Hayır; o inkar edenler (boş) bir gurur ve bir parçalanma içindedirler
Biz kendilerinden önce, nice kuşakları yıkıma uğrattık da onlar feryad ettiler; ancak (artık) kurtulma zamanı değildi
İçlerinden kendilerine bir uyarıcının gelmesine şaştılar Kafirler dedi ki: "Bu, yalan söyleyen bir büyücüdür"
"İlahları bir tek ilah mı yaptı? Doğrusu bu, şaşırtıcı bir şey"
Onlardan önde gelen bir grup: "Yürüyün, ilahlarınıza karşı (bağlılıkta) kararlı olun; çünkü asıl istenen budur" diye çekip gitti
"Biz bunu, diğer dinde işitmedik, bu, içi boş bir uydurmadan başkası değildir"
"Zikir (Kur'an), içimizden ona mı indirildi?" Hayır, onlar Benim zikrimden bir kuşku içindedirler Hayır, onlar henüz Benim azabımı tatmamışlardır
Yoksa, güçlü ve üstün olan, karşılıksız bağışlayan Rabbinin hazineleri onların yanında mıdır?
Yoksa göklerin, yerin ve bu ikisi arasında bulunanların mülkü onların mı? Öyleyse, sebepler içinde (bir imkan ve güç bularak göğe) yükselsinler
Onlar, burada (çeşitli) fırkalardan olma bozguna uğratılmış bir ordu(durlar)
Onlardan önce Nuh kavmi, Ad ve kazıklar sahibi Firavun da yalanlamıştı
Semud, Lut kavmi ile Eyke halkı da İşte onlar (Allah'a karşı isyanda birleşen ve güç toplayan) fırkalar(dı)
Hepsi de elçileri yalanladılar, böylece azapla-sonuçlandırmam (onlara) hak oldu
Bunlar da, (geldiğinde) bir anlık gecikmesi bile olmayan bir tek çığlıktan başkasını gözetlemiyorlar
(Alaylı alaylı) Dediler ki: "Rabbimiz, hesap gününden önce (azaptan bize vadettiğin) payımızı çabuklaştırıver"
Sen onların söylediklerine karşı sabret ve Bizim güç sahibi kulumuz Davud'u hatırla; çünkü o, (her tutum ve davranışında Allah'a) yönelen biriydi
Doğrusu Biz dağlara boyun eğdirdik, akşam ve sabah kendisiyle birlikte (Allah'ı) tesbih ederlerdi
Ve toplanıp gelen kuşları da Hepsi onunla (Allah'ı tesbih etmede uyum içinde) yönelip-dönmekte olanlar idi
Onun mülkünü güçlendirmiştik Ona hikmet ve anlatım çarpıcılığını vermiştik
Sana o davacıların haberi geldi mi? Hani mihraba (Davud'un bulunduğu yere girmek için) yüksek duvardan tırmanmışlardı
Davud'a girdiklerinde, o, onlardan ürkmüştü; dediler ki: "Korkma, iki davacıyız, birimiz diğerimize haksızlıkta bulundu Şimdi sen aramızda hak ile hükmet, kararında zulme sapma ve bizi doğru yolun ortasına yöneltip-ilet"
"Bu benim kardeşimdir, doksan dokuz koyunu vardır, benimse bir tek koyunum var Buna rağmen "Onu da benim payıma (koyunlarıma) kat" dedi ve bana, konuşmada üstün geldi"
(Davud) Dedi ki: "Andolsun senin koyununu, kendi koyunlarına (katmak) istemekle sana zulmetmiştir Doğrusu, (emek ve mali güçlerini) birleştirip katan (ortak)lardan çoğu, birbirlerine karşı tecavüz ederler; ancak iman edip salih amellerde bulunanlar başka Onlar da ne kadar azdır" Davud, gerçekten Bizim onu imtihan ettiğimizi sandı, böylece Rabbinden bağışlanma diledi ve rüku ederek yere kapandı ve (Bize gönülden) yönelip-döndü
Böylece onu bağışladık Şüphesiz onun Bizim Katımız'da gerçekten bir yakınlığı ve varılacak güzel bir yeri vardır
"Ey Davud, gerçek şu ki, Biz seni yeryüzünde bir halife kıldık Öyleyse insanlar arasında hak ile hükmet, istek ve tutkulara (hevaya) uyma; sonra seni Allah'ın yolundan saptırır Şüphesiz Allah’ın yolundan sapanlara, hesap gününü unutmalarından dolayı şiddetli bir azap vardır"
Biz gökyüzünü, yeryüzünü ve ikisi arasında bulunan şeyleri batıl olarak yaratmadık Bu, inkar edenlerin zannıdır Ateşten (görecekleri azaptan) dolayı vay o inkar edenlere
Yoksa Biz, iman edip salih amellerde bulunanları yeryüzünde bozgunculuk çıkaranlar gibi (bir) mi tutacağız? Ya da muttakileri facirler gibi (bir) mi tutacağız?
