Mumsema islam Arsivi
Anasayfa Forum Kuralları İletişim Bugünkü Mesajlar
Geri git   Mumsema islam Arsivi >
Kur'an-ı Kerim Bölümü
> Kur'an-ı Kerim Alt Başlıklar > Kur'an Arapça & Türkçe meal
Google
 
Kullanıcı ismi
Şifreniz
Kayıt ol Yardım Üye Listesi Ajanda Arama Bugünkü Mesajlar Bütün Forumları okunmuş kabul et

Cevapla
 
Konu Araçları
Alt 09-22-2008   #1
Bilgiler
Üye
 
Bilgiler
Üyelik tarihi: Sep 2008
Mesaj: 9
İtibar
Tecrübe Puanı: 1
Rep Puanı : 15
Rep Derecesi :
serhendli Seçkin bir yolda.
serhendli RSS Feed
Standart Meallerden Din öğrenilmez



Kur�an-ı kerimi tercüme etmek Sual: Kur�an-ı kerimi kelime kelime tercüme etmek mümkün mü?
CEVAP
Kur'an-ı kerimin tefsiri ve tevili ancak ehli olan âlimler tarafından yapılır Fakat kelime kelime tercümesi mümkün olmaz Tercüme ile murad-ı ilahi anlaşılamaz Hadis-i şeriflerin de kelime kelime tercümesi çok zaman yanlış manalara gelir Hatta bir dildeki deyim, terim ve atasözlerinin bile kelime kelime tercümesi çok yanlış olur

Mesela Fransızca, De bonne guerre,kelime olarak, iyi savaştan demektir Deyim olarak, kanunlara uygun demektir

İngilizce, Rain cats and dogs = kedi köpek yağıyor demektir Deyim olarak sağanak halinde yağmur yağıyor demektir Bir Gazetenin İngilizce bilen muhabiri, bu ifadeyi okuyunca, Amerika�ya kedi köpek yağdı diye haber vermişti İngilizce�de bu hatayı yapan, Kur�an-ı kerimdeki ifadelerde ne çamlar devirmez ki

Selefilerin Allah gökte demesi bu yüzdendir Allahü teâlâyı eli gözü kulağı olan bir insan gibi düşünmeleri bu sebepledir Arapça�daki deyimlere geçmeden önce Türkçe�deki deyimlere bakarsak konunun önemi iyi anlaşılır

Mesela Göz boyamak tabirini kelime kelime yabancı bir dile çevirirsek, gözün üstüne boya sürmek gibi bir mana çıkar Halbuki, Türkçe�de göz boyamak, aldatmak demektir Göze girmek gözün içine girmek değil, takdir toplamak, itibar kazanmak demektir Gözden düşmek de itibarını kaybetmek demektir Eli açık deyiminde de, el ve açık kelimelerini kullanmadan, cömert anlamına gelen kelimelerle tercüme etmek gerekir Türkçe�de hırsızlık yapana eli uzun derler Arapça�da ise cömert demektir Hazret-i Zeyneb binti Cahş, cömert ve marifetli idi Peygamber efendimiz onun hakkında, (Bana en önce kavuşacak olanı, eli uzun [cömert] olanıdır) buyurmuştur

Dünya
kelimesi, Türkçe�de, yeryüzü manasından başka, fikir ve inanç bütünlüğü manasına İslam dünyası denir Görüş manasına da gelir Dünyaları ayrı iki insan gibi Çok kalabalık manasına da, Dünyanın insanı gelmiş denir Başka manaları da vardır Bunlar dünya olarak başka dile nasıl tercüme edilir ki Elbette açıklayarak çevrilir Kur�an-ı kerimin böyle kelime kelime yapılan mealleri çok yanlıştır

Dünya, Arapça�da alçak, mal gibi başka manalara da gelir Üç örnek:
(Dünya [deni, alçak şeyler, haram ve mekruhlar] melundur) [İbni Mace]

(Dünya
[dünya malı] bana yaklaşmak istedi "Benden uzaklaş" dedim Giderken, "Sen benden kurtuldun ama, senden sonrakiler benden kurtulamaz" dedi) [Bezzar]

(Cennet anaların ayakları altındadır)
hadis-i şerifini, (Cennet, ananın rızası altındadır) şeklinde açıklamak gerekir Ancak bu kadar bir açıklama da kâfi gelmez Çünkü ana babanın gayrı meşru emirlerine de riayet edilmesi gerekeceği anlaşılır Ayrıca bir çocuk, Müslüman olmasa; ama ana babasının rızasını alsa, Cennete gideceği de zannedilebilir O halde hadis-i şerifi İslam âlimlerinin açıkladığı şekilde bildirmelidir Yani, (Müslüman bir evlat, Müslüman ana babanın dine uygun emirlerine riayet edip rızalarını kazanırsa, Cenneti kazanır) demek gerekir

