|
| | #1 |
| | ![]() “Yalan” kelimesini ve taşımış olduğu mânâyı duyup da rahatsız olmayan var mıdır? Evet, bazı çirkin sıfatlar, esasında ve hakikat-ı halde herkesi rahatsız eder ![]() Doğruluğun, istikametin, ahde vefanın zıddı olan yalan, hemen hemen her insanın nefret ettiği kötü bir alışkanlıktır Bununla birlikte, acaba bazı hallerde yalan söylemek, yalan beyanda bulunmak caiz midir?Önce, bazı sebeplerden dolayı yalana benzeyen beyanda bulunmaya cevaz veren hadis ve rivayetlere ve bu mevzuyla ilgili İslâm ulemâsının görüşlerine müracaat edelim: Buharî ve Müslim Sahih’lerinde şöyle bir hadis zikrederler: “Halkın arasını düzelten ve bunun için hayır niyetiyle söz ulaştıran veya hayır kasdıyla yalan söyleyen, yalancı değildir ”1Yine Müslim, bu hadisin devamında Ümm-ü Gülsüm’den (r a ) şu meâlde bir rivayeti de kaydetmektedir:“İnsanların söylediklerinden hiçbir şeyde yalana ruhsat verildiğini işitmedim; ancak şu üç durum müstesna: 1) Harpte, 2) İnsanlarını arasını bulmada, 3) Kadının kocasına, kocanın da karısına karşı —ailenin düzeni için söylediklerinde ![]() ![]() ”2Kâmil Miras merhumun, hadis âlimlerinin izahları ışığında bu rivayetlerin şerh ve açıklamasını özetlersek şunlar söylenebilir: Hadiste, “insanların arasını bulmak için yalan söylemek yalancılık değildir” sözünün mânâsı, bu yalanda günâh yoktur mânâsındadır Çünkü hadiste yalan, yalan olarak çıkarılmamakta, sadece bu çeşit yalana terettüp eden günahın olmadığı bildirilmektedir Şüphe yok ki, yalan, gerek arayı düzeltmek için, gerekse başka bir maksatla söylensin yine mahiyeti itibariyle yalandır![]() Yalana üç yerde ruhsat verilmesi hususunda âlimler arasında farklı görüşte olanlar bulunmakta ise de, hadis ulemasının ekserisinin görüşü şu merkezdedir: Yalanı ve olmayan bir şeyi haber vermek mutlak sûrette yasaklanmıştır Yalan hususundaki hadisteki müsaade ise “tevriye” ve “îhâm” yoluyla söylenmesi halindedir Tevriye: Birkaç mânâsı olan bir kelimeyi kullanan kimsenin en uzak mânâyı kasdederek söylemesidir Îhâm ise: İki mânâsı olan bir kelimenin en uzak kullanılan mânâsını kasdederek söylemesidir![]() Bu iki söz sanatını bu meseleye getirecek olursak şu şekilde misaller verilebilir: Meselâ savaş esnasında düşman askerine “Kralınız öldü” denilirken, bununla düşmanın daha önceki krallarından birisi kasdedilmesi gibi ![]() Yine İslâmın ve Müslümanların zarara düşebileceği bir halde konuşmak ve fikir beyan etmek icap ettiğinde, doğrudan yalana varmadan dolaylı cümleler kullanmak da bu kabildendir ![]() Aynı şekilde hanımın ve kızının gönlünü almak isteyen bir insan onlara bir şey vâdederken, “İnşaallah-Allah dilerse” gibi bir ifade kullanır da, söz verdiği şeyi hemencecik almazsa, bu durumda da yalan söylemiş olmaz Çünkü bu vaâd istikbale mâtuftur![]() Ayrıca birbirine dargın olan iki kişinin arasını bulurken, “falan adam seniniçin duâ ediyor” dese de, bununla o adamın “Allah’ım, bütün Müsltümanları affet” demiş olduğunu kasdetse, yalan bir beyanda bulunmuş olmaz 3 Dolaysıyla yalansöylemenin mes’uliyetinden kurtularak rahatlar İmam-ı Beyhakî’nin rivayet ettiği bir hadiste, Peygamberimiz (a s m ) “Tevriyeli, kinâî ifadelerle yalandan kurtulup rahatlama vardır” buyurarak bu meseleye açıklık getirmişlerdir 4Ancak, bilhassa günümüzde her sahada yalana fazla yer verildiğinden, buna meydan açmamak için bu çeşit meselelerde hassas ve dikkatli davranılmasını isteyen Bediüzzaman