Mumsema islam Arsivi

Geri git   Mumsema islam Arsivi > İslamda Tasavvuf Bölümü > İslamda Tasavvuf

Forum Alev


Yunus Süresi 62 ve 63 - Ruhül Beyan Tefsiri ile ilgili Benzer Konular
3228 Kez Görüntülendi

artık yeter bu kötülükler (Rasimli Yunus Süresi 108. ayet)
Humeze süresi tefsiri
Fil süresi tefsiri
ruhul beyan tefsiri internette bulamadımbilen arkadaşlarımız yardım edebilirler mi?
Fatiha Süresi Tefsiri
Cevapla
 
Konu Araçları
Alt 13-06-2008   #1
 
Standart Yunus Süresi 62 ve 63 - Ruhül Beyan Tefsiri


Yunus Süresi 62 ve 63 - Ruhül Beyan Tefsiri Mumsema İslam Arşivi Yunus Süresi 62 ve 63 - Ruhül Beyan Tefsiri
Yunus süresi 62 ve 63 - Ruhül Beyan Tefsiri:


62 İyi bil ki Allah'ın dostlarına korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir
63 Onlar îmân edip de takvaya ermiş olanlardır
64 Dünya hayatında da ahirette de onlara müjde var­dır Allah'ın sözlerinde asla değişme yoktur İşte bu, büyük kurtuluşun kendisidir

İyi bil ki" dikkat edin ve bilin ki "Allah'ın dostlarına" yâni Allah'ın sevgilisi ve nefislerinin düşmanı olanlara, demektir Çünkü velilik, Allah'ı ve kendi nefislerini marifet (bilip tanımak) demektir Allah'ı marifet O'nu muhabbet nazarıyla görmektir Nefsini marifet ise nefsin halleri ve özel­likleri üzerindeki perde açıldığında onu düşman nazarıyla görmektir Nef­si gereği gibi tanıyıp onun Allah'ın da senin de düşmanın olduğunu anladığın, sabırla ve sıkıntılara aldırmadan onu tedavi ettiğin zaman nefsin hile ve tuzaklarından emin olursun Ona şefkat ve rahmet nazarıyla bak­mazsın et-Te'vîlâtü'n-Necmiyye'de böyle denilmektedir

Ebüssuûd Efendi (rh) şöyle der: "Sözlükte velî, yakın demektir Al­lah'ın velilerinden maksad ise Allah'a ruhanî olarak yakın olan hâlis mü'minlerdir"

Çünkü onlar Allah'a itaat ederek O'nun velisi olurlar Yani Allah'a müstağrak olarak O'na yaklaşırlar Öyle ki gördükleri zaman O'nun kud­retinin delillerini görürler, işittikleri zaman O'nun âyetlerini işitirler, ko­nuştukları zaman O'nu överek konuşurlar, hareket ettiklerinde O'na hiz­met için hareket ederler, gayret ettikleri zaman O'na tâat etmeye çalışır­lar

Allah'ın velilerine iki cihanda da herhangi bir istenmeyen durumun başlarına gelmesi ile ilgili bir "korku yoktur" Korku, istenmeyen bir du­rumun ileride gerçekleşmesi endişesinden kaynaklanır, "ve onlar" bir is­teklerinin elden kaçması hâlinde "üzülmeyeceklerdir"

Üzülme ise geçmişte kötü gördüğü bir şeyin gerçekleşmesinden ya da yine geçmişte sevdiği bir şeyi elinden kaçırmaktan kaynaklanır Yani üzülmelerini gerektirecek şeyler başlarına gelmeyecektir Gelecek olsa bile endişelenmeyecekler, korkmayacaklardır Bilâkis dâimi bir sevinç ve neş'e içerisinde olacaklardır

Nasıl böyle olmasın ki Allah Teâlâ'nın celâl ve heybetini yüceltmek, sadece kulluk haklarını yerine getirmek için korku ve haşyet hissetmek, havas ve mukarreblerin özelliklerindendir

Bu sebepledir ki el-Kevâşfde şöyle denilmektedir: "Onlara" ahirette "korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir" Yoksa Allah'ın velileri dünyada korku ve üzüntü bakımından diğerlerinden çok daha ileridedir­ler"

