Mumsema islam Arsivi
Anasayfa Forum Kuralları İletişim Bugünkü Mesajlar
Geri git   Mumsema islam Arsivi >
Ahlak
> Kötü Ahlak Sıfatları
Google
 
Kullanıcı ismi
Şifreniz
Kayıt ol Yardım Üye Listesi Ajanda Arama Bugünkü Mesajlar Bütün Forumları okunmuş kabul et

Cevapla
 
Konu Araçları
Alt 02-07-2008   #1
Bilgiler
Özel Üye
 
Bilgiler
Üyelik tarihi: Jan 2007
Mesaj: 196
İtibar
Tecrübe Puanı: 2
Rep Puanı : 455
Rep Derecesi :
Abdullah Işığın görkemli bir yol göstericisiAbdullah Işığın görkemli bir yol göstericisiAbdullah Işığın görkemli bir yol göstericisiAbdullah Işığın görkemli bir yol göstericisiAbdullah Işığın görkemli bir yol göstericisi
Abdullah RSS Feed
Standart TETAYYÜR ( Uğursuzluk)



Bazı kaynaklarda Tefe'ül olarak da geçen kelimenin, sözlük anlamı uğursuzlukdur
Kur'an-ı Kerim'de; uğurlu veya uğursuz diye adlandırılan hiçbir konu yoktur Yanlız bazı Hadis-i Şerif'lerde "uğurlu" kelimesinin geçtiği görülse bile "daha iyi" anlamında kullanıldığını biliyoruz
HADİS-İ ŞERİF : Nefsinizi (Şeytanı) işlerinize karıştırmak istemiyorsanız, Besmele ile işe başlamak daha uğurludur
Aslında "uğursuz" kavramı, bize cahiliye döneminden ya da Hristiyanlık ve Yahudilikden gelen, İslâm diniyle hiçbir alakası olmayan bir kavramdır
Nazar boncuğu, nal, 13 rakamı, Salı günleri yola çıkmamak, uğur rakamı, vs Bu konuda binlerce örnek sayılabilir İtikatlar konusunda da uğurlu ve uğursuz kavramları sokulmuş düşüncelerimize; ev veya araba aldığımızda kurban kesmek, türbelerde mum yakmak, ağaçlara bez bağlamak vs
Din adına yapılanlar bid'at, dünyasal örneklere de hurafe denilmektedir İslam dininin ise, bidatlar ve hurafelerle hiçbir alakası yoktur
İnançlarımıza göre; bizi sevgisinden yaradan Yüce Allah; herşeyi muazzam planı dâhilinde yaratmış ve hiçbir şeyi tesadüflere, boş hikmetlere ve uğursuzluklara teslim etmemiştir O güzeldir ve her şeyi güzel, yerli yerince yaratmıştır Yarattıklarının hiçbiri uğursuz, çirkin ve kötü olamaz, her şey ilâhi hikmetlere bağlıdır
İşde bütün bu sebeplerden dolayı; İslâm dini uğursuzluğu kabul etmez

 

Abdullah isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 02-24-2008   #2
Bilgiler
Devamlı Üye
 
Bilgiler
Üyelik tarihi: Feb 2007
Nerden: İstanbul
Mesaj: 11,017
İtibar
Tecrübe Puanı: 114
Rep Puanı : 3961
Rep Derecesi :
LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.
LeoparGS RSS Feed
Standart --->: TETAYYÜR ( Uğursuzluk)



Uğursuzluk



"Tefe'ül" ve "teşe'üm" ne demektir? Dinimizde tefe'ül de teşe'üm ölçüsünde yasaklanmış mıdır; yoksa, tefe'ül bazı esaslarla dengelenmiş midir? Bir insan, tefe'ülde bulunacaksa, kehanet gibi bir yanlışlığa düşmemek için nelere dikkat etmelidir?

