Mumsema islam Arsivi

Geri git   Mumsema islam Arsivi > İman Bölümü > İman Bölümü > Kadere İman

Forum Alev


Kadere ve kazaya inanıyorum ile ilgili Benzer Konular
2087 Kez Görüntülendi

'30 yıldır ateisttim artık Tanrı'ya inanıyorum'
Namazı Kazaya Bırakmak
seferilikte kazaya kalan namazlar
Kaza ve Kadere İman Kadere iman imanın bir şartı mıdır?
Cennetliklere komşu yapan 'kazaya rıza' hali
Cevapla
 
Konu Araçları
Alt 31-07-2007   #1
 
Ampul Kadere ve kazaya inanıyorum


Kadere ve kazaya inanıyorum Mumsema İslam Arşivi Kadere ve kazaya inanıyorum
Kadere ve kazaya inanıyorum


Kader ve kaza nedir?
Kader, ölçme, takdir etme, biçime koyma, şekillendirme gibi anlamlara gelir Terim manası ise Allah’ın ezelden ebede kadar olacak şeylerin zaman ve yerini, niteliklerini ve özelliklerini önceden bilmesi ve takdir etmesidir Kaza ise, Allah’ın ezelde takdir buyurduğu şeylerin zamanı gelince takdir ettiği şekilde onları yaratması demektir

Kader ile irâde birbirine zıt değil midir?
İnsan irâdesiyle kader arasında bir zıtlık yoktur Yani insan irâdesiyle kader, omuz omuzadır İnsanlar işledikleri sevaplarla cennete, günahlarla da cehenneme gitmeleri bir vakıa ise, bunların kader dilinde, Cenâb-ı Hak tarafından tasdik edilmesi, bir bakıma irâdelerinin kuvvetlendirilmesidir
İlâhî takdirin mânâsına gelince; sanki Cenâb-ı Hak, insana şöyle demektedir: “Ben, şu zamanda, iradeni şu istikamette kullanacağını biliyorum Onun için de senin hakkında bu işi o şekilde takdir buyuruyorum” İşte bu, irâdeyi sağlamlaştırmak demektir

Kader, sorumluluğu ortadan kaldırıyor mu?
İslâm’ın kaza ve kadere iman esasını, insan hürriyetine aykırı görmek doğru değildir Çünkü bir Müslüman’ın kadere iman etmesi demek, esas itibarıyla, her şeyin Allah’ın bilmesi, dilemesi, kudreti ve yaratması ile olduğuna, Allah’tan başka yaratıcı bulunmadığına inanması demektir Müslümanların kaza ve kadere iman etmelerini, bir şeyi seçme hürriyetine aykırı görenler varsa da bu anlayış kat’iyen yanlıştır Bir Müslüman’ın kadere iman etmesi demek, esas itibarıyla, hayır ve şerrin yaratıcısının Allah olduğunu kabul etmesi demektir İnsanların kâinatta mutlak ve küllî İlâhî bir iradeyi kabul etmeleri, sorumluluklarının esas unsuru olan cüz’î iradelerini ortadan kaldırmaz

Kader ilim nevindendir
Kader, Cenâb-ı Hakk’ın ilminde eşyaya biçilen bir plân ve projedir Bir şeyi bilmek ise o şeyi vücuda getirmek, demek değildir Meselâ, kafamızda bin tane binanın plânını tutsak, yüzlerce fabrikanın fizibilitesini tasarlasak, bunlardan hiçbiri sırf kafamızda tuttuğumuzdan dolayı vücuda gelmez Onların vücuda gelmesi için, irâde ve kudrete ihtiyaç vardır
Kader ilim nevindendir İlim ise daima malûma tâbidir Yani birşey nasılsa ve nasıl olacaksa öyle bilinir Durum böyle olunca, bizim ne yapacağımızı, iradelerimizi nasıl kullanacağımızı Cenâb-ı Hak biliyor ve takdirini de bildiği istikamette yapıyor İnsan, kendi bilmesiyle Allah’ın bilmesini kıyaslamamalıdır

