâ itibarıyla üç zamandan birine inhisar etmeyip süreklilik ifade eder Yani, "Eskiden genişlettik, bıraktık", "Şu anda genişletiyoruz", "İleride genişleteceğiz" gibi mânâlara değil de "Devamlı ve sürekli olarak durmadan genişletiyoruz" mânâsına geliyor

En yakındaki beş veya altı galaksi müstesna, bütün galaksilerin bizden uzaklıkları ile mütenasip hızlarla uzaklaştıklarını 1922'de astronom Hubble bildirmişti Ona göre bir milyon ışık senesi bizden uzak olan bir sehâbiye, bizden senede yüz altmış sekiz bin kilometrelik bir hızla uzaklaşıyor; iki milyon ışık senesi uzaklıkta olan iki misli, üç milyon ışık senesi uzaklıkta olan da üç misli hızla uzaklaşmakta Bu da Belçikalı matematik âlimi, rahip Lemaitre'nin iddia ettiği gibi kâinatın, genişleme (expansion) hâlinde olduğuna delâlet eder

İlim mahfillerinde ağırlığını devam ettiren "mekân genişlemesi" 1400 sene evvel Kur'ân-ı Kerim'de zikrediliyordu Bütün ilim dünyası, ilim âlemi, bir ümmînin gözüyle görülen bu hakikat karşısında Kur'ân'a "Senin taleben oldum" deyip hayret secdesine kapanması gerekirken, maalesef ortada görülen yalnız onların nankörlükleridir

Bir diğer âyette ise: "Gökleri ve yeri hak ile yarattı Geceyi gündüzün üzerine doluyor, gündüzü de gecenin üzerine doluyor Güneş'i ve Ay'ı buyruğu altına aldı"[3] buyruluyor

Dünya, kutuplardan biraz basık bir küre şeklindedir Arap ça'da "tekvîr" kelimesi, bir yuvarlak etrafına sarık sarma, bir yuvarlak etrafında dönme mânâsına gelir Buna göre âyet, "Geceyi gündüze, gündüzü geceye sarıyor" demektir Böylece "yükevviru" kelimesiyle küre-i arzın küre viyetine apaçık parmak basmaktadır Diğer taraftan Nâziât sûresinin 30 âyetinde bu mesele kelimenin kökü itibarıyla daha açık anlatılmaktadır: "Ve'l-arda ba'de zâlike dehâhâ –Gökleri nizama, intizama koyduktan sonra yeri de Allah, devekuşu yumurtası hâline getirdi"[4]

Demek oluyor ki dünyamız, kutuplardan basık bir küre, bir devekuşu yumurtası şeklindedir Tevil ve tefsire girmeden çok sarih bir şekilde Kur'ân'ın bu hakikatini de hafızada tutmada yarar var

Bu hususlarda Kur'ân'ın işaret etmiş olduğu çok âyet-i kerimeleri sıralamak mümkün Fakat bu kadarı ile iktifa ediyoruz

Ayrıca, Kur'ân terbiyeye ait bir kısım esaslar da vaz'etmiştir Ama terbiye-i Kur'ân bırakılarak denenen bütün terbiye sistemleri, psikoloji ve sosyolojinin uygulanan bütün kanunları karşımıza bir sürü problemli genç, sergerdan ve çakırkeyf tipler çıkarmıştır Bu böyle devam ettiği müddetçe beşer bunalımdan bunalıma sürüklenecektir Ama insanlık Kur'ân'la tanıştığı zaman, onu anlayacak, idrak edecek, ona teslim olacak; gönülleri huzura kavuşturma, kalbleri düzene koyma, kafaları zapturapt altına alma da yine Kur'ân'ın emirleri ile tahakkuk edecektir

İşte bütün bunlardan dolayıdır ki, zaman ihtiyarlarken daha doğrusu kâmilleşirken, bizim "ahir zaman" dediğimiz zamanın şu devresinde, Kur'ân'ın hakikatleri -inşâallah- araştırmacılar tarafından gökteki yıldızlardan daha parlak, daha derin, daha yapıcı ve beşerin gönlünü ikna edici mahiyette ortaya konulacak ve Kur'ân'ın gençliği bir kere daha apaçık görülecektir Belki insanın iradesi elinden alınmayacak ama, akla çok kapılar açılacak ve çok kimseler "Lâ ilâhe illallah Muhammedün Resûlullah" diyecektir

Câzibe ve dâfia: Çekme ve itme kuvveti
İnhisar etmek: Yalnız bir şeye mahsus olmak
Kabza-i kudret: Gücü, kuvveti altında
Mele-i A'lâ: En büyük meleklerin içinde bulunduğu yüce meclis
Şâyeste: Lâyık, yaraşır, münasip
Vüs'at: Genişlik

[1] Nursi, Bediüzzaman Said, Mektubat, s 498 (Hakikat Çekirdekleri, No: 79)
[2] Zâriyât sûresi, 51/49
[3] Zümer sûresi, 39/5
[4] Nâziât sûresi, 79/30

Fethullah Gülen

 

LeoparGS isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Cevapla
Tags: , , , , , , ,

Fatiha'nın Yedi Kapısı... Bir Düşünce Eskizi.. | Kur'an Okuma Adabi

Konu Araçları


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cvp son Mesaj
"İmtihan Dünyası vcd" Tevhid ve şirk vcd " Diriliş vcd" Hakka davet vcd"Tağut vc zahid4 Dini Klipler & İlahi Ezgi ve Şiir Klipleri 3 3 Hafta önce 20:38 PM
İşte o zaman herşey "0"dan başlayacak (sayıların dilinden) sirius Ölüm & Kıyamet 34 3 Hafta önce 01:33 AM
"eğer (keşke)" kelimesi, şeytanı memnun edecek işlerin kapısını açar İnşirah Hadisler Bölümü 2 01-02-2008 08:41 AM
"Hangi Yusuf-u devran ki Züleyha-yı zaman dâmenin çâk etmemiş ola?" İnşirah Dini, Güzel Yazılar / Makaleler 0 10-29-2007 19:34 PM

Frmacil | Yudumla | Dantel | Klup | Orgu | Oya | Derya TOPlist Saat 06:51 AM.


Powered by vBulletin® Version 3.6.11
Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Forum Etiketleri

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308