Mumsema islam Arsivi
Anasayfa Forum Kuralları İletişim Bugünkü Mesajlar
Geri git   Mumsema islam Arsivi >
Sohbet & Muhabbet Bölümü
> Konu Dışı Başlıklar
Google
 
Kullanıcı ismi
Şifreniz
Kayıt ol Yardım Üye Listesi Ajanda Arama Bugünkü Mesajlar Bütün Forumları okunmuş kabul et SiteMap

Cevapla
 
Konu Araçları
Alt 04-10-2008   #1
Bilgiler
Süper Moderator
 
Bilgiler
Üyelik tarihi: Mar 2007
Mesaj: 11,353
İtibar
Tecrübe Puanı: 117
Rep Puanı : 3114
Rep Derecesi :
Şem'a Çok ünlü.Şem'a Çok ünlü.Şem'a Çok ünlü.Şem'a Çok ünlü.Şem'a Çok ünlü.Şem'a Çok ünlü.Şem'a Çok ünlü.Şem'a Çok ünlü.Şem'a Çok ünlü.Şem'a Çok ünlü.Şem'a Çok ünlü.
Şem'a RSS Feed
Standart Dünyâyı Aldatan Ilîm Adamları Kimler?



DÜNYÂYI ALDATAN İLÎM ADAMLARI KİMLER?

Bu yazımızda yaşadıkları 19 asırda fikirleri büyük revaç görmüş ve hakikati buldukları zannedilerek din gibi benimsen-miş; fakat aradan geçen kısa süreler bile onları yalanlamaya yet-tiği için terk edilmiş bazı şahısları ele alacağız
Dünyayı aldatanlar listesinde yer almaya layık gördüğümüz bu isimlerin birçok ortak özellikleri mevcut:
Çoğu sıkı Hıristiyanlık eğitimi görmüş, fakat bu bozulmuş din onları tatmin etmediği için ateizmi seçmişler İslâmiyeti bil-memekteydiler ve Hıristiyanlığa karşı çıkmalarına karşılık, İslâmiyet aleyhine tek bir ciddî tenkid dahi getirmemişler An-cak ya tımarhaneye kapatılacak kadar ruhî dengeleri bozuk veya en azından garip bir şahsiyet yapısına sahipler
Bu şahıslar; demografinin kurucusu Malthus, septisizmi başlatan Schopenhauer, diyalektizmi kuran Hegel, fenomeniz-min babası Mill, evolüsyonizmin fikir sahibi Spencer ve ileride ele alacağımız pozivitizmin sahte peygamberi Comte ile nihi-lizm cereyanının sahte ermişi Nietzche'dir[318]

