Mumsema islam Arsivi
Anasayfa Forum Kuralları İletişim Bugünkü Mesajlar
Geri git   Mumsema islam Arsivi >
Ahlak
> Kötü Ahlak Sıfatları
Google
 
Kullanıcı ismi
Şifreniz
Kayıt ol Yardım Üye Listesi Ajanda Arama Bugünkü Mesajlar Bütün Forumları okunmuş kabul et

Cevapla
 
Konu Araçları
Alt 03-12-2008   #1
Bilgiler
Devamlı Üye
 
Bilgiler
Üyelik tarihi: Feb 2007
Nerden: İstanbul
Mesaj: 11,020
İtibar
Tecrübe Puanı: 114
Rep Puanı : 3961
Rep Derecesi :
LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.
LeoparGS RSS Feed
Ampul Sâmirî – Meşrepler



Sâmirî – Meşrepler



Fitne ve tefrika, karakterleri olmuş iki insana Arap şairi şöyle seslenir: “Siz ikiniz, makasın iki ağzı gibisiniz; ancak bir şeyi ayırmak için bir araya gelirsiniz

İşte bu türlü makas ruhlu insanlar her topluluğa musallat olurlar Bölücülük onların ruhlarına öyle işlemiştir ki bir araya gelmeleri bile ayrılmak ve ayırmak içindir İttifak ettikleri tek nokta vardır o da ihtilâf Sevdikleri şey düşmanlık, düşman oldukları şey ise sevgidir Yaşatmak için değil öldürmek için yaşarlar Kurulmuş her düzeni yıkma, hayırlı her işi baltalama peşinde koşarlar İnsanları birlik ve beraberlik içinde görmeye dayanamazlar Kafaları hep fitne üretir, elleri ve dilleri hep ayrılık çıkarmak için çalışır Onların bu hâlleri normaldir aslında Kobraların ve akreplerin fıtratıdır zehirlemek Şeytanın çıraklarının işidir ifsad etmek
Tarih boyunca düşman istediği kadar kavî, talih olabildiği kadar zebun olsun, baş yüceler hiç sarsılmamıştır Ancak, dâhilde körüklenen fitneler ve yayılan iftiraklar onları dâğidar etmeye yetmiştir Bunun için onlar, toplumlarında düşmanlıkları sona erdirmeyi, dağılmış kalbleri bir araya getirmeyi ve herkesi birbirine kardeş gibi sevdirmeyi en önemli vazifelerinden bilmişlerdir Onların irşadıyla hep birlikte Allah’ın ipine sarılanlar, kenarında bulundukları ateş çukuruna düşmekten kurtulmuşlar; şeytanın ve avanesinin hilelerine aldananlar ise talihsizler gürûhu olarak birbirlerini yemiş bitirmişlerdir

Henüz yeryüzünün insanı görmediği bir zamanda Faust-Mefisto mücadelesi, en büyük müfsid ve en mekkar fettan’ın ilk ifsad ve fitnesiyle başladı Kurulmuş bir nizamın bozulmasıydı bu Ancak Hazreti Adem, Cennet’ten çıkarıldığına mı daha çok üzülmüştü, yoksa oğullarından birisi bir fitnenin kapısını kıyamete dek açtığında mı bilinmez Hazreti Nuh’un öz oğlu inkârcılarla birlikte boğulurken O’nun elinden hiçbir şey gelmemişti Evine gelen misafir elçileri, tefessüh etmiş kavmine bildiren ve onlarla birlikte helâk olan, Hazreti Lût’un kendi eşi idi Hazreti Yusuf’u kuyuya atan ve Mısır’a satan kendi kardeşleri idi Hazreti Musa firavun ordularını gördüğünde sarsılmamıştı Ancak kendi kavminden birisi olan Sâmirî’nin tutuşturduğu fitne karşısında fevkalâde müteessir olmuş ve kendisine verilen kutsal levhaları yere bırakıvermişti Tâlut’un, Câlut ve muazzam ordusu ile hesaplaşmaya giderken metafizik gerilimi tamdı Ancak peşindekiler oyun bozanlık yapıp bir avuç su ile imtihanı kaybetmişler ve Tâlut da bir avuç insanla kalakalmıştı Hazreti İsa Roma’dan çok, fitne ruhlarına işlemiş kendi kavminden çekmişti