Onlara bu hallerin arız olması şu yüzdendir: Çünkü onların gayesi sadece Allah'a tâatte bulunmak ve O'nun rızâsına nail olmaktır Bu ga­yenin gerçekleşmesi, Allah katında değerli olmayı ve yakınlığı da peşin­den getirecektir Cenab-ı Hak'ın vaadi gereği bunun gerçekleşmesinde, hiçbir şüphe yoktur ve elden kaçırılma ihtimalide bulunmaz Bunun haricinde olup da bazen elde edilen bazen de elden kaçırılan dünyevî işler ise onların maksadları arasında değildirler Dolayısıyla ister olsunlar, ister olmasınlar fark etmez Bu gibi şeylerin zararından endişe edip, sağlaya­cağı yararı kaçırmaktan dolayı üzülmezler Nitekim el-îrşâd'da böyle geçmektedir

İşin aslı şudur: Allah dostları hüviyyet-i ahadiyyetde fânî oldukları için ulaştıklan mertebenin ötesinde bir gayeleri ve düşünceleri kalmaz ki korkup üzülsünler Hz Hüdâyî (ks)'in Nefâisü'l-mecâlis inde böyle geçmektedir

63 Onlar îmân edip de takvaya ermiş olanlardır

"Onlar İmân edip de takvaya ermiş olanlardır" Bu ifâde şöyle dü­şünülebilecek bir soruya cevaptır: "Onlar kimdir, bu kıymetli mertebeyi elde etmelerinin sebebi nedir?" İşte bu soruya cevaben şöyle denildi: "On­lar, bütün hayırlara ulaştıran ve bütün serlerden alıkoyan takva ile Al­lah'tan gelen her şeye îmân etmeyi kendilerinde toplayan kimselerdir"

Allâme şeyhimiz (Osman Fazlı Efendi) der ki: "Allah'ın velileri, şeri­at ve tarikat mertebesinde kendilerinden kötü amel ve huyların sâdır ol­ması, marifet ve hakikat mertebesinde ise kendilerinden gaflet ve telvînât hallerinin ortaya çıkması konusunda Allah'tan sakınırlardı Çünkü onlar tabiatlarını şeriat, nefislerini tarikat, kalblerini marifet, ruhlarını ve sırlarını da hakikat yardımıyla ıslâh ederlerdi Şu halde şüphe yok ki on­lar Allah dışındaki tüm varlıklardan (mâsivâ) sakınırlar"

Fakir (Bursevî) şöyle der: Şeyhimiz bu sözleriyle buradaki takvadan kasdedilenin, bu mertebelerin üçüncüsü olduğuna işaret etmektedir Bu üçüncü mertebe insanoğlunun sırrını Hak'dan ve tamâmıyle O'na yö­nelmekten alıkoyan her şeyden uzaklaşmasıdır Bu mertebe, aynı za­manda daha aşağıda yer alan îmânın ifâde ettiği şirkten korunma mertebesini ve günah görülen bütün fiil ve terklerden kaçınma mertebesini içine alan bir mertebedir Veliler Allah'a yönelme ve masivadan kaçınma konusunda istîdâd derecelerinin farklılığına göre farklı derecele­re sahiptirler Bu derecelerin en ilerisi, peygamberlerin himmetlerinin ulaştığı derecedir Peygamberler, nübüvvet ve velilik riyasetlerini bir ara­da bulundurmaktadırlar Maddî âleme dâir bilgilerle ilgilenmeleri, onları ruhlar âlemine yükselmekten alıkoymaz Kudsî kuvvetle desteklenmiş tertemiz nefisleri son derece istîdâdlı olduğu için mahlûkatm maslahatı­na olan şeylerle ilgilenmeleri, onları hakkânî hâllere dalmaktan geri koymaz

İşte buradan Peygamber Efendimiz (sa)'in, Hz İsâ (as)' dan üstün oluşunun hikmeti anlaşılmış olmaktadır Çünkü İsa (as)' ın dördüncü ka­ta yükselmesi, Hz Peygamber (sa)'in Arş'a ve Arş'ın üstüne miracın­dan daha değerli değildir Zira İsa (as)'ın bu dünya ile alâkası sadece annesi yönünden olduğu halde, Hz Peygamber (sa)'in alâkası hem anne hem de baba yönündendir Böyle olmasına rağmen dünya ile alâkası ona engel olmamış, unsuriyyât âleminin sonlarına ve tabîiyyât âleminin zirvelerine ulaşabilmiştir Yüce nurlarla devamlı olarak alâkayı sürdürmek mümkündür