1 TRMalhthus (1766-1834)


İngiliz Ekonomicisi Anglikan papazıydı 18 asır sonları-nın çok gözde bir eğlencesi, mükemmel toplumlar hayal et-mekti Amerika'da ve Fransa'daki ihtilâl hareketleriyle doğan idealizm, bazı hayalci düşünürlere, insanın mükemmelliğe eriş-mesinin pek yakın olduğu ve dünyada bir cennet kurmanın kısa zamanda mümkün olacağı fikrini ilham etmişti
Bu hayalci düşünürlerin içinde iki tanesi, İngiltere'de Godwîn ve Fransa'da Condorcet, en fazla kalabalık toplayanlardı Bunlara göre, insanlar yakında uykuya ve cinsiyete ihtiyaç duymayacak; ölüme çare bulunacak; savaş, suç, hastalık, bık-kınlık, kıtlık vs dünyadan kalkacaktı
Malthus'ün babası da bu fikirleri savunuyordu ve çocu-ğu île sık sık tartışıyordu Malthus, bu tartışmaları renklendir-mek için çeşitli fikirler ileri sürüyordu Daha sonra bunları, ba-basının teşviki ile yayınlayacak ve ünlü "nüfus teorisi" ortaya çıkacaktı
Malthus, o zamanın hayalci görüşlerini çürütmek için birta-kım aşırı fikirler ileri sürüyordu Bu teori, o zamanki İngiliz zenginlerinin menfaatlerine pek uygun düştüğünden büyük yankı uyandırdı ve bu buluşundan dolayı 1805 yılında Halleyburg Üniversitesinin profesörlüğüne getirildi
Bu teoriye göre, insanların aç ve fakir oluşlarının sebebi, nüfusun çokluğuydu Büyük çoğunluk ölürse, açlık ve fakir-lik ortadan kalkacaktı Malthus'ün "nüfus kanunu" adını verdiği bu insanlık ve ilim dışı iddiaya göre, insanlar geometrik bir oranla (124816 gibi) üremekte, buna karşılık ziraî üretim aritmetik bir oranda (12345 olarak) artmaktaydı Açlık ve fakirliğin sebebi buydu Meselenin halli mi? Bunun için, insanlar eşit olmamalı, fakirlere yardım edilmemeli, ölümü önleyici tedbirler alınmamalıydı Sonra fakirler niçin evleniyordu Cinsî perhiz onlar için en uygun yoldu
Görüldüğü gibi Papaz Malthus, geometrik ve aritmetik oran gibi tamamen hayâl mahsûlü sözlere dayanarak kâinatta olup bitenlerin hepsini açıklayabilecek bir anahtar (!) keşfetmiş, fa-kirliğin ilmî sebeplerini izah edecek, sözde mantıkî cevap bul-muştu Halbuki bugün, gıda üretiminin nüfusa oranla çok daha büyük bir hızla arttığını herkes bilmektedir Ekono-mik buhranlar, üretim azlığından değil, tam aksine çoklu-ğundan doğmaktadır
Malthus, nüfus artışına örnek olarak Amerika'yı göstermiş-tir Fakat bu artışın, doğumdan ziyade göçlerden meydana geldiğini görmek istememiştir
Tarihin tetkiki de Malthus'ü yalanlamıştır Sözgelimi (MS) 2 yüzyılda Roma İmparatorluğu'nun bazı eyâletlerinde nüfus azalmıştı Rostoutzeffe göre: "Nüfus azalınca, imparatorluğun umumî mahsûlü gittikçe düzenini kaybetti Böylece kıtlık baş gösterdi, endüstri yıkılmaya başladı Giderek hızlanan bu yıkıl-mayı artık hiçbir şey durduramadı"
Bugünkü Fransa'yı da örnek olarak gösterebiliriz Biliyoruz ki 19 asırdan beri Fransa'nın nüfusu, diğer milletlere göre pek az artmıştır Fransız uzmanlara göre nüfusun bu derece az ço-ğalması şu neticeleri doğurmuştur "Millî zenginliğin artışı, nü-fusu hızla çoğalan ülkelere göre daha az bir nisbette olmuştur Ücretler de daha az bir artma göstermiştir, kısacası Fransa'da nüfusun artmaması, ekonomik gelişmeye engel olmuştur"
1800 yıllarında, yani Malthus'ün bu konuları yazdığı sırada, dünya nüfusu 2 milyar olarak tahmin ediliyor Aradan geçen 190 senede bu sayı 5 milyara yükselmiştir Buna karşılık sanayi inkılabı sayesinde mamul madde üretiminde muazzam bir artış olmuş, bu maddeler sanayileşmiş ülkelerden gelen gıda madde-leri ve hammadde ile mübadele edilmiştir Hareketliliği artır-mak üzere her çeşit taşıma araçları geliştirilmiştir Fazla nüfus, göç yoluyla yeni gelişen ülkelere aktarılmıştır Şu halde Malt-hus'ün dehşet verici tahminleri ya gecikmiş veya belirsiz bir zamana kalmıştır
Gıda üretimi ise, Malthus'ün devrinden bu yana, teorisi-nin aksine muazzam miktarda artmıştır Bu sahada otorite olanların bildirdiklerine göre; daha verimli metodlarla, boş ara-zinin sulanması ve işlenmesiyle, hayvanî gıdalar yerine nebatî gıdaların geçmesiyle, haşaratla daha iyi mücadele etmekle ve tekniğin ziraatte kullanılmasıyla, bu miktarın önemli ölçülerde arttırılması da mümkündür ABD ve Kanada'daki ihtiyaç fazlası olan tahıl üretimi bile, Malthus'ün teorisini iflâs ettirmeye kâfidir
Yaşadığı yıllarda teorisi büyük kabul gören ve profesör-lüğe getirilen Malthus'un kehanetlerinin hiçbiri gerçekleşmedi Böylelikle her bakımdan temelsiz ve saçma olan ünlü nü-fus teorisi de, tarih müzesinde yerini aldı[319]