Nasıl oluyor da bir şey daha olmadan önce bilinebiliyor?
Öncelikle şunu ifade edelim ki, sınırlı olan insanın bilmesi ile, sınırsız olan Allah’ın bilmesi bir değildir Kendisi için geçmiş, hâl ve gelecek diye hiçbir şey mevzubahis olmayan Cenâb-ı Hak, geçmiş, hâl (içinde bulunulan zaman) ve geleceği bir nokta gibi görmektedir Şimdi bu ifadeyi anlamak için akıllarımızı biraz zorlayalım
Bir dağ düşünelim Dağın kuzey ve güney cephesi olmak üzere her iki tarafında da bir insan olduğunu düşünelim Bu durumda kuzey cephedeki insanın güney cephedeki insanı görmesi, onun ne yaptığını bilmesi mümkün mü? Mümkün değil; çünkü önünde dağ var ve dağ engeli onun karşı tarafı görmesini engelliyor Aynı durum diğer insan için de geçerlidir Şimdi başka bir varlık düşünelim ki bu varlık, konum olarak dağın en tepesinde, yani zirvesinde bulunuyor ve her iki insanın da gayet güzel bir şekilde neler yaptığını görüyor İşte Cenab-ı Hak da böyledir O, zaman ve mekanla kayıtlı olmadığı için, ilmiyle geçmiş ve geleceği sanki bir noktada cereyan ediyormuş gibi görmekte ve bilmektedir
İnsanın yapacağı işlerin Allah tarafından ezelde bilinip tespit edilmiş olması, onun iradesine rağmen değildir Zira, insan iradesinin söz konusu olduğu yerde yapılan takdirde, onun iradesinin hangi tarafa sarf edileceği Cenab-ı Hak tarafından bilinmekte ve ona göre takdir edilmektedir Allah, insan iradesiyle alakalı bir şeyi, ‘şöyle, şöyle olacaktır’ diye yazmıştır, yoksa ‘şöyle şöyle olsun’ diye yazmamıştır Şu halde biz bir şeyi, Allah’ın ezelde bilmiş olması ve bu bildiğini kaydetmesinden (kaderden) ötürü yapmıyoruz Bilakis, Allah yaptıklarımızı ve yapacaklarımızı bildiği için yazıyor
Bir astronomi alimi “Güneş, 2008 yılı Kasım ayının 11’inde tutulacaktır” dese ve sonra da dediği olay o tarihte gerçekleşse Güneş, bu astronomi uzmanı söylediği için mi tutuldu? Elbette ki hayır O zat önceden Güneş’in tutulacağını bildiği için, yoksa o dediği için Güneş tutulmamıştır

Allah Rasûlü (sas)kaderle ilgili münakaşaları yasaklıyor
Hz Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) kader mevzuunda münakaşa ettiklerine şahit olduğu bir kısım sahabeye; “Siz bunlarla mı emrolundunuz, yoksa Ben size bunun için mi gönderildim? Sizden öncekiler bu konuda tartışmaya başladıkları zaman helâk olmuşlardır” diyerek bu konunun konuşulmasına engel olmuştur
Efendimiz’in kader konusunda böyle buyurmasını şöyle değerlendirebiliriz
Birincisi; her şeyden önce kader meselesi, imanî bir meseledir; imanî meselelerin de münakaşa tarzında ele alınması doğru değildir
İkincisi; insanın kendi iradesiyle ilgili kaderi, bir de iradesi dışında cereyan eden kaderi vardır İradesi dışında meydana gelen kaderin sebepleri ise insanlarca bilinmemektedir İnsan aklı, kaderin bu ikinci kısmına ait sırlara vakıf olamayabilir İnsanın dünyaya gözlerini açtığı asır ve belde, anne ve babasının kim olduğu, cinsiyeti, ırkı ve iradesi dışında ortaya çıkan musibetler ve hastalıklar gibi hususlar bu kısma misal olarak verilebilir Bu konularda münakaşaya kalkışmak insanı içinden çıkamayacağı sonuçlara götürebilir
Üçüncüsü; insanın kaderle ilgili her bir hususu kesin bir biçimde çözmeye girişmesi, kapasitesini aşan bir şeye talip olması demektir Bu itibarla, bir mü’min, kader meselesiyle ilgili anlayabildikleriyle yetinip, anlayamadığı hususları Cenab-ı Hakk’a havale etmeli ve gereksiz münakaşalara girmemelidir

