Mumsema islam Arsivi
Anasayfa Forum Kuralları İletişim Bugünkü Mesajlar
Geri git   Mumsema islam Arsivi >
Ahlak
> Kötü Ahlak Sıfatları
Google
 
Kullanıcı ismi
Şifreniz
Kayıt ol Yardım Üye Listesi Ajanda Arama Bugünkü Mesajlar Bütün Forumları okunmuş kabul et SiteMap

Cevapla
 
Konu Araçları
Alt 12-31-2007   #1
Bilgiler
Özel Üye
 
Bilgiler
Üyelik tarihi: Jan 2007
Mesaj: 196
İtibar
Tecrübe Puanı: 2
Rep Puanı : 354
Rep Derecesi :
Abdullah Gerçekten çok hoş.Abdullah Gerçekten çok hoş.Abdullah Gerçekten çok hoş.Abdullah Gerçekten çok hoş.
Abdullah RSS Feed
Standart Kalbin Afetleri



1 SEVGİSİZLİK

BAKARA SURESİ/ 30: Hatırla ki; Rabbin meleklere " Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım" dedi Bizler hamdinle seni tesbih ve sana takdis edip dururken, yeryüzünde fesat çıkaracak, orada kan dökecek insanı mı halife kılıyorsun? dediler Allah da onlara " Sizin bilemeyeceğinizi herhalde ben bilirim" dedi

SAD SURESİ/72: O’nu tamamlayıp, içine de ruhumdan üfürdüğüm zaman, derhal ona secdeye kapanın!"

Yukarıdaki Ayet-î Kerime'lerden anlaşılacağı gibi; Cenâb-ı Hâkk; insanı sevdiği için yaratıyor Yarattığı insanı kendisine "Hâlife" tayin ediyor

Hâlife; kelime anlamıyla incelendiğinde, kendinden üst makamda olan kişinin tüm yetkilerini taşıyan, yöneten, idare eden demektir

Yani insan yaratılırken, Allah onu kendi yetkileri ile kuşatmış, merhametini ve sevgisini gönlüne koymuş, onu beşer-î mahlukat (yaradılanların en güzeli) haline getirmiş, Ruh’undan ruhuna üfleyerek, "Beni bilerek, bana dön" demiş ve tekamül amacıyla madde alemine göndermiştir O halde insan, kendisini sevgisinden var eden Rabbine karşı, O'nun ilahi çağrısına cevap vermelidir

" Allah; sevilmeyi ve bilinmeyi istediği için yarattı, sevdiği için yarattı Sevgi olmasaydı bilinmeyi de istemezdi, sevgi olmasaydı, yaratmayı da dilemezdi"





Gönlündeki örtüyü açanlardan olunuz"

Sevgi ; uzun uzun konuşulsa bile bitmeyen bir hazinedirAma hiç unutmamamız gereken bir şey var ki; o da, sevgi, bizim Allah'dan aldığımız en güzel emanettir ve biz o emaneti aldığımız gibi tertemiz ehline teslim etmek zorundayız

" Sevgi o kadar kutsaldır ki; sevginin içinde Yaradan da vardır yaratılan da"

Evet, sevgi kutsaldır, ancak biz sevgiyi tam anlamıyla biliyormuyuz, öncelikle bunun mukayesesini yapmamız gerekmektedir Adına zaaf dediğimiz bazı duygularla, burada "kutsal" diye adlandırdığımız sevgiyi karıştırmamalıyız öncelikle

Kutsal kitabımız, ilahî sevgiye varacak yolda bize rehber oluyor, yol gösteriyor Allah'ın neleri çok sevdiği, neleri hiç sevmediğini kısaca; nelerin bizi Rabbimizden uzaklaştıracağını veya ne yaparsak O'na daha da yakın olacağımız, çeşitli ayetlerde bildiriyor

Allah sevgisini gönlünde duyan bir kişi; O'nun yarattığı kulları da sevmeli

" Ressamı seven eserlerini de sever Siz hiç Ressam'a hayran ama eserlerinden hoşlanmayan birini gördünüz mü? Allah'ı sevip, O'nun eserlerini sevmemek de bunun gibidir"