2 A Schopenhauer (1788-1860)


Alman filozofu Schopenhauer'in büyük babası, Danzig'in zenginlerindendi; fakat iflâs etmişti Büyükannesi ise delirmişti Onların dört oğlundan birincisi aptaldı, ikincisi de aklını kaçır-mıştı Heinrich adındaki dördüncü oğul ise, Schopenhauer'ün babasıydı ve oldukça başarılı bir işadamıydı Fakat bir gün ken-disini mağazasının arkasındaki kanalda ölü buldular; bu suretle onun da intihar etmiş olduğu anlaşıldı
Schopenhauer'ün annesine gelince, Johanna Trosiener adını taşıyan bu dul kadın, Almanya'da romanlarıyla kendini tanıtmış, dünya nimetlerine düşkün bir yazardı; bencil, oynak, analık şef-katinden mahrum bir yaratıktı Goethe, bu kadına oğlunun iler-de ünlü bir adam olacağını söylemişti; fakat o, "Bir aileden iki dâhi çıkmaz!" diyerek hem buna inanmadı, hem de kendinin de bir dâhi olduğunu anlatmak istedi Hattâ bir gün oğlunu merdivenlerden aşağı itti ve sakatlanmasına sebep oldu Schopenhauer, kendini rakip gören annesinin yanından ayrıldı ve 24 yıl boyunca onu görmedi
1818'de "İrade ve Tasavvur Olarak Dünya" adındaki bü-yük eserini yayınladı ve bu eseri bitirdikten sonra, İtalya'ya se-yahat etti Venedik'te kaldı; burada modern hayata daldı Metresiyle gezerken, kendisi gibi kötümser olan İngiliz şairi Byron'la tanıştı ve onunla sefaheî âlemlerine daldı Fakat bir süre sonra Berlin'e geldi ve buradaki üniversitede doçent oldu Hegel'le mücadeleye girişti Verdiği dersleri, Hegel'le aynı saatlere koy-durdu Amacı, Hegel'in talebelerini kendi dershanesine çekmek-ti Fakat umduğu olmadı; âdeta boş sıralar karşısında kaldı Öf-kelendi ve kötümserliği daha da arttı
1820-1839 yılları arasında meyus, serseri ve kısır bir hayat geçirdi; sıhhatinden ve insanlardan şüphelenmeye başladı Ber-lin'e yayılmış olan koleradan çok korkuyordu Her yerde gözü-ne hırsızlar, dolandırıcılar görünüyor, gece yarıları parasını sak-layacak yerler arıyordu Hattâ silahları ile yatıyor, hiçbir şeye güven duymuyor; günlük masraflarını kimse anlamasın diye Yunanca ve Latince kaydediyor; cimrice ve âdeta tımarhanelik bir akıl hastası gibi yaşıyordu Pipolarını dolapta kitliyor ve ber-berin usturasından korkarak kendi kendini traş etmek zorunda kalıyordu
1831 yılında kolera yüzünden Hegel gibi Berlin'den kaçtı, Frankfurt'a yerleşti Burada bekâr olarak çekici ve iddiacı bir dille ünlü filozofların, kadınların, dinin, aşkın, âdetlerin aley-hinde şiddetli hücumlarla dolu yazılar yazdı Daha sonra bir ai-lenin yanında iki odalı bir pansiyona yerleşti Burada tam 30 yıl köpeği ile beraber, insanlardan uzak yaşadı Büyüye ve spiritizme de inanıyor ve hayat tarzında Kant'ı taklid ediyordu
En büyük rakibi olarak gördüğü Hegel'e ömrü boyunca sövüp saydı Onu, şarlatan ve sefil bir yaratık diye nitelendiri-yor; teorisinin demagogların işine yarayan skolastik ve ukalaca bir şiirden başka bir şey olmadığını iddia ediyordu
1851'de "Meze ve Artıklar" adlı eseri ve daha sonrakiler ile şöhrete kavuştu Hep bu anı beklemişti Yaşı yetmişi bul-muştu; fakat yıllarca beklediği ve nihayet kazandığı şöhret, onu bir çocuk gibi sevindirdi Yemeklerden sonra flütünü çalmaya; dostlarına, kendi hakkındaki en küçük haberleri bile gönderme-lerini rica etmeye başladı
Schopenhauer, aşktan, aile ve hattâ vatan sevgisinden mah-rum bir insandı Kibirli olduğu kadar da öfkeli ve hesabını pek iyi bilen bir hasisti "İhtiyaç içinde olan bir arkadaşı hakiki dost saymam; o bir borç isteyendir sadece" diye düşünen ve "İnsanın bilgisi arttıkça ıstırabının da artacağına" inanan bu kötümser insan, aynı zamanda herşeyden şüphelenen bir paranoiddi Bu durumdan ölünceye kadar kurtulamamıştı Aklına geleni çekinmeden söyler, özenle giyinir, birtakım aşağılık cinsî münasebetlerden zevk alırdı Son derece hırslı ve kavgacı bir şahsiyete sahipti
Ona göre, kâinatı idare eden şey, kör ve akıldışı bir ira-deydi Tabiatta ve cemiyette hiçbir kanunilik yoktu, ilmi bilme de imkânsızdı Tarihte ilerleme yoktu, halk tiksinilecek bir yı-ğındı Diyordu ki: Hayat demek, iş demektir İş de mücadele etmektir Mücadele ise boştur O halde hayat sefalettir Aynı, kendi hayatı gibi[320]