"Tefe'ül"; bir kısım hadiseleri uğurlu saymak, onları hayırların başlangıcı olarak görmek ve vakıaları iyiye yormak demektir Bunun zıddı olan "teşe'üm" ise; bazı nesneleri ve hadiseleri uğursuz kabul etmek, olayları şerre yormak ve sürekli kötü ihtimalleri öne çıkarmak manalarına gelmektedir

İslam'da Uğursuzluk Yoktur!
Cahiliye'de teşe'üm çok yaygındı O dönemin insanları hemen her şeyde bir uğursuzluk yanının bulunduğunu düşünür ve çoğu zaman hadiselerden aldıkları sinyallere göre yaptıkları/yapacakları işlere devam eder ya da onlardan vazgeçerlerdi Mesela; evlerinin çatısına bir baykuş konar ve orada ötmeye durursa, başlarına büyük bir belanın gelmesinden korkarlardı Kuşların isimlerinden, cinslerinden ve şu ya da bu cihete uçmalarından bir kısım manalar çıkarırlar; özellikle kasden uçurdukları bir kuş, sağa giderse hayra, sola giderse şerre yorarlardı Ceylan gibi av hayvanlarından sağ taraftan sola doğru geçip gidenlerin uğursuzluğa sebebiyet vereceğine, sol yandan sağa doğru kaçanların ise şans getireceğine inanırlardı Fal oklarına büyük değer verirler ve ekseriyetle, yapıp edeceklerini bunlara göre belirlerlerdi O kadar çok uğursuzluk emaresi icad etmişlerdi ki, adeta paranoya ile yatıp kalkar hale gelmiş ve bir korku toplumuna dönüşmüşlerdi Çoğunluk itibarıyla, ruhî bunalıma girmiş ve vücutlarının kimyası bozulmuş gibi bir hal sergiliyorlardı; sanki duydukları her ses, gördükleri her nesne ve şahit oldukları her hadise onlar için bir vehim kaynağıydı Uğursuzluk düşüncesi genel telakkilerinin ana çizgisini teşkil etmeye başlamıştı
Böyle karanlık bir asrı nuruyla aydınlatan İnsanlığın İftihar Tablosu (aleyhissalâtu vesselâm) eşya ve hadiseleri hayırsız saymayı, şundan bundan uğursuzluk çıkarmayı bâtıl addetmiş; hatta teşe'ümün bir noktada şirke varıp dayanacağına dikkat çekmişti Fakat, tefe'ülü bütün bütün kesip atmamış, onun doğru değerlendirilmesi gerektiğini belirtmekle iktifa etmişti
Rehber-i Ekmel (sallallahu aleyhi ve sellem), bir keresinde, "İslam'da teşe'üm yoktur, en hayırlı yorum tefe'üldür" buyurmuştu Mübarek meclisindekilerden biri, "Tefe'ül nedir ya Rasûlallah!" diye sorunca, Rasûl-ü Ekrem, "(Hadiselerin değerlendirilmesiyle alâkalı) güzel sözdür" şeklinde mukabelede bulunmuştu
Allah Rasûlü'nün Hudeybiye anlaşmasında Süheyl bin Amr'ın adını hayra yorması, tefe'ülün en güzel misallerinden biri olarak kayıtlara geçmişti Anlaşma yapmak üzere Kureyş tarafından gönderilen heyetin başında Süheyl bin Amr'ın olduğunu duyunca, Rasûl-ü Ekrem (sallallahu aleyhi ve sellem) uysallık, kolaylık, mülayemet ve yumuşaklık ifade eden "Süheyl" ismiyle tefe'ülde bulunarak "Artık işimiz kolaylaştı!" demişti Şu kadar var ki, ne de olsa "Süheyl" adı, "ism-i tasgîr" denilen, küçüklük ve azlık ifade eden kelime grubundandı; onun menşei olan "sehl" kelimesi kolaylık manasına gelse de "süheyl" musaggar bir isimdi ve "küçük bir kolaylık", "azıcık yumuşaklık" demekti Rasûlullah'ın nazarında, bu nüans, orada yine bir kısım problemlerin çıkabileceğinin iması gibiydi Zaten müzakereler esnasında tam bir sühulet olmamıştı; anlaşma metnine "Muhammedün Rasûlullah" yazılmasına dahi rıza gösterilmemiş, "Seni peygamber kabul etseydik bu anlaşmaya gerek kalmazdı ki!" manasına gelecek beyanlar serdedilmişti Dolayısıyla, sehl değil, süheyl olmuştu; tam bir kolaylık değil, küçük bir kolaylık ortaya konulmuştu İşte, Hikmetin Lisân-ı Fasîhi (sallallahu aleyhi ve selem) bir isimden onca mana çıkarmış ve hasıl olacağını umduğu mülayemete "işimiz kolaylaştı" diyerek işaret etmişti
Hazreti Rûh-u Seyyid'il-Enâm (aleyhi ekmelüttehaya), tefe'ülden hoşlanırdı; insanların güzel isimler taşımalarını ister, duyduğu o isimlerden güzel manalar çıkarır ve herkesin adının iyi yoruma açık olmasını arzulardı Bundan dolayı da, Rasûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) bazı kimselerin isimlerini değiştirmiş; onları eskisinden daha güzel ve manalı adlarla çağırmıştı Ezcümle; Gurâb (karga), Harb (savaş), Âsi, Şeytan, Atale (şiddet, sertlik), Şihab (kıvılcım, ateş parçası) isimlerini değiştirmiş; mesela, Şihâb'ı Hişam (mutevazı, edepli), Harb'i Silm (sulh), Muzdaci'ı (yatıp duran) Münbais (kalkıp koşan) yapmıştı Âsiye (isyankâr, itaatsiz kadın) adından hoşlanmamış, onun yerine Cemîle'yi (iyi huylu, güzel kadın) tesmiye buyurmuştu Sadece insan adlarını güzelleştirmekle de iktifa etmemiş; Afire (çorak) adını taşıyan bir araziyi Hadire (yeşillik) ve "Şi'b-i Dalâlet" (sapıklık geçidi/alanı) denen yeri de "Şi'b-i Hüdâ" diye isimlendirmişti Nezâhetin Hülâsâsı Peygamber Efendimiz, daha pek çok insan ve mekan ismini daha güzeliyle tebdil eylemişti