Bazı sevgiler de var ki; Cenâb-ı Hakk eğer dilerse onu gönlümüze koyuyor, eğer yeterli liyakatta değilsek de, o sevgiyi tanıyamıyoruz Örneğin; çocuk sevgisi, hayvan sevgisi, yada insanlara karşı duyulan merhamet

Dünyevî ve uhrevî sevgilere kapalı bir gönülde mutlaka nefsin bütün alametleri tecelli eder Gösterilen sevgi ya çıkar düşüncesinden, ya da korkudan kaynaklanan, apaçık bir riyadır


Kısaca; sevgisizlik; gönülde kaynaklanan düşüncede oluşan ve eyleme dönüşen negatiftir



2 ÜMİTSİZLİK (YE'İS) :


Bir kimsenin; bir şeyden emel ve umudunu kesmesi, güvenini kaybetmesi, kalbinden ümit ve emeli tamamen silip atması anl----- gelir

YUSUF SURESİ/ 87: Ey oğullarım; Gidin de Yusuf'u ve kardeşini iyice araştırın Allah'ın rahmetinden ümüd kesmeyin Çünkü kafirler topluluğundan başkası Allah'ın rahmetinden ümit kesmez

Görüldüğü gibi; ümit etmek, Kur'an-ı Kerim'de müminlerin önemli bir vasfı olarak belirtilmiştir Ümitkâr olmak aynı zamanda kişinin imanının göstergesidir İnsan, imanı ölçüsünde Allah'dan umud eder ve sonsuz nimetlere kavuşmak için büyük özlem duyar Allah'a olan güveni, yakınlığı, teslimiyeti ve samimiyeti derecesinde bu nimetlere kavuşmayı ümit eder

ANKEBUT SURESİ/ 7: İman edip iyi işler yapanların kötülüklerini elbette örteriz ve onlara yaptıklarının daha güzeli ile karşılık veririz

Demek ki; başımıza gelen her ne olursa olsun, düzeltmeye çalışacağız, elimizden gelen bütün gayreti göstereceğiz, yapacaklarımızın tükendiği ve bizim irade ve gücümüzün üstüne çıktığı zaman, işimizin düzelmesi hususunda Allah'ı vekil tayin edeceğiz Yani Allah'a dayanacağız ve yardımın Allah'dan gelmesini sabırla bekleyeceğiz Ümit burada bizim dayandığımız asadırYukarıdaki ayet'de ise; ümit ve sabırla Allah'a dayanmanın sonunda, güzelliklere mazhar olacağımız net bir ifade ile anlatılmaktadır

İnananlar, tekâmül etmenin gereği olarak, çetin imtihanlarla denenirler Ve bu imtihanlar sırasında yaşadıkları zorluklar neticesinde sıkıntılara maruz kalabilirler

ANKEBUT SURESİ/ 2, 3: İnsanlar imtihandan geçirilmeden, sadece "iman ettik" demekle bırakılıvereceklerini mi sanıyorlar Andolsun ki biz onlardan öncekileri de imtihandan geçirmişizdir Elbette Allah; doğruları ortaya çıkaracak, yalancıları da mutlaka ortaya koyacaktır
Yaşadığımız zorluklar sırasında, dualarımız ile Allah'a sarılırız Dua ederken "hayırlısını" dilemek, idrakli bir müminin erdemi olmalıdır Çünkü bizler; neyin hayırlı olduğunu bilemeyiz, bunu yanlızca Allah bilir Eğer talebimiz olmuyorsa; ya bizim için hayırlı zaman değildir ya da o talebin olması bizim için hayırlı değildir
Örneğin; En yakınımızın yanlış da olduğunu görür ve üzülürüz Onun da hidayete ermesi ve ilâhi huzura kavuşması için, el açıp Allah'dan niyaz ederiz Bu kadar meşru ve iyi niyetli bir istekde bile, "hayırlıysa" demek gerekir
ZÜMER SURESİ/ 53: De ki; Ey kendi nefisleri aleyhine, haddi aşan kullarım! Allah'ın rahmetinden ümit kesmeyin Çünkü Allah bütün günahları bağışlar Şüphesiz O; çok bağışlayan ve çok esirgeyendir
Bu Ayet-i Kerime; bu kadar açık Rabbimizi anlatırken, ümitsizliğe düşme elbette ki; gönlün afeti olacaktır