şöyle der: “ ![]() ![]() Maslahat için kizb (yalan) ise zaman onu neshetmiştir (hükmünü kaldırmıştır) Maslahat ve zaruret için bazı âlim ‘muvakkat’ fetvası vermiş Bu zamandao fetva verilmez Çünkü o kadar su-i istimal edilmiş ki, yüz zararı içinde bir menfaati olabilir Onuniçin hüküm maslahata bina edilmez![]() “Meselâ: seferde namazı kasretmenin sebebi meşakkattır Fakat illet olmaz Çünkü muayyen bir haddi yok Su-i istimale düşebilir Belki illet yalnız sefer olabilir ”Yâni yolculuk esnasında dört rekâtlı farz namazları iki kılarak kasretmenin illeti, esas sebebi, “yolculuk”, yolculuğa çıkmaktır Meşakkat olmasa danamaz kısaltılabilir Eğer meşakkat gerçek sebep olarak görülürse bu hükmü herkes kendisine göre değiştirip uygulayabilir “Ben hiçbir zorluk çekmedim, öyleyse namazları dört rekât kılarım” gibi bir su-i istimale düşebilir Bunun önüne geçmek için, meşakkat olsa da, olmasa da namaz kasredilir![]() Bu misâlden sonra Üstad, son olarak şu meseleye temas eder: “Aynen öyle de, maslahat dahi yalan söylemeye illet olamaz Çünkü muayyen bir haddi yok, su-i istimale müsait bir bataklıktır Hükm-ü fetva ona bina edilmez Öyle ise ‘imme’s-sıdk ve imme’s-sükût (ya doğru söylemeli yahut susmalı) Yani yol ikidir, üç değildir Ya doğru, ya yalan, ya sükût değildir ”“Evet, her söylediğin doğru olmalı, fakat her doğruyu söylemek doğru değildir Bazan zarar verse sükût etmek Yoksa yalana hiç fetva yok ”51 Buharî, Sulh: 2; Müslim, Birr: 101![]() 2 Müslim, A g e![]() 3 Tecrid-i Sarih Tercemesi, 8: 111-112![]() 4 et-Tâc, 5: 55![]() 5 Hutbe-i Şâmiye, s 43-44![]() Mehmed Paksu
|
| |
| | #2 |
| Administrator ![]() | ![]() Yalan Söylemenin Câiz Olduğu Yerler Yalan, aslında haramdır; ancak zarûrî hallerde yalana ruhsat verilmiştir Kur’an’ın ahlâk normları çerçevesinde genel olarak yalancılık olumsuz bir karakter olarak değerlendirilir Fakat insanlar arasında barışı sağlamak, savaş gibi durumlarda düşmana fırsat vermemek, bir doktor olarak gerekiyorsa hastaya moral vermek ve benzeri durumlarda şeklen yalana benzeyen davranışlar mâzur görülmüştür Doğrunun bilinmesi bazı durumlarda zararlara yol açar Bir şeyin hakikatini bilmemek, câhilin veya başkasının maslahatına daha uygun olduğu durumlar vardır İşte bu durumlarda yalan, o câhilliği oluşturduğu için bazen ruhsatlı, hatta bazen farz olur Yalanın günah olması, kendisinden dolayı değil; söyleyenin, muhâtabın veya başkasının zararına yol açtığı içindir O yüzden bazı yerlerde, yalan doğrudan daha hayırlıdır Bir insanı öldürmek için kovalayan zâlime, saklanan mazlumun yerini doğru olarak söylemek, elbette yalan söylemekten çok kötü ve büyük günahtır Böyle bir durumda, yalansız ıslah gerçekleşmeyecekse, gerekli olan yalan söz, dinin yasağı değil; emri olan bir yalandır Konuşma, maksat ve hedeflere ulaştırma vesilesidir O yüzden, yalanla ulaşılabilen her güzel maksada doğrulukla da ulaşılabiliyorsa, bu durumda yalan söylemek haramdır Eğer o güzel hedefe doğrulukla değil; ancak yalanla varılabiliyorsa, burada yalan söylemek mubahtır, ama tekrar edelim; eğer o maksat mubahsa/güzelse Eğer elde edilmesi istenen maksat, farz ise, ona varılmak için yalan söylemek de farz olur Nitekim, bir müslümanın kanını, canını, nâmusunu korumak farz olduğu gibi, onu korumak için gerekli yalanı söylemek de farzdır Ne zaman savaş ve benzeri durumlarda zulmün ve fesâdın önlenmesi yalan söylenmeden olmuyorsa, bu takdirde yalan