|
| | #15 |
| | ![]() Açılan başlık ve yazılanlar gayet güzel ve anlamlı ancak önemli olan buradaki mesajı hepimizin üzerine alması ve uygulaması özelliklede bu mübarek Ramazan ayında gerçi güzel ahlakın zamanı olmaz her daim uygulanmalı ![]() ![]()
|
| |
| | #16 |
| Devamlı Üye ![]() | ![]() paylaşım nasıl gönderiliyor
|
| |
| | #17 |
| Üye | ![]() ekremee bak bu linkde sana anlatdim nasil oluyo diye görmedin galiba ![]() [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak İçin Tıklayın...]
|
| |
| | #18 |
| Üye | ![]() “Hiç kimseye hor bakma ,İncitme, gönül yıkma!” Kulunun Kalbini Kıran Rabbini Karşısına Alır ![]() İnsan, yaratılmışlar arasında, Cenab-ı Hakk`ın halifesi olmaya, O`nun güzel isimlerini ve ulvî sıfatlarını tastamam yansıtma potansiyeline sahip, kainatın fihristi mahiyetinde, başka canlılardan pek çok farklı derinliklerle donatılmış biricik varlık; kalb de insanın manevî donanımında müstesna bir konum ve özel bir misyona sahip çok önemli bir rûhânî varlıktır Allah Rasûlü aleyhissalâtü vesselâm, “Allah sizin kalblerinize bakar, sûretlerinize değil” buyurarak, onun bir ‘nazargâh-ı ilahî` olduğunu işaret buyurur Bu Hadis-i Şerif`ten anlaşılmaktadır ki, Cenab-ı Allah`ın insanla muamelesi kalbine göre cereyan etmektedir Nitekim, Yunus bize seslenirken, “Ararsan Mevlâ`yı gönlünde ara” der İşte bu ölçüdeki ehemmiyetine binaen sûfiler kalbe ‘hakîkat-i insaniye` namını takmışlardır Öteden beri söz erleri en çok bu hayatî latîfe etrafında çok söz etmiş, yazılar yazmışlardır, sohbetlerine, nazımlarına, nesirlerine hep onu mevzu etmişlerdir Kalb etrafında cereyan eden hususlar arasında da kalb kırma ve gönül incitmenin ayrı bir yeri vardır Kalb, Gönül ve Cân Demektir; Aynı zamanda çok narin ,alıngan ve kırılgandır ![]() Evet, bizde kalbe ‘gönül` de derler, ‘cân` da Yine ‘cân` gibi Fârisî lisanından Türkçemize mâlolan ‘dîl` kelimesi de bu manada çok kullanılmıştır Atalarımızın sözleri içerisinde yer alan, “ Gönül bir sırça kadehtir; kırılırsa yapılmaz ” şeklindeki ifade, kalbin cam gibi kırılgan ve ince olduğunu, hiç umulmadık şekilde çarçabuk kırılabileceğini, telafisinin de hemen hemen imkansız olduğunu anlatır ![]() Yine ecdâdımızdan bize miras kalan, “gönül yıkmak”, “gönül kırmak”, “gönül yarası” gibi ibarelerde gönül hep kalb yerine kullanılmıştır “Gönül koymak” gücenmek anlamında, “gönül yapmak”, yıkık ya da kırık bir gönlü tamir etme karşılığında, “gönül ehli” tabiri de, kalb-i selîme ulaşmış, halim, selim, olgun,bilgili ,alim, fıtratlı kimseler manasında kullanılmıştır![]() Her şeyden önce belirtmek gerekir ki, başkalarını incitmeyi, onların kalblerini kırıp, gönüllerini yıkmayı bir alışkanlık haline getirmiş insanlar ALLAH CC kainata serpiştirdiği rahmet, merhamet ve şefkatten hissesini alamamış nasipsiz insanlardır Böyleleri aynı zamanda insan olmanın en önemli yanlarından birini teşkîl eden his ve duygudan mahrum hissiz kimselerdir ve islami ahlak içerisinde çok mühim bir yeri olan nezâket, güleryüzlülük ve kem söz söylememe, kem bakışta bulunmama gibi lütuflardan mahrumdurlar Evet, kalb kırmak tek kelimeyle kaba bir tavırdır ve kabalık sadece, bedevîlere yaraşır Allah cc , kullarına her zaman sabrı şiar edinmelerini, dillerine hâkim olmalarını ve gayzlarını yutmalarını emretmenin yanında, “ Ben kalbi kırık olanların yanındayım ” buyurmak suretiyle, kullarının gönüllerini incitenlerin -bilmeyerek bile olsa- yaradanı yani ALLAH cc karşılarına alacaklarına işaret buyurmuştur ki, buda oldukça derin ve anlamlıdır![]() Efendiler