3 ÜZÜNTÜ VE HAYIFLANMA :

Genellikle üzülüp, hayıflandığımız dünyasal kayıplarımızdan kaynaklanır Dünyaya bağlılığımız çok ise, hikmet arama yönümüz zayıfsa, kayıplarımıza üzülürüz, üzülmekle kalmaz "Keşke" diye başlayan cümlelerle, hayıflanmalarımızı da sürdürürüz
Mümin kulun gönlünden "keşke" asla geçmez Başa gelen her ne ise, olmuş ve bitmiştir Sonuçda görülen bir hatadan ders alıp onu telafi yoluna gider Hiçbir zaman, hiçbir hadise için, geri dönüş yoktur Telâfi ancak; ileriye dönük karşılaşacağımız olaylarda, eskiden ders alıp tekrarlamamakla olur
Dünyasal olan her şeyin telafisi mümkündür Telafi olamayan ise; ölüm geldikten sonra; iman ya da imansızlık gerçeğini kavramaktır
" Seviyorsanız, hemen söyleyinİnanıyorsanız, hemen iman edinyardım edecekseniz, hemen edin; zira yarın her şey için çok geç olur da ,keşke demenizin bir anlamı kalmaz "
İşde bir kıssa:
Bir okulda Din Dersleri öğretmenliği yapıyordum Öğrencilerimin hepsi pırıl pırıl gençlerdi İçlerinde Ahmet adlı bir öğrencim vardı ki, diğerlerinden biraz farklıydı Allah'a kayıtsız, şartsız inanmayı kabul edemiyordu, bu yüzden de benimle çok tartışırdı
Mezun olurken, bana "Günün birinde Allah'ı bulacağıma inanıyormusunuz Hocam?"diye sordu Yavaşca "Hayır, Allah'ı bulabileceğini düşünmüyorum, ama O seni mutlaka bulacak birgün, eminim" diye cevap verdim
Ahmet umursamaz tavırlarla yürüyüp gitti Mezuniyetinden uzun zaman geçmiş, izini kaybetmiştim Ama birgün ansızın okula çıkageldi Hastalanmış, ölümcül bir kansere yakalanmıştı Zayıflamıştı ama gözleri pırıl pırıl parlıyordu "Birkaç haftalık ömrüm kalmış Hocam" dedi Şaşırmıştım, bunu söylemesine rağmen, karşımda dimdik duruyordu "24 yaşında olup da, öleceğini bilmek nasıl bir duygu Ahmet?"diye sordum"50 yaşında olup da kötü yolda gitmekden daha kötü değil Hocam"diye cevap verdi Şaşkınlığımı görünce anlatmaya başladı:
Allah hakkındaki düşüncelerimi biliyorsun HocamDoktorlar hasta olduğumu söylediklerinde, ciddi olarak Allah'ı aramaya başladım Sabahlara kadar dualar ettim, ama hastalık vucudumu sarıyor hiçbirşey değişmiyordu Sonra aramakdan vazgeçtim Senin sözlerin geldi aklıma; En büyük mutsuzluk sevgisiz bir hayat sürmekdir,bundan daha kötüsü de ,sevdiklerine "Seni Seviyorum" diyemeden gitmektir demiştin Ben bu eksiğimi gidermeye çalışacaktım en yakınlarımdan başlayarak, belki hiç söylemediğim o tılsımlı kelimeyi söyledim Birkaç gün sonra Allah'ı gördüm Hocam, tam yanıbaşımda idi Sen haklıydın Hocam; ben O'nu bulamadım ama O beni buldutam ihtiyacım varkentam sevdiğimi söylerkenŞimdi anladım Hocam;
Siz Allah'ı aramasanız da, O zaten yanınızda ve lütfen insanlara sevdiğinizi söylemek için ölümün de gelmesini beklemeyin keşke dememek için hemen söyleyin