Kâinatta Tesadüf Yoktur Ama
Günümüzde de bazıları bir kısım rakamları, haftanın belli günlerini, kara kedi, karga ve yarasa gibi kimi hayvanları uğursuz saymaktadırlar Mesela, bir evin çatısında ya da balkonunda karga öterse, o ev halkından birinin öleceğine veya orada ciddi bir yıkım meydana geleceğine inanmaktadırlar
Aslında, kainatta cereyan eden hiçbir hadise manasız değildir Her nesne ve hadise kendi diliyle bir mesaj vermektedir Düşüp kırılan bardağın ve devrilen çaydanlığın dahi kendine göre bir manası vardır Hayatını tevhid hakikatini ikame etmeye adamış Üstad hazretleri, eserlerinde çok defa bu meseleye de dikkat çekmiş; örnek olarak, demir sobasının zahirî bir sebep bulunmaksızın patlayıp parçalanmasını ve matarasının acîp bir tarzda kırılıp çok küçük parçacıklara ayrılmasını anlatarak, bu türlü hadiselerin ihtiyat ve temkin çağrısı sayılması gerektiğini belirtmiştir
Evet, çok ince hesaplarla yaratılan ve ayakta tutulan şu kainatta rastlantıya asla yer yoktur İnsanın ayağına batan bir iğne dahi tesadüfî değildir Ehl-i dalalet bazı meseleleri tesadüf deyip geçiştirse de, her şey Mevlâ-yı Müteâl'in meşieti ve kudretiyle, bir ilahî plan dahilinde varlık sahasına çıkmaktadır; mülk sahibi O'dur, mülkün bütün tasarruflarının arkasında O'nun yed-i kudreti vardır Bu itibarla, İslam uğursuzluk düşüncesini reddetmiştir; inancımıza göre, ne bazı rakamlar ne belli günler ne de bir kısım hayvanlar uğursuzdur Bununla beraber, hadiselerin lisanından anlayan kimseler için hemen her vakıanın bir mesaj ihtiva edebileceği mahfuzdur

