|
| | #22 |
| | ![]() Bediüzzaman Said Nursi'nin Hayatındaki Fedakarlık Örnekleri Bediüzzaman Said Nursi kimdir? Bediüzzaman'ın hayatını yakından bilmek, Allah'a olan derin sevginin insana nasıl bir ahlak kazandırdığını görebilmek için çok önemli bir fırsattır aid Nursi yakın geçmişimizde yetişmiş en büyük İslam alimlerinden ve fikir adamlarındandır 1873'te Bitlis'in Hizan ilçesine bağlı Nurs köyünde dünyaya gelmiş, 1960'da Şanlıurfa'da Hakkın rahmetine kavuşmuştur Genç yaşta edindiği dini ve pozitif bilimlerdeki derin bilgisi, devrin ilim çevreleri tarafından kabul görmüş, küçük yaştan itibaren dikkati çeken keskin zekası, kuvvetli hafızası ve üstün kabiliyetleri dolayısıyla "Çağının eşsiz güzelliği" anl----- gelen "Bediüzzaman" sıfatıyla anılmaya başlanmıştır![]() Bediüzzaman Said Nursi, Doğu'nun en acil ihtiyacı olarak gördüğü eğitim problemini çözmek için din ve eğitim bilimlerinin birlikte okutulabileceği ve Medreset-üz Zehra ismini verdiği bir üniversite kurulmasını sağlamak için 1907'de İstanbul'a gelmiştir Derin bilgisiyle buradaki ilim çevresine de kendini çok kısa süre içinde kabul ettirmiş, çeşitli gazete ve dergilerde makaleler yayınlatmış, hürriyet ve meşrutiyet tartışmalarına katılarak hükümete destek vermiştir Dönemin hükümeti, Said Nursi'nin üniversite ile ilgili dilekçesine ilgi göstermemiştir Hatta İstanbul'daki ilim adamlarının, talebelerin, medrese hocalarının ve siyasetçilerin ona olan ilgisinden rahatsız olmuş, Bediüzzaman'ın önce akıl hastanesine daha sonra da hapishaneye gönderilmesini sağlamıştır![]() Said Nursi'nin serbest bırakılmasından kısa süre sonra 23 Temmuz 1908'de II Meşrutiyet ilan edilmiş Bu dönemde Bediüzzaman meşrutiyet ve hürriyet kavramlarının İslâmiyet'e aykırı olmadığını anlatmak için İstanbul'da çeşitli yerlerde konuşmalar yapmış, Doğu'daki aşiret reislerine Bediüzzaman imzasıyla telgraflar çekmiştir Yayınladığı bu makaleler ve yaptığı konuşmalarda yatıştırıcı bir rol oynamasına rağmen, 1909'da 31 Mart olayına karıştığı iddia edilerek haksız ithamlarla tutuklanıp idam talebiyle yargılanmış, ancak sonucunda beraat etmiştir![]() Bediüzzaman bu olaydan sonra tekrar Doğu'ya dönmüş, I Dünya Savaşında talebeleriyle milis kuvvet oluşturarak savaşa katılmıştır Gönüllü alay komutanı olarak büyük yararlılıklar gösterdiği I Dünya Savaşında Rusya'da esir düşmüş, üç yıl süren esaret hayatının sonunda Sibirya'daki esir kampından kaçarak İstanbul'a gelmiştir![]() İstanbul'da devlet büyükleri ve ilim çevreleri tarafından büyük bir ilgiyle karşılanan Bediüzzaman, Dar-ül Hikmet-i İslamiye (İslam Akademisi) azalığına tayin edilmiştir Buradan aldığı maaşla kendi kitaplarını bastırarak parasız olarak dağıtmaya başlamıştır Said Nursi daha sonra İstanbul'un işgali sırasında işgalcilerin gerçek niyetlerini ortaya koyan Hutuvat-ı Sitte (Şeytanın Altı Desisesi) isminde uyarıcı bir broşür hazırlamış, bu hareketi, İngiliz işgal kuvvetleri komutanının emriyle ölü veya diri ele geçirilmek üzere aranmasına sebep olmuştur Milli mücadeleyi savunmuş ve destek olmuştur Bu