Efendisi de, gerçekten inanmış bir insanın en önemli vasfının diğer insanları eliyle ve diliyle rahatsız edip incitmemesi olduğunu ifade ederek bu husustaki en kesin kâideyi koymuştur Yine O`nun beyanlarına müracaatla söyleyecek olursak, kendi kalbinin rencide edilmemesini, gönlünün kırılmamasını arzu eden bir kimse başkalarının kalbini kırmaktan da hazer eder, sakınır Zira, hakîkî mümin kendisi için istediğini kardeşleri için de arzular; şahsı için istemediği şeylerin başkalarının başına gelmesine de gönlü razı olmaz Kalb Allah`ın Evidir Büyükler hep öyle demişler; kalbi Kâbe`ye müsavî hatta ondan daha üstün tutmuşlardır İbrahim Hakkı merhum meşhur şiirinde, “Dil beyt-i Hudâ`dır, ânı pak eyle sivâdan Kasrına nüzûl eyleye Rahman gecelerde” diyerek kısa yoldan bu gerçeği ifade eder Kalbin Zümrüt Tepeleri`nde bu konunun temeli şu cümleyle ifade edilir: kalb, Kâbe`den daha üstün görülmüştür ” Şu çeşmeye bak su içecek tası yok , Kırma kimsenin kalbini, Yapacak ustası yok ![]() Kalb, Kâbe`ye benzetilince kalb kırmak da Kâbe`yi yıkmaya kıyaslanır olmuştur Mesela, bu manada “Kâbe`yi yıksam, yeniden yapabilirim, ama kırılan bir kalbi kat`iyen” şeklindeki ifade, İslam`ın yüz akı Hazreti Ömer`e izâfe edilir İşin doğrusu, Hazreti Ömer gibi bir gönül insanının böyle bir şey söylemesi kadar tabiî bir şey olamaz Müminleri incitip onların kalblerini kırmanın büyük bir vebal olduğunu düşünen Allah dostları, bir gönül yıkmanın Kâbe`yi yıkmak kadar günah olduğunu, hâkezâ, bir gönül yapmanın da Kâbe`yi yeniden inşa etmek kadar sevap olduğunu dile getirirmişlerdir Onlardan biri olan Hazreti Mevlânâ, “Bir defa kalb kırmak, Kâbe`yi alt üst etmekten daha kötüdür Zira Kâbe`yi Hazreti İbrahim inşa etmiş, gönlü ise Hazreti Allah yaratmıştır” der İnsan kalbinin çok hassas ve kırılgan olması üzerinde en fazla duranlardan birisi de yanık şairimiz Yunus Emre`dir Kalb kırmanın, gönül incitmenin ne büyük bir hata olduğu mülahazası onun pek çok mısraına misafir olmuştur İşte onlardan ikisi: “Gönül Çalab`ın tahtı, Çalab gönüle baktı İki cihan betbahtı, kim gönül yıkar ise ” “Bir kez gönül yıktın ise bu kıldığın namaz değil, Yetmiş iki millet dahi elin yüzün yumaz değil” Kalb kırmak biraz da başkalarını hor ve hakir görmenin neticesidir Evet, insanın kendisini üstün ve faziletli görmesinin, zayıf karakterli ve bencilliğinin ‘tabiî` sonucu başkalarını hor görmesi, dolayısıyla da tahkir etmesi, küçük düşürmeye çalışmasıdır Takdir edilir ki, böyle bir tavır ve davranış Allah nezdinde hiç de hoş görülmeyecek yanlış bir davranıştır Çünkü Yaratıcı`ya nispetle bütün insanlar kuldur ve kullukları açısından da herhangi birinin diğerlerinden hiçbir üstünlüğü yoktur Üstünlük sadece ve sadece dini diyanet yapma yani hayata hayat kılma hususundaki hassasiyet ve titizlikte aranmalıdır Bu ise tamamen bir kalb işidir; hiç kimsenin bir başkasının kalb balansını ölçüp değerlendirme gibi bir imkanı ve selâhiyeti olmadığına göre, kendilerini başkalarının üstünde gören insanlar kibir ve haram gibi insanı ateşe götüren iki karanlık tünele girmiş sayılırlar Allah bizleri böyle yanlışlara düşmekten korusun![]() Başkalarını hor görmenin o insanları incitmeye bâdî olabileceğini merhum Erzurumlu İbrahim Hakkı hazretlerinin şu vecîz beytinde ne güzel ifade edilir: “Hiç kimseye hor bakma İncitme, gönül yıkma!” İnsanlara değer verenlerdir ki, onlar gönül kırmaktan, kalb incitmekten, yürek hırpalamaktan ısrarla kaçar, böyle bir hataya düşmeyi kendi hesaplarına büyük bir günah telakkî ettiklerinden dolayı