Nitekim bu durum çokça ibâdet ve tâatte bulunan bir zattan nakle­dilmiştir Bu mümkün olmasa bile bu hâl, o kişinin bir melekesi hâline getirilir Artık onun için beden bazen giydiği bazen çıkardığı bir elbise gi­bi olur Görmez misin ki harcama gücü olan kimse her acıktığında dile­diğini yiyip karnını doyurma imkanına sahiptir İşte manevî rızkı ve bu rızkın menbaına yükselmeyi de buna kıyas et Hatta bu, öncekinden çok daha evlâ bir durumdur Çünkü bir vâsıta ve sebebe muhtaç değildir İs­teyenle istenen arasında mesafe yoktur


Hz Ali (kv)'den rivayet edilen sözlerden biri şöyledir; "Allah dost­ları, yüzleri uykusuzluktan sapsarı, ağlamaktan gözlerinin feri gitmiş, açlıktan karnı sırtına yapışmış, susuzluktan dudakları kurumuş kimse­lerdir"

Saîd bCübeyr'den rivayet edilir ki:

Hz Peygamber (sa)' e "Allah dostlan kimlerdir?" diye sorulunca şöyle cevap vermiştir: "Onlar görül­dükleri zaman Allah'ın hatırlandığı kişilerdir" Yani Allah'ın özellik­lerini, Allah'a karşı olan saygılarını, itminanlarını övdüğü kişilerdir Bu tıpkı "onlann nişanları, yüzterindeki secde izidir" (el-Feth, 48/29) âyetinde anlatıldığı gibidir

Büyüklerden birisi de şöyle der: "Velilerin alâmeti, himmetlerinin Al­lah'la beraber, meşguliyetlerinin Allah'la ve kaçışlannın Allah'a olması­dır Sahiplerini müşahedede bakî; kendi hallerinde fâni olurlar Böylece velayet nurları onlann üzerine yağar da yağar Kendi nefislerinden hiç haberleri olmaz, Allah'tan başka bir varlıkta da kararları kalmaz Onlar, birbirlerini sırf Allah için sevenlerdir

Hz Peygamber bir hadisinde şöyle buyurmuştur:
"-Şüphesiz Allah'ın öyle kullan vardır ki peygamber ve şehid ol­madıkları halde kıyamet gününde Allah katındaki mevkilerinden do­layı peygamberler ve şehidler onlara imrenir"
Sahabîler:
"-Yâ Rasûlallah, onlar kimdir? Onlann amelleri nedir? Belki onlan biz de severiz" dediler
Efendimiz şöyle buyurdu:
"-Onlar aralarında akrabalık bağı bulunmadığı ve alıp verdikleri malları olmadığı halde birbirlerini sırf Allah için severler Allah'a ye­min ederim ki onların yüzü nurdur, nurdan minberler üzerinde bu­lunacaklardır İnsanlar korktuğu zaman onlar korkmazlar, insanlar üzülürken onlar üzülmezler"'"
54 -Suyuti ed-dürril mensur IV 370-371
55 -:Müsned V343

Hz Peygamber (sa)'in: "peygamberler onlara imrenir" sözü, tem­sil yoluyla onların hallerinin güzelliğini tasvirdir
el-Kevâşıâe der ki: "Bu ifâde mübalâğadır ve şöyle anlaşılmalıdır: Bu özellikte bir topluluğun var olduğu farz edilseydi onlar bu kimseler olurdu Yoksa peygamber olmayan bir kimsenin peygamber mertebesi­ne ulaşması mümkün değildir"

Fenârî'nin Tefsiru'S-Fâtihasında da şöyle denilir:
"Peygamberler, Allah'ın kendilerini mahlûkât için şefkat hissi ile yarattığı ümmetleri adı­na endişelenip korkarlar Kıyamet günü: "Allah'ım kurtar, kurtar!" der­ler Ümmetleri için son derece büyük bir korkuya kapılırlar Ümmetler de kendileri için korkuya düşerler Kendilerinden emin olanlara gelince içinde bulunduklan bu emin durumdan dolayı peygamberler onlara gıbta eder Çünkü onlar her ne kadar kendileri için emin iseler de ümmet­leri için korku duymaktadırlar"