hareketleri Anadolu'da kurulan Millet Meclisi'nin beğenisini kazanmış ve Ankara'ya davet edilmiştir 1922'de Ankara'ya geldiğinde devlet merasimiyle karşılanan Bediüzzaman, kendisine yapılan Şark Umumi Vaizliği, milletvekilliği ve Diyanet İşleri Başkanlığı tekliflerini reddetmiştir Said Nursi 1925 yılında Şeyh Said isyanı çıktığında, olayla hiçbir ilgisi olmadığı halde, Van'da inzivaya çekilmiş olduğu yerden alınarak Burdur'a, oradan da Isparta'nın Barla ilçesine sürgüne götürülmüştür Bediüzzaman Risale-i Nur Külliyatı'nın büyük bir kısmını burada yazmıştır Nur Risalelerini önlerindeki en büyük engel olarak gören çevreler, 1934 yılında daha yakından kontrol edebilmek amacıyla Said Nursi'nin Isparta'nın merkezine getirilmesini istemiştir 1935 yılında ise polisler burada da çalışmalarına devam eden Said Nursi'nin oturduğu evde arama yapmış ve bütün kitaplarına el koymuştur Bediüzzaman emniyete götürülerek sorgulanmış, ancak suç unsuru bir şeye rastlanmayınca serbest bırakılmıştır Ancak birkaç gün sonra, yeni tutuklamalarla birlikte Said Nursi ve Risale-i Nurlar hakkında soruşturma başlatılmış, Bediüzzaman ve 120 Nur talebesi askeri araçlarla Eskişehir Hapishanesine gönderilmiştir Bediüzzaman, vatana ihanet iddiasıyla yargılandığı dava süresince tutuklu kalmıştır Daha sonra ise Eskişehir Ağır Ceza Mahkemesi'nin verdiği kararla, Said Nursi'ye 11 ay hapisle birlikte Kastamonu'da mecburi ikamet; on beş talebesine de altışar ay hapis cezası verilmiştir![]() Polis gözetimi altında mecburi ikamet için Kastamonu'ya getirilen Said Nursi, 1943'te Isparta savcısından gelen talimat üzerine yeniden tutuklanmıştır Ağır hasta olmasına rağmen Ankara'ya oradan da trenle Isparta'ya getirilmiştir Risale-i Nur ile ilgili davaların Denizli'deki davayla birleştirilmesi üzerine ise Denizli'ye sevk edilmiştir Denizli hapsi yine tecrit altında başlamış, çok zor şartlar altında geçen yeni hapishane dönemi ve yargılama safhalarında da Bediüzzaman, Risale-i Nur'un yazımına devam etmiştir Sonrasında ise 1944'te verilen beraat ve tahliye kararına rağmen, dönemin hükümeti Said Nursi'nin Afyon'un Emirdağ ilçesinde zorunlu iskana tabi tutulmasını emretmiştir![]() Bediüzzaman burada hükümet binasının karşısında bir odaya yerleştirilerek gözetim altına alınmıştır Camiye gitmesine bile müsaade edilmediği, devamlı takip ve gözleme tabi tutulduğu Emirdağ sürgünü, Denizli hapishanesindekinden bile çok daha ağır ve zor şartlar altında geçmiştir Bu dönemde, hukuki yollarla Bediüzzaman'ı etkisiz hale getiremeyen muhalifleri onu zehirleyerek öldürme yoluna gitmişlerdir Hayatı boyunca yirmi üç defa denenecek bu teşebbüslerin üçü Emirdağ sürgününde gerçekleşmiştir![]() Bu zulümler yaşanırken Bediüzzaman'ın talebeleri tarafından Risale-i Nurlar çoğaltılmış ve böylece Kuran tebliğinin geniş kitlelere yayılması sağlanmıştır Özellikle de teksir makinelerinin kullanımıyla birlikte bu çalışmalar daha da hızlanmıştır![]() 1944'te Denizli Ağır Ceza Mahkemesinin beraat kararının Yargıtay tarafından onaylanmasıyla birlikte Bediüzzaman serbest