(Eş-şeru tahtesseyf) ve (El Cennetü tahte zılalissüyuf) hadis-i şeriflerini kelime kelime tercüme edersek (İslam kılıç altındadır) ve (Cennet kılıçların gölgesi altındadır) demektir İslam kılıcın altında ne demektir? Kılıç ile atom bombası, roket, radar, füze gibi her çeşit savaş araçları kastedilmektedir Müslümanlar, ekonomide, teknolojide ileri seviyede olursa, dinlerini korumuş olurlar Yani, İslamiyet, kılıç ve diğer araçların koruması altındadır Amerika�nın, Rusya�nın tekniğini almak gerekir O halde yukarıdaki hadis-i şeriflerin açıklaması şöyle olur:
(İslamiyet, kâfirlerdeki silahların hepsini yapmakla ve bunları iyi kullanmakla sağlam kalır)

Kur�anı yanlış tercüme etmek
Birçok kelimenin bir hakiki manası, bir de, kinaye mecaz manası olur Kinaye, bir şeyi, açık anlamı başka olan kelimelerle anlatmaktır Kur�an-ı kerimde mecazi ifadelerden başka, Müteşabih âyetler vardır Bunlara görünen manayı vermek çok yanlış olur Bilhassa Allahü teâlâ ile ilgili mecazlar, müteşabih olanlar daha önemlidir Allahü teâlâ hiçbir yaratığa benzemez Çünkü, Kur�an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
(Leyse kemislihi şeyün [Onun benzeri hiçbir şey yoktur]) [Şura 11]

(Sübhanekellahümme [Allah�ım, Seni noksan sıfatlardan tenzih, kemal sıfatlarla tavsif ederim]) [Yunus 10]Allahü teâlâ hiçbir şeye benzemezken benzediği sanılan âyetler de vardır Birkaçı şöyledir:
(Kıyamet günü yeryüzü Allah�ın kabzasında olur, gökler de sağ eliyle dürülür) [Zümer 67]

(Yahudiler, Allah'ın eli bağlıdır, dediler Hayır, Allah�ın iki eli de açıktır) [Maide 64]

(Allah�ın eli onların ellerinin üzerindedir)
[Fetih 10]

(Doğu da batı da Allah�ındır Nereye dönerseniz Allah�ın yüzü oradadır)
[Bekara115]

(Allah Arşa istiva edendir Nerede olsanız, O sizinle beraberdir) [Hadid 4]

Bu âyetlerde bildirilen el, yüz ifadeleri, bir mahlukun eli veya yüzü gibi sanılabilir Halbuki Allah hiçbir mahluka benzemez Benzemediğini de birinci âyette bildirdik İstiva kelimesi oturmak sanılırsa Allah mahluklara benzetilmiş olur ve yukarıdaki âyetlere aykırı olur Nerede olursanız sizinle beraberdir ifadesi de mecazidir Çünkü O mekandan münezzehtir Selefiler bu âyeti tevil ettikleri halde, ötekileri tevil etmiyorlar Selefilere değil, Ehl-i sünnet âlimlerinin açıklamalarına itibar etmeli

 

serhendli isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 09-22-2008   #2
Bilgiler
Üye
 
Bilgiler
Üyelik tarihi: Sep 2008
Mesaj: 9
İtibar
Tecrübe Puanı: 1
Rep Puanı : 15
Rep Derecesi :
serhendli Seçkin bir yolda.
serhendli RSS Feed
Standart --->: Mealerden Din öğrenilmez



Açıklamasız tercümeler yanlış olur Kur�an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
(Kadınlara dokununca gusledin) [Maide6] (Cima için lems [dokunmak] kelimesi kullanılmıştır Bu haliyle yazılırsa kadına dokunanın gusletmesi gerektiği anlaşılır)

(Kanadını müminler için indir)
[Hicr 88] (Şefkat et, tevazu göster demektir Sadece kanadını indir dememeli)

(Ellerini boynuna bağlama, büsbütün de açma)
[İsra 29] (Cimrilik etme, israfa da kaçma demektir Açıklamasız yazmamalı)

(İbil�in nasıl yaratıldığına bakmazlar mı?)
[Gasiye 17] (İbil deve demektir İbil�in başka manalarını da düşünen bir Yahudi dönmesi, İbil�i yağmur yüklü bulut diye tercüme ederek Kur'anın manasını değiştirmeye çalışmıştır)

Rahman suresinin baş taraflarında vezn, mizan kelimeleri geçiyor Piyasadaki bazı meallerde vezn, tartı, terazi diye tercüme edilmiştir Vezn kelimesinin tartı, terazi olarak tercüme edilmesi hatalı olur Âyet-i kerimede güneş ve ayın bir hesap, bir muvazene, bir denge, bir sistem, bir nizam üzere hareket ettikleri bildirilmektedir

Mümin, kâfir, fasık, salih, münafık gibi kelimeler aynen alınmalı, bundan sonra gerekli açıklamalar yapılabilir Bunların yerine tercümesi diye uydurma bir kelime konursa manası bozulur Mesela bir mezhepsiz, kâfirun suresindeki kâfir kelimesini nankör diye tercüme etmiştir Bir başka mezhepsiz de salih kelimesini barışsever olarak tercüme etmiştir Bir başka mezhepsiz de, Salat kelimesini dua diye tercüme etmiştir Salat kelimesi dua anlamına da gelirse de, birçok yerde namaz yerine kullanılmaktadır Salat, dua diye yazan mezhepsizin mealini esas alan ve kendilerine mealciler denen bir grup türemiştir Bunlara göre namaz diye bir şey yoktur Biraz dua etmekle namaz kılınmış olur