Asr-ı saadette ise âlemlere rahmet olarak gönderilen Peygamber Efendimiz (aleyhissalâtü vesselâm), her tarafa dalga dalga yayılan bir muhabbetin merkezinde bulunuyordu O’nun vesile olduğu rahmet, güneş ışığı gibi herkesin başını okşayıp içini ısıtıyor, yağmur gibi her köşedeki kurumaya yüz tutmuş gönülleri canlandırıyordu O’nun elinin değdiği, gözünün baktığı her yerde sevgiden hâleler oluşuyordu Çünkü O Yaratıcı’nın Habib’i ve mahlûkatın Mahbub’u idi Allah O’na bakıyor mahlûkatı seviyor, insanlar O’nu görüyor Rabbini tanıyordu O, bir kanadı gayb diğeri şehâdet âleminde “Zülcenâheyn Meb’us”; bir elini Hakk’a diğerini halka vermiş göklerin yerdeki Rasûlü, yerdekilerin de dergâh-ı ilâhiyedeki Elçisi’ydi Allah O’nu sevmiş, göktekiler sevmiş, bu sevgi yerdekilere aksetmişti Öyle ki henüz O’nu tanımadan en nefret ettikleri düşman bilen niceleri, gül yüzünü bir kere görünce dünyadaki herkesten ve herşeyden daha çok sever hâle geliyorlardı
İşte o Rahmet ve Sevgi Elçisi, ayı eliyle ikiye bölerken aynı zamanda düşmanlıkları da paramparça ediyor, ümmetini parmaklarıyla sularken onları iliklerine kadar sevgiye doyuruyor; olumsuzlukları düzeltmek için bir nazar etmesi, mübarek ağzından bir iki kelimenin dökülmesi yeterli oluyordu

Efendiler Efendisi Yesrib’e geldiğinde ümmetinin bütün fertlerini olduğu gibi, bu şehrin birbirine düşman iki kabilesini, Evs ve Hazrec’i de kardeş ilan etmişti Öteden beri bu iki kabile çok savaşlar yapmışlar ve birbirlerinin kanlarını çok akıtmışlardı Bu savaşların en kanlılarından birisi de Buâs harbi idi

Evs ve Hazrecliler’in muhabbet ve samimiyet içinde oturup sohbet ettikleri bir gün bu tabloyu kıskançlıkla seyreden birisi vardı Bu, ne Hak Din’i, ne onun Yesrib’i şereflendirmiş Peygamberi’ni, ne de müntesiplerinin bünyân-ı mersus gibi birlik ve beraberliğini hazmedememiş bir yahudi idi Hasedinden, kin ve nefretinden âdeta çıldıracak hâle gelmişti Hemen birisini buldu, ona ne yapacaklarını öğretti ve Evs ve Hazrecliler’in öz kardeşler gibi sarmaş dolaş oturup konuştukları yere yolladı Ajan, kalabalığın arasına karışınca Buâs gününden bahsetmeye başladı Bu hareket, bir fitnenin patlamasına yetmişti İlk başlarda kahramanlık şiirleri okunan kalabalıkta tansiyon yavaş yavaş yükseliyordu Sonra atışmalar başladı karşılıklı söylenen sözler iyice sertleşince hareketlenmeler oldu her iki taraf da bağırıyor, taraftarlarını silaha çağırıyordu kılıçlarını kuşanıp Harre denilen arazide kozlarını paylaşmaya karar verdiler

Bu gelişmeler hemen Medine’de yankılandı ve haber çabucak Allah Rasûlü’ne ulaştı Efendimiz hiç vakit kaybetmeden hâdise mahalline intikal etti Birbirlerini boğazlamak için saldırmaya hazır olan kalabalık O’nu görür görmez sakinleşti Efendimiz, “Ben aranızdayken cahiliye davaları mı güdüyorsunuz?” derken herkesin başı önündeydi Sonra onlara henüz nazil olan şu ayeti okudu: “Hepiniz toptan, Allah’ın ipine sımsıkı sarılın, bölünüp ayrılmayın Allah’ın sizin üzerinizdeki nimetini hatırlayın: Hani siz birbirinize düşman idiniz de Allah kalblerinizi birbirine ısındırmış ve O’nun lütfu ile kardeş oluvermiştiniz Siz bir ateş çukurunun tam kenarında iken oraya düşmekten de sizi O kurtarmıştı Allah size ayetlerini böylece açıklıyor, ta ki doğru yola eresiniz” (Al-i İmran, 103) Artık her iki taraf da silahlarını atmışlar, gözyaşları içinde birbirlerinin boyunlarına sarılıyorlardı