bırakılmıştır Ancak Risale-i Nurların her geçen gün yaygınlaşarak insanlara ulaşması Hükümeti rahatsız etmeye başlamıştır Ocak 1948'de Said Nursi ve on beş talebesi evlerinden ve işyerlerinden alınarak Afyon hapishanesine gönderilmiştir Ancak tüm bu ağır ve zor şartlara rağmen Bediüzzaman eserlerini yazmaya devam etmiştir![]() Aralık 1948'de Said Nursi hakkında 20 ay ağır hapis cezası kararı verilmiş, ancak karar temyiz edilmiş ve Bediüzzaman lehine bozulmuştur Ancak Yargıtay'ın bu kararına rağmen Afyon Ağır Ceza Mahkemesi yargılamayı uzatarak 20 aylık sürenin cezaevinde geçmesini sağlamıştır Hak etmediği cezanın süresini tutukluluk haliyle dolduran Said Nursi, Eylül 1949'da serbest bırakılmıştır Fakat Ankara'dan gelen bir emirle bu sefer de Afyon'da mecburi iskana tabi tutulmuş ve Emirdağ'a ancak Aralık ayında dönebilmiştir Bediüzzaman'a 1951'de Emirdağ'da, bundan hemen bir yıl sonra da İstanbul'da, Gençlik Rehberi adlı kitabı nedeniyle birer dava daha açılmıştır İstanbul'da yapılan duruşmada mahkeme lehte karar vererek davayı sonuca bağlamıştır![]() Ocak 1960'ta Ankara'ya girmesi polis tarafından engellenen Bediüzzaman buradan Isparta'ya gitmiştir Bu dönemde ağır hasta olan 83 yaşındaki Said Nursi, daha sonra talebeleriyle birlikte Urfa'ya gitmiştir Burada, yürüyemeyecek kadar rahatsız olan Said Nursi'nin yerleştiği otele gelen polisler, İçişleri Bakanının emriyle Bediüzzaman'ı Isparta'ya geri götürmeye çalışmışlardır Said Nursi bu baskılar sürerken vefat etmiştir
|
| |
| | #23 |
| Devamlı Üye ![]() | ![]() Bediüzzaman Said Nursi'nin bir ömür boyu gösterdiği fedakar ahlak Bediüzzaman, 11 ay hapse mahkum edildiği Eskişehir hapishanesinde, birçok kişinin iman etmesine Kuran ahlakını benimsemesine vesile olmuştur Bediüzzaman Said Nursi, tüm hayatını; sahip olduğu maddi manevi herşeyi Allah'ın rızasını kazanmak için adamış, bu uğurda her türlü fedakarlığı büyük bir şevk içerisinde göze almıştır Hayatını pek çok insan için dayanılması çok güç şartlar altında geçirmiş, ömrünün sonuna kadar, yaptığı çalışmalardan rahatsız olan çevreler tarafından eziyet görmüştür Defalarca mahkemelere çıkarılmış, hayatının büyük bölümünü gözetim altında geçirmiştir Ömrünün yaklaşık 30 yılını hapis ve sürgünde geçiren Bediüzzaman, bu zor şartlar altında 6000 sayfalık Risale-i Nur Külliyatını tamamlayabilmek için elinden gelen tüm çabayı göstermiş ve muvaffak olmuştur![]() Bir asra yakın ömrünü baskı, zulüm, tehdit altında sürgünlerde ve hapislerde geçirmiş, ancak bu güç şartlara rağmen inancından, azminden ve kararlılığından asla ödün vermemiştir Cesareti, yaşadığı her türlü zorluğa rağmen tevekküllü ve sabırlı hali, aklı, feraseti, basireti, şefkati ve merhameti, vicdanı, ihlası, samimiyeti ile tüm Müslümanlar için önemli bir örnek olmuştur "Evet kardeşlerim! Bu zamanda öyle dehşetli cereyanlar (ürkütücü, korkutucu akımlar) ve hayatı ve cihanı (dünyayı) sarsacak hadiseler içinde hadsiz bir metanet (sınırsız bir güç, dayanıklılık) ve i'tidal-i dem (soğukkanlılık, yüksek bir itidal) ve nihayetsiz (sonsuz) bir