Bu acı örnekler gösteriyor ki, Kur�an-ı kerimi kelime kelime tercüme etmek yanlış olduğu gibi, böyle yanlış tercümelerle amel etmeye kalkmak da çok yanlış olur

Müslümanlar bâtıniliğe sapmamalı
Sual:
Âyetleri ve hadisleri kendi görüşüne göre yorumlamak, mesela (Kur�an-ı kerimde bildirilen dabbetülarz denilen hayvan, aids hastalığıdır) demek caiz midir? (Güneş batıdan doğacak demek, Avrupa müslüman olacak demektir) demek caiz midir?
CEVAP
Hadis-i şerifte, (Kur�anı kendi görüşüne göre açıklayan kâfir olur) buyuruluyor Hadis-i şerifleri de kendi görüşüne göre açıklamak sapıklıktır Hâşâ Peygamber efendimiz bilmece gibi hadis-i şerif mi söylüyor Her dilde deyimler vardır Bunlarda kelimelerin ifade ettiği anlam değil, cümlenin ifade ettiği anlam esas alınır Bunu caiz olmayan tevil ve yorumla karıştırmamalıdır

Mesela kaş yapayım derken göz çıkarmak deyimin de ne kaş ne de göz ile ilgisi vardır Bir iş yapılırken daha büyük zarara uğramak kastediliyor

Milel-nihâl kitabında diyor ki:
(Şiiler yirmi fırkadır Onsekizinci fırkası, İsmaili fırkasıdır Bu fırkaya, Bâtıniyye de denir Bunlar, Kur'an-ı kerimin zahiri, yani anlaşılan manası olduğu gibi, bâtıni, yani gizli, iç manası da vardır Bâtıni manası lazımdır, zahiri manası lazım değildir diyorlar Bu ise küfürdür)

Müslümanlar bâtıniliğe sapmamalıdır İslam âlimleri âyetlere ne anlam vermişse, onu bildirmeli, kendiliğinden bir şey ilave etmemelidir

Dabbetülarz denilen hayvan, aids hastalığı değildir Veya bir sapığın dediği, falan ingiliz, yani insan değildir Dabbetülarz hayvandır Özellikleri ve yapacakları da bildirilmiştir Güneş batıdan doğacak demek, Avrupa müslüman olacak demek değildir Dünya kendi yörüngesinden çıkacak başka yörüngeye girecek, şimdikine göre ters dönecek, yani güneş batıdan doğacaktır O zaman tevbe kapıları da kapanmış olacaktır

Meallerde hatalar olur
Sual:
Yunus suresinin 88 âyetinde piyasadaki bütün mealler şöyle diyor:
Musa Allah�a dedi ki: Ya rabbi, Firavuna bu kadar malı insanları senin yolundan saptırması için mi verdin? Onları ve mallarını yok et
Musa aleyhisselam Allahü teâlâya böyle der mi, onu böyle suçlar mı? Bu mealler yanlış değil mi?
CEVAP
Evet yanlıştır Biz de piyasadaki çok meale baktık, hepsi de aşağı yukarı aynı şekilde yazıyor Bu bakımdan açıklamasız olan meallere itimat edilmez Tefsirlere bakmak gerekir Biz de tefsirlere baktık
O şekildeki meal uygun değil Kurtubi tefsirinde diyor ki:
Liyudıllu kelimesinde ki lam harfinin çeşitli manaları vardır Buradaki lam, sonucu, bildirir Nitekim haberde geldi ki:
(Bir melek her gün şöyle seslenir: Sonunda ölmek üzere doğuyorsunuz, işlerinizi de sonunda harap olmak üzere bina ediyorsunuz)

Âyette, Firavun ve adamlarının işlerinin sonu sapıklığa varacağı için, sanki verilen mallar, sapıtmaları için verilmiş gibi oluyor (Senden yüz çevirdikleri halde onlara bu kadar mal mülk verdin, senin onlardan yüz çevirmenden de korkmadılar Senin onlardan razı olmadığını anlayamadılar Sapıklıklarına devam ettiler Malı sapıtmamaları için verdin ama onlar sapıttılar, öyle ise sapıtmalarına sebep olan malları onların ellerinden al Verdiğin mallarla onları bu yolda imtihan eyle) denmek isteniyor Netice olarak âyetin meali şöyle oluyor:
(Musa aleyhisselam dedi ki: Ya Rabbi, Sen Firavun ve kavmine dünya hayatında göz kamaştıran zenginlik ve bol servet verdin Bu kadar malı sanki sen, insanları senin yolundan saptırmaları için vermişsin gibi kötü yollarda kullanıyorlar Onları ve mallarını yok et, kalblerini de şiddetle sık, elemli azabı görmedikçe [vahiyle bana bildirdiğin gibi] onlar iman etmezler)

