Mumsema islam Arsivi
Anasayfa Forum Kuralları İletişim Bugünkü Mesajlar
Geri git   Mumsema islam Arsivi >
İslam Alemi Bölümü
> İslam Alemi Alt Başlıklar > Bizi ilgilendiren haberler
Google
 
Kullanıcı ismi
Şifreniz
Kayıt ol Yardım Üye Listesi Ajanda Arama Bugünkü Mesajlar Bütün Forumları okunmuş kabul et SiteMap

Cevapla
 
Konu Araçları
Alt 11-06-2008   #1
Bilgiler
Özel Üye
 
Bilgiler
Üyelik tarihi: Feb 2007
Mesaj: 30
İtibar
Tecrübe Puanı: 1
Rep Puanı : 60
Rep Derecesi :
muallim Yakında ünlü olacaktır.
muallim RSS Feed
Standart Bir Çürüme Göstergesi: “Hüseyin Üzmez Vakası”



Bir Çürüme Göstergesi: “Hüseyin Üzmez Vakası”

Hüseyin Üzmez, yine gündemin en ön sıralarında… Yanlışları tasfiye etme, İslami kimliğe zarar verme potansiyeli taşıyan oluşumlara, eylemlere, tutumlara engel olma noktasında inisiyatif eksikliğinin bedelinin ne kadar ağır olduğu bir kez daha görülüyor
05112008 16:45


Sormayan, sorgulamayan, eleştirmeyen, tartışmayan bir tutumun yanlışları nasıl derinleştirdiği, basit hataları nasıl kalıcı arızalara dönüştürdüğü ortada Saçma sapan bir itaat ve tevekkül anlayışı, "zarar verme kaygısı" ile birleşince yanlışların sapmaya dönüşmesi zemini kendiliğinden gelişiyor İşte bu mantık Hüseyin Üzmezleri büyütüp, azmanlaştırıp önümüze ağır bir fatura olarak çıkartıyor


Laik-Kemalist çevrelerin bu olayı fırsat bilip saldırganlıklarını daha da artırmalarına karşı "Siz önce kendinize bakın!" demek ne kadar tutarlı? Bu kişi ve çevreler hangi ahlaki kriterleri benimsemişler ki kendilerinden böyle bir tutarlılık beklensin?! Bu savunma psikolojisi hiçbir sorunu çözmüyor, zaaflarımızın izalesini de getirmiyor Önemli olan, gerekli olan bizlerin kendi mahallemize yansıyan tutarsızlıklara, ölçüsüzlüklere, çirkinliklere gerektiği anda ve gerektiği netlikte tavır almamız İslami ilkeler ve kimlikle çelişen, çatışan görüntülere, tavırlara, ilişkilere karşı itirazımızı, tepkimizi yükseltmemiz


Hüseyin Üzmez olayı ilk patlak verdiği günlerde Haksöz Dergisi'nin 207 sayısında bir yazı yazan Rıdvan Kaya, tartışmalara bu perspektifle katılmıştı Yazısında yanlışlara karşı tasfiye mekanizmasının işletilmesinin önemine değinen Kaya, ahlaki çürümüşlük ve kokuşmuşluğa karşı ilkeli ve tutarlı davranmanın kaçınılmazlığına işaret ediyordu Şimdi Hüseyin Üzmez'in yeniden gündem olması nedeniyle o yazıyı buradan sizlerle paylaşmak istedik