söylemek câizdir Ancak, yalanın câiz ve ruhsatlı olduğu yerlerde bile, başka imkân varsa, yalandan kaçınmak uygundur Çünkü yalan, şeytanın ve nefsin kolay istismar edebileceği bir kapıdır O yüzden yalanın esasında haram olduğunu unutmamak, ancak zarûret için ve zarûret miktarı mubah olduğunu değerlendirmek şarttır “İnsanların arasını düzeltmek maksadıyla birinden ötekine uygun/hayırlı sözler taşıyan veya hayırlı konuşan yalancı sayılmaz ” (Buhârî, Sulh 2; Müslim, Birr 101, hadis no: 2605; Ebû Dâvud, Edeb 50, hadis no: 1920; Tirmizî, Birr 26, hadis no: 2004) Ümmü Külsûm şöyle dedi: “Ben Rasûlullah (s a s )’ın şu üç hal dışında, halkın yalan söylemesine ruhsat verdiğini hatırlamıyorum: Harpte, kişilerin arasını düzeltmekte ve (aile dirliğini sağlamak için) kocanın hanımına, hanımın kocasına söylediği sözlerde ” (Müslim, Birr 101) “Yalan, yalnız üç yerde câizdir: Adam, karısını memnun etmek için (yalan) konuşur, savaşta ve insanları birbiriyle barıştırmak için ” (Tirmizî, Birr 26, hadis no: 2003; Ebû Dâvud, Edeb 58, hadis no: 1921)Görüldüğü gibi, üç yerde yalan konuşmanın câiz olduğuna dair açık bir istisnâ vardır Yalnız, bütün bu durumlarda bile, doğru söyleyerek ihtiyaç giderilecekse, yalana mürâcaat edilmemelidir Yalan kapısı, mecbur olmadan hiç aralanmamalı, şeytanın bu yalancı ağız kapısından kalbe girip orayı işgal etmesine fırsat verilmemelidir Bunların dışında kalıp da sahih maksat taşıyanların da bunların hükmünde olduğu belirtilir Zâlim bir kimseden parasını, malını, canını korumak için yalan söylemek, İslâm'ın hükümleriyle hükmetmeyen devlet yönetimine ve zulmedecek güçlere karşı müslümanlara zarar verecek bilgiler vermemek için, meselâ çocuğu eğitmek için gerekli korkutma, caydırma ve sakındırma amacıyla, yani, yalandan daha büyük günahlara, kötülük ve zararlara engel olmak için başka çözüm yoksa, ifsâd değil; ıslah amaçlı yalana mürâcaat etmek mubahtır Tüm bunların da sınırı vardır, bu ruhsatlar istismar edilmemelidir Meselâ, doğru söyleminin büyük mahzurları olduğu herhangi bir durumda, yalan söylemenin de mahzurları unutulmamalı, iki sakıncalıdan ehven olan tercih edilmelidir İki tarafın sakıncaları da birbirine yakın ise, doğru tercih edilmelidir Çünkü yalan, zarûretten veya çok mühim bir sebepten mubah sayılmıştır Tercih sebebi olmayınca, iş aslına rücû eder; asıl olan şey, yalanda haramlık olduğundan, yalanda yasaklık devreye girer Maksatları ve sakıncaları ölçmek zor olduğu için, imkân nisbetinde yalandan kaçınmalıdır Bu konuda ölçü olarak; sadece kendi şahsını, kendi menfaat ve maslahatını ilgilendiren hususlarda imkân nisbetinde yalana başvurmamalı; başkası ile alâkalı konularda, diğer insanları zarara düşürmemek ve onların maslahatlarını korumak için gerekli olduğu kadar doğrudan tâviz verilebilmelidir Ama ne yazık ki insanlar, çoğunlukla kendi menfaatleri, basit çıkar ve kârları için yalana başvurmaktalar Mubah olduğu kanaatiyle yalan söyleyen herkes ictihad yapmaktadır Yalan söylemesini gerektiren sebebin İslâm şeriatında doğru söylemekten daha önemli olduğu değerlendirmesini yapmaktadır Bu ictihadın çok güç bir şey olduğunu unutmamak gerekir Yalan mahzurludur; bu özel durumda doğruluktan da mahzur doğacaktır; bu iki mahzuru karşılaştırmak, doğru bir terâzi ile tartmak durumundadır Doğruluktan doğan sakıncanın/mahzurun şer'an yalandan daha şiddetli bir sorumluluk doğuracağını bildiği ve değerlendirdiği