3 Frıedrıch Hegel (1770 1831)


Alman filozofu Onun düşüncesinde, idealizmle mater-yalizm birbirini yalanlayarak çelişip dururlar Hegel'in şah-siyetinin teşekkülünde birçok ikilikler vardır ve bunlar düşünce-sine yansımıştır Stuttgart'ta bir mal memuru olan babası, onu Protestan papazı yapmak istemişti Hegel 18 yaşındayken ilahiyat fakültesine girmiş ve 5 yıl okumuştur Bu eğitimin şe-killendirdiği mistik yapı, bir süre sonra zıttına dönüşmüş, başta Hristiyanlık olmak üzere her türlü inancı inkâr eden bir tanrıtanımazlığa varmıştır Hegel daha sonra, maddeciliğin de yetersiz olduğunu görerek, yeniden (ama daha yüksek se-viyede) idealizme ulaşırken, gerçekte akıldışı olan herşeyi çürütmek ve dünyadaki akıl denilen insanî melekeyi hâkim kılmak istemiştir
Hegel'e göre fikirde üç hareket vardır: Tez, antitez, sentez Dünya fikir hayatında kurduğu diyalektiği, komünistler ay-nen benimsemişlerdir Ama onun maddeden ruha geçiş yo-lunu tıkayarak ve böylece fikir namusuna kıyarak Hegel materyalisttir, her şeyi maddede bulur, ama maddeyi tahkik ede ede, bundan bir üst inanışa yol bırakır Arar, bulur ve tasdik eder Bulamadığı zaman ise yolu oraya kıvırır ve orada bırakır
Hegel felsefesini Alman devleti himaye etmiş ve bu felsefe-yi aykırı düşünmeye engel olacak kadar resmî bir görüş saydırmıştır Zaten Hegel, daima kuvvet ve düzenin dostu olmuş, gerçekçi ve dış hayattan çekingen, oldukça soğuk ve sert biri olarak, içten kuvvetli bir hayal gücüyle düşünmüştür
Zamanında ve ölümünden bir süre sonra Almanya'nın resmî ideolojisi halindeydi Öyle ki, üniversite hocalarının çoğu onun görüşlerini savunuyordu Fakat daha sonra dünyayı aldatan diğer kişilerin akıbetine uğradı ve "Hegel felsefesi" yıkıldı Bunda, kendi felsefesinde bıraktığı açık noktalar yanında; mü-şahede ve tecrübeye dayalı ilimlerin Hegel ekolüne karşı koyu-şunu ve tabiat ilimlerinin gelişmesini, bir de tarih araştırmaları-nın neticelerini gösterebiliriz[321]

4 John Stuart Mıll (1806-1873)


İngiliz filozofudur Tarihçi, iktisatçı ve psikolog olan James Mill'in oğludur Babası, kendisine fikir arkadaşı yapmak ve doktrinlerini onun şahsında sürdürmek amacıyla daha pek kü-çük yaşta düşünmeye ve öğrenmeye alıştırmıştı Çocuğun his-lerini körletip sadece zihnini geliştirme gayesi güden bu eği-tim tarzı, onu düşünen bir robot haline getirmişti Mill, daha 3 yaşındayken birçok Yunanca kelime ve matematik öğrenmiş ve 7 yaşına kadar hemen hemen bütün eski Roma ve Yunan sa-nat eserlerini okumuştu
Mill'in sıhhat durumu pek bozuktu A Comte'a yazdığı mek-tuplarda, daima yorgunluğundan söz ederdi Bir ara ağır bir buhran geçirdi
Mill, hiçbir okul ve üniversiteye gitmeden yalnız babasının öncülüğü sayesinde yetişmişti Çocukluğunda hiçbir dini eğitim almadığını söylüyordu Aşırı çalışmakla geçen kuru ve hisden uzak hayatı yüzünden, 20 yaşında bir zihin yorgunluğuna tutuldu
Mill'e göre, insan, ancak vak'aları idrak edebilir, onun ötesine geçemez ve kendiliğinden bir şeyi bilemezdi İdrakin dışında hiçbir objektif hakikatin olmadığını iddia ederdi
Yani maddî dünyanın şuurumuzun bir faraziyesi olduğunu, ob-jektif hakikatin biz onu idrak ettiğimiz için mevcut bulunduğu-nu söylerdi
Mili, hürriyetin sadece yetenekleri gelişmiş insanlar için olduğunu, halk yığınlarının buna layık olmadığını belirti-yordu Ona göre en üstün iyi, faydadır İyiyi kötüden ayıra-cak ölçü, fayda ölçüsüdür
Mili, yaşadığı yıllarda birçok düşünürü peşine taktı ise de, bugün taraftarı kalmamıştır[322]