4 SABIRSIZLIK VE ACELECİLİK

İSRA SURESİ/ 11: İnsan hayr'ı istediği kadar, şerri de ister İnsan pek acelecidir
ENBİYA SURESİ/ 37: İnsan aceleci yaratılmıştır Size ayetlerimi göstereceğim, benden acele istemeyin
Rabb'imizin kelâmından anlaşılacağı gibi, bizler aceleci olarak yaratılmışız ancak bu yönümüzü tekâmül ettirip, sabretmeyi öğrenmemiz gerekiyor Dünyaya geliş gayelerimizin içinde, en önemlilerinden biridir sabrı öğrenmek
Kainâtın içindeki her şeyin ve her olayın, O'nun eseri olduğu bilinince ve her olayda O'nun hikmet, rahmet, kerem, ihsangibi sıfatlarının farkına varınca, sabretmenin bir iman ölçüsü olduğunu daha iyi kavrıyor insan Eğer hadiseler bu şekilde yorumlanmaz, anlaşılmazsa eğer, o zaman acelecilik, öfke ve hiddet gibi duyguların da eşiğinde, bir sabırsızlık hali kuşatıyor dünyamızı
"Sabır imânın yarısıdır; çünkü sabırsızlık ümitsizliği, ümitsizlik hayıflanmayı, hayıflanmak da isyanı getirir"
Sabır; imânımızın ne mertebede olduğuna dair, muazzam bir imtihan vesilesidir kısaca O’nun sıfatlarına olan imânımız nisbetince, sabır kılıcını kuşanıyor ya da bu imansızlık ile zaafımız nisbetinde sabırsızlık sergiliyoruz
Şu dünyada bile, cennet misali bir hali bize yaşatacak olan ve "Sabreden zafere erişir" sırrına mazhar olabilmenin en birinci koşulu, acele etmemektir Öncelikle O'na dair, O'nun hikmet ve rahmetle, kerem ve merhametle yarattığına dair, O'nun Esmâ-ül Hüsna'sına dair bilgimizi kemale erdirmemiz gerekir ki, sabrı öğrenelim
Bu konuda son söz, her zamanki gibi Cenâb-ı Hakk'ın:
SURA SURESİ/ 43: Kim sabreder ve affederse; şüphesiz bu hareketi yapılmaya değer işlerdendir

5 ŞÜKÜRSÜZLÜK

HADİS-İ ŞERİF: İmanın bir yarısı sabır, diğer yarısı ise şükürdür
Bir tasavvuf ehli; müridini imtihan etmek üzere sorar; Hakk, rızkını verdiği zaman ne yaparsın? Vermediği zaman ne yaparsın?"
Mürid sıkıla sıkıla cevap verir;"Verdiği zaman şükrederim, vermediği zaman sabrederim"
Mürşid sinirlenir; " Onu köpekler de yapıyor Doğrusu ise şudur; verdiği zaman dağıtılır, vermediği zaman şükredilir"
Şükür konusunda bu kadar incelik varken; şükürsüzlüğü anlamak mümkün olmuyor Gönülden hemen temizlenmesi gereken afetlerden biridir Dilde de, düşüncede de, gönülde de, şükürsüzlük islâm'la bağdaşmayan, Hâkk yolun yolcularına yakışmayan, imanı lekeleyen bir unsurdur
" Şükür; dil ve gönülle yapılan ibadetlerin en büyüğüdür"
Kendi kendimize yapacağımız bir iç muhasebesi ile aslında, şükredecek ne kadar çok şeyimizin olduğunu hatırlamamız mümkündür Başımızı şöyle bir gökyüzüne kaldırdığımızda, karanlık geceyi aydınlatan ay'dan, o gecenin ardından gelen sıcacık ve parlak güneşe, ciğerlerimize çekebildiğimiz havadan, gözlerimizin görebildiği bitkilere, renklere, kendimize baktığımızda ise; göremediğimiz halde varlığından haberdar olduğumuz, irademizle hareket ettirdiğimiz ama irademiz dışında çalışan organlarımıza kadar şükredecek o kadar çok şeyimiz var ki
Yaratılmış olan bütün canlıların, insanın hizmetinde olması ise farklı bir şükür sebebi Hani Cenâb-ı Hakk der ya; "Allah'ın nimetlerini saymakla bitiremezsiniz Bitmeyen nimetleri düşündükce şükürsüzlüğü, akl-ı selim olan kimsenin kabulleneceğini düşünemiyorum
Mevlâna "Allah'a şükretmek, herkesin boynuna takılmış bir gerdanlıkdır" der Yani bir başka anlamda; Şükür her kulun boynunun borcudur Bu borcun bilincinde olmak ve hatırlıyabilmek de, şükretmek için yeterli bir sebep değilmidir zaten