BİR ÇÜRÜME GÖSTERGESİ OLARAK HÜSEYİN ÜZMEZ VAKASI
Rıdvan Kaya / Haksöz
Başörtüsü yasağını üniversitelerde kaldırmaya yönelik anayasa değişiklikleri ve AK Parti hakkında açılan kapatma davası ile birlikte siyaset gemisi yeni bir kriz ortamına yelken açarken, psikolojik harekât taktikleri de hız kazanmış görünüyor Son dönemlerde medyanın bir kampanya çerçevesinde gündeme taşıdığı hadiseler bir kez daha 28 Şubat sürecinde yaşanılan türden kirli ve manipülatif bir sürece doğru ilerlendiğinin işaretlerini vermekte
Tesettür defileleri üzerinden sergilenen yozlaşma görüntüleri "dindar" patronların evlilik hikayeleriyle allanıp pullanmakta! Bu arada kendilerine dini konularda otorite payesi biçilen kadın-erkek zevat da televizyon ekranlarında, gazete manşetlerinde derin bilgilerini ortalığa boca ederek dumanlı havaya katkıda bulunuyorlar Ve ortalığın tam toza dumana boğulduğu bir sırada gündeme bomba gibi düşen Hüseyin Üzmez vakasıyla birlikte tüm bu çirkinlik, kokuşmuşluk tavan yapmış görünüyor
Dört Dörtlük Malzeme
Vakit gazetesi yazarı Hüseyin Üzmez'in 26 Nisan tarihinde Bursa'nın Mudanya ilçesinde küçük yaşta bir kıza cinsel istismarda bulunduğu iddiasıyla tutuklanması kamuoyunda büyük sarsıntıya yol açtı Hüseyin Üzmez vakası laik medya açısından Vakit'i ve dolayısıyla da Vakit üzerinden "İslami kesimi" suçlamak için paha biçilmez bir fırsattı ve sonuna kadar kullanıldı Sayfalarında, ekranlarında ahlaksızlığın, yozluğun, edepsizliğin envai çeşidini pazarlayan, toplumu sistematik biçimde kirletenler bir anda ahlak, edep abidesi kesilip Müslümanlar aleyhine kullanabilecekleri bir malzeme bulma histerisiyle bu olaya odaklandılar
Laik medyanın bu "doğal" refleksine karşılık İslami çevrelerin konuya yaklaşımında ise şaşkınlık ve çelişik tutumlar öne çıkmaktaydı Olayın çirkinliği, iğrençliği dolayısıyla evvela böyle bir şeyin olabileceğine inanmama hali; tutuklanma, basına yansıyan ifadeler ve tutarlı bir reddedişin görülmemesi üzerine giderek yerini sessizliğe bıraktı Bu arada Vakit'in ilk başta yaşananların komplo olduğuna ilişkin kesin yaklaşımı da tedricen iddiaların doğru olma ihtimalinin de bulunduğuna ve eğer böyle bir durum söz konusuysa yanlışın asla savunulamayacağına dair temkinli bir dile dönüştü
Doğruydu Gerçekten de iddiaların doğrulanması halinde kimsenin Hüseyin Üzmez'i savunması, çirkinliği örtmesi ya da hafife alması, basitleştirmesi söz konusu olamazdı, olmamalıydı Ama acaba bu yeter miydi? Bu boyutta bir pislik, rezillik ortaya dökülmüşken sadece "Yapmışsa Allah belasını versin, bizi bağlamaz!" diyerek işin içinden çıkmak mümkün müydü? Acaba başta Vakit olmak üzere genel manada İslami camiada bazı şeylerin yeniden değerlendirilmesi, tartışılması, özeleştiri yapılması için bu olaydan çıkartılması gereken dersler yok muydu?
Biz inanıyoruz ki, var! Kesinlikle ve de acilen bazı hususların yeniden değerlendirilmesi, sorgulanması, yanlışların, çirkinliklerin ve yanlışlara, çirkinliklere sebebiyet veren, kaynaklık eden zaaf noktalarının açığa çıkartılmasına şiddetle ihtiyaç var
Neden Yanlışlara Karşı Tasfiye Mekanizması İşletilmiyor?
Çürümüş, kokuşmuş bir sistem içinde yaşıyoruz Cahili yapı toplumu çözüyor, kokuşturuyor Bir yandan küresel kapitalizm, diğer yandan devlet destekli despotik kuşatma ve kimliksizleştirme siyaseti zaten bir hayli örselenmiş toplumsal yapıyı hepten çözmek için, var oluşuna anlam katacak değerleri tahrip etmek için ha babam de babam uğraşıyor Ve bu topluma anlamlı bir hayat tarzı sunma noktasında tek alternatif olan Müslümanlar ise kafa karışıklıkları içinde bocalıyor; nirengi noktalarda net, sahih tavır eksiklikleri nedeniyle "güzel örneklik" pozisyonundan giderek uzaklaşıyorlar