Dolayısıyla, mevcudatta tesadüf olmadığını düşünerek, hadiseleri "tevil-i ehâdîs" zaviyesinden değerlendirmeye çalışmak makbul sayılsa da, bazı olaylardan kötü manalar çıkararak teşe'üme girmek mahzurludur Çünkü, bir kısım şeyleri uğursuz sayarak, onların gelecekte mutlaka belli neticeler vereceğine inanmak ve bu zanna bağlanarak hareket etmek bir çeşit kehanettir; -arz ettiğim gibi- böyle bir uğursuzluk düşüncesi dinimizde merduttur Karga balkona konar konmaz, baykuş ötmeye başlar başlamaz, kara kedi köşede belirir belirmez ve bir bardak düşüp kırılır kırılmaz, "Acaba nasıl bir bela geliyor?" demek ve bir felaket beklemek mü'mince bir davranış değildir Bu türlü vakıalarla teşe'ümde bulunmak ve ona bağlı bazı hükümler vermek mü'min kimliğine hiç yakışmaz Her çeşit hayır ve şerrin Allah'ın meşiet ve yaratmasıyla olduğuna inanmak, İslâm akîdesinin temel prensiplerinden biri ve tevhidin gereği olduğu halde, bir sayının, günün, nesnenin ya da hayvanın şanssızlık getireceğine inanmak ve ona bir nevi güç izafe etmek şirke kadar uzanan bir günahtır

Kur'an ile Tefe'ül Yapılabilir mi?
Ayrıca, hem tefe'ül hem de teşe'üm, gayba müteallik bir mesele olduğundan, bunlar sübjektif yorumlardır Eşyanın hakikatine belli ölçüde vakıf bulunan, tevil-i ehâdisten anlayan ve kainat kitabını iyi okuyan insanlar, hadiselerden bazı manalar çıkarabilir ve onları şahsî hayatları adına uygulayabilirler Fakat, bu türlü değerlendirmelerini, herkese tamim edecek şekilde objektif fetvalara menat yapamaz ve tefe'üllerine bir kısım hükümler bina edemezler Evet, herkes için geçerli hükümlerin istinbatı hususunda Din'in temel esasları ile aslî ve fer'î deliller bellidir; bunların haricinde ne rüya, ne keşif, ne keramet ve ne de te'vil-i ehâdis objektif hükümlere mesned olabilir

Bu itibarla, nesneleri ve hâdiseleri uğursuz sayıp onları kat'î belaların habercileri gibi görmek çirkin ve din dışı olduğu gibi, onlara güzel manalar yükleyip geleceğe dair söz söylemek ve bu türlü tefe'ülleri objektif hükümlermiş gibi sunmak da bir yönüyle kehanettir ve dinin ruhuna terstir Dolayısıyla, hem bütün mü'minlerin teşe'ümden mutlaka uzak kalmaları gerekir; hem de te'vil-i ehadisten anlamayan kimselerin, tefe'ül kasdıyla da olsa, hadiseleri bazı manalara yormaları ve bu yorumlarını umuma mal etmeleri asla doğru değildir
Bu cümleden olarak; Hak dostları, avamın Kur'an ile tefe'ülde bulunmalarına da sıcak bakmamışlardır Mushaf'ı rastgele açarak, ilk tevafuk eden yeri okuyup oradan bir ders çıkarma şeklindeki tefe'ülün, işin ehli olmayanları yanlış değerlendirmelere ve ümitsizliğe atabileceğinden korkmuşlardır
Nitekim, Nur Müellifi, ehl-i hakikatın, Kur'an ile tefe'üle taraftar olmadıklarını; çünkü, Kur'ân-ı Hakîm'in, ehl-i küfre kesretle ve şiddetli bir tarzda vurduğunu, Mushaf ile tefe'ül eden insanın inkarcılara karşı söylenen sözleri kendi üzerine alıp kalb dağınıklığına ve ye'se düşebileceğini vurgulamıştır Gerçi, Şah Veliyyullah Dihlevî hazretleri, Cenâb-ı Hakk'a tam teveccüh etmek suretiyle ve belli bir usulle yapılan tefe'ülün bazı kapılar aralayacağını anlatmış, sonra da o usule dair bir kısım kaideler sıralamıştır; fakat, bunu herkese talim etmek ve yaymak doğru değildir Şayet, insan o işin esaslarını bilemezse, açtığı sayfada münkirler ve münafıklar hakkında nazil olan ayetleri görünce kuvve-i maneviyesi kırılabilir, reca duygusu sarsılabilir ve ruhuna bir panik havası hakim olabilir