Bu mu benim rabbim?
Sual:
Birçok mealde İbrahim aleyhisselamın ay ve güneş için (Bu benim rabbim) dediği bildiriliyor Bir Peygamber nasıl böyle söyler? Bu mealler yanlış değil mi?
CEVAP
Evet yanlıştır Tefsirlerde, (Bu mu benim rabbim, bunlardan rab olamaz) anlamında söylediği bildiriliyor

Hazret-i Ömer�in de buna benzer sözleri vardır İbni Sebe bu sözleri istismar ediyor (Ömer Hudeybiye�de, Resulullahın peygamberliğinden şüphe etmişti) diyor Hazret-i İbrahim, (Bu mu benim rabbim) dediği gibi, Hazret-i Ömer de, Allah ve Resulüne olan teslimiyetini bildirmek için, (Ya Resulallah sen Allah�ın Peygamberi değil misin? Biz hak, kâfirler bâtıl yolda değil mi?) mealindeki sözlerinden dolayı İbni Sebe, Hazret-i Ömer�e saldırıyor Hazret-i Ömer, (Ya Resulallah, sen elbette Allah�ın resulüsün, bizim yolumuz elbette hak, kâfirler elbette bâtıl yoldadır Zahiren aleyhimize görünen bu anlaşmada asla dinden taviz verilmedi) demek istediğini bütün Ehl-i sünnet âlimleri bildirmektedir (Kurret-ül-ayneyn)

 

serhendli isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 09-22-2008   #3
Bilgiler
Üye
 
Bilgiler
Üyelik tarihi: Sep 2008
Mesaj: 9
İtibar
Tecrübe Puanı: 1
Rep Puanı : 15
Rep Derecesi :
serhendli Seçkin bir yolda.
serhendli RSS Feed
Standart --->: Mealerden Din öğrenilmez



Kur�an-ı kerimi herkes anlayamaz Sual: Kur�an-ı kerimi herkes anlayabilir mi, yoksa Resulullah efendimizin açıklaması şart mıdır?
CEVAP
Kur�an-ı kerimi tam olarak yalnız Resulullah anlamıştır Çünkü muhatabı Odur Kur�an Ona gelmiştir Ondan başkası tam anlayamaz Onun için Allahü teâlâ buyuruyor ki:
(İnsanlara açıkla diye Kur�anı sana indirdik) [Nahl 44]

Açıklamak, âyet-i kerimeleri, başka kelimelerle ve başka suretle anlatmak demektir Bırakın bizleri, ümmetin âlimleri de, âyetleri anlayabilselerdi ve kapalı olanları açıklayabilselerdi, Allahü teâlâ Peygamberine, sana vahy olunanları tebliğ et der, açıklamasını emretmezdi Bu ve benzeri âyetlere rağmen, (Resulullah Kur�anı getirmekle işi bitmiştir, o bir postacı idi) diyen mezhepsiz türediler vardır Eshab-ı kiram, ana dilleri Arapça olduğu halde, bazı âyetleri anlayamayıp, Peygamber efendimize sorarlardı Resulullah, Kur�an-ı kerimin tefsirini Eshabına bildirmiştir Eshab-ı kiramın bildirdiğinden başka türlü söyleyenler, dalalete, hatta küfre düşer Tefsir, yoruma değil, nakle dayanır

M Masum-i Faruki hazretleri buyuruyor ki:
(Bir gün Peygamber efendimiz, Hazret-i Ebu Bekir�e ince marifetleri, onun seviyesine göre anlatıyordu Yanlarına Hazret-i Ömer gelince, konuşma üslubunu onun da anlayacağı şekilde değiştirdi Hazret-i Osman gelince, yine konuşma tarzını değiştirdi Hazret-i Ali de gelince konuşmasını, hepsinin anlayacağı tarzda değiştirdi Resulullahın her defasında konuşma üslubunu değiştirmesi, oradaki zatların istidatlarının farklı oluşlarından meydana gelmiştir) [Mek Masumiyye 59]

Hadis-i şeriflerde (Benden sonra Peygamber gelseydi, Ömer olurdu), (Osman�ın şefaati ile Cehennemlik 70 bin kişi sorgusuz Cennete girecek) ve (Ben ilmin şehriyim Ali de kapısıdır) buyuruldu Her üçü de bu derece yüksek olduğu ve Arabiyi çok iyi bildiği halde, Hazret-i Ebu Bekir�e anlatılan tefsiri bile anlayamadılar Çünkü Peygamber efendimiz herkese derecesine göre anlatıyordu

Bir hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(İnsanlara akıllarına, anlayışlarına göre söyleyin, inkârcı olmasınlar, Allah�ı ve Resulünü yalanlamasınlar) [Buhari]