Yanlışları tasfiye etme, İslami kimliğe zarar verme potansiyeli taşıyan oluşumlara, eylemlere, tutumlara engel olma noktasında inisiyatif eksikliğinin bedeli ağır oluyor Zaaflarımızla yüzleşme noktasında etkin tavırlar geliştirmekten kaçındığımız ölçüde bu zaaflar bumerang etkisi ile ağır tahribatlara yol açabiliyor İnancımıza, kimliğimize, ahlakımıza uymayan, mesajımızı gölgeleyen veya saptıran tutumlara ve tutum sahiplerine karşı gerektiği zamanda tavır almamanın karşılığını mutlaka ödüyoruz
Oysa çoğu zaman tepkisellikle kendimizi savunulmazı savunmak durumuna düşürmenin mantıklı bir zemininin bulunmadığını idrak etmek durumundayız Bizden hiçbir dahlimiz olmayan, denetimimiz, etkimiz altında bulunmayan gelişmelerin hesabını vermemizin istenmesine baştan karşı çıkmamız gerekirken, birden bire özü itibariyle asla tasvip etmediğimiz işlerin, şahısların kalkanı konumuna düşmenin izahı olamaz Örneğin Müslümanlar olarak, AK Partili siyasetçilerin doymak bilmez mal ve para tutkularının savunucusu olmak durumunda değiliz; Tekbir giyim adlı kıyafet pazarlamacısının eşleri arasında adalet sağlayıp sağlamadığını gündemimize almak ya da televizyon ekranlarında her gördüğümüzde "Eyvah, yine mi!" tepkisi verdiğimiz Emine Şenlikoğlu'nun uçuklukları ile uğraşmak zorunda da değiliz
İnsanların işsizlikle, yoksullukla boğuştuğu bir ülkede Başbakan'ın oğlunun gemisinden, Cumhurbaşkanı'nın eşinin pırlanta yüzüğünden ya da tarikat şeyhlerinin yazlıklarından savunmamız gereken daha anlamlı, daha değerli ilgi alanlarımız, gündemlerimiz olmalı
Sormayan, sorgulamayan, eleştirmeyen, tartışmayan bir tutum yanlışları derinleştiriyor, basit hataları kalıcı arızalara dönüştürüyor İslami çevrelerin genelinde bünye dahilinde görülen, fark edilen aykırılıklara ilişkin olarak akıl almaz bir koruma ve kollama mantığı işletilmekte Saçma sapan bir itaat ve tevekkül anlayışı, zarar verme kaygısı ile birleşince yanlışların sapmaya dönüşmesi zemini kendiliğinden gelişiyor
Milli Gazete okuyucusunun gazetelerinin Hasan Ünal gibi ulusalcı-faşist eğilimli bir isme köşe tahsis etmesine itirazı yok! Yeni Şafak Sevgililer Günü eki veriyor, tepki yok! Fatih Üniversitesi'nde Siyonist katile çiçek sunulması rezaletinden Zaman okuyucusunun haberi yok! Daha kötüsü ise şu ki, haberdar olsalar da pek bir şey değişmeyecek Muhtemelen "Hizmet bunu gerektiriyor demek ki!", deyip bu rezaleti geçiştireceklerini tahmin etmek hiç de zor değil İşte bu mantık Hüseyin Üzmezleri büyütüp, azmanlaştırıp önümüze ağır bir fatura olarak çıkartıyor
Sorun tek başına 78 yaşındaki bir adamın 14 yaşındaki kıza yönelik cinsel istismar olayı değil Varsayalım ki, bu iğrenç mevzu, bu şüyuu vukuundan beter olay bütünüyle yalan olsun, komplo olsun! Peki, bu tür bir çirkinliğin gelip Hüseyin Üzmez'i bulmuş olması dikkat çekici değil mi? Bu kişinin kadınlara yönelik zaafı olduğuna dair konuşulanlar, söylenenler sıradan şeyler midir? Hadi tüm bunlar sevmeyenlerin dedikodusu olsun Müslümanlara hitap eden bir yayın organında kendisine köşe tahsis edilen bir ismin bugüne dek ne yazdığının, ne söylediğinin sorgulanmaması sıradan bir ihmal olarak görülebilir mi?
Köşesini kişisel dostluk ve muhabbet mesajları iletmenin aracı kılmanın; ahbap çavuş formuyla kalem oynatmanın; bürokratından, siyasetçisine, polisinden askerine kadar içlerinde tescilli İslam düşmanları da bulunan bir sürü isme methiyeler düzmenin bırakalım tebliğ ve davet sorumluluğunu, gazetecilikle ne ilgisi olabilir? Ve tüm bu garip görüntüye onay veren bir gazete yönetiminin, nihayet çirkinliğin sapıklık boyutuna varmasından sonra "Bizi bağlamaz" demesi haklı bulunabilir mi?
Ahlaki Çürümüşlük ve Kokuşmuşluk
Düzenin Temel Referanslarıyla Çelişmez!