Kaderimiz çiziliyse kararlarımızdan niye sorumlu tutuluyoruz?
Şüphesiz ki, insanda hürriyet, ve bir seçme kabiliyeti vardır Ve o hürriyet, irâde ve seçmeye göre; iyi ve kötü, sevap ve günah insana nispet edilir İnsan irâde ve isteğinin, meydana gelen neticeler karşısında, ağırlığı ne olursa olsun; o irâde, Yüce Yaratıcı tarafından bir şart ve sebep olarak kabul edilmişse, onu hayırlara ve şerlere çevirmesine göre suçlu veya suçsuz olması; irâde dediğimiz şeyin hayra veya şerre meyil göstermesine dayanmaktadır Bu meylin neticesinde meydana gelen hâdise, insanoğlunun sırtına vurulmayacak kadar ağır da olsa, o bu meyille ona çağrıda bulunduğu için, sorumluluk da ona aittir

İnsanın fiil ve hareketlerinde hür olduğunu belirten bazı âyetler:
“Şüphesiz biz ona doğru yolu gösterdik İster şükredici olsun ister nankör
“De ki, (size gelen) gerçek/hak, Rabb’inizdendir Artık dileyen iman etsin, dileyen inkâr etsin
“Her kim iyi bir iş yaparsa lehine; her kim de kötülük yaparsa aleyhinedir Rabb’in kullara asla zulmetmez
Bir kısmını misal olarak aldığımız bu âyet-i kerimeler gösteriyor ki, insan fiil ve hareketlerinde hürdür Bu sebeple de o, fiil ve hareketlerinden sorumludur

İlâhî meşîetin/iradenin esas olduğunu bildiren âyetler:
“Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz
“Allah dileseydi, onu yapamazlardı
“Allah dilemeyince iman edecek değillerdi
Görüldüğü gibi birinci grup âyetlerde insanın hür bir varlık olduğu, ikincisinde ise, İlâhî iradenin esas ve belirleyici olduğu vurgulanmaktadır Bu iki grup âyet arasında telifi mümkün olmayan bir zorluk söz konusu değildir
Bu âyetleri şu ifade altında telif edebiliriz: İlâhî irade esas olmak üzere, insan dilediğini yapabilen bir varlıktır Bu şu demektir: Cenab-ı Allah küllî iradesinin taallukuna bizim irademizi bir şart-ı âdi yapmıştır Yani Rabb’imiz, külli iradesiyle yapacağı şeylere bizim cüz’i iradelerimizle yapacağımız şeyi, sıradan ve basit bir şart olarak ortaya koymuştur İnsanın, olmasını istediği maddî veya manevî herhangi bir şeyin varlık sahasına çıkması, -tabir caiz ise- İlâhî iradenin vizesine bağlıdır

Kadere iman insana ne kazandırır?

Gurur ve bencilliğin belini kırar
İnsan fıtratında, her bir güzellik ve meziyetine sahip çıkıp, onlarla övünme, iftihar etme, hatta daha da ötesinde gururlanıp kendinden geçme duygusu vardır İşte bu noktada; yapılan güzel işler karşısında gurura düşmemek için kader devreye girer ve “mağrur olma yapan sen değilsin” diyerek, insanı kibre gurura düşmekten korur

Ümitsizliği yok eder
Kadere inanan bir insanda en küçük bir ümitsizlik ve gevşeme olmaz Kadere inanan insan, başarıya ulaştığı zaman tevazuu ve alçak gönüllüğü de elden bırakmaz; zafer sarhoşluğuyla kendini kaybetmez

İradeyi güçlendirir
Kadere inanan bir kul, hadis-i şerifin de ifadesiyle başına gelecek bir musibetin mutlaka geleceğine, gelmeyecek olanın da asla gelmeyeceğine inandığı için cesaretlidir

İnsana huzur ve rahatlık verir
Kadere hakiki mânâda iman eden bir kişi, ihtiyaçlarının ve korkularının hâsıl ettiği yükü -tabiri caizse- kaderin gemisine bırakır ve böylece kalbi ve ruhu rahata kavuşur