Şahsi görüşe göre tefsir yapmanın büyük zararını iyi bilen Hazret-i Ebu Bekir, (Kur�an-ı kerimi kendi görüşümle tefsire kalkarsam, beni hangi yer taşır, hangi gök gölgeler) buyurmuştur (Şir�a)
Kur�an-ı kerimi, Arapça bilen de tam anlayamaz Dil bilmek ayrı, ilim bilmek ayrıdır Türkçe bilen, tıp, hukuk, fen bilgisini anlayabilir mi? Hadis-i şerifte, (Kur�an, Allah�ın metin ipidir Manalarının hepsi anlaşılmaz) buyuruldu Kur�an-ı kerim çok veciz olup, bitmez tükenmez manalarının bulunduğu, bütün manaları bildirilse bile, yazmak için kağıt ve mürekkep bulunamayacağı şöyle bildirilmektedir:
(De ki, Rabbimin [hikmetli] sözleri için, denizler mürekkep olsa, bir o kadar daha deniz ilave edilse, denizler tükenir, Rabbimin sözleri tükenmez) [Kehf 109]

Mevduat-ül-ulum
�da deniyor ki:
(Kur�an ilmi, içinde şaşılacak, akıllara durgunluk verecek, sayısız acayip haller bulunan engin bir denizdir Ondaki her ilmi öğrenmek, sırrına erişmek imkansızdır)

İnsanların yazdığı anayasayı bile anlamak için hukukçulara gidiliyor Bir kanundan bile herkes aynı şeyi anlamazken, Allah�ın kelamını nasıl anlayabilir?

Beyrut�ta ana dili Arabi olan çok papaz var!
Sual:
(Andolsun biz Kur�anı anlayasınız diye kolaylaştırdık, öğüt alan yok mu?) âyeti varken biz Kur�anı niye anlamayalım ki? Hadislere ne ihtiyaç var ki? Veya tefsire ne ihtiyaç olur ki? Allah biz kolaylaştırdık derken, niye Hadislere bakıp da işimizi zorlaştıralım?
CEVAP
Her ilmi ancak ehli anlar Herkes, her ilmi bilmez Evet Kur'an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
(Kur'anı öğüt almak için kolaylaştırdık Düşünüp öğüt alan yok mu?) [Kamer 17]
Tefsirlerdeki açıklaması şöyle:
(Kur'anı hıfzetmek, ezberlemek için kolaylaştırdık O halde onun öğütlerini dinleyen, onu ezberleyen var mı?) [Celaleyn]

Mevduat-ül-ulumda (Tefsir ilminin dalları) kısmında buyuruluyor ki:
(Kur'an-ı kerim ilmi, içinde şaşılacak, akıllara durgunluk verecek sayısız acayip haller bulunan engin bir denizdir Öyle yüksek ve metin bir dağdır ki, ondaki gariplikleri öğrenmek, her sırrına erişmek imkansızdır Bu ilmin sayılmayacak kadar dalı, erişilmeyecek kadar fenni vardır) Bu bölümde 8 temel ilim ile, 72 yardımcı ilim hakkında bilgi verilmektedir
Herkes Kur'an-ı kerimi anlasa, ondan hüküm çıkarabilseydi, hadis-i şeriflere lüzum kalmaz, (Peygamberin emrettiğini yapın, yasakladığından sakının) buyurulmazdı (Haşr 7)

Eğer herkes Kur'an-ı kerimi anlasaydı, 72 sapık fırka meydana çıkmazdı
Kur'an-ı kerimi kendi görüşüne göre tefsir etmenin büyük hata olduğu, bu kimsenin Cehenneme gideceği, hatta kâfir olacağı hadis-i şeriflerde bildirilmiştir Şu halde, (herkes Kur'anı anlar, herkes meal okusun, hadislere, fıkıh kitaplarına lüzum yok) demenin büyük bir cinayet olduğu meydandadır Yüzenleri görüp de, (Denizde yüzmek kolaydır Herkes yüzebilir) sanarak yüzme bilmeyen bir genci, okyanusun ortasına atmak, Kur'an-ı kerime mana vermek yanında çok hafif kalır Çünkü yüzme bilmeyen boğulur; fakat Kur'an-ı kerime yanlış mana veren Cehenneme gider

Piyasadaki Türkçe tefsirlerde, şahsi düşünceler vardır Okuyana zararı, faydasından çoktur Hele İslam düşmanlarının, zındıkların, bid'at sahiplerinin, Kur'an-ı kerimin manasını bozmak için yaptıkları tefsirler, birer zehirdir Bunları okuyan genç zihinlerde, bir takım şüpheler, itirazlar hasıl olur Zaten, bizim gibilerin, dinimizi öğrenmek için, tefsir ve hadis-i şerif okuyarak, hüküm çıkarması caiz değildir Çünkü Kur'an-ı kerimi ve Hadis-i şerifi yanlış anlamak veya şüphe etmek imanı giderir Yalnız Arabi bilmekle, tefsir ve Hadis anlaşılmaz Her Arabi bileni, din âlimi sanan aldanır Beyrut�ta ana dili Arabi olan çok papaz var; fakat, hiçbiri İslamiyet�i bilmez

Bir okuyucu, (Yalnız senden yardım dileriz Fatiha 5, Yalnız Allah�a güvenin, Maide 23, Yalnız benden korkun Bekara 40, âyetleri pek açıktır Herkes anlar Neresi açıklansın) diye sordu