fedakarlık taşımak gerektir![]() ![]() "79 sözleriyle ifade ettiği gibi, Bediüzzaman Said Nursi Kuran ahlakının tebliğinde kayıtsız şartsız bir fedakarlık gösterilmesi gerektiğini görmüş, bu sorumluluğu kendisi üstlendiği gibi talebelerine de bu kararlılıkla hareket etmelerini öğütlemiştir Bediüzzaman gibi, talebeleri de ondan aldıkları eğitim ile bu üstün ahlakı benimsemiş ve büyük bir ihlas, sadakat ve fedakarlık içerisinde Kuran ve Risale-i Nurların tebliğini sürdürmüşlerdir Said Nursi ve Nur talebeleri gösterdikleri fedakarane çabalarıyla tüm Müslümanlara örnek olmuş; birlik beraberlik içerisinde, ihlasla ve fedakarlık ruhuyla hareket edildiğinde Allah'ın izniyle en zor şartlar altında bile başarıya ulaşılabileceğini göstermişlerdir![]()
|
| |
| | #24 |
| Devamlı Üye ![]() | ![]() Risale-i Nurların yazılması Bediüzzaman ve talebelerinin hayatlarına bakıldığında, birlik, beraberlik ve fedakarlıkla her türlü zorluğun aşılabileceği sırrının tecelli ettiği pek çok örneğe rastlanır Bunlardan biri Bediüzzaman'ın neredeyse imkansız denecek şartlar altında, bugün pek çok Müslüman için birer hidayet rehberi olan Risale-i Nur Külliyatını yazmış olmasıdır Bediüzzaman Said Nursi, kendisine yöneltilen tehditleri, yapılan baskı ve kısıtlamaları hiçe sayarak, her şartta Risaleleri telif etmeye devam etmiştir Kimi zaman sürgünde, kimi zaman hapishane hücrelerinde, hatta savaş yıllarında, cephede ve üç yıl esir kaldığı Rus esir kamplarında dahi samimi tefekkürlerini kağıda dökmeye devam etmiştir İnsanlara Kuran'ı tebliğ etmenin şevki, Said Nursi'nin en zor koşullar altında bile bu engelleri aşabilmesini, fedakarlıkta kararlılık gösterebilmesini sağlamıştır Bediüzzaman'ın bu örnek ahlakı, onun Büyük Sözler adlı eserinin Konferans bölümünde şöyle vurgulanmıştır:Bediüzzaman'ın bu hali de, bütün İslâm mücahidlerine (İslam için çalışanlara, mücadele edenlere) ve umum (tüm) Müslümanlara bir örnektir Yâni, mücadele (hizmet) ile ubûdiyet (kulluk) ve takvâyı (Allah'a yakınlığı) beraber yapıyor; birini yapıp, diğerini ihmal etmiyor Cebbar ve zâlim din düşmanlarının plânıyla hapishanelere sevk edilip, tecrid-i mutlakta (tamamen tecrit edilerek, tek başına hapsedilerek) ve gâyet soğuk bir odada bırakılması ve şiddetli soğukların ve hastalıkların ızdırabları (acıları, sıkıntıları) ve titremeleri ve ihtiyarlığın tâkatsızlıkları (yaşlılıktan kaynaklanan güçsüzlükleri) içinde bulunması dahi, te'lifâta (kitaplarını yazmasına) noksanlık vermemiştir (engel olamamıştır) 80 Bediüzzaman'ın Afyon'da birlikte hapishanede kaldığı talebelerinden Hasan Akyol ise onun bu konudaki kararlılığını dile getirmekte; kesekağıdından, boş yapraklara kadar bulduğu her imkanı değerlendirerek yazılarını yazdığını şöyle anlatmaktadır: O, akşamdan sabaha kadar kağıtlara, defterlere, boş yapraklara, küçük cep defterlerine, kese kağıtlarına devamlı yazı yazardı Ama o yazarken biz okumuyoruz O koğuşta tek başına duruyordu Yazdıklarını da burada yazıyordu Sabah olduğu zaman koğuşu açarlar, yazdıkları yazıları, onun kırk beş kadar talebesine