Mumsema islam Arsivi
Anasayfa Forum Kuralları İletişim Bugünkü Mesajlar
Geri git   Mumsema islam Arsivi >
Ahlak
> Kötü Ahlak Sıfatları
Google
 
Kullanıcı ismi
Şifreniz
Kayıt ol Yardım Üye Listesi Ajanda Arama Bugünkü Mesajlar Bütün Forumları okunmuş kabul et SiteMap

Cevapla
 
Konu Araçları
Alt 03-02-2008   #1
Bilgiler
Devamlı Üye
 
Bilgiler
Üyelik tarihi: Feb 2007
Nerden: İstanbul
Mesaj: 9,510
İtibar
Tecrübe Puanı: 99
Rep Puanı : 3579
Rep Derecesi :
LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.
LeoparGS RSS Feed
Ünlem Fesada Açık Ruhlar



Fesada Açık Ruhlar





Aklın, mantığın ciddî biçimde yara aldığı ve hislerin, heveslerin muhakemenin önüne geçtiği günümüzde, her zamankinden daha fazla dikkat etme konumunda olan bizlerin, çevremizde meydana gelen hâdiseleri, gerçek sebep ve sâikleriyle yerli yerine oturtabilmek, oturtup değerlendirebilmek için, kine, nefrete, düşmanlığa dayalı ve propaganda eksenli kitap, broşür, makale ya da sempozyum, konferans, panel, açık oturum gibi belli ideolojiler etrafında yazılıp-çizilen fikir suretindeki heveslerden daha çok, düşünce namusu ihtiva eden objektif mülâhazalara ihtiyacı var Yıllar var ki, sırf bir kısım ideolojik endişe ve hizip çıkarlarıyla alâkalı gayız ve öfke hıçkırıkları diyebileceğimiz o tiksindiren homurdanışları dinleye dinleye düşünce istikametimiz bozuldu beşerî münasebetlerimiz, herhangi bir ciddî sebebe dayanmayan bazı vâhî kaygılarla temelden sarsıldı ve milletçe, çevremizdeki onca güzelliklere rağmen hep bir kısım çirkinliklere takılıp kaldık; takılıp kaldık da iyilikleri bütün bütün görmezlikten gelerek sürekli kötülükleri öne çıkardık hatta daha da ileri giderek, pek çok evrensel insanî değerleri politik veya ideolojik mülâhazalarımıza feda edip kuruntularımızı âlemşümul kıymetlerin tahtına oturttuk gün geldi, prim yapacağı mülâhazasıyla düşmanlıkları körükleyip diyalog ve hoşgörüye karşı ilan-ı harp ettik cumhuriyet ve demokrasi nimetlerinden, bizim gibi düşünmeyenlerin istifadelerinden rahatsızlık duyarak her zaman bayraklaştırdığımız sistemi bile sorgulamaya kalktık