6 KORKU

TEVBE SURESİ/ 56: Mutlaka sizden olduklarına dair Allah'a yemin ederler Halbuki onlar sizden değillerdir, fakat onlar korkan bir toplumdur
Korku; Bir tehlike karşısında yada bir tehlikeyi düşünürken duyulan kaygı
Neden korkarız? Korkularımızın temeli nedir?
Korku; insanın acizliğini istediği noktada başlar Çağlar değiştikce de korkular da değişir,ama genel olarak ikiye ayırıyoruz bu duyguyu;
a) Dünyevî korkular (Havf)
b) Manevî korkular ( Haşyed)
DÜNYEVÎ KORKULAR; tamamen nefsimizden kaynaklanırlar, Fransız yazar Rousseau'nun " En büyük korkum yanlızlık, kendimle başbaşa kalmanın sıkıntısı içime korku salıyor" dediği korkular; başkaları tarafından beğenilmeme korkusu, fakir kalma korkusu, savaş korkusu, hastalık korkusu, terk edilme korkusu vs milyonlarca misal verilebilir bu hususda Benliğimizin bize hissettirdiği bu negatif duygunun menşeine baktığımızda, büyük bir çoğunluğun maddi çıkarların kaybı duygusu ile hissedildiği görülür
AMERSON " Korkunun kaynağı cehalettir "
Aslında biliyoruz ki; bir korkunun değil, bütün negatif düşüncelerin kaynağı cehalettir
MANEVÎ KORKULAR; genellikle yüreğimizde hissettiğimiz, çoğunlukla dile vuramadığımız, zaman zaman çevremizle paylaştığımız korkularımızdır
Eğer dünyasal yönümüz ağır basıyorsa; ilk aklımıza gelen, ölüm korkusudur Eğer maneviyatımız güçlüyse, o zaman ilk aklımıza gelen manevi korkumuz da "ALLAH KORKUSU" olmaktadır
Asırlardan beri ölümü, yok olma, toprak altında çürüyüp kaybolma olarak belleklerimize kazıyan toplum gerçeği, Amerson'un vurguladığı cehaletin bir ürünüdür
" Ölüm; güneşin bir tarafdan batarken diğer tarafdan doğması gibi; hayâl aleminde batıp, gerçekler alemine doğmakdır"
Gönül dostunun söylediği gibi, gerçek olan aleme doğmak, yürümek, sonsuz saadete kavuşmak, sanallıkdan kurtulup gerçeğe dönmek ve inananlardan isek; sonsuz saadete ulaşmak olarak düşünüp kabul etmek gerekmektedir
Yukarıda açıklama yaparken; "eğer maneviyatınız güçlüyse, Allah korkusu akla gelir" demiştik Allah korkusu, zikrettiğimiz korkulardan biraz farklı
NAHL SURESİ/ 51: Allah buyurdu ki; İki Tanrı edinmeyin, O ancak bir Tanrı'dır O halde yanlız benden korkun
Allah korkusu bir müminin en temel vasıflarından biridir Çünkü insanın, Allah'a olan yakınlığının ve imanının artması ve de O'nun sevgisini kaybetmemesi; her an ihlâslı davranması, güzel ahlâk göstermesi ve bunda istikrarlı olması, sadece Allah korkusuyla mümkün olur
Çünkü insan fıtratı (yaradılışı) gereğince; sevdiğini üzmekden, onu kaybetmekden, kırmakdan, küstürmekden korkar
Bir mümin için en çok sevilen de Allah olması gerektiğinden, O' nun emirlerinin dışına çıkıp üzmekden, sevgisini kaybetmekden, Yaradan'ı tarafından adının anılmamasından korkulur
Bu sebeple; Allah korkusu bizde olumsuz değil, tekâmülümüzde olumlu etki bırakan pozitif korkumuzdur