Uğursuzluk Düşüncesine Karşı
Diğer taraftan, hem rüyalarla hem de günlük hayattaki hadiselerle alâkalı yorumlarda çok defa te'vil hataları yapılmaktadır Çünkü, rüyaların ve hadiselerin lisanı, içinde bulunduğumuz âlemin dilinden çok farklıdır Zâhiren olumsuz hadiselerin manaları, bazen hakikat açısından olumlu olur ve onlar müsbet gelişmelerin işaretçileri sayılır; kimi zaman da çok olumlu görülen olaylar aslında mana itibarıyla olumsuzdur ve onlar da menfi vakıaların alâmetleridir
Diyelim ki; evinizin içi suyla doldu Siz bunu olumsuz görebilirsiniz Fakat bu, bir seyahate çıkacağınızı, muvakkaten o evden ayrı kalacağınızı ve neticede üzerinize bereket yağacağını ifade ediyor olabilir Yine; bir binanın yıkıldığını görseniz, te'vil-i ehâdis açısından, o geçici bir sarsıntı demektir Yangın neticesinde olmayan yıkıntılarda her zaman yeniden filizlenme söz konusudur Söz gelimi, selin sebebiyet verdiği zayiat kalıcı bir sarsıntıya yol açmaz; o muvakkat bir meşakkatin remzidir Onun arkasından bolluk ve bereket gelecektir

Bu itibarla, rüyaları ve hadiseleri te'vil meselesi de bir nevi uzmanlık alanıdır; herkes o işe kalkışmamalıdır Kur'an'ın mevzuyla alâkalı ayetlerini ve hadis-i şeriflerin bu konudaki şerhlerini bilmeyen, misal âlemine dair bazı hakikatlerden haberdar olmayan kimselerin te'villerde bulunmaları ve hele onlara bazı hükümler bina etmeleri kat'iyen doğru değildir