zaman yalan söyleyebilir Hayır, eğer o maksat, doğrunun maksadından daha kıymetsiz ise, doğruluk farz olur masdoğlı O yüzden mutlaka gerekli olmayan yalanı terketmek daha evlâdır Kan dökmek ve günaha girmek gibi hususlardan kaçınmak için, yalan mutlaka gerekiyorsa o durumlarda tercih edilir Bazı dinini ve kendini bilmezler, amellerin faziletleri ve günahların şiddeti hakkında hadis uydurmanın câiz olduğunu ve bundan maksadın sahih olduğunu iddiâ etmişler ve iyi niyetle(!) nice hadis uydurmuşlardır Allah'a ve Rasûlüne yalan isnâd etmek, dine iftirâ etmek, en büyük günahlardandır "Benim üzerime yalan uyduran cehennemdeki yerine hazırlansın " (Buhârî; Müslim)
|
| |
| | #3 | |||||||||||||||||||
| Administrator ![]() | ![]()
![]() ![]()
| |||||||||||||||||||
| |
| | #4 |
| Özel Üye ![]() | ![]() Yalan” kelimesini ve taşımış olduğu mânâyı duyup da rahatsız olmayan var mıdır? Evet, bazı çirkin sıfatlar, esasında ve hakikat-ı halde herkesi rahatsız eder ![]() Doğruluğun, istikametin, ahde vefanın zıddı olan yalan, hemen hemen her insanın nefret ettiği kötü bir alışkanlıktır Bununla birlikte, acaba bazı hallerde yalan söylemek, yalan beyanda bulunmak caiz midir?Önce, bazı sebeplerden dolayı yalana benzeyen beyanda bulunmaya cevaz veren hadis ve rivayetlere ve bu mevzuyla ilgili İslâm ulemâsının görüşlerine müracaat edelim: Buharî ve Müslim Sahih’lerinde şöyle bir hadis zikrederler: “Halkın arasını düzelten ve bunun için hayır niyetiyle söz ulaştıran veya hayır kasdıyla yalan söyleyen, yalancı değildir ”1Yine Müslim, bu hadisin devamında Ümm-ü Gülsüm’den (r a ) şu meâlde bir rivayeti de kaydetmektedir:“İnsanların söylediklerinden hiçbir şeyde yalana ruhsat verildiğini işitmedim; ancak şu üç durum müstesna: 1) Harpte, 2) İnsanlarını arasını bulmada, 3) Kadının kocasına, kocanın da karısına karşı —ailenin düzeni için söylediklerinde ![]() ![]() ”2Kâmil Miras merhumun, hadis âlimlerinin izahları ışığında bu rivayetlerin şerh ve açıklamasını özetlersek şunlar söylenebilir: Hadiste, “insanların arasını bulmak için yalan söylemek yalancılık değildir” sözünün mânâsı, bu yalanda günâh yoktur mânâsındadır Çünkü hadiste yalan, yalan olarak çıkarılmamakta, sadece bu çeşit yalana terettüp eden günahın olmadığı bildirilmektedir Şüphe yok ki, yalan, gerek arayı düzeltmek için, gerekse başka bir maksatla söylensin yine mahiyeti itibariyle yalandır![]() Yalana üç yerde ruhsat verilmesi hususunda âlimler arasında farklı görüşte olanlar bulunmakta ise de, hadis ulemasının ekserisinin görüşü şu merkezdedir: Yalanı ve olmayan bir şeyi haber vermek mutlak sûrette yasaklanmıştır Yalan hususundaki hadisteki müsaade ise “tevriye” ve “îhâm” yoluyla söylenmesi halindedir Tevriye: Birkaç mânâsı olan bir kelimeyi kullanan kimsenin en uzak mânâyı kasdederek söylemesidir Îhâm ise: İki mânâsı olan bir kelimenin en uzak kullanılan mânâsını kasdederek söylemesidir![]() Bu iki söz sanatını bu meseleye getirecek olursak şu şekilde misaller verilebilir: Meselâ savaş esnasında düşman askerine “Kralınız öldü” denilirken, bununla düşmanın daha önceki krallarından birisi kasdedilmesi gibi ![]() Yine İslâmın ve Müslümanların zarara düşebileceği bir halde konuşmak ve fikir beyan etmek icap ettiğinde, doğrudan yalana varmadan dolaylı cümleler kullanmak da bu kabildendir ![]() Aynı şekilde hanımın ve kızının gönlünü almak isteyen bir insan onlara bir şey vâdederken, “İnşaallah-Allah