Bu, Sâmirî’nin temsilcilerinin, mü’minlerin içine girip birlik ve beraberliklerini bozmaya çalışmalarının son örneği değildir İslâm alemi başlangıçtan bugüne değin her devirde, bu kabil provakasyonlarla karşı karşıya kalmış ve maalesef müslümanların zayıf ve çelimsiz oldukları dönemlerde -ve tabii günümüzde- çok şiddetli sarsıntılar yaşamıştır Bundan dolayı asrımızın büyük mütefekkiri, günümüzde İslâm âleminin derlenip toparlanmasına mani olan en büyük üç problem arasında iftirak illetini saymıştır Bu illet öyle büyük bir belâdır ki Osmanlı’nın en kudretli padişahlarından Yavuz cennetmekân bile, savletinden şarkı da garbı da lerzân ettiği bir dönemde

“Milletimde ihtilâf u tefrika endişesi
Kûşe-i kabrimde hatta bîkarar eyler beni
İttihat etmekken a’dâya karşı çaremiz
İttihat etmezse millet dâğidar eyler beni” demiştir

Toplum içindeki fitne ve ayrılıklar, bir kıvılcımla tutuşan ve hızla yayılıp önü alınamayan dev yangınlara benzer Cemiyetleri yakıp kül edecek böyle bir yangın, ancak ona sebebiyet verecek faktörler ortadan kaldırılarak; kuraklaşmış gönüller gözyaşları ile ıslatılıp yumuşatılarak; kin ve nefretler izale edilip kardeşlik tesis edilerek önlenebilir Bütün bunlar bu konuda bize iki vazifenin terettüp ettiğini gösteriyor: Aynı imanî ve İslâmî değerleri paylaştığımız insanların kardeşimiz olduğu düşüncesini benimseyip, uhuvvet prensiplerini fıtratımız ve hayat tarzımız hâline getirmek; birlik ve beraberliği zedeleyecek gıybet, dedikodu, tartışma, cedel gibi menfiliklerden bütün gücümüzle kaçmak Birincisinin ihmali, bünyemizin “sâmirîler”in attığı fitne virüsüne açık ve savunmasız hâle gelmesine sebep olacağı gibi ikincisinin ihmali kişinin bizzat kendisinin sâmirîleşme sürecine girmesi demektir


Halim Çalış

 

LeoparGS isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 4 Hafta önce   #2
Bilgiler
Devamlı Üye
 
Bilgiler
Üyelik tarihi: Oct 2008
Mesaj: 4,763
İtibar
Tecrübe Puanı: 48
Rep Puanı : 195
Rep Derecesi :
*hayal* ... hakkında olaganüstü bir havası var.*hayal* ... hakkında olaganüstü bir havası var.
*hayal* RSS Feed
Standart --->: Sâmirî – Meşrepler



Allah razı olsun

 

*hayal* isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Cevapla
Tags: , ,

Faizin Ahlâki ve Manevi Zararları | Dünyaya hırslı ve hasretli insan

Konu Araçları


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cvp son Mesaj
Dünya – Âhiret Dengesi İnşirah Sohbet & Muhabbet 1 12-04-2008 14:34 PM
İlk katil – İlk şehit prénsés Dini Şiirler 1 10-30-2008 00:04 AM
FahŞa – FahİŞe yumna Kötü Ahlak Sıfatları 1 10-26-2008 12:04 PM
Kalbin Zümrüt Tepeleri – 2 LeoparGS Konu Dışı Başlıklar 50 10-07-2007 11:30 AM
Çilekli – Bisküvili Kup LeoparGS Tatlılar & Pastalar 0 07-08-2007 00:44 AM

Frmacil | Yudumla | Dantel | Klup | Orgu | Oya | Derya TOPlist Saat 00:22 AM.


Powered by vBulletin® Version 3.6.11
Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Forum Etiketleri

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308