Hususiyle, kötü unsurlar ihtiva eden rüyaları ve teşe'üme sebebiyet verebilecek hadiseleri başkalarına anlatmak da yanlıştır Hak dostları rüyaların ve yakazaların başkalarına anlatılmasının bir düğümü çözmek gibi olduğunu, onların ekseriyetle anlatıldıkları ve yorumlandıkları üzere çıktıklarını söylemiş; te'vil adına ağızdan çıkan kelimelerin, bir yönüyle, Hak nezdinde hadiselerin karara bağlanmalarına ve o şekilde meydana gelmelerine sebep teşkil ettiğini belirtmişlerdir Bu açıdan, bazı rüyalar ve yakazalar salihler arasından ehil insanların değerlendirmelerine arz edilebilecek olsa da, onlar avama hiç anlatılmamalı; hele geçici ve neticesi itibarıyla hayırlı gibi görülse de, herhangi bir menfilik taşıyan rüya ve yakazalar asla dile getirilmemeli, diğer insanların içlerine de bir endişenin dolmasına sebebiyet verilmemelidir
Ayrıca, şeytanın, teşe'üme yol açabilecek rüya ve hadiseleri her zaman kullanabileceği de hatırdan dur edilmemelidir Şeytan, bazen bir baykuşu -gerekirse içine girerek- çekip sizin balkonunuza getirir ve orada saatlerce öttürür Böyle bir olay karşısında, "Acaba bunun manası nedir?" diyebilir ve şayet işin ehli iseniz, hadiselerin dilinden bir ima çıkarmaya çalışabilirsiniz Fakat, onu mutlaka başınıza gelecek bir felaketin habercisi gibi görmeniz ve o afeti beklemeye durmanız mü'mince bir davranış değildir Zaten şeytanın öyle bir hileden maksadı, tansiyonunuzu yükseltmek, ruhunuzda gerilim hasıl etmek, vücudunuzun kimyasını bozmak, sizi ciddi anguazlara sokmak ve hatta psikosomatik rahatsızlıklara sürükleyerek ibadet ü taatinizden dahi alıkoymaktır
Öyleyse, teşe'üme açık bir rüya gördüğünüzde ya da nahoş bir hadise ile karşı karşıya kaldığınızda, bunu bir temkin ve ihtiyat çağrısı olarak algılamalı, hemen Cenâb-ı Hakk'a teveccüh etmeli ve "Rabbim, eğer bir belaya istihkak kesbetmişsem ve bu da o belanın bir sinyali ise, gazabından rahmetine sığınıyorum; Sen'in dergahından başka iltica edilecek bir yer bilmiyorum ve Sana yalvarıyorum; ne olur atânla bu kazânı defet!" demelisiniz Asla paniğe kapılmamalı, çaresizliğe düşmemelisiniz; bilakis, ilahî inayet ve riayetin sizi de sarıp sarmaladığına, Allah'ın kuvvet ve kudretinin her şeyin hakkından geleceğine gönülden inanmalı ve ciddi bir vicdan rahatlığı içinde O'na sığınmalısınız Rasûl-ü Ekrem (sallallahü aleyhi ve sellem) Efendimiz'in, "Hoşunuza gitmeyen bir şey gördüğünüz zaman üç defa sol tarafınıza tükürün, üç kez de 'Euzü billahi mineşşeytanirracim' deyin ve onu kimseye anlatmayın" ikazını hatırlayarak, şeytanın şerrinden usulünce istiazede bulunmalısınız Selef-i salihînin yaptığı gibi, çokça istiğfar etmeli ve aynı zamanda "Sadaka belayı defeder!" mülahazasıyla bir miktar sadaka vermelisiniz
Sözün özü; eşya ve hadiseleri hayırsız saymak, şundan bundan uğursuzluk çıkarmak bâtıldır; hatta teşe'ümün bir derecesi şirke varıp dayanır Fakat, dinimizde tefe'ül bütün bütün yasaklanmamış, onun doğru değerlendirilmesi ehil kimselere emanet edilmiştir Rehber-i Ekmel (aleyhissalâtu vesselâm) Efendimiz, "Uğursuzluk düşüncesi bir mü'mini yolundan alıkoymasın Şayet, sizden biri hoşlanmadığı bir şey görecek olursa, şu duayı okusun: Allahümme la ye'ti bi'lhasenâtı illâ ente, ve lâ yedfe'usseyyiâti illâ ente, velâ havle ve lâ kuvvete illâ bike - Allah'ım, hayırlar ancak Sen'dendir; kötülükleri de sadece Sen defedebilirsin Yegâne havl ve kuvvet sahibi Sensin, hakiki güç ve kuvvet Sen'dendir" buyurmuştur Binaenaleyh, bir mü'min, hayır ve şer her şeyin Allah'tan olduğuna şüphesiz inanmalı; bütün işlerinde meşru şekilde sebepleri yerine getirmeli; dinin rehberliğinde ve aklın ışığında kendi üzerine düşen vazifelerini yapmalı ve sonra Allah'a tevekkül ederek neticeyi O'na bırakmalıdır

Fethullah Gülen

 

LeoparGS isimli Üye şuanda  online konumundadır  
Cevapla
Tags: ,

Munafıkların Sıfatları (kısaca) | Cenazeler neden alkışlanı:(

Konu Araçları


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cvp son Mesaj
Uğursuzluk Ve Fal karia Hadisler Bölümü 1 01-23-2008 09:20 AM
Uğursuzluk mum U-V 3 09-30-2007 16:18 PM

Frmacil | Yudumla | Dantel | Klup | Orgu | Oya | Derya TOPlist Saat 23:02 PM.


Powered by vBulletin® Version 3.6.11
Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Forum Etiketleri

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308