da başkalarıyla pek titiz davranmak suretiyle peygamberane bir tavır sergilerler Evet, bu incelik ve nezaket ufkuna ulaşmış edep kahramanları, değil kalb kırma, hayatlarını kalbleri tamir etmeye, gönülleri mamur kılmaya adamışlardır Felsefenin onlarcasında fakirlerin, düşmüşlerin, muhtaçların ve gönlü buruk olanların kalblerini tamir etmek ibadetler çerçevesinde değerlendirilir Yine onlara göre gönül yapmak arş yapmak gibidir Alvar İmamı ,rahmetullahi aleyh , bir dörtlüğünde bize nasihatte bulunarak, kullarını incitmeyenleri, Allah`ın onların ayıplarını örtmek suretiyle mükafaatlandıracağını anlatır: “Lutfî miskinlere merhamet eyle Hizmet eyle cândan hürmetle söyle Amandır incitme neylersen eyle Uyûbun muhâsib müsetter eyler” İncinme, İncinsen de İncitme Kalb kırmamak kadar, kırılmamak, incitmemek kadar incinmemek de tasavvuf terbiyesinde önemli bir kemâl basamağı sayılmıştır Merhum Sami Efendi`nin, “Kalb-i selîm, kimseyi incitmemek ve kimseden incinmemektir Kimseyi incitmemek kolay, fakat başkasından incinmemek çok zordur Asıl onun için gayret gösterilmelidir” dediği nakledilir Yine merhum Kenân Rifâî`ye nispet edilen, “İncinme, incitme” sözü bir hayli meşhur olmuştur Zaten derviş-meşrepgönül insanı olmanın özünde de bu vardır, yani sevgi, müsamaha, hoşgörü insanı olabilmek![]() Yaratan`dan ötürü yaratılanların kusurlarını görmemek![]() en yanlış hâdiseleri bile sinesinde eritebilmek![]() herkesi kendi konumunda kabullenebilmek![]() kim olursa olsun herkes için ihtiyacına göre dua edip yalvarabilmek![]() ![]() Allah`a hakikaten iman etmiş gönül insanları, Yunus`un da dile getirdiği gibi, gönülsüz olmalı, sövenlere, dövenlere ne elleriyle ne de dilleriyle mukabelede bulunma gibi bir yanlışa düşmemelidirler Kalb kırmama, gönül incitmeme edep yolcusu için seyahatinde çok önemli bir adım ise, kırılmama ve incinmeme onun da ötesinde bir ikinci adımdır ve ayrı bir kalbî derinlik ve vicdan enginliği ister Sadece bazı baba yiğitlerin kârı olan bu mertebe işin doğrusu her yiğide nasip olmaz; daha fazla gayret, daha fazla irade, daha fazla sabır, daha fazla alçak gönüllülük ister Evet, insan incinse de incinmemeli, zarara zararla mukabelede bulunma gibi Peygamber lisanında zulüm sayılmış bir işe asla teşebbüs etmemelidir Yine Yunus bir dörtlüğünde, “Aşık kişi miskin gerek Yol içinde teslim gerek Kim ne derse boyun eğe Çare yok gönül yıkmaya” diyerek bu hususa işaret eder ve Hak yolcularının ne tür muamelelere maruz kalırlarsa kalsınlar gönül yıkmaya asla ve asla haklarının olmadıklarını anlatmak ister ![]() alinti
|
| |
| | #19 |
| Haftanın Üyesi | ![]() İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki: Kalb, Allah(c c )ü teâlânın komşusudur Allah(c c )ü teâlâya kalbin yakın olduğu kadar hiçbir şey yakın değildir Mümin olsun, asi olsun, hiçbir insanın kalbini incitmemelidir Çünkü, asi olan komşuyu da korumak lazımdır Sakınınız, sakınınız, kalb kırmaktan pek sakınınız! Allah(c c )ü teâlâyı en ziyade inciten küfürden sonra, kalb kırmak gibi büyük günah yoktur Çünkü, Allah(c c )ü teâlâya ulaşan şeylerin en yakın olanı kalbdir İnsanların hepsi, Allah(c c )ü teâlânın köleleridir Herhangi bir kimsenin kölesi dövülür, incitilirse, onun efendisi elbette gücenir Her şeyin biricik Maliki, sahibi olan efendinin şanını, büyüklüğünü düşünmelidir Onun mahlukları, ancak izin verdiği, emir eylediği kadar kullanılabilir İzni ile kullanmak, onları incitmek olmaz Hatta, onun emrini yapmak olur Müminleri incitmek, kalblerini kırmak Hadis-i şerifte (Kalb kırmak, Kâbe'yi yetmiş defa yıkmaktan daha kötüdür) (İnsanların en kötüsü, insanlara zarar veren, onları incitendir) buyuruluyor Aman kardeşler sakınalım inşaAllah![]() ![]() ![]() Allah(c c )ü teâlâyı en çok inciten küfürden sonra, kalb kırmak gibi büyük bir günah yoktur Büyük zatlar buyuruyor ki: Hakiki Müslüman hiç gönül kırmaz Bilir bundan büyük bir günah olmaz İmam-ı Rabbani hazretleri, (Kalb kırmaktan pek sakının! Allahü teâlâyı en çok inciten, küfürden sonra, kalb kırmak gibi büyük günah yoktur) buyuruyor alıntı