Fakir (Bursevî) der ki: Bu bölümü yazmayı bitirdiğim sırada hatırıma başka bir izah daha geldi: Mezkûr hadis, Allah için sevmek konusunu an­latmaktadır Muhabbet (Allah'ın habîbi olmak) da diğer peygamberler ve veliler arasında sadece Hz Peygamber (sa)' e has bir makamdır Bu ma­kam O'nun (sa) getirdiği hakikatlere vâris olanlar arasında da kâmil in­sanların çıkabilmesine zıt düşmez Çünkü tabî olanların kemâli, tabî ol­dukları zâtın kemâline bağlıdır Bu bakımdan Hz Peygamberin vârisleri­nin de bu makama ulaşması ve bu sayede bazı peygamberlerin bu zâtla­ra imrenmesi, caiz şeylerdendir

Şöyle bir hadis vârid olmuştur: "Ümmetimin âlimleri, Isrâiloğullan'nın peygamberleri gibidir "Böyle olmaları o peygamberlerin mer­tebesine ulaşmış olmalannı ve mutlak mânâda onlardan üstün tutulmala­rını gerektirmez Şurası kesindir ki üstün olan bir kimse, başka bir yön­den başkasından aşağı olabilir Bunun aksi de geçerlidir Görmez misin ki Hz Peygamber (as) "Siz dünyanızın işlerini daha iyi bilirsînîz," buyurmuştur Marifet derecelerinin sonu yoktur Her şeyin sonu ancak Allaha varır
Acluni II 83
Müslim Fedail 140

Bayezid (ks) der ki: "Allah'ın velileri gelinler gibidir Gelinleri de sa­dece mahremleri görebilir Mahrem olmayanlar ise göremez Veliler O'nun katında üns perdesiyle gizlenmişlerdir Onlan hiç kimse ne dün­yada ne de âhirette görebilir"

Sehl (ks) de der ki: "Allah'ın velilerini ancak onlara denk olanlar ya da Allah'ın onlardan kendilerini faydalandırmak istediği kimseler tanıyabilir Allah onları insanlar tanıyacak kadar tanıtsaydı onlar bu in­sanların aleyhine bir delil olurdu Onları tanıdıktan sonra karşı gelen­ler küfre düşerler, onların emirlerini yerine getirmeyenler de yoldan çıkardı"

Şeyh Ebü'l-Abbas (ks) şöyle der: "Veliyi tanımak Allah'ı tanımak­tan daha zordur Çünkü Allah Teâlâ, kemali ve cemali ile tanınır Ama bir mahluk kendisi gibi yiyen, kendisi gibi içen birisini nasıl tanıyabilir? Allah dostlarının zahiri şeriat hükümleriyle müzeyyen, bâtını ise fakr nurlanyla meşguldür"


Ruhül Beyan Tefsiri (Bursevî)

 

haldandoz isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 20-11-2008   #2
mum
 
Standart --->: Yunus Süresi 62 ve 63 - Ruhül Beyan Tefsiri


Alıntı:
Şeyh Ebü'l-Abbas (ks) şöyle der: "Veliyi tanımak Allah'ı tanımak­tan daha zordur Çünkü Allah Teâlâ, kemali ve cemali ile tanınır Ama bir mahluk kendisi gibi yiyen, kendisi gibi içen birisini nasıl tanıyabilir? Allah dostlarının zahiri şeriat hükümleriyle müzeyyen, bâtını ise fakr nurlanyla meşguldür"
bu benzetimi ya anlamadım yada bu sözü biraz açarmısın kardeş

 

mum isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 20-11-2008   #3
 
Standart --->: Yunus Süresi 62 ve 63 - Ruhül Beyan Tefsiri


Yukarıdaki yazı bir bütün olarak ele alındığında, bu ayetlerde Allahü Teala'nın veli kullarının Allah (cc) katındaki değerinin ve ümmet içerisindeki büyüklüklerinin vurgulandığını çok net olarak görebilmekteyiz Peygamber varisi ve ümmetin önderleri olduklarını da