7 VAKARSIZLIK:

Vakar ağırbaşlılık, vakarsızlık ise hafif meşreplik, basitlik anl----- gelmektedir
Abdullah Bin Mes'ud şöyle der "Müslümanlardan her iki kişi arasında (manevî) bir perde vardır İçlerinden biri, arkadaşlarına ayrılığa sebebiyet verecek bir kelime konuşunca, aralarındaki bu perde yırtılır Perde yırtıldı mı vakarsızlık ortaya çıkar
Bu konuda gönül dostu Ahmed Abdülhâk Radulî Hazretleri şu nasihatlarda bulunuyor
" Sizler çevrenize göre farklı olmak zorundasınız, nefsinizi, egonuzu yenmek zorundasınız, aldığınız bilgiler doğrultusunda hareket etmek zorundasınız Dilinizle değil, hareketlerinizle konuşmak zorundasınız
Benim size tavsiyem; daima hoşgörülü ve tevazû içinde olun Daha ağır, daha mazbut ve daha ciddi olarak Hakk yolunda ilerlemeye çalışın Hakk ile bütünleşmiş mürşidleri düşünerek, daha kontrollü ve az konuşun, yerinde konuşun ve daha bilerek konuşun"
Vakar'ın bundan daha açık tarifi olmaz sanırım



8 NEFSİ TEZKİYEDE BULUNMAK:

YUNUS SURESİ/ 53: Nefsimi temize çıkarmıyorum Çünkü Rabbimin acıyıp koruduğu hariç, nefs aşırı şekilde kötülüğü emredicidir

ŞEMS SURESİ/ 9, 10: Nefsini kötülüklerden arındıran kurtuluşa ermiş,onu kötülüklere gömen de ziyan etmiştir

Nefs nedir, neden kötülüğü emreder, nasıl tezkiye (terbiye) edilir, nefsini terbiye edeni Cenâb-ı Hakk nasıl bir mükâfatlandırıyor? Bütün bu sorulara cevap, başlı başına ayrı bir ders konusu olduğundan ,burada uzun uzun ele almıyoruz Tüm arınmaların (Dilde, düşüncede ve gönülde) giriş kapısı olarak ele aldığımız "Nefs-i Tezkiye", Hakk yolunun olmazsa olmazları arasında bulunmaktadır
Zaten Kur'an-ı Kerimde de zikredilen ayetlerden anlaşılacağı gibi, nefsimizin bize yaptırdığı aşırılıkları Cenâb-ı Hakk'da men ediyor ve terbiye etmemizi istiyor
Söylendiği veya yazıldığı kadar kolay olmayan Nefsi terbiye etme konusu, asırlardır bütün Hakk yolun yolcularının ilk terbiye kapısı olmuş ve gerçekden de zor aşılmıştır
Ancak; Allah için yapılan nefs'i terbiye neticesinde de; Cenâb-ı Hakk kulunu her türlü şerden hıfz-ı muhafaza eyliyor Bu gibi kişilerde artık, gören Hakk, konuşan Hakk, duyan Hakk olduğundan, çeşitli kerametler hâsıl oluyor Bunlara eren, evliya diye adlar veriyoruz
İşde nefsini terbiye etmiş ve evliyâ mak----- ulaşmış Bayezid-î Bestami Hazretlerinden bir kıssa:
Bayezıd-î Bestami Hazretleri bir evin yanından geçerken, yukarıdan aşağıya bir leğen kül dökülür Sıcak külün etkisiyle sarığı, üstü başı yanar
Başından aşağıya kül dökeni araştırıp bulmak kızmak gibi bir davranışda bulunmak kendisine yakışmazdı Kızmadığı gibi ellerini açıp Allah'a şükretti
Soranlara niçin şükrettiğini de şöyle açıkları:
- Ben küle değil ateşe layik biriyim Allah başımdan aşağıya ateş de dökebilirdi Ateşe layikken kül döküldüğü için şükrediyorum
Nefsini terbiye edenlerin başına şerr gelmez, çünkü olaya bakış açıları şerr değildir, bu yüzden de onlar, her olayda hikmet bulur ama şerr bulmazlar