Düzen medyasının konuya mal bulmuş mağribi gibi sarılmasına şaşırmak anlamsız Aynı şekilde bu olayı vesile kılarak ahlaktan, haysiyetten dem vuranların ahlaksızlıklarının, haysiyetsizliklerinin listesini sayıp dökmek de pek anlamlı bir uğraş sayılmasa gerek Onlara yakışır! Düzen ideolojisini, ahlakını benimsemiş, içselleştirmiş çevreler için utanma sınırının olmadığını biliyoruz zaten Bu yüzden sayfalarını, ekranlarını kadın vücudu pazarlamak için hayasızca kullananların ne dediklerinin önemi yok! Tesettür düşmanlarının, Kur'an karşıtlarının, içkiye, zinaya, ifsada teşvik yollarını engellemeye yönelik gayretleri gericilikle, yasakçılıkla suçlayanların ikiyüzlülüklerini, utanmazlıklarını hatırlatmanın da pek bir etki yapmayacağı bilinmeli
Bir avuç marjinalin bohem yaşantılarını topluma model diye sunmaktan bıkmayan medyanın öncelikli hedefinin İslam'a ve Müslümanlara saldırmak olduğu açık Bu yüzden sapıklık görüntülerinin ortalığa saçılması üzerine bir iki ay tatil yapıp, sonra hiçbir şey olmamışçasına ekranların karşısına geçip izleyicilere sırıtmaya devam eden Ali Kırca gibilerine gösterilen medya dayanışmasının boşuna olmadığını biliyoruz Nuh Mete Yüksel adlı Gestapo zihniyetli savcının iğrenç görüntülerinin basına yansımasından sonra dahi, bu çok değerli laik devlet büyüğümüz hakkında medyanın nasıl da ölçülü bir dil kullandığı hatırlanacaktır Aynı şekilde sicilinde Nazım Hikmet'e yoldaşlık payesi taşıyan Refik Erduran adlı ünlü Türk aydınının üvey kızından çocuk sahibi olması gibi bir iğrençliğinin dahi malum medyada "çapkın ve aykırı aydın" havasında yorumsuz yansıtılmasının hikmetine de aşina sayılırız Müjde Ar'ın solun geleceğine dair proje ürettiği, Hıncal Uluç'un siyaseti yorumladığı bir medya ortamından her şey beklenmelidir
Tüm bunlar düzenin ahlakına, hukukuna, cibilliyetine uygun işlerdir! Zaten Yüce Önderlerinin "Dini ve namusu olanlar kazanamaz, fakir kalmaya mahkûmdur Önce din ve namus anlayışını değiştirmeliyiz!" düsturundan hareket edenlerin başka bir yere gelmeleri de pek mantıklı olmazdı
Ne var ki, bu had safhada rezillik görüntülerini, çürümüşlüğü öne çıkarıp "Siz önce kendinize bakın!" demek hiçbir sorunu çözmüyor, zaaflarımızın izalesini de getirmiyor Önemli olan, gerekli olan bizlerin kendi mahallemize yansıyan tutarsızlıklara, ölçüsüzlüklere, çirkinliklere gerektiği anda ve gerektiği netlikte tavır almamız İslami ilkeler ve kimlikle çelişen, çatışan görüntülere, tavırlara, ilişkilere karşı itirazımızı, tepkimizi yükseltmemiz
Mahalle Toptancılığı Değil,
İlkelerimizin Muhafızlığını Yapmalıyız!
Şüphesiz bu ülkede Müslümanlar adına ortaya konulan her türlü söz, düşünce ve eylemi kontrol etmemiz, bunların içerdiği çelişkilere, yanlışlara karşı engelleyici bir pratik geliştirmemiz mümkün değil Bu en temelde bir güç, organizasyon meselesi Zaten yaşadığımız ülke dahilinde Müslümanlar adına kuşatıcı bir temsil özelliğine sahip, geniş kitleler üzerinde etkin bir yapının mevcut olmayışı da açık bir olgu Kaldı ki, Müslüman olma, hatta İslam'ı temsil etme iddiası taşıyan pek çok söz ya da amelin bizatihi kendisinin de, sahibinin de gerçek anlamda İslam ve Müslümanlarla bir bağı olmadığını da biliyor, dolayısıyla bunlara ilişkin çoğu kez bir tavır geliştirme gerekliliği, sorumluluğu hissetmiyoruz
Ne var ki, kamuoyunun karşısına İslami kimlik iddiası ile çıkan, sözleriyle, eylemleriyle bir biçimde Müslümanları ilzam edecek şekilde davranan kişilere ve kuruluşlara yönelik olarak en azından açık, net bir tutum geliştirme sorumluluğumuz olduğu da tartışılmaz bir gerçektir Bu sorumluluğumuzu sürekli, yaygın ve net bir tarzda ifa etmek zorundayız Sonuç alma noktasında ne kadar etkili olacağını, yanlışlar karşısında caydırıcı olup olmayacağını bilemeyiz belki ama bunu gerektiği biçimde yaptığımızda en azından durduğumuz yerin haklılığından, doğruluğundan şüphe etme gibi bir zaaf içine asla düşmeyiz