(Yalnız senden yardım dileriz)
dedikten sonra, birinden bir bardak su istesek bu âyete aykırı mıdır, değil midir? Hangi hususta başkasından yardım istemeyeceğiz? Bunlar açık değildir

(Yalnız Allah�a güvenin)
buyuruluyor Ne hususta Allah�a güveneceğiz? Bir doktora muayene olsak, ilaç verse, güvensek, bu âyete aykırı olur mu? Topkapı�dan Sirkeci�ye giden tramvaya binsek, "Bu tramvay, bizi Sirkeci�ye götürür" desek, Allah�tan başkasına mı güvenmiş olacağız? Demek ki güvenmenin izahı gerekir

(Yalnız benden korkun)
buyuruluyor Başka bir âyet-i kerimede, (İnsanlardan korkmayın, benden korkun) buyuruluyor (Maide 44) Hırsızdan, hainlerden ve yılandan korksak bu âyete aykırı olur mu? Demek ki açıklaması gerekli

(Namaz kılın, zekat verin)
buyuruluyor (Hac 78, Nur 56) Namazın nasıl, kaç rekat kılınacağı, zekatın nasıl, hangi mallardan verileceği açık değildir Bütün bunlar, hadis-i şeriflerle ve âlimlerin açıklaması ile anlaşılmıştır

Fetih suresinin, (Allah�ın eli onların ellerinin üzerindedir) mealindeki 10 ve Bekara suresinin, (Doğu da, batı da Allah�ındır, nereye dönerseniz Allah�ın yüzü oradadır) mealindeki 115 âyet-i kerimesinin tevile ihtiyacı vardır

Yine mealen buyuruluyor ki:
(Allah, dilediğini saptırır, dilediğini doğru yola iletir) [Araf 155, İbrahim 4]

Bu âyetleri okuyan bir dinsiz, (doğru yola getiren ve sapıttıran Allah olduğuna göre, beni de dinsiz yapan Odur Benim bunda ne suçum var) diyebilir Bu bakımdan hadis-i şeriflere ve âlimlerin açıklamasına ihtiyaç vardır

Nitekim, âyetlerden anladığına uyup, "hayır-şer Allah�tan olduğuna göre, bize günah işleten de Allah�tır Biz günahlardan mesul değiliz" diyenler çıkmıştır

İşte bu tehlikeyi önlemek için Peygamber efendimiz, gerekli açıklamayı yapmıştır Âlimler de bunları açıklamış, artık, bahane kalmamıştır Kur'an-ı kerimi anlamak için açıklamaya ihtiyaç olduğunu bizzat Hak teâlâ bildiriyor:
(Kur'anı insanlara açıklayasın diye sana indirdik) [Nahl 44]

(Resulümün verdiğini alın, yasakladığından da sakının!) [Haşr 7]

(O,
[Resulüm] vahiyden başkasını söylemez) [Necm 3,4]

(Resulüme uyun ki, doğru yolu bulun!) [Araf 158, Nur 54]

(Resule itaat eden, Allah�a itaat etmiş olur)
[Nisa 80]

(Allah�a itaat edin, Peygambere itaat edin İşlerinizi boşa çıkarmayın) [Muhammed 33]

(Allah ve Resulüne itaat eden Cennete, isyan eden Cehenneme gider)
[Nisa 13,14]

(Yüzleri ateşte evrilip çevrildiği gün: Eyvah bize! Keşke Allah�a itaat etseydik, Peygambere de itaat etseydik! derler)
[Ahzab 66]

 

serhendli isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 09-22-2008   #4
Bilgiler
Üye
 
Bilgiler
Üyelik tarihi: Sep 2008
Mesaj: 9
İtibar
Tecrübe Puanı: 1
Rep Puanı : 15
Rep Derecesi :
serhendli Seçkin bir yolda.
serhendli RSS Feed
Standart --->: Mealerden Din öğrenilmez



Kur�an-ı kerimin açıklanması Sual: Kur�anı herkes anlayamaz diyorsunuz Halbuki Yusuf suresinin ikinci, Fussilet suresinin 44 âyetinde herkesin anlayacağı açıkça bildirilmiyor mu?
CEVAP
Hayır bildirilmiyor Yusuf suresinin, (Anlayabilmeniz için, Kur�anı Arapça olarak indirdik) mealindeki ikinci âyet-i kerimesi, tefsirlerde özetle şöyle açıklanıyor:
(Kur�an-ı kerimi herhangi bir lisan ile değil, en geniş, en açık olan Arapça olarak indirdik Eğer iyi düşünürseniz, bu Kitabın ulviyetini, kendisinin bir şaheser, sözlerinin, bütün insanlığa hitap ettiğini görür, Müslüman olmayı en büyük bir vazife, en yüksek bir saadet telakki edersiniz Ey Araplar, Kur�an-ı kerim, sizin dilinizle indi Edebiyatçıların, şairlerin sözlerine benzemediğini gördünüz Bunun insan sözü olmadığını, İlâhi bir kelam olduğunu düşünürseniz, anlarsınız)