İnsanı müsamahalı yapar
Başına gelen her musibeti bir de kader açısından değerlendiren bir mü’minin, muhatabını affedebilmesi daha kolay olur

Hırs ve hasedi engeller
Kadere iman etmiş bir mü’min, hakkına razı olduğu için başkasının hakkına tecavüz etmez, hırs göstermez ve haset etmez

Ailem Dergisi
Sayı:194

 

LeoparGS isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 24-12-2007   #2
 
Standart --->: Kadere ve kazaya inanıyorum


Allah Rasûlü (sas)kaderle ilgili münakaşaları yasaklıyor
Hz Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) kader mevzuunda münakaşa ettiklerine şahit olduğu bir kısım sahabeye; “Siz bunlarla mı emrolundunuz, yoksa Ben size bunun için mi gönderildim? Sizden öncekiler bu konuda tartışmaya başladıkları zaman helâk olmuşlardır” diyerek bu konunun konuşulmasına engel olmuştur
Efendimiz’in kader konusunda böyle buyurmasını şöyle değerlendirebiliriz
Birincisi; her şeyden önce kader meselesi, imanî bir meseledir; imanî meselelerin de münakaşa tarzında ele alınması doğru değildir
İkincisi; insanın kendi iradesiyle ilgili kaderi, bir de iradesi dışında cereyan eden kaderi vardır İradesi dışında meydana gelen kaderin sebepleri ise insanlarca bilinmemektedir İnsan aklı, kaderin bu ikinci kısmına ait sırlara vakıf olamayabilir İnsanın dünyaya gözlerini açtığı asır ve belde, anne ve babasının kim olduğu, cinsiyeti, ırkı ve iradesi dışında ortaya çıkan musibetler ve hastalıklar gibi hususlar bu kısma misal olarak verilebilir Bu konularda münakaşaya kalkışmak insanı içinden çıkamayacağı sonuçlara götürebilir
Üçüncüsü; insanın kaderle ilgili her bir hususu kesin bir biçimde çözmeye girişmesi, kapasitesini aşan bir şeye talip olması demektir Bu itibarla, bir mü’min, kader meselesiyle ilgili anlayabildikleriyle yetinip, anlayamadığı hususları Cenab-ı Hakk’a havale etmeli ve gereksiz münakaşalara girmemelidir
Allah cc razı olsun

 

mumsema isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 23-11-2008   #3
 
Standart --->: Kadere ve kazaya inanıyorum


Allah razı olsun

 

Fatımatüz`Zehra isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 23-11-2008   #4
 
Standart --->: Kadere ve kazaya inanıyorum


Allah cc sizlerdende razı olsun,

 

LeoparGS isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 21-12-2008   #5
 
Standart --->: Kadere ve kazaya inanıyorum


Bu çok önemli paylaşım için Allah(cc) razı olsun inşallah

 

betülce isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 04-01-2009   #6
 
Standart --->: Kadere ve kazaya inanıyorum


Allah celle celaluhu sizdende razı olsun betülce

 

LeoparGS isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 01-04-2009   #7
 
Standart --->: Kadere ve kazaya inanıyorum


Allah cc razı olsun teşekkürler

 

Şahmerdan isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Cevapla
Tags: inaniyorum, kadere, kazaya

- | Kainat Kitabının Kaderin Varlığına Olan Şehadeti

Konu Araçları


Kadere ve kazaya inanıyorum ile ilgili Benzer Konular
2087 Kez Görüntülendi

'30 yıldır ateisttim artık Tanrı'ya inanıyorum'
Namazı Kazaya Bırakmak
seferilikte kazaya kalan namazlar
Kaza ve Kadere İman Kadere iman imanın bir şartı mıdır?
Cennetliklere komşu yapan 'kazaya rıza' hali

Powered by vBulletin® Version 3.6.11 Copyright ©2000 - 2010, Jelsoft Enterprises Ltd.
Forumacil | Forumalev | Dantel | Rüyatadı | Mumine | Örgü | Netalemi | Google | Şiirler | validator.w3 |

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369