9 İLİMSİZLİK
ALAK SURESİ/ 1-5: Yaradan Rabb'inin adıyla oku! O insanı bir kan pıhtısından yarattı Oku ve öğren! İnsana bilmediklerini öğreten ve kalemle yazdıran Rabb'in ekremdir
TAHA SURESİ/ 114: Gerçek yönetici olan Allah, yücedir Sana O'nun vahyi tamamlanmazdan önce Kur'an'ı (okumakta) acele etme ve "Rabbim benim ilmimi artık" de
ZÜMER SURESİ/ 9: Yoksa o, geceleyin secde ederek ve kıyamda durarak ibadet eden, ahiretten çekinen ve Rabb'inin rahmetini dileyen kimse (gibi) mi olur? De ki; Hiç bilenle bilmeyen bir olurmu? Doğrusu ancak, akıl sahipleri bunları hakkıyla düşünür
NİSA SURESİ/ 162 : Fakat içlerinden ilimde derinleşmiş olanlar ve müminler, sana indirilene ve senden önce indirilene iman edenler, namazı kılanlar, zekatı verenler, Allah'a ve ahiret gününe inananlarişte onlara pek yakında büyük mükafat vereceğiz
HADİS-İ ŞERİF: İlim Çin'de de olsa isteyiniz Çünkü ilmi istemek, her Müslüman'a farzdır Melekler ilim isteyene, onun isteklerinden mumnun oldukları cihetle, kanatlarını gererler
HADİS-İ ŞERİF: Bir saat ilim istemek, bir gece ibadet etmekden daha hayırlıdır Ve bir gün ilim istemek, üç ay nafile oruç tutmakdan daha iyidir
" Hakk'a ulaşmak zor, bu zorlu yolda size gerekli olan; aşk, ilim, ihlâs ve azimdir"
Hz MEVLÂNA: İlmiyle amel etmeyen alim eşek misalidir, zira eşeğin sırtına ne kadar kitap yüklersen yükle, eşek yine aynı eşektir
Yukarıdaki ayetlerden de anlaşılacağı gibi; Peygamberimize ilk gelen emir "Oku" şeklindedir Bu ilahi emir, insanlara hayata geliş maksatlarını açıkca ortaya koymaktadır O maksat ki; insanın ilim ehli olması ve kendisini yaradan Rabb'ini tanımasıdır İnsanın hayata geliş sebebini bilmesi, hayatının düzgün bir şekilde yaşamasına vesile olur Ne kuvveti, ne yemesi ne de içmesi, insanın üstünlük sebebidir; onu üstün kılan tek şey ise; kendini ve Rabb'ini bilmesidir ki bu takvanın neticesi, takva ise ilmin ve ihlâsın sonucudur
İslâm dini; ilmi her vesile ile teşvik etmiş, hatta nafile amelden hayırlı bulmuş iken, insanın ilimsizlik içinde olması anlaşılamaz
Çünkü biliyoruz ki; Cenâb-ı Hakk; karşısında inançlı imanlı olduğu kadar, ilim ve tefekkürde ilerlemiş bir müslüman istemektedir
Abdülkadir Geylâni Hazretleri anlatıyor:
Henüz Tasavvufa yeni girmiştim Bir akarsu kenarında ibadetle meşguldüm Gökyüzünden bir nida geldi:
- Ey Abdülkadir! Hazır ol sana tecelli edeceğim!!!
Bu ses gelir gelmez etrafımda ne kadar ağaç varsa secdeye kapandı Ben hayretler içinde kaldım Düşündüm ki; Hak Teâla, mekandan münezzehdir Bu ses ise gök tarafından geliyordu, herhalde şeytanidir diyerek yüz çevirdim ve ibadete devam ettim Ses tekrar etti;
- Ey Abdülkadir, ben senin yüce Rabbi'nim!! Yine herşey secdeye kapandı ve ben yine iltifat etmeyerek zikre devam ettim
Bunun üzerine gökden siyah birşey parça parça olarak yanıma geldi Meğer şeytanmış, etrafımda secdeye kapananlar da onun yardımcılarıymışHepsi dağılıp gittiler ve Şeytan bana dönerek dedi ki;
— Yürü ya git Geylâni, ilmin bereketi ile şerrimden kurtuldun