 

muallim isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Cevapla
AB'den Türkiye'nin bor ümidine darbe | Iraktaki Amerika Üssünden

Konu Araçları


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cvp son Mesaj
Gazete Hürriyet'e "Hüseyin Üzmez Ye Bağcıyı Döv" Bakalım Ne Çıkacak? kalbin zümrüt tepesi Bizi ilgilendiren haberler 0 11-04-2008 10:45 AM
Kurda, “Neden boynun (ensen) kalın?” demişler; “İşimi kendim görürüm de ondan” demiş. mum Atasözleri ve Açıklamaları 0 10-03-2008 15:09 PM
Kur’an Açısından Tarihe Bakışımız, Bu Bağlamda “Sünnetullah”ın Ve “Kıssa”larin Rolü mumsema Peygamberlerin Kıssaları 2 08-28-2008 01:09 AM
Tasavvufa göre “şeyh” ve “mürid” kavramlarına açıklık getirir misiniz? ßaran İslamda Tasavvuf 0 07-21-2008 17:47 PM
Ben” den “O” na, “Ene” den “Hû” ya nasıl varılır? Nursedaa Sohbet & Muhabbet 15 06-02-2008 10:16 AM

Frmacil | Yudumla | Dantel | Klup | Orgu | Oya | Derya TOPlist Saat 21:59 PM.


Powered by vBulletin® Version 3.6.11
Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Forum Etiketleri

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308