5 Herbert Spencer (1820-1903)


İngiliz filozofudur Babası, imansız ve dinsiz denilecek ka-dar inançsız bir insandı Oğluna da dinsizliği aşılamaya gayret etti
Spencer, Darwinciliğin tesirinde kaldı Sosyal Darwinizme geçişi temsil eder O, toplumların sunî kurulmuş, birlikler olmayıp, kendiliklerinden var olduklarını savunur
Spencer'in felsefe tarihinde evrimcilik (evolüsyonizm) adını alan bütün bu görüşleri, son çağda pek çok hücuma uğramış ve birçok tartışmalara yol açmıştır Eserleri, Avrupa dillerinin he-men hepsine çevrilmiş ve birçok defa da basılmış olan Spencer, ihtiyarlık yıllarında şöhret peşinde koşmaktansa, hayatın kolay elde edilir nimetlerinden faydalanmaya çalışmadığı için üzüntü duymuş ve emeklerinin boşa gittiğini düşünmüştü
Necip Fazıl'a göre; Spencer'in evrimciliği; ilk ve son illiyet noktasından mahrum, başın ve sonun hesabını vermekten müs-tağni, uçları görünmez tek çizgi üzerinde bir tecrübecilik usulü-ne dayanır; ve artık hiçbir şeyi halledemez durumda çırpınan metafizik arayış cehdinin toprağa inmesi ve tatbikî bir dehaya kavuşması şeklinde tecelli eder[323]
Doç Dr Sefa SAYGILI
Kaynaklar


1 Filozoflar Ansiklopedisi Cemil Sena (4 cilt)
2 Felsefe Ansiklopedisi Düşünürler Bölümü Orhan Hançerlioğlu (2 cilt)
3 Çağdaş Felsefe Prof Bedia Akarsu
4 Sosyoloji Tarihi Prof NŞ Kösemihal
5 Düşünce Tarihi Orhan Hançerlioğlu
6 Dünyayı Değiştiren Kitaplar Robert B Downs
7 Batı Tefekkürü ve İslâm Tasavvufu Necip Fazıl Kısakürek
8 Filozofların Özellikleri Prof Dr Nihat Keklik[324]

 

Şem'a isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 07-14-2008   #2
Bilgiler
Özel Üye
 
Bilgiler
Üyelik tarihi: Mar 2008
Mesaj: 7,090
İtibar
Tecrübe Puanı: 73
Rep Puanı : 2928
Rep Derecesi :
ßaran Çok ünlü.ßaran Çok ünlü.ßaran Çok ünlü.ßaran Çok ünlü.ßaran Çok ünlü.ßaran Çok ünlü.ßaran Çok ünlü.ßaran Çok ünlü.ßaran Çok ünlü.ßaran Çok ünlü.ßaran Çok ünlü.
ßaran RSS Feed
Standart --->: Dünyâyı Aldatan Ilîm Adamları Kimler?



Allah cc Razı Olsun

Rabbim Müslümanları ßunlar Gibilerinden Korusun Amin

 

ßaran isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Cevapla
Adamın pili bitmiş.... | Osman Gazi'nin Oğlu Orhan Gazi'ye Vasiyeti

Konu Araçları


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cvp son Mesaj
Müslüman ßilim Adamları... ßaran Konu Dışı Başlıklar 1 4 Hafta önce 16:52 PM
insani aldatan dört kelime mumsema Sohbet & Muhabbet 11 08-29-2008 21:59 PM
Fatih Sultan Mehmed’i yetiştiren ilim adamları mumsema Türk İslam Alimleri 2 05-12-2008 10:59 AM
'Aldatan erkekler panikatak oluyor' İsmail Sağlık 1 12-30-2007 11:46 AM
Dava adamları LeoparGS İslami Hareketlerin Öncüleri 0 11-05-2007 09:55 AM

Frmacil | Yudumla | Dantel | Klup | Orgu | Oya | Derya TOPlist Saat 01:35 AM.


Powered by vBulletin® Version 3.6.11
Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Forum Etiketleri

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308