Evet, bütün bunları yaptık ve aslında bunlar, bir döneme ait, Allah’a, O’nun Peygamberi’ne ve öldükten sonra dirilmeye inancını yitirmiş nesillerin dramıydı Rıza Tevfik’in ifadesiyle, belli çevrelerce, Türklük ruhu apaçık ve zorla hem Allah’ına hem de Peygamberi’ne isyana itiliyordu Geleceğin sonsuz karanlıkları karşısında, inançsızlıkla tir tir titreyen ve şaşkınlıkla gidip bir oraya bir buraya toslayan, insanî ve ahlâkî yanları itibarıyla, cismaniyetine nispeten tıpkı felçli uzuvlar gibi nahifleşmiş; millî değerleri açısından alabildiğine renksiz ve silik, tarihten tevârüs ettiği şeylere karşı fevkalâde saygısız ve mütecâviz; sürekli kendi hezeyanlarını takdis edip dururken, dinî ve millî her şeyi tekrar tekrar süzgeçten geçirme lüzumundan bahsedecek kadar lâubâli veya septist; yazarken, konuşurken işporta mefhumlarıyla düşünecek ölçüde bayağı ve ağzını açtığı her yerde, az buçuk firaset sahiplerince hemen kendini ele veren bu fikirzedeler, kendileri açısından altın çağlarını yaşasalar da vatan evladına hep kan kusturduklarında şüphe yoktur Millet onların gayız ve nefret bombardımanları karşısında hep inim inim inledi; onlar da bir türlü doyma noktasına ulaşamadıkları o cehennemî kin ve hiddetleriyle sürekli homurdanıp durdular homurdanıp durdular ve hiçbir zaman varlık ve insanın gerçek muhtevasına, vicdanın sesine soluğuna, ruhun enginliğine yönelemediler Yönelemezlerdi de, zira bunların ne bir ufukları ne de gâye-i hayalleri vardı egoları etrafında dönüp durmayı yol alma sanıyor ve tıpkı, her zaman sandalının bir yanındaki küreği kullanan kayıkçı gibi, aynı noktada daire çizip duruyorlardı Kafalarındaki çarpık ve anarşik düşünceleri, dillerinden dökülen gayız ve nefret ifadeleri; kitap, gazete, mecmua sahifelerinin yanında televizyon ekranlarını karartan beyan ve üslûplarıyla bu duyguları kara, düşünceleri kara, ifadeleri kapkara talihsizler, dünden bugüne kendileriyle beraber milletimizin talih yıldızını da karartıyorlardı

Bilmem ki, bunlara birer düşünce anarşisti demek nasıl olur? Kendi fikirlerinin dışında –ona da fikir denecekse– her türlü otoriteye karşı çıkan, her türlü iktidarı reddeden, Bakunin’in ifadesiyle, hiçbir ayırım gözetmeden sadece yıkmayı düşleyen ve hedeflediği her şeye kaba kuvvetle ve bir hamlede ulaşmayı plânlayan; ilhamlarını Neronlar, Firavunlar, Leninler, Mussoliniler, Hitlerler, Francolar, Salazarlar veya Proudhonlar, Nietzscheler, Schopenhauerler, Kamular, Marcuseler gibi büyük ölçüde ömürlerini insanî değerlerle savaşmakla geçirmiş canilerden alan bu düşünce ma’lûlü bahtsızlara başka bir isim bulmakta zorlandığımızı itiraf edelim Tamir ve inşâ zemininde böyle hep tahripte bulunan, yıkmayı yapma sanan, her zaman müstatil bir cinnet örneği sergileyen bu insanları, günümüzün nesilleri böyle tanıdığı gibi, geleceğin insanı da böyle tanıyacak ve onları tarihin büyük anarşistleriyle beraber yâd edecektir

Evet, duyguda, düşüncede, inançta, felsefede, tabiat “bilimler”inde hep materyalistçe davranıp anlayış ve inançlarımızı yıkarak bizi gönül dünyamızda ilhada, fikir hayatımızda teşettüte, örf, âdet ve geleneklerimizde tahribe iten, hatta kısmen muvaffak da olan bu insanlara dense dense anarşist denir; ama kat’iyen aydın ve entelektüel denemez; zira bunlarda anarşist ruhların bütün hususiyetlerinin var olduğu söylenebilir

Bunlar, güçlü oldukları zaman zalim ve baskıcı; iktidarsız hale geldikleri zaman hırçın ve hilebaz; başkalarının boşluklarını değerlendirmede fevkalâde mahir ve kurnaz; kendi kusurlarını örtbas etmede olabildiğine cerbezeci ve şarlatan, hasım kabul ettiklerini yıkmada hep karalamacı ve karalamalarında da kararlıdırlar