Demek ki âyetteki anlamak, bunun ilâhi kelam olduğunu anlamaktır Yoksa ahkâmını anlamak değildir Eğer öyle olsaydı, Allahü teâlâ, (Resulüm, Kur�anı insanlara açıkla) buyurmazdı (Nahl 44)

Fussilet suresinin, (Eğer biz Kur�anı yabancı bir dil ile gönderseydik, �âyetleri tafsilatlı şekilde açıklanmalıydı Araplar için, Arapça olmayan bir kitap mı olur� derlerdi De ki: O Kur�an, inananlar için doğru yolu gösteren bir rehber ve şifadır İnanmayanların ise, kulaklarında bir ağırlık vardır ve Kur�an onlara kapalıdır Sanki onlara uzak mesafeden bağırılıyor da Kur�anın ne söylediğini anlamıyorlar) mealindeki 44 âyetin açıklaması da şöyledir:
Kur�an-ı kerim, [Çince, Yunanca, Rusça değil de], sizin lisanınızda, yani Arapça�dır Siz Arap olduğunuza göre, ifadelerinin vecizliğinden, şaheserliğinden bu Kur�anın ilâhi bir kelam olduğunu anlarsınız Yoksa, (Arapça bildiğinize göre, Kur�anın hükümlerini de anlarsınız) denmiyor Âyetin devamında, inanmayanların, [ve yalnız Kur�an diyen zındıkların] Kur�anı sağırlar gibi duymadıkları ve anlayamadıkları bildiriliyor Zaten herkes Kur�andaki aynı şeyi doğru olarak anlasaydı, 72 sapık fırka meydana çıkmazdı İmanı, farzları ve haramları öğrenmek farzdır Bunlar, ancak fıkıh kitaplarından öğrenilir Fıkhı, müctehid âlimler, âyet ve hadislerden çıkarmışlardır (Hadika)

İmam-ı Şarani hazretleri buyuruyor ki:
Namazların kaç rekat olduğunu, bayram ve cenaze namazlarının nasıl kılınacağını, zekat nisabını, orucun ve haccın farzlarını, hukuk bilgilerini, Resulullah açıklamasaydı Kur�an-ı kerimden anlamak mümkün değildi İmran bin Husayn hazretleri, (Bize yalnız Kur�andan söyle) diyene, (Ey ahmak, Kur�andan her şeyi anlamak mümkün mü? Mesela namazların kaç rekat olduğunu bulabilir miyiz?) buyurdu Hazret-i Ömer�e de, (Farzların, seferde kaç rekat kılındığını Kur�anda bulamadık) dediler Cevaben, �Biz, Kur�anda bulamadığımızı, Resulullahtan gördüğümüz gibi yapıyoruz O, seferde dört rekatlık farzları, iki rekat olarak kılardı� buyurdu (Mizan-ül-kübra)

Zaten, bizim gibilerin, dini öğrenmek için, tefsir ve hadis okuması uygun değildir Çünkü Kur�an ve hadisi yanlış anlamak veya şüphe etmek imanı giderir Bu inceliği iyi bilen Hazret-i Ebu Bekir buyurdu ki:
(Kur�anı kendi görüşümle tefsire kalkarsam, beni hangi yer taşır, hangi gök gölgeler) [Şir�a]

Kur�an-ı kerim hiçbir dile, hatta Arapça�ya bile tercüme edilemez Herhangi bir şiirin bile, tam tercümesine imkan yoktur Ancak izah edilebilir Kur�an-ı kerimin manası tercümeden anlaşılmaz Bir âyetin manasını anlamak demek, Allahü teâlânın, bu âyette ne demek istediğini anlamak demektir Bu âyetin herhangi bir tercümesini okuyan, murad-ı ilahiyi öğrenemez Tercüme edenin, bilgi derecesine göre anlamış olduğunu öğrenir Hele tercüme eden bid�at ehli ise, mana tamamen değişir Tefsir, murad-ı ilahiyi anlamak demektir Kendi görüşüne göre verilen mana, doğru olsa bile, meşru yoldan olmadığı için hata olur, mana yanlış ise, küfür olur (Berika)

Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Kur�anı kendi görüşü ile açıklayan, doğru olsa bile, muhakkak hata etmiştir) [Nesai]

(Kur�ana ehliyeti olmadan mana veren, Cehennemde azap görecektir) [Tirmizi]

(Kur�anı kendi görüşüne göre tefsir eden kâfir olur) [M Rabbani]

Kur�an-ı kerimi nasıl anlarız Sual: Kur�an-ı kerimi anlamak için ne yapmalıyız?
CEVAP
Kur�an-ı kerimin hakiki manasını anlamak isteyen bir kimse, din âlimlerinin kelam ve fıkıh ve ahlak kitaplarını okumalı Bu kitapların hepsi, Kur�an-ı kerimden ve hadis-i şeriflerden alınmıştır Kur�an tercümesi diye yazılan kitaplar, doğru mana veremez Okuyanları, bunları yazanların düşüncelerine ve maksatlarına esir edip, dinden ayrılmalarına sebep olur