(Bu Kur'an,) Ayetlerini, iyiden iyiye düşünsünler ve temiz akıl sahipleri öğüt alsınlar diye sana indirdiğimiz mübarek bir Kitap'tır
Biz Davud'a Süleyman'ı armağan ettik O, ne güzel kuldu Çünkü o, (daima Allah'a) yönelip-dönen biriydi
Hani ona akşama yakın, bir ayağını tırnağı üstüne diken, öbür üç ayağıyla toprağı kazıyan, yağız atlar sunulmuştu
O da demişti ki: "Gerçekten ben, mal (veya at) sevgisini Rabbimi zikretmekten dolayı tercih ettim" Sonunda bu atlar (koştular ve toz) perdesinin arkasına saklandılar
"Onları bana geri getirin" (dedi) Sonra (onların) bacaklarını ve boyunlarını okşamaya başladı
Andolsun, Biz Süleyman'ı imtihan ettik, tahtının üstünde bir ceset bıraktık Sonra (eski durumuna) döndü
"Rabbim, beni bağışla ve benden sonra hiç kimseye nasib olmayan bir mülkü bana armağan et Şüphesiz Sen, karşılıksız armağan edensin"
Böylece rüzgarı onun buyruğu altına verdik Onun emriyle dilediği yöne yumuşakça eserdi
Şeytanları da; her bina ustasını ve dalgıç olanı
Ve (kötülük yapmamaları için) sağlam kementlerle birbirine bağlanmış diğerlerini
"İşte bu, bizim vergimizdir (Ey Süleyman) Artık sen de hesaba vurmaksızın, ver ya da tut"
Şüphesiz, onun Bizim Katımız'da gerçekten bir yakınlığı ve varılacak güzel bir yeri vardır
Kulumuz Eyyub'u da hatırla Hani o: "Herhalde şeytan, bana kahredici bir acı ve azap dokundurdu" diye Rabbine seslenmişti
"Ayağını depret İşte yıkanacak ve içecek soğuk (su, diye vahyettik)
Katımız'dan ona bir rahmet ve temiz akıl sahiplerine bir öğüt olmak üzere ailesini ve onlarla birlikte bir benzerini de bağışladık
"Ve eline bir deste (sap) al, böylece onunla vur ve andını bozma" Gerçekten, Biz onu sabredici bulduk O, ne güzel kuldu Çünkü o, (daima Allah'a) yönelip-dönen biriydi
Güç ve basiret sahibi olan kullarımız İbrahim'i, İshak'ı ve Yakub'u da hatırla
Gerçekten Biz onları, katıksızca (ahiretteki asıl) yurdu düşünüp-anan ihlas sahipleri kıldık
Ve gerçekten onlar, Bizim Katımız'da seçkinlerden ve hayırlı olanlardandır
İsmail'i, Elyesa'ı ve Zülkifl'i de hatırla Hepsi de hayırlı olanlardandır
Bu, bir zikirdir Şüphesiz muttakiler için, elbette varılacak güzel bir yer vardır
Adn cennetleri; kapılar onlara açılmıştır
İçinde yaslanıp-dayanmışlardır; orda birçok meyve ve şarap istemektedirler
Ve yanlarında bakışlarını yalnızca eşlerine çevirmiş yaşıt kadınlar vardır
İşte hesap günü size va'dedilen budur
Şüphesiz bu, Bizim rızkımızdır, bitip tükenmesi de yok
Bu (böyle işte); gerçekten azgınlar için de muhakkak varılacak kötü bir yer vardır