Evet, her yerde ve hayatın her biriminde kavgacı tabiatlarıyla düşüncelerini belli eden ve firasetli insanlara kendilerini ele veren bu olabildiğine zayıf, ama tahribin kolaylığındaki avantajları değerlendiren; bu oldukça mantıksız, fakat mugalâta ve demagojinin bütün türlerini bilen; bu tamamen muhakemesiz, ancak her zaman değişik çığırtkanlıklarla mevcudiyetlerini hissettiren bu kör ve topal yığınlar, bütün oyunlarını müstakim düşüncenin kendi içindeki tutarsızlığı ve zaafları üzerinde oynamaktadırlar oynarken de sanki bu ülkede yalnız onlar düşünüyor, onlar konuşuyor, onlar karar veriyor ve onlar kitleleri yönlendiriyor gibi bir imaj uyarılmakta; buna karşılık saf vatan evladı ise, kendi zaaf ve tutarsızlığının ağında binbir ihtilaçla kıvranmakta ve hep sessiz infialleriyle içten içe kendini yiyip bitirmekte Böyle olunca da, her yerde sadece bu bir avuç anarşistin sesi duyulmakta, onların izleriyle karşılaşılmakta, onların tahriplerinin endişesi yaşanmakta ve her olumlu hamle onların plânlayıp ortaya koydukları engebelere takılmakta

Acıdır, dün olduğu gibi bugün de bütün toplum yine onların uğursuz çığırtkanlıklarıyla inliyor, devlet, yer yer onların velvelelerinin şaşkınlığını yaşıyor, din ve diyanet onların şarlatanlığıyla sık sık hırpalanıyor; ahlâkîlik onların dünyasında bir ayıp gibi gösteriliyor ve sanat o uğursuz atmosferde hislerin, heveslerin oyuncağı haline getiriliyor

Hâsılı, bu anarşist ruh rahatlıkla her yere girebiliyor, her şeye karışabiliyor, bütün değerlere dokunabiliyor ve tıpkı kanser hücreleri gibi metastazla ulaştığı her uzvu kendine benzetiyor ve ona kendi üslûbunu dayatıyor Evet o, her zaman açık-kapalı komünist usûl ve yöntemleriyle içtimaî âhengimizi sarsıyor; dine saldırıyor ve onu çağ dışı ilan ediyor Sanatı yozlaştırıyor ve onu kuralsızlığın, kanunsuzluğun mezbeleliğine çeviriyor Düşünceye musallat oluyor ve onu hevânın, hevesin yedeğine vererek kirletiyor Aslında, yaptığı şeylerle, inanç, düşünce ve sanat telâkkimizi bozan bu anarşist ruh, her şeyden evvel bizim iç âhengimizi bozuyor ve ümit ufuklarımıza sisler, dumanlar püskürtüyor Böylece, inanç ve beklentilerimizdeki koskoca bir dünya, onun için bir tımarhane –bu onun umurunda olmasa bile– bizim için de bir zindana dönüşüyor
Tımarhane deyip delilere telmihte bulundum İşin doğrusu, bu darmadağınık ruhu, bu hiçbir kalıba uymayan hilkat garibesini ne sıhhatli dimağlar kategorisinde mütalâa etmek ne de hasta ruhlar albümünde bir çerçeveye oturtmak mümkündür Akıllı deseniz, her zaman selim mantığa, ilmî müşahedeye ve vahye karşı ciddî tavırları sizi yalanlar Şizofreni demeye kalksanız, aldattıkları yığınların tekzibine uğrarsınız Paranoyak olduğunu düşünseniz, temâdî tenakuzu karşınıza çıkar Narsist diyecek olsanız, meseleyi ferdîliğe incirar ettirmiş (indirgemiş) olursunuz evet bunlar hiçbir kalıba uymazlar; pek çok kalıp içinde görünseler de tam bir kalıpsızlık örneğidirler