verirlerdi Onlar da bu yazıları sabahtan akşama kadar kendi defterlerine yazarlardı Bir türlü bitiremezlerdi Bazan ben de onlarla birlik olur, onlar gibi yazılar yazardım 81Tarihçe-i Hayat adlı eserde ise Said Nursi'nin bu konudaki fedakarlığı şöyle anlatılmaktadır: Bediüzzaman Said Nursî Hazretleri öyle müşkil (zor) ve ağır vaziyetler (şartlar) altında Risale-i Nur Külliyatını te'lif ediyor ki (yazıyor ki), tarihte hiçbir ilim adamının karşılaşmadığı zorluklara maruz kalıyor Fakat sönmeyen bir azim, irade ve hizmet aşkına mâlik (sahip) olduğu için; yılmadan, yıpranmadan, usanıp bıkmadan, bütün kuvvetini sarf ederek emsalsiz (benzersiz) bir sabır ve tahammül ve feragat-ı nefis (nefsinden vazgeçerek) ile, bu millet ve memleketi komünizm ejderinden, mason âfatından (masonluk saldırısından, faciasından), dinsizlikten muhafaza edecek -eden ve etmekte olan- ve âlem-i İslâmı ve beşeriyeti tenvir (insanlığı aydınlatma) ve irşadda (doğru yola eriştirmede) büyük bir rehber olan bu hârikulâde Risale-i Nur eserlerini meydana getiriyor Yüz otuz parça olan Risale-i Nur Külliyatı'nın te'lifi (yazılması), yirmi üç senede hitama eriyor (sona eriyor, bitiyor) Nur Risaleleri, şiddetli ihtiyaç zamanında te'lif edildiğinden (yazıldığından), her yazılan risale, gayet şifalı bir tiryak (panzehir) ve ilâç hükmünü taşıyor ve öyle de tesir (etki) edip pek çok kimselerin manevî hastalıklarını tedavi ediyor![]() Risale-i Nur'u okuyan her bir kimse, güya o risale kendisi için yazılmış gibi bir hâlet-i ruhiye (ruh hali, psikoloji) içinde kalarak, büyük bir iştiyak (şevk ve arzu) ve şiddetli bir ihtiyaç hissederek mütalâa ediyor (düşünüyor, tefekkür ediyor) Nihayet öyle eserler vücuda geliyor ki, bu asır ve gelecek asırların bütün insanlarının imanî, İslâmî, fikrî, ruhî, kalbî, aklî ihtiyaçlarına tam cevap verecek ve kâfi gelecek Kur'ânî hakikatler ihsan ediliyor![]() ![]() 82Talebeleri ise, Bediüzzaman'ın fedakarlıkla ilgili söylediği sözleri şöyle aktarmaktadırlar: Bir gün fedakarlıktan bahsederken demişti: "Benim şimdiki talebelerim, Ruslarla harbederken benimle Şark'ta kendini ateşe atan fedailerden daha fedakardır Çünkü bütün ömrünü feda etmek kolay değildir Bir anda insan kendini ateşe atsa, şehit olur gider Devamlı surette sadakatla, fedakarlık ise, öyle kolay değildir Onun için benim bu zamandaki talebelerim Eski Said'in talebelerinden çok fedakardırlar Ne vakit Şark'ta bu sır inkişaf etse (ortaya çıksa), benim hemşerilerim dine büyük hizmet ederler" demişti 83Talebeleri ise Bediüzzaman'ın Kuran ahlakını tebliğ konusundaki şevk, kararlılık ve fedakarlığını Son Şahitler adlı eserde şöyle dile getirmektedirler: "Kuran ve Risale-i Nur'la ilgili bir mesele olunca, Üstad 25 yaşında bir delikanlı zindeliğinde olurdu "84"Barla'ya vardığımızda yorgunluk, hastalık dinlemezdi Hiçbir zaman Üstadımızı boş dururken görmedik "85"Biz Üstadımızın yanında kaldığımız uzun seneler boş oturduğunu görmedik Ya okur, ya tashih eder, veyahut okutur, dinlerdi "86"Kardeşim, sizi tebrik ederim Bizler Üstadın sayesinde müellif (yazar, kitabı tertipleyen kimseler) olduk Bizler korkumuzdan ne eser yazabiliyorduk ve ne de kimseye anlatabiliyorduk![]() ![]() Fakat onun ihlası, onun şefkati, onun merhameti, onun tevazuu, onun şecaati (yiğitlik, cesurluk) ve kahramanlığı herşeye galip geldi "87Bediüzzaman'ın en zor şartlar altında bile Kuran'ı tebliğ etmeye devam etmesi Bediüzzaman karşısına çıkarılan tüm engellere rağmen Risalelerle gerçekleştirdiği Kuran tebliğine devam etmiş, elindeki en kısıtlı imkanı dahi bu uğurda kullanmıştır Sürgün, hapishane ya da esir kampı olsun, gittiği her yerde İslam'ı anlatmaya, yazmaya devam etmiş, yeni talebeler edinmiş, böylece risalelerin giderek daha geniş kitlelere yayılmasını sağlamıştır Kafkas cephesinde gönüllü birliklerinin başında iken İşarat'ül İcaz adlı Arapça eserini telif etmiş, savaş sonrasında üç yıl kaldığı esir kampında ise, hayatlarını cepheden cepheye geçerek harp meydanlarındaki çatışmalarla geçen esir subaylar için bir ilim meclisi, imanlarını ve ihlaslarını güçlendirecekleri bir marifet mektebi olmuştur Rusların bir süre sonra kefaretle Kosturma'daki Tatar mahallesinde bir camide kalmasına izin vermeleri üzerine Bediüzzaman, iki buçuk yıl boyunca bu camide hem imamlık yapmış hem de iman sohbetlerine devam etmiştir Bediüzzaman'ın ve Nur talebelerinin hayatlarını kaleme alan Tarihçe-i Hayat adlı eserde, Bediüzzaman'ın gerek hapis ve sürgünlerde gerekse de esir kamplarında göstermiş olduğu bu kararlı fedakarane ve ihlaslı tavır şöyle anlatılmaktadır:İşte Bediüzzaman, böyle hârikalar hârikası bir inayete mazhar olan (yardıma, ihsana sahip olan) mübarek bir şahsiyettir Ve bunun içindir ki, zindanlar ona bir gülistan olmuş; oradan ebediyetlerin nurlu ufuklarını görür İdam sehpaları, birer va'z ve irşad (doğru yolu gösterme) kürsüsüdür Oradan insanlığa ulvî bir gaye uğrunda sabır ve sebat, metanet ve celâdet (yiğitlik, kuvvet) dersleri verir Hapishaneler birer Medrese-i Yusufiyyeye inkılâb eder (dönüşür) Oraya girerken, bir profesörün üniversiteye ders vermek için girdiği gibi girer Zira oradakiler, onun feyiz ve irşadına muhtaç olan talebeleridir Hergün birkaç vatandaşın imanını kurtarmak ve canileri melek gibi bir insan haline getirmek, onun için dünyalara değişilmez bir saadettir 88Bu sözlerde de anlatıldığı gibi, Bediüzzaman için bir kişinin bile imanı sevmesi çektiği sıkıntıları göze alması için yeterli olmuştur Nitekim onun vesile olmasıyla pek çok insan imanı sevmiş, Kuran ahlakını benimsemiştir:O hapishanelerden hapishanelere atıldı Hapishaneler, zindanlar onun sayesinde Medrese-i Yûsufiye oldu Said Nur zindanları nur, gönülleri nur eyledi Nice azılı katiller, nice nizam ve ırz düşmanları, bu îman âbidesinin (imanıyla ünlenmiş, dillere destan olmuş) karşısında eridiler; sanki yeniden yaratıldılar Hepsi halim selim mü'minler haline, hayırlı vatandaşlar haline geldiler… Sizin hangi mektebleriniz, hangi terbiye sistemleriniz bunu yapabildi, yapabilir? Onu diyar diyar sürdüler Her sürgün yeri, onun öz vatanı oldu Nereye gitse, nereye sürülse, etrafı saf, temiz