Netice Olarak;

İnsanoğlunun fıtri (yaradılış) özelliklerinden biri de; iyiyi ve kötüyü seçmesidir Cenâb-ı Hakk kendisine"Hür İrade" vererek, seçim yapması konusunda serbest bırakmış ise de; Kur'an-ı Kerim'de bizlere doğruyu ve yanlışı da göstermiştir
Nefsimiz bize yol olarak herzaman kolayı göstermesine karşılık, kolay olan yolun doğru olmadığını da kutsal kitabımız anlatmaktadır Ve daima "Nefsiniz kötülüğü emreder" diyerek de uyarmıştır
İnsanoğlu düşünmeli, belki bir defa olsun kendini dünya nimetlerinin teminine kaptırmadan, başını ellerinin arasına alıp düşünmeli, kendisine "Ben ne olmam lazım ama şimdi ne haldeyim, ne için gönderildim ama şimdi ne yapıyorum?" diye sormalı ve cevabını düşünmelidir
Yeryüzüne bir halife olarak gönderilen insan, fevkalâde meziyetlere, harikulade üstünlüklere sahiptir Kutsal kitabımızda; "Biz insanı en güzel surette yarattık" buyrulmakla bu hakikat ifade edilmektedir Gerçekden de madde ve manası ile "Ekmel" yaradılan insanın, öyle fevkalade hasletleri ve meziyetleri vardır ki onu diğer mahlûkatta bulmak mümkün değildir
Bizi sevgisinden yaradan Yüce Rabbimiz; bu hasletleri ortaya çıkarmamız ve O'na, O'ndan geldiğimiz gibi saf bir şekilde dönmemiz için, yardımları esirgemiyor
O'nun yolunda yürürken; dilde, düşüncede ve gönülde arınmak ve bunu samimiyetle istemek; O'na varan yolda ciddi bir adımdır

BİR DUA:
Yüce Allah'ım;
Bizi bizde arıtacak, bizi bizden koparacak, bizi sana vardıracakSevgini ver gönlümüze
Yüce Allah'ım;
Bizi bilginle donatacak, bizi sevdiklerinden edecek, bizi sana bağlayacakSevgini ver gönlümüze
Yüce Allah'ım;
Bizi maddeden koparacak, bizi manaya salacak, bizi hep şükrettirecekSevgini ver gönlümüze
Yüce Allah'ım;
Bizi şer'lerden koruyacak, bizi hayra vardıracak, bizi sende yok edecekSevgini ver gönlümüze!!

 

Abdullah isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 2 Hafta önce   #2
Bilgiler
Devamlı Üye
 
Bilgiler
Üyelik tarihi: Oct 2008
Nerden: Leyl-i Şehir
Mesaj: 776
İtibar
Tecrübe Puanı: 8
Rep Puanı : 192
Rep Derecesi :
Leyli Rana ... hakkında olaganüstü bir havası var.Leyli Rana ... hakkında olaganüstü bir havası var.
Leyli Rana RSS Feed
Standart --->: Kalbin Afetleri



Allah razı olsun hocam

 

Leyli Rana isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Cevapla
Tags: ,

Sövüp saymanin fenaligi | İslamda Yalan

Konu Araçları


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cvp son Mesaj
Dilin afetleri ile ilgili hadisler mum Hadisler Bölümü 2 bir Hafta önce 03:19 AM
Dilin Afetleri İnşirah Hadisler Bölümü 1 bir Hafta önce 03:11 AM
Dilin Afetleri hakkında mumsema Sohbet & Muhabbet 9 01-08-2008 22:29 PM
Kalbin Hazineleri rana Sohbet & Muhabbet 0 12-27-2007 23:12 PM
nefsin afetleri ReLaW Hadisler Bölümü 3 04-11-2007 11:14 AM

Frmacil | Yudumla | Dantel | Klup | Orgu | Oya | Derya Yudumla TOPlist Saat 13:16 PM.


Powered by vBulletin® Version 3.6.11
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Forum Etiketleri

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293