Genç nesilleri ele geçirdikleri yerlerde, önce onları baştan çıkarır, sonra da onlardan şikayet etmeye başlarlar Kamu yararına deyip başına geçtikleri her işte, kendi çıkarlarını düşünür ve başkalarına boş verirler kendilerinden iş ve hizmet beklendiği her zeminde hizmetten daha çok laf üretirler emniyet ve asayişe –Allah göstermesin– müdahale etme fırsatını bulsalar, bütün düzeni kendi ruh atlaslarına çevirirler adalete el atsalar, hukuku o müşevveş düşünceleriyle yorumlar, umumî nizamı alt-üst ederler yollar onları vatan müdafaasına çekip götürse, cephede kelepir kovalar, cephe gerisini de kabadayılık arenasına çevirirler mihrabı, minberi ele geçirseler, kendilerini Allah’ın vekili görür ve halkı kapı kulları sanırlar; ağızlarını her açtıklarında ya kinle, nefretle boşalır ya da insanlara beddua ve kahriyeler okurlar

Hâsılı, bunlar nerede ve hangi meslekte olurlarsa olsunlar, her zaman yıkıcı, insafsız, bencil ve kendi doğrularının azat kabul etmez köleleri gibi davranır ve herkesi değişik yanlışlıklar içinde görüp göstermeye çalışırlar Zayıf düştükleri zaman kavgada yenilmiş çocuklar gibi tehditlerle teselli olur ve hep karşıya zarar verme fırsatını kollarlar Kuvveti elde ettiklerinde herkesi ezer geçer, herkesi ağlatır ve çevrelerindeki mazlum iniltilerini bir ney gibi dinlerler Bunların, ruhlarımızda cefa endişesiyle iç içe yaşayan dostlukları ayrı bir ızdırap; müsamaha, afv u safh bilmeyen düşmanlıkları ise ayrı bir ızdıraptır Bunlar sadece davranışlarıyla değil, sırf yâd edilmeleri ile bile elli türlü kabalığı, hoyratlığı birden çağrıştırırlar

Bunların belirli bir yolu, mezhebi, felsefesi yoktur Aslında teşhisi, çerçevesi belli olmasa da bunlar birer hastadır ve hastalıkları da, mizaçlarını uyaracak değişik hâdiseler karşısında her zaman nüksedecek türdendir Ne zaman hafakanlarının kabaracağı, ne zaman hezeyanlarının köpüreceği hiç belli olmaz Uslu uslu otururken, bir bakarsın yakınındakilere tekme-tokat sallıyor, uzaktakilere de yazılarıyla, sözleriyle hakaretler yağdırıyor O, ne millî göründüğünde doğrudur ne de milliyetsizliğinde; zaman zaman millî görünme lüzumunu duyar, önüne geleni milliyetsizlikle karalar yer yer evrenselliğe bürünür, millî ruh taşıyan herkesi faşistlikle suçlar dini kabul ediyor gibi göründüğü aynı zamanda, rahatlıkla bütün dindarlara “mürteci” diyebilir insan haklarından söz ettiği aynı anda, bazı kimselerin o haklardan mahrum edilmesi gerektiğini vurgular ve zımnen de olsa onların, insan olmanın avantajlarından yararlanmayı hak etmemiş bir alt sınıfa mensup olduklarını ima eder

O, toplumu oralıya-buralıya ayrıştırır ama, ne oralıdır-ne de buralıdır; o, kinin, nefretin esiri, imanın ve imanlının da en amansız hasmıdır; hasmıdır ve kendinin o tahripçi iradesi dışında hiçbir iradeye tahammülü yoktur Bundan ötürü de, içinde bulunmadığı, bulunamadığı, bulunup alkışlanamadığı en olumlu teşebbüslerin, en ideal projelerin –tabiî bütün bunlarda onun menfaatleri söz konusu değilse ve ona bir pâye ve itibar kazandırmıyorsa– hep düşmanı olagelmiştir düşmanı olagelmiştir, zira onun şahsen ne bir teşebbüs kabiliyeti, ne bir inşâ gücü ne de bir proje üretme istidâdı vardır O sarmaşıklar gibi hep başkalarına dayanarak ayakta durmaya çalışır, onlardan beslenir, sonra dört bir yandan onları sararak hava ve ziyâlarına mâni olur