dilerse” gibi bir ifade kullanır da, söz verdiği şeyi hemencecik almazsa, bu durumda da yalan söylemiş olmaz Çünkü bu vaâd istikbale mâtuftur![]() Ayrıca birbirine dargın olan iki kişinin arasını bulurken, “falan adam seniniçin duâ ediyor” dese de, bununla o adamın “Allah’ım, bütün Müsltümanları affet” demiş olduğunu kasdetse, yalan bir beyanda bulunmuş olmaz 3 Dolaysıyla yalansöylemenin mes’uliyetinden kurtularak rahatlar İmam-ı Beyhakî’nin rivayet ettiği bir hadiste, Peygamberimiz (a s m ) “Tevriyeli, kinâî ifadelerle yalandan kurtulup rahatlama vardır” buyurarak bu meseleye açıklık getirmişlerdir 4Ancak, bilhassa günümüzde her sahada yalana fazla yer verildiğinden, buna meydan açmamak için bu çeşit meselelerde hassas ve dikkatli davranılmasını isteyen Bediüzzaman şöyle der: “ ![]() ![]() Maslahat için kizb (yalan) ise zaman onu neshetmiştir (hükmünü kaldırmıştır) Maslahat ve zaruret için bazı âlim ‘muvakkat’ fetvası vermiş Bu zamandao fetva verilmez Çünkü o kadar su-i istimal edilmiş ki, yüz zararı içinde bir menfaati olabilir Onuniçin hüküm maslahata bina edilmez![]() “Meselâ: seferde namazı kasretmenin sebebi meşakkattır Fakat illet olmaz Çünkü muayyen bir haddi yok Su-i istimale düşebilir Belki illet yalnız sefer olabilir ”Yâni yolculuk esnasında dört rekâtlı farz namazları iki kılarak kasretmenin illeti, esas sebebi, “yolculuk”, yolculuğa çıkmaktır Meşakkat olmasa danamaz kısaltılabilir Eğer meşakkat gerçek sebep olarak görülürse bu hükmü herkes kendisine göre değiştirip uygulayabilir “Ben hiçbir zorluk çekmedim, öyleyse namazları dört rekât kılarım” gibi bir su-i istimale düşebilir Bunun önüne geçmek için, meşakkat olsa da, olmasa da namaz kasredilir![]() Bu misâlden sonra Üstad, son olarak şu meseleye temas eder: “Aynen öyle de, maslahat dahi yalan söylemeye illet olamaz Çünkü muayyen bir haddi yok, su-i istimale müsait bir bataklıktır Hükm-ü fetva ona bina edilmez Öyle ise ‘imme’s-sıdk ve imme’s-sükût (ya doğru söylemeli yahut susmalı) Yani yol ikidir, üç değildir Ya doğru, ya yalan, ya sükût değildir ”“Evet, her söylediğin doğru olmalı, fakat her doğruyu söylemek doğru değildir Bazan zarar verse sükût etmek Yoksa yalana hiç fetva yok ”51 Buharî, Sulh: 2; Müslim, Birr: 101![]() 2 Müslim, A g e![]() 3 Tecrid-i Sarih Tercemesi, 8: 111-112![]() 4 et-Tâc, 5: 55![]() 5 Hutbe-i Şâmiye, s 43-44
|
| |
| | #5 |
| Devamlı Üye ![]() | ![]() Allah razı olsun emeğini,ze sağlık
|
| |
| | #6 |
| Üye ![]() | ![]() Allah razı olsun güzel bir bilgilendirme olmuş ![]()
|
| |
| | #7 | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| Özel Üye ![]() | ![]()
Allah(c c ) Cümlemizden razı oLSun Karde$im![]() ![]() ![]()
Allah-u Teala Senden de Razı oLsun Karde$im ![]() ![]() ![]()
Konu Şem'a tarafından (05-04-2008 Saat 09:51 AM ) değiştirilmiştir.. Sebep: arka arkaya verilen iki cevap birleştirildi | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| |
![]() |
| Tags: caiz, oldugu, soylemenin, yalan, yerler |
| Konu Araçları | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cvp | son Mesaj |
| Yalan | mum | Y-Z | 8 | bir Hafta önce 23:13 PM |
| Hayatım Yalan | karia | Dini Şiirler | 1 | 11-20-2008 01:51 AM |
| Yalan ve Yalan Şahitliği | find | Kötü Ahlak Sıfatları | 2 | 11-13-2008 13:49 PM |
| YALAN | esesim | Kötü Ahlak Sıfatları | 1 | 09-03-2007 00:20 AM |
| yalan | ihramlı | Kötü Ahlak Sıfatları | 1 | 06-15-2007 23:30 PM |