Yukarıdaki alıntı yaptığınız beyanın müeelifinin, anlatmayı murad ettiği gerçek niyetinin ne olduğunu, neyi anlatmak istediğini bizlerin şimdi burada kendimizce tev'il etmeye çalışmamız ne derece doğrudur, bu tartışılır Ama benim acizane anladığım kadarıyla Allahü Teala kendisini kullarına sıfatlarıyla tanıtmıştır Kullar da Rabbül Alemin'i kâmil sıfatlarıyla bilirler ve tanırlar Halbuki halkın arasında gizlenmiş olan Allah'ın veli kullarını herkesin tanıması mümkün değildir Allah (cc) veli kullarını halk arasında gizlemiştir ve sadece kendisi bilir Ancak bazı istisnaları vardır, bazen de Allahü Tela bu gibi veli kullarını halkın irşadı için görevlendirir ve açıktan tebliğe başlarlar Allah Teala bir veli kulunu kolay kolay açmaz, gizler; şayet açmışsa, o veli artık herkes tarafından bilinen tanınan bir kişi olmuşsa, bunda da çok büyük hikmetler gizlidir demektir

Hal böyle olunca, diğer insanlar kendileri gibi yiyip içen, kendilerine benzeyen kişilere kolay kolay veliliği yakıştıramazlar İnsan nefsi, tabiatı gereği kendisinden üstününü kabul etmez ve direnir Halk içinde gizlenen nice insanlar vardır ki, insanlar belki onları hor görürler, incitirler Halbuki onlar Allah (cc) katında çok sevgili ve azizdirler Bunları bizler bilemeyiz haliyle Yine bizler Allah dostlarının batınını, yani iç alemini ve kalbindeki envarı göremediğimiz için, onları kolayca teşhis edemeyiz ve tanıyamayız da Dıştan bakıldığında bizler gibi yiyen içen, bizler gibi giyinen, bizler gibi konuşan insanlardır, ama iç alemleri çok farklı olan zatlardır Bundan dolayı onları tanımak çok zordur Kanaatimce burada kastedilen niyet bu olsa gerektir, Allahualem

Ayrıca mum hocam, bu tefsir edilen ayetler; Allah (cc) dostlarına, Allah'ın dostluğunu yakıştıramayan buradaki birtakım tasavvuf ve evliya münkiri kişilerin saldırıları üzerine özellikle gönderilmiştir Sizden beklerdim ki, nasıl bu yazıda geçen bazı kelimeleri böyle seçip sorguladığınız gibi, aynen öylece de açıktan açığa burada Allah (cc) dostlarına saldıran ve Allah'ın (cc) rızasına muhalif bu tür saldırı dolu yazılar karşısında da aynı tutumu göstermeniz idi Ama maalsef bu duyarlılığı sizlerden ve diğer görevli mod arkadaşlardan göremedik Hatta zaman zaman, hakem olmak yerine taraf oldunuz Eğer bu forum İslami bir forum ise, bu gibi aymazlıklara göz yumulmayarak, geçmişte İslam davasına yapmış oldukları büyük hizmetlerle rüştünü ıspatlamış çok değerli alimlerimize Allah (cc) için dil uzatılmasın Yoksa bugünkü İslam düşmanlığı yapanlar da ilk önce bu ümmetin önündeki önderler olan din alimlerine saldırıyorlar, bilmem farkında mısınız? Dikkat edelim, bizler de onların izdüşümüne düşüp te, ziyana ve hüsrana uğrayanlardan olmayalım inş

Selam ve dua ile

 

haldandoz isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Cevapla
Tags: beyan, ruhul, suresi, tefsiri, yunus

Tevbeyle Arınmak | Tevbe ve Şeytan

Konu Araçları


Yunus Süresi 62 ve 63 - Ruhül Beyan Tefsiri ile ilgili Benzer Konular
3228 Kez Görüntülendi

artık yeter bu kötülükler (Rasimli Yunus Süresi 108. ayet)
Humeze süresi tefsiri
Fil süresi tefsiri
ruhul beyan tefsiri internette bulamadımbilen arkadaşlarımız yardım edebilirler mi?
Fatiha Süresi Tefsiri

Powered by vBulletin® Version 3.6.11 Copyright ©2000 - 2010, Jelsoft Enterprises Ltd.
Forumacil | Forumalev | Dantel | Rüyatadı | Mumine | Örgü | Netalemi | Google | Şiirler | validator.w3 |

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369