O, bir başarısızlık örneğidir, kendi başarısızlığı kadar da diğer insanların başarılarının düşmanıdır Şöyle veya böyle o, kendisinin içinde bulunmadığı hiçbir işi ve muvaffakiyeti hazmedemez Bu itibarla onun hazmedemediği bir hayli insan vardır ve o bütün bunları düşman ilan etmiştir; gücü yettiklerini ezer, yetmediklerine çamur atar; en masum vatan evladını dahi karalamada bir an bile tereddüt etmez Belki de onun en başarılı olduğu husus da işte budur Değişik demagoji ve mugalâtalarla, o kapkaranlık düşüncelerini bazen en aydın kimselere bile rahatlıkla kabul ettirebilir

Aslında, bu karanlık ruh, hep kendi yalancı hülyalarıyla beslenir ve vehimleriyle ayakta durur Kinle, nefretle kendini ifade eder ve bütün oyunlarını karşı cephe kabul ettiği kesimin zaafları üzerinde oynar Yaptığı her iş tahrip olduğundan, bazen az bir güç ve imkânla büyük işler başarıyor gibi de görünebilir Hatta, yaptığı bu şeyler onun his dünyasına birer başarı gibi aksettiğinden sürekli onu cesaretlendirir ve onda daha büyük bir tahrip arzusu uyarır
Doğrusu bu düşünce anarşisti bir insan ruhu zararlısıdır ve bu zararlı karşısında şimdilerde bizim her şeyden evvel, bugünümüzü, yarınımızı iyi görüp iyi değerlendirecek; ülke meselelerini dar politikacı mantığıyla değil, milletin ana problemlerini çok iyi kavramış ve alternatif çözümler üretebilen; sözden daha çok davranışlarının eri; icmalî plânda düşüncesi hareketlerinin önünde, tafsilî plânda hareketleriyle yeni düşünce ufuklarına açılabilen ruh kahramanlarına, analitik zekalara; yılgınlık bilmeyen güçlü iradelere ihtiyacımız var İşte böyle hiçbir branşın tek ve dar görüş plânına mahkûm olmayan bu gerçek bilgi ve tefekkür nesli sayesinde, bugün olmasa da yarın –inşâallah– düşünce ufkumuzu kirleten ve millî üslûbumuzu karartan tarihî bir zararlının tesir ve teşevvüşünden kurtulacağımızı ümit ediyorum

Sızıntı, Sayı 235
Yazar Fethullah Gülen

 

LeoparGS isimli Üye şuanda  online konumundadır  
Cevapla
Tags: , ,

Enaniyet veya Egoizm | Gaflet ! Ah Bu Gaflet Uykusu!

Konu Araçları


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cvp son Mesaj
Silkelensin ruhlar! mumsema Oruç ve Ramazan Ayının Fazileti 9 09-19-2008 16:06 PM
paronayak ruhlar ravzanur Kötü Ahlak Sıfatları 2 03-19-2008 23:59 PM
Hasta Ruhlar LeoparGS Kötü Ahlak Sıfatları 0 03-01-2008 20:20 PM
Huysuz Ruhlar LeoparGS Dini, Güzel Yazılar / Makaleler 1 08-19-2007 10:22 AM
Ruhlar fesada açık hâle geldi çünkü... LeoparGS Dini, Güzel Yazılar / Makaleler 0 05-22-2007 10:06 AM

Frmacil | Yudumla | Dantel | Klup | Orgu | Oya | Derya Yudumla TOPlist Saat 13:25 PM.


Powered by vBulletin® Version 3.6.11
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Forum Etiketleri

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293