|
| |
| | #20 |
| Devamlı Üye ![]() | ![]() Kalp Kırmak Hiç kalp kırdınız mı veya kalbinizi kıran oldu mu?Sanıyorum insan oğluna özgü duygular bunlar Zira başka hiçbir canlı da böyle bir duygunun var olduğuna inanmıyorum Evinizde beslediğiniz bir köpeğe kızarsınız,söylenirsiniz hatta yeri gelir bir tekme atarsınız, fakat yine de o size asla darılmaz Kısa bir süre sonra sizi gördüğünde sevgiyle kuyruğunu sallar,sevgi dolu gözlerle bakar![]() Biz insanlarda durum başka Kalbimiz kırıldığında tüm herşeyi unutursunuz,o olay sanki dünyanın en kötü olayıdır Dünya başınıza yıkılmıştır O insanı bir daha affetmemeyi düşünürsünüz Onunla olan tüm iyi anılar birden bire silinmiştir hafızalardan Belki şok olmuşsunuzdur,böyle bir hareket beklememişsinizdir ondan Ama olan olmuş,kırılan kırılmıştır![]() Yıllar önce bir Anadolu köyünde görev yaparken,bir ihtiyar ile sohbet ediyordum Zaten oldum olası yaşlı inanları severim Anıları çok olur onların Şiire meraklı bir ihtiyardı, hemen ayak üstü dörtlükler uyduruveren bir ihtiyarcık Sohbet sırasında derin bir iç çekerek;“Kırma dostun kalbini, Onaracak ustası yok ![]() Soldurma gönül çiçeğini, Sulamaya ibrik yok ”Yüzünde,onca yılın çizgisi,ellerinde yıllarca toprakla uğraşmanın sağladığı nasırlarıyla ihtiyarcık böyle demişti Sevgiyle bakan,artık iyice çukura kaçmış gözlerinde bir an parıldayan bir damla yaş gördüm Belki geçmişte yapılan bir yanlışı anımsamıştı Zaten yine onunla cezalar,kanunlar,hapishaneler üzerine yaptığımız bir söyleşide;“Cezaevleri boşuna hoca efendi demişti En güçlü ceza evleri vicdanımızdır Vicdanın rahat olmadıktan sonra suçun af edilmiş,özgür kalmışsın ne çare?Vicdanın olmadıktan sonra en berbat mapus damlarının sana faydası ne?”demişti![]() O günden sonra davranışlarıma,sözlerime,sosyal ilişkilerime daha bir dikkat eder oldum İnsanları kırmamayı,kırılsam da kırmamayı ilke edinir oldum Bazen bilmeyerek de olsa birilerini kırdıysam ve o kırdığım insan bunu bana hatırlatırsa ,o vicdan azabı bana zaten yeter O insanı tekrar kazanabilmek için şartlar ne kadar zor olsa da yine de denemeyi göze alırım İhtiyarın dediği gibi “Onaracak ustası yok”olmasına rağmen,usta titizliğinde olmasa da çıraklık mertebesinde çaba gösteririm![]() Günümüz insanı daha gerçekçi,sosyal ilişkiler hep karşılıklı çıkarlar ile donanımlı Kalp kırılmış,kırılmamış,dostluklar bitmiş,bitmemiş önemi yok Önemli olan o günü kâr ile kapatabilmek Dostum bana küsmüş,küserse küssün,onun bileceği bir iş”mantığı hakim![]() En güzeli geçmişte kalan dostluk değerlerine sahip çıkmak,bir birimize daha saygılı,daha hoşgörülü yaklaşabilmek,hepsinden önemlisi kişilere karşı içimizdeki o kahrolası “önyargıyı”yok edebilmek Toplumsal barışı ve huzuru istiyorsak bunlar çok önemli unsurlar![]() Yoksa o olmayan ustayı aramakla daha çook zaman harcarız ![]() Alıntı !!!
|
| |
| | #21 |
| Devamlı Üye ![]() | ![]() Allah razı olsun kardeşim ![]() Burdan devam edelim [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak İçin Tıklayın...]
|
| |