Kur�an-ı kerim hiçbir dile tercüme edilemez Herhangi bir şiirin bile, tam tercümesine imkan yoktur Ancak izah edilebilir Kur�an-ı kerimin manası tercümeden anlaşılmaz Bir âyetin manasını anlamak demek, Allahü teâlânın, bu âyette ne demek istediğini anlamak demektir Bu âyetin herhangi bir tercümesini okuyan, murad-ı ilahiyi öğrenemez Tercüme edenin anlamış olduğunu öğrenir Hiçbir Kur�an tercümesinden din öğrenilemez Dinini öğrenmesi için bir kimsenin eline, en uygun tercümeyi vermek, okyanus ortasında bulunan insana bir tahta parçası vermekten daha kötüdür Çünkü bu tahta parçası ile insan sahile çıkabilir, çıkamazsa ölür ve imanlı ise Cennete gider Fakat tercümeden din öğrenmeye kalkışan, imanını kaybedebilir Yahut denizde yüzenleri görüp de, (Yüzmek kolay, herkes yüzebilir) sanarak yüzme bilmeyen bir genci, okyanusun ortasına atmak, Kur�ana mana vermek yanında çok hafif kalır Çünkü yüzme bilmeyen boğulur; fakat Kur�an-ı kerime yanlış mana veren, küfre düşüp Cehenneme gider

Zaten, bizim gibilerin, dini öğrenmek için, tefsir ve hadis okuması uygun değildir Çünkü Kur�an ve hadisi yanlış anlamak veya şüphe etmek imanı giderir Bu inceliği iyi bildiği için, Hazret-i Ebu Bekir, (Kur�anı kendi görüşümle tefsire kalkarsam, beni hangi yer taşır, hangi gök gölgeler) buyurdu (Şir�a)
Muteber tefsir kitaplarını da anlayabilmek için, yirmi ana ilmi, iyi öğrenmek gerekir Tefsir ilmini bilmeyenin hadis ve tefsir okumaya kalkışması, mide hastasının, kuvvetlenmek için, baklava, börek yemesine benzer Halbuki, bu hastanın, önce perhiz yapması, sonra, kuvvetli yemesi gerekir Ana ilimleri okumayan, din öğrenmek için, Kur�an tercümesi, tefsir, hadis okumaya kalkışırsa, bunları yanlış anlayarak, dini, imanı da kaybeder Muteber tefsirler bile, ehlinden başkasına zararlı olur

Kur�an-ı kerimi anlamak için Resulullahın açıklamalarını bilmek gerekir Sünneti de anlamak için Eshab-ı kiramın ve âlimlerin açıklamalarını bilmek gerekir

Piyasadaki Türkçe tefsirlerde, şahsi düşünceler vardır Okuyana zararı, faydasından çoktur Hele İslam düşmanlarının, zındıkların, bid�at sahiplerinin, Kur�an-ı kerimin manasını bozmak için yaptıkları tefsirler, birer zehirdir Bunları okuyan genç zihinlerde, birtakım şüpheler, itirazlar hasıl olur
Kur�anın hakiki tefsirini yapan, doğru manasını veren, ancak onun muhatabı olan Muhammed aleyhisselam ve Onun hadis-i şerifleridir Bu hadis-i şerifleri de, ancak Eshab-ı kiram ve müctehid imamlar anlayabilmiş, Müslümanlar da bu âlimlerin anladıklarına uymuştur Şu halde, Kur�andan ve hadisten ve bunların tercümelerinden din öğrenmek mümkün olmaz Her Müslüman, dinini, Ehl-i sünnet âlimlerinin kitaplarından hazırlanan ilmihallerden öğrenmelidir

Bazı sapıklar, �Anlamadan Kur�an okumanın faydası olmaz, mealini okumalı� diyorlar İmam-ı Gazali hazretleri buyuruyor ki: (İmam-ı Ahmed bin Hanbel, Allahü teâlânın, (Anlayarak da, anlamayarak da Kur�an okuyan benim rızama kavuşur) buyurduğunu bildirdi) [İhya]

Fıkıh ilmi
Sual:
Fıkıh öğrenmek, Kur�an meali öğrenmekten daha sevab mı olur?
CEVAP
Fıkıh hayatın can damarıdır Müslümanın fıkıhsız hayatı olmaz İmam-ı a�zam hazretleri fıkıh için (lehine ve aleyhine olanı bilmektir) diyor Kârını zararını bilmeden iş yapana deli denir Dinde de kârını zararını bilmemek felakettir Fıkıh bilmeden ibadet yapılamaz, iman da korunamaz

Piyasadaki mealler birbirini tutmaz En doğru olan mealden bile fıkıh öğrenilmez Mesela Kur�an-ı kerimde (Namaz kılın) buyurulur, ama, nasıl namaz kılınacağı, namazın farzları, namazı bozanlar gibi hususları Kur�an-ı kerimde bulamayız Kur�an-ı kerimi Peygamber efendimiz, hadis-i şerifler ile açıklamıştır Hadis-i şerifleri de İslam alimleri açıklamıştır
devamı ve daha fazlası için dinimizislamcom u tıklayınız

 

serhendli isimli Üye şimdilik offline konumundadır  

Powered by vBulletin® Version 3.6.11
Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Forum Etiketleri

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308