Cehennem; onlar oraya girerler; ne kötü bir yataktır o
İşte bu; tatsınlar onu: Kaynar su ve irin
Ve onun şeklinden başka, çift çift (olan daha beter azaplar) vardır
(Müşrik olan hakim güçlere "İşte bu(nlar) da sizinle birlikte (küfür ve zulümde) göğüs gerenlerdir Onlara bir merhaba (bile) yok Çünkü onlar ateşe gireceklerdir" (denilir)
(Onlara uyanlar) Derler ki: "Hayır, sizler; asıl size bir merhaba yok Bunu (azabı) siz bizim önümüze sürdünüz Ne kötü bir durak"
Derler ki: "Rabbimiz, kim bunu bizim önümüze sürdüyse, ateşteki azabını kat kat arttır"
Ve derler ki: "Bize ne oluyor ki, kendilerini şerir (kötü)lerden saydığımız adamları göremiyoruz"
Biz onları bir alay konusu edinmiştik; yoksa gözler mi onlardan kaydı?"
Bu, cehennem halkının birbiriyle çekişmesi kesin bir gerçektir
De ki: "Ben, yalnızca bir uyarıcıyım Bir olan, kahreden Allah'tan başka bir İlah yoktur"
"Göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbidir, üstün ve güçlü olan, bağışlayandır"
De ki: "Bu (Kur'an), büyük bir haberdir"
Sizler ise, ondan yüz çeviriyorsunuz
"Mele-i Ala (yüce topluluk) tartışıp dururken, benim hiçbir bilgim yoktur"
"Bana ancak, yalnızca apaçık bir uyarıcı olduğum vahyolunmaktadır"
Hani Rabbin meleklere: "Gerçekten Ben, çamurdan bir beşer yaratacağım" demişti
"Onu bir biçime sokup, ona Ruhum'dan üflediğim zaman siz onun için hemen secdeye kapanın"
Meleklerin hepsi topluca secde etti;
Yalnız İblis hariç O büyüklük tasladı ve kafirlerden oldu
- (Allah) Dedi ki: "Ey İblis, iki elimle yarattığıma seni secde etmekten alıkoyan neydi? Büyüklendin mi, yoksa yüksekte olanlardan mı oldun?"
Dedi ki: "Ben ondan daha hayırlıyım; sen beni ateşten yarattın, onu ise çamurdan yarattın"
(Allah) Dedi ki: "Öyleyse ordan (cennetten) çık, artık sen kovulmuş bulunmaktasın"
"Ve şüphesiz, din (kıyametteki hesap) gününe kadar Benim lanetim senin üzerinedir"
Dedi ki: "Rabbim, öyleyse onların dirilecekleri güne kadar bana süre tanı"
Dedi ki: "O halde, süre tanınanlardansın"
"Bilinen vaktin gününe kadar"
Dedi ki: "Senin izzetin adına andolsun, ben, onların tümünü mutlaka azdırıp-kışkırtacağım"
"Ancak onlardan, muhlis olan kulların hariç"
(Allah) "İşte bu haktır ve Ben hakkı söylerim" dedi
"Andolsun, senden ve içlerinde sana tabi olacak olanlardan tümüyle cehennemi dolduracağım"
(Ey Peygamber) De ki: "Ben, buna karşı sizden bir ücret istemiyorum ve (kendiliğinden) bir yükümlülük getirenlerden de değilim"
"O (Kur'an), alemler için yalnızca bir zikir (öğüt ve hatırlatma)dir"
"Gerçekten onun haberini bir zaman sonra öğreneceksiniz"