mü'minler tarafından sarılıyordu Kalın hapishane duvarları, onu mü'min kardeşlerinden bir an bile ayıramadı Büyük mürşidin, talebeleriyle arasına yığılan bu maddî kesafetler (engeller, duvarlar); din, aşk, îman sayesinde letafetler (güzellikler) haline geldiler Kör kuvvetin, ölü maddenin bu tahdid (sınırlamaları) ve tehdidleri, ruh âleminin ummanlarında (okyanuslarında) büyük dalgalar meydana getirdi Bu dalgalar, köy odalarından başlayarak, yer yer her tarafı sardı; üniversitelerin kapılarına kadar dayandı Yıllardır mukaddesatları çiğnenmiş vatan çocukları, mahvedilen nesiller, îmana susayanlar; onun yoluna, onun nuruna koştular Üstadın Nur risaleleri elden ele, dilden dile, ilden ile ulaştı, dolaştı Genç-ihtiyar, cahil-münevver sekizinden seksenine kadar herkes ondan bir şey aldı, onun nuruyla nurlandı 89
|
| |
| | #25 |
| Devamlı Üye ![]() | ![]() Hapishanelerde ve sürgünde de zor şartlara rağmen çalışmalarını ve tebliği sürdürmesi Bediüzzaman kaldığı hapishanelerde çok zor şartlar altında tutulmuş, en hasta ve en zor günlerinde bile yakacak hiçbir şeyin olmadığı soğuk ortamlarda bırakılmıştır Gerek sürgünde iken gerekse hapishanede iken yirmi üç defa zehirlenmeye çalışılmış, tüm bunlar bedeninde ağır tahribat oluşturmuştur Azılı katil ve suçluların arasında tutulmuş, talebeleriyle görüşmesi yasaklanarak tüm dava arkadaşlarından tecrit edilmiştir Ancak o böylesine zor şartlar altında dahi kendi sorunları yerine, çevresindeki insanların dünya ve ahiret mutluluklarını, refahlarını düşünmüştür Çevresindeki insanları imana davet etmeye, onlara Kuran ahlakını sevdirmek için çaba harcamaya devam etmiştir
|
| |
| | #26 |
| Devamlı Üye ![]() | ![]() Burdur, Isparta ve Barla sürgünleri 1925 yılında Burdur'da zorunlu ikamete tabi tutulan Bediüzzaman burada yerleştiği evde ve Kasaboğlu Camii'nde çevresindeki insanlara iman hakikatleri anlatmaya ve Kuran ahlakını anlatmaya başlamıştır Ancak, yapılan derslerden ve halkın etrafına toplanmasından rahatsız olan dönemin hükümeti, Said Nursi'nin Isparta'ya gönderilmesini emretmiştir 1926'da Isparta'ya nakledilen Bediüzzaman, burada da imani sohbetlerine devam etmiş ve etrafındaki insanlar giderek çoğalmaya başlamıştır Bu durum karşısında hükümet bu defa da Bediüzzaman'ı, Isparta'nın daha ücra bir köyüne naklederek insanlarla irtibatını kesmek istemiş, Eğirdir Gölü'ne yakın bir dere içine kurulmuş olan ve ulaşımın göl üzerinden kayıkla yapıldığı Barla'ya gönderilmesini sağlamıştır İnsanlardan öylesi vardır ki, Allah'ın rızasını ara(yıp kazan)mak amacıyla nefsini satın alır Allah, kullarına karşı şefkatli olandır (Bakara Suresi, 207) Isparta'nın çok eski köylerinden biri olan Barla'nın nüfusunun çoğunluğunu yaşlılar oluşturuyordu Gençler ekonomik nedenlerle büyük şehirlere göç etmişlerdi Okuma-yazma seviyesi de hayli düşük olan Barla, hükümet tarafından tecride en uygun yer olarak seçilmişti Said Nursi kendisi için artık bir süreklilik kazanan bu sürgünleri, sürgün olarak değil, vazife olarak görmüş ve her türlü imkansızlığa rağmen tebliğine devam etmiştir Nitekim köylüler tarafından kendisine tahsis edilen buradaki köy odasında pek çok yeni eser yazmış ve yine pek çok kişinin imanına vesile olmuştur
|
| |
| | #27 |
| Devamlı Üye ![]() | ![]() Eskişehir hapishanesi Eskişehir hapishanesinde tam tecrit edilen Said Nursi, burada bir iki istisna hariç kimseyle görüştürülmemiştir Ancak tüm bu sıkıntılı ve zor şartlara rağmen Risale-i Nurların telifi yine devam etmiş, Bediüzzaman, Yirmiyedinci, Yirmisekizinci, Yirmidokuzuncu ve Otuzuncu Lem'alar'ı burada yazmıştır Eskişehir hapsi sırasında oldukça zor günler geçiren Bediüzzaman'a bu hapis sırasında uygulanan ağır muamelelerden bazı örnekler çeşitli kaynaklarda şöyle aktarılmıştır: "120 talebesiyle Eskişehir hapishanesinde bulunan Said Nursi tam bir tecrid içerisine alınarak, kendisine ve talebelerine çeşitli zulüm ve işkenceler yapılıyor Talebelerinden Zübeyir Gündüzalp'in anlattığına göre 12 gün yemek verilmiyor "90"Zaten bize idam mahkumu gözüyle bakıyorlardı Hiçbir ziyaretçi bırakmıyorlardı 'Siz de idam olacaksınız bunlarla konuşursanız' diyorlardı Geceleri pislikten, tahta kurularından, hamam böceklerinden uyumak kabil değildi "91
|
| |
| | #28 |
| Devamlı Üye ![]() | ![]() Denizli hapishanesi dönemi Denizli hapsi de Eskişehir gibi yine tecrit altında başlamış, ancak çok zor şartlar altında geçen yeni hapishane dönemi ve yargılama safhalarında da Bediüzzaman, Risale-i Nur'un yazımına devam etmiştir Ayrıca cezaevindeki Nur Talebeleri sayesinde Risale-i Nurla tanışan mahkumlar bambaşka birer insan olmuş, ibadetlerini yerine getirmeye başlamış; böylece hapishaneler birer tebliğ ve ilim meclisine dönüşmüştür![]() Kastamonu'daki sürgün dönemi Polis gözetimi altında mecburi ikamet için Kastamonu'ya gönderilen Bediüzzaman sürgünün ilk bir ayında polis karakolunun üst katında oturmak zorunda bırakılmış, daha sonra ise yine karakolun tam karşısında ve birkaç metre uzaklıkta bulunan bir eve yerleştirilmiştir Evinin karakola bakan pencerelerini perdeyle kapatmasına dahi müsaade edilmeyen, tümüyle hukuk dışı ağır baskılar altında kalan Said Nursi, burada da Risale-i Nurların telifine ara vermemiştir![]() Kastamonu'da da Bediüzzaman'ın etrafını yeni talebeleri almaya başlamıştır Ancak, kendisini ziyarete gelenler karakola çekilip sorgulanmış, görüşmeleri engellenmiş, zulüm ve eziyete tabi tutulmuşlardır Bütün bunlara rağmen insanlar Risaleleri okumaya yazmaya devam etmiş, iman hakikatlerini başkalarına da anlatmayı sürdürmüşlerdir![]()
|
| |
![]() |
| Tags: 214nemi, ahlak305nda, fedakarl305287305n, kur8217an |
| Konu Araçları | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cvp | son Mesaj |
| Kur’an’da Ahlâk Esasları | mumsema | Güzel Ahlak Sıfatları | 3 | 2 Hafta önce 23:17 PM |
| Ailenin önemi ve kardeşler arası ilişkiler | mumsema | İslamda Aile | 6 | 08-07-2008 01:24 AM |
| "Risale-i Nur’da Ahlâk" Mevzuuna Kısa Bir Bakış | LeoparGS | Risale-i Nur | 0 | 05-28-2007 19:21 PM |
| Allah’ın Hoşnut Olacağını Bildirdiği Güzel Ahlak | LeoparGS | Güzel Ahlak Sıfatları